|
......................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ...........................................
|
10 Nisan 2009
İsmail KOBAL Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişi KÜRESEL KRİZİN KÜRESEL İSTİHDAMA ETKİLERİ
Şu ana kadar yaşanmış krizlerin en büyüğü olan, sebepleri kısmen ortaya konulmuş olsa da, süreç devam ettiği için zarar tespitini tam olarak yapamadığımız, en önemlisi de sürecin ne zaman sona ereceğini bilemediğimiz bir türbülansa girmiş bulunmaktayız. Ekonomilerin yakalanmış olduğu küresel kriz süreci derinliği, etkileri ve sonuçları açısından tarihin hiçbir döneminde yaşanmamış süreç olarak tanımlanmaktadır.
ABD’ de mortgage piyasasında ortaya çıkan kredi krizi, önce finans piyasalarını sonra da mali piyasaları etkisi altına alarak küresel ekonominin tamamına yayılmıştır. Kriz her ne kadar başlangıçta bir mortgage krizi olarak ortaya çıksa da, takip eden süreçte bir likidite krizine dönüşmüş, başta ABD’ de olmak üzere dünyanın birçok gelişmiş ekonomisinde bankaların batmasına, bazı bankacılık modellerinin yok olmasına, hatta bazı ülkelerin iflas kararları açıklamasına sebep olmuştur.
ABD kaynaklı mortgage krizi, küresel krizin tetikleyicisi olmuştur. ABD’ de başlayıp bütün dünyayı artan bir şekilde etkisi altına alan ekonomik krizin temel sebebi, ekonominin “boom” yapmasını sağlayan “balon oluşumların” kontrol edilemez hale gelmesidir. Balon oluşumlardan kasıt sadece varlık fiyatlarındaki şişkinlik değil, sayısını ve tutarını kimsenin bilemediği oluşumların tekrar ve tekrar menkul kıymet yatırım araçlarına dönüştürülerek toksin varlıklar haline gelmesidir.
ABD piyasalarında krizin oluşmasını imkân sağlayan ve piyasadaki balon oluşumları destekleyen ortam mevcuttu. Bir yandan varlık fiyatlarının şişmeye devam etmesi, diğer yandan da faiz oranlarının düşük kalıp piyasanın likidite cenneti haline gelmesi kriz için yeterli ortamın oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bu dönemde ortaya çıkan temel sorun finansman temin etmekten ziyade, bu finansmanın ne zaman ve nerede değerlendirileceği hususudur.
ABD’ deki mortgage kredilerindeki aşırılıklar ve mortgage sisteminin çökmesi krizin çıkma sebebi olarak gösterilmektedir. ABD’ de ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkileyen mortgage sektöründeki krizin ilk belirtileri Ağustos 2007 tarihinde ortaya çıkmıştır. Krizin patlak verdiği 2007 yılı sonunda ABD’deki mortgage piyasasının büyüklüğü 10 trilyon doları aşmış ve mortgage piyasası bu büyüklüğüyle dünyanın en büyük piyasası konumuna ulaşmıştır. Para hacminin bu denli büyük boyutlara ulaşmasıyla birlikte finansal kuruluşlar kredibilitesi zayıf olan kişilere de mortgage kredisi vermeye başlamış, bu durum finansal kuruluşların riskli bir mali yapıya saplanmalarına ve geri dönüşü olmayan bir yola girmelerine sebep olmuştur. 2007 yılı sonu itibariyle ABD’ deki mortgage piyasasında subprime olarak adlandırılan ve dar gelirli kimselere kullandırılan yüksek riskli kredilerin boyutu 1,5 trilyon doları aşmıştır.
2005 yılının başına kadar ABD’de faizler çok düşük olduğu için alt ve orta gelir grubundaki insanlar değişken faizli kredileri kullanmaktaydılar. Ancak, son dönemlerde ABD Merkez Bankası (FED)’in faiz oranlarını artırmasıyla konut sektörü durgunluğa girmiş, konut fiyatları ve kira gelirleri piyasa seviyesinin altına düşmüş, mortgage kredilerini kullanan düşük gelirli gruplar çektikleri kredileri düzenli olarak ödeyemez hale gelmişlerdir. Bunların yanında ABD’deki bankalar müşterilerine verdikleri konut kredilerinin finansmanını, yatırım bankalarına tahvil ihraç etmek suretiyle, yani borçlanarak sağlamaktaydılar. Ancak ABD Merkez Bankası’nın faiz oranlarını artırmasıyla birlikte kredilerin geri dönüşümünde aksaklıklar belirmiş, mortgage piyasalarının ve yatırım bankalarının sonunu hazırlayan süreç bu aşamada işlemeye başlamıştır.
