|
......................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ........................................... ...........................................
|
17 Temmuz 2009
Süleyman Turan Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı Vergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürü YMM
5904 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNLA VERGİ KANUNLARINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
Bu amaçla hazırlanan 16.06.2009 tarihli ve 5904 sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” (1) ile ekonomik faaliyetlerin gelişiminin vergisel açıdan teşvik edilmesi ve bilişim alanlarında meydana gelen ilerlemelerin hukuki düzenlemelerin içinde yer almasını sağlayarak, uygulamaların daha çağdaş hale gelmesini temin etmek üzere vergi kanunlarında yeni düzenlemeler ve değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu Kanun ile, Gelir Vergisi ve diğer Vergi Kanunlarında yapılan son değişiklikler, önceki hükümleri de dikkate alınarak açıklanmaya çalışılacaktır.
1. 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun (2) ”MÜTEFERRİK İSTİSNALAR” bölümünün “Tazminat ve Yardımlarda” başlıklı 25. maddesinin 1/1. bendinde, ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik sebepleriyle verilen tazminat ve yardımların gelir vergisinden istisna olduğu hükmü yer almaktadır. 5904 sayılı Kanunun 1. maddesi ile, bu hükümde yer alan “ve işsizlik sebepleriyle verilen tazminat” ibaresi, 03.07.2009 tarihinden geçerli olmak üzere “ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat” olarak değiştirilmiştir. Böylece mezkur maddenin 1/1. bendi, ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik sebepleriyle ((işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yapılan yardımlar gelir vergisinden müstesnadır. şeklini almıştır.
İşe Başlatılmama Tazminatı, 4857 sayılı İş Yasasının (3) 21. maddesi uyarınca işverenler tarafından işten çıkartılan işçinin işe iadesi ile ilgili kararın oluşumundan sonra işe alınmaması nedeniyle ödenmesi gereken bir tazminattır. İş sözleşmesi fesheden işveren, fesih bildiriminde sebep göstermediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmaması halinde, fesih bildirimin tebliği tarihinden itibaren 4 ay içinde işçiyi işe başlatmakla yükümlüdür. İşçiyi bir ay içinde işçiyi işe başlatmayan işveren, en az 4 aylık ve en çok 8 aylık ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.
Yapılan düzenleme ile, işverenler tarafından ödenen işe başlatılmama tazminatlarının gelir vergisinden istisna olduğu hükmü Gelir Vergisi Kanunun 25/1. maddesine eklenerek uygulamadaki tereddüt ve ihtilaflar ortadan kaldırılmıştır.
1.1 Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 77. maddesi ile, ......tarihinden önceki dönemlerle ilgili olarak 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 21. maddesi uyarınca işverenlerce işçiye ödenen işe başlatmama tazminatları, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmayacağı hükme bağlanmıştır. Maddenin devamında ise, anılan dönemlere ilişkin işe başlatmama tazminatı gelir vergisi tevkifatına tabi tutulan mükelleflerin; tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca tahsil edilen gelir vergisinin ret ve iade işlemlerinin yapılacağı öngörülmektedir.
03.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren bu hükmün uygulanması ve tahsil edilen gelir vergisinin ret ve iadesine ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığınca belirlenecektir.
1.2. Gelir Vergisi Kanunun 32. maddesinin 4. fıkrasından sonra gelmek üzere, 01.01.2009 tarihinden geçerli olmak üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Ücretlerin vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra, varsa teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnalar dikkate alınır.”
Bilindiği gibi, Gelir Vergisi Kanunun 5615 sayılı Kanunla, (4) yeniden düzenlenen 32. maddesi ile, 01.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere, gerçek usuldeki ücretlerin vergilendirilmesinde, asgari ücrete bağlı belli oranlarda indirimi öngören asgari geçim indirimi uygulaması getirilmiş ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, 265 seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmıştır.
5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın teşvikine İlişkin Kanun (5) ile,31.12.2008 tarihine kadar uygulanmak üzere, (5838 sayılı Kanunla (6) uygulama süresi 31.12.2009 tarihine kadar uzatılmıştır.) kapsam dahilindeki illerde, 01.12.2003 tarihinden itibaren yeni işe başlayan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu işyerlerinde çalıştırdıkları işçiler ile ilave olarak yeni işe aldıkları işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, organize sanayi ve endüstri bölgelerinde kurulu işyerleri için tamamı, diğer yerlerdeki işyerleri için %80’ i verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilmektedir.
Ayrıca, 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun (7) ile, kamu personeli hariç olmak üzere teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile Kanunla kurulan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, tekno girişim sermaye desteklerinden yararlanan işletmelerde ve rekabet öncesi işbirliği projelerinde çalışan Ar-Ge ve destek personelinin; bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretlerinin doktoralı olanlar için %90’ı, diğerleri için %80’i gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır.
Teşvik amaçlı indirim veya istisna uygulanan ücretlerin vergilendirilmesinde, öncelikle asgari geçim indiriminin dikkate alınıp, daha sonra teşvik amaçlı indirim veya istisnanın uygulanması, Gelir Vergisi Kanununa muhtelif tarihlerde eklenen 73 ve 75 maddeleri ile düzenlenmişti.
Kanun maddesine eklenen hükümle, teşvik kapsamındaki işyerlerinde çalışan işçilerin asgari geçim indiriminden ne şekilde yararlanacakları hususuna açıklık getirilmiştir. Böylece, daha önce geçici maddelerle düzenlenen uygulamaya kalıcı çözüm getirilmiştir. Buna göre, gelir vergisi stopaji teşviki öngörülen yerlerde ücretli olarak çalışan işçilerin ücret gelirleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinden öncelikle asgari geçim indirimi mahsubu uygulandıktan sonra kalan tutarın indirim veya istisna uygulamasında dikkate alınması sağlanmıştır.
1.3. Gelir Vergisi Kanunun 89. maddesinin 1. fıkrasına aşağıdaki bent hükmü eklenmiştir.
11. “İktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneğine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamı” gelir vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirilir.
Gelir Vergisi Kanunun 89. maddesinde, gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılabilecek indirimler düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun 89/4. bendine göre, daha önce gelir vergisi mükelleflerinin Türkiye Kızılay Derneğine makbuz karşılığı yaptıkları nakdi bağış ve yardımların, gelir vergisi beyannamesi ile bildirdikleri gelirin %5’ i kadar indirilebilmekte idi. Yapılan düzenleme ile, 03.07.2009 tarihinden itibaren Türkiye Kızılay Derneğine (iktisadi işletmeleri hariç) makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların tamamının, gelir vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesi ile bildirilecek gelirlerden indirilebilmesine imkan sağlanmıştır. Derneğin iktisadi işletmelerine yapılacak bağış ve yardımlar ise bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.
1.4. Gelir Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
Geçici Madde 76- 10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu (8) kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, 31.12.2014 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.
İstisna edilen bu kazançlar üzerinden 94. madde kapsamında tevkifat yapılmaz. Münhasıran bu kazançlar için gelir vergisi mükelleflerince yıllık beyanname verilmez, bu kazançlar verilecek beyannamelere dahil edilmez.
