|
|
|
TÜRK TİCARET KANUNU
(KANUN NO:6102) 
|
|
14
Şubat 2011 Tarihli Resmi Gazete
Sayı:
27846
TÜRK TİCARET
KANUNU
Kanun No.
6102
Kabul Tarihi:
13/1/2011
BAŞLANGIÇ
A) Kanunun uygulama
alanı
I - Ticari
hükümler
MADDE 1- (1) Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001
tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu
Kanundaki hükümlerle, bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere
ilişkin diğer kanunlarda yazılı özel hükümler, ticari
hükümlerdir.
(2) Mahkeme, hakkında ticari
bir hüküm bulunmayan ticari işlerde, ticari örf ve âdete, bu da yoksa genel
hükümlere göre karar verir.
II - Ticari örf ve âdet
MADDE 2- (1) Kanunda aksine bir hüküm yoksa,
ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin
yargısına esas olamaz. Ancak, irade açıklamalarının yorumunda teamüller de
dikkate alınır.
(2) Bir bölgeye veya bir
ticaret dalına özgü ticari örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur.
İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe,
ifa yerindeki ticari örf ve âdet uygulanır.
(3) Ticari örf ve âdet,
tacir sıfatını haiz bulunmayanlar hakkında ancak onlar tarafından bilindiği veya
bilinmesi gerektiği takdirde uygulanır.
III - Ticari
işler
MADDE 3- (1) Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir
ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.
IV - Ticari davalar ve
delilleri
1. Genel olarak
MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari
işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup
olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu
Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin
karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu
maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı
Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile
işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet
yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu
ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ
545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için
öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama
sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair
mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve
pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel
hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi
kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin
düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk
davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi
ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan
doğan davalar bundan istisnadır.
(2) Ticari davalarda da deliller
ile bunların sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu hükümlerine tabidir.
2. Ticari davaların görüleceği
mahkemeler
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava
olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm
ticari davalara bakmakla görevlidir.
(2) Bir yerde asliye ticaret
mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde
hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde
görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret
davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli
kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret
mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan
doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla
görevlendirilebilir.
(3) İkinci fıkrada yazılı
durumlarda, sadece iki tarafın isteklerine bağlı olmayan işler hariç olmak
üzere, bir davanın ticari veya hukuki niteliği nedeniyle mahkemenin iş alanına
girip girmediği, taraflarca sadece ilk itiraz şeklinde ileri sürülebilir. İlk
itiraz haklı görüldüğü takdirde dosya talep üzerine ilgili mahkemeye gönderilir.
Kararın sözlü bildirimi veya tebliği tarihinden itibaren on gün içinde
yenilenecek davaya bu mahkeme bakmak zorundadır; ancak, davaya, davanın
niteliğine göre uygulanması gerekli olan usul ve kanun hükümlerini uygular.
Ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari olmayan bir davanın ticaret mahkemesi
tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına yeterli bir sebep
oluşturmaz.
(4) Görevsizlik sebebiyle
dava dilekçesinin reddi hâlinde yapılacak işlemlere ve bunların tabi oldukları
sürelere ilişkin usul hükümleri, iş alanına ait ilk itirazın kabulü hâlinde de
uygulanır.
B) Çeşitli hükümler
I - Zamanaşımı
MADDE 6- (1) Ticari hükümler koyan kanunlarda
öngörülen zamanaşımı süreleri, Kanunda aksine düzenleme yoksa, sözleşme ile
değiştirilemez.
II - Teselsül karinesi
MADDE 7- (1) İki veya daha fazla kişi, içlerinden
yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir
kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi
öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar. Ancak, kefil ve kefillere,
taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden
temerrüt faizi yürütülemez.
(2) Ticari borçlara kefalet
hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de
birinci fıkra hükmü geçerli olur.
III - Ticari işlerde
faiz
1. Oran serbestisi ve bileşik
faizin şartları
MADDE 8- (1) Ticari işlerde faiz oranı serbestçe
belirlenir.
(2) Üç aydan aşağı olmamak üzere,
faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari
hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç
sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir
olmayanlara uygulanmaz.
(3) Tüketicinin korunmasına ilişkin
hükümler saklıdır.
(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü
fıkralarına aykırı olarak işletilen faiz yok hükmündedir.
2. Uygulanacak
hükümler
MADDE 9- (1) Ticari işlerde; kanuni, anapara ile
temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.
3. Faizin başlangıcı
MADDE 10- (1) Aksine sözleşme yoksa, ticari bir
borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren
işlemeye başlar.
BİRİNCİ
KİTAP
Ticari
İşletme
BİRİNCİ
KISIM
Tacir
A) Ticari işletme
1. Bütünlük
ilkesi
MADDE 11- (1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için
öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı
ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
(2) Ticari işletme ile esnaf
işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede
gösterilir.
(3) Ticari işletme, içerdiği
malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı
yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki
işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran
malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer
fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı
unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir
bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret
siciline tescil ve ilan edilir.
B) Tacir
I - Gerçek
kişiler
1. Genel olarak
MADDE 12- (1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa,
kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi
kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla
halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan
etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir
sayılır.
(3) Bir ticari işletme
açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa
olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde
bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu
olur.
2. Küçük ve
kısıtlılar
MADDE 13- (1) Küçük ve kısıtlılara ait ticari
işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci, tacir sayılmaz. Tacir sıfatı,
temsil edilene aittir. Ancak, yasal temsilci ceza hükümlerinin uygulanması
yönünden tacir gibi sorumlu olur.
3. Ticaret yapmaktan
menedilenler
MADDE 14- (1) Kişisel durumları ya da yaptığı
işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya
bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir
kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay
almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.
(2) Birinci fıkraya aykırı
hareketin doğurduğu hukuki, cezai ve disipline ilişkin sorumluluk saklıdır.
4. Esnaf
MADDE 15- (1) İster gezici olsun ister bir dükkânda
veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti
sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci
fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya
ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler
ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da
uygulanır.
II - Tüzel
kişiler
MADDE 16- (1) Ticaret şirketleriyle, amacına varmak
için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları
gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek
üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile
diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da
tacir sayılırlar.
(2) Devlet, il özel idaresi,
belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan
dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere
harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu
hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle
işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar.
III - Donatma iştiraki
MADDE 17- (1) Tacire ilişkin hükümler donatma iştirakine
de aynen uygulanır.
C) Tacir olmanın
hükümleri
I - Genel olarak
MADDE 18- (1) Tacir, her türlü borcu için iflasa
tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini
ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari
defterleri tutmakla da yükümlüdür.
(2) Her tacirin, ticaretine
ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi
gerekir.
(3) Tacirler arasında, diğer
tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin
ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya
güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile
yapılır.
(4) Tacir sıfatına bağlı
olan diğer hükümler saklıdır.
II - Özel olarak
1. Ticari iş
karinesi
MADDE 19- (1) Bir tacirin borçlarının ticari olması
asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari
işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari
sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi
sayılır.
(2) Taraflardan yalnız biri
için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça,
diğeri için de ticari iş sayılır.
2. Ücret isteme hakkı
MADDE 20- (1) Tacir olan veya olmayan bir kişiye,
ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret
isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme
tarihinden itibaren faize hak kazanır.
3. Fatura ve teyit
mektubu
MADDE 21- (1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal
satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer
taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada
gösterilmesini isteyebilir.
(2) Bir fatura alan kişi
aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir
itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
(3) Telefonla, telgrafla,
herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da
sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan
bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda
bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara
uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.
4. Ücret ve sözleşme cezasının
indirilmesi
MADDE 22- (1) Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk
Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin
üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza
kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini
mahkemeden isteyemez.
5. Ticari satış ve mal değişimi
MADDE 23- (1) Bu maddedeki özel hükümler saklı
kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar
Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri
uygulanır.
a) Sözleşmenin niteliğine,
tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine
getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince
ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine
getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan
kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla
sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı
ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin
kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı
sözleşmeyi feshedebilir.
b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde
satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın
açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla
yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa
çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış
bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak
şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı
takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar
edilir.
c) Malın ayıplı olduğu teslim
sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.
Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek
veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya
çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla
yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci
fıkrası uygulanır.
İKİNCİ
KISIM
Ticaret
Sicili
A) Kuruluş
I - Genel olarak
MADDE 24- (1) Ticaret sicili, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret ve sanayi odaları veya ticaret
odaları bünyesinde kurulacak ticaret sicili müdürlükleri tarafından tutulur. Bir
yerde oda mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa, ticaret sicili, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir odadaki ticaret sicili müdürlüğü
tarafından tutulur.
(2) Ticaret sicili
kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle
gösterilir. Bu kayıtlar ile tescil ve ilan edilmesi gereken içeriklerin düzenli
olarak depolandığı ve elektronik ortamda sunulabilen merkezi ortak veri tabanı,
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde
oluşturulur.
(3) Ticaret sicili
müdürlüğünün kurulmasında aranacak şartlar ve odalar arasında sicil işlemleri
ile ilgili olarak varlığı gerekli işbirliğinin sağlanmasına ilişkin esaslar,
Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle
düzenlenir.
II - Yönetim
MADDE 25- (1) Ticaret sicili, ticaret sicili müdürü
tarafından yönetilir. Ticaret sicili müdürü, tüzükte belirlenen nitelikleri haiz
kişiler arasından oda meclisi tarafından Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uygun
görüşü alınarak atanır. Aynı usulle sicil müdürlüğünün iş hacmine göre, yeteri
kadar müdür yardımcısı görevlendirilir.
(2) Ticaret sicilinin
tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda müteselsilen
sorumludur. Devlet ve sicil görevlilerini atamaya yetkili kurum zararın
doğmasında kusuru bulunanlara rücu eder. Ticaret sicili müdürü ve
yardımcıları ile diğer personeli, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı kamu
görevlisi olarak cezalandırılır ve bunlara karşı işlenmiş suçlar kamu
görevlisine karşı işlenmiş sayılır.
(3) Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı, ticaret sicili müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetlemeye
ve gerekli önlemleri almaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri, adı geçen
Bakanlıkça alınan önlemlere ve verilen talimatlara uymakla yükümlüdür.
III - Tüzük
MADDE 26- (1) Ticaret sicili müdürlüğünün
kurulması, sicil defterlerinin tutulması, tescil zorunluluğunun yerine
getirilmesine ilişkin usul ve esaslar, sicil müdürlerinin kararlarına karşı
itiraz yolları, sicil müdür ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak
nitelikler, disiplin işleri ile bu konuyla ilgili diğer esas ve usuller bir
tüzükle düzenlenir.
B) Tescil
I - Şartları
1. İstem
MADDE 27- (1) Ticaret siciline tescil, kural olarak
istem üzerine yapılır. Resen veya yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi
üzerine yapılacak tescillere ilişkin hükümler saklıdır. Harca tabi işlerde,
tescil anının saptanmasında harç makbuzunun tarihi belirleyicidir. 34 üncü madde
hükümleri saklıdır.
(2) Ticaret sicili memurlukları,
kurumlar vergisi mükellefi olup da bu madde uyarınca tescil için başvuran
mükelleflerin başvuru evraklarının bir suretini ilgili vergi dairesine intikal
ettirir. Bu mükelleflerin işe başlamayı bildirme yükümlülükleri yerine
getirilmiş sayılır.
2. İlgililer
MADDE 28- (1) Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya
hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır.
(2) Bir hususun tescilini
istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine
hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü
tarafından istenmiş sayılır.
3. İstemin şekli
MADDE 29- (1) Tescil istemi dilekçe ile yapılır.
(2) Dilekçe sahibi kimliğini
ispat etmek zorundadır. Dilekçedeki imza noterlikçe onaylanmışsa, ayrıca
kimliğin ispatlanmasına gerek yoktur.
4. Süre
MADDE 30- (1) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça,
tescili isteme süresi onbeş gündür.
(2) Bu süre, tescili gerekli
işlemin veya olgunun gerçekleştiği; tamamlanması bir senet veya belgenin
düzenlenmesine bağlı olan durumlarda, bu senet veya belgenin düzenlendiği
tarihten başlar.
(3) Ticaret sicili
müdürlüğünün yetki çevresi dışında oturanlar için bu süre bir aydır.
5. Değişiklikler
MADDE 31- (1) Tescil edilmiş hususlarda meydana
gelen her türlü değişiklik de tescil olunur.
(2) Tescilin dayandığı olgu
veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki
kayıt da kısmen yahut tamamen silinir.
(3) Her iki hâlde 27 ilâ 30
uncu madde hükümleri geçerlidir.
II - Sicil müdürünün
görevleri
1. İnceleme görevi ve geçici
tescil
MADDE 32- (1) Sicil müdürü tescil için aranan
kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.
(2) Tüzel kişilerin
tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup
olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak
öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.
(3) Tescil edilecek
hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış
izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları
şarttır.
(4) Çözümü bir mahkeme
kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde
duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur.
Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında
anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye
başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem
yapılır.
2. Tescile davet ve ceza
MADDE 33- (1) Tescili zorunlu olup da kanuni
şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü
fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri,
belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye
veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye
çağırır.
(2) Sicil müdürünce verilen
süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen
kişi, sicil müdürü tarafından ikiyüz Türk Lirasından dörtbin Türk Lirasına kadar
idari para cezasıyla cezalandırılır.
(3) Süresi içinde kaçınma
sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara
bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak
tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini
sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde
tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci
fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel
oluşturmaz.
3. İtiraz
MADDE 34- (1) İlgililer, tescil, değişiklik veya
silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara
karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari
davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz
edebilirler.
(2) Bu itiraz mahkemece
dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı,
üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine
aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye
gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir.
III - Açıklık
MADDE 35- (1) Tescil işleminin dayanakları olan
dilekçe, beyanname, senetler, belgeler ve ilanları içeren gazeteler, üzerlerine
sicil defterinin tarih ve numaraları yazılarak sicil müdürlüğünce
saklanır.
(2) Herkes ticaret sicilinin
içeriğini ve müdürlükte saklanan tüm senet ve belgeleri inceleyebileceği gibi
giderini ödeyerek bunların onaylı suretlerini de alabilir. Bir hususun sicilde
kayıtlı olup olmadığına dair onaylı belge de istenebilir.
(3) Tescil edilen hususlar,
kanun veya tüzükte aksine bir hüküm bulunmadıkça ilan
olunur.
(4) İlan, Türkiye genelinde
sicil kayıtlarının ilanına özgü Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile
yapılır.
IV - Sonuçları
1. Tescil ve ilanın üçüncü
kişilere etkisi
MADDE 36- (1) Ticaret sicili kayıtları nerede
bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü kişiler hakkında, tescilin Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesinde ilan edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayımlanmamış ise,
son kısmının yayımlandığı günü izleyen iş gününden itibaren hukuki sonuçlarını
doğurur. Bu günler, tescilin ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan
sürelere de başlangıç olur.
(2) Bir hususun tescil ile
beraber derhâl üçüncü kişiler hakkında sonuç doğuracağına veya sürelerin derhâl
işleyeceğine ilişkin özel hükümler saklıdır.
(3) Üçüncü kişilerin,
kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine
ilişkin iddiaları dinlenmez.
(4) Tescili zorunlu olduğu
hâlde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı zorunlu iken ilan olunmamış
bir husus, ancak bunu bildikleri veya bilmeleri gerektiği ispat edildiği
takdirde, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.
2. Görünüşe
güven
MADDE 37- (1) Tescil kaydı ile ilan edilen durum
arasında aykırılık bulunması hâlinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu
bildikleri ispat edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma
güvenleri korunur.
3. Sorumluluk
MADDE 38- (1) Tescil ve kayıt için bilerek gerçeğe aykırı
beyanda bulunanlar, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla
cezalandırılır. Gerçeğe aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat
hakları saklıdır.
(2) Kayıtların 32 nci
maddenin üçüncü fıkrası hükümlerine uymadığını öğrendikleri hâlde düzeltilmesini
istemeyenler ve tescil olunan bir hususun değişmesi, sona ermesi veya
kaldırılması dolayısıyla, kaydın değiştirilmesini veya silinmesini istemeye ya
da yeniden tescili gereken bir hususu tescil ettirmeye zorunlu olup da bunu
yapmayanlar, bu kusurları nedeniyle üçüncü kişilerin uğradıkları zararları
tazmin ile yükümlüdürler.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Ticaret Unvanı ve
İşletme Adı
A) Ticaret
unvanı
I - Kullanma
zorunluluğu
1. Genel olarak
MADDE 39- (1) Her tacir, ticari işletmesine ilişkin
işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer
belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.
(2) Tescil edilen ticaret
unvanı, ticari işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılır.
Ayrıca, tacirin işletmesiyle ilgili olarak kullandığı her türlü kâğıt ve
belgede, tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir
sermaye şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi
ve numarası gösterilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketlerde, sırasıyla yönetim kurulu başkan ve üyelerinin; müdürlerin ve
yöneticilerin adları ile soyadları gösterilir. Tüm bu bilgiler şirketin internet
sitesinde de yayımlanır.
2. Tescil
MADDE 40- (1) Her tacir, ticari işletmenin açıldığı
günden itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret
unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan
ettirir.
(2) Her tacir kullanacağı
ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı notere onaylattırdıktan sonra
sicil müdürlüğüne verir. Tacir tüzel kişi ise, unvanla birlikte onun adına
imzaya yetkili kimselerin imzaları da notere onaylattırılarak sicil müdürlüğüne
verilir.
(3) Merkezi Türkiye’de bulunan
ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve
ilan olunur. Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin birinci ve ikinci
fıkra hükümleri bu işletmelere de uygulanır. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça
merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile
de tescil olunur. Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün
ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur.