Yatırımcıların risk almadan kazanç elde etmeye çalışmaları, düşük maliyetli kolay kredi imkânlarının revaç bulması, buna bağlı olarak tüketicilerin aşırı borçlanmaları ve kontrolsüz kredi genişlemesi ülkedeki finans sisteminin zayıflamasına sebep olmuş ve sitemin kırılganlığını artırmıştır. Konut sektörünün büyümeye devam ettiği, pek çok yatırımcının hazine kâğıdı almak yerine mortgage’a dayalı menkul kıymetleri aldığı ve rekor kârlar elde ettiği dönemlerin etkisiyle, ABD’deki yatırım bankaları bilânçolarını muhtemel zararlara karşı hiçbir önlem almadan aşırı şekilde genişletmişlerdir. ABD’deki yatırım bankaları 2000–2006 döneminde 7 trilyon dolarlık riskli konut ve tüketici kredilerine yatırım yapmışlardır. Karlı dönemlerin geride kalmasıyla, konut fiyatları düşmeye başlamış ve yatırım bankalarının gerekli önlemleri almadığı ortaya çıkmıştır.
2007 yılında ABD’de finans, sigorta, gayrimenkul, inşaat ve madencilik sektörü başta olmak üzere reel sektörde görülen büyüme hızının yavaşlaması, ekonomik büyümenin de yavaşlamasına neden olmuştur. ABD Merkez Bankası’nın faiz oranlarını artırması kredi piyasasında daraltıcı etki yapmış, 2006 yılında ABD kredi piyasası %13,2 oranında artarken, bu oran 2007 yılında %4,8’e gerilemiş, 2008 yılında da kredi piyasası gerilemeye devam etmiştir.
Özetle mortgage kredilerindeki yapısal bozukluklar, menkul kıymetlerin fonlanmasında yaşanan sıkıntılar, ABD Merkez Bankası ve mortgage piyasası arasındaki faiz yapısının uyumsuzlaşması, konut fiyatlarındaki suni artışlar, türev piyasalarının haddinden fazla genişlemesi ve kredi derecelendirme sürecinde yaşanan sorunlar, içinde yaşadığımız küresel kriz sürecinin tetikleyicisi olmuştur.
Gelişmiş Ülkelerde Beliren Mali Kriz, Küresel Alanda Ekonomi ve İstihdam Krizine Dönüşmüştür
Ülkelerdeki son 10 yıllık bütçe rakamlarını baktığımızda, bütçe açığı ve bütçe fazlası veren ülkeler arasında küresel bir dengesizliğin olduğu görülmektedir. Gelişmiş ekonomilerin çoğunda emlak piyasası daralmış, konut ve enerji fiyatları aşırı derecede artmış, mali hizmetler alanında sert şoklar yaşanmaya başlamıştır.
Büyük ekonomilerdeki ithalata olan talebin azalmaya devam etmesiyle uluslararası ticaret yavaşlamaya başlamıştır. Dünya Ticaret Örgütü (The World Trade Organization), 2007 yılında ABD, Avrupa ve Japonya’da ithalatın gerilemeye başladığını, ayrıca gelişmekte olan ekonomilerin pek çoğunda ithalatın durağanlaşmaya doğru gittiğini belirtmiştir. Küresel ticari piyasalardaki büyüme oranı 2006 yılında %8,5 seviyesinde iken 2007 yılında %6 seviyesine gerilemiş, bu gerileme 2008 yılında da devam etmiştir.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) raporlarına göre, 2008 yılında küresel ticari piyasalardaki gerileme devam etmiş, G7 ülkelerinin ticari mallar ithalatı %1,4 oranında azalmış, ayrıca bu ülkelerin ihracat rakamlarında hissedilir derecede düşüşler yaşanmıştır. Yine OECD raporlarında, 2008 yılı Ekim ve Kasım aylarında OECD ülkelerinde farklı aktivitelere ilişkin ekonomik göstergelerde sert düşüşlerin yaşandığı belirtilmiş, özellikle G7 ülkelerine ait temel ekonomik verilerde bu düşüşler görülmüştür. Raporlarda Çin, Hindistan ve Rusya Federasyonuna ait ekonomik göstergelerde düşüşün devam ettiği belirtilmiştir.
