|
05
Ocak 2005
Ö.Alparslan ARİTE
Vergi Denetmeni
alparite@yahoo.com
PERAKENDE / TOPTAN SATIŞTA FARKLI KDV ORANI UYGULAMASI
I-GİRİŞ:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun:
“Verginin konusunu teşkil eden işlemler” başlıklı 1inci maddesinde: “Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai
faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve
hizmetler”in KDV’ne tabi olduğu; “Oran” başlıklı 28 inci maddesinde ise; “Katma
değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için % 10'dur. Bakanlar Kurulu
bu oranı, dört katına kadar artırmaya, % 1 'e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve
hizmetler ile bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit
etmeye yetkilidir” hükmüne yer verilmiştir.
Bakanlar
Kurulu, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiyle mal teslimi ve hizmet
ifalarına uygulanacak KDV oranları konusunda ÖTV Kanununa paralel kapsamlı değişiklikleri
17.7.2002 tarih ve 2002/4480 nolu kararname ile %
18 genel oranı ve I sayılı listeye uygulanacak % 1, II sayılı
listeye uygulanacak % 8 oranları olmak üzere
3 ayrı oran ve 2 liste halinde
belirlemiştir. Muhtelif tarihlerde ve
son olarak 27/12/2004 Tarihli ve 2004/8301
Sayılı Kararname ile 2002/4480 sayılı kararname üzerinde değişiklikler yapılmıştır.
Bu yazıda;
öteden beri uygulanagelmekte olan ancak
amacına ve kapsamına ilişkin köklü bir faklılaşmanın oluşturulduğu, esasen 31.12.2003 tarih ve 25333 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan 2003/6666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan ve son
kararname ile de ürün bazında
değişiklik yapılan “perakende safhada farklı KDV oranı uygulaması”ndaki yeni durum ele alınmıştır.
II-KONUYA İLİŞKİN MEVZUAT:
1-İlgili Bakanlar Kurulu Kararları:
Katma
Değer Vergisi hesaplanmasında toptan / perakende teslimlerde farklı oran
uygulamasını belirleyen KDV Kanununun
28. maddesi uyarınca yayınlanan Bakanlar Kurulu kararlarında bu uygulamaya yön
veren 3 kararın konuya ilişkin bölümleri aşağıya alınmıştır.
01.08.2002 tarihinden
itibaren geçerli 17.7.2002 tarih ve 2002/4480 nolu BKK eki kararın I
sayılı listenin sondan bir önceki paragrafı:
Bu listenin 1, 2, 3 ve 6 ncı sıralarında yer
alan ürünlerin perakende safhadaki teslimlerinde bu Kararın 1 inci maddesinin
(a) bendinde öngörülen vergi oranı, 4 üncü sırasında yer alan ürünlerin
perakende safhadaki teslimlerinde ise aynı maddenin (c) bendinde öngörülen
vergi oranı uygulanır. Perakende safhadaki teslimden maksat; teslimi yapılan ürünlerin
aynen veya işlendikten sonra satışını yapan kimseler dışındakilere satılmasıdır
01.01.2004 tarihinden itibaren geçerli 23.12.2003
tarih ve 2003/6666 nolu BKK eki kararın aynı paragrafı:
Bu listenin 1,
2, 3 ve 6 ncı sıralarında yer
alan ürünlerin perakende safhadaki teslimlerinde bu Kararın 1 inci maddesinin
(a) bendinde öngörülen vergi oranı, 4 üncü sırasında yer alan ürünlerin
perakende safhadaki teslimlerinde ise aynı maddenin (c) bendinde öngörülen
vergi oranı uygulanır. Perakende safhadaki teslimden maksat; teslimi yapılan ürünlerin
aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar ile işletmelerinde kullanacak
olanlar dışındakilere satılmasıdır. Ürünleri, aynen ya da işlendikten sonra
satanlar ile işletmesinde kullanacak olanların gerçek usulde katma değer
vergisi mükellefi olmamaları halinde bunlara yapılan teslimler de perakende
teslim sayılır.
01.01.2005 tarihinden itibaren geçerli 29.12.2003
tarih ve 2004/8301 nolu BKK ile aynı paragrafın son hali:
Bu listenin 2, 3 ve 6 ncı sıralarında yer
alan ürünlerin perakende safhadaki teslimlerinde bu Kararın 1 inci maddesinin
(a) bendinde öngörülen vergi oranı, 1
ve 4 üncü sırasında yer alan ürünlerin perakende safhadaki teslimlerinde ise
aynı maddenin (c) bendinde öngörülen vergi oranı uygulanır. Perakende safhadaki
teslimden maksat; teslimi yapılan ürünlerin aynen veya işlendikten sonra satışını
yapanlar ile işletmelerinde kullanacak olanlar dışındakilere satılmasıdır. Ürünleri,
aynen ya da işlendikten sonra satanlar ile işletmesinde kullanacak olanların
gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmamaları halinde bunlara yapılan
teslimler de perakende teslim sayılır.
2-Farklı Oran Uygulamasına Konu Ürünler:
17.7.2002 tarih ve 2002/4480
sayılı kararname esas olmak üzere
27.12.2004 tarih ve 2004/8301 sayılı
kararnamelerle yapılan değişiklikler eklenmiş haliyle 01.01.2005
tarihinden geçerli olmak üzere toptan ve perakende safhalarında farklı KDV
oranı uygulanacak ürünler anılan kararda yer alan I sayılı listenin 1, 2, 3, 4
ve 6ıncı sırasında yer alan ürünler olup kararda düzenlendiği üzere oran
farklılığına göre gruplandırılmış olarak
aşağıda listelenmiştir.
1. Grup
(Perakende Tesliminde %18 Oranı Uygulanacak Ürünler):
I Sayılı Listenin 2. Sırası - Meyan kökü, meyan balı,
meyan hülasası, defne yaprağı, sumak yaprağı, ıhlamur, kekik, adaçayı, mazı,
palamut, mahlep, çöven, kimyon, susam, anason, haşhaş tohumu, kendir tohumu,
rezene tohumu, süpürge teli ve tohumu, kapari (kebere), kanola (kolza), kitre,
harnup (keçiboynuzu), harnup çekirdeği, zerdali çekirdeği, kayısı çekirdeği, kişniş,
acıbadem, kuzu göbeği mantar, şeker pancarı,
I Sayılı Listenin 3. Sırası - Kütlü ve elyaf pamuk,
linter pamuk, pamuk lifi döküntüleri, natürel veya tops haldeki tiftik, yün ve
yapağı,
I Sayılı Listenin 6. Sırası - Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 41.01
pozisyonundaki sığır ve atların, 41.02 pozisyonundaki koyun ve kuzuların
(astragan veya karakul, persaniye, breitschwanz ve benzerleri, Hint, Çin, Moğolistan
ve Tibet kuzuları hariç), 41.03 pozisyonundaki keçi ve oğlakların (Yemen, Moğolistan
ve Tibet keçi ve oğlakları hariç) ham post ve derileri.
2. Grup (Perakende Tesliminde % 8 Oranı Uygulanacak
Ürünler):
I Sayılı Listenin 1. Sırası - Kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı, ceviz, fındık, antep fıstığı, çam
fıstığı, yer fıstığı, ayçiçeği çekirdeği, kabak çekirdeği, leblebi, kestane,
I Sayılı Listenin 4. Sırası - Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, darı, çeltik,
soya, kuru fasulye, kuru barbunya, kuru bakla, nohut, mercimek, küçük ve büyükbaş
hayvanlar (arılar dahil) ile küçük ve büyükbaş hayvanların etleri ve bağırsağı
(bunların herhangi bir katkı maddesi kullanılarak imal edilen ürünleri hariç),
zeytinyağı, patates, kuru soğan, sarmısak, zeytin
3-Uygulamaya İlişkin Maliye Bakanlığı Tebliği:
Maliye
Bakanlığı 28.02.2004 tarih ve 25387
sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 91
Seri Nolu KDV Genel Tebliğinin E Bölümünde “....bu düzenlemeye
göre, (I) sayılı listenin 1, 2, 3 ve 6 ncı sıralarında yer alan ürünleri,
işletmelerinde kullanacak olan katma değer vergisi mükelleflerine tesliminde %
1
oranını uygulanacaktır. Bu kapsama girmeyen teslimler ise perakende teslim
mahiyetinde olduğundan genel (% 18) oranda katma değer vergisine tabi
tutulacaktır. Ancak, yukarıda belirtilen mallar işletme adına alınmış
görünmekle birlikte şahsi tüketim amacıyla kullanıldığının tespit edilmesi
halinde eksik alınan verginin vergi ziyaı cezası uygulanmak suretiyle alıcılardan tahsil edileceği
tabiidir.” şeklinde bir düzenleme ile uygulayıcılara yön vermiştir.
III-DEĞERLENDİRMELERİMİZ:
1-İşletmelerin Dikkat Edeceği Husus:
31.12.2003 tarih ve 25333 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan 2003/6666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katma değer
vergisi oranlarının tespitine ilişkin 2002/4480 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararnamesinin eki 1 sayılı listenin sonunda yer alan ve katma değer vergisi
uygulamasında öteden beri geçerli bulunan perakende teslimin tanımı 1.1.2004
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere "...teslimi yapılan ürünlerin
aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar ile işletmelerinde kullanacak
olanlar dışındakilere satılmasıdır. Ürünleri, aynen ya da işlendikten sonra
satanlar ile işletmesinde kullanacak olanların gerçek usulde katma değer
vergisi mükellefi olmamaları halinde bunlara yapılan teslimler de perakende
teslim sayılır." şeklinde değiştirilmiş; 29.12.2004 tarih ve 2004/8301 sayılı
BKK ile de ürün grupları yeniden belirlenerek uygulama son halini almıştır.
Bu durumda; I sayılı listenin 2, 3 ve 6 ncı sıralarında yer alan malları
(1. Grup ürünler olarak zikredilecektir)
ile 1 ve 4üncü sıralarında (2.
Grup ürünler olarak zikredilecektir ) teslim edenler, teslim bedeli üzerinden hesaplayacakları katma değer vergisi
tutarını “alıcının statüsüne ve alış amacına ” bağlı olarak aşağıda
açıklanan yöntemle değişen
oranlara göre belirleyeceklerdir.
1. Alıcı;
ticari faaliyet dışında mal satın alan gerçek yada tüzel kişi veya
gerçek usulde katma değer
vergisi mükellefi olmayan işletme (basit usulde vergilendirilen mükellef yada
KDV mükellefi olmayan kurum ) ise 1. grup
ürünler için % 18 oranında, 2. grup ürünler için %8 oranında KDV
hesaplanacaktır.
2. Alıcı; gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi ise, anılan malları alış amacı: ister aynen veya işlendikten sonra satışını yapacak olsun isterse işletmede tüketilecek olsun her şartta bu mallar
için % 1 oranında KDV hesaplanacaktır.
2-Bakanlar
Kurulu’nun Yetkisi:
3065 sayılı
KDVK’nun 28inci maddesinde Bakanlar Kuruluna verilen yetki : “vergiye tabi her bir işlem için % 10
olan Katma değer vergisi oranını , dört
katına kadar artırmaya, % 1 'e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların
perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etme yetkisidir.
Dikkat çekmek
istediğimiz husus: yasada perakende
safha ifadesinin bir veri olarak yer alması, Bakanlar Kuruluna bu safha için
farklı oran belirleme yetkisi verilmesidir.
Anayasamızın 73. maddesinde de;”......Vergi, resim,
harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya
kaldırılır.
Vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflıklar, istisnalar ve
indirimleriyle, oranlarına ilişkin hükümleri kanunun belirttiği yukarı ve aşağı
sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulu'na verilebilir.”
hükmü yer almaktadır.
KDVK’nun
28inci maddesi, anayasanın 73üncü maddesine uygun bir yetki vermektedir. Bu
yetki bir oran belirleme yetkisi olup tanımlama yetkisi değildir.
Bakanlar
Kurulu, 2003/6666 sayılı kararnamenin
yayınlandığı tarihe kadar olan dönemde
(1985-2002) uygulanan kararlarında da “perakende satıştan maksat ...dır” şeklinde düzenleme yapmışsa
da bu düzenlemelerde yer alan tanımlar
işletme biliminin tanımlarına ve piyasa teamüllerine paralel olduğundan yasanın özüne aykırı değildir.
Oysa tartıştığımız kararla yapılan tanımlama,
genel kabul görmüş tanımlamaya aykırı
olup bu aykırılık sebebiyle yasanın verdiği yetkiyi aşan bir düzenlemedir.
Yürütme erki yasada referans alınan bir kavramı farklı tanımlayarak, bir kısım
mükellefler için farklı vergi yükü doğuracak tarzda yasanın özüne aykırı
“genişletici yorum” yapmıştır. Bu
düzenlemenin doğurduğu sorunlar aşağıda açıklanmıştır.
3-Tanım
Karmaşası:
2003/6666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında
perakende teslimin tanımı "...teslimi yapılan ürünlerin aynen
veya işlendikten sonra satışını yapanlar ile işletmelerinde kullanacak olanlar
dışındakilere satılmasıdır.Ürünleri, aynen ya da işlendikten sonra satanlar ile
işletmesinde kullanacak olanların gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi
olmamaları halinde bunlara yapılan teslimler de perakende teslim sayılır”
şeklinde düzenlenmiştir.
Perakende
satışı, nihai tüketiciye yapılan satış yada toptan olmayan satış diye anlamak
mümkündür. Anılan karardan önceki düzenlemelerde de bu tanım yapılmıştır;
gerçekten de toptan satışı: teslimi
yapılan ürünlerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapmak olarak
tanımlamak genel kabul görmüştür.
Son düzenlemede yer alan tanımda geçen unsurları ayırır ve cümle
dizilişini değiştirirsek karşımıza şu ifade çıkacaktır: işletmelerin kendi
bünyelerinde kullanmak üzere mal alımları (satıcı yönünden) perakende teslim
değildir.
“Perakende satış” kavramı ,
yalnızca KDV oranları yönünden değil vergi kanunlarının tamamı açısından önemli
bir kavramdır. Bu öneminden dolayı bir çok vergi kanununda bu kavramdan
hareketle düzenlemeler yapılmıştır. Örneğin: VUK’nunda yer alan perakende satış
fişi tanımı, 3100 sayılı kanunda ÖKC ile belgelendirilecek satışlar tanımı
gibi.
Perakende satış tanımının, anılan karardaki gibi yapılması durumunda
vergi uygulamalarında bir çok müessese sil baştan yapılandırılması gerekecektir.
Bir diğer tanım sorunu, anılan
düzenlemede yer alan “gerçek usulde
katma değer vergisi mükellefi olmak” ifadesidir. 1999’dan bu yana
mevzuatımızda gerçek usulde olmayan KDV mükellefiyeti müessesesi yoktur. Burada
kastedilenin “teslim ve hizmetleri KDV’ne tabi olmayan yada teslimleri KDV’nden istisna olan işletme
ve kurumlar” olduğu açıktır. Bu durumda
daha açık, ihtilafa yol açmayacak bir
ifadenin tercih edilmesi yerinde olacaktır. Aksi halde, teslim ve
hizmetleri KDV’ne tabi olmayan yada KDV’nden istisna olan işletme ve kurumların “biz de KDV yönünden gerçek
olmayan usulde vergilendirilmiyoruz” şeklinde itirazlarına ve ihtilaflara mahal
bırakılmış olunacaktır.
4-Amaçsal Çelişki:
Katma Değer Vergisi, bir yaygın harcama vergisidir
ve bu vergiye tabi mal ve hizmetleri tüketen kişilerin harcama kabiliyetlerini
“vergi ödeme gücü” olarak esas alır. Her ne kadar işletmeler, vergi idaresine
karşı KDV’nin hesaplanması ve tahsil edilip vergi dairesine ödenmesiyle yükümlü
iseler de asıl statüleri “kamu hazinesi adına vergi sorumluluğu” dur. KDV
açısından vergi yükü, mal ve hizmetlerin nihai tüketicileri üzerinde oluşur.
KDV’ne tabi mal ve hizmetler, piyasa
sürecinde birçok aşamadan geçerek nihai tüketiciye ulaşır ve asıl vergilendirme
bu son aşamada yapılır, ara aşamalarda yapılan vergilendirmeler mal ve
hizmetlerin nihai tüketim-ara malı olma durumlarının belirsizliğinden ve her
aşamada katılan değerin belirlenmesi amacından kaynaklanır, bunun içindir ki
işletmeler, kamu hazinesi adına tahsil ettikleri KDV’den bu işlemler nedeniyle
yüklendikleri (ödedikleri) KDV’ni mahsup ederek artan kısmı vergi dairesine
yatırırlar.
KDV uygulamasında perakende safhada farklı
oran belirleme gereği: ticari/sınai işletmelerin ticari emtia / ara malı
alımları nedeniyle yüklendikleri
KDV’nin düşük tutulması, böylelikle ilk aşama üreticilerinin KDV ödeyicisi
durumuna gelmemesi, nihai tüketiciye satış yapanların ise tersine KDV ödeyicisi
olmaları amacından kaynaklanmaktadır.
KDV oranları konusunda, farklılaştırmalara ve yukarıda
açıklanan perakende/diğer ayrımına bu perspektifle baktığımızda, anılan Bakanlar Kurulu Kararı’na ekli I
sayılı listenin 2,3 ve 6ıncı sıralarında
yer alan malların tüketicilerine yüklenmek istenen KDV yükü, mal
bedelinin % 18’i, yine 1 ve 4üncü sırada yer alan malların tüketicilerine yüklenmek
istenen KDV yükü, mal bedelinin % 8’idir.
Oysa anılan
kararla birlikte nihai vergilemede farklılık oluşmakta izah edilmeye çalışılan
teknik yaklaşım terk edilmektedir. Örneğin:
komşu iki işletmeden biri basit usulde vergilendirilen mükellef, diğeri
gerçek usulde vergilendirilen mükellef olsunlar ve işletmelerinde tüketmek üzere et almış olsunlar biri %
8 diğeri % 1
KDV ödeyecektir.
Bu
farklılık, KDV’nin nihai tüketiciyi
vergilendirmesi amacına aykırı olup hem
yersiz bir vergi yükü eşitsizliği oluşturacak
hem de yukarıdaki örnekte
satıcıya müşterisinin statüsü konusunda araştırma gereği oluşturacaktır.
5-Pratik
Güçlükler:
Maliye Bakanlığı,
204 seri nolu VUK Genel Tebliği ile işletmelerin tüketmek amacıyla ve tutarı
perakende satış fişi düzenleme sınırına kadar olan mal alışlarında düzenlenecek
perakende satış vesikalarının “geçerli bir tevsik aracı” olduğunu
düzenlemiştir.
Perakende
satışlarda, fiyatların “KDV dahil”
belirlenmesi ve etiketlenmesi gerektiği KDVK’nun 57inci maddesi uyarınca
yayınlanan 22 Seri Nolu KDV Genel Tebliğinin amir hükmüdür.
Gerçek
usulde vergilendirilen bir
mükellefin işletmesinde kullanmak için perakende safhası yükseltilmiş
orana tabi bir malı almak istemesi ve
satıcıdan fatura istememesi durumunda, satıcının bu işleme düşük oranlı KDV hesaplaması gerekecektir. ÖKC kullanan
mükellefler için bu durum cihazlar üzerinde teknik müdahaleyi gerektirmektedir.
Dipkoçanlı perakende satış fişi kullanan mükellefler ise birim satış fiyatını
KDV dahil belirlemek durumunda olduklarından “alıcının” statüsüne göre her
satışta ayrı bir hesaplama yapmak durumunda kalacaklardır. Her iki durumda da
mükellefler “güç” bir hesaplama ile karşı karşıyadırlar.
6-Suiistimale
İlişkin Sorumluluk:
91 Seri Nolu KDV Genel Tebliğinin E Bölümünde
“....bu düzenlemeye göre, (I)
sayılı listenin 1, 2, 3 ve 6 ncı sıralarında yer alan ürünleri, işletmelerinde
kullanacak olan katma değer vergisi mükelleflerine tesliminde %1 oranını
uygulanacaktır. Bu kapsama girmeyen teslimler ise perakende teslim mahiyetinde
olduğundan genel (%18) oranda katma değer vergisine tabi tutulacaktır. Ancak,
yukarıda belirtilen mallar işletme adına alınmış görünmekle birlikte şahsi
tüketim amacıyla kullanıldığının tespit edilmesi halinde eksik alınan verginin
vergi ziyaı cezası uygulanmak
suretiyle alıcılardan tahsil edileceği tabiidir.” şeklinde bir düzenleme ile
uygulayıcılara yön vermiştir.
Tartışılan
BKK ile yapılan düzenlemede suiistimale açık bir esneklik bulunmaktadır. Aynı malı
“işletme bünyesinde kullanmak için alıyorum” beyanı ile “şahsî tüketim için
alıyorum” beyanı arasında %
7 ya da %
17
oranında bir vergi yükü farkı
vardır. Bu durum, doğrudan vergi kayıp ve
kaçağıyla ilgili bir konudur. Maliye Bakanlığı bu risk noktasını görmüş
ve uygulamacılara belirtilen mallar işletme adına alınmış görünmekle birlikte
şahsi tüketim amacıyla kullanıldığının tespit edilmesi halinde eksik alınan
verginin vergi ziyaı cezası
uygulanmak suretiyle alıcılardan tahsil edileceğini salık vermiştir.
Ancak
burada bu işlemin “satıcı” boyutu ihmal
edilmiştir. Satıcılar, - özellikle perakende satış vesikalarıyla
belgelendirdikleri olmak üzere - satışlarını gerçekte öyle olmadığı halde,
işletmelere sattıklarını iddia ederek, tahsil ettikleri KDV’ni olduğundan az
gösterdiklerinde de bu kişilerden vergi ziya cezası uygulanmak suretiyle
bunlardan tahsil edileceği vurgulanmalıdır.
IV-SONUÇ:
Kanaatimizce; bazı ürünlerin perakende / toptan safhalarında farklı KDV oranı uygulaması konusunda 2003/6666 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan perakende teslimin tanımı değişikliği ve bu
tanımın 2004/ 8301 sayılı BKK ile teyit
edilmesi, Bakanlar Kuruluna verilen
yetkinin sınırı açısından yasanın özüne aykırı olduğu gibi vergi mevzuatımızda
tanım kargaşasına yol açmasıyla pratik bir sorun ve KDV’nin aynı malın nihai tüketicilerini eşit vergileme ilkesine
aykırılık teşkil etmesi bakımından da vergi adaletini bozan bir mahiyet
taşımaktadır.
|