(4) Merkezleri Türkiye
dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin
kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli
ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de
bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden çok
şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari
işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.
II - Ticaret unvanının
şekli
1. Gerçek kişiler
MADDE 41- (1) Gerçek kişi olan tacirin ticaret
unvanı 46 ncı maddeye uygun olarak yapabileceği ekler ile kısaltılmadan
yazılacak adı ve soyadından oluşur.
2. Tüzel kişiler
a) Kollektif ve komandit
şirketler
MADDE 42- (1) Kollektif şirketin ticaret unvanı,
bütün ortakların veya ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve
türünü gösterecek bir ibareyi içerir.
(2) Adi veya
sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı, komandite
ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir
ibareyi içerir. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların adları
ve soyadları veya ticaret unvanları bulunamaz.
b) Anonim, limited ve kooperatif
şirketler
MADDE 43- (1) Anonim, limited ve kooperatif
şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak
şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler.
(2) Ticaret unvanlarında,
“anonim şirket”, “limited şirket” ve “kooperatif” kelimelerinin bulunması
şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı
yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka
bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz.
c) Tacir sayılan diğer tüzel
kişiler ve donatma iştiraki
MADDE 44- (1) Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve
diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, adlarıdır.
(2) Donatma iştirakinin
ticaret unvanı, ortak donatanlardan en az birinin adı ve soyadını veya deniz
ticaretinde kullanılan geminin adını içerir. Soyadları ve gemi adı kısaltılamaz.
Ticaret unvanında ayrıca donatma iştirakini gösterecek bir ibare de bulunur.
d) Ortak hükümler
MADDE 45- (1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin
herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir
unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek
yapılır.
3. Ekler
MADDE 46- (1) Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği,
önemi ve finansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün
oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı
olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya
unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret
olan ekler yapılabilir.
(2) Tek başlarına ticaret
yapan gerçek kişiler ticaret unvanlarına bir şirketin var olduğu izlenimini
uyandıracak ekler yapamazlar.
(3) “Türk”, “Türkiye”,
“Cumhuriyet” ve “Millî” kelimeleri bir ticaret unvanına ancak Bakanlar Kurulu
kararıyla konabilir.
4. Ticaret unvanının
devamı
MADDE 47- (1) Ticari işletme sahibinin veya bir
ortağın ticaret unvanında yer alan adı kanunen değişir veya yetkili makamlar
tarafından değiştirilirse unvan olduğu gibi kalabilir.
(2) Kollektif veya komandit
şirkete ya da donatma iştirakine yeni ortakların girmesi hâlinde ticaret unvanı
değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir. Bu şirketlerden birinin ticaret
unvanına adı dâhil olan bir ortağın ölümü üzerine mirasçıları onun yerine
geçerek şirketin devamını kabul eder veya şirkete girmemekle beraber bu hususta
izinlerini yazılı şekilde bildirirlerse şirket unvanı olduğu gibi bırakılabilir.
Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı izni alınmak şartıyla şirket unvanında
kalabilir.
5. Şubeler
MADDE 48- (1) Her şube, kendi merkezinin ticaret
unvanını, şube olduğunu belirterek kullanmak zorundadır. Bu unvana şube ile
ilgili ekler yapılabilir.
(2) 41 ve 45 inci maddeler
şubenin ticaret unvanı hakkında da uygulanır.
(3) Merkezi yabancı ülkede
bulunan bir işletmenin Türkiye’deki şubesinin ticaret unvanında, merkezin ve
şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilmesi şarttır.
6. Ticaret unvanının
devri
MADDE 49- (1) Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak
başkasına devredilemez.
(2) Bir işletmenin devri,
aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın da devri sonucunu doğurur. Devir
hâlinde devralan, unvanı aynen kullanma hakkına sahiptir.
III - Ticaret unvanının
korunması
1. İlke
MADDE 50- (1) Usulen tescil ve ilan edilmiş olan
ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.
2. Bildirim ve
ceza
MADDE 51- (1) Bütün mahkemeler, memurlar, ticaret ve
sanayi odaları, noterler ve Türk Patent Enstitüsü görevlerini yaparlarken bir
ticaret unvanının tescil edilmediğini, kanun hükümlerine aykırı olarak tescil
edildiğini veya kullanıldığını öğrenirlerse durumu yetkili ticaret sicili
müdürüne ve Cumhuriyet savcılığına bildirmek
zorundadırlar.
(2) 39 ilâ 46 ve 48 inci
madde hükümlerini ihlal edenler ve 49 uncu maddeye aykırı olarak ticaret
unvanını devredenlerle devralan ve kullanan kimseler, 38 inci maddenin birinci
fıkrasına göre cezalandırılırlar.
3. Unvanına tecavüz edilen
kimsenin hakları
MADDE 52- (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe
aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun
tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse
kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu
olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili
malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi
tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda
mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da
hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan
tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak
üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar
verebilir.
B) İşletme adı
MADDE 53- (1) İşletme sahibi ile ilgili olmaksızın
doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için
kullanılan adların da sahipleri tarafından tescil ettirilmesi gerekir. Tescil
edilen işletme adları hakkında da 38, 45, 47, 50, 51 ve 52 nci maddeler
uygulanır.
DÖRDÜNCÜ
KISIM
Haksız
Rekabet
A) Genel olarak
I - Amaç ve ilke
MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım
hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış
rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya
tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya
dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar
haksız ve hukuka aykırıdır.
II - Dürüstlük kuralına aykırı
davranışlar, ticari uygulamalar
MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet
hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı
reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka
aykırı davranışlar ve özellikle;
1. Başkalarını veya onların
mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini
yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,
2. Kendisi, ticari işletmesi,
işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları,
satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya
yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne
geçirmek,
3. Paye, diploma veya ödül almadığı
hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu
zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve
sembolleri kullanmak,
4. Başkasının malları, iş ürünleri,
faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler
almak,
5. Kendisini, mallarını, iş
ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini
gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak
şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da
üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,
6. Seçilmiş bazı malları, iş
ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa
sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde
müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu
kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya
faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında
olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek
tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas
olur,
7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun
gerçek değeri hakkında yanıltmak,
8. Müşterinin karar verme
özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile
sınırlamak,
9. Malların, iş ürünlerinin veya
faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya
tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak,
10. Taksitle satım sözleşmelerine
veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını
açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan
kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden
belirtmemek,
11. Tüketici kredilerine ilişkin
kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net
tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık
beyanlarda bulunmamak,
12. İşletmesine ilişkin
faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri
sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları,
sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden
önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme
formülleri kullanmak.
b) Sözleşmeyi ihlale veya
sona erdirmeye yöneltmek; özellikle;
1. Müşterilerle kendisinin bizzat
sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere
aykırı davranmaya yöneltmek,
2. Üçüncü kişilerin işçilerine,
vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin
ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak
veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya
çalışmak,
3. İşçileri, vekilleri veya diğer
yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını
ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,
4. Onunla kendisinin bu tür bir
sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi
sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden
caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi
feshetmesine yöneltmek.
c) Başkalarının iş ürünlerinden
yetkisiz yararlanma; özellikle;
1. Kendisine emanet edilmiş teklif,
hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz
yararlanmak,
2. Üçüncü kişilere ait teklif,
hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi
edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde,
yararlanmak,
3. Kendisinin uygun bir katkısı
olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma
yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak.
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka
aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği
veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş
sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış
olur.
e) İş şartlarına uymamak; özellikle
kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya
çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış
olur.
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem
şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf
aleyhine;
1. Doğrudan veya yorum yoluyla
uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya
2. Sözleşmenin niteliğine önemli
ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem
şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.
B) Hukuki
sorumluluk
I - Çeşitli
davalar
MADDE 56- (1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri,
kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri
zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının
tespitini,
b) Haksız rekabetin
men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan
maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı
beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için
kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların
imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın
tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci
maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat
verilmesini,
isteyebilir. Davacı lehine ve (d)
bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde
etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir.
(2) Ekonomik çıkarları zarar
gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki
davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler.
(3) Ticaret ve sanayi
odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik
menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile
tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum
kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c)
bentlerinde yazılı davaları açabilirler.
(4) Bir kimse aleyhine
birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız
rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla
elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur.
II - Çalıştıranın
sorumluluğu
MADDE 57- (1) Haksız rekabet fiili, hizmetlerini
veya işlerini gördükleri sırada çalışanlar veya işçiler tarafından işlenmiş
olursa, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı
davalar, çalıştıranlara karşı da açılabilir.
(2) 56 ncı maddenin birinci
fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalar hakkında Türk Borçlar Kanunu
hükümleri uygulanır.
III - Basın, yayın, iletişim ve
bilişim kuruluşlarının sorumluluğu
MADDE 58- (1) Haksız rekabet, her türlü basın,
yayın, iletişim ve bilişim işletmeleriyle, ileride gerçekleşecek teknik
gelişmeler sonucunda faaliyete geçecek kuruluşlar aracılığıyla işlenmişse, 56
ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar,
ancak, basında yayımlanan şeyin, programın; ekranda, bilişim aracında veya
benzeri ortamlarda görüntülenenin; ses olarak yayımlananın veya herhangi bir
şekilde iletilenin sahipleri ile ilan veren kişiler aleyhine açılabilir;
ancak;
a) Yazılı basında yayımlanan şey,
program, içerik, görüntü, ses veya ileti, bunların sahiplerinin veya ilan
verenin haberi olmaksızın ya da onayına aykırı olarak yayımlanmışsa,
b) Yazılı basında yayımlanan şeyin,
programın, görüntünün, ses veya iletinin sahibinin veya ilan verenin kim
olduğunun bildirilmesinden kaçınılırsa,
c) Başka sebepler dolayısıyla
yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, sesin, iletinin
sahibinin veya ilan verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk
mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa,
yukarıda anılan davalar, yazı
işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi,
iletiyi, yayın, iletişim ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan
servisi şefi; bunlar gösterilemiyorsa, işletme veya kuruluş sahibi aleyhine
açılabilir.
(2) Birinci fıkrada
öngörülen hâller dışında, aynı fıkrada sayılan kişilerden birinin kusuru hâlinde
sıraya bakılmaksızın dava açılabilir.
(3) 56 ncı maddenin birinci
fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalarda Türk Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanır.
(4) Haksız rekabet fiilinin
iletimini başlatmamış, iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş
veya fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirmemişse, bu maddenin birinci
fıkrasındaki davalar hizmet sağlayıcısı aleyhine açılamaz; tedbir kararı
verilemez. Mahkeme haksız rekabet eyleminin olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya
vereceği zararın büyük olacağı durumlarda ilgili hizmet sağlayıcısını da
dinleyerek, haksız rekabet fiilinin sona erdirilmesini veya önlenmesine ilişkin
tedbir kararını hizmet sağlayıcı aleyhine de verebilir veya içeriğin geçici
olarak kaldırılması dâhil somut olaya uyan uygulanabilir başka tedbirler
alabilir.
IV - Kararın ilanı
MADDE 59- (1) Mahkeme, davayı kazanan tarafın
istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden
sonra ilan edilmesine de karar verebilir. İlanın şeklini ve kapsamını mahkeme
belirler.
V - Zamanaşımı
MADDE 60- (1) 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı
olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde
bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki,
haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren
bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur.
VI - İhtiyati
tedbirler
MADDE 61- (1) Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi
üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56 ncı maddenin birinci
fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan
maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış
veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar
verebilir.
(2) Ayrıca, hak sahibinin
yetkilerine tecavüz oluşturması hâlinde cezayı gerektiren haksız rekabet konusu
mallara, ithalat veya ihracat sırasında hak sahibinin talebi üzerine, gümrük
idareleri tarafından ihtiyati tedbir niteliğinde el konulabilir.
(3) El koyma ile ilgili
uygulama bu konudaki mevzuata tabidir.
(4) Gümrük idarelerindeki
tedbir veya el koyma kararının tebliğinden itibaren on gün içinde, esas hakkında
ilgili mahkemede dava açılmaz veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınmazsa
idarenin el koyma kararı ortadan kalkar.
C) Ceza
sorumluluğu
I - Cezayı gerektiren fiiller
MADDE 62- (1) a) 55 inci maddede yazılı haksız
rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler,
b) Kendi icap ve tekliflerinin
rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri,
ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler,
c) Çalışanları, vekilleri veya
diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret
sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar,
d) Çalıştıranlar veya
müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini
gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini
öğrenip de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler,
fiil daha ağır cezayı gerektiren
başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma
hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına
giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla
cezalandırılırlar.
II - Tüzel kişilerin cezai
sorumluluğu
MADDE 63- (1) Tüzel kişilerin işlerini görmeleri sırasında
bir haksız rekabet fiili işlenirse 62 nci madde hükmü, tüzel kişi adına hareket
eden veya etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında
uygulanır. Haksız rekabet fiilinin bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde
işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine de
karar verilebilir.
BEŞİNCİ
KISIM
Ticari
Defterler
A) Defter tutma ve
envanter
I - Defter tutma
yükümlülüğü
MADDE 64- (1) Her tacir, ticari defterleri tutmak
ve defterlerinde, ticari işlemleriyle malvarlığı durumunu, Türkiye Muhasebe
Standartlarına ve 88 inci madde hükümleri başta olmak üzere bu Kanuna göre
açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi
uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri
ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme
faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden
izlenebilmelidir.
(2) Tacir, işletmesiyle
ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya,
mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel
veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.
(3) Ticari defterler, açılış
ve kapanışlarında noter tarafından onaylanır. Kapanış onayları, izleyen faaliyet
döneminin altıncı ayının sonuna kadar yapılır. Şirketlerin kuruluşunda
defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir.
Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili
tasdiknamesini aramak zorundadır. Türkiye Muhasebe Standartlarına göre
elektronik ortamda veya dosyalama suretiyle tutulan defterlerin açılış ve
kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu defterlerin nasıl tutulacağı Sanayi
ve Ticaret Bakanlığınca bir tebliğle belirlenir.
(4) Pay defteri, yönetim
kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin
muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari
defterlerdir.
(5) Yevmiye, defteri kebir
ve envanter defteri dışında tutulacak defterler Türkiye Muhasebe Standartları
Kurulu tarafından bir tebliğ ile belirlenir.
II - Defterlerin
tutulması
MADDE 65- (1) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar
Türkçe tutulur. Kısaltmalar, rakamlar, harfler ve semboller kullanıldığı
takdirde bunların anlamları açıkça belirtilmelidir.
(2) Defterlere yazımlar ve
diğer gerekli kayıtlar, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak
yapılır.
(3) Bir yazım veya kayıt,
önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt
sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler
yasaktır.
(4) Defterler ve gerekli
diğer kayıtlar, olgu ve işlemleri saptayan belgelerin dosyalanması şeklinde veya
veri taşıyıcıları aracılığıyla tutulabilir; şu şartla ki, muhasebenin bu tutuluş
biçimleri ve bu konuda uygulanan yöntemler Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun
olmalıdır. Defterlerin ve gerekli diğer kayıtların elektronik ortamda tutulması
durumunda, bilgilerin saklanma süresince bunlara ulaşılmasının ve bu süre içinde
bunların her zaman kolaylıkla okunmasının temin edilmiş olması şarttır.
Elektronik ortamda tutulma hâlinde birinci ilâ üçüncü fıkra hükümleri kıyas
yoluyla uygulanır.
III - Envanter
MADDE 66- (1) Her tacir, ticari işletmesinin
açılışında, taşınmazlarını, alacaklarını, borçlarını, nakit parasının tutarını
ve diğer varlıklarını eksiksiz ve doğru bir şekilde gösteren ve varlıkları ile
borçlarının değerlerini teker teker belirten bir envanter
çıkarır.
(2) Tacir açılıştan sonra
her faaliyet döneminin sonunda da böyle bir envanter düzenler. Faaliyet dönemi
veya başka bir kanuni terimle hesap yılı oniki ayı geçemez. Envanter, düzenli
bir işletme faaliyetinin akışına uygun düşen süre içinde çıkarılır.
(3) Maddi duran malvarlığına
dâhil varlıklarla, ham ve yardımcı maddeler ve işletme malzemeleri düzenli
olarak ikame ediliyor ve toplam değerleri işletme için ikinci derecede önem
taşıyorsa, değişmeyen miktar ve değerle envantere alınırlar; şu
şartla ki, bunların mevcutları miktar, değer ve bileşim olarak sadece küçük
değişikliklere uğramış olsunlar. Ancak, kural olarak üç yılda bir fiziksel sayım
yapılması zorunludur.
(4) Aynı türdeki stok
malvarlığı kalemleri, diğer aynı nitelikteki veya yaklaşık aynı değerdeki
taşınabilir malvarlığı unsurları ve borçlar ayrı ayrı gruplar hâlinde
toplanabilir ve ortalama ağırlıklı değer ile envantere
konulabilir.
IV - Envanteri kolaylaştırıcı
yöntemler
MADDE 67- (1) Envanter çıkarılırken, malvarlığı
mevcudu, sondaj yöntemine göre ve genel kabul gören matematiksel-istatistiksel
yöntemler yardımı ile çeşit, miktar ve değer olarak belirlenir. Kullanılan
yöntem, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmalıdır. Bu şekilde düzenlenen
envanterin vardığı sonuçlar, fiziksel sayım yapılmış olsaydı elde edilecek olan
envanterin sonuçlarına eş düşmelidir.