Yapılan bu düzenleme ile, tarım ürünlerinin ticaretini kolaylaştırmak ve geliştirmek üzere oluşturulan tarım ürünleri lisanslı depoculuk sisteminin (9) teşvik edilmesi amacıyla, 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin alım-satımından elde edilen kazançlar 31.12.2014 tarihine kadar gelir vergisinden istisna edilmiştir.
2. 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
2.1. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun (10) 10. maddesinin 1. fıkrasına aşağıdaki bent hükmü eklenmiştir.
f) “İktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneğine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış veya yardımların tamamı” kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirilir.
Bilindiği gibi, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun “Diğer İndirimler” başlıklı 10. maddesinde, kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından yapılacak indirimler düzenlenmiştir.
Kurumlar Vergisi Kanunun 10. maddesinin (c) bendine göre, daha önce kurumlar vergisi mükelleflerince Türkiye Kızılay Derneğine makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların toplamının, o yıla ait kurum kazancının %5’ i kadar olan kısmı indirilebilmekte idi. Yapılan düzenleme ile, 03.07.2009 tarihinden itibaren Türkiye Kızılay Derneğine (iktisadi işletmeleri hariç) makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların tamamının, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirilebilmesine imkan sağlanmıştır.
2.2. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 17. maddesinin (8). fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve mevcut (9). fıkra (10). fıkra olarak teselsül ettirilmiştir.
“(9) Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılır. Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olurlar. Şu kadar ki, bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlıdır.”
Kurumlar Vergisi Kanunun 17. maddesinde, kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiye işlemleri düzenlenmiş olup, maddeye eklenen bu hükümle, tasfiye edilerek tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmiş olan kurumların, tasfiye edildikten sonra tasfiye öncesi veya tasfiye dönemlerine ilişkin olarak yapılacak vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalardan, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcileri, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarının müteselsil sorumluluğu düzenlenmiştir.
Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen Geçici 6. maddesi ile, getirilen bu düzenlemenin maddenin yürürlük tarihi olan 3.07.2009 tarihinden önce yapılan her türlü vergi tarhiyatı ve kesilen cezalar hakkında uygulanmayacağı öngörülmüştür.
2.3. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıda açıklanan geçici maddeler eklenmiştir.
Geçici Madde-5 (1) Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin bu madde kapsamında 31/12/2009 tarihine kadar yapılan birleşmelerinde;
a) Birleşilen kurum tarafından münfesih kurumun birleşme tarihindeki sabit kıymetlerinin rayiç bedelle, (11) diğer kıymetlerinin ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunun değerleme hükümlerine göre değerlemek suretiyle bir bütün halinde devralınması ve bilançosuna kaydedilmesi,
b) Birleşmeden doğan kazançların tamamının birleşme tarihi itibarıyla birleşilen şirketin sermayesine eklenmesi,
c) Birleşilen kurumun, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini; münfesih kurumun, birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde birleşme nedeniyle vereceği kurumlar vergisi beyannamesine ekli bir taahhütnameyle taahhüt etmesi,
ç) Birleşme sonrasında üç yıl süreyle aylık ortalama bazda birleşilen kurum ile münfesih kurum tarafından, 01.04.2009 tarihinden önce verilen son aya ilişkin sigorta bildirgelerine göre istihdam edilenlerin toplamından az olmamak üzere aylık istihdam sağlanması, şartlarıyla birleşme işlemlerinden doğan kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır.
(2) Birleşme nedeniyle infisah eden kurumun, birleşme tarihinde sona eren hesap döneminde elde ettiği kazançları ile birleşilen kurumun birleşme işleminin gerçekleştiği hesap dönemi dahil olmak üzere, üç hesap döneminde elde ettiği kazançlara, on birinci fıkraya göre belirlenen indirimli kurumlar vergisi uygulanır.
(3) Bu maddenin uygulanmasında;
a) Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ): 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (12) çerçevesinde kurulmuş olup 2008 yılının Aralık ayına ilişkin olarak verilen sigorta bildirgesine göre 10 ila 250 işçi çalıştıran ve 2008 hesap döneminin sonu itibarıyla yıllık net satışlar toplamı 25 milyon Türk Lirasını geçmeyen veya aktif toplamı 25 milyon Türk Lirasından az olan ticari işletmeleri,
b) Birleşme: Tam mükellef iki veya daha fazla Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmenin 18. maddesi (13) uyarınca birleşerek yeni bir anonim şirket oluşturmalarını ya da tam mükellef bir veya birkaç Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmenin tam mükellef olan ve anonim şirket statüsündeki diğer bir Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmenin devrolunmasını ifade eder.
(4) Birleşilen kurumun; indirimli kurumlar vergisi uygulamasının sona erdiği yılı izleyen üçüncü yılın sonuna kadar, bu Kanunun 18 ve 19. maddelerine göre birleşme, devir, bölünme ve hisse değişimi işlemlerine tabi tutulması (31/12/2009 tarihine kadar Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin kendi aralarında yapacakları hariç) ile tasfiye edilmesi veya sermaye azaltımında bulunması halinde, birleşmeden dolayı istisna edilen ya da indirimli oran uygulaması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, gecikme faizi ile birlikte birleşilen kurumdan tahsil edilir.
(5) Bu madde uyarınca birleşen kurumların birleşme tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararları, 9/1-a bendinde belirtilen şartlarla (14) kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilir.
(6) Münfesih kurumdan devralınan amortismana tabi iktisadi kıymetler için, faydalı ömürleri (15) dikkate alınarak münfesih kurumdaki kayıtlı değerleri üzerinden kalan süre için amortisman ayrılabilir.
(7) Birleşilen kurum tarafından devralınan varlıkların, devir bedelinden düşük bir bedelle satılması durumunda oluşan zararlar, birleşilen kurumun kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılamaz.
(8) Birleşme suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının bu maddeye göre indirimli kurumlar vergisi uygulanan hesap dönemlerinde satışı halinde 5. maddenin birinci fıkrasının (e) bendi (16) hükmü uygulanmaz.
(9) Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme tanımı kapsamına giren gelir vergisi mükellefleri, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 81. maddesinde (17) aranan şartları (değerleme hükümleri hariç) sağlamaları kaydıyla, bu madde hükümlerinden yararlanır.
(10) Bu maddeye göre yapılan birleşmeler, 3065 sayılı KDV Kanunu bakımından, (18) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 81. maddesinde belirtilen işlemler ile bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünme işlemleri gibi değerlendirilir.
(11) Bakanlar Kurulu, bu maddeden yararlanan işletmeler için kurumlar vergisi oranını, % 75’e kadar indirimli uygulatmaya; Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
Geçici Madde 7-(1) Kanunun geçici 5. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendindeki anonim şirket ifadeleri, 31/12/2009 tarihine kadar anılan madde kapsamında yapılan birleşmelerde sermaye şirketi olarak dikkate alınır.”
Şirketlerin geleneksel yapısı ile, iktisadi ve ticari gerekçelerle normal olarak birleşmelerinin zor olduğu, 5520 sayılı Kanuna eklenen geçici madde ile, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ), mali yapılarını güçlendirmek, ölçek verimliliği sağlamak, rekabet ortamına uyum kapasitelerini güçlendirmek, istihdam düzeylerini arttırmak ya da korumak gibi amaçlarla birleşmelerinin vergi yoluyla teşvik edilmesi amaçlanmıştır.
