|
......................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ...........................................
|
Dr. Adem Utku ÇAKIL SMMM KOSGEB Mali ve Finans İşleri Danışmanı 5904 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN ile GETİRİLEN DÜZENLEMELER
Kanun, yürütme ve yürürlük maddeleri hariç, geçici maddeler dâhil olmak üzere 41 maddeden oluşmaktadır. Kanunla getirilen vergi düzenlemeleri şu şekildedir.
A. Gelir Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklikler
1. İşe başlama tazminatı gelir vergisinden müstesna tutulmuş, bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce işe başlatmama tazminatı [1] gelir vergisine tabi tutulanların, bu vergilerinin düzeltme yoluyla iadesi öngörülmüştür. (Md.1)
Gerçekte işe başlatmama tazminatı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde tanımlanan ücret ve ücret sayılan ödemelerden değildir. Böyle olsa dahi, bu Kanun’un 25. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan işsizlik nedeniyle verilen tazminat niteliğinde olduğundan vergilenmesi söz konusu değildir.
Konuyla ilgili bu yönde yargı kararları bulunmakta olup, Danıştay 3. Dairesi'nin E. 2006/3799 K.2007/414 sayı ve 15.2.2007 tarihli Kararında; “… işsizlik sebebiyle verilen tazminat niteliğinde olduğuna ve netice olarak bu tazminatların ücret olarak vergilendirilemeyeceğine” hükmetmesi de buna örnek olarak gösterilebilir.
Maddenin gerekçesinde de, düzenlemeyle işe başlatmama tazminatının gelir vergisinden istisna olduğu hususuna açıklık getirildiği belirtilerek, bu tazminatın, düzenleme öncesinde de zaten gelir vergisine tabi olmadığına işaret edilmiştir.
Kanun’la Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 77. maddeyle, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlerle ilgili olarak ödenen işe başlatmama tazminatlarının, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmayacağı hükme bağlanmıştır. Geçici maddede yapılan düzenlemeyle, önceki dönemlere ilişkin işe başlatmama tazminatı gelir vergisi tevkifatına tabi tutulan mükelleflerin; tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla Vergi Usul Kanununun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca tahsil edilen gelir vergisinin red ve iade işlemlerinin yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Red ve iade uygulamasının nasıl yapılacağı konusunda Geçici 77. maddeyle Maliye Bakanlığına yeni bir yetki verilmiştir. Gelir vergisiyle ilgili vergi hatalarından kaynaklanan iade işlemlerinin iade prosedürü 252 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmış olup, Bakanlığın yeni verilen yetki kapsamında ayrı bir prosedür belirlememesi halinde düzeltme işlemi, söz konusu Genel Tebliğde belirlenen şekilde yapılacaktır.
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
2. Ücretlerin vergilendirilmesinde öncelikle asgari geçim indiriminin uygulanması, varsa diğer teşviklerin asgari geçim indirimi sonrasında dikkate alınması öngörülmüştür. (Md. 2)
Düzenlemeyle bir taraftan genel bir kural konurken, bir taraftan da 12.03.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 1 seri no.lu 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliğinin, 7.1. bölümünde yer alan ücret istisnası uygulaması ile 5084 Sayılı kanunla değişik lik ihdas eden kanunların uygulamalarına konu edilen Gelir Vergisi Geçici 73 Maddesi ile 267 Sayılı Genel Tebliği çerçevesinde açıklanan teşvikli illerde gelir vergisinin önce asgari geçim indirimi mahsup edilerek kalan tutarın tecile konu edileceğine ilişkin açıklamaya yasal dayanak kazandırılmak veya yasal dayanak kuvvetlendirilmektedir.
Düzenleme 1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere Kanun’un Resmi Gazetede yayımlandığı tarih olan 03.07.2009 da yürürlüğe girmiştir.
3. İktisadi işletmeleri hariç olmak üzere, Türkiye Kızılay Derneğine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamının, beyan edilen gelirlerden indirilebilmesi hükme bağlanmıştır. Buna göre düzenlemeyle nakdi bağışların indirimi sınırsız olarak öngörülmüş, ayni bağışların beyan edilen gelirden indirimine olanak sağlanmamıştır. (Md.3)
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
4. Tarım ürünleri ticaretini kolaylaştırmak ve geliştirmek üzere oluşturulan tarım ürünleri lisanslı depoculuk sisteminin teşvik edilmesi amacıyla, 5300 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin alım-satımından elde edilen kazançların 31.12.2014 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmesi öngörülmüştür. (Md. 4)
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
B. Kurumlar Vergisi Kanununda Yapılması Öngörülen Değişiklikler
1. Kızılay’a Yapılan Bağışların Kurum Kazancından İndirimi
Türkiye Kızılay Derneğine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış veya yardımların tamamının, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirilebilmesi sağlanmakta, bu Derneğin iktisadi işletmelerine yapılan bağış ve yardımların ise bu kapsamda değerlendirilemeyeceği hususuna açıklık kazandırılmaktadır. (Md. 5)
Buna göre Türkiye Kızılay Derneğine yapılan nakdi bağışların tamamı kurum kazancından indirilebilecek, ayni bağışların indirimi ise mümkün olmayacaktır.
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
2. Tasfiye Edilen Şirketlerde Vergi ve Cezalarda Sorumluluk
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (Md. 6) Bu fıkra ile;
Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar, müteselsilen sorumluluk altına alınmış olup;
tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden,
tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı hükmolunmuştur.
Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. Bu hükümle, bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlıdır.
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
3. Vergisiz Birleşme ve İndirimli Kurumlar Vergisi
Türkiye'de işletmelerin çok büyük bir kısmı Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ) niteliğindedir. Genellikle bu şirketler aile şirketleri şeklinde olup aile bireyleri tarafından yönetilmektedir. Çoğu zaman uzmanlık ve bilgiye dayanmayan bir yönetim tarzının hakim olduğu bu şirketlerde, genellikle kurumlaşma sağlanamamakta, iyi yönetişim ilkeleri hayata geçirilememekte olup kayıt dışılık da yüksek boyutlardadır.
Bu şirketlerin iyi yönetilememeleri, ölçek ekonomisini sağlayamamaları ve finansal yapılarının da güçlü olmaması nedenleriyle büyümeleri mümkün olmamakta dahası her yıl küçümsenmeyecek bir oranda iflaslar meydana gelmektedir.
Türkiye'nin geleneksel yapısı içinde şirketlerin normal iktisadi ve ticari gerekçelerle birleşmeleri çok zor olmaktadır.
5520 sayılı Kanuna eklenen geçici madde ile Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ), mali yapılarını güçlendirmek, ölçek verimliliği sağlamak, rekabet ortamına uyum kapasitelerini güçlendirmek, istihdam düzeylerini artırmak ya da korumak gibi amaçlarla birleşmelerinin vergi yoluyla teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) 31/12/2009 tarihine kadar birleşmeleri halinde bu birleşmeden doğan kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmesi, birleşme nedeniyle infisah eden kurumun birleşme tarihinin içinde bulunduğu son hesap döneminde elde ettiği kazançları ile birleşilen kurumun birleşme işleminin gerçekleştiği hesap dönemi dahil olmak üzere üç hesap döneminde elde edilen kazançları üzerinden alınacak kurumlar vergisine ilişkin oranı %75’ ine kadar indirme konusunda Bakanlar Kuruluna, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme hususunda da Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir. (Md. 7)
Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 5. maddeyle, madde kapsamında birleşen şirketlere iki ayrı vergi teşviki getirilmiştir. Bu iki teşvikler;
Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 5. maddesinde yer alan düzenlemeye göre vergisiz birleşme olanağı sadece; “KOBİ olarak tanımlanan kurumların; 31.12.2009 tarihine kadar yapacakları birleşmeler için mümkündür.”
Kanun’da KOBİ, Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kurulmuş olup, 2008 yılının Aralık ayına ilişkin olarak verilen sigorta bildirgesine göre 10 - 250 işçi çalıştıran ve 2008 hesap döneminin sonu itibarıyla yıllık net satışlar toplamı 25 milyon lirayı geçmeyen veya aktif toplamı 25 milyon liradan az olan ticari işletmeler olarak ifade edilmiştir.
Kanun’da, birleşecek şirketlerin belli bir tarih itibariyle kurulmuş olması koşulunu arayan, açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, yukarıda da yer alan KOBİ tanımı, madde kapsamında birleşebilecek şirketlerin 2008 yılının Aralık ayı öncesinde kurulmuş şirketler olmasını zorunlu kılmaktadır.
Dolayısıyla, Kanun çıktıktan sonra kurulan şirketlerin, yeni düzenleme kapsamında birleşmeleri mümkün değildir.
Birleşmeden doğan kazancın istisna koşulları
a) Birleşme aşamasında koşullar
Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 5. maddede yer alan hükme göre birleşmeden doğan kazancın vergiden müstesna olması için;
gerekmektedir.
b) Birleşme sonrası koşullar
Yapılan düzenlemeye göre, birleşme sırasında koşullara uyulması istisna uygulaması için yeterli değildir. Birleşme sonrasında da belli bir süre istenen koşullara uygun faaliyet gösterilmesi gerekmektedir.
Yapılan düzenlemeye göre, birleşme sonrasında aşağıdaki koşulların ihlal edilmesi halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin, gecikme faizi ile birlikte birleşilen kurum tarafından ödenmesi gerekecektir.
Bu koşullar ve koşullara uygun hareket etme asgari süresi şöyledir:
Birleşme sonrası amortisman uygulaması
Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 5. maddeyle, birleşme sonucunda devralınan amortismana tabi iktisadi kıymetler için, faydalı ömürleri dikkate alınarak, münfesih kurumdaki kayıtlı değerleri üzerinden kalan süre için amortisman ayrılması öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere, vergisiz birleşmede, birleşme işleminden doğan kazanç kurumlar vergisinden müstesna tutulurken, yeni değerler üzerinden amortisman ayırma olanağı verilmemiştir.
Birleşme sonrası devralınan sabit kıymetlerin satışı
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 5. maddesine göre, birleşmede devralınan varlıkların, devir bedelinden düşük bir bedelle satılması durumunda oluşan zararların, kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.
Birleşme sonucu infisah eden kurumun geçmiş yıllar zararlarının mahsubu
Yapılan düzenlemeye göre, birleşen kurumların, birleşme tarihi itibariyle öz sermaye tutarını geçmeyen zararlarının, kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi mümkündür.
Her ne kadar maddede, birleşen kurumların birleşme öncesi zararlarının mahsubu özsermaye tutarına bağlı olarak sınırlanmış görülüyorsa da, sınırlamanın sadece birleşme sonucu tüzel kişiliği sona eren şirketin, birleşme öncesi zararları için söz konusu olduğu düşünülmektedir.
Katma değer vergisi uygulaması
Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 5. maddede, madde kapsamında yapılan birleşmelerin, Katma Değer Vergisi Kanunu bakımından, devir ve bölünme işlemleri gibi değerlendirilmesi öngörülmüştür.
Kapsamdaki birleşmelerin, Katma Değer Vergisi Kanunu bakımından, devir ve bölünme işlemleri gibi değerlendirilmesi hükmü;
anlamına gelmektedir.
Birleşme sonrası indirimli kurumlar vergisi teşviki
Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 5. maddede yer alan bir başka hükümle;
indirimli kurumlar vergisi uygulama olanağı getirilmiştir.
Düzenlemeyle Bakanlar Kuruluna, kapsamdaki işletmeleri aktif toplamlarına veya vergiye tabi matrahlarına göre farklılaştırmak suretiyle kurumlar vergisi oranını, % 75’e kadar indirimli uygulatma konusunda yetki verilmektedir.
Bakanlar Kurulunun bu yetkiyi kullanması durumunda, kapsamdaki kurumlar için geçerli olacak kurumlar vergisi oranı % 5’e kadar düşebilecektir.
Sadece vergi amaçlı işlemler
Kanun’un TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, Kanun’a eklenen geçici 2. maddeyle, Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 5. maddenin uygulamasına ilişkin olarak, birleşen veya birleşilen şirketlere, sadece teşviklerden yararlanmak amacıyla yapılan işlemlerin bulunması halinde, vergisiz birleşme ve indirimli kurumlar vergisi teşviklerden yararlanılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Geçici 5. maddeye konmayan bu hükmün, daha sonradan ortaya çıkan, düzenlemenin kötüye kullanıma yol açacağı endişeleri nedeniyle, ayrı bir geçici madde olarak Kanun’a konulduğu anlaşılmaktadır.
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
4. İndirimli Kurumlar Vergisi Teşvikiyle İlgili Düzenlemeler
Yeni teşvik sisteminin 04.06.2009 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklandığı basın toplantısında yapılan sunumda, bu değişikliğin ipuçları verilmiştir. Söz konusu sunuşta, Bakanlar Kurulu’nun, teşvik belgeli yatırımlarda % 45 ile sınırlı Devlet katkı payı verme yetkisi olmasına rağmen, % 75’e varan oranda Devlet katkı payı sağlanacağı belirtilmiştir. Bu açıklama Bakanlar Kuruluna yeni bir Kanunla ilave yetki verileceği göstermiş olup, bu Kanun’la söz konusu yetki Bakanlar Kuruluna verilmiştir.
İndirimli kurumlar vergisi oranı yoluyla yararlanılacak teşvik tutarı, belirlenen yatırıma katkı tutarı ve yatırıma katkı oranı ile indirimli kurumlar vergisi oranına bağlı bulunmaktadır.
Başbakan tarafından yapılan açıklamaya göre, bölgeler itibariyle belirlenen yatırıma katkı oranları ve uygulanacak kurumlar vergisi oranları aşağıdaki tabloda yer almaktadır:
İndirimli Kurumlar Vergisi Oranı Uygulaması Başlangıcı ve Uygulama Süresi
Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen 32/A maddesi hükmüne göre, indirimli kurumlar vergisi oranı uygulamasına,yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibarenbaşlanacak, indirimli kurumlar vergisi uygulaması yoluyla vazgeçilen vergi tutarı yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar uygulamaya devam edilecektir.
5904 sayılı Kanun’la ayrıca, Çanakkale ilinin Gökçeada ve Bozcaada ilçelerine, il genelinden farklı bir gruplandırma yapma ve sektörel öncelik belirleme konusunda Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiştir. Önümüzdeki günlerde yayımlanması beklenen Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’da, bu yetkinin kullanılarak, Gökçeada ve Bozcaada ilçelerinin teşviklerin en üst düzeyde verileceği 4. bölgede sınıflandırılacağı, Çanakkale ilinin bu ilçeler dışındaki kısmının ise daha az teşviklerin verildiği 2. bölgeye alınacağı tahmin edilmektedir. (Geçici Madde – 2) Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
C. Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
1. Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Kapsamında Yapılan İşlemler
5300 sayılı Kanun ile tarım ürünleri ticaretini kolaylaştırmak, depolanması için yaygın bir sistem oluşturmak, ürün sahiplerinin mallarının emniyetini sağlamak ve kalitesini korumak, ürünlerin sınıf ve derecelerinin yetkili sınıflandırıcılar tarafından saptanmasını sağlamak, tarım ürünleri lisanslı depo işleticilerinin kişiler arasında ayrım yapmaksızın tarım ürünlerini kabul etmelerini temin etmek, ürünlerin mülkiyetini temsil eden ve finansmanını, satışını ve teslimini sağlayan ürün senedi düzenlemek ve standartları belirlenmiş tarım ürünlerinin ticaretini geliştirmek üzere, tarım ürünleri lisanslı depoculuk sisteminin kuruluş, işleyiş ve denetimine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
5904 sayılı Kanun’la ise, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu ile getirilen sistemin vergisel açıdan desteklenmesine yönelik birçok düzenleme yapılmıştır. Bu çerçevede, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenlemeler şu şekildedir: (Md.8,9,10,14,15)
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
2. Diğer Katma Değer Vergisi Düzenlemeleri[2]
Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle;
D. Özel Tüketim Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklikler
1. Kanuna ekli (IV) sayılı listedeki 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı malların (cep telefonları) ithalinde veya yurt içinde üreticileri tarafından tesliminde (IV) sayılı listedeki orana göre hesaplanacak olan vergi tutarının, her bir adet mal için 40 TL olarak hesaplanacak asgari maktu vergiden düşük olması halinde, her bir adet mal için 31.12.2013 tarihine kadar 40 TL vergi ödenmesi öngörülmüştür. (Md.17,19))
2. Kanun’a ekli (II) sayılı listedeki malların (taşıtlar; Uçak, gemi, helikopter gibi) Başbakanlık merkez teşkilatı ile Türk Hava Kurumu tarafından ilk iktisabı özel tüketim vergisinden istisna tutulmuştur. (Md.18)
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
E. Damga Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklikler
Tarım ürünleri lisanslı depoculuk sisteminin teşvik edilmesi amacıyla, mudi ile lisanslı depo işletmesi arasında düzenlenen sözleşmeler ile ürün senedinin damga vergisinden istisna tutulması öngörülmüştür. (Md.20)
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
F. Vergi Usul Kanununda Yapılan Değişiklikler
1. Vergi Usul Kanunu’nun “Kuruluş” başlıklı 72. Maddesi 5904 Sayılı kanunla Takdir Komisyonlarının oluşturulması hükmü içerisinde “…defterdarın, vergi dairesi başkanlığı bulunan yerlerde ise vergi dairesi başkanının görevlendireceği iki memur, tapu sicil müdürü veya tevkil edeceği bir memur ve ticaret odasınca seçilmiş bir üye (ilgili olduğu arsalara ilişkin takdir komisyonlarına organize sanayi bölgesini temsilen bir üye)" şeklinde ve dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Ayrıca "Takdir komisyonlarının kurulacağı yerler ile bu madde uyarınca kurulan komisyonların çalışma usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir." İbaresi konulmuştur. (Md.21) Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
2. Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesinde yer alan cezalar değiştirilmiştir. Başta bilgi verme ve defter/belge ibrazı yükümlülüğü olmak üzere, çeşitli yükümlülükleri yerine getirmeyenler için uygulanan cezalarla ilgili olarak yapılan değişikle; (Md.22)
olarak yeniden belirlenmiştir.
Düzenleme 01.08.2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.
VUK mükerrer 355. madde uyarınca kesilecek olan cezaların, 5904 Sayılı Kanun öncesinde uygulanan tutarları ile 5904 Sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme çerçevesinde 01.08.2009 tarihinden itibaren geçerli olacak tutarlarına mükellef grupları itibariyle aşağıda yer verilmiştir.
3. Elektronik ortamda verilmesi gereken bildirim ve formların, süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 10 gün içerisinde verilmesi halinde, usulsüzlük cezası kesilmemesi, izleyen 15 gün içerisinde verilmesi halinde ise cezanın yarı oranında uygulanması öngörülmektedir. Düzenlemeyle ayrıca beyannamelerinin vermeyenlere, sadece mükerrer 355. maddede yer alan cezanın kesilmesi, hem beyanname vermemekten hem de beyannamelerini elektronik ortamda vermemekten ötürü iki defa ceza kesilmemesi hükme bağlanmaktadır.
Düzenleme 01.08.2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.
4. Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinin (a) fıkrasında yer alan ve başta hesap ve muhasebe hilesi yapanlar ile defter ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler için öngörülen asgari ceza süresi bir yıldan on sekiz aya çıkartılmıştır. (Md.23)
Türk Ceza Kanunu’nun;
Buna göre, Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde yer alan ceza alt sınırının bir yıldan on sekiz aya çıkartılması, bu cezanın paraya çevrilmesi yolunu kapatmış olmaktadır.
Öte yandan, Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesine göre, işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde yer alan ceza alt sınırının bir yıldan on sekiz aya çıkartılması, cezanın ertelenebilmesi yolunu kapatmamaktadır.
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
G. 6183 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklikler
1. Resmi sicile kayıtlı menkul malların haczi için tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirilerinin, bu kayıtların tutulduğu kurumlara elektronik ortamda tebliğ edilebilmesine ve bu bildirilere verilecek cevapların da elektronik ortamda alınabilmesine olanak sağlanmıştır. (Md.24)
2. Elektronik ortamda yapılacak tebligatlar ve bu tebligatlara verilecek cevapların elektronik ortamda alınmasına ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.
3. Kamu alacaklarının takibi için tahsil dairelerince gayrimenkullerin kayıtlı oldukları sicillere işlenmek üzere tebliğ edilecek haciz bildirilerinin, elektronik ortamda da tebliğ edilmesini ve cevapların elektronik ortamda alınmasını sağlamak amacıyla, Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.(Md.25)
H. 5746 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklikler
1. 5746 Sayılı “Araştırma Ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun” nun Tanımlar Başlıklı 2. Maddesine aşağıdaki bent eklenmiştir. (Md.27)
"ğ) Kamu personeli: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinde, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda, üyelerinin tamamı köylerden oluşan birlikler dışındaki mahalli idare birliklerinde, döner sermayeli kuruluşlarda, kanunla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındaki özel bütçeli kamu idarelerinde çalışan memurlar ile diğer kamu görevlilerini ve diğer personeli (Bu kamu görevlilerinin ilgili mevzuat kapsamında sahip oldukları özlük haklarına sahip olmayanlardan geçici olarak ve proje süresiyle sınırlı olarak istihdam edilenler bu Kanun uygulamasında kamu personeli sayılmaz.),"
2. Dünya Bankası gibi bazı uluslararası finans kuruluşlarından teknoloji geliştirme projesi sözleşmeleri çerçevesinde fon veya kredi temin ederek, temin ettikleri bu fonlarla Ar-Ge projelerini destekleyen kurum ve kuruluşlar ile vakıflar tarafından desteklenen Ar-Ge ve yenilik projelerinin, Kanun kapsamındaki teşviklerden yararlanmasına olanak sağlanmıştır. (Md. 28)
Düzenleme 01.08.2009 Tarihinde yürürlüğe girecektir.
I. 7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklikler
320 sayılı Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca tertip edilen şans oyunlarının lisansının özel hukuk tüzel kişilerine verilmesi halinde, hak ve yetkinin devredildiği kişinin düzenlemiş olduğu tüm şans oyunlarından dağıtılan ikramiyelerin istisna haddini aşan kısımları üzerinden veraset ve intikal vergisi kesintisi yapılması amaçlanmaktadır. Yine, Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca futbol dışındaki spor dalları üzerine de müşterek bahis düzenlenmeye başlandığından, yapılan ibare değişiklikleriyle tüm spor dalları üzerine tertiplenen şans oyunlarından kazanılan ikramiyelerin istisna haddini aşan kısımları üzerinden veraset ve intikal vergisi kesintisi yapılması amaçlanmaktadır. Buna göre düzenleme ile aşağıdaki değişklikler yapılmıştır. (Md. 31)
1. 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan "yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerin" ibaresi "yarışma ve çekilişler ile 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan şans oyunlarında kazanılan ikramiyelerin" şeklinde değiştirilmiştir.
2. 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "futbol müsabakaları ve at yarışları üzerine müşterek bahis düzenleyenler" ibaresi "5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunları düzenleyen ilgili kurum ve kuruluşlar" şeklinde değiştirilmiştir.
3. 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahislerde" ibaresi "5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarında" şeklinde değiştirilmiştir.
4. 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahislerle" ibaresi "5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları ile" şeklinde değiştirilmiştir.
5. 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahisler" ibaresi "5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları" şeklinde değiştirilmiştir.
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca tertip edilen şans oyunlarının lisansının özel hukuk tüzel kişilerine verilmesi halinde, hak ve yetkinin devredildiği kişinin düzenlemiş olduğu tüm şans oyunlarından dağıtılan ikramiyelerin istisna haddini aşan kısımları üzerinden veraset ve intikal vergisi kesintisi yapılması öngörülmüştür. (Md.26)
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir
J. Diğer Kanunlarda Yapılan Değişiklikler
1. 1606 sayılı Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin Kanunla;
Kendilerine terettüp eden vergi, harç ve resim mükellefiyetinin kurumlara ait olduğu hallerde bütün vergilerden, harçlardan, resimlerden, hisse ve fonlardan muaf tutulmuştur.
1606 sayılı Kanun’da yer alan muafiyet hükmünün sayılan kurumların iktisadi işletmelerini kapsayıp kapsamadığı geçmişte tereddüt ve dava konusu olmuş, ortaya çıkan belirsizliği ve ihtilafları gidermek amacıyla düzenleme yapılarak, söz konusu muafiyet hükmünün, yukarıda sayılan kurumların iktisadi işletmelerini kapsamadığı hükme bağlanmıştır. (Md.29)
Öte yandan, yapılan düzenlemede, Türkiye Kızılay Derneğinin Kan ve Kan Ürünleri Kanunu kapsamında yaptığı kan bankacılığı faaliyeti için bir ayrıcalık yapılmış, bu faaliyet muafiyet kapsamında tutulmuştur.
Düzenleme 01.01.2010 tarihinde yürürlüğe girecektir.
2. Türk Ticaret Kanunu’nun ayın karşılığı olan hisse senetlerinin şirketin tescilinden itibaren iki yıl geçmeden başkalarına devri yasağının, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19. maddesine göre yapılacak bölünmelerde uygulanmaması hükmolunmuştur. (Md.30)
Bu düzenleme daha önce 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 30. maddesinde yer alırken, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda korunmamıştır. Bölünme işlemlerini zaman zaman önleyebilen Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan sınırlama yeni Kanun’la kaldırılmıştır.