(2) Bir faaliyet döneminin
kapanış envanteri düzenlenmesinde Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun başka
bir yöntemin uygulanması suretiyle, cins, miktar ve değer olarak malvarlığı
mevcudunun güvenle tespiti sağlanabiliyorsa fizikî envanter gerekli değildir.
(3) Faaliyet döneminin
kapanışında, fizikî sayım veya ikinci fıkraya göre izin verilen diğer bir usul
kullanılarak malvarlığı kalemlerinin cins, miktar ve değerine göre faaliyet
döneminin kapanışından önceki üç veya sonraki iki ay içinde bulunan bir gün
itibarıyla düzenlenmiş özel bir envanterde gösterilmişse, ayrıca bu özel
envantere dayalı olarak ve Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun bir şekilde
ileriye dönük tahmin yöntemiyle, faaliyet döneminin sonunda mevcut varlıkların o
faaliyet döneminin sonu itibarıyla değerlemesi doğru yapılıyorsa, varlıklara
ilişkin envanterin yapılmasına gerek yoktur.
B) Açılış bilançosu, yılsonu
finansal tabloları
I - Genel
hükümler
1. Düzenleme
yükümü
MADDE 68- (1) Tacir, ticari faaliyetinin başında ve her
faaliyet döneminin sonunda, varlık ve borçlarının tutarlarının ilişkisini
gösteren finansal tabloyu (sırasıyla açılış bilançosunu ve yıllık bilançoyu)
çıkarmak zorundadır. Açılış bilançosunda, yılsonu finansal tablolarının, yılsonu
bilançosuna ilişkin hükümleri uygulanır.
(2) Tacir, gelir tablosunu
hazırlar.
(3) Bilanço ile gelir
tablosu, yılsonu finansal tablolarını oluşturur. 514 üncü madde ile Türkiye
Muhasebe Standartlarının bu konudaki hükümleri saklıdır.
2. Düzenlemeye ilişkin
ilkeler
MADDE 69- (1) Yılsonu finansal
tablolar;
a) Türkiye Muhasebe Standartlarına
uyularak düzenlenmeli,
b) Açık ve anlaşılır
olmalı,
c) Düzenli bir işletme faaliyeti
akışının gerekli kıldığı süre içinde çıkarılmalıdır.
3. Dil ve para
birimi
MADDE 70- (1) Yılsonu finansal tabloları Türkçe ve Türk
Lirası ile düzenlenir. Bu konudaki diğer kanunlarda yer alan istisnalar
saklıdır.
4. İmza
MADDE 71- (1) Finansal tablolar, tacir tarafından
tarih atılarak imzalanır.
II - Kalemlere ilişkin
ilkeler
1. Tamlık ve mahsup
yasağı
MADDE 72- (1) Aksine kanuni hükümler ve Türkiye Muhasebe
Standartları saklı kalmak kaydıyla, finansal tabloların, ticari işletmenin tüm
varlıklarını, borçlarını, peşin ödenen giderler ile peşin tahsil edilen
gelirleri, teknik terimle dönem ayırıcı hesapları, bütün gelir ve giderleri
doğru şekilde değerlendirilmiş olarak göstermesi zorunludur. Mülkiyeti saklı
tutulması kaydıyla iktisap edilen ve işletmenin kendisinin veya üçüncü kişilerin
borçları için rehnolunan ya da başka bir şekilde teminata verilen malvarlığı
unsurları, teminat verenin bilançosunda gösterilir. Nakdî tevdilerin söz konusu
olduğu hâllerde, bunlar teminat alanın bilançosunda yer alır. Finansal
kiralamaya ilişkin hükümler saklıdır.
(2) Aktif kalemler pasif
kalemlerle, giderler gelirlerle, taşınmazlara ilişkin haklar, bunlarla ilgili
yüklerle mahsup edilemez.
2. Bilançonun
içeriği
MADDE 73- (1) Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi
öngörülmemişse bilançoda, duran ve dönen varlıklar, özkaynaklar, borçlar ve
dönem ayırıcı hesaplar ayrı kalemler olarak gösterilir ve yeterli ayrıntıya
inilerek şemalandırılır.
(2) Duran varlıklar içinde
işletmeye devamlı surette tahsis edilmiş bulunan varlıklar yer
alır.
3. Aktifleştirme
yasağı
MADDE 74- (1) Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi
öngörülmemişse, işletmenin kuruluşu ve özkaynak sağlanması amacıyla yapılan
harcamalar için bilançoya aktif kalem konulamaz.
(2) Bedelsiz olarak elde edilmiş,
maddi olmayan duran varlıklar için bilançonun aktifine kalem konulamaz; meğerki,
Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmüş olsun.
(3) Sigorta sözleşmelerinin
yapılması için gerekli olan giderler aktifleştirilemez; meğerki, Türkiye
Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmüş olsun.
4. Karşılıklar
MADDE 75- (1) Gerçekleşmesi şüpheli yükümlülük ve askıdaki
işlemlerden doğabilecek muhtemel kayıplar için Türkiye Muhasebe Standartlarında
öngörülen kurallara göre karşılık ayrılır.
5. Dönem ayırıcı
hesaplar
MADDE 76- (1) Bilanço gününden sonraki belirli bir süre
içinde giderleşecek olan harcamalar ile gelir unsuru oluşturacak tahsilatlar
hakkında Türkiye Muhasebe Standartları uygulanır.
6. Sorumluluk
ilişkileri
MADDE 77- (1) Bono düzenlenmesi ile poliçe ve çek
düzenlenmesinden, devrinden, poliçenin kabulünden, kefaletlerden, avalden,
garanti sözleşmelerinden, akreditif teyitlerinden, üçüncü kişilerin borçları
için verilen teminatlardan, üçüncü kişiler lehine taahhütlerden doğan
sorumluluklar ile Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen diğer sorumluluklar
pasifte gösterilmemişlerse, bilançonun altında veya ekte Türkiye Muhasebe
Standartlarına göre açıklanır. Rücudan doğan alacaklar ve borçlar ile ilgili
sorumluluk ilişkileri de ekte belirtilir.
III - Değerleme
ilkeleri
1. Genel değerleme
ilkeleri
MADDE 78- (1) Finansal tablolarında yer alan varlıklar ile
borçlarla ilgili olarak, aşağıdakilerle sınırlı olmamak ve Türkiye Muhasebe
Standartlarında öngörülen ilkeler de dikkate alınmak üzere şu değerleme ilkeleri
geçerlidir:
a) Bir önceki dönemin kapanış
bilançosundaki değerler ile faaliyet döneminin açılış bilançosundaki değerler
birbirinin aynı olmalıdır.
b) Fiilî veya hukuki duruma aykırı
olmadıkça, değerlemelerde işletme faaliyetinin sürekliliğinden hareket
edilir.
c) Bilanço kapanış gününde,
varlıklar ve borçlar teker teker değerlendirilir.
d) Değerleme ihtiyatla
yapılmalıdır; özellikle de bilanço gününe kadar doğmuş bulunan bütün muhtemel
riskler ve zararlar, bunlar bilanço günü ile yılsonu finansal tablolarının
düzenlenme tarihi arasında öğrenilmiş olsalar bile, dikkate alınır; kazançlar
bilanço günü itibarıyla gerçekleşmişlerse hesaba katılır. Değerlemeye ilişkin
olumlu ve olumsuz farkların dönem sonuçlarıyla ilişkilendirilmesinde Türkiye
Muhasebe Standartlarındaki esaslara uyulur.
e) Faaliyet yılının gider ve
gelirleri, ödeme ve tahsilat tarihlerine bakılmaksızın yılsonu finansal
tablolarına alınırlar.
f) Önceki yılsonu finansal
tablolarında uygulanmış bulunan yöntemler korunur.
(2) Standartlarda öngörülen
hâllerde ve istisnai durumlarda birinci fıkradaki ilkelerden ayrılınabilir.
2. Varlıklar ile borçların
değerleme ölçüleri
MADDE 79- (1) Duran ve dönen varlıklar Türkiye Muhasebe
Standartları uyarınca bu standartlarda gösterilen ölçülere göre değerlenir.
Borçlar ve diğer kalemler için de aynı standartlar uygulanır.
3. İktisap ve üretim
değerleri
MADDE 80- (1) Değerlemede uygulanacak değerlerin
belirlenmesi, tanımları, kapsamları, uygulanacak kalemlerin gösterilmesi ve
değişiklikler Türkiye Muhasebe Standartlarına tabidir.
4. Değerlemeyi basitleştirici
yöntemler
MADDE 81- (1) Şartların gerçekleşmesi hâlinde Türkiye
Muhasebe Standartlarında öngörülen değerlemeyi basitleştirici yöntemler
uygulanır.
C) Saklama ve
ibraz
I - Belgelerin saklanması,
saklama süresi
MADDE 82- (1) Her tacir;
a) Ticari defterlerini,
envanterleri, açılış bilançolarını, ara bilançolarını, finansal tablolarını,
yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet
raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma
talimatları ile diğer organizasyon belgelerini,
b) Alınan ticari
mektupları,
c) Gönderilen ticari mektupların
suretlerini,
d) 64 üncü maddenin birinci
fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı
belgeleri,
sınıflandırılmış bir şekilde
saklamakla yükümlüdür.
(2) Ticari mektuplar, bir
ticari işe ilişkin tüm yazışmalardır.
(3) Açılış ve ara
bilançoları, finansal tablolar ve topluluk finansal tabloları hariç olmak üzere,
birinci fıkrada sayılan belgeler, Türkiye Muhasebe Standartlarına da uygun olmak
kaydıyla, görüntü veya veri taşıyıcılarda saklanabilirler; şu şartla
ki;
a) Okunur hâle getirildiklerinde,
alınmış bulunan ticari mektuplar ve defter dayanaklarıyla görsel ve diğer
belgelerle içerik olarak örtüşsünler;
b) Saklama süresi boyunca kayıtlara
her an ulaşılabilsin ve uygun bir süre içinde kayıtlar okunabilir hâle
getirilebiliyor olsun.
(4) Kayıtlar 65 inci
maddenin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca elektronik ortama alınıyor
ise, bilgiler; bilgisayar yerine basılı olarak da saklanabilir. Bu tür
yazdırılmış bilgiler birinci cümleye göre de saklanabilir.
(5) Birinci fıkranın (a) ilâ
(d) bentlerinde öngörülen belgeler on yıl saklanır.
(6) Saklama süresi, ticari
defterlere son kaydın yapıldığı, envanterin çıkarıldığı, ara bilançonun
düzenlendiği, yılsonu finansal tablolarının hazırlandığı ve konsolide finansal
tabloların hazırlandığı, ticari yazışmaların yapıldığı veya muhasebe
belgelerinin oluştuğu takvim yılının bitişiyle başlar.
(7) Bir tacirin saklamakla
yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı
gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa
uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari
işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini
isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin
toplanmasını da emredebilir.
(8) Gerçek kişi olan tacirin
ölümü hâlinde mirasçıları ve ticareti terk etmesi hâlinde kendisi defter ve
kâğıtları birinci fıkra gereğince saklamakla yükümlüdür. Mirasın resmî tasfiyesi
hâlinde veya tüzel kişi sona ermişse defter ve kâğıtlar birinci fıkra gereğince
on yıl süreyle sulh mahkemesi tarafından saklanır.
II - Hukuki uyuşmazlıklarda
ibraz
MADDE 83- (1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı
gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına,
resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar
verebilir.
(2) Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin
hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde
de uygulanır.
III - Uyuşmazlıklarda suret
alınması
MADDE 84- (1) Bir hukuki uyuşmazlıkta ticari
defterler ibraz edilmişse, defterlerin uyuşmazlıkla ilgili kısımları tarafların
katılımı ile incelenir. Gerekli görülürse, defterlerin ilgili yapraklarından
suret alınır. Defterlerin geri kalan içerikleri, onların Türkiye Muhasebe
Standartlarına uygunluklarının denetimi için gerekliyse mahkemeye
açıklanır.
IV - Defterlerin tümüyle
incelenmesi
MADDE 85- (1) Malvarlığı hukukuna ilişkin olan, özellikle
de mirasa, mal ortaklığına ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda,
mahkeme, ticari defterlerin teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar
verebilir.
V - Görüntü ve veri taşıyıcılara
aktarılmış belgelerin ibrazı
MADDE 86- (1) Saklanması zorunlu olan
belgeleri, sadece görüntü veya başkaca bir veri taşıyıcısı aracılığıyla
ibraz edebilen kimse, giderleri kendisine ait olmak üzere, o belgelerin
okunabilmesi için gerekli olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmakla
yükümlüdür; icap ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere
bastırmalı ve yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını
sunabilmelidir.
VI - Ticarete yeni başlayanlar
için uygulama
MADDE 87- (1) İşletmesini ticaret siciline tescil
ettirmekle yükümlü olan işletme sahipleri için bu Kısım hükümleri, ticaret
siciline tescil ettirme yükümlülüğünün doğduğu andan itibaren geçerlidir.
VII -Türkiye Muhasebe
Standartları Kurulunun yetkisi
MADDE 88- (1) 64 ilâ 88 inci madde hükümlerine tabi gerçek
ve tüzel kişiler gerek ticari defterlerini tutarken, gerek münferit ve konsolide
finansal tablolarını düzenlerken, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu
tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer
alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak
ve bunları uygulamak zorundadırlar. 514 ilâ 528 inci maddeler ile Kanunun ilgili
diğer hükümleri saklıdır.
(2) Bu düzenlemeler,
uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda
geçerlilik kazandırmak amacıyla, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına
tam uyumlu olacak şekilde, yalnız Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu
tarafından belirlenir ve yayımlanır.
(3) Türkiye Muhasebe
Standartları Kurulunca, değişik ölçütteki işletmeler ve sektörler için,
Uluslararası Finansal Raporlama Standartları tarafından farklı düzenlemelere
izin verildiği hâllerde özel ve istisnai standartlar konulabilir; bunları
uygulayanlar, söz konusu durumu finansal tablo dipnotlarında
açıklarlar.
(4) Kanunlarla, belirli
alanları düzenlemek ve denetlemek üzere kurulmuş bulunan kurum ve kurullar,
Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak ve Türkiye Muhasebe Standartları
Kurulunun onayını almak şartıyla, kendi alanları için geçerli olacak standartlar
ile ilgili olarak ayrıntıya ilişkin, sınırlı düzenlemeleri
yapabilirler.
(5) Türkiye Muhasebe
Standartlarında hüküm bulunmayan hâllerde, ilgili oldukları alan dikkate
alınarak, dördüncü fıkrada belirtilen ayrıntıya ilişkin düzenleme, ilgili
düzenlemede de hüküm bulunmadığı takdirde milletlerarası uygulamada genel kabul
gören muhasebe ilkeleri uygulanır.
ALTINCI
KISIM
Cari
Hesap
A) Tanım ve şekil
MADDE 89- (1) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya
ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı
olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın
kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme
cari hesap sözleşmesidir.
(2) Bu sözleşme yazılı
yapılmadıkça geçerli olmaz.
B) Hükümleri
I - Genel olarak
MADDE 90- (1) Türk Borçlar Kanununun 134
üncü maddesiyle 143 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere
cari hesap sözleşmesinin hükümleri şunlardır:
a) Aksi kararlaştırılmadıkça, cari
hesaba alacak veya borç kaydedilmesi, tarafların, alacağı veya borcu doğuran
sözleşme veya işleme ilişkin dava ve savunma haklarını düşürmez. Sözleşme veya
işlem iptal edilirse bunlardan kaynaklanan kalemler hesaptan çıkarılır.
b) Cari hesap sözleşmesinin
yapılmasından önce doğmuş bulunan bir alacak, tarafların onayıyla cari hesaba
kaydedilirse, aksi kararlaştırılmamışsa bu alacak yenilenmiş
olmaz.
c) Bir ticari senedin cari hesaba
kaydı, bedelinin alınmış olması hâlinde geçerli olmak şartıyla yapılmış
sayılır.
d) Her hesap devresi sonunda alacak
ve borcu oluşturan tutarlar birbirinden çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen
belirlenen bakiye, yeni hesap devresine ait bir kalem olmak üzere hesaba
geçirilir; sözleşme sona ermiş veya artan tutar haczedilmiş ise onun ödenmesi
gerekir.
e) Cari hesabın alacak sütununa
yazılan tutarlar için, sözleşme veya ticari teamüller gereğince, kaydolundukları
tarihten itibaren faiz işler.
II - Özel
durumlar
1. Ticari senetler
MADDE 91- (1) 90 ıncı maddede öngörüldüğü şekilde cari
hesaba yazılan ancak bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek,
cari hesaptan kaydı silinir.
2. Ücret ve
giderler
MADDE 92- (1) Taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin
bulunması, komisyon sözleşmesinden kaynaklanan ücretin ve her türlü giderin
istenmesine engel oluşturmaz.
3. Hesap dışında kalan
alacaklar
MADDE 93- (1) Takas edilemeyen alacaklarla, belirli bir
amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve
mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.
III - Bakiye
1. Belirlenmesi
MADDE 94- (1) Sözleşme veya ticari teamül uyarınca,
belirli hesap devreleri sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç
kalemleri arasındaki fark belirlenir.
(2) Hesap devresi hakkında
sözleşme veya ticari teamül yoksa, her takvim yılının son günü taraflarca
hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Saptanan artan tutarı
gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter
aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren
bir yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
2. Faiz
MADDE 95- (1) 8 inci maddedeki şartların varlığı hâlinde, alacak
ile borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye,
belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işler; bileşik faize yol
açabilecek uygulama yapılamaz; bu hükme aykırı sözleşme
öngörülemez.
3. Bileşik faiz ve sözleşme ile
belirlenebilecek hükümler
MADDE 96- (1) Taraflar, üç aydan aşağı olmamak şartıyla,
diledikleri andan başlamak üzere faizlerin ana paraya eklenmesini
kararlaştırabilecekleri gibi hesap devreleri ile faiz ve komisyon miktarlarını
da sözleşme ile belirleyebilirler.