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin, 03.07.2009 tarihinden itibaren 31.12.2009 tarihine kadar yapılacak birleşmelerde uygulanmak üzere yapılan düzenleme ile, birleşen Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere; Kurumlar Vergisi Kanunun devir koşullarına bakılmaksızın, birleşmeden doğan kazancın vergilendirilmemesi ve birleşme sonrası belli bir süre indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanması olanağı tanınmaktadır.
Anılan Kanun uygulamasında KOBİ, Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kurulmuş olup 2008 yılının Aralık ayına ilişkin olarak verilen sigorta bildirgesine göre 10 ila 250 işçi çalıştıran ve 2008 hesap döneminin sonu itibarıyla yıllık net satışlar toplamı 25 milyon Türk Lirasını geçmeyen veya aktif toplamı 25 milyon Türk Lirasından az olan ticari işletmeler olarak tanımlanmıştır.
Kanunda birleşecek şirketlerin belli bir tarih itibariyle kurulmuş olması koşulunu arayan açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, birleşecek şirketlerin 1 Nisan 2009 tarihinden önce verilen sigorta bildirgesine göre istihdam edilen işçi sayısının azaltılamayacağına ilişkin hüküm, birleşecek şirketlerin 01.04.2009 tarihinden önce kurulmuş olması gerektiğini göstermektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda, vergisiz birleşme (Devir) ve bölünmeye imkan tanıyan düzenlemeler mevcuttur. (19) Vergisiz birleşme olanağı sağlayan yeni düzenlemenin devirden farkı, devirde infisah eden şirketin aktif ve pasifleri, birleşilen şirkete kayıtlı değerleriyle aktarılırken, yeni getirilen vergisiz birleşmede sabit kıymetler gerçek değerleri ile devredilmektedir. Böylece, daha iyi yönetilen, daha verimli faaliyet gösterebilecek, ekonomik ölçeği yakalamış büyüklükteki şirketlerin yapılanmaları için şirketlere yeni bir alternatif yaratmak ve gerçek değerlerle birleşme sonucu ortaya çıkan gerçekçi bilançoların sonuçlarından yararlanmaları amaçlanmıştır.
Birleşmeden doğan kazanç, birleşilen kurum tarafından münfesih kurumun birleşme tarihindeki sabit kıymetleri rayiç bedelle, diğer kıymetler ise, VUK’nun değerleme hükümlerine göre değerlemek suretiyle bir bütün halinde devralınması ve bilançosuna kaydedilmesi, birleşmeden doğan kazançların tamamının birleşme tarihi itibarıyla birleşilen şirketin sermayesine eklenmesi, birleşilen kurumun, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini; münfesih kurumun, birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde birleşme nedeniyle vereceği kurumlar vergisi beyannamesine ekli bir taahhütnameyle taahhüt etmesi koşullarının gerçekleşmesi halinde kurumlar vergisinden istisnadır.
Birleşmeden sonra ise, birleşme sonrasında üç yıl süreyle aylık ortalama bazda birleşilen kurum ile münfesih kurum tarafından, 01.04.2009 tarihinden önce verilen son aya ilişkin sigorta bildirgelerine göre istihdam edilenlerin toplamından az olmamak üzere aylık istihdam sağlanması ve birleşilen kurumun belli bir süre tasfiye edilmesi, devir, bölünme, hisse değişimi ve sermaye azaltımı işlemlerine tabi tutulması mümkün değildir.
Bu koşulların birleşme sonrasında ihlal edilmesi halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, gecikme faizi ile birlikte birleşilen kurumdan alınacaktır.
Birleşen kurumların birleşme tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararları, belli şartlar dahilinde kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilecektir. Birleşme sonrasında devralınan amortismana tabi iktisadi kıymetler için, faydalı ömürleri dikkate alınarak kalan süre için amortisman ayrılabilecektir. Ancak, birleşilen şirket tarafından devralınan varlıkların, devir bedelinden düşük bir bedelle satılması durumunda oluşan zararlar, kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.
Kanun kapsamına göre yapılacak birleşme sonucu devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının, indirimli kurumlar vergisi uygulanan hesap dönemlerinde satışı halinde, Kurumlar Vergisi Kanunun 5/1-e maddesinde düzenlenen taşınmazlar ve iştirak hisseleri satış istisnasından yararlanamayacaklardır.
Ayrıca, bu Kanun kapsamındaki birleşmeler, KDV Kanunu bakımından devir ve bölünme işlemlerinde uygulanacak hükümlere tabi tutulacaktır.Bilindiği gibi, KDV Kanunun 17/4-c maddesi ile, Gelir Vergisi Kanunun 81. maddesinde belirtilen işlemler (Vergilendirilmeyecek değer artışı kazançları) ile Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan devir ve bölünme işlemleri katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Bu kapsamda, birleşme sonunda infisah eden kurumca yüklenilen ve indirilemeyen vergi tutarı, birleşilen kurum tarafından indirilebilecektir.
Birleşme nedeniyle infisah eden kurumun, birleşme tarihinde sona eren hesap döneminde elde ettiği kazançlar ile, birleşilen kurumun birleşme işleminin gerçekleştiği hesap dönemi dahil olmak üzere, üç hesap döneminde elde ettiği kazançlara, indirimli kurumlar vergisi uygulama olanağı getirilmiştir. Bakanlar Kurulu, bu düzenlemeden yararlanacak işletmeler için kurumlar vergisi oranını, % 75’e kadar indirimli uygulatmaya; Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
Öte yandan, birleşen veya birleşilen şirketlere 5520 sayılı Kanunun 13. maddesine göre ilişkili kişi sayılanlar tarafından istihdamın veya faaliyetin kaydırılması gibi sadece teşviklerden yararlanmak amacıyla yapılan işlemlerin bulunması halinde getirilen teşviklerden yararlandırılmayacaktır.
Kanunun Geçici 2. maddesi ile, Kurumlar Vergisi Kanunun;
a) 32/A
maddesi kapsamında olup 31/12/2010 tarihine kadar başlayan yatırımlar
için söz konusu maddenin 2. fıkrasının (b) bendinde geçen “%
b) Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasındaki “münhasıran” ibaresi, 31/12/2010 tarihine kadar “Bakanlar Kurulunca belirlenen illerde münhasıran” olarak uygulanır.
Bilindiği gibi, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa, 5838 sayılı Kanunla 28.02.2009 tarihinden geçerli olmak üzere eklenen 32/A maddesi ile, Finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar, iş ortaklıkları, taahhüt işleri, 4283 sayılı Kanun (Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun) ile 3996 sayılı Kanun (Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun) kapsamında yapılan yatırımlar ile rödovans sözleşmelerine (Ruhsat sahalarındaki madenlerin üretilerek değerlendirilmesi suretiyle üçüncü kişilere veya kuruluşlara tasarruf hakkı sağlamak üzere ruhsat sahiplerinin bu kişilerle yapmış oldukları sözleşme) bağlı olarak yapılan yatırımlar hariç olmak üzere, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen ve Hazine Müsteşarlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulması öngörülmüştür. Maliye Bakanlığı tarafından bu konu ile ilgili henüz bir düzenleme yapılmamıştır.
