|
Sayı:
2005-52
16 Kasım
2005
ZORUNLU KARŞILIK VE UMUMİ
DİSPONİBİLİTE HAKKINDA TEBLİĞLERE
İLİŞKİN BASIN DUYURUSU
Zorunlu
karşılıklar ve disponibilite hakkındaki 29/3/2002 tarih ve 24710 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 2002/1 ve 2002/2 sayılı tebliğler, 5411 sayılı Bankacılık
Kanunu ile finansal sektörün kapsamlı bir şekilde yeniden düzenlenmesi ve 1211
sayılı Bankamız Kanununun zorunlu karşılık ve umumi disponibiliteye ilişkin
maddesinin değiştirilmesi nedenleri ile, Avrupa Birliği’ndeki ve diğer
uluslararası uygulamalar da dikkate alınarak, aşağıda açıklanan biçimde yeniden
düzenlenmiştir.
16/11/2005
tarih ve 25995 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Zorunlu Karşılıklar Hakkında
2005/1 sayılı Tebliğ” esas olarak 16/12/2005 tarihli zorunlu karşılık
cetvelinden başlamak üzere yürürlüğe girmekte, “Umumi Disponibilite Hakkında
Tebliğ” ise 16/11/2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmaktadır. Bu
çerçevede;
1.
Mevcut hali ile uzun zamandır işlevini yitirmiş olan disponibilite
uygulamasına, 5411 sayılı Bankacılık
Kanunu’nun 46 ncı maddesinde bankaların, Bankamızın uygun görüşü alınmak
suretiyle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nca belirlenecek usul ve
esaslara göre asgari likidite düzeyini hesaplamak, tutturmak, idame ettirmek ve
raporlamak zorunda oldukları hüküm altına alınmış olduğu için, son
verilmektedir. Bu çerçevede BDDK’ca, Bankamızın uygun görüşü alınarak kapsamlı
bir likidite düzenlemesi yürürlüğe konulacaktır.
Diğer
yandan, AB Komisyonu’nun 9 Kasım 2005 tarihinde açıklanan 2005 yılı Türkiye
İlerleme Raporu’nda, bankaların Merkez Bankası’nda zorunlu olarak DİBS
bulundurması uygulamasının “kamunun finansal kuruluşlara imtiyazlı erişiminin
engellenmesi” ilkesine aykırılık teşkil ettiği belirtilmektedir. Yürürlükteki
disponibilite düzenlemesinin kaldırılmasıyla, bankaların Merkez Bankası’nda DİBS
tutma zorunluluğu sona erdirilmekte ve böylece AB müktesebatına uyum konusunda
da önemli bir adım atılmış olmaktadır.
2. Bilindiği
gibi, Bankamızca 20 Aralık 2004 tarihinde açıklanan “2005 Yılı Para ve Kur
Politikası” metninde, piyasada likidite sıkışıklığının ortaya çıkması ile
birlikte bankaların esnek ve etkin likidite yönetimi yapmalarını teminen, mevcut
uygulamada yarısı ortalama olarak tutulan Yeni Türk Lirası zorunlu karşılıkların
tamamının ortalama olarak tutulmasının planlandığı duyurulmuştu. Bu çerçevede,
2005 yılı sonundan itibaren Yeni Türk Lirası zorunlu karşılıkların tamamının
ortalama olarak tesis edilmesi uygulamasına geçilecektir. Bu uygulama, maaş ödemelerinden
kaynaklanan emisyon artışları ile vergi ödemeleri ya da ihale-itfa farkları
nedeniyle önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek kısa süreli Yeni Türk Lirası
likidite dalgalanmalarının faiz oranları üzerinde baskı yaratma olasılığını daha
da azaltacaktır. Böylelikle, kısa vadeli faiz oranlarının daha istikrarlı bir
yapıya kavuşturulmasına ve dolayısıyla enflasyon hedeflemesine geçilecek olan
2006 yılında faiz oranlarının etkin bir politika aracı olarak kullanılmasına
katkı sağlanacaktır.
3.
Bankamız Kanununun zorunlu karşılıklar hakkında 40/II nci maddesinin yaptırım
uygulamasına ilişkin hükmü, Avrupa Konseyince zorunlu karşılıklara uygulanacak
yaptırımlar konusunda Avrupa Merkez Bankası’na verilen yetkiler de dikkate
alınarak, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 168 inci maddesinin F bendiyle
“Zorunlu karşılıkların ve umumi disponibilitenin süresinde tesis edilmemesi veya
eksik tesis edilmesi halinde Banka, belirleyeceği usul ve esaslara göre, eksik
kısım için; Banka nezdindeki hesaplarda faizsiz mevduat tutulmasını istemeye
veya cezai faiz tahakkuk ettirmeye yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiştir. Bu
hükme istinaden zorunlu karşılık tebliğinin yaptırım uygulamasına ilişkin
maddesi yeniden düzenlenerek, eksik tesis edilen Türk parası zorunlu
karşılıkların 2 katı tutarında Yeni Türk Lirası cinsinden, yabancı para zorunlu
karşılıkların 3 katı tutarında ABD Doları cinsinden mevduatın, Bankamız nezdinde
açılan bloke hesaplarda, karşılıkların eksik tesis edildiği süreler dikkate
alınarak faizsiz olarak tutulması, bunun yapılmaması durumunda ise eksik
tutarlara tesis süresi esas alınarak cezai faiz uygulanması
öngörülmüştür.
Böylelikle, zorunlu karşılık yükümlülüklerinin
eksik yerine getirildiği hallerde, cezai faizin bir defada ve nakit olarak
tahsil edilmesi yerine faizsiz mevduat tutturulması yoluyla bankaların
likiditeleri ve dolayısıyla mali bünyeleri üzerindeki olası olumsuz etkiler en
aza indirilerek, faiz oranları üzerinde baskı oluşması da önlenmiş olacaktır.
4.
Yürürlükten kaldırılan 4389
sayılı Bankalar Kanunu’nda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (Fon) Kurulu’na
“hisselerinin çoğunluğu veya tamamı kendisine intikal eden bankaların kanuni
karşılık yükümlülüklerini cezai faizlerini de kaldırmak suretiyle erteleme ve
düşürme” yetkisi veren hüküm, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda Fon Kurulu’nu
sadece Fon’un gelirleri arasında yer alan zorunlu karşılık ve disponibilite
cezai faizlerini kaldırmaya yetkili kılacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.
Yeni
yürürlüğe giren Bankacılık Kanunuyla, Bankamız Kanununun zorunlu karşılıkları
düzenleme yetkisine istisna teşkil eden söz konusu hüküm kaldırılmış
bulunmaktadır. Bu çerçevede, bu tebliğ ile, Bankacılık Kanunu’na göre temettü
hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon’a devredilen kredi
kuruluşlarının Fon’a devredildiği tarihten itibaren zorunlu karşılık
yükümlülüğünden muaf tutulması düzenlenmiştir. Böylece, daha önce yürürlükten
kaldırılan Bankalar Kanunu’na göre Fon’a devredilen ve Fon Kurulunca zorunlu
karşılık yükümlülüğü kaldırılmış olan bankaların söz konusu muafiyeti
sürdürülmüş olmaktadır.
5.
Zorunlu karşılıkların hesaplandığı tarihlerde, yükümlülüklerinden kaçındığı
tespit edilen bankalar ile bu yola başvurmayan bankalar arasındaki haksız
rekabeti önlemek amacıyla, yapılan inceleme ve denetimlerde zorunlu karşılık
yükümlülüklerinin hesaplandığı tarihlerde yükümlülüklerinden kaçındığı tespit
edilen bankalardan, zorunlu karşılık yükümlülüklerini tek bir gün yerine iki
yükümlülük hesaplama tarihi arasındaki günlerin bakiyelerinin ortalamalarını
alarak hesaplamaları istenebilecektir.
6. Türk
parası ve yabancı para cinsinden yükümlülüklerin tabi olduğu zorunlu karşılık
oranlarında mevcut durum korunarak, Yeni Türk Lirası yükümlülükler için yüzde 6
ve yabancı para yükümlülükler için yüzde 11 olan zorunlu karşılık oranları
uygulanmaya devam edilmektedir.
Kamuoyunun
bilgisine sunulur.
|