(2) 8 inci maddenin ikinci ve
üçüncü fıkra hükümleri saklıdır.
IV - Bütünlük
ilkesi
MADDE 97- (1) Cari hesaba geçirilen alacak ve borç
kalemleri ayrılmaz bir bütün oluşturur. Cari hesabın kesilmesinden önce
taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu
ancak sözleşmenin sonundaki hesabın kesilmesi belirler.
C) Cari hesabın sona ermesi
I - Genel olarak
MADDE 98- (1) Cari hesap sözleşmesi;
a) Kararlaştırılan sürenin sona
ermesi,
b) Bir süre kararlaştırılmadığı
takdirde taraflardan birinin fesih ihbarında bulunması,
c) Taraflardan birinin iflas
etmesi,
hâllerinde sona erer.
II - Ölüm ve kısıtlılık
hâlleri
MADDE 99- (1) Sözleşme süreli olup da taraflardan biri bu
süre içinde ölür veya kısıtlanırsa her iki taraf ve kanuni temsilcileriyle
halefleri on gün önceden haber vermek şartıyla cari hesap sözleşmesini
feshedebilir. Ancak, artan tutarın ödenmesi, hesabın 94 üncü maddeye göre
kapatılması gereken tarihte istenebilir.
D) Bakiyenin haczi
MADDE 100- (1) Taraflardan birinin alacaklısının ona ait
artan tutarı haczettirdiği gün hesap kapatılarak artan tutar saptanır.
(2) Bu hâlde, borcundan
dolayı haciz tebliğ edilen taraf, onbeş gün içinde haczi kaldırtmazsa, diğer
taraf sözleşmeyi feshedebilir; etmezse haciz ettiren kimsenin durumu cari hesaba
yeni kalemler geçirilmek suretiyle ağırlaştırılamaz. Meğerki, hesaba geçirilen
kalemler haciz tarihinden önce doğmuş bulunan hukuki bir ilişkiden
kaynaklansın.
(3) Haciz ettiren alacaklı
bakiyeden, kendi alacağını karşılayan kısmının ödenmesini ancak hesabın 94 üncü
maddeye göre kapatılması gereken anda isteyebilir.
E) Zamanaşımı
MADDE 101- (1) Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya
mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve
yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari
hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin bulunan
davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle
zamanaşımına uğrarlar.
YEDİNCİ
KISIM
Acentelik
A) Genel olarak
I - Tanımı
MADDE 102- (1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru
veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip
olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli
olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya
bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente
denir.
(2) Bu Kısımda hüküm
bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık
sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda
da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.
(3) Taşıma, deniz ticareti,
sigorta, turizm gibi alanlara ilişkin özel düzenlemeler
saklıdır.
II - Uygulama
alanı
MADDE 103- (1) Özel kanunlardaki hükümler saklı
olmak üzere, bu Kısım hükümleri şunlar hakkında da uygulanır:
a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı
bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili
bulunanlar.
b) Türkiye Cumhuriyeti içinde
merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde
işlemlerde bulunanlar.
III - İnhisar
MADDE 104- (1) Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça,
müvekkil, aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile
ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı gibi, acente de aynı yer veya
bölgede, birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına
acentelik yapamaz.
B) Acentenin
yetkileri
I - Genel olarak
MADDE 105- (1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya
yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı
koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule
yetkilidir.
(2) Bu sözleşmelerden
doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi,
kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına
acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar
geçersizdir.
(3) Acentelerin ad ve
hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar
sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz.
II - Özel ve yazılı yetki
gerektiren hâller
MADDE 106- (1) Müvekkilinin özel ve yazılı izni veya
vekâleti olmadan acente, bizzat teslim etmediği malların bedelini kabule ve
bedelini bizzat ödemediği malları teslim almaya yetkili olmadığı gibi bu
işlemlerden doğan alacağı yenileyemez veya miktarını indiremez.
III - Sözleşme yapma
yetkisi
MADDE 107- (1) Özel ve yazılı bir yetki almadan acente,
müvekkili adına sözleşme yapmaya yetkili değildir.
(2) Acentelere müvekkilleri
adına sözleşme yapma yetkisi veren belgelerin, acente tarafından tescil ve ilan
ettirilmesi zorunludur.
IV - Yetkisizlik
MADDE 108- (1) Acente, yetkisi olmaksızın veya yetki
sınırlarını aşarak, müvekkili adına bir sözleşme yaparsa müvekkili bunu haber
alır almaz icazet verebilir; vermediği takdirde acente sözleşmeden kendisi
sorumlu olur.
C) Acentenin
borçları
I - Genel olarak
MADDE 109- (1) Acente, sözleşme uyarınca kendisine
bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde, müvekkilinin işlerini görmekle ve
menfaatlerini korumakla yükümlüdür.
(2) Acente, kusursuz
olduğunu ispat etmediği takdirde özellikle, müvekkili hesabına saklamakta olduğu
malın veya eşyanın uğradığı hasarlardan sorumludur.
II - Haber verme
yükümlülüğü
MADDE 110- (1) Acente, üçüncü kişilerin kabule yetkili
olduğu beyanlarını, bölgesindeki piyasanın ve müşterilerin finansal durumunu,
şartlarını, bunlarda meydana gelen değişiklikleri ve yapılan işlemlere ilişkin
olarak müvekkilini ilgilendiren bütün hususları ona zamanında bildirmek
zorundadır.
(2) Acente,
müvekkilin açık talimatı olmayan konularda, emir alıncaya kadar işlemi
geciktirebilir. Ancak, işin acele nitelik taşıması nedeniyle durum müvekkilinden
talimat almaya müsait olmazsa veya acente en yararlı şartlar çerçevesinde
harekete yetkiliyse, basiretli bir tacir gibi kendi görüşüne göre işlemi yapar.
III - Önlemler
MADDE 111- (1) Acente, müvekkili hesabına teslim aldığı
eşyanın taşınma sırasında hasara uğradığına dair belirtiler varsa, müvekkilinin
taşıyıcıya karşı dava hakkını teminat altına almak üzere, hasarı belirlettirmek
ve gereken diğer önlemleri almak, eşyayı mümkün olduğu kadar korumak veya
tamamen telef olması tehlikesi varsa, Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi
gereğince yetkili mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin durumu
müvekkiline haber vermekle yükümlüdür. Aksi takdirde, ihmali yüzünden doğacak
zararı tazmin eder.
(2) Satılmak üzere acenteye
gönderilen mallar çabuk bozulacak cinsten ise veya değerini düşürecek
değişikliklere uğrayacak nitelikteyse ve müvekkilden talimat almaya zaman
uygun değilse veya müvekkil izin vermede gecikirse, acente yetkili mahkemenin
izniyle Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi gereğince eşyayı sattırmaya
yetkili ve müvekkilin menfaatleri bunu gerektiriyorsa
zorunludur.
IV - Ödeme borcu
MADDE 112- (1) Acente, müvekkiline ait olan parayı
göndermekle veya teslim etmekle yükümlü olup da bunu yapmazsa, yükümlülüğün
doğduğu tarihten itibaren faiz ödemek ve gerekirse ayrıca tazminat vermek
zorundadır.
D) Acentenin
hakları
I - Ücret
1. Ücrete hak kazandıran
işlemler
MADDE 113- (1) Acente, acentelik ilişkisinin devamı
süresince kendi çabasıyla veya aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı
üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir. Bu ücret hakkı, üçüncü
fıkra uyarınca önceki acenteye ait olduğu hâlde ve ölçüde doğmaz.
(2) Acenteye belli bir bölge
veya müşteri çevresi bırakılmışsa, acente, acentelik ilişkisinin devamı
süresince bu bölgedeki veya çevredeki müşterilerle kendi katkısı olmadan kurulan
işlemler için de ücret isteyebilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi burada da
uygulanır.
(3) Acentelik ilişkisinin
bitmesinden sonra kurulan işlemler için acente;
a) İşleme aracılık etmişse veya
işlemin yapılmasının kendi çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış ve
işlem de acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra uygun bir süre içinde
kurulmuşsa,
b) Birinci veya ikinci fıkraların
birinci cümleleri uyarınca ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü
kişinin icabı, acentelik ilişkisinin sona ermesinden önce acenteye veya
müvekkile ulaşmışsa,
ücret isteyebilir. Bu ücretin, hâl
ve şartlara göre paylaşılması hakkaniyet gereği ise, sonraki acente de uygun bir
pay alır.
(4) Acente, ayrıca, müvekkilinin
talimatına uygun olarak tahsil ettiği paralar için de tahsil komisyonu
isteyebilir.
2. Ücrete hak kazanma
zamanı
MADDE 114- (1) Acente, kurulan işlem yerine getirildiği
anda ve ölçüde ücrete hak kazanır. Taraflar bu kuralı acentelik sözleşmesiyle
değiştirebilir; ancak müvekkil işlemi yerine getirince, acente, izleyen ayın son
günü istenebilecek uygun bir avansa hak kazanır. Her hâlde acente, üçüncü kişi
kurulan işlemi yerine getirdiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır.
(2) Üçüncü kişinin işlemi yerine
getirmeyeceği kesinleşirse, acentenin ücret hakkı düşer; ödenmiş tutarlar geri
verilir.
(3) Aracılık edilen sözleşmeyi
müvekkilin kısmen veya tamamen yahut öngörüldüğü şekliyle yerine getirmeyeceği
kesinleşse bile, acente ücret isteyebilir. Müvekkile yüklenemeyen sebeplerle
sözleşmenin yerine getirilemediği hâlde ve ölçüde acentenin ücret hakkı düşer.
3. Ücretin miktarı
MADDE 115- (1) Sözleşmede hüküm yoksa ücretin
miktarı, acentenin bulunduğu yerdeki ticari teamüle, teamül de mevcut değilse
hâlin gereğine göre o yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir.
4. Ücretin ödeme
zamanı
MADDE 116- (1) Acentenin hak kazandığı ücretin,
doğumu tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ve her hâlde sözleşmenin sona
erdiği tarihte ödenmesi gerekir.
(2) Ücret istemi,
muacceliyeti ve hesaplanması bakımından önemli olan bütün konular hakkında
acente bilgi istediği takdirde müvekkil bu bilgileri vermek zorundadır. Ayrıca
acente, ücrete bağlı işlemlere ilişkin defter kayıtlarının suretlerinin de
kendisine gönderilmesini müvekkilinden isteyebilir. Müvekkil, defter suretini
vermekten kaçınırsa ya da defterlerin doğruluğu ve tamlığı konusunda kuşku
duymayı gerektiren haklı nedenler varsa, acente, ticari defter ve belgelerin
ilgili kısımlarını ya kendisi inceler ya da bir uzmana inceletebilir.
Müvekkil buna izin vermezse sorunu mahkeme duruma en uygun şekilde karara
bağlar.
(3) Bu hükümlerin aksinin
kararlaştırılması acentenin aleyhine olduğu ölçüde
geçersizdir.
II - Olağanüstü giderlerin
karşılanması
MADDE 117- (1) Acente, yükümlülüklerini yerine
getirmek için yaptıklarından ancak olağanüstü giderlerin ödenmesini
isteyebilir.
III - Faiz isteme hakkı
MADDE 118- (1) Avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci
maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü
uygulanır.
IV - Hapis hakkı
MADDE 119- (1) Acente, müvekkilindeki bütün alacakları
ödeninceye kadar, acentelik sözleşmesi dolayısıyla alıp da gerek kendi elinde
gerek özel bir sebebe dayanarak zilyet olmakta devam eden bir üçüncü kişinin
elinde bulunan taşınırlar ve kıymetli evrak ile herhangi bir eşyayı temsil eden
senet aracılığıyla kullanabildiği mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.
(2) Müvekkile ait mallar
acente tarafından sözleşme veya kanun gereği satıldığı takdirde, acente bu
malların bedelini ödemekten kaçınabilir.
(3) Müvekkil aciz hâlinde
bulunduğu takdirde, acentenin henüz muaccel olmamış alacakları hakkında da
birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
(4) Türk Medenî Kanununun
950 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, 951 ilâ 953 üncü maddeleri hükümleri
saklıdır.
E) Müvekkilin
borçları
MADDE 120- (1) Müvekkil, acenteye;
a) Mallarla ilgili belgeleri
vermek,
b) Acentelik sözleşmesinin yerine
getirilmesi için gerekli olan hususları ve özellikle iş hacminin acentenin
normalde bekleyebileceğinden önemli surette düşük olabileceğini
bildirmek,
c) Acentenin yaptığı işleri kabul
edip etmediğini ya da yerine getirilmediğini uygun bir süre içinde
bildirmek,
d) Acentenin istemeye hak kazandığı
ücreti ödemek,
e) Ücret, avans ve olağanüstü
giderler hakkında 20 nci madde hükümlerine göre faiz
ödemek,
zorundadır.
(2) Bu maddeye aykırı
şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde, geçersizdir.
F) Acentelik sözleşmesinin sona
ermesi
I - Sebepleri
MADDE 121- (1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan
acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak
şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı
sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir.
(2) Belirli süre için
yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam
edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir.
(3) Müvekkilin veya
acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513
üncü maddesi hükmü uygulanır.
(4) Haklı bir sebep olmadan
veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış
işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek
zorundadır.
(5) Müvekkilin veya acentenin
ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası sebebiyle acentelik sözleşmesi sona
ererse, işlerin tamamlanması hâlinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına
oranlanarak belirlenecek uygun bir tazminat acenteye ya da bu maddede yazılı
hâllere göre onun yerine geçenlere verilir.
II - Denkleştirme
istemi
MADDE 122- (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden
sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni
müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli
menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin
sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış
müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla
sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını
kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları
değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun
düşüyorsa,
acente müvekkilden uygun bir
tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son
beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin
ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse,
faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı
gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin
kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse,
acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden
önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona
ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi
gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete
aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli
sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.
III - Rekabet yasağı anlaşması
MADDE 123- (1) Acentenin, işletmesine ilişkin
faaliyetlerini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonrası için sınırlandıran
anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil
tarafından imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye verilmesi gerekir. Anlaşma
en çok, ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve
yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına
aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir.
Müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla, acenteye uygun bir tazminat ödemesi
şarttır.
(2) Müvekkil, sözleşme
ilişkisinin sona ermesine kadar, rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı
olarak vazgeçebilir. Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren altı ayın
geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur.
(3) Taraflardan biri, diğer
tarafın kusurlu davranışı nedeniyle haklı sebeplerle sözleşme ilişkisini
feshederse, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı
olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirebilir.
(4) Bu maddeye aykırı
şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.
İKİNCİ
KİTAP
Ticaret
Şirketleri
BİRİNCİ
KISIM
Genel
Hükümler
A) Türleri
MADDE 124- (1) Ticaret şirketleri; kollektif, komandit,
anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif
ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirket sermaye şirketi sayılır.
B) Tüzel kişilik ve
ehliyet
MADDE 125- (1) Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir.
(2) Ticaret şirketleri, Türk
Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve
borçları üstlenebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar
saklıdır.
C) Uygulanacak kanun
hükümleri
MADDE 126- (1) Her şirket türüne özgü hükümler saklı kalmak
şartıyla, Türk Medenî Kanununun tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri ile bu
Kısımda hüküm bulunmayan hususlarda Türk Borçlar Kanununun adi şirkete dair
hükümleri her şirket türünün niteliğine uygun olduğu oranda, ticaret şirketleri
hakkında da uygulanır.
D) Sermaye koyma
borcu
I - Konusu
MADDE 127- (1) Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticaret
şirketlerine sermaye olarak;
a) Para, alacak, kıymetli evrak ve
sermaye şirketlerine ait paylar,
b) Fikrî mülkiyet hakları,
c) Taşınırlar ve her çeşit
taşınmaz,
d) Taşınır ve taşınmazların
faydalanma ve kullanma hakları,
e) Kişisel
emek,
f) Ticari
itibar,
g) Ticari işletmeler,
h) Haklı olarak kullanılan
devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi
değerler,
i) Maden ruhsatnameleri ve bunun
gibi ekonomik değeri olan diğer haklar,
j) Devrolunabilen ve nakden
değerlendirilebilen her türlü değer,
konabilir.
(2) Kanunun 307 nci maddesinin
ikinci, 342 nci maddesinin birinci ve 581 inci maddesinin birinci fıkra
hükümleri saklıdır.
II - Hükmü
1. Genel olarak
MADDE 128- (1) Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza
edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete
karşı borçludur.
(2) Şirket sözleşmesinde
veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan
taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler,
varsa özel sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri ve taşınırlar
güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur. Özel
sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır.
(3) Sermaye olarak taşınmaz
mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan veya kurulacak olan ayni bir hakkın
konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri, resmî şekil aranmaksızın
geçerlidir.
(4) Paradan başka ekonomik
bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde
şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla
doğrudan tasarruf edebilir.
(5) Taşınmaz mülkiyetinin
veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak konulması hâlinde, şirketin bunlar
üzerinde tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescil
gereklidir.
(6) Mülkiyet ve diğer ayni
hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillerle
ilgili bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve
hemen yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır.
(7) Şirket, her ortağın
sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği
gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de
isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı
ortaklar da açabilir.
(8) Ortaklarca, sermaye
olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması için, kurucular tarafından
ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir üzerine açılacak davalar
için, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve
ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.
2. Temerrüt faizi
MADDE 129- (1) Zamanında ifa edilmeyen sermaye para ise,
128 inci madde gereğince tazminat hakkına halel gelmemek şartıyla, aksine şirket
sözleşmesinde veya esas sözleşmede hüküm yoksa, şirketin tescili anından
itibaren temerrüt faizi de ödenir.