Yapılan değişiklikle, madde kapsamında uygulanacak yatırım katkı oranları arttırılmaktadır.
Ayrıca, yine 5838 sayılı Kanunla 28.02.2009 tarihinden geçerli olmak üzere eklenen Geçici 4. maddesi ile, münhasıran tekstil, konfeksiyon ve hazır giyim, deri ve deri mamulleri sektörlerinde faaliyette bulunanlardan üretim tesislerini Bakanlar Kurulunca belirlenen illere 31/12/2010 tarihine kadar nakleden ve asgari 50 kişilik istihdam sağlayan mükelleflerin, bu illerdeki işletmelerinden sağladıkları kazançlar için nakil tarihini izleyen hesap döneminden itibaren beş yıl süreyle kurumlar vergisi oranını %75' i geçmemek üzere indirimli uygulatmaya Bakanlar Kurulu yetkili olduğu, bu madde hükmünden gelir vergisi mükellefleri de yararlanacağı ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır. Maliye Bakanlığı tarafından konu ile ilgili henüz bir düzenleme yapılmamıştır.
3. Katma Değer Vergisi Kanunu
3.1. Katma Değer Vergisi Kanunun 1/1. fıkrasının (3) numaralı bendinin (d) alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“d) Müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar ile 10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi,” katma değer vergisine tabidir.
Bu düzenleme ile, 03.07.2009 tarihinden geçerli olmak üzere, 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde olup olmadığına bakılmaksızın katma değer vergisinin konusuna alınmıştır.
3.2. KDV Kanunun 9. maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“3. 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimine ait katma değer vergisinin ödenmesinden lisanslı depo işleticileri sorumludur.”
Bu hükümle, ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimine ait katma değer vergisinin ödenmesinden lisanslı depo işleticilerinin sorumlu tutulmuştur.
4. KDV Kanunun 10. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“k) 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin temsil ettiği ürünlerin depodan çekilmesi.”anında vergiyi doğuran olay meydana gelir.
Bu düzenlemede, ürün senetlerinin senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslim işlemlerinde vergiyi doğuran olay hükme bağlanmaktadır.
5. KDV Kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine ikinci paragraftan sonra gelmek üzere, aşağıdaki paragraf eklenmiştir.
“14/7/2004 tarihli ve 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun (20) kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan sinematografik eserlere ilişkin yabancı yapımcılar tarafından satın alınacak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232. maddesinde yer alan ve ilgili yılda uygulanmakta olan haddin (21) üzerindeki mal ve hizmetler nedeniyle ödenen katma değer vergisi yapımcılara iade olunur.”
KDV Kanunun 11. maddesinde mal ve hizmet ihracat istisnası düzenlenmiş olup, bu hükümle yabancı yapımcılar tarafından sinema eserlerine ait satın alınacak mal ve hizmetler nedeniyle ödenen katma değer vergisi istisna kapsamına alınmıştır.
6. KDV Kanunun 13. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
“g) 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa (22) ekli (II) sayılı listede yer alan malların, Başbakanlık merkez teşkilatına teslimi,”
“ğ) 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım-satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla ilk teslimi,” katma değer vergisinden istisnadır.
Araçlar, petrol aramaları ve teşvik belgeli yatırımlarda katma değer vergisi istisnasının düzenlendiği KDV Kanunun 13. maddesine, 03.07.2009 tarihinden geçerli olmak üzere eklenen bu bent hükümleri ile, Başbakanlık merkez teşkilatına yapılacak yük ve yolcu taşıma araçları ile hava ve deniz araçlarının teslimi, ürün senetlerinin ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım-satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla ilk teslimi katma değer vergisinden istisna edilmiştir.
7. KDV Kanunun; 17. maddesinin; a) İkinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “özel okullar tarafından ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10’unu” ibaresi “özel okullarca bedelsiz verilen eğitim, öğretim hizmetlerinde ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10’unu, 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun ile 30/4/1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulan öğrenci yurtları tarafından bedelsiz verilen yurt hizmetlerinde ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10’unu,” şeklinde değiştirilmiştir.
Özel okullar tarafından verilen bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetlerinde olduğu gibi, öğrenci yurtları tarafından bedelsiz verilen yurt hizmetlerinde de, ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10’nu geçmemek üzere verilen bedelsiz yurt hizmet ifaları katma değer vergisinden istisna edilmiştir.
b) Dördüncü fıkrasının (k) bendinde yer alan “ile konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Bu düzenleme ile, kooperatiflerin üyelerine konut teslimlerinde m2
sınırlaması olmaksızın uygulanan katma değer vergisi istisnası, 03.07.2009 tarihinden
itibaren kaldırılmıştır. Böylece, 03.07.2009 tarihinden itibaren bina
inşaat ruhsatı alan konut yapı kooperatiflerinin üyelerine yapacakları net
alanı 150 m2’ye kadar olan konut teslimleri %1, net alanı
Ancak, kazanılmış hakların korunması ve verginin Kanuniliği prensipleri dikkate alınarak, KDV Kanununa eklenen Geçici 28. maddesi ile, 03.07.2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince üyelerine yapacakları konut teslimleri, önceden olduğu gibi katma değer vergisinden istisna olduğu hükme bağlanmıştır. Madde hükmünde geçen “bina inşaat ruhsatı” münhasıran konut yapı kooperatifleri adına düzenlenmiş bina inşaat ruhsatlarını ifade etmektedir.
8. KDV Kanunun 17. maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“t) 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, 1.maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (d) alt bendi ile, 13. maddenin birinci fıkrasının (ğ) bendinde belirtilen işlemler hariç olmak üzere, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım-satımı konusunda izin alan ticaret borsaları aracılığıyla teslimleri (Bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemler bakımından 30.maddenin birinci fıkrasının (a) bendi (23) hükmü uygulanmaz.).” katma değer vergisinden istisnadır.
Yapılan bu düzenleme ile, ürün senetlerinin işlem gördüğü borsalardaki ilk teslimi ile senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi dışındaki teslimleri katma değer vergisinden edilmiştir. Ayrıca, bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemlerle ilgili olarak yüklenilen vergilerin indirimine imkan tanınmaktadır.
9. KDV Kanunun 23. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“d) Gümrük depolarında ve müzayede mahallerinde yapılan satışlarda kesin satış bedeli ile 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara tesliminde, senedin en son işlem gördüğü borsada oluşan değeri.”
KDV Kanunun 23. maddesinde özel matrah (24) şekilleri düzenlenmiş olup, 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin özel matrah şekline göre vergilendirilmesi öngörülmüştür. Böylece, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara tesliminde katma değer vergisi matrahı, ürünün çekildiği tarihte senedin işlem gördüğü borsada oluşan değeri olarak belirlenmiştir.