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İlişkiler Departmanı (The United Nations Department of Economic and Social Affairs), 2009 yılında küresel üretim seviyesinin %1,0 oranında düşmesinin beklendiğini, önceki yıllarda görülen güçlü artışlardan sonra bu düşüşün dramatik bir hal alacağını belirtmiştir.
Dünya Bankasının (World Bank) hazırlamış oluğu “Küresel Ekonomik Görünüm” (Global Economic Prospects) raporunda, küresel ekonominin 2009 yılında sadece %0,9 oranında genişleyeceğini, dünya ticaret hacminin 26 yıldan bu yana ilk kez %2,1 oranında düşeceğini belirtilmiştir. Raporda küresel ticaret finansmanında kullanılan kıt miktardaki inter-bank likiditesinin ve risk yeniden değerlendirme fonunun 2008 yılında ciddi anlamda etkilendiği, bu durumun 2009 yılında daha fazla hissedileceği ifade edilmektedir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, yaşadığımız küresel krizle ilgili olarak: “Finansal krizin sonuçları henüz geçmemiş olsa da ana sebepleri çok geride kaldı, küresel krizin en kötü dönemlerini atlattığımız söylenemez, ekonomik anlamda iyileşmenin başlangıcı ancak 2009 sonunda olabilir” demektedir. Benzer şekilde ABD Merkez Bankası eski başkanı Alan Greenspan: “Bu elli yılda, hatta muhtemelen yüzyılda bir yaşanabilecek olaydır. ABD’nin bir ekonomik durgunluğa girmeden bu krizden kurtulma ihtimali %50’nin altında, krizin daha da devam etmesini bekliyoruz” demektedir.
Küresel Krizin Küresel İstihdam Üzerindeki Etkileri
Gelişmiş ekonomilerin ve Avrupa Birliğinin hem ekonomik aktivitelerdeki ağırlığı hem de bu ülkelerdeki piyasaların büyüklüğü, ayrıca finansal sektörlerin küresel bağlantıları nedeniyle küresel kriz dünya üzerindeki başka ülke ve bölgelere de hızla yayılmış, dünyanın pek çok bölgesi krizin etkilerini fazlasıyla hisseder olmuştur.
Kredi piyasalarında yaşanan şoklar, yatırımların azalmasına ve piyasalardaki güvensizliğin artmasına sebep olmuş, bu durum yatırım, üretim ve tüketim seviyesinin gerilemesine, ekonomik büyümenin yavaşlamasına ve milyonlarca insanın işsiz kalmasına yol açmıştır. Kriz sürecinde pek çok sektörde büyük miktarda daralmaların yaşanması, işçilerin geçici süreli işten çıkarılmalarına ve küresel çapta istihdam şoklarının yaşanmasına sebep olmuştur.
Tablo 1: Dünya Genelindeki İşsiz Sayıları ve İşsizlik Oranları
Kaynak: ILO, Trends Econometric Models, December 2008.