3. Sorumlu olma
MADDE 130- (1) Sermaye olarak şirkete alacaklarını
devretmiş olan bir ortak, alacaklar şirketçe tahsil edilmiş olmadıkça sermaye
koyma borcundan kurtulmaz.
(2) Alacak, vadesi gelmemiş
ise aksi kararlaştırılmış olmadıkça, vade gününden, muaccel ise şirket
sözleşmesi veya esas sözleşme tarihinden itibaren bir ay içinde şirketçe tahsil
edilmelidir.
(3) Her ne sebeple olursa
olsun, bu süre içinde tahsil edilemediği takdirde, gecikmeden dolayı şirketin
tazminat hakkına halel gelmemek şartıyla, ortak, sürenin bitiminden itibaren
geçecek günlerin temerrüt faizini de öder.
(4) Alacak kısmen tahsil
edilmişse, yukarıdaki hükümler tahsil edilmemiş olan kısım hakkında
geçerlidir.
4. Karineler
MADDE 131- (1) Sermaye olarak konulan ayınlara, bilirkişi
tarafından biçilecek değerler, ilgililerce kabul edilmiş
sayılır.
(2) Şirket sözleşmesinde
veya esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, sermaye olarak konan ayınların
mülkiyeti şirkete ait ve haklar şirkete devredilmiş olur.
(3) Hizmet karşılığı olarak
verilecek ücretin kısmen veya tamamen kâra iştirak suretiyle ifası
kararlaştırıldığı takdirde bu kayıt çalışanlara ortak sıfatını
vermez.
5. Faiz ve ücret alma hakkı
MADDE 132- (1) Kanunlarda aksine hüküm yoksa, şirket
sözleşmesiyle ortakların, koydukları sermayeler için faiz ve şirketteki
hizmetleri sebebiyle kendilerine ücret verilmesi kabul
olunabilir.
E) Ortakların kişisel
alacaklıları
MADDE 133- (1) Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece
ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu gereğince o
ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir.
Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda
borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz
koydurabilir.
(2) Sermaye şirketlerinde
alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak
yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların,
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun taşınırlara ilişkin
hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz,
istek üzerine, pay defterine işlenir.
(3) Bunun dışında,
alacaklılar, tüm ticaret şirketlerinde alacaklarını, ortağın şirketten olan
diğer alacaklarından da alabilme ve bunun için haciz yaptırabilme yetkisini de
haizdir.
(4) Yukarıdaki hükümler
borçlu ortakların şirket dışındaki mallarına alacaklıların başvurmalarına engel
olmaz.
F) Birleşme, bölünme ve tür
değiştirme
I - Uygulama alanı ve
kavramlar
1. Uygulama
alanı
MADDE 134- (1) Ticaret şirketlerinin birleşmelerine,
bölünmelerine ve tür değiştirmelerine 134 ilâ 194 üncü maddeler
uygulanır.
(2) Diğer kanunların, bu
Kanunun 135 ilâ 194 üncü maddelerine aykırı olmayan hükümleri
saklıdır.
2. Kavramlar
MADDE 135- (1) 134 ilâ 194 üncü maddelerin uygulanmasında;
“şirket”, ticaret şirketlerini; “ortak”, anonim şirketlerin pay sahiplerini,
limited şirketler ile şahıs şirketlerinin ve kooperatiflerin ortaklarını;
“ortaklık payı”, şahıs şirketlerindeki ortaklık payını, anonim şirketteki payı,
limited şirketteki esas sermaye payını, sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketteki ortaklık payını; “genel kurul”, anonim, limited ve sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketlerle kooperatiflerdeki genel kurulu, şahıs
şirketlerindeki ortaklar kurulunu ve gereğinde ortakların tümünü; “yönetim
organı”, anonim şirketler ve kooperatiflerde yönetim kurulunu, limited
şirketlerde müdürü veya müdürleri, şahıs şirketleriyle sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketlerde yöneticiyi; “şirket sözleşmesi”, anonim
şirketlerde esas sözleşmeyi, şahıs şirketleriyle limited şirketlerde şirket
sözleşmesini ve kooperatifte ana sözleşmeyi ifade eder.
(2) Küçük ve orta ölçekli şirketler
belirlenirken, şahıs şirketleri için 1522, sermaye şirketleri hakkında ise 1523
üncü maddelerde öngörülen ölçütler uygulanır.
II - Birleşme
1. Genel
hükümler
a) İlke
MADDE 136- (1) Şirketler;
a) Bir şirketin diğerini
devralması, teknik terimle “devralma şeklinde birleşme”
veya
b) Yeni bir şirket içinde bir araya
gelmeleri, teknik terimle “yeni kuruluş şeklinde birleşme”,
yoluyla birleşebilirler.
(2) 136 ilâ 158 inci
maddelerin uygulamasında, kabul eden şirket “devralan”, katılan şirket
“devrolunan” diye adlandırılır.
(3) Birleşme, devrolunan
şirketin malvarlığı karşılığında, bir değişim oranına göre devralan şirketin
paylarının, devrolunan şirketin ortaklarınca kendiliğinden iktisap edilmesiyle
gerçekleşir. Birleşme sözleşmesi 141 inci maddenin ikinci fıkrası anlamında
ayrılma akçesini de öngörebilir.
(4) Birleşmeyle, devralan
şirket devrolunan şirketin malvarlığını bir bütün hâlinde devralır. Birleşmeyle
devrolunan şirket sona erer ve ticaret sicilinden silinir.
b) Geçerli
birleşmeler
MADDE 137- (1) Sermaye
şirketleri;
a) Sermaye
şirketleriyle,
b) Kooperatiflerle
ve
c) Devralan şirket olmaları
şartıyla, kollektif ve komandit şirketlerle,
birleşebilirler.
(2) Şahıs
şirketleri;
a) Şahıs şirketleriyle,
b) Devrolunan şirket olmaları
şartıyla, sermaye şirketleriyle,
c) Devrolunan şirket olmaları
şartıyla, kooperatiflerle,
birleşebilirler.
(3)
Kooperatifler;
a)
Kooperatiflerle,
b) Sermaye şirketleriyle
ve
c) Devralan şirket olmaları
şartıyla, şahıs şirketleriyle,
birleşebilirler.
c) Tasfiye hâlindeki bir
şirketin birleşmeye katılması
MADDE 138- (1) Tasfiye hâlindeki bir şirket, malvarlığının
dağıtılmasına başlanmamışsa ve devrolunan şirket olması şartıyla, birleşmeye
katılabilir.
(2) Birinci fıkradaki
şartların varlığı, bir işlem denetçisinin, bu hususu doğrulayan raporunun,
devralan şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne
sunulmasıyla ispatlanır.
d) Sermayenin kaybı veya borca
batıklık hâlinde birleşmeye katılma
MADDE 139- (1) Sermayesiyle kanuni yedek akçeleri
toplamının yarısı zararlarla kaybolan veya borca batık durumda bulunan bir
şirket, kaybolan sermayeyi veya gerekiyorsa borca batıklık durumunu
karşılayabilecek tutarda serbestçe, tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan
bir şirket ile birleşebilir.
(2) Birinci fıkradaki şartın
gerçekleşmiş olduğunu ispatlayan bir işlem denetçisi tarafından hazırlanan
raporun, devralan şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne
sunulması şarttır.
2. Ortaklık payları ve
hakları
a) Ortaklık payının ve
haklarının korunması
MADDE 140- (1) Devrolunan şirketin ortaklarının, mevcut
ortaklık paylarını ve haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları
ve hakları üzerinde istemde bulunma hakları vardır. Bu istem hakkı, birleşmeye
katılan şirketlerin malvarlıklarının değeri, oy haklarının dağılımı ve önem
taşıyan diğer hususlar dikkate alınarak hesaplanır.
(2) Ortaklık paylarının
değişim oranları belirlenirken, devrolunan şirketin ortaklarına tahsis olunan
ortaklık paylarının gerçek değerlerinin onda birini aşmaması şartıyla, bir
denkleştirme ödenmesi öngörülebilir.
(3) Devrolunan şirketin
oydan yoksun paylarına sahip ortaklarına aynı değerde, oydan yoksun veya oy
hakkını haiz paylar verilir.
(4) Devrolunan şirkette
mevcut bulunan paylara bağlı imtiyaz hakları karşılığında, devralan şirkette eş
değerde haklar veya uygun bir karşılık verilir.
(5) Devralan şirket,
devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine, eş değerli haklar tanımak veya
intifa senetlerini, birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle
satın almak zorundadır.
b) Ayrılma
akçesi
MADDE 141- (1) Birleşmeye katılan şirketler, birleşme
sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı
ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma
akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.
(2) Birleşmeye katılan
şirketler birleşme sözleşmesinde, sadece ayrılma akçesinin verilmesini
öngörebilirler.
3. Sermaye artırımı, yeni
kuruluş ve ara bilanço
a) Sermaye
artırımı
MADDE 142- (1) Devralma yoluyla birleşmede, devralan
şirket, sermayesini, devrolunan şirketin ortaklarının haklarının korunabilmesi
için gerekli olan düzeyde, artırmak zorundadır.
(2) Birleşmede, ayni sermaye
konulmasına ilişkin düzenlemelerle, halka açık anonim şirketlerde, yeni payların
halka arzına dair hükümler, Sermaye Piyasası Kurulu kaydına alınmasına ilişkin
olanlar müstesna, uygulanmaz.
b) Yeni kuruluş
MADDE 143- (1) Yeni kuruluş yolu ile birleşmede, bu Kanun
ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun, ayni sermaye
konulmasına dair düzenlemeleri ve asgari ortak sayısına ilişkin hükümleri
dışındaki maddeleri yeni şirketin kuruluşuna uygulanır.
c) Ara bilanço
MADDE 144- (1) Birleşme sözleşmesinin imzalandığı
tarih ile bilanço günü arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya son
bilançonun çıkarılmasından sonra, birleşmeye katılan şirketlerin
malvarlıklarında önemli değişiklikler meydana gelmişse, birleşmeye katılan
şirketler bir ara bilanço çıkarmak zorundadır.
(2) Aşağıdaki hükümler saklı
olmak kaydı ile, ara bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve ilkeler
uygulanır. Ara bilanço için;
a) Fizikî envanter çıkarılması
gerekli değildir;
b) Son bilançoda kabul edilen
değerlemeler, sadece ticari defterdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir;
amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari defterlerden
anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri de dikkate
alınır.
4. Birleşme sözleşmesi, birleşme
raporu ve denetleme
a) Birleşme
sözleşmesi
aa) Birleşme sözleşmesinin
yapılması
MADDE 145- (1) Birleşme sözleşmesi yazılı şekilde
yapılır. Sözleşme, birleşmeye katılan şirketlerin, yönetim organlarınca
imzalanır ve genel kurulları tarafından onaylanır.
bb) Birleşme sözleşmesinin
içeriği
MADDE 146- (1) Birleşme
sözleşmesinin;
a) Birleşmeye katılan şirketlerin
ticaret unvanlarını, hukuki türlerini, merkezlerini; yeni kuruluş yolu ile
birleşme hâlinde, yeni şirketin türünü, ticaret unvanını ve
merkezini,
b) Şirket paylarının değişim
oranını, öngörülmüşse denkleştirme tutarını; devrolunan şirketin ortaklarının,
devralan şirketteki paylarına ve haklarına ilişkin
açıklamaları,
c) Devralan şirketin, imtiyazlı ve
oydan yoksun payların sahipleriyle intifa senedi sahiplerine tanıdığı
hakları,
d) Şirket paylarının
değiştirilmesinin şeklini,
e) Birleşmeyle iktisap edilen
payların, devralan veya yeni kurulan şirketin bilanço kârına hak kazandığı
tarihi ve bu isteme ilişkin bütün özellikleri,
f) Gereğinde 141 inci madde
uyarınca ayrılma akçesini,
g) Devrolunan şirketin işlem ve
eylemlerinin devralan şirketin hesabına yapılmış sayılacağı
tarihi,
h) Yönetim organlarına ve yönetici
ortaklara tanınan özel yararları,
i) Gereğinde sınırsız sorumlu
ortakların isimlerini,
içermesi
zorunludur.
b) Birleşme
raporu
MADDE 147- (1) Birleşmeye katılan şirketlerin
yönetim organları, ayrı ayrı veya birlikte, birleşme hakkında bir rapor
hazırlarlar.
(2)
Raporda;
a) Birleşmenin amacı ve
sonuçları,
b) Birleşme
sözleşmesi,
c) Şirket paylarının değişim oranı
ve öngörülmüşse denkleştirme akçesi; devrolunan şirketlerin ortaklarına devralan
şirket nezdinde tanınan ortaklık hakları,
d) Gereğinde ayrılma akçesinin
tutarı ve şirket pay ve ortaklık hakları yerine ayrılma akçesi verilmesinin
sebepleri,
e) Değişim oranının belirlenmesi
yönünden payların değerlemesine ilişkin özellikler,
f) Gereğinde devralan şirket
tarafından yapılacak artırımın miktarı,
g) Öngörülmüşse, devrolunan
şirketin ortaklarına, birleşme dolayısıyla yüklenecek olan, ek ödeme ve diğer
kişisel edim yükümlülükleri ile kişisel sorumluluklar hakkında
bilgi,
h) Değişik türdeki şirketlerin
birleşmelerinde, yeni tür dolayısıyla ortaklara düşen
yükümlülükler,
i) Birleşmenin, birleşmeye katılan
şirketlerin işçileri üzerindeki etkileri ile mümkünse bir sosyal planın
içeriği,
j) Birleşmenin, birleşmeye katılan
şirketlerin alacaklıları üzerindeki etkileri,
k) Gerekiyorsa, ilgili makamlardan
alınan onaylar,
hukuki ve ekonomik yönden açıklanır
ve gerekçeleri belirtilir.
(3) Yeni kuruluş yoluyla
birleşmede birleşme raporuna yeni şirketin sözleşmesinin de eklenmesi şarttır.
(4) Tüm ortakların
onaylaması hâlinde, küçük ölçekli şirketler birleşme raporunun düzenlenmesinden
vazgeçebilirler.
c) Birleşme sözleşmesinin ve
birleşme raporunun denetlenmesi
MADDE 148- (1) Birleşmeye katılan şirketlerin;
birleşme sözleşmesini, birleşme raporunu ve birleşmeye esas oluşturan bilançoyu,
bu konuda uzman olan bir işlem denetçisine denetlettirmeleri
şarttır.
(2) Birleşmeye katılan
şirketler, birleşmeyi denetleyecek işlem denetçisine amaca yardımcı olacak her
türlü bilgi ve belgeyi vermek zorundadır.
(3) İşlem denetçisi
denetleme raporunda;
a) Devralan şirket tarafından
yapılması öngörülen sermaye artırımının, devrolunan şirketin ortaklarının
haklarını korumaya yeterli bulunup bulunmadığı,
b) Değişim oranının ve ayrılma
akçesinin adil olup olmadığı,
c) Değişim oranının hangi yönteme
göre hesaplandığı; en az üç farklı genel kabul gören yöntem ile karşılaştırma
yapılarak, uygulanan yöntemin adil olduğu,
d) Diğer genel kabul gören
yöntemlere göre hangi değerlerin ortaya çıkabileceği,
e) Denkleştirme varsa, bunun uygun
olup olmadığı,
f) Değişim oranının hesaplanması
yönünden payların değerlendirilmesinde dikkate alınan
özellikler,
hususunda inceleme yapıp görüş
açıklamakla yükümlüdür.
(4) Tüm ortakların
onaylaması hâlinde, küçük ölçekli şirketler denetlemeden
vazgeçebilirler.
5. İnceleme hakkı ve
malvarlığında değişiklikler
a) İnceleme
hakkı
MADDE 149- (1) Birleşmeye katılan şirketlerden her
biri, merkezleriyle şubelerinde ve halka açık anonim şirketler ise Sermaye
Piyasası Kurulunun öngöreceği yerlerde, genel kurul kararından önceki otuz gün
içinde;
a) Birleşme
sözleşmesini,
b) Birleşme
raporunu,
c) Denetleme
raporunu,
d) Son üç yılın yılsonu finansal
tablolarıyla yıllık faaliyet raporlarını, gereğinde ara
bilançolarını,
ortakların, intifa senedi
sahipleriyle şirket tarafından ihraç edilmiş bulunan menkul kıymet hamillerinin,
menfaati bulunan kişilerin ve diğer ilgililerin incelemesine sunmakla
yükümlüdür. Bunlar ilgili sermaye şirketlerinin internet sitelerinde de
yayımlanır.
(2) Ortaklar ile birinci
fıkrada sayılan kişiler, aynı fıkrada anılan belgelerin suretlerinin ve varsa
basılı şekillerinin kendilerine verilmesini isteyebilirler. Bunlar için,
herhangi bir bedel veya gider karşılığı istenilemez.
(3) Birleşmeye katılan
şirketlerden her biri, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ve
internet sitelerine de konulan ilanda, inceleme yapma hakkına işaret
eder.
(4) Birleşmeye katılan her
şirket, birinci fıkrada anılan belgelerin nereye tevdi edildiklerini ve
nerelerde incelemeye hazır tutulduklarını, tevdiden en az üç iş günü önce,
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile şirket sözleşmesinde öngörülen gazetelerde
ve sermaye şirketleri de internet sitelerinde ilan eder.
(5) Tüm ortakların
onaylaması hâlinde, küçük ölçekli şirketler inceleme hakkının kullanılmasından
vazgeçebilirler.
b) Malvarlığındaki
değişikliklerle ilgili bilgiler
MADDE 150- (1) Birleşmeye katılan şirketlerden birinin
aktif veya pasif varlıklarında, birleşme sözleşmesinin imzası tarihiyle, bu
sözleşmenin genel kurulda onaya sunulacağı tarih arasında, önemli değişiklik
meydana gelmişse, yönetim organı, bu durumu kendi genel kuruluna ve birleşmeye
katılan diğer şirketlerin yönetim organlarına yazılı olarak
bildirir.