4. Özel Tüketim Vergisi
4.1. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (I) sayılı listesinin (B) cetveline, 03.07.2009 tarihinden geçerli olmak üzere, 2710. 11.25.00.00 G.T.İ.P. numaralı mal, vergi tutarı ile birlikte eklenmiştir. Böylece, 1,6135 TL/Kg özel tüketim vergisine tabi olan 2710.11.21.00.00 GTİP numaralı White spirit ile benzer özelik gösteren ve akaryakıtlarla karıştırılmak suretiyle yasa dışı kullanımının önlenmesi amacıyla söz konusu mal özel tüketim vergisi kapsamına alınmıştır.
4.2. ÖTV Kanunun 7. maddesinin (3) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“
“b) (II) sayılı listede yer alan malların, Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ilk iktisabı,” özel tüketim vergisinden istisnadır.
Bilindiği gibi, ÖTV Kanunun 7. maddesinde, özel tüketim vergisinde diğer istisnalar düzenlenmiştir. Yapılan bu değişiklikle, KDV Kanununda yapılan düzenlemeye paralel olarak, (II) sayılı listede yer alan malların 03.07.2009 tarihinden geçerli olmak üzere, Başbakanlık merkez teşkilatına teslimi, özel tüketim vergisinden istisna edilmiştir.
4.3. Özel Tüketim Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Geçici Madde 6-31/12/2013 tarihine kadar, bu Kanuna ekli (IV) sayılı listede yer alan 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı malların karşısında gösterilen orana göre hesaplanan verginin, bu malların her bir adedi için 40 Türk Lirasından az olması halinde, orana göre hesaplanan vergi yerine her bir adet için 40 Türk Lirası vergi alınır. Bakanlar Kurulu bu tutarı sıfıra kadar indirmeye, üç katına kadar artırmaya yetkilidir.”
ÖTV Kanununa ekli (IV) sayılı liste yer alan 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı alıcısı bulunan verici portatif telsiz telefon cihazları (Cep telefonları) %20 oranında özel tüketim vergisine tabi bulunmaktadır. Yapılan düzenleme ile, söz konusu mal için 31/12/2013 tarihine kadar uygulanmak üzere asgari vergi getirilmiştir.
5. Vergi Usul Kanunu
5.1. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 72. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “tapu sicil müdürü veya tevkil edeceği bir memur ve ticaret odasınca seçilmiş bir üye” ibaresi “defterdarın, vergi dairesi başkanlığı bulunan yerlerde ise vergi dairesi başkanının görevlendireceği iki memur, tapu sicil müdürü veya tevkil edeceği bir memur ve ticaret odasınca seçilmiş bir üye (ilgili olduğu arsalara ilişkin takdir komisyonlarına organize sanayi bölgesini temsilen bir üye)” şeklinde ve dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Takdir komisyonlarının kurulacağı yerler ile bu madde uyarınca kurulan komisyonların çalışma usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Vergi Usul Kanunun 72. maddesinde, taktir komisyonunun kuruluşu düzenlenmiş olup, 2. fıkrasında, arsalara ait asgari ölçüde birim değer tespitindeki taktir komisyonu üyeleri belirlenmiştir. Yapılan düzenleme ile, söz konusu komisyonun üyelerine, Defterdarlık veya Vergi Dairesi Başkanlığının görevlendireceği iki memur dahil edilmiştir. Ayrıca organize sanayi bölgesi içinde bulunan arsaların taktir işlemlerinde bölgeyi temsilen bir üye komisyona dahil edilmiştir.
Buna göre, 03.07.2009 tarihinden itibaren arsalara ait asgari ölçüde birim değer tespitinde taktir komisyonu; Belediye Başkanı veya tevkil edeceği memur başkanlığı altında,
- Belediyenin yetkili bir memuru, - Tapu sicil müdürü veya tevkil edeceği bir memur, - Ticaret odasınca seçilmiş bir üye, - Defterdarın, vergi dairesi başkanlığı bulunan yerlerde ise Vergi Dairesi Başkanının görevlendireceği iki memur, - Organize Sanayi Bölgesi bulunan yerlerdeki taktirlerle ilgili olarak bölgeyi temsilen bir üye, - İlgili mahalle veya köy muhtarından oluşacaktır.
2009 yılı, bina, arsa ve araziler için 2010 yılına ait uygulanacak emlak vergi değerinin tespitiyle ilgili asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değer taktir işlemlerinin esasları, Maliye Bakanlığının 03.04.2009 tarihli 2009/1 Seri No.lu Emlak vergisi İç genelgesinde açıklanmıştır.
Ayrıca, 06.07.2009 tarihinde yayımlanan 2009/2 Seri No.lu Emlak vergisi İç genelgesi ile de, 03.07.2009 tarihi itibariyle mevcut taktir komisyonları tarafından asgari ölçüde arsa birim değeri tutanak düzenlenerek tespit ve taktir edilmiş yerler için komisyonlar yeni üyelerin eklenmeyeceği, ancak 03.07.2009 tarihi itibariyle halen taktir işlemleri devam eden diğer yerler için ise, 5904 sayılı Kanunla öngörülen yeni üyelerin taktir komisyonların dahil edilmesi gerektiği belirlenmiştir.
5.2. Vergi Usul Kanunun mükerrer 355. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “100.000.000 lira”, “50.000.000 lira” ve “25.000.000 lira” ibareleri sırasıyla “1.000 Türk Lirası”, “500 Türk Lirası” ve “250 Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmaz.”
“Elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilmez, takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası 1/2 oranında uygulanır.
Elektronik ortamda beyanname ile bildirim ve form verme mecburiyetine uymayanlara bu maddeye göre ceza kesilmesi halinde, 352. maddenin birinci derece usulsüzlüklerle ilgili (1) numaralı bendi ile ikinci derece usulsüzlüklerle ilgili (7) numaralı bendi uyarınca ayrıca ceza kesilmez.”
Vergi Usul Kanunun mükerrer 355. maddesinde, bilgi verme, başta defter ve belge ibraz yükümlülüğü olmak üzere, çeşitli yükümlülükleri yerine getirmeyenler için uygulanacak cezalar düzenlenmiş olup, yapılan değişiklikle, Kanunda yer alan rakamlar TL olarak yeniden belirlenmiştir.
Söz konusu Kanun maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyenlere 01.01.2009 tarihinden itibaren uygulanacak özel usulsüzlük cezaları, 388 sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile;
- Birinci sınıf tüccarlar ve serbest meslek erbabı için 1.600 TL, - İkinci sınıf tüccarlar için 760 TL ve, - Sayılanlar dışında kalanlar için 350 TL olarak belirlenmiştir.
Ayrıca, mezkur maddede sayılan yükümlülüklerle ilgili olarak, Maliye Bakanlığı tarafından düzenleyici idari işlemlerle (Genel Tebliğ, Sirküler ve Genel Yazı) duyurulması halinde, cezalı işlem tesisinde ayrıca yazılı bildirim yapma şartı kaldırılmıştır.
Öte yandan, elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde, belli sürelerde verilen beyannameler uygulanan indirimli özel usulsüzlük cezasında olduğu gibi, elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formlar için de getirilmiştir.
5.3. Vergi Usul Kanunun 359. maddesinin (a) fıkrasında yer alan “bir yıldan” ibaresi “on sekiz aydan” şeklinde değiştirilmiştir.
Vergi Usul Kanunun 359. maddesinde, kaçakçılık suçları ve cezalar düzenlenmiş olup, (a) fıkrasında yer alan ve başta hesap ve muhasebe hileleri yapanlar ile defter kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler ile muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar için öngörülen asgari ceza süresi, 03.07.2009 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, bir yıldan on sekiz aya çıkartılmıştır. (25)
6. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu
6.1. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 77. maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Resmi sicile kayıtlı olan menkul malların haczi, sicillerine işlenmek üzere sicilin tutulduğu daireye tebliğ edilmek suretiyle de yapılır. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligata elektronik ortamda cevap verilebilir.
Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Yapılan düzenleme ile, resmi sicile kayıtlı olan menkul malların haczi için tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirilerinin, bu kayıtların tutulduğu kurumlara elektronik ortamda tebliğ edilebilmesine ve bu bildirilere verilecek cevapların da elektronik ortamda alınabilmesine olanak sağlanmaktadır. Elektronik ortamda yapılacak tebliğler ve verilecek cevapların elektronik ortamda alınmasına ilişkin usul ve esasları belirlememe konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.
6.2. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 88. maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
“Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Kamu alacaklarının takibi için tahsil dairelerince gayri menkullerin kayıtlı oldukları sicillere işlenmek üzere tebliğ edilecek haciz bildirilerinin, elektronik ortamda tebliğ edilmesi ve cevapların da elektronik ortamda alınmasını sağlayacak düzenleme için Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.
7. Damga Vergisi Kanunu
7.1. 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“40. 10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu çerçevesinde, mudi ile lisanslı depo işletmesi arasında düzenlenen mukavelenameler ve ürün senedi.”
Damga Vergisi Kanununa ekli (2) tabloda, damga vergisinden istisna edilen kağıtlar sayılmıştır. Yapılan düzenleme ile, tarım ürünleri lisanslı depoculuk sisteminin teşvik edilmesi amacıyla, mudi ile lisanslı depo işletmesi arasında düzenlenen sözleşmeler ile ürün senedinin damga vergisinden istisna edilmesi öngörülmüştür.
8. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu
8.1. Veraset ve İntikal vergisi Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerin” ibaresi “yarışma ve çekilişler ile 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunda (26) tanımlanan şans oyunlarında kazanılan ikramiyelerin” şeklinde değiştirilmiştir.
Veraset ve İntikal vergisi Kanunun 4. maddesinde, veraset ve intikal vergisinde istisna olan işlemler düzenlenmiş olup, 4/1-e bendinde, oran ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerin her yıl belirlenen maktu istisna tutarı (27) belirlenmiştir. Yapılan düzenleme ile, 03.07.2009 tarihinden itibaren 5602 sayılı Şans Oyunları Hakkında Kanuna göre şans oyunlarından kazanılan ikramiyeler de her yıl için belirlenen maktu istisna kapsamına alınmıştır.
8.2. Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “futbol müsabakaları ve at yarışları üzerine müşterek bahis düzenleyenler” ibaresi “5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunları düzenleyen ilgili kurum ve kuruluşlar” olarak değiştirilmiştir.
Veraset ve İntikal vergisi Kanunun 7. maddesinde, beyanname verilmesine ilişkin düzenleme yer almakta olup, değişiklik sonrası madde metni aşağıdaki gibi olmuştur.
Madde 7- Veraset tarikiyle veya sair suretle ivazsız bir tarzda mal iktisap edenler, iktisap ettikleri malları, 5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunları düzenleyen ilgili kurum ve kuruluşlar ile yarışma ve çekilişi düzenleyen gerçek ve tüzel kişiler ikramiye kazananların ikramiyelerinden kesilen vergileri, bir beyanname ile bildirmeye mecburdurlar.
Yapılan düzenleme ile, 03.07.2009 tarihinden itibaren 5602 sayılı Şans Oyunları Hakkında Kanuna göre şans oyunları düzenleyen ilgili kurum ve kuruluşlara, kazanılan ikramiyelerden kesilen vergiler için beyanname verilmesi mecburiyeti getirilmiştir.
8.3. Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahislerde” ibaresi “5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarında” olarak değiştirilmiştir.
Veraset ve İntikal vergisi Kanunun 9. maddesinde, beyanname verilme müddeti düzenlenmiş olup, yapılan değişiklik sonrası (1/3) bent hükmü, “Gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarında, yarışma ve çekiliş ile müsabakaların yapıldığı günü takip eden 20. günü akşamına kadar” beyanname verilir. Şeklini almıştır.
8.4. Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahisler” ibaresi “5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları ile” olarak değiştirilmiştir.
Veraset ve İntikal vergisi Kanunun 16. maddesinde, veraset ve intikal vergisinin nispeti düzenlenmiş olup, yapılan değişiklik sonrası dördüncü fıkrası, “5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları ile, gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerde oran %10 olarak uygulanır. İkramiyenin ayni olarak ödenmesi halinde, fatura değere esas alınır.” Şeklini almıştır.
8.5. Kanunun 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “futbol müsabakalarına ve at yarışlarına ait müşterek bahisler” ibaresi “5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları” olarak değiştirilmiştir.
Veraset ve İntikal vergisi Kanunun 19. maddesinde, veraset ve intikal vergisinin ödeme zamanı düzenlenmiş olup, yapılan değişiklik sonrası birinci fıkrası, “Veraset ve intikal tahakkukundan itibaren üç yılda ve her yıl mayıs ve kasım aylarında olmak üzere iki eşit taksitte (Gerçek veya tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazananlara ödenecek ikramiyeler ile, 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları dolayısıyla dağıtılacak ikramiyelerden kesilen vergiler beyanname verme süresi içinde) ödenir.”şeklini almıştır.
9. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu
9.1. Emlak Vergisi Kanunun 16. maddesinde yer alan “250.000.000 lirası” ibaresi “10.000 Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Emlak Vergisi Kanunun 16. maddesinde, arazi vergisinde istisna düzenlenmiş olup, bu değişikliğe göre mükelleflerin bir belediye ve bu belediyenin mücavir alan sınırları içinde bulunan arazisinin (arsalar hariç) toplam vergi değerinin 10.000 TL’ lık kısmı arazi vergisinden müstesna tutulacak, vergi değerinin bu miktarı aşan kısmı vergiye tabi olacaktır.
Arazi vergisi, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılacağından, bu Kanun uyarınca öngörülen istisna tutarı, 2010 yılından itibaren arazi vergi değerlerinin hesabında dikkate alınacaktır.
9.2. Emlak Vergisi Kanunun 29/4. fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir,
“Vergi değerinin hesabında bin liraya, verginin hesaplanmasında ise bir liraya kadar olan kesirler dikkate alınmaz.”
Bu değişiklik uyarınca, vergi değerinin hesabında bin liraya, verginin hesaplanmasında ise bir liraya kadar olan kesirler dikkate alınmayacaktır.