Çoğu ülkede şirketler küresel krizle mücadele etmek ve krizden en az kayıpla kurtulmak için operasyon maliyetlerini azaltmaya çalışmakta, harcamalarını kısmakta, yatırımlarını ertelemekte ve çalıştırdığı işgücü sayısını azaltmaktadır. Ayrıca kredi piyasalarının küçülmesi ve gelirlerin düşmesi, iş yatırımlarının ve endüstriyel üretimin kötüleşmesine sebep olmaktadır. Buna karşılık tüketicilerin yaşam şartlarındaki belirsizlikler, çalışanların her an işlerini kaybedecek olmalarından kaynaklanan korku, çalışma şartlarının ve ücret düzeylerinin zayıflaması, alternatif çalışma seçeneklerinin azalması gibi sebeplerle tüketim harcamaları da kısılmaktadır. Üretim ve tüketim seviyesinin birbirini tetikler vaziyette kısırdöngüye girmesiyle birlikte, ekonomik aktiviteler bir spiral halinde düşüşe geçmektedir. Bunun yanında bankalar arası piyasanın borç verme işlemini durdurmuş olması ülkelerdeki faiz oranlarının düşmesine sebep olmuş, ancak düşük faiz oranlarının üretim ve tüketim üzerine yansıtılamamış olmasıyla kriz sarmalı derinleşmeye başlamıştır. Sonuç olarak, 2008 yılına doğru ekonomik aktivitelerin zayıflamasıyla pek çok ekonomide GSMH seviyesi düşmeye başlamış, resmi ağızlardan resesyon ilanları yapılmıştır.
2009 Yılı İçin Üretilen İşsizlik Senaryoları:
Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Office – ILO) Ocak 2009 tarihinde Küresel İstihdam Trendi (Global Employment Trends) isimli raporunu yayınlamış ve raporda 2009 yılında dünya genelindeki işsizliğin hangi seviyelerde olacağını birtakım senaryolarla açıklamıştır. Senaryolar hazırlanırken, IMF’in 1991–2008 yılları arasındaki ekonomik büyüme ve işsizlik oranlarına ilişkin verileri esas alınmış, bu veriler ışığında 2009 yılındaki muhtemel işsizlik oranları hesaplanmaya çalışılmıştır.
Ekonomik verilerdeki olumsuzlukların piyasalar üzerindeki menfi etkisinin 2009 yılı başında henüz tam anlamıyla hissedilmeye başlanmadığı için, hesaplamalara olumsuz etkilerden kaynaklanan bir takım ilaveler yapılmış, daha realist tahminleri içeren senaryolar hazırlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca senaryolar hazırlanırken, finansal piyasaların stabilize edilebilmesi, pozitif etki sağlayacak hükümet müdahalelerinin gerçekleştirilmesi, üretici ve tüketicilerin piyasaya olan güvenlerinin yeniden tesis edilmesi için daha fazla zamana ihtiyaç duyulacağı da göz önüne alınmıştır.
Küresel İstihdam Trendi isimli raporda, 2009 yılındaki muhtemel işsizlik oranlarına ilişkin üç farklı senaryo üzerinde durulmaktadır.
Birinci senaryo; Son dönemdeki istihdam piyasasını temel alan birinci senaryoya göre, 2009 yılı sonunda küresel işsizlik oranının %6,1’e yükseleceği ve 198 milyon kişinin işsiz kalacağı tahmin edilmektedir (Bakınız Tablo 2). Bu durum dünya genelinde, 2007 yılındaki işsiz sayısına 18 milyon kişinin daha ilave edilmesi, yani 198 milyon kişinin işsiz yaşaması anlamına gelmektedir.
IMF’in Aralık 2008 tarihli küresel istihdam değerlerine bakıldığında, küresel istihdamın aşağıya doğru seyir izlediği, bu nedenle Ocak 2009 tarihinde IMF’in hazırlamış oluğu tahminlerin revize edildiği görülmektedir. Dolayısıyla küresel ekonomik büyümenin 2009 yılında %2,2 oranında küçüleceği tahmin edildiğinden dolayı, birinci senaryo için yapılan tahminlerin çok iyimser olduğunu ifade etmek gerekecektir.
İkinci senaryo; İkinci senaryoda ekonomik kriz dönemlerinde yaşanan, ekonomik büyüme ve işsizlik oranları arasındaki tarihsel ilişki esas alınmıştır. Bu senaryoda kriz dönemlerinde ülkelerdeki GSMH’nın yıldan yıla düşüş seyri ve bu seyrin işsizlik üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alınmış, buradan hareketle 2009 yılında yaşanması muhtemel olan küresel ve bölgesel işsizlik oranları saptanmaya çalışılmıştır.
İkinci senaryoda küresel işsizlik oranı 2007 yılına göre %0,8 oranında artarak %6,5 seviyesine yükselecektir. Bu durumda dünya genelindeki işsiz sayısı 2007 yılına göre 30 milyon daha artarak 210 milyona yükselecektir. Senaryoya göre küresel krizin en fazla etkilediği bölgeler Gelişmiş Ekonomiler ve Avrupa Birliği olacak, buralardaki işsizlik oranı %7,1 seviyesine yükselecektir. Bu durum Gelişmiş Ekonomiler ve Avrupa Birliğinde 2007 yılına göre 2009 yılında 7 milyon kişinin daha işsiz kalacağını, işsiz sayısının 36 milyona ulaşacağını ifade etmektedir (Bakınız Tablo 2).
Üçüncü senaryo; Senaryoya ilişkin projeksiyon hazırlanırken en kötü ihtimaller göz önünde bulundurularak üç aşamalı hesaplama yapılmıştır. Birinci aşamada 1991 yılından itibaren ülkelere göre işsizlik oranları ile 2008 yılı işsizlik oranları dikkate alınmış, ikinci aşamada Gelişmiş Ekonomiler ve Avrupa Birliğindeki işsizlik artışları değerlendirilmiş, üçüncü aşamada ise krizle birlikte diğer bölgelerde yaşanan en yüksek işsizlik artışlarının yarısı değerlendirmeye esas alınarak hesaplama yapılmıştır.
Senaryoyla anlatılmak istenen husus, gelişmiş ekonomilerin tamamında eşzamanlı olarak kendini tekrarlaması beklenen işsizlik oranlarındaki artışın nereye kadar yükselebileceğidir. Senaryoya göre küresel işsizlik 2009 yılı sonunda 2007 yılına göre %1,4 oranında artarak %7,1 seviyesine yükselecektir. Bu durum 2007 yılına göre 2009 yılında 51 milyon kişinin daha işsiz kalacağını, dünyadaki işsiz sayısının da 230 milyonu bulacağını ifade etmektedir. Senaryoda, Gelişmiş Ekonomiler ve Avrupa Birliğindeki işsizlik oranın %7,9 seviyesine yükseleceği, kriz nedeniyle 2007 yılına göre 2009 yılında 11 milyon kişinin daha işsiz kalacağı, Gelişmiş Ekonomiler ve Avrupa Birliğindeki işsiz sayısının 36 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir (Bakınız Tablo 2).
Tablo 2: 2009 Yılı İşsizlik Sayıları ve İşsizlik Oranları İle İlgili Senaryolar
Kaynak: Global Employment Trends: January 2009 / International Labour Office – Geneva: ILO, 2009
Sonuç:
Küresel krize karşı küresel aktörlerin devreye girmesi gerekmektedir. Bu kapsamda uluslararası düzeyde faaliyet gösteren kuruluşların (IMF, Dünya Bankası, ILO v.b) krize karşı açıklayacakları önlem paketlerinin önemi daha büyük olacaktır. Başka bir ifadeyle küresel krize karşı alınacak tedbirlerin ulusal düzeyde kalması, yani her ekonominin kendi durumuyla ilgili özel paketler açıklaması sorunun çözümünde yeterli olmayacaktır. 2009 yılı istihdam piyasasının görünümü, hükümetlerin koordinasyonlarının etkililiğine ve küresel ekonominin güçlü bir rotaya oturmasına bağlı olacaktır.
Kaynaklar:
1- Global Employment Trends: January 2009 / International Labour Office – Geneva: ILO, 2009, ILO Cataloguing in Publication Data 2- ILO, Trends Econometric Models, December 2008, 3- UNRIC MAGAZİNE – February Edition 2009- Global Employment Trends 4- Ferguson Niall “Wallstreet lays another egg”, December 2008 http://www.niallferguson.com/site/FERG/Templates/ArticleItem.aspx?pageid=2002 5- OECD Harmonised Unimployment Rates – New Release – Paris, 9 Febuary 2009 6- A new deal for people in a global crisis - Social security for all: Making the economic, financial and fiscal case- Michael Cichon - Social Security Department - International Labour Office - New York, February 2009
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
© Alomaliye.com 2000-2009 Tüm Hakları Saklıdır. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||