|
22
Nisan 2005
Altar Ömer
ARPACI
Maliye
Bakanlığı
Gelirler
Kontrolörü
altararpaci@yahoo.com
2003 YILI MALİ
KAZANCININ BELİRLENMESİNDE GİDER OLARAK İNDİRİMİ KABUL EDİLMEYEN FON PAYLARI
2004 YILI MALİ KAZANCININ TESPİTİNDE GİDER OLARAK İNDİRİLEBİLECEKTİR
I
– GİRİŞ
Gelir ve
kurumlar vergileri üzerinden ayrıca fon alınması uygulamasına ilk olarak 1985
yılında 3238 Sayılı Kanun ile başlanmış olup, mezkur Kanun uyarınca Savunma
Sanayi Destekleme Fonu kurularak, gelir ve kurumlar vergisi olarak hesaplanan
vergiden, Savunma Sanayii Destekleme Fonunun mükellefler ve sorumlular tarafından
ayrıca hesaplanması öngörülmüştür.
Bunun
yanısıra, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine 3294 sayılı Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun 4’üncü maddesi ve 3308 sayılı
Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununun 32’nci maddesi uyarınca, gelir ve kurumlar
vergileri üzerinden Savunma Sanayii Destekleme Fonu haricinde, ayrıca fon
ödenmesi zorunluluğu getirilmiştir.
Savunma
Sanayii Destekleme Fonunun mükellef kitlesi, diğer iki fona nazaran daha geniş
olup 3824 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeye (birleştirme) esas teşkil
etmiştir. Vergi mevzuatında 1985 yılından bu yana yer alan gelir ve kurumlar
vergisi üzerinden ayrıca fon hesaplanması uygulamasına, 4842 sayılı Kanun ile
01.01.2004 tarihinden itibaren son verilmiş bulunmaktadır. Böylelikle 2003 yılı
kazançları dolayısıyla 2004 yılında verilen beyannameler üzerinden hesaplanan
gelir ve kurumlar vergisi tutarları üzerinden ayrıca bir fon payı
hesaplanmamıştır.
4842
sayılı Kanun sonrası 2003 yılında
tevkif suretiyle ödenen fon payları Maliye Bakanlığının görüşü de eklenince ne
mükellefin borçlarına mahsup edilebilmiş ne de 2003 yılı matrah tespitinde
gider olarak dikkate alınabilmiştir.
5228
sayılı Kanunla, 4842 sayılı Kanuna geçici 4’üncü madde eklenmesiyle fon
paylarının 2004 yılı kazancının tespitinde gider olarak indirim imkanı
getirilmiştir. Fakat bu mutlak bir indirim olmayıp bazı özellikli durumlar
içermektedir. Bu makalemizde 4842 ve 5228 sayılı Kanunlar sonrası fon
paylarının durumu irdelenecektir.
II – 4842 ve 5228 SAYILI KANUNLARDA FON
PAYLARININ DURUMU
4842 sayılı
Kanunun 37’nci maddesinin 3’üncü fıkrası ile, 3824 sayılı Kanunun gelir ve
kurumlar vergilerinin % 10’u oranında ayrıca fon payı ödenmesini öngören 18
inci maddesi ile aynı Kanunun 19, 20, 21 ve 22’nci maddeleri 01.01.2004
tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre, 01.01.2004
tarihinden itibaren gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri hesaplanan gelir ve
kurumlar vergisi üzerinden ayrıca fon payı hesaplayıp ödemeyeceklerdir.
3824
sayılı Kanunun 19’uncu maddesinin 4’üncü fıkrası uyarınca yıl içinde kesinti yoluyla ödenen fon
payının gelir ya da kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate
alınamamaktaydı.
Söz
konusu yasal düzenlemeler sonucu 2003 yılının sonuna kadar gerçek veya tüzel
kişilerin çeşitli kazançlarına (repo, vadeli mevduat gelirleri, serbest meslek
kazancı gibi) ilişkin vergi tevkifatları üzerinden fon payı kesintisi yapılmaya
devam edilmiştir. Yıllık beyanda ise beyannamede hesaplanan vergi üzerinden fon
payı hesaplanmayacak, yıl içinde ödenen bu fon payları mahsup veya iadeye konu
olamayacaktır. Yani kazançlardan tevkif edilen vergiler üzerinden ödenen fon
paylarının dönüşü mümkün olmayacaktır. 2003 yılı içinde tevkif edilmiş fon paylarının
mahsuben veya nakden iadeye konu edilmesi mümkün değildir. Çünkü 4842 sayılı
Kanunun Geçici 1’inci maddesi hükmüne göre, 2003 yılı vergilendirme dönemlerine
ilişkin olarak 01.01.2004 tarihinden sonra verilmesi gereken yıllık gelir ve
kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi
tutarlarından ayrıca fon payı hesaplanmayacak, bu kazanç ve iratlara ilişkin
olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon payları ise mahsup ve iadeye konu
olmayacaktır.
5228 sayılı Kanunun 40’ıncı maddesi ile 9.4.2003 tarihli ve 4842 sayılı
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde
eklenmiştir.
“Bu Kanunun geçici 1 inci maddesi uyarınca mahsup ve iadeye konu
olmayan fon paylarının 2003 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin 1.1.2004
tarihinden sonra verilen ve 31.12.2004 tarihinden önce sona eren özel hesap
dönemlerine ilişkin olarak verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi
beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarının %
10'unu aşan kısmı beyannamenin verildiği döneme ilişkin kazancın tespitinde
gider olarak dikkate alınır.
Ancak, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma
işlerinden, kâr veya zararı yukarıda belirtilen vergilendirme dönemlerinden
sonra tespit edilerek beyan edileceklerle ilgili fon paylarının, bu işlere
ilişkin kâr veya zararın beyan edildiği yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinin %
10'unu aşan kısmı, beyannamenin verildiği dönemin kazancının tespitinde gider
olarak dikkate alınır.”
Yukarıda yer alan Kanun hükmü
ile, 31.12.2003 tarihine kadar tevkif suretiyle ödenmiş olan ancak mahsup veya
iadesine imkân verilmeyen fon paylarının, 2003 yılına ilişkin olarak verilen
beyanname üzerinden hesaplanan verginin % 10’unu aşan kısmının 2004 yılına ilişkin
kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması imkanı getirilmiştir.
Böylelikle 2003 yılı mali kazancının belirlenmesinde gider olarak indirimi
kabul edilmeyen fon payları 2004 yılı mali kazancının tespitinde gider olarak
indirilebilecektir.
5228 sayılı
Kanun ile getirilen gider yazma imkânı mükellefler açısından daha olumlu ve
hakkaniyete daha uygun bir gelişmedir. Çünkü 2003 yılında tevkif suretiyle
ödenen fon payları ne mükelleflerin borçlarına mahsup edilebilmiş ne de 2003
yılı matrah tespitinde gider olarak dikkate alınabilmiştir. Böylelikle tevkif
edilen fon payları mükellefler açısından nihai bir vergi teşkil etmiştir.
5228 sayılı
Kanun ile getirilen yeni uygulamada dikkat edilmesi gereken husus 2003 yılında
tevkif edilen fon paylarının 2004 yılı hesaplarında direk olarak giderlere
intikal ettirilemeyeceğidir. Bu şekilde tevkif edilen fonların 2003 yılına
ilişkin olarak verilen beyanname üzerinden hesaplanan verginin % 10’unu aşan
kısmı mali kazancın tespitinde dikkate alınabilecektir. Böylelikle 3 farklı
durum karşımıza çıkmaktadır;
Örneğin bir
kurumlar vergisi mükellefinden 2003 yılı içerisinde 10 milyar lira fon payı
tevkif edilmiş olsun,
Birinci durum;
Eğer Mükellefin 2003 yılı kurumlar vergisi 70 milyar lira ise, 70 milyar x %10
= 7 milyar lira olmaktadır. Söz konusu 7 milyar lirayı aşan tutar 3 milyar
olduğundan 2004 yılı mali kazancının tespitinde 3 milyar lira indirim konusu
yapılabilecektir.
İkinci durum;
Eğer Mükellefin 2003 yılı kurumlar vergisi 110 milyar lira ise 110 milyar x %10
= 11 milyar lira olmaktadır. Mükellef kurumun 2003 yılında 11 milyarı aşan
tevkif edilen fon payı bulunmadığı için 2004 yılı mali kazancının tespitinde
indirim konusu yapabileceği bir tutar bulunmamaktadır.
Üçüncü durum;
Eğer mükellefin 2003 yılında zarar, indirim veya istisnalar nedeniyle kurumlar
vergisi matrahı oluşmamışsa, bu durumda 2003 yılı içerisinde tevkif edilen 10
milyar lira fon payının tamamı 2004 yılı mali kazancının tespitinde indirim konusu
yapılabilecektir.
Üzerinde
durulması gereken bir diğer husus söz konusu fon paylarının 2004 yılı matrah
tespitinde ne şekilde dikkate alınacağıdır. Bu durumda iki seçenek vardır. Eğer
mükellefler fon paylarının mahsup ve iade edilememesi nedeniyle aktif
hesaplarda bıraktılar ise 2004 yılında aktif hesaptan çıkarıp gider hesaplarına
intikal ettirebilirler. Eğer mükellefler 2003 yılında söz konusu fon paylarını
aktif hesaptan kanunen kabul edilmeyen gider hesaplarına intikal ettirmişlerse
2004 yılı defter kayıtlarına gider yazma imkanı bulunmadığından 2004
beyannamesinde diğer indirimler satırında matrahtan indirim unsuru olarak
göstereceklerdir.
Yıllara sari
inşaat ve onarım işlerinde ise iş ile ilgili kazancın beyan edildiği
vergilendirme dönemine ilişkin olarak verilen beyanname üzerinden hesaplanan
verginin %10’unu aşan kısmı beyannamenin verildiği yılın kazancının tespitinde
dikkate alınacaktır.
|