9.3. Emlak Vergisi Kanununun 4. ve 14. maddelerinde yer alan “Katma” ibareleri “Özel” şeklinde değiştirilmiştir.
Emlak Vergisi Kanunun 4. maddesinde, bina vergisi,14. maddesinde ise, arazi vergisi daimi muaflıkları düzenlenmiş olup, yapılan bu değişiklik uyarınca, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) sayılı cetvelde sayılan merkezi yönetim kapsamındaki özel bütçeli idarelerin tamamına ait bina ve araziler daimi olarak (bina ve arazi) emlak vergisinden muaf tutulacaktır. (28)
Bilindiği gibi, 5018 sayılı Kanun uygulamasından önce, katma bütçeli idareler kapsamında olmayan kuruluşların sahip olduğu bina ve arsalar nedeniyle emlak vergisi mükellefi idiler. Emlak Vergisi Kanunun (9) ve (19) maddelerinde, vergiye tabi iken muaflık şartlarını kazanan bina ve araziden dolayı mükellefiyetin, bu olayların meydana geldiği tarihi takip eden taksitten itibaren sona ereceği hükme bağlanmış olduğundan, 5018 sayılı Kanun uygulamasından önce katma bütçeli idareler kapsamında olmayıp anılan Kanunla özel bütçeli idare haline gelen kuruluşların bina ve arazilerinin, 2009 yılı emlak vergisi ikinci taksitinden itibaren bina ve arazi vergisinden muaf tutulması gerekmektedir.
10. 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu
10.1. Gider Vergileri Kanunun 39. maddesinin;
1) Birinci fıkrasında yer alan “Telekomünikasyon Kurumuyla görev veya imtiyaz sözleşmesi imzalamak veya bu Kurumdan ruhsat veya genel izin almak suretiyle telekomünikasyon alt yapısı kurup işleten veya telekomünikasyon hizmeti sunan işletmecilerin” ibaresi “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuyla görev veya imtiyaz sözleşmesi imzalamak suretiyle veya sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca bu Kuruma bildirim yapılması veya bu Kurumca kullanım hakkı verilmesi yoluyla yetkilendirilen veya yetkilendirilmiş sayılan işletmecilerin”,
2) Birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile dördüncü fıkrasında yer alan “telekomünikasyon” ibareleri “elektronik haberleşme”; beşinci fıkrasında yer alan “Telekomünikasyon işletmecilerinin; imtiyaz veya görev sözleşmeleri, ruhsatlar veya genel izinler uyarınca” ibaresi “İlgili mevzuatına göre yetkilendirilen elektronik haberleşme işletmecilerinin,” şeklinde değiştirilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Ve Kontrol Kanununa ekli (III) Sayılı Cetvelde yer alan “Telekomünikasyon Kurumu,” 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla (29) “Bilgi teknolojileri ve İletişim Kurumu” olarak değiştirilmiş olup, buna uygun düzenleme yapılmıştır.
Geçici Madde 1-Türkiye Kızılay Derneği adına kayıt ve tescilli olan motorlu taşıtlarla ilgili olarak 1/7/2008 tarihinden önce tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezaları ile, 11/7/1972 tarihli ve 1606 sayılı Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin Kanunun (30) 1. maddesinde sayılan kurum ve kuruluşların iktisadi işletmeleri adına 31/12/2008 tarihinden önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin tahakkuk ettirilen kurumlar vergisi ile kurumlar vergisi ve geçici vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının; bu alacaklarla ilgili olarak açılmış bulunan tüm davalar ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67. maddesinin uygulanmasına yönelik açılmış tüm davalardan, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar vazgeçilmesi şartıyla tahsilinden vazgeçilir. Madde kapsamına giren alacaklara ilişkin olarak tarhiyat yapılmaz ve yapılmış olan tarhiyatlar, maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi koşuluyla terkin edilir. Madde kapsamında terkini gereken alacaklara karşılık, 31/12/2005 tarihinden sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak tahsil edilmiş tutarlar ret ve iade edilir.
Davadan vazgeçme dilekçeleri bağlı bulunulan vergi dairesine verilir, bu dilekçelerin vergi dairesine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak, dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilir. Bu madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtığı davalardan vazgeçen mükellefin 193 sayılı Kanunun geçici 67. maddesinin uygulanmasına yönelik ihtilaflara ilişkin daha önce verilmiş ve kanun yolu tüketilmemiş kararlar uyarınca, taraflara tebliğ edilip edilmediğine bakılmaksızın işlem yapılmaz. Madde hükmünden yararlanma başvurusu üzerine idarece de ihtilaflar devam ettirilmez ve bu davalarla ilgili olarak yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmez.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
5766 sayılı Kanunla (30) 06.06.2008 tarihinden geçerli olmak üzere, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunun istisnaların düzenlendiği 4/1-a bendine, Türkiye Kızılay Derneği adına kayıt ve tescil edilen taşıtlar eklenerek, bu kuruma ait taşıtlar motorlu taşıtlar vergisinden istisna edilmiştir.
Getirilen bu hükümle, Türkiye Kızılay Derneği adına kayıt ve tescilli olan motorlu taşıtlarla ilgili olarak 1/7/2008 tarihinden önce tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi ve cezalardan vazgeçilmektedir. Ayrıca, Türkiye Kızılay Derneği, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Türkiye Yardım Sevenler derneği ve resmi darülaceze kurumları ile Darüşşafaka Cemiyeti ve Yeşilay Derneğinin iktisadi işletmelerine ait 31/12/2008 tarihinden önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin tahakkuk ettirilen kurumlar vergisi ile kurumlar vergisi ve geçici vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının; bu alacaklarla ilgili olarak açılmış bulunan tüm davalar ile 193 sayılıGelir Vergisi Kanununun geçici 67. maddesinin uygulanmasına yönelik açılmış tüm davalardan, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna (30.09.2009) kadar vazgeçilmesi şartıyla tahsilinden vazgeçilmekte ve madde kapsamına giren alacaklara ilişkin olarak tarhiyat yapılmayacağı ve yapılmış olan tarhiyatların, maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi koşuluyla terkin edileceği ve madde kapsamında terkini gereken alacaklara karşılık, 31/12/2005 tarihinden sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak tahsil edilmiş tutarlar ret ve iade edileceği öngörülmüştür.
DİPNOTLAR :
(1) 03.07.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (2) 06.01.1961 tarih ve 10700 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (3) 10.06.2003 tarih ve 25134 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (4) 04.04.2007 tarih ve 26483 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılması hk. (5) 06.02.2009 tarih ve 225365 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kanun ile, bazı illerde vergi ve sigorta prim teşvikleri uygulamak, enerji desteği sağlamak ve yatırımlara bedelsiz arsa ve arazi temin etmek suretiyle yatırımları ve istihdam imkanlarını arttırmak amaçlanmıştır. Süresi 31.12.2008 tarihinde sona eren mezkur Kanunun uygulama süresi, 5838 sayılı Kanunla 31.12.2009 tarihine kadar uzatılmıştır. (6) 28.02.2009 tarih ve 27155 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (7) 12.03.2008 tarih ve 26814 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.04.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren söz konusu Kanun ile, AR-GE ve yenilik faaliyetlerine yönelik önemli teşvik ve destek unsurları getirilmiştir. (8) 17.2.2005 tarih ve 25730 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan söz konusu Kanunla, tarım ürünleri ticaretini kolaylaştırmak, depolanması için yaygın bir sistem oluşturmak, ürün sahiplerinin mallarının emniyetini sağlamak ve kalitesini korumak, ürünlerin sınıf ve derecelerinin yetkili sınıflandırıcılar tarafından saptanmasını sağlamak, tarım ürünleri lisanslı depo işleticilerinin kişiler arasında ayrım yapmaksızın tarım ürünlerini kabul etmelerini temin etmek, ürünlerin mülkiyetini temsil eden ve finansmanını, satışını ve teslimini sağlayan ürün senedi çıkartmak ve standartları belirlenmiş tarım ürünlerinin ticaretini geliştirmek üzere, tarım ürünleri lisanslı depoculuk sisteminin kuruluş, işleyiş ve denetimine ilişkin usûl ve esasları düzenlemiş olup, tarım ürünlerinin standartları belirlenerek emniyetli ve sağlıklı koşullarda depolanması ile ürün senetleri vasıtasıyla ticaretinin kolaylaştırılması amaçlarıyla, lisanslı depo işletmelerinin ve yetkili sınıflandırıcıların kuruluş, işleyiş ve denetimine ilişkin usûl ve esaslar ile lisanslı depoculuk sistemine dair diğer hususları kapsamaktadır. (9) 5300 sayılı Kanunda tarım ürünleri, depolanmaya uygun nitelikteki hububat, bakliyat, pamuk, tütün, fındık, yağlı tohumlar, bitkisel yağlar, şeker gibi standardize edilebilen temel ve işlenmiş tarım ürünler, lisanslı depo ise, anılan Kanun kapsamında tarım ürünlerinin sağlıklı koşullarda muhafaza ve ticarî amaçla depolanması hizmetlerini sağlayan tesisler olarak tanımlanmıştır. (10) 21.06.2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (11) Rayiç bedel, Vergi Usul Kanunun Mükerrer 266. maddesinde, bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım-satım değeri olarak tanımlanmıştır. (12) 09.07.1956 tarih ve 9353 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır (13) 5520 sayılı KVK’ nun 18/1. maddesinde, bir veya birkaç kurumun diğer bir kurumla birleşmesi, birleşme nedeniyle infisah eden kurumlar bakımından tasfiye hükmünde olduğu, ancak birleşmede tasfiye karı yerine birleşme karının vergiye matrah olacağı hüküm altına alınmıştır. (14) Söz konusu Madde bendinde, devir ve bölünme işlemleri sonucu devralınan veya bölünen kurumların öz sermayelerini geçmeyen ve devralınan kıymetle orantılı zararların, a) Son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması, b) Devralınan kurumun faaliyetine devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam edilmesi şartları dahilinde indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. (15) VUK’ nun 5024 sayılı Kanunla değişik 315. maddesine göre, 01.01.2004 tarihinden itibaren mükelleflerin amortismana tabi iktisadi kıymetleri, Maliye Bakanlığı tarafından iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınarak tespit ve ilan edilen oranlar üzerinden itfa edilmektedir. Bu hükme istinaden, iktisadi kıymetlerin kullanıldıkları yerler itibariyle belirlenen amortisman oranları, 333 ve 339 seri No.lu VUK Genel Tebliğleri ekinde yayınlanmıştır. (16) Mezkur madde bendine göre, kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı kurumlar vergisinden istisnadır. (17) Söz konusu Kanun maddesinde, vergilendirilmeyecek değer artışı kazançları açıklanmıştır. (18) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 20. maddesinde, vergisiz devir ve bölünme şartları açıklanmış olup, maddede sayılan şartlara uyulduğu taktirde, münfesih kurumun sadece devir veya bölünme tarihine kadar elde edilen kazançlar vergilendirilmekte, birleşme ve bölünmeden doğan karlar hesaplanmamakta ve vergilendirilmemektedir. (19) 21.07.2004 tarih ve 25529 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (20) 2009 yılı için bu had, 670 TL olarak uygulanmaktadır. (21) 12.06.2002 tarih ve 24783 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (22) Söz konusu bent hükmü gereğince, vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisi, hesaplanan vergiden indirilmemektedir. Ancak, KDV Kanunun 32. maddesinde sayılan, Kanunun 11,13,14, 15 ve 17/4-s maddeleri gereğince vergiden istisna edilmiş işlemlerde (Mal ve hizmet ihracatı, Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile Ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna, Transit taşımacılık ve Diplomatik istisnalar ile özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları ) bu hüküm uygulanmamaktadır. (23) Özel matrah, vergisi önceki safhalarda beyan edilip ödenmesine ilişkin vergilendirme şeklidir (24) Türk Ticaret Kanunun 49. maddesinde, hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 50. maddesinde ise, kısa süreli hapis cezasının, suçluluğun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre, para cezasına çevrilebileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, Vergi Usul Kanunun 359. maddesinde yer alan alt ceza sınırının bir yıldan ön sekiz aya çıkartılması ile cezanın paraya çevrilmesi yolu kapatılmıştır. Ancak, Türk Ticaret Kanunun 51. maddesine göre, işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilmektedir. (25) 21.03.2007 tarih ve 26469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan.5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunla, 6132 sayılı At Yarışları Hakkında Kanun ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi hakkında Kanun ile 320 sayılı Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca tertip edilen şans oyunlarından elde edilen hasılatın tabi tutulacağı esaslar düzenlenmiştir. Söz konusu Kanunun 3./1-ğ bendinde şans oyunları, ilgili mevzuat çerçevesinde yetki verilen kurum ve kuruluşlar tarafından tertip edilen ve sonucu tesadüfe dayalı olarak belirlenen her türlü oyunlar ve müşterek bahisler olarak tanımlanmıştır. (26) 2009 yılı için uygulanan istisna tutarı 2.481 TL dır. (27) 24.12.2003 tarih ve 25326 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Söz konusu Kanun, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali yönetim ve kontrolünü kapsamakta olup, uluslar arası sınıflandırmalara göre belirlenmiş Kanuna ekli (I) Sayılı Cetvelde, Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri , (II) sayılı Cetvelde, özel bütçe kapsamındaki idareler, (III) Sayılı Cetvelde, Düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve (IV) Sayılı Cetvelde, Sosyal güvenlik kurumları yer almaktadır. (28) 10.07.2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. (29) 20.07.1972 tarih ve 2840 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan söz konusu Kanun ile, Türkiye Kızılay Derneği, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Türkiye Yardım Sevenler derneği ve resmi darülaceze kurumları ile Darüşşafaka Cemiyeti ve Yeşilay Derneği kendilerine terettüp eden vergi, Harç ve resim mükellefiyetinin kurumlara ait olduğu hallerde bütün vergilerden, harçlardan, resimlerden, hisse ve fonlardan muaf olduğu hüküm altına alınmıştır. (30) 06.06.2008 tarih ve 26898 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
|
|
||||||||
|
© Alomaliye.com 2000-2009 Tüm Hakları Saklıdır. |