(2) Birleşmeye katılan tüm
şirketlerin yönetim organları, bu durumda birleşme sözleşmesinin
değiştirilmesine veya birleşmeden vazgeçmeye gerek olup olmadığını incelerler;
böyle bir sonuca vardıkları takdirde, onaya sunma önerisi geri çekilir. Diğer
hâlde, yönetim organı genel kurulda, birleşme sözleşmesinde uyarlamaya gerek
bulunmadığının gerekçesini açıklar.
c) Birleşme
kararı
MADDE 151- (1) Yönetim organı, genel kurula birleşme
sözleşmesini sunar. Birleşme sözleşmesi genel kurulda;
a) Bu Kanunun 421 inci maddesinin
beşinci fıkrasının (b) bendi saklı olmak üzere, anonim ve sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketlerde, esas veya çıkarılmış sermayenin çoğunluğunu
temsil etmesi şartıyla, genel kurulda mevcut bulunan oyların dörtte
üçüyle,
b) Bir kooperatif tarafından
devralınacak sermaye şirketlerinde, sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi
şartıyla, genel kurulda mevcut bulunan oyların dörtte
üçüyle,
c) Limited şirketlerde, sermayenin
en az dörtte üçünü temsil eden paylara sahip bulunmaları şartıyla, tüm
ortakların dörtte üçünün oylarıyla,
d) Kooperatiflerde, verilen oyların
üçte ikisinin çoğunluğuyla; ana sözleşmede ek ödeme ve başka edim yükümlülükleri
ya da sınırsız sorumluluk kabul edilmiş veya bunlar mevcut olup da
genişletilmişse kooperatife kayıtlı tüm ortakların dörtte üçünün
kararıyla,
onaylanmalıdır.
(2) Kollektif ve komandit
şirketlerde birleşme sözleşmesinin oybirliğiyle onaylanması gerekir. Ancak,
şirket sözleşmesinde birleşme sözleşmesinin bütün ortakların dörtte üçünün
kararıyla onaylanması öngörülebilir.
(3) Bir sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketin, başka bir şirketi devralması hâlinde, birinci
fıkranın (a) bendindeki nisaba ek olarak, komanditelerin tamamının birleşmeyi
yazılı olarak onaylamaları gereklidir.
(4) Bir limited şirket
tarafından devralınan anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette,
devralma ile ek yükümlülük ve kişisel edim yükümlülükleri de öngörülüyorsa veya
bunlar mevcut olup da genişletiliyorsa, bütün ortakların oybirliğine gerek
vardır.
(5) Birleşme sözleşmesi bir
ayrılma akçesini öngörüyorsa bunun, devreden şirket şahıs şirketiyse oy hakkını
haiz ortaklarının, sermaye şirketiyse şirkette mevcut oy haklarının yüzde
doksanının olumlu oylarıyla onaylanması şarttır.
(6) Birleşme sözleşmesinde
devrolunan şirketin işletme konusunda değişiklik öngörülmüşse, birleşme
sözleşmesinin ayrıca, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi için gerekli nisapla
onaylanmış olması zorunludur.
6. Kesinleşmeye ilişkin
hükümler
a) Ticaret siciline
tescil
MADDE 152- (1) Birleşmeye katılan şirketler
tarafından birleşme kararı alınır alınmaz, yönetim organları, birleşmenin
tescili için ticaret siciline başvurur.
(2) Devralan şirket,
birleşmenin gereği olarak sermayesini artırmışsa, ek olarak esas sözleşme
değişiklikleri de ticaret siciline sunulur.
(3) Devrolunan şirket,
birleşmenin ticaret siciline tescili ile infisah eder.
b) Hukuki
sonuçlar
MADDE 153- (1) Birleşme, birleşmenin ticaret
siciline tescili ile geçerlilik kazanır. Tescil anında, devrolunan şirketin
bütün aktif ve pasifi kendiliğinden devralan şirkete
geçer.
(2) Devrolunan şirketin
ortakları devralan şirketin ortağı olur. Ancak bu sonuç, devralan şirketin kendi
adına fakat bu şirket hesabına hareket eden kişinin elinde bulunan paylar ile
devrolunan şirketin kendi adına fakat bu şirket hesabına hareket eden kişinin
elinde bulunan paylar için doğmaz.
(3) 7/12/1994 tarihli ve 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.
c) İlan
MADDE 154- (1) Birleşme kararı, Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesinde ilan olunur.
7. Sermaye şirketlerinin
kolaylaştırılmış şekilde birleşmesi
a) Uygulama
alanı
MADDE 155- (1) a) Devralan sermaye şirketi devrolunan
sermaye şirketinin oy hakkı veren bütün paylarına veya
b) Bir şirket ya da bir gerçek kişi
veya kanun yahut sözleşme dolayısıyla bağlı bulunan kişi grupları, birleşmeye
katılan sermaye şirketlerinin oy hakkı veren tüm
paylarına,
sahiplerse sermaye şirketleri
kolaylaştırılmış düzene göre birleşebilirler.
(2) Devralan sermaye
şirketi, devrolunan sermaye şirketinin tüm paylarına değil de oy hakkı veren
paylarının en az yüzde doksanına sahipse, azınlıkta kalan pay sahipleri
için;
a) Devralan şirkette bu payların
denk karşılığı olan paylar verilmesi şirket payları yanında, 141 inci maddeye
göre, şirket paylarının gerçek değerinin tam dengi olan nakdî bir karşılık
verilmesinin önerilmiş olması ve
b) Birleşme dolayısıyla ek ödeme
borcunun veya herhangi bir kişisel edim yükümlülüğünün yahut kişisel
sorumluluğun doğmaması,
hâlinde birleşme kolaylaştırılmış
usulde gerçekleşebilir.
b) Kolaylıklar
MADDE 156- (1) Birleşmeye katılan ve 155 inci maddenin
birinci fıkrasında öngörülen şartlara uyan sermaye şirketleri, birleşme
sözleşmesinde, 146 ncı maddenin birinci fıkrasının (a) ve (f) ilâ (i)
bentlerinde gösterilmiş bulunan kayıtlara yer verirler. Bu sermaye şirketleri,
147 nci maddede öngörülen birleşme raporunu düzenlemeye, 148 inci maddede
yeralan birleşme sözleşmesini denetletme hakkı ile 149 uncu maddede düzenlenen
inceleme hakkını sağlamakla yükümlü olmadıkları gibi, birleşme sözleşmesini 151
inci madde uyarınca genel kurulun onayına da
sunmayabilirler.
(2) Birleşmeye katılan ve
155 inci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen şartlara uyan sermaye şirketleri,
birleşme sözleşmesinde, sadece, 147 nci maddenin ikinci fıkrasının (a), (b) ve
(f) ilâ (i) bentlerinde gösterilmiş bulunan kayıtlara yer verirler. Bu şirketler
147 nci maddede öngörülen birleşme raporunu düzenlemeye ve birleşme sözleşmesini
151 inci madde gereğince genel kurula sunmaya da zorunlu değildirler. 149 uncu
maddede öngörülen inceleme hakkının, birleşmenin tescili için ticaret siciline
yapılan başvurudan otuz gün önce sağlanmış olması gerekir.
8. Alacaklıların ve çalışanların
korunması
a) Alacakların teminat altına
alınması
MADDE 157- (1) Birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları
birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından itibaren üç ay içinde istemde
bulunurlarsa, devralan şirket bunların alacaklarını teminat altına
alır.
(2) Birleşmeye katılan
şirketler; alacaklılarına, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, tirajı ellibinin
üstünde olan yurt düzeyinde dağıtımı yapılan üç gazetede yedişer gün aralıklarla
üç defa yapacakları ilanla ve ayrıca internet sitelerine konulacak ilanla
haklarını bildirirler. İşlem denetçisi, birleşmeye katılan şirketlerin
serbest malvarlıklarının, ödenmesine yetmeyeceği bilinen bir alacakları
bulunmadığını veya böyle bir alacak istemi beklenmediğini doğruladığı takdirde
ilan yükümlülüğü ortadan kalkar.
(3) Devralan şirket alacağın
birleşme dolayısıyla tehlikeye düşmediğini bir işlem denetçisi raporuyla ispat
ederse, teminat verme yükümlülüğü ortadan kalkar.
(4) Diğer alacaklıların
zarara uğramayacaklarının anlaşılması hâlinde, yükümlü şirket teminat göstermek
yerine borcu ödeyebilir.
b) Ortakların kişisel
sorumlulukları ve iş ilişkilerinin geçmesi
MADDE 158- (1) Devrolunan şirketin borçlarından
birleşmeden önce sorumlu olan ortakların sorumlulukları birleşmeden sonra da
devam eder. Şu şartla ki, bu borçlar birleşme kararının ilanından önce doğmuş
olmalı veya borçları doğuran sebepler bu tarihten önce oluşmuş
bulunmalıdır.
(2) Devrolunan şirketin
borçlarından doğan, ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin istemler, birleşme
kararının ilanı tarihinden itibaren üç yıl geçince zamanaşımına uğrar. Alacak
ilan tarihinden sonra muaccel olursa, zamanaşımı süresi muacceliyet
tarihinden başlar. Bu sınırlama, devralan şirketin borçları dolayısıyla şahsen
sorumlu olan ortakların sorumluluklarına uygulanmaz.
(3) Kamuya arz edilmiş olan
tahvil ve diğer borç senetlerinde sorumluluk itfa tarihine kadar devam eder;
meğerki, izahname başka bir düzenleme içersin.
(4) İş ilişkileri hakkında
178 inci madde hükmü uygulanır.
III - Bölünme
1. Genel
hükümler
a) İlke
MADDE 159- (1) Bir şirket tam veya kısmi
bölünebilir.
a) Tam bölünmede, şirketin tüm
malvarlığı bölümlere ayrılır ve diğer şirketlere devrolunur. Bölünen şirketin
ortakları, devralan şirketlerin paylarını ve haklarını iktisap ederler. Tam
bölünüp devrolunan şirket sona erer ve unvanı ticaret sicilinden
silinir.
b) Kısmi bölünmede, bir şirketin
malvarlığının bir veya birden fazla bölümü diğer şirketlere devrolunur. Bölünen
şirketin ortakları, devralan şirketlerin paylarını ve haklarını iktisap ederler
veya bölünen şirket, devredilen malvarlığı bölümlerinin karşılığında devralan
şirketlerdeki payları ve hakları elde ederek yavru şirketini
oluşturur.
b) Geçerli
bölünmeler
MADDE 160- (1) Sermaye şirketleri ve kooperatifler
sermaye şirketlerine ve kooperatiflere bölünebilirler.
c) Şirket paylarının ve
haklarının korunması
MADDE 161- (1) Tam ve kısmi bölünmede şirket payları ve
hakları 140 ıncı madde uyarınca korunur.
(2) Devreden şirketin
ortaklarına;
a) Bölünmeye katılan tüm
şirketlerde, mevcut payları oranında şirket payları veya
b) Bölünmeye katılan bazı veya tüm
şirketlerde, mevcut paylarının oranına göre değişik oranda şirket
payları,
tahsis edilebilir. (a) bendindeki
bölünme “oranların korunduğu”, (b) bendindeki bölünme ise “oranların korunmadığı
bölünme”dir.
2. Bölünmenin uygulanmasına
ilişkin hükümler
a) Sermayenin
azaltılması
MADDE 162- (1) Bölünme sebebiyle devreden şirketin
sermayesinin azaltılması hâlinde 473, 474 ve 592 nci maddeler ile
kooperatiflerde Kooperatifler Kanununun 98 inci maddesine dayanılarak bu Kanunun
473 ve 474 üncü maddeleri uygulanmaz.
b) Sermaye
artırımı
MADDE 163- (1) Devralan şirket sermayesini,
devreden şirketin ortaklarının haklarını koruyacak miktarda
artırır.
(2) Bölünmede, ayni sermaye
konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz. Bölünme sebebiyle, kayıtlı sermaye
sisteminde müsait olmasa bile, tavan değiştirilmeden sermaye
artırılabilir.
c) Yeni kuruluş
MADDE 164- (1) Bölünme çerçevesinde yeni bir
şirketin kurulmasına bu Kanun ile Kooperatifler Kanununun kuruluşa ilişkin
hükümleri uygulanır. Sermaye şirketlerinin kurulmasında, kurucuların asgari
sayısına ve ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.
d) Ara bilanço
MADDE 165- (1) Bilanço günüyle, bölünme
sözleşmesinin imzası veya bölünme planının düzenlenmesi tarihi arasında, altı
aydan fazla bir zaman bulunduğu veya son bilançonun çıkarılmasından itibaren,
bölünmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında önemli değişiklikler meydana
gelmiş olduğu takdirde, bir ara bilanço çıkarılır.
(2) Bu fıkranın (a) ve (b)
bentlerinde öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla, ara bilançoya yıllık
bilançoya ilişkin hüküm ve standartlar uygulanır. Ara bilanço
için;
a) Fizikî envanter çıkarılması
gerekli değildir.
b) Son bilançoda kabul edilmiş
bulunan değerlemeler, sadece ticari defterlerdeki hareketler ölçüsünde
değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari
defterlerden anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri de dikkate
alınır.
3. Bölünme belgelerini denetleme
ve inceleme hakkı
a) Bölünme sözleşmesi ve bölünme
planı
aa) Genel olarak
MADDE 166- (1) Bir şirket, bölünme yoluyla,
malvarlığının bölümlerini var olan şirketlere devredecekse, bölünmeye katılan
şirketlerin yönetim organları tarafından bir bölünme sözleşmesi
yapılır.
(2) Bir şirket, bölünme
yoluyla, malvarlığının bölümlerini yeni kurulacak şirketlere devredecekse,
yönetim organı bir bölünme planı düzenler.
(3) Hem bölünme
sözleşmesinin hem de bölünme planının yazılı şekilde yapılması ve bunların genel
kurul tarafından 173 üncü madde hükümlerine göre onaylanması şarttır.
bb) Bölünme sözleşmesinin ve
bölünme planının içeriği
MADDE 167- (1) Bölünme sözleşmesi ve bölünme planı
özellikle;
a) Bölünmeye katılan şirketlerin
ticaret unvanlarını, merkezlerini ve türlerini,
b) Aktif ve pasif malvarlığı
konularının devir amacıyla bölümlere ayrılmasını ve tahsisini; açık
tanımlamayla, bu bölümlere ilişkin envanteri; taşınmazları, kıymetli evrakı ve
maddi olmayan malvarlığını teker teker gösteren listeyi,
c) Payların değişim oranını ve
gereğinde ödenecek denkleştirme tutarını ve devreden şirketin ortaklarının,
devralan şirketteki ortaklık haklarına ilişkin
açıklamaları,
d) Devralan şirketin; intifa
senedi, oydan yoksun pay ve özel hak sahiplerine tahsis ettiği hakları,
e) Şirket paylarının değişim
tarzlarını,
f) Şirket paylarının bilanço kârına
hangi tarihten itibaren hak kazanacaklarını ve bu istem hakkının
özelliklerini,
g) Devreden şirketin işlemlerinin
hangi tarihten itibaren devralan şirketin hesabına yapılmış kabul
edildiğini,
h) Yönetim organlarının üyelerine,
müdürlere, yönetim hakkına sahip kişilere ve denetçilere tanınan özel
menfaatleri,
i) Bölünme sonucu devralan
şirketlere geçen iş ilişkilerinin listesini,
içerir.
b) Bölünmenin dışında kalan
malvarlığı
MADDE 168- (1) Bölünme sözleşmesinde veya bölünme planında
tahsisi yapılmayan malvarlığı konuları üzerinde;
a) Tam bölünmede, devralan tüm
şirketlerin, bölünme sözleşmesi veya planına göre kendilerine geçen net aktif
malvarlığının oranına göre, devralan tüm şirketlere paylı mülkiyet hakkı
düşer.
b) Kısmi bölünmede söz konusu
malvarlığı, devreden şirkette kalır.
(2) Birinci fıkra hükmü
kıyas yoluyla alacaklara ve maddi olmayan malvarlığı haklarına da
uygulanır.
(3) Tam bölünmeye katılan
şirketler, bölünme sözleşmesi veya bölünme planına göre herhangi bir şirkete
tahsis edilmeyen borçlardan müteselsilen sorumludurlar.
c) Bölünme
raporu
aa) İçerik
MADDE 169- (1) Bölünmeye katılan şirketlerin yönetim
organları, bölünme hakkında ayrı rapor hazırlarlar; ortak rapor da
geçerlidir.
(2)
Rapor;
a) Bölünmenin amacını ve
sonuçlarını,
b) Bölünme sözleşmesini veya
bölünme planını,
c) Payların değişim oranlarını ve
gereğinde ödenecek denkleştirme tutarını, özellikle devreden şirketin
ortaklarının devralan şirketteki haklarına ilişkin
açıklamaları,
d) Değişim oranının saptanmasında,
payların değerlemesine ilişkin özellikleri,
e) Gereğinde, bölünme dolayısıyla
ortaklar için doğacak olan ek ödeme yükümlülüklerini, diğer kişisel edim
yükümlülüklerini ve sınırsız sorumluluğu,
f) Bölünmeye katılan şirketlerin
türlerinin farklı olması hâlinde, ortakların yeni tür sebebiyle söz konusu olan
yükümlülüklerini,
g) Bölünmenin işçiler üzerindeki
etkileri ile içeriğini; varsa sosyal planın içeriğini,
h) Bölünmenin, bölünmeye katılan
şirketlerin alacaklıları üzerindeki etkilerini,
hukuki ve ekonomik yönleri ile
açıklar ve gerekçelerini gösterir.
(3) Yeni kuruluşun varlığı
hâlinde, bölünme planına yeni şirketin sözleşmesi de
eklenir.
(4) Tüm ortakların onaylaması
hâlinde küçük ölçekli şirketler bölünme raporunun düzenlenmesinden
vazgeçebilirler.
bb) Bölünme sözleşmesinin veya
bölünme planının ve bölünme raporunun denetlenmesi
MADDE 170- (1) Bölünme sözleşmesinin veya bölünme planının
denetlenmesine 148 inci madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
d) İnceleme
hakkı
MADDE 171- (1) Bölünmeye katılan şirketlerden her biri,
genel kurulun kararından iki ay önce, merkezlerinde, halka açık anonim şirketler
ayrıca Sermaye Piyasası Kurulunun uygun gördüğü yerlerde;
a) Bölünme sözleşmesini veya
bölünme planını,
b) Bölünme
raporunu,
c) Denetleme
raporunu,
d) Son üç yılın finansal tabloları
ile faaliyet raporlarını ve varsa ara bilançoları,
bölünmeye katılan şirketlerin
ortaklarının incelemesine sunar.
(2) Tüm ortakların
onaylaması hâlinde küçük ölçekli şirketler birinci fıkrada öngörülen inceleme
hakkından vazgeçebilirler.
(3) Ortaklar, bölünmeye
katılan şirketlerden, birinci fıkrada sayılan belgelerin kopyalarının
kendilerine verilmesini isteyebilirler. Suretler için bedel veya herhangi bir
gider karşılığı istenemez.
(4) Bölünmeye katılan
şirketlerden her biri, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, sermaye şirketleri
ayrıca internet sitesinde, inceleme yapma haklarına işaret eden bir ilan
yayımlarlar.
e) Malvarlığındaki
değişikliklerle ilgili bilgiler
MADDE 172- (1) Bölünmeye katılan şirketlerin
malvarlıklarında meydana gelen değişikliklere 150 nci madde kıyas yoluyla
uygulanır.
4. Bölünme
kararı
MADDE 173- (1) 175 inci maddede öngörülen teminatın
sağlanmasından sonra, bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları, bölünme
sözleşmesini veya bölünme planını genel kurula sunar.
(2) Onama kararı 151 inci
maddenin birinci, üçüncü, dördüncü ve altıncı fıkralarında öngörülen nisaplara
uyularak alınır.
(3) Oranın korunmadığı
bölünmede onama kararı, devreden şirkette oy hakkını haiz ortakların en az yüzde
doksanıyla alınır.
5. Korunmaya ilişkin
hükümler
a) Alacaklıların
korunması
aa) Çağrı
MADDE 174- (1) Bölünmeye katılan şirketlerin
alacaklıları, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, tirajı ellibinin üstünde olan
ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan en az üç gazetede yedişer gün aralıklarla üç
defa yapılacak ilanla ve sermaye şirketlerinde ayrıca internet sitesine de
konulacak ilanla, alacaklarını bildirmeye ve teminat verilmesi için istemde
bulunmaya çağrılırlar.
bb) Alacakların teminat altına
alınması
MADDE 175- (1) Bölünmeye katılan şirketler, 174 üncü
maddede öngörülen ilanların yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde, istemde
bulunan alacaklıların alacaklarını teminat altına almak
zorundadırlar.
(2) Bölünme ile,
alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşmediğinin, bir işlem denetçisinin
raporuyla ispatı hâlinde, teminat altına almak yükümü ortadan
kalkar.
(3) Diğer alacaklıların
zarara uğramayacaklarının anlaşılması hâlinde, şirket, teminat göstermek yerine
borcu ödeyebilir.
b) Sorumluluk
aa) Bölünmeye katılan
şirketlerin ikinci derecede sorumluluğu
MADDE 176- (1) Bölünme sözleşmesi veya bölünme
planıyla kendisine borç tahsis edilen şirket, bu suretle birinci derecede
sorumlu bulunan şirket, alacaklıların alacaklarını ifa etmezse, bölünmeye
katılan diğer şirketler, ikinci derecede sorumlu şirketler, müteselsilen
sorumlu olurlar.
(2) İkinci derecede sorumlu
olan şirketlerin takip edilebilmeleri için, alacağın teminat altına
alınmamış ve birinci derecede sorumlu şirketin;
a) İflas
etmiş,
b) Konkordato süresi
almış,
c) Aleyhinde yapılan bir icra
takibinde kesin aciz vesikası alınmasının şartları doğmuş,
d) Merkezi yurt dışına taşınmış ve
artık Türkiye’de takip edilemez duruma gelmiş veya
e) Yurt dışındaki merkezinin yeri
değiştirilmiş ve bu sebeple hukuken takibi önemli derecede güçleşmiş,
olması
gerekir.
bb) Ortakların kişisel
sorumluluğu
MADDE 177- (1) Ortakların kişisel sorumlulukları hakkında
158 inci madde hükmü uygulanır.
6. İş ilişkilerinin geçmesi
MADDE 178- (1) Tam veya kısmi bölünmede, işçilerle yapılan
hizmet sözleşmeleri, işçi itiraz etmediği takdirde, devir gününe kadar bu
sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlarla devralana geçer.
(2) İşçi itiraz ederse,
hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer; devralan ve
işçi o tarihe kadar sözleşmeyi yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Eski işveren ile
devralan, işçinin bölünmeden evvel muaccel olmuş alacakları ile hizmet
sözleşmesinin normal olarak sona ereceği veya işçinin itirazı sebebiyle sona
erdiği tarihe kadar geçen sürede muaccel olacak alacaklarından müteselsilen
sorumludur.
(4) Aksi
kararlaştırılmadıkça veya hâlin gereğinden anlaşılmadıkça, işveren hizmet
sözleşmesinden doğan hakları üçüncü bir kişiye devredemez.
(5) İşçiler muaccel olan ve birinci
fıkrada öngörüldüğü şekilde muaccel olacak alacaklarının teminat altına
alınmasını isteyebilirler.
(6) Devreden şirketin bölünmeden
önce şirket borçlarından dolayı sorumlu olan ortakları, hizmet sözleşmesinden
doğan ve intikal gününe kadar muaccel olan borçlarla, hizmet sözleşmesi normal
olarak sona ermiş olsaydı muaccel hâle gelecek olan veya işçinin itirazı
sebebiyle hizmet sözleşmesinin sona erdiği ana kadar doğacak olan borçlardan
müteselsilen sorumlu olmakta devam ederler.
7. Ticaret siciline tescil ve
geçerlilik
MADDE 179- (1) Bölünme onaylanınca, yönetim organı
bölünmenin tescilini ister.
(2) Kısmi bölünme sebebiyle
devreden şirketin sermayesinin azaltılması gerekiyorsa buna ilişkin esas
sözleşme değişikliği de tescil ettirilir.
(3) Tam bölünme hâlinde devreden
şirket ticaret siciline tescil ile birlikte infisah eder.
(4) Bölünme ticaret siciline
tescille geçerlilik kazanır. Tescil ile tescil anında envanterde yer alan bütün
aktifler ve pasifler devralan şirketlere geçer.
IV - Tür
değiştirme
1. Genel
hükümler
a) İlke
MADDE 180- (1) Bir şirket hukuki şeklini değiştirebilir.
Yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır.
b) Geçerli tür
değiştirmeler
MADDE 181- (1) a) Bir sermaye şirketi;
1. Başka türde bir sermaye
şirketine;
2. Bir
kooperatife;
b) Bir kollektif
şirket;
1. Bir sermaye
şirketine;
2. Bir
kooperatife;
3. Bir komandit
şirkete;
c) Bir komandit
şirket;
1. Bir sermaye
şirketine;
2. Bir
kooperatife;
3. Bir kollektif
şirkete;
d) Bir kooperatif bir sermaye
şirketine,
dönüşebilir.
c) Kollektif ve komandit
şirketlerin tür değiştirmelerine ilişkin özel düzenleme
MADDE 182 - (1) Bir kollektif şirket bir komandit
şirkete;
a) Kollektif şirkete bir
komanditerin girmesi,
b) Bir ortağın komanditer
olması,
hâlinde
dönüşebilir.
(2) Bir komandit şirket kollektif
şirkete;
a) Tüm komanditerlerin şirketten
çıkması,
b) Tüm komanditerlerin komandite
olması,
suretiyle
dönüşebilir.
(3) Bir kollektif veya
komandit şirketin tek kişi işletmesi olarak faaliyetine devam etmesine ilişkin
257 nci madde hükmü saklıdır.
(4) Bu madde uyarınca
yapılacak tür değiştirmelerine 180 ilâ 190 ıncı madde hükümleri
uygulanmaz.
2. Şirket payının ve haklarının
korunması
MADDE 183- (1) Tür değiştirmede ortakların şirket payları ve hakları
korunur. Oydan yoksun paylar için sahiplerine eşit değerde paylar veya oy
hakkını haiz paylar verilir.
(2) İmtiyazlı payların
karşılığında aynı değerde paylar verilir veya uygun bir tazminat
ödenir.
(3) İntifa senetleri
karşılığında aynı değerde haklar verilir veya tür değiştirme planının
düzenlendiği tarihte gerçek değer ödenir.
3. Kuruluş ve ara
bilanço
MADDE 184- (1) Tür değiştirmede, yeni türün kuruluşuna
ilişkin hükümler uygulanır; ancak, sermaye şirketlerinde ortakların asgari
sayısına ve ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.
(2) Bilanço günüyle tür
değiştirme raporunun düzenlendiği tarih arasında altı aydan fazla zaman geçmişse
veya son bilançonun çıkarıldığı tarihten itibaren şirketin malvarlığında önemli
değişiklikler meydana gelmişse ara bilanço çıkarılır.
(3) Aşağıdaki hükümler saklı
olmak kaydı ile ara bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve ilkeler
uygulanır. Ara bilanço için;
a) Fizikî envanter çıkarılması
gerekli değildir;
b) Son bilançoda kabul edilen
değerlemeler, sadece ticari defterdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir;
amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari defterlerden
anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri de dikkate
alınır.
4. Tür değiştirme
planı
MADDE 185- (1) Yönetim organı bir tür değiştirme planı
düzenler. Plan yazılı şekle ve 189 uncu madde uyarınca genel kurulun onayına
tabidir. Tür değiştirme planı;
a) Şirketin tür değiştirmeden
önceki ve sonraki ticaret unvanını, merkezini ve yeni türe ilişkin
ibareyi,
b) Yeni türün şirket
sözleşmesini,
c) Ortakların tür değiştirmeden
sonra sahip olacakları payların sayısını, cinsini ve tutarını veya tür
değiştirmeden sonra ortakların paylarına ilişkin
açıklamaları,
içerir.
5. Tür değiştirme
raporu
MADDE 186- (1) Yönetim organı tür değiştirme hakkında
yazılı bir rapor hazırlar.
(2) Raporda;
a) Tür değiştirmenin amacı ve
sonuçları,
b) Yeni türe ilişkin kuruluş
hükümlerinin yerine getirilmiş bulunduğu,
c) Yeni şirket
sözleşmesi,
d) Tür değiştirmeden sonra
ortakların sahip olacakları paylara dair değişim oranı,
e) Varsa ortaklar ile ilgili olarak
tür değiştirmeden kaynaklanan ek ödeme ile diğer kişisel edim yükümlülükleri ve
kişisel sorumluluklar,
f) Ortaklar için yeni tür
dolayısıyla doğan yükümlülükler
hukuki ve ekonomik yönden açıklanır
ve gerekçeleri gösterilir.
(3) Tüm ortakların
onaylaması hâlinde küçük ölçekli şirketler tür değiştirme raporunun
düzenlenmesinden vazgeçebilirler.
6. Tür değiştirme planının ve
tür değiştirme raporunun denetlenmesi
MADDE 187- (1) Şirket, tür değiştirme planını, tür
değiştirme raporunu, tür değiştirmede esas alınan bilançoyu işlem denetçisine
denetlettirir.
(2) Şirket işlem
denetçisine, yapılacak denetlemenin amacına hizmet edebilecek bütün bilgi ve
belgeleri vermek zorundadır.
(3) İşlem denetçisi tür
değiştirmeye ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini, bilançonun gerçeğe
uygun olup olmadığını ve tür değiştirmeden sonra ortakların hukuki durumlarının
korunup korunmadığını incelemek ve değerlendirmek
zorundadır.
(4) Tüm ortakların
onaylaması hâlinde küçük ölçekli şirketler denetlemeden
vazgeçebilirler.
7. İnceleme
hakkı
MADDE 188 - (1) Şirket;
a) Tür değiştirme
planını,
b) Tür değiştirme
raporunu,
c) Denetleme
raporunu,
d) Son üç yılın finansal
tablolarını, varsa ara bilançoyu,
genel kurulda karar alınmasından
otuz gün önce merkezinde ve halka açık anonim şirketlerde Sermaye Piyasası
Kurulunun istediği yerlerde ortakların incelemesine sunar.
(2) İsteyen ortaklara anılan
belgelerin kopyaları bedelsiz verilir. Şirket, ortakları, uygun bir şekilde
inceleme haklarının bulunduğu hususunda bilgilendirir.
8. Tür değiştirme kararı ve
tescil
MADDE 189- (1) Yönetim organı tür değiştirme planını genel
kurula sunar. Tür değiştirme kararı aşağıdaki nisaplarla
alınır:
a) Kanunun 421 inci maddesinin
beşinci fıkrasının (b) bendi hükmü saklı olmak şartıyla anonim ve sermayesi
paylara bölünmüş komandit şirketlerde, esas veya çıkarılmış sermayenin üçte
ikisini karşılaması şartıyla, genel kurulda mevcut oyların üçte ikisiyle;
limited şirkete dönüştürme hâlinde, ek ödeme veya kişisel edim yükümlülüğü
doğacaksa tüm ortakların onayıyla;
b) Bir sermaye şirketinin bir
kooperatife dönüşmesi hâlinde tüm ortakların onayıyla;
c) Limited şirketlerde, sermayenin
en az dörtte üçüne sahip bulunmaları şartıyla, ortakların dörtte üçünün
kararıyla;
d)
Kooperatiflerde;
1. Ortakların en az üçte ikisinin
temsil edilmeleri şartı ile, genel kurulda mevcut oyların
çoğunluğuyla,
2. Ek ödeme, diğer kişisel edim
yükümlülükleri veya kişisel sorumluluk getiriliyorsa veya bu yükümlülükler veya
sorumluluklar genişletiliyorsa, kooperatifte kayıtlı ortaklarının üçte ikisinin
olumlu oyuyla,
e) Kollektif ve komandit
şirketlerde tür değiştirme planı bütün ortakların oybirliğiyle onanır. Ancak,
şirket sözleşmesinde ortakların tümünün üçte ikisinin olumlu oyuyla bu kararın
alınabileceği öngörülebilir.
(2) Yönetim organı tür değiştirmeyi
ve yeni şirketin sözleşmesini tescil ettirir. Tür değiştirme tescil ile hukuki
geçerlilik kazanır. Tür değiştirme kararı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
ilan edilir.
9. Alacaklıların ve çalışanların
korunması
MADDE 190- (1) Ortakların kişisel sorumlulukları
hakkında 158 inci ve iş sözleşmelerinden doğan borçlar hakkında 178 inci madde
uygulanır.
V - Ortak
hükümler
1. Ortaklık paylarının ve
ortaklık haklarının incelenmesi
MADDE 191- (1) Birleşmede, bölünmede ve tür değiştirmede
ortaklık paylarının ve ortaklık haklarının gereğince korunmamış veya ayrılma
karşılığının uygun belirlenmemiş olması hâlinde, her ortak, birleşme, bölünme
veya tür değiştirme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından
itibaren iki ay içinde, söz konusu işlemlere katılan şirketlerden birinin
merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, uygun bir
denkleştirme akçesinin saptanmasını isteyebilir. Denkleştirme akçesinin
belirlenmesinde 140 ıncı maddenin ikinci fıkrası
uygulanmaz.
(2) Davacı ile aynı hukuki
durumda bulunmaları hâlinde, mahkeme kararı, birleşmeye, bölünmeye veya tür
değiştirmeye katılan şirketlerin tüm ortakları hakkında da hüküm
doğurur.
(3) Davanın giderleri
devralan şirkete aittir. Özel durumların haklı göstermesi hâlinde, mahkeme
giderleri kısmen veya tamamen davacıya yükletilebilir.
(4) Ortaklık paylarının veya
ortaklık haklarının korunmasını inceleme davası birleşme, bölünme veya tür
değiştirme kararının geçerliliğini etkilemez.
2. Birleşmenin, bölünmenin ve
tür değiştirmenin iptali ve eksikliklerin sonuçları
MADDE 192- (1) 134 ilâ 190 ıncı maddelerin ihlali
hâlinde, birleşme, bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu
tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan
şirketlerin ortakları; bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından
itibaren iki ay içinde iptal davası açabilirler. İlanın gerekmediği hâllerde
süre tescil tarihinden başlar.
(2) Kararın bir yönetim
organı tarafından verilmesi hâlinde de bu dava açılabilir.
(3) Birleşme, bölünme ve tür
değiştirmeye ilişkin işlemlerde herhangi bir eksikliğin varlığı hâlinde, mahkeme
taraflara bunun giderilmesi için süre verir. Hukuki sakatlık, verilen süre
içinde giderilemiyorsa veya giderilememişse mahkeme kararı iptal eder ve gerekli
önlemleri alır.
3. Sorumluluk
MADDE 193- (1) Birleşme, bölünme veya tür değiştirme
işlemlerine herhangi bir şekilde katılmış bulunan bütün kişiler şirketlere,
ortaklara ve alacaklılara karşı kusurları ile verdikleri zararlardan
sorumludurlar. Kurucuların sorumlulukları saklıdır.
(2) Birleşmeyi, bölünmeyi
veya tür değiştirmeyi denetlemiş kişiler şirketlere, münferit ortaklara ve
alacaklılara karşı kusurları ile verdikleri zararlardan sorumludurlar.
(3) 202 ilâ 208, 555, 557,
560 ıncı madde hükümleri saklıdır. Bir sermaye şirketinin veya kooperatifin
iflası hâlinde 556 ve 570 inci maddeler ile Kooperatifler Kanununun 98 inci
maddesi kıyas yoluyla uygulanır.
VI – Ticari işletme ile ilgili
birleşme ve tür değiştirme
MADDE 194- (1) Bir ticari işletme, bir ticaret
şirketiyle, onun tarafından devralınmak suretiyle birleşebilir. Bu hâlde
devralan ticaret şirketinin türüne göre 138 ilâ 140, 142 ilâ 158 ve ortak
hükümlere ilişkin 191 ilâ 193 üncü madde hükümleri kıyas yoluyla
uygulanır.
(2) Bir ticari işletmenin
bir ticaret şirketine dönüşmesi hâlinde 182 ilâ 193 üncü maddeler kıyas yoluyla
uygulanabilir.
(3) Bir ticaret şirketinin
bir ticari işletmeye dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin
paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından
devralınmalı ve ticari işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline
tescil ve ilan edilmelidir. Bu hâlde, ticari işletmeye dönüştürülen ticaret
şirketi, bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr ticaret şirketinin
borçlarından, ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret şirketinin
eski ortakları da 264 üncü maddedeki zamanaşımı süresince sıfatlarına göre
müteselsilen sorumlu olurlar. Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı maddeleri
de uygulanır.
(4) 182 nci maddenin üçüncü
fıkrası hükmü saklıdır.
G) Şirketler
topluluğu
I - Hâkim ve bağlı
şirket
MADDE 195- (1) a) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret
şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak;
1. Oy haklarının çoğunluğuna
sahipse veya
2. Şirket sözleşmesi uyarınca,
yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini
sağlayabilmek hakkını haizse veya
3. Kendi oy hakları yanında, bir
sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla
birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa,
b) Bir ticaret şirketi, diğer bir
ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti
altında tutabiliyorsa,
birinci şirket hâkim, diğeri bağlı
şirkettir. Bu şirketlerden en az birinin merkezi Türkiye’de ise, bu Kanundaki
şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Birinci fıkrada öngörülen
hâller dışında, bir ticaret şirketinin başka bir ticaret şirketinin paylarının
çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda paylarına sahip
bulunması, birinci şirketin hâkimiyetinin varlığına karinedir.
(3) Bir hâkim şirketin, bir veya
birkaç bağlı şirket aracılığıyla bir diğer şirkete hâkim olması, dolaylı
hâkimiyettir.
(4) Hâkim şirkete doğrudan veya
dolaylı olarak bağlı bulunan şirketler, onunla birlikte şirketler topluluğunu
oluşturur. Hâkim şirketler ana, bağlı şirketler yavru şirket konumundadır.
(5) Şirketler topluluğunun
hâkiminin, merkezi veya yerleşim yeri yurt içinde veya dışında bulunan, bir
teşebbüs olması hâlinde de, 195 ilâ 209 uncu maddeler ile bu Kanundaki şirketler
topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim teşebbüs tacir sayılır. Konsolide
tablolar hakkındaki hükümler saklıdır.
(6) Şirketler topluluğuna ilişkin
hükümlerin uygulanmasında “yönetim kurulu” terimi limited şirketlerde müdürleri,
sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile şahıs şirketlerinde
yöneticileri, diğer tüzel kişilerde yönetim organını ve gerçek kişilerde gerçek
kişinin kendisini ifade eder.
II - Pay ve oy oranlarının
hesaplanması
MADDE 196- (1) Bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketindeki
iştirakinin yüzdesi, o sermaye şirketindeki payının veya payların itibarî
değerleri toplamının, iştirak olunan şirketin sermayesine oranlanmasıyla
bulunur. Sermaye şirketinin hem kendi hem de onun hesabına alınmış olup da
üçüncü kişilerin elindeki kendi payları, hesaplamada o şirketin esas veya
çıkarılmış sermayesinden düşülür.
(2) Bir ticaret şirketinin bir
sermaye şirketindeki oy hakkının yüzdesi, ticaret şirketinin o sermaye
şirketinde sahip bulunduğu paylardan doğan kullanılabilen oy haklarının
toplamının, sermaye şirketindeki kullanılabilir tüm oy haklarının toplamına
oranlanmasıyla bulunur. Hesaplamada, sermaye şirketinin hem kendi hem de onun
hesabına alınmış olup da üçüncü kişilerin elindeki paylarından doğan oy hakları
düşülür.
(3) Bir ticaret şirketinin bir
sermaye şirketinde sahip olduğu paylar hesaplanırken ona bağlı şirketlerin sahip
oldukları veya onun hesabına alınmış olup üçüncü kişilerin elindeki paylar da
hesaba katılır.
III - Karşılıklı
iştirak
MADDE 197- (1) Birbirlerinin paylarının en az dörtte birine
sahip bulunan sermaye şirketleri karşılıklı iştirak durumundadır. Bu payların
yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Anılan şirketlerden biri
diğerine hâkimse, ikincisi aynı zamanda bağlı şirket sayılır. Karşılıklı iştirak
durumundaki şirketlerin her biri diğerine hâkimse ikisi de bağlı ve hâkim şirket
kabul olunur.
IV - Bildirim, tescil ve ilan
yükümlülükleri
MADDE 198- (1) Bir teşebbüs, bir sermaye şirketinin
sermayesinin, doğrudan veya dolaylı olarak, yüzde beşini, onunu, yirmisini,
yirmibeşini, otuzüçünü, ellisini, altmışyedisini veya yüzde yüzünü temsil eden
miktarda paylarına sahip olduğu veya payları bu yüzdelerin altına düştüğü
takdirde; teşebbüs, durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını izleyen on gün
içinde, sermaye şirketine ve bu Kanun ile diğer kanunlarda gösterilen yetkili
makamlara bildirir. Payların yukarıda belirtilen oranlarda kazanılması veya
elden çıkarılması, yıllık faaliyet ve denetleme raporlarında ayrı bir başlık
altında açıklanır ve sermaye şirketinin internet sitesinde ilan edilir. Payların
yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Teşebbüsün ve sermaye
şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticileri de, kendilerinin, eşlerinin,
velayetleri altındaki çocuklarının ve bunların, sermayelerinin en az yüzde
yirmisine sahip bulundukları ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki
payları ile ilgili olarak bildirimde bulunurlar. Bildirimler yazılı şekilde
yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan olunur.
(2) Birinci fıkrada öngörülen
bildirim ile tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği sürece, ilgili
paylara ait oy hakkı dâhil, diğer haklar donar. Bildirim yükümlülüğünün yerine
getirilmemesine dair diğer hukuki sonuçlara ilişkin hükümler saklıdır.
(3) Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli
olabilmesi için bu sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı şarttır.
Sözleşmenin geçersizliği, bu Kanun ile diğer kanunlardaki şirketler topluluğuna
dair yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel
olmaz.
V - Bağlı ve hâkim şirketlerin
raporları
MADDE 199- (1) Bağlı şirketin yönetim kurulu, faaliyet
yılının ilk üç ayı içinde, şirketin hâkim ve bağlı şirketlerle ilişkileri
hakkında bir rapor düzenler. Raporda, şirketin geçmiş faaliyet yılında hâkim
şirketle, hâkim şirkete bağlı bir şirketle, hâkim şirketin yönlendirmesiyle onun
ya da ona bağlı bir şirketin yararına yaptığı tüm hukuki işlemlerin ve geçmiş
faaliyet yılında hâkim şirketin ya da ona bağlı bir şirketin yararına
alınan veya alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemlerin açıklaması yapılır.
Hukuki işlemlerde edimler ve karşı edimler, önlemlerde, önlemin sebebi ve şirket
yönünden yarar ve zararları belirtilir. Zarar denkleştirilmişse, bunun faaliyet
yılı içinde fiilen nasıl gerçekleştiği veya şirketin sağladığı hangi menfaatlere
ilişkin olarak bir istem hakkı tanındığı ayrıca bildirilir.
(2) Rapor, doğru ve dürüst
hesap verme ilkelerine uygun olmalıdır.
(3) Yönetim kurulu raporun sonunda
şirketin, hukuki işlemin yapıldığı veya önlemin alındığı veya alınmasından
kaçınıldığı anda kendilerince bilinen hâl ve şartlara göre, her bir hukuki
işlemde uygun bir karşı edim sağlanıp sağlanmadığını ve alınan veya alınmasından
kaçınılan önlemin şirketi zarara uğratıp uğratmadığını açıklar. Şirket zarara
uğramışsa, yönetim kurulu ayrıca zararın denkleştirilip denkleştirilmediğini de
belirtir. Bu açıklama sadece yıllık faaliyet raporunda yer alır.
(4) Hâkim şirketin her yönetim
kurulu üyesi, yönetim kurulu başkanından; bağlı şirketlerin finansal ve
malvarlığıyla ilgili durumları ile üç aylık hesap sonuçları, hâkim şirketin
bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle, hâkim ve bağlı şirketlerin
pay sahipleri ve bunların yakınlarıyla ilişkileri; yaptıkları işlemler ve
bunların sonuç ve etkileri hakkında, özenli, gerçeği aynen ve dürüstçe yansıtan
hesap verme ilkelerine göre düzenlenmiş bir rapor hazırlattırıp yönetim kuruluna
sunmasını ve bunun sonuç kısmının yıllık rapor ile denetleme raporuna
eklenmesini isteyebilir. Bağlı şirketler, red için yoruma yer bırakmayacak
açıklıkta bir haklı sebebin varlığını ispat edemedikleri takdirde, bu raporun
hazırlanması için gerekli olan bilgi ve belgeleri hâkim şirketin bu işle
görevlendirilen uzmanlarına vermekle yükümlüdürler. İstemde bulunan yönetim
kurulu üyesi, bunu bir üçüncü kişinin yararlanması amacıyla yapmışsa bunun
sonuçlarından sorumlu olur.
VI - Bağlı şirketler hakkında
bilgi alma
MADDE 200- (1) Hâkim şirketin her pay sahibi genel kurulda,
bağlı şirketlerin finansal ve malvarlığıyla ilgili durumları ile hesap
sonuçları, hâkim şirketin bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle,
hâkim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri, yöneticileri ve bunların yakınlarıyla
ilişkileri, yaptıkları işlemler ve bunların sonuçları hakkında, özenli, gerçeği
aynen ve dürüstçe yansıtan hesap verme ilkelerine uygun, doyurucu bilgi
verilmesini isteyebilir.
VII - Hakların
donması
MADDE 201- (1) Bir sermaye şirketinin paylarını iktisap
edip karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren diğer bir sermaye şirketi,
iştirak konusu olan paylardan doğan toplam oylarıyla diğer pay sahipliği
haklarının sadece dörtte birini kullanabilir; bedelsiz payları edinme hakkı
hariç, diğer tüm pay sahipliği hakları donar. Söz konusu paylar toplantı ve
karar nisabının hesaplanmasında dikkate alınmaz. 389 ile 612 nci madde hükümleri
saklıdır.
(2) Birinci fıkrada
öngörülen sınırlama, bağlı şirketin hâkim şirketin paylarını iktisap etmesi veya
her iki şirketin birbirlerine hâkim olması hâlinde uygulanmaz.
VIII -
Sorumluluk
1. Hâkimiyetin hukuka aykırı
kullanılması
MADDE 202- (1) a) Hâkim şirket, hâkimiyetini
bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş,
varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya;
kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte
haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar
yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini
yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da
faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini
sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet
yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman
denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar,
bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın.
b) Denkleştirme, faaliyet yılı
içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı
tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep
olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini
isteyebilir. Hâkim istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun
düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı
pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma
uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar
verebilir.
c) Alacaklılar da, (b) bendi
uyarınca, şirket iflas etmemiş olsa bile, şirketin zararının şirkete ödenmesini
isteyebilirler.
d) Kayba sebebiyet veren işlemin,
aynı veya benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun
olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir
şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından
kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde tazminata hükmedilemez.
e) Pay sahiplerinin ve
alacaklıların açacağı davaya, kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 inci
maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde
tazminat davası bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret
mahkemesinde açılır.
(2) Hâkimiyetin uygulanması
ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir
sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet
çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul
kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri
konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim
teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle,
böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa,
gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle
satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına
en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın alınmasını
istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan
edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
(3) İkinci fıkrada öngörülen dava
açılınca, davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini
karşılayan tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya
mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı sürece genel
kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Bu maddenin
birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların kötüniyetle açılması hâlinde
davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazmin edilmesini ve mahkemeye teminat
yatırılmasını davacılardan isteyebilir.
(4) Birleşme, bölünme ve tür
değiştirmede, pay sahiplerine ve ortaklara tanınmış bulunan diğer haklar
saklıdır.
(5) Bağlı şirketin yöneticileri, bu
madde hükümleri dolayısıyla pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek
sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının, bir sözleşme ile üstlenmesini hâkim
teşebbüsten isteyebilir.
2. Tam hâkimiyet
hâlinde
a) Talimat
MADDE 203- (1) Bir ticaret şirketi bir sermaye şirketinin
paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde yüzüne sahipse,
hâkim şirketin yönetim kurulu, topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının
gereği olmak şartıyla, kaybına sebep verebilecek sonuçlar doğurabilecek nitelik
taşısalar bile, bağlı şirketin yönlendirilmesine ve yönetimine ilişkin talimat
verebilir. Bağlı şirketin organları talimata uymak
zorundadır.
b) İstisna
MADDE 204- (1) Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan,
varlığını tehlikeye düşürebilecek olan veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol
açabilecek nitelik taşıyan talimat verilemez.
c) Bağlı şirketin organlarının
şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumsuzluğu
MADDE 205- (1) Bağlı şirketin yönetim kurulu üyeleri,
yöneticileri ve sorumlu tutulabilecek ilgililer, 203 ve 204 üncü madde
kapsamındaki talimatlara uymaları nedeniyle, şirkete ve pay sahiplerine karşı
sorumlu tutulamazlar.
d) Şirket alacaklılarının dava
hakkı
MADDE 206- (1) Hâkim şirket ve yöneticilerinin, 203 üncü
madde çerçevesinde verdikleri talimatlar dolayısıyla bağlı şirkette oluşan
kayıp, o hesap yılı içinde, denkleştirilmediği veya zamanı ve şekli de
belirtilerek şirkete denk bir istem hakkı tanınmadığı takdirde, zarara uğrayan
alacaklılar hâkim şirkete ve onun kayıptan sorumlu yönetim kurulu üyelerine
karşı tazminat davası açabilirler. Davalılar 202 nci maddenin birinci fıkrasının
(d) bendine dayanabilir. Bu davaya 202 nci maddenin birinci fıkrasının (e) bendi
uygulanır.
(2) Davalılar, krediden ve benzeri sebeplerden
kaynaklanan alacaklarda, davacının, denkleştirmenin yapılmadığını veya istem
hakkının tanınmadığını bilerek söz konusu alacağı doğuran ilişkiye girdiğini
veya işin niteliği gereği bu durumu bilmesi gerektiğini ispatlayarak
sorumluluktan kurtulabilirler.
IX - Çeşitli
hükümler
1. Özel denetim
MADDE 207- (1) Denetçi, işlem denetçisi, özel denetçi,
riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi; bağlı şirketin, hâkim şirketle
veya diğer bağlı bir şirketle ilişkilerinde hilenin veya dolanın varlığını
belirtir şekilde görüş bildirmişse, bağlı şirketin her pay sahibi, bu konunun
açıklığa kavuşturulması amacıyla, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye
ticaret mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteyebilir.
2. Satın alma
hakkı
MADDE 208- (1) Hâkim şirket, doğrudan veya dolaylı olarak
bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına
sahipse, azlık şirketin çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı
davranıyor, fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyorsa,
hâkim şirket azlığın paylarını varsa borsa değeri, yoksa 202 nci maddenin ikinci
fıkrasında öngörülen şekilde belirlenen değer ile satın alabilir.
3. Güvenden doğan
sorumluluk
MADDE 209- (1) Hâkim şirket, topluluk itibarının, topluma veya
tüketiciye güven veren bir düzeye ulaştığı hâllerde, bu itibarın kullanılmasının
uyandırdığı güvenden sorumludur.
H) Sanayi ve Ticaret
Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi
MADDE 210- (1) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun
ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler
yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere
uyarlar. Ticaret şirketlerinin işlemleri, ilkeleri ve usulü
bir tüzük ile belirlenerek Sanayi ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları
tarafından denetlenir.
(2) Diğer bakanlık, kurum, kurul ve
kuruluşlar, ancak kendilerine kanunla tanınan yetkinin sınırları içinde kalmak
şartıyla ve öngörülen amaç, konu ve şekle tabi olarak, şirketlere ilişkin
düzenlemeler yapabilirler. Bu düzenlemeler bu Kanunun ilkelerine ve sistemine
aykırı olamaz. Söz konusu düzenlemelerin bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin
hükümlerini ilgilendirmeleri hâlinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığının yazılı uygun
görüşü alınır. Bakanlık düzenlemeyi kanuna uygunluk yönünden inceleyerek
görüşünü en geç otuz gün içinde yazılı olarak ilgili bakanlık, kurum, kurul
veya kuruluşa bildirir; süresi içinde bildirilmemişse görüş olumlu kabul
edilir.
(3) Kamu düzenine veya işletme
konusuna aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve
faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel
kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca, bu
tür işlem, hazırlık veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde
fesih davası açılabilir.
SONRAKİ
SAYFA
|