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
3. Emlak Vergisi Kanunu’nun 16. maddesinde yer alan arazi vergisi istisna tutarı güncellenmiş ve 10.000 lira olarak yeniden belirlenmiştir. (Md.32) Yine aynı kanunda yapılan düzenleme ile Vergi Değerinin hesaplanmasında bin liraya kadar olan kesirlerin dikkate alınmayacağı hükmolunmuştur. (Md.33)
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
4. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasına, birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir. "Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir."
Bu düzenleme ile genel bütçeye, il özel idarelerine, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç, fon, pay ve benzeri mali yükümlülükler ile bunların faiz, zam ve cezaları ve tarifelere ilişkin davalar; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalarda, hükmedilecek avukatlık ücretlerinin maktu hale getirilmesi hükmolunmuştur. (Md. 35) Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5.Yükseköğretim Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “nakdi” ibaresi kaldırılarak, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitülerine makbuz mukabilinde yapılan nakdi bağışların yanı sıra ayni bağışların tamamının, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince beyanname üzerinde gösterilmek şartıyla, beyan edilen gelir ve kurum kazancından indirilebilmesi sağlanmıştır. (Md.36)
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
6. TRT Kurumu Gelirleri Kanunu’nda yapılan değişikliklerle;
a. 4 üncü maddesinin (a) fıkrasında yer alan "Aşağıdaki cihazları imal veya ithal edenler satış sırasında, fabrika çıkış fiyatı veya ithal maliyeti üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere," ibaresi "Aşağıdaki cihazları imal edenler cihazın satış faturasındaki (özel tüketim vergisi hariç) Katma Değer Vergisi matrahı, ithal edenler ise Gümrük Giriş Beyannamesindeki (özel tüketim vergisi hariç) Katma Değer Vergisi matrahı üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere;" şeklinde ve aynı maddenin (d) fıkrası ise "Bu maddede belirtilen oranları topluca veya ayrı ayrı iki katına kadar artırmaya veya kanuni oranı sıfıra kadar indirmeye, (a) fıkrasının 6 numaralı bendi kapsamında bandrole tabi olan cihazları türleri ve özellikleri itibarıyla gruplandırmaya ve her bir grup için farklı bandrol oranları belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir." şeklinde değiştirilmiştir. (Md.36)
b. TRT Kanun’a göre kesilen idari para cezalarını ödemeyenler hakkında 6183 sayılı Kanun’a işlem yapılmasını öngören bir düzenleme yapılmış, ayrıca yine bu Kanun’un 4. maddesinde yer alan, sayılan cihazları imal veya ithal edenlerce TRT’ye ödemek zorunda oldukları ücret tutarının matrahına açıklık kazandıracak hüküm eklenmiştir. (Md.37)
Düzenleme 03.07.2009 Tarihinde yürürlüğe girmiştir.
7. Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nda yapılan değişiklikle, geçici bir süre için, Birlik tarafından yönetmelikle düzenlenmesini öngörülen konularda yönetmelikleri hazırlamaya ya da mevcut yönetmeliklerde değişiklik yapmaya Birlik Yönetim Kurulunu yetkili kılan bir düzenleme yapılmıştır. (Md.38)
[1] İşe Başlatmama Tazminatı : İş Kanunu 19. maddesinde işverenlere hizmet akitlerine ilişkin fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve bu bildirimde fesih sebebini açık ve kesin şekilde belirtmek yükümlülüğü yüklemiştir.
İş sözleşmesi feshedilen işçiler, fesih bildiriminde sebep gösterilmemesi halinde veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında oldukları hallerde, fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemelerinde dava açabilirler.
İşverenin geçerli bir sebep gösteremediği veya gösterdiği sebebin geçerli olmadığı hallerde mahkeme, feshin geçersizliğine karar verir. Bu gibi hallerde işverenin işçiyi bir ay içinde işe başlatması gerekir. İşveren bu durumda, işçinin başvurusuna rağmen bir ay içinde onu işe başlatmazsa, işçiye en az dört, en çok sekiz aylık olmak üzere bir tazminat ödemeye mahkûm edilir. Zaten mahkeme, feshin geçersizliğine ilişkin kararında, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirlemek durumundadır. http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=71180&ForArsiv=1
[2] Bakanlar Kurulunca TBMM’ne sevk edilen Tasarıda yer alan iki önemli madde TBMM’de tasarıdan çıkartılmış ve yasalaşmamıştır. Bunlar;
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
© Alomaliye.com 2000-2009 Tüm Hakları Saklıdır. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||