E-BEYANNAME UYGULAMASINDA 376 SERİ NO’LU VUK GENEL TEBLİĞ SONRASINDA YAŞANANLAR VE HUKUKİ TÜMÖRLERİMİZ      

06 Aralık 2007

 

Özgür Biyan

 

Mali Hukuk Bilim Uzmanı

ozgurbiyan@vergidanismani.com

ozgurbiyan@hotmail.com

E-BEYANNAME UYGULAMASINDA 376 SERİ NO’LU VUK GENEL TEBLİĞ SONRASINDA YAŞANANLAR VE HUKUKİ TÜMÖRLERİMİZ

 

I - GİRİŞ

 

E-devlet uygulamasının bir uzantısı olan elektronik ortamda beyanname verilmesi, kısaca e-beyanname uygulaması 2004 yılı ikinci yarısından bu yana yürürlükte bulunmaktadır.

 

Olumlu-olumsuz tarafları bir yana bırakılacak olursa yayınlanan son genel tebliğ sonrası tüm vergi mükellefleri e-beyanname kapsamına alınmıştır. Konu ile ilgili olarak idare tarafından yayınlanan bir genelge ile (1) uygulamada, aracı sözleşmesi olmayan mükelleflere şifre verilmediği anlaşılmıştır. Bu durum beyannamesini imzalatmak zorunda olmayan mükelleflerin mağduriyetlerine sebep olmuş bulunmaktadır.

 

Bu yazımızda konu ile ilgili düzenlemelerin hukuksal süreçte yaşamış olduğu kanımızca hatalı olan durumları ve sonrasında yaşananlara ele alıp görüşlerimizi paylaşmaya çalışacağız.

 

II. MALİYE BAKANLIĞI YETKİSİNİN YASAL DAYANAĞI

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Yetki” başlıklı mükerrer 257. maddesinde yer alan düzenleme ile Maliye Bakanlığı, vergi beyannameleri ve bildirimlerinin internet ve diğer elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında doğrudan mükellefler tarafından gönderilmesine izin verebileceği veya zorunluluk getirebileceği konusunda ve bunların yetki verilmiş gerçek ve tüzel kişiler aracılığıyla gönderilmesine izin vermeye veya zorunluluk getirmeye yetkili kılınmıştır.

 

İdare bu yetkisini 340, 346, 351, 357, 367 ve 373 Seri No’lu VUK Genel Tebliğleri ile kullanmıştır. 18 Ekim 2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 376 Seri No’lu VUK Genel Tebliği (2) ile de E-beyanname adı verilen elektronik ortamda beyanname verilmesi uygulamasına nihai şekil verilmiş bulunmaktadır.

 

III. 376 SERİ NO’LU VUK GENEL TEBLİĞİ

 

Maliye Bakanlığı konu ile ilgili yayınlanmış olduğu 376 Seri No’lu VUK Genel Tebliği ile daha önce e-beyanname ile ilgili olarak düzenlenen “hadler” ile ilgili sınırlamalara tabi olmaksızın ticari, sınaî ve mesleki kazanç elde eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin beyannamelerini elektronik ortamda vermeleri gerektiği şeklinde düzenleme yapmıştır. Dolayısıyla herhangi bir sınırlama olmaksızın ticari, sınaî veya mesleki kazanç elde eden tüm gelir vergisi mükelleflerinin beyannamelerini elektronik ortamda vermesi zorunluluğu getirilmiştir.

 

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına ait 2007/26 no’lu tamimde vergi mükellefleri ile 3568 sayılı yasa kapsamındaki meslek mensupları arasında yapılacak olan “aracılık sözleşmelerinin” beyannamelerin internet ortamında gönderilmesi için yeterli olacağı belirtilmektedir. Diğer bir ifadeyle şifre almak için bir serbest muhasebeci veya serbest muhasebeci mali müşavir veya da yeminli mali müşavir ile yalnızca beyanname yollamak üzere hazırlanmış olan ve 340 Seri No’lu VUK Genel Tebliğinde ek olarak yayınlanan “aracılık sözleşmesi” yapmak şart koşulmaktadır.

 

IV. DURUM TESPİTİ

 

Burada bir konuyu karıştırmamak gerekiyor. E-beyanname yoluyla beyanda bulunmaya zorunlu olmak ile beyannameyi 3568 sayılı yasa kapsamındaki meslek mensubuna imzalatmaya zorunlu olmak farklı konulardır. Ancak 376 Seri No’lu VUK Genel Tebliği ile düzenleme yapılırken idare bunu ya gözden kaçırmış ya da belli bir amaçla bilinçli olarak yapmıştır.

 

Yapılan son düzenlemelerle ticari, sınaî ve mesleki kazanç elde eden gelir vergisi mükelleflerinin belirli hadlere bağlı olmaksızın beyannamelerini elektronik ortamda vermeleri gerektiği açıktır. Bu konuda tartışma yaşamaya gerek yoktur. Maliye Bakanlığı kanunen geniş bir yetkiye (!) sahiptir.

 

Diğer yandan bu noktada şunu ileri sürmek mümkündür. Beyannamesini kanuni hadler çerçevesinde 3568 sayılı meslek mensubuna imzalatmak zorunda olmayan bir mükellef, örneğin bir serbest meslek erbabı kendi imzasını taşıyan beyannamesini elden verebilmekteyken, 376 Seri No’lu VUK Genel Tebliği sonrası beyannamesini bundan böyle elektronik ortamda vermesi gerektiğine göre şifresini alıp, beyannamesini herhangi bir aracı olmadan gönderebilmelidir. Bu konuda mantık ve kanuni düzenlemeler bunu gerektirmektedir.

 

Bir yandan beyannameni imzalatmak zorunda değilsin demek ama bir yandan da şifre için 3568 sayılı yasa kapsamındaki meslek mensubu ile yapılmış “aracı sözleşmesi” istemek mantığa ve kanuni düzenlemelerin amacına aykırı görünmektedir.

 

Ancak e-beyanname uygulamasındaki son düzenlemelerle beraber gelen sorun yumağı burada bitmiyor. Uygulamada mükellef ve meslek mensubu arasında yaşanan sorunlar ve gelen şikâyetler sonrası yaptığı hatayı anlayan idare 376 Seri No’lu VUK Genel Tebliği ile yaptığı düzenlemeyi, 29 No’lu VUK Sirkülerleri ile değiştirerek “işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin aylık dönemler halinde verdikleri Muhtasar ve Katma Değer Vergisi Beyannamelerini elektronik ortamda gönderilmesi zorunluluğunu 2008 yılına erteleyerek” hatasını geçici olarak telafi etmek istemiştir.

 

Tebliğ kapsamında yapılan düzenlemenin sirkülerler ile yeniden düzenlenmesi ayrı bir hukuksal tartışma ve sorun olması (!) yanında, tüm bunlardan sonra hukuki sorunlar zincirine yeni bir halka daha eklenmiştir. Bu sefer başrolleri Türkiye Barolar Birliği ve Maliye Bakanlığı paylaşmaktadır.

 

V. TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NİN TALEBİ

 

Düzenlemenin kamuoyunda hızla duyulması ile başta serbest meslek mensupları olmak üzere beyannamesini elden verebilen mükellefler tepki göstermeye başlamışlardır. En büyük tepki avukatlardan gelmiş ve hızlı bir biçimde organize olarak Maliye’den konu hakkında bilgi ve görüş istemişlerdir. (3)

 

Elbette bu bilgi ve görüş talebinde bulunurken de bir takım dayanaklar ileri sürmüşlerdir. 09.11.2007 tarihli

Barolar Birliğinin Maliye Bakanlığına göndermiş olduğu yazıda şöyle denilmiştir:

 

“376 seri numaralı  Tebliğin 3. maddesinin atıfta bulunduğu 340 seri numaralı Tebliğin IV. maddesine göre “…..beyannamelerini meslek mensubuna imzalatmak zorunluluğunda bulunmayan mükellefler istemleri halinde beyannamelerini elektronik ortamda doğrudan kendileri gönderebileceklerdir. Bu mükelleflerin söz konusu uygulamadan yararlanabilmesi için, bağlı bulundukları vergi dairelerine örneği bu tebliğin ekinde (Ek:1) yer alan “Elektronik Beyanname Gönderme Talep Formu ve Taahhütnamesi” ni doldurarak müracaat etmeleri gerekmektedir.”

 

“Serbest meslek mensubu” avukatların 3568 sayılı Yasa kapsamında beyannamelerini ruhsatlı bir meslek mensubuna imzalatma zorunluluğu yoktur.

 

Bu nedenle meslektaşlarımızın kendi beyannamelerini elektronik ortamda gönderebilmelerini sağlayacak şifre  taleplerinin karşılanmamasının yasal düzenlemelere uygun düşmediği düşünülmektedir”

 

Barolar Birliğinin bu şekilde bir yaklaşım ile konuyu çözmeye çalışmasına üzüldüğümüzü ifade etmek isteriz. Hukuk denildiği zaman en önemli sivil toplum kurumlarının başında gelen ve üyelerinin tamamı hukuk adamlarından oluşan Birliğin bu şekilde bir talepte bulunurken iki kez düşünmesi gerektiği kanısındayız. Çünkü bu istekleri ile Birlik, kanuni düzenlemelere aykırı ve tartışmalı olan bir idari düzenlemeyi zımni olarak onaylamış olmakta, diğer yandan da kendi payına işi kurtarmaya çalışan bir role bürünmektedir. Birliğin talebinin hukuki düzenlemelere uygun olmadığı ve eşitliği bozan bir talep olduğu kanaatindeyiz.

 

Üstelik bu talebin dayanağının da yerinde olmadığını söylemek zor değildir. Çünkü Barolar Birliği’nin dayanak aldığı durumun, yani 340 No’lu Tebliğin IV. Bölümünden alınan “beyannamelerini meslek mensubuna imzalatmak zorunluluğunda bulunmayan mükellefler” den anlaşılması gereken farklıdır. Söz konusu mükellefler büyük, ciddi boyutta cirolara sahip olan mükelleflerdir ve çoğunlukla Yeminli Mali Müşavirle tam tasdik sözleşmesi yaparak denetim ve kontrol altında faaliyetlerine devam etmektedirler. Yoksa serbest meslek erbabı ya da küçük cirolara sahip işletme defteri tutan bir takım mükellefler kastedilmemektedir.

 

Onaylamadığımız ve yadırgadığımız bu talep Maliye Bakanlığı’nın cevabı ile daha da renklenmiştir.

 

VI. MALİYE BAKANLIĞI’NIN CEVABI

 

Barolar Birliğinin talebine istinaden 15.11.2007 tarihli Maliye Bakanlığı’nın cevap yazısında Maliye Bakanlığının konu hakkında yetkisi olduğu (VUK. mük.m.257) ifade edildikten sonra şu açıklamalara yer verilmiştir:

 

“Kanunun Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre ruhsat almış avukatlara elektronik ortamda verilmesi gereken kendi beyannamelerini elektronik ortamda vergi dairesine verebilmek için kullanıcı kodu, parola ve şifre verilmesi uygun görülmüştür.

 

Avukatların e-beyanname uygulamasından yararlanabilmeleri için 340 Seri No’lu VUK Genel Tebliği ekinde (EK-1) yer alan “Elektronik Beyanname Gönderme Talep Formu ve Taahhütnamesi”ni doldurarak, bağlı bulundukları vergi dairelerine müracaat etmeleri ve buradan kullanıcı kodu, parola ve şifre almaları yeterlidir”.

 

Bu şekilde talepte bulunan avukatlara gerekli kolaylığın (!) sunulacağını ifade eden Maliye Bakanlığı, bu görüşü ile aykırı düzenlemelerine devam ederek, eşitsizliği artıran talebi onaylamıştır. Dolayısıyla yerinde olmayan bu talebe idarenin olumlu yöndeki cevap yazısına anlam vermek mümkün değildir. Diğer deyişle bu cevap Anayasaya aykırı adil olmayan bir uygulama yaratmıştır. Peki, gerekçesi nedir? Neden belli bir mükellef grubu ayrıma tabi tutulmuştur? Hukuk devleti ilkesi yine göz ardı edilmemiş midir?

 

Kaldı ki Maliye Bakanlığı’nın bu konudaki yetkisini bu şekilde kullanması da doğru değildir. Böylesine bir düzenleme yapmak için en azından “tebliğ” bazında uygulamaya yön vermek gerekir. Zaten kanaatimiz ilerleyen zamanlarda bu cevap yazısının uzantısı tebliğler yayınlanacaktır.

 

VII. KONU GÖZDEN GEÇİRİLMEK ZORUNDA

 

Tartışmanın esas odak noktasını VUK mük.m.257 kapsamında Maliye Bakanlığına verilen yetki oluşturmaktadır. Burada Maliye Bakanlığı'na verilen yetki çok geniş bir yetkidir. Bu kapsamda, mükellef grupları, faaliyet alanları ile farklı düzenlemeler getirilebilecektir. Bu aslında bir yetki devridir ve tartışılması gerekir.

 

Maliye Bakanlığı yetkili olmakla birlikte bu yetkisini ne şekilde kullanacağı da açık değildir. Bir tebliğ ile mi veya bir başka düzenleme ile mi bu konuya yön verileceği de açık olmadığından uygulamada bu tür sıkıntılar yaşanması da normaldir. Mükellef grupları arasına ayrım yapılması doğru değildir. Şimdi Maliye Bakanlığının, VUK Genel Tebliği ile Barolar Birliğine verilen cevabı birbiriyle çatıştığına göre ne yapılacaktır? Dolayısıyla VUK mük.m.257, üzerinde düşünülmesi gereken bir hüküm olduğunu bir kez daha göstermiştir.

 

Yukarıdaki tespit ayrı bir araştırma ve inceleme konusu olmakla beraber aldığımız duyumlara göre bu şekilde bir düzenlemeye gidilmesinin altında 3568 sayılı yasa kapsamında belge sahibi olmayan ancak bu kanundaki faaliyetleri icra eden kişilere engel olmak ve kayıt dışı ile mücadele yatmaktadır.

 

Ancak beyannamesini imzalatmak zorunda olmayan mükelleflerin, 3568 sayılı yasa kapsamındaki meslek mensupları ile aracılık sözleşmesi yapmaya zorlamak da mantıklı değildir ve belgesiz meslek mensuplarının faaliyetlerine ne kadar engel olunacağı da tartışmalıdır. Kanaatimiz başvuru yapan mükelleflere şifre verilmesi gerektiği yönündedir. Bu tür mükellefler için bu sözleşmenin yapılmasının onlar için az ya da çok bir maliyet olacağı unutulmamalıdır. Dolayısıyla düzenlemelerin gözden geçirilmesinde fayda vardır.

 

Kaldı ki beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflere şifre verilirken (VUK, 26 No’lu Sirküleri), (4) beyannamesini verebilecek hakka sahip olan mükelleflere şifre vermemek çelişkili ve düşünülmeden düzenlemeye gidildiği şeklinde bir izlenim yaratmaktadır. Üzülerek ifade ediyoruz ki mağdur olan yine mükellefler ve arada kalan meslek mensupları olacaktır. İdare, yaptığı işlemlerle kaos oluşmasına neden olmuştur. Bu konunun yeniden düşünülerek ve uzmanların görüşü alınarak revize edilmesi şarttır.

 

VIII. BİR OKUR MAİLİ İLE SONUÇ

 

Yapılan düzenlemelerin vergi sistemini düzene sokan, hukukun genel ilke ve kurallarına sahip çıkan, mükelleflerin haklarını gözeten ve mükellefi vergiden soğutmayan bir şekilde oluşturulması şarttır. Yazımızın başlığında yer alan “tümör” ifadesini bu yüzden tercih ettik. Kötü huylu olan adeta bir tümör gibi varlığı ile sisteme zarar veren bu “anlayışın” değiştirilmesi zorunludur.

 

Yazılarımızı takip eden ve isminin yayınlanmasını istemeyen bir okurun mailinde yer alan kısa bir paragraf durumu yeterince açık ve net bir şekilde izah ediyor.

 

“Karakter olarak inat bir insan olarak tanınırım ve defter tutma ücreti 100 YTL beyanname yollama ücreti 200 YTL deseler bile 200 YTL verip defterimi kendim tutacağım ısrarla onlara vermeyeceğim. Asıl konu idare şifre verip vermeme konusunda kendisini tam yetkili görürken  neredeyse sarışınlara vereceğim esmerlere vermeyeceğim gibi bir hakkı olduğunu sanıyor. Ancak bu durum ilgili sirküler ve genelgelerde açıkça avukatlarında serbest meslek erbabı olarak beyannamesini meslek mensubu aracılığıyla yollaması gerektiği yazarken avukatlara şifre verilmesi tarafımızdan uygun bulunmuştur gibi bir gerekçeyle izah edilemez kanaatindeyim ve bu Anayasanın eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır.”

 

DİP NOTLAR

 

(1) http://www.alomaliye.com/2007/376_aciklama.htm (Erişim:09.11.2007).

(2) 30.09.2004 tarihli ve 25599 sayılı Resmi Gazete.

(3) http://www.barobirlik.org.tr/calisma/haberler/tbb/071109_maliye.aspx (Erişim:05.12.2007).

(4) VUK Sirkülerler, No:26, Gayrimenkul Sermaye İratlarında e-Beyanname Uygulaması, 13/03/2007.

 

Açılış Sayfam Yap

 

 

YAZARIN KİTAPLARI

 

 

 

 

...............................

:. Alohaber, Anında Haber

:. Yararlı Dosyalar (xls)

:. Ücretsiz Programlarımız

:. Ücretsiz Programlar

...............................

 

© www.alomaliye.com

Her Hakkı Mahfuzdur. İzinsiz Yayımlanamaz