|
Ankara,
22 Temmuz 2005
Rüknettin
Kumkale
YMM
ruknettin@kumkale.tr.tc
Türk Ticaret Kanun’unun 23. Maddesinde sözü edilen
ve ticari hayatımızda en çok kullandığımız belge olan Fatura’nın bedelinin
ödenip ödenmediğinin fatura üzerinde gösterilmesi hususu hala tartışılmaya
devam edilmektedir.
Halbuki yerleşik Yargıtay Kararları ile bir faturanın bedelinin
ödenip ödenmediği hususu açıklığa kavuşmuştur.
Türk Ticaret Kanun’unun Fatura ve Teyit Mektubu başlıklı 23.
Maddesi şu şekilde’dir.
“3. Fatura ve teyit mektubu:
Madde 23 - Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden,diğer taraf,kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini istiyebilir.
Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.
Şifahen,telefon veya telgrafla yapılan mukavelelerin veya beyanların muhtevasını teyit eden bir yazıyı alan kimse,aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.”
Ticari
hayatımızda,
- “Açık
Fatura” deyimi, bedeli ödenmemiş fatura,
- “Kapalı
Fatura” deyimi, bedeli ödenmiş fatura
anlamında kullanılmaktadır.
Bir fatura düzenlendiği zaman Vergi Usul Yasasının 231. maddesi hükümlerine
göre faturanın baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya yetkili olanların
imzasının bulunması gerekir. Bu fatura Vergi Usul Yasasının 229. maddesine göre
müşterinin borçlandığı meblağı göstermektedir. Bu iki ifadeyi ve yasa hükmünü
dikkate alarak düşündüğümüzde, bir faturanın düzenlenerek baş tarafının iş
sahibi veya adına yetkili kimselerin imzası ile müşteriye verilmesi halinde, bu
fatura müşterinin borçlandığı meblağı göstermektedir. Yani bedeli satıcı
tarafından tahsil edilmemiştir. Piyasa düzenindeki ifadesi ile bu fatura, açık faturadır.
Ankara
Ticaret Odası tarafından alınan 21.12.1948 tarih ve 6 no.lu teamül kararı özeti
aşağıya çıkarılmıştır.
“Ticarethane tarafından satışı yapılan
mallara ait fatura muhteviyatı alıcı tarafından ödendiğinde, bayi tarafından
faturanın altına damga pulu yapıştırılarak tarih, ticarethane klişe ve mührü
ile birlikte selahiyattar olan tarafından imza edilerek pul iptal olunur. Bu
şekildeki faturaya bedeli alınmış (kapanmış, akide edilmiş) fatura denir. Bedeli alınmıştır
kaydını ihtiva etmeyen faturada damga pulu üzerine ticarethane klişe veya mührü
ve selahiyetli olanın imzası mevcut olduğu takdirde, bu kaydın mevcut olmaması
bir hüküm ifade etmez. Yani fatura bedeli ödenmiş, akide edilmiş sayılır.”
Ankara
Ticaret Odası tarafından alınan bu karar ile açık/kapalı fatura konusunda bir
teamül oluşmuştur.
Faturanın
bedelinin tahsili ile ilgili yasalarımızda bir şekil şartı öngörülmemiş ve bir usul
geliştirilmemiştir.
Hazırlanan
Yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda da yürürlükteki 6762 Sayılı Türk Ticaret
Kanunu’nun yukarıya alınan 23. Maddesinde bir değişiklik öngörülmemiştir. Halbuki
yazımızın konusu olan açık/kapalı fatura hususuna yeni tasarıda açıklık
getirilmesi bu konudaki tartışmalara nokta koyması açısından gerekli olacaktır.
Ticari
hayatta fatura tutarlarının tahsil edilmesinin göstergesi ve usulü piyasa
düzeni içinde kendi kendine oturmuştur.
Faturanın alt kısmının satıcı veya
adına yetkili kimselerce imzalanması
müessesenin kaşesinin vurulması ve
bedeli alınmıştır ifadesinin yazılarak tarih atılması ile faturanın bedelinin
satıcı tarafından tahsil edilmesi hali oluşmuştur. Bu durumdaki fatura, kapalı faturadır.
Bir faturanın bedelinin tahsil edilmesi durumunda iki nokta
önümüze çıkmaktadır.
a. Faturanın
tanzim tarihi ile bedelini tahsil tarihi aynı tarihi taşıyabilir. Bu durumda
satıcı ve müşteri ilgili faturayı, üzerinde taşıdığı tarihte muhasebe kayıtlarına
geçireceklerdir.
b. Faturanın
tanzim tarihi ile bedelinin tahsil tarihi arasında farklılık olabilir. Diğer
bir anlatımla fatura tanzim edildiği tarihte bedeli tahsil edilmemiştir. Fatura
bedeli müşteri tarafından sonraki herhangi bir tarihte ödenecektir. Bu durumda
faturanın bedelinin ödendiği tarihte ilgili fatura üzerinde faturayı kapatma
işlemi yapılması olanaksızdır. Çünkü fatura muhasebe kayıtlarına tanzim tarihi
itibari ile alınmıştır. Tahsil tarihi fatura tarihinden başka bir günü
taşıyacağından bu fatura üzerinde işlem yapmamak gerekir. Çünkü, ilgili açık
fatura satıcı firmanın kayıtlarında ve müşteri firmanın kayıtlarında açık
(ödenmemiş) olarak görülmektedir. Her iki müessesede açık bulunan bu hesapların
kapatılabilmesi için yapılacak en uygun işlem tahsilatı yapan satıcı firmanın
tahsil ettiği para, çek veya senet karşılığında müşterisine tahsilat makbuzu vermesi halidir. Bu durumda hem
satıcının hem de müşterinin hesapları kapanacaktır.
Satıcının
bir tahsilat makbuzu verememesi halinde müşteri firma parayı ödediği ile ilgili olarak
kendisi tarafından düzenlenecek bir ödeme
makbuzunu satıcıya imzalatabilir.
Bu iki
durumun dışında, satıcının tahsilat makbuzu, müşterinin ise ödeme makbuzu yok ise, bir kağıda satıcı tarafından tahsil edilen tutar,
tahsilatın nakit, çek veya senet mi olduğu açık açık yazılarak ve kağıdın
satıcı veya adına yetkili kimseler tarafından tarih atılarak imzalanması ve
firmanın kaşesinin vurulması halinde de tahsilat işlemi tamamlanacaktır.
Burada
açıklanan konular, ticari hayatımızda, piyasa şartları dahilinde kullanılan,
piyasada iş yapan satıcı ve müşteri hüviyeti taşıyan vergi mükellefleri
tarafından uygulanan ve bu uygulamalara Yargıtay, Maliye Bakanlığı gibi
aldıkları kararlar ile piyasa şartlarını oluşturan makamlar tarafından itiraz
ve düzeltme gelmemiş olan hususlardır.
Burada
faturanın kapatılması ile ilgili olarak açıklanan hususlar satıcının ve
müşterinin her ikisinin de birinci sınıf defter tutan tüccarlar olması halinde
geçerli bulunmaktadır.
Açık bir
faturanın işletme defteri tutan satıcı ve müşteri arasında alınıp verilmesi
durumlarında ise faturanın kapalı olup olmaması muhasebe açısından fark
etmeyecektir. Ancak faturanın bedelinin ödenmiş olup olmaması durumu ve bu
hususun ispatı iki taraf arasındaki hukuki bir durumdur. Satıcı ve müşteri
arasında faturanın bedelinin tahsili konusunda bir ihtilaf olması halinde,
faturanın açık/kapalı olmasına ve her iki taraf arasında alınıp verilmiş olan
makbuzlara bakılacaktır.
Bu
açıklamalarımızı satıcı/müşteri ilişkisinden herhangi birinin işletme hesabı
veya birinci sınıf defter tutuyor olması halleriyle ilgili olarak ta
geliştirmek ve muhasebeleri açısından ispat vesikası yaratacak düzenin
oluşturulması gerekir.
İstemin Özeti: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının
yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm
süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili,
davalının fuel-oil satışı nedeniyle müvekkiline borcu olduğunu, bunun tahsili
için yapılan takibe davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali talep
ve dava etmiştir.
Davalı vekili,
davacıya tüm borcun ödendiğini davacının kapalı faturaya dayalı olarak takip
yaptığını davacının alacağı ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini
savunmuştur.
Mahkemece
davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Borçlar Kanununun 182/2. maddesinde, aksine sözleşme ve
adet bulunmadığı takdirde, satıcı ile alıcının borçlarını aynı zamanda ifa ile
yükümlü olduğu belirtilmiştir. Ayrıca faturanın kapalı olarak düzenlenmiş
olması mal bedelinin peşin olarak ödendiğine karine teşkil edeceği kabul
edilmektedir.
Mahkemece
(...) Ticaret ve Sanayi Odasından alınan cevabi yazıda yörede ticari yaşamın
yeni geliştiği, faturalar üzerinde yapılan işlemler ve sonuçları hakkında
yeterli bilgi birikimi olmadığı bu nedenlerle kapalı faturaların bedelinin
ödenmiş olduğuna dair herhangi yerleşik bir ticari örf ve teamülün bulunmadığı
bildirilmiştir.
(...) Ticaret
ve Sanayi Odasının ilgili yazısında,
(...) Ticaret
Odasının 21.12.1948 tarih ve 6 sayılı kapalı faturanın ödemeye karine teşkil
ettiğine ilişkin teamül kararına aykırı bir yerel örf ve teamülün
bulunmadığının da belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle
kapalı faturanın ödemeye karine teşkil ettiği ve bu karinenin aksinin davacı
tarafından kanıtlanamadığı gözetilerek bir hüküm kurulması gerekirken yazılı
şekilde karar tesisinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm bozulmasına
oybirliğiyle karar verildi. (Yargıtay 19 Hukuk D. Tarih:
18.01.2001 Esas: 2000/6236, Karar: 2001/300, Kaynak: Mart 2002 tarihli Yaklaşım
Dergisi)
- - · - -
Davacı satıcı,
davalı alıcının almış olduğu ekmek bedelini ödemediğini ileri sürmüş ve
davalıda, faturalarla bedelin ödendiğini savunmuştur. Taraflar delillerini
ibraz etmiş ve incelenen belgelerin suret olduğu anlaşılmıştır. Taraflar bu
delillere dayanmış olmasına göre delillerin asılları getirilmesi ve faturaların
kapalı olup olmadığı belirlenmelidir. Kapalı fatura ibrazı halinde, bu
faturaların davalı alıcı tarafından ödendiğinin kabulü gerekir. Aksi halde,
yani faturalar açık ise bu taktirde de satış bedelinin ödenmediğinin kabulü ile
ispat ehliyetinin davalıya düştüğünün kabulü zorunlu olur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; 11.09.1997, E:1997/5184,
K:1997/5705)(Yargıtay Kararları Dergisi, Cilt 23, Sayı 11, Sayfa 1739)
|