|
12
Nisan 2005
Altar Ömer ARPACI
Maliye Bakanlığı
Gelirler Kontrolörü
altararpaci@yahoo.com
KURUM KAZANCININ TESBİTİNDE GİDERLER
A - İndirilebilecek Gider Çeşitleri :
Kurum
kazancının tespitinde giderler üç gruptan oluşur. Birinci grubu Gelir Vergisi
Kanununun 40. maddesinde 10 bent halinde sayılan giderler oluşturmaktadır.
Kurum kazancı, ticari kazancın hesaplanmasıyla ilgili esaslara göre
saptanacağından öncelikle bu giderler indirilir. İkinci grubu ise kurumlara has
giderler oluşturur, bunlarda Kurumlar Vergisi Kanununun 14. maddesinde 8 bent
olarak sayılmıştır. Üçüncu grubu ise diğer kanunlarda yer alan giderler teşkil
etmektedir.
1 - Genel Giderler
Gelir Vergisi Kanunu
40/1. maddesine göre ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için
yapılan genel giderlerin indirimi mümkündür.
Genel giderlerin nelerden
teşekkül ettiği konusunda kanunda bir belirleme yapılmamıştır. Ancak, genel
giderlerle ilgili olarak "herhangi bir ticari teşekkülün mevcudiyet
bulması ile yapılması gerekli olan giderlerdir" şeklinde bir belirleme
yapmak sanırız yanlış olmayacaktır.
Yapılan genel
giderlerle, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi arasında illiyet
bağı bulunması, karşılığında gayri maddi bir kıymet iktisap edilmiş olunmaması
ve faaliyet konusu mal veya hizmetin maliyetine intikal ettirilmesi gereken
giderlerden olmaması gerekmektedir.
Genel idare giderlerini
örneklendirecek olursak;
Üretim üniteleri
haricinde çalışan personelin ücreti (üretimde çalışan personelin ücretleri
ise üretilen malın maliyetine dahil edilir)
Finansman giderleri :
Faiz, kur farkı vs. giderlerdir. Burada dikkat edilmesi gereken husus emtia
satın alındığında işletme stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur
farklarının maliyete intikal ettirilmesinin zorunlu olduğudur. Stokta kalan
emtia ile ilgili olarak daha sonra ortaya çıkacak kur farklarının ise, ilgili
bulundukları yıllarda gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesi
konusunda seçimlik hak mevcuttur. Finansman temini maksadı ile alınan krediler
için ödenen faiz ve komisyon giderlerinden dönem sonu stoklarına pay verilmesi
zorunlu değildir. Sözkonusu ödemeler doğrudan gider kaydedilebileceği gibi
dilendiği takdirde stoklarda bulunan emtiaya isabet eden kısım için maliyete
dahil edilebilecektir.
Ayrıca amortismana tabi
iktisadi kıymetin iktisabı için kullanılan kredilerle ilgili kur farkı ve
faizlerden aktifleştirmenin gerçekleştirildiği hesap döneminin sonuna kadar
tahakkuk edenlerin maliyete ilavesi zorunlu bulunmakta, sonraki dönemlerde ise
maliyet veya gider unsuru olarak dikkate alınması ihtiyaridir.
Factoring işlemlerinden
doğan giderler de finansman giderleri kapsamındadır. Daha önce hasılat yazılmış
alacak senetlerinin iskonto ettirilmesi ile benzer nitelikler taşır. Bu nedenle
tahakkuk esasında gider yazılması gerekir.
Pazarlama, satış,
dağıtım giderleri : Ticari mal veya mamülün stoklara verildiği ve hizmetin
tamamlandığı andan itibaren, bu mal ve hizmetin alıcılara teslimine kadar
yapılan giderlerdir (pazarlama servisinde çalışan personelin
ücretleri, numuneler, hediyeler, eşantiyonlar, kampanya giderleri, reklam giderleri,
temsil ve ağırlama giderleri, servis giderleri)
Kira,
Finansal
kiralama gideri
Aydınlatma-ısıtma,
su, telefon, kırtasiye, muhasebe giderleri vs.
2 - Sosyal Giderler
Gelir Vergisi
Kanunu’nun 40/2. maddesine göre; hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş
yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri,
sigorta primleri ve emekli aidatı (Bu primlerin ve aidatın geri alınmamak üzere
Türkiye'de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş
olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartı
ile) Gelir Vergisi Kanunu’nun 27. maddesinde sayılan demirbaş giyim
eşyası(hizmetli ve işçilere, işin icabı olarak verilen ve bunların işten
ayrılmaları halinde geri alınan, giyim eşyası) ve tahsile gönderilen hizmetli
ve işçiler için yapılan giyim giderlerinin indirimi mümkündür.
a - İaşe ve İbate Giderleri
b
- Tedavi ve İlaç Giderleri
İşverenlerce
çalışanlarına ödenen ilaç ve tedavi giderlerinin kazancın tespitinde indirim
imkânı sağlanmıştır. Hizmet erbabının ailesine yapılan tedavi ve ilaç
giderlerinin indirimi ise bu bent hükmüne girmemektedir. Ancak bu tür
ödemelerin, Gelir Vergisi Kanununun 40/1. maddesindeki esaslar dahilinde ücret
gideri olarak indirimi mümkündür.
c
- Sigorta Primleri ve Emekli Aidatı
Sigorta primi
ve emekli aidatı işveren hisselerinin gider olarak yazılabilmesi, bu primlerin
ve aidatın geri alınmamak üzere Türkiye'de yerleşik sigorta şirketlerine veya
emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartına
bağlanmış bulunmaktadır. Bu nedenle bu şartlara haiz olmayan müesseselere
yapılan bu tür ödemeler gider yazılamayacaktır.
506 sayılı Kanunun 80. maddesinin birinci
fıkrasında "İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine
esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu kanun gereğince hesaplanacak prim
tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu
miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.”
denilmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrasında da "Kuruma ödenmeyen prim Gelir
ve Kurumlar Vergisi uygulamasında gider yazılamaz" hükmü yer almıştır.
Bu hükümlere
göre, SSK priminin gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu primlerin Sosyal
Sigortalar Kurumuna fiilen ödenmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, sigorta
primleri, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın fiilen ödendiği tarihte
gider yazılacaktır.
Ancak 506
sayılı Kanunun 80. maddesi gereğince bir aya ait sigorta primleri ertesi ayın
sonuna kadar ödenebileceğinden, Aralık ayına ait olan sigorta primlerinin
ertesi yılın Ocak ayı içerisinde ödenmesi durumunda bu primler Aralık ayının
gideri olarak dikkate alınabilecektir.
d -Demirbaş Niteliğindeki Giyim Giderleri
Hizmet
erbabına işin icabı olarak verilen ve bunların işten ayrılmaları halinde geri
alınan giyim eşyalarının gelir vergisinden muaf olduğu Gelir Vergisi Kanunu’nun
27/2. maddesinde belirtilmiş ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/2. maddesi ile de
söz konusu niteliklere sahip giyim giderlerinin ticari kazancın tespitinde
indirim olarak dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddede geçen
"geri alınan" ibaresini, gider yazılabilmesi için mutlaka geri
alınması gerekir şeklinde yorumlamamak gerekmektedir. Burada önemli olan husus,
giyeceklerin yapılan işin gereği olarak verilmesidir. (iş tulumları,
eldivenler, koruyucu kask ve gözlükler gibi.)
Bunun yanı
sıra işveren tarafından hizmet erbabına kendisinin şahsi kullanımı için verilen
giyim eşyaları Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca ücret olarak
değerlendirilecek ve bu aynî ödemeler Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1. maddesi
uyarınca gider olarak yazılıp, ödenen ücretten gelir vergisi tevkifatı
yapılacaktır.
3
- İşle İlgili Zarar, Ziyan ve Tazminatlar
Gelir Vergisi Kanununun 40/3. maddesine göre; işle
ilgili olmak şartıyla mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden
ödenen zarar ziyan ve tazminatların indirimi hüküm altına alınmıştır. Burada
dikkat edilmesi gereken husus ödemenin şahsi bir nitelik taşımaması, ticari
faaliyetin normal icapları gereği olmasıdır.
Anılan ödemelerin gider yazılabilmesi için gerekli
bir diğer koşul ise; zarar, ziyan ve tazminatların mükellefin şahsi kusurundan
kaynaklanmamış olmasıdır. Örneğin hız sınırını ihlal eden mükellefin ödediği
ceza kanun emrine dayanılarak ödendiği gerekçe gösterilerek gider yazılamaz.
Konuyla ilgili olarak belirtilmesi gereken en önemli nokta ise; gider olarak
dikkate alınabilmeleri için, bu zarar, ziyan ve tazminatların mutlaka Ödenmiş
olması gerekmektedir. Uygulamada mükelleflerin tahakkuk etse dahi bu zarar,
ziyan ve tazminatların kanuni defterlerinde gider yazdıkları görülmektedir.
Oysa maddede açıkça ödemeden bahsedildiği için tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş
zarar, ziyan ve tazminatların gider yazılması mümkün değildir.
4
- Seyahat Giderleri
5 - Taşıt Giderleri
Gelir Vergisi
Kanununun 40/5. maddesine göre; Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil
olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri indirilebilir. 4369 sayılı Kanunla
madde metnindeki parantez içi hüküm 1.1.1999 tarihinden geçerli olmak üzere
kaldırılmış, böylelikle binek otolara ait giderlerin yarısının kanunen kabul
edilmeyen gider sayılması uygulamasına son verilmiştir.
Taşıtla
ilgili yapılabilecek giderler, yakıt, lastik, tamir, bakım gibi taşıtların
kullanımından doğan giderlerdir. Burada dikkat edilmesi gereken husus,
taşıtların finansal kira gideri ile taşıt kiralama faaliyetiyle uğraşan
işletmelerden kiralanan taşıtların kira giderleri bu taşıtların kullanımından
kaynaklanmadığı için bu kapsamda değerlendirilmeyeceklerdir. Ancak bu tür
giderlerin Gelir Vergisi Kanununun 40/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi
tabiidir.
6 - Ayni Vergi, Resim ve Harçlar
Gelir Vergisi
Kanununun 40/6. maddesine göre; işletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi,
gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni
vergi, resim ve harçlar gider olarak indirilebilir. Bu gider kaydında tahakkuk
esası geçerlidir. Yani vergi, resim ve harçların ödenmiş olup olmadığına
bakılmaksızın ilgili olduğu dönemde gider yazılmalıdır. Burada sözü edilen
vergiler işletmeye dahil iktisadi kıymetler için ödenen vergilerdir. İktisadi
kıymetin iktisabında ödenen vergiler ise madde hükmü kapsamı dışındadır. Bu tip
vergiler Vergi Usul Kanununun 270. maddesi gereğince maliyet unsurudur.
Motorlu
Taşıtlar Vergisi : Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 14. maddesine göre
kanuna bağlı (I), (III), (IV) sayılı tarifeler de yer alan binek otolar,
motorlu deniz ve hava taşıtlarından (Ticari maksatla kullanılan uçak ve
helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla
kiraya verdikleri taşıtlar hariç) alınan vergilerin gider olarak indirimi kabul
edilmez.
Binek
Otoların İktisabında Ödenen Katma Değer Vergisi : Bu katma değer vergileri
hesaplanan katma değer vergisinden indirimi kabul edilmemektedir. (K.D.V.K.
madde 30/b) Ancak bu katma değer vergisi istenirse gider yazılır istenirse
binek oto maliyetine ilave edilir (23 seri no’lu K.D.V. Genel Tebliği)
Gelir Vergisi
Kanunu’nun 40/6. maddesiyle ilgili açıklamalarımızı bitirmeden önce 2464 sayılı
Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44. maddesi uyarınca ödenen çevre temizlik
vergileri ile 4306 sayılı Kanun çerçevesinde ödenen eğitime katkı payının bu
madde kapsamında olduğunu belirtmekle yetinelim.
7 – Amortismanlar
193 sayılı Gelir Vergisi
Kanunu’nun 40/7. maddesinde; Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların
gider yazılabileceği hüküm altına alınmıştır. İşletmenin mevcutları arasında
yer alan sabit kıymetlerden bir kısmı amortismana tabi iktisadi kıymet adını
almakta olup bunların genel çerçevesi Vergi Usul Kanunu’nun 313. maddesinde
çizilmiş bulunmaktadır. Buna göre; gayrimenkuller, gayrimenkul gibi değerlenen
iktisadi kıymetler, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmleri
amortismana tabi iktisadi kıymetlerdir. Gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi
kıymetler ise bahsi geçen Kanunun 269. maddesinde gayrimenkulün mütemmim
cüzleri ve teferruatı, tesisat ve makinalar, gemiler ve diğer taşıtlar ile
gayrimaddi haklar olarak sayılmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine
göre amortisman ayırılabilmesinin genel esasları aşağıda açıklanmıştır.
Amortismana
tabi iktisadi kıymetin işletmede kullanılması gerekir. (Burada kullanmadan kasıt
fiilen kullanma değil kullanılmaya hazır hale gelmesidir) Bu nedenle yapılmakta
olan yatırımlar amortismana tabi iktisadi kıymetler arasında yer almazlar.
Sabit kıymetin amortismana tabi olması, yatırımın tamamlanıp kıymetin sabit
kıymet niteliği ile ilgili hesaplara alınması ile başlar.
Sabit
kıymetin emtia niteliği taşımaması gerekir.
Sabit
kıymetin işletmede bir yıldan fazla kullanılabilecek nitelikte olması ve
yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz kalması gerekir. (Aşınma ve
yıpranma boş arazi ve arsalarda söz konusu olamayacağı için 213 sayılı
V.U.K.’nun 314. maddesi gereğince bu sabit kıymetler amortismana tabi değildir)
Değeri
480.-YTL’yi (2005 yılı için) aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri
480.-YTL’yi aşmayan alet, edevat, mefruşat, demirbaşlar amortismana tabi
tutulmayarak doğrudan gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük
arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır.
Amortisman
ayırma işlemi zorunlu değil ihtiyaridir.
339 sıra nolu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği (24
Ağustos 2004 tarih ve 25563 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.)
Bilanço esasına göre defter tutuluyorsa azalan
bakiyeler usulü seçilebilir. Bu usulde nispet % 50 yi geçmemek üzere normal
amortisman nispetinin iki katıdır.
Amortismana tabi olup;
1 - Yangın, deprem, su basması gibi afetler
neticesinde değerini tamamen veya kısmen kaybeden;
2 - Yeni icatlar dolayısiyle teknik verim ve
kıymetleri düşerek tamamen veya kısmen kullanılmaz bir hale gelen;
3 - Cebri çalışmaya tabi tutuldukları için normalden
fazla aşınma ve yapranmaya maruz kalan;
Menkul ve gayrimenkullerle haklara, mükelleflerin
müracaatları üzerine ve ilgili bakanlıkların mütalâası alınmak suretiyle,
Maliye Bakanlığınca her işletme için işin mahiyetine göre ayrı ayrı belli
edilen "Fevkalade ekonomik ve teknik amortisman nispetleri"
uygulanır. Mükelleflerin fevkalade
amortisman yöntemini uygulayabilmeleri için, kesinlikle Maliye Bakanlığına başvurarak amortisman oranının saptanmasını istemeleri
gerekmektedir.
Faaliyetleri
kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması ve çeşitli şekillerde
işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak
üzere, işletmelere ait binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için
ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır.
Amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa süresinin son
yılında tamamen yok edilir.
8 - İşveren Sendikalarına Ödenen
Aidatlar
Gelir Vergisi Kanununun
40/8. maddesine göre; işverenlerce, Sendikalar Kanunu hükümleri uyarınca
sendikalara ödenen aidatların gider yazılması mümkündür. Ancak ödenen aidatın
bir aylık tutarı işyerinde işçilere ödenen çıplak ücretin bir günlük toplamını
aşamaz. Ayrıca madde hükmünden de anlaşılacağı üzere bu gider türünde tahakkuk
esası değil ödeme esası geçerlidir.
9 - Götürü Gider
Uygulaması
4108 sayılı Kanununla
Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinin 1 numaralı bendine eklenen parantez içi
hükümle, 01.01.1995 tarihinden geçerli olmak üzere, ihracat, yurt dışında
inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükelleflere, bu işlerle
ilgili tevsik edemedikleri giderlerine karşılık olmak üzere götürü gider
müessesesi getirilmiştir.
Söz konusu
hükümle tevsik edilemeyen giderlere karşılık olmak üzere getirilen götürü gider
müessesesi ile ilgili açıklamalar 194 seri no'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
ile yapılmıştır.
Götürü gider
uygulamasından ihracat, yurt dışı inşaat, onarma, montaj ile taşımacılık
faaliyetinde bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri
yararlanabileceklerdir. Bu tür faaliyetleri bulunmayan mükelleflerin Gelir
Vergisi Kanunu’nun 40. maddesi hükmüne göre götürü gider kaydı ve bu giderleri
kazancın tespitinde indirim konusu yapmaları mümkün değildir.
Dar
mükellefiyete tabi olanların Türkiye ile yabancı memleketler arasında
yaptıkları ulaştırma işlerinden elde ettikleri kazançlar, Türkiye'de elde
edilen hasılata Maliye Bakanlığınca belirlenen ortalama emsal nispetlerinin
uygulanması suretiyle hesaplanacağından, bunların vergiye tabi kazançlarının
tespitinde ayrıca götürü gider uygulamasından yararlanmaları söz konusu
değildir.
Götürü gider kaydı,
mükelleflerin genel esaslara göre tevsik edilmiş giderlerinin gider kaydına
engel teşkil etmemektedir.
Tevsik
edilemeyen giderlere karşılık olmak üzere götürü olarak gider kaydedilebilecek
tutar, söz konusu faaliyetlerden döviz olarak elde edilen hasılatın binde
beşini aşamayacaktır. Sözü edilen hasılat kavramı içinde değerlendirilecek
dövizlerin kambiyo mevzuatı gereğince Türkiye’ye getirilme şartı
aranılmayacaktır.
İhracat ve yurt dışı
taşımacılıktan döviz cinsinden sağlanan hasılat götürü gider kaydına esas azami
tutarın hesaplanmasında dikkate alınabilecektir. Türk Lirası karşılığı yapılan
ihracat hasılatı azami götürü gider tutarının tespitinde dikkate
alınmayacaktır. Ancak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne Türk Lirası karşılığı
yapılmış ihracat döviz cinsinden hasılat olarak kabul edilecektir.
Döviz olarak elde edilen
hasılatın Türk Lirası karşılığının tespitinde, hasılatın kanuni defterlere
kaydedildiği tarihte geçerli olan T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilmiş
döviz alış kurları esas alınacaktır.
Hasılatın kanuni süreden
sonra kayıtlara intikal ettirilmesi durumunda, götürü gider uygulamasında
dikkate alınacak hasılat, kayıtlara intikal ettirilmesi gerektiği tarihteki kur
üzerinden hesaplanacaktır. Dövizlerin yurda getirilmesi gerektiği tarihe kadar
doğan kur farkları ise bu uygulamada dikkate alınmayacaktır.
İhracatçının, CF veya
CIF teslim şartı ile taşımayı döviz karşılığında başka kurum ve gerçek kişilere
yaptırması halinde, götürü gider uygulamasında gümrük beyannamesinde yer alan
FOB değerler esas alınacaktır. Başka bir deyişle, taşımanın başkasına döviz
karşılığı yaptırıldığı durumda, ihracatın FOB, CF veya CIF teslim şartı ile
yapılmış olmasına bakılmaksızın azami götürü gider tutarı FOB satış bedeli
üzerinden hesaplanacaktır. Nakliyenin bizzat ihracatçı tarafından yapılması
veya Türk Lirası karşılığında diğer gerçek veya tüzel kişilere yaptırılması
durumunda ise ihracatçı, götürü gider uygulamasında CF hasılat tutarını dikkate
alacaktır. Öte yandan taşımayı Türk Lirası karşılığında gerçekleştiren
nakliyecinin, bu taşımacılık hasılatı dolayısıyla götürü gider uygulamasından
yararlanması mümkün değildir.
Her türlü yurt dışı
taşımacılık faaliyetinden döviz olarak sağlanan hasılat götürü gider uygulamasına
konu edilebilecektir. Yurt dışı taşımacılık ifadesinden, başlangıç ve bitiş
noktasından herhangi biri veya her ikisi yurtdışında bulunan taşımacılık
işlerinin anlaşılması gerekmektedir. Yük taşımacılığının yanısıra yolcu
taşımacılığından sağlanan hasılat da götürü gider uygulamasına konu
edilebilecektir.
Döviz olarak elde edilen
yurt dışı taşımacılık hasılatının Türk Lirası karşılığının tespitinde hasılatının kanuni defterlere kaydedildiği
tarihte geçerli olan T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunan döviz alış
kurları esas alınacaktır. Hasılat kanuni süreden sonra kayıtlara intikal
ettirilmesi halinde götürü gider uygulamasında dikkate alınacak hasılat,
kayıtlara intikal ettirilmesi gerektiği tarihteki kur üzerinden
hesaplanacaktır. Dövizlerin yurda getirildiği tarihe kadar oluşan kur farkları
götürü gider uygulamasında dikkate alınmayacaktır.
CF ve CIF teslim şartı
ile yapılan ihracatta, ihracatçının nakliyeyi döviz karşılığında başka gerçek
veya tüzel kişilere yaptırması halinde, ihracatçı götürü gider uygulamasından
nakliye ve sigorta bedeli hariç ihracat bedeli (FOB satış bedeli) üzerinden
yararlanabileceğinden taşıma işini döviz karşılığı yapan nakliyeciler söz
konusu döviz cinsinden taşımacılık hasılatını götürü gider uygulamasında dikkate
alabileceklerdir. Yurtdışı taşımacılığın Türk Lirası karşılığı yapılması
durumunda ise bu taşımacılık hasılatı dolayısıyla götürü gider uygulanması
mümkün değildir.
Yurt
dışında inşaat,
onarma, montaj ve teknik hizmet faaliyetlerinde bulunan kurumlar, bu işlerinden
elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla götürü olarak
hesapladıkları giderleri, söz konusu yurtdışı faaliyetlerden sağlanan
kazançlardan düşecekler ve kalan kısmı Türkiye’de genel netice hesaplarına
intikal ettireceklerdir.
İnşaat, onarma, montaj
ve teknik hizmet faaliyetlerinde götürü gider uygulamasında esas alınacak
hasılat, mükelleflerin bu faaliyetlerinden elde edilen ve genel esaslar
çerçevesinde tevsik edilen döviz cinsinden yurt dışı hasılatı ifade etmektedir.
Azami götürü gider tutarının hesaplanmasında, kazancın Türkiye’de genel netice
hesaplarına intikal ettirildiği tarihte geçerli olan T.C. Merkez Bankası, döviz
alış kuru esas alınacaktır.
Buna göre, işletmenin
yurt dışı faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan belgesiz giderlerin de Tekdüzen
Muhasebe Sisteminde ilgili gider hesaplarında izlenmesi ve dönem sonunda “690
Dönem Kâr-Zarar Hesabı”na aktarılması gerekir. Belgesi temin edilemeyen
giderlerin 194 seri no’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirlenen esaslar
çerçevesinde hesaplanacak götürü gider tutarını aşan kısmı, kanunen kabul
edilmeyen gider olarak Tekdüzen Muhasebe Sistemine göre belirlenen ticari kâra
ilave edilecektir. Dolayısıyla, belgesiz giderlere karşılık olmak üzere götürü
olarak hesaplanan giderler, ticari kâra eklenmemiş olacağından vergi matrahına
da dahil edilmemiş olacaktır.
10 - Bireysel Emeklilik Sistemine
Ödenen Katkı Payları
07.10.2001 tarihinden
geçerli olmak üzere 4697 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 40.
maddesine eklenen 9 numaralı bent hükmü uyarınca, işverenler tarafından
ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları gider olarak
dikkate alınabilecektir. Kanunda belirlenen sınırlama, gerek işverenler gerekse
ücretliler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen ve vergi matrahının
tespitinde indirim olarak dikkate alınan katkı paylarının toplamının, Gelir
Vergisi Kanunu’nun 63. maddesinde yer
alan oran ve haddi aşamayacağıdır. Dolayısıyla işverenlerin, ücretliler adına
bireysel emeklilik sistemine ödedikleri katkı paylarının, kazancın tespitinde
gider olarak indirilebilecek kısmının hesabı esasında, hizmet erbabının
bireysel emeklilik sistemine ödediği ve ücret matrahının tespitinde gider
olarak esas aldığı katkı payını da dikkate alması gerekmektedir.
11 - Hisse Senedi ve Tahvil İhraç
Giderleri
Kurumlar Vergisi
Kanunu’nun 14/1. maddesinde, kurumların hisse senedi ve tahvil çıkarabilmek
için yapacakları; senetlerin kağıt ve tab giderlerinin, mahkeme, noter ve diğer
tasdik ve tescil giderlerin, damga vergisi ve ihraç dolayısı ile ödenen sair
harç, vergi ve resimlerin, bankalara verilen komisyonların, hisse ve tahvil
senetlerinin borsaya kaydı için yapılan giderlerin ve bunlara benzer sair
giderlerin indiriminin mümkün olduğu hüküm altına alınmıştır.
Kurumların bu tür
giderleri aynı zamanda aşağıda açıklanacak olan ilk tesis ve taazzuv giderleri
kapsamına girmektedir. Bu nedenle hisse senedi ve tahvil ihraç giderlerinin
diğer ilk tesis ve taazzuv giderleri gibi aktifleştirilerek 5 yılda itfa
edilmeleri imkanı da bulunmaktadır.
12 - İlk Tesis ve Taazzuv Giderleri
Kurumlar Vergisi
Kanununun 14/2. maddesine göre; ilk tesis ve taazzuv (kuruluş ve örgütlenme)
giderlerinin indirimi mümkündür. Bu giderler Vergi Usul Kanununun 282.
maddesinde kurumların kuruluşu, yeni şube açmaları veya işlerini devamlı olarak
genişletmeleri dolayısıyla yaptıkları fakat karşılığında maddi herhangi bir
kıymet iktisap etmedikleri giderlerdir. Örneğin işe başlamadan önce yapılan
piyasa araştırması, ana sözleşme giderleri, kuruluşu tanıtma ve reklam
giderleri gibi giderler ilk tesis ve taazzuv giderleri arasında yer alır.
Öteden beri faaliyetlerini sürdüren kurumlar da sermaye artırmak için
yaptıkları giderleri, tahvil ihraç giderlerini, yeni şube açılmasıyla ilgili giderleri
ilk tesis ve taazzuv gideri olarak hasılattan indirebilirler. Deneme imalatı
giderlerinin karşılığında bozuk ve düşük kalitede olsa da bir miktar mamül
(maddi kıymet) elde edilmekte olduğundan ilk tesis ve taazzuv gideri
sayılmamaktadır. Ayrıca gayri maddi hak ile ilk tesis ve taazzuv gideri birbiri
ile karıştırılmamalıdır. Her ikisinde de maddi bir kıymet iktisap edilmemekle
beraber, ilk tesis ve taazzuv giderleri mülkiyete konu edilememesine rağmen,
gayri maddi haklar mülkiyete konu edilirler.(örneğin ihtira beratı, telif
hakkı, peştemallik, bunlar Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre
aktifleştirilirler ve itfa edilirler) Kurumlar vergisi mükellefleri ilk tesis
ve taazzuv giderlerini yapıldığı yılda gider yazmak veya aktifleştirmek
hususunda seçimlik hakka sahiptirler. Kurumlar, ilk tesis ve taazzuv
giderlerinin tamamını bir defada yapıldıkları yılda gider yazılabilecekleri
gibi aktifleştirme suretiyle amortismana da tabi tutabilirler. Bu takdirde
bunların mukayyet değeri üzerinden ayrılan amortismanlar gider yazılır. (V.U.K.
326. maddesi uyarınca mukayyet değeri üzerinden 5 yılda eşit miktarlarda itfa
edilir) Kurumların bu tip giderler açısından sahip oldukları seçimlik hakkı
yıllar itibariyle farklı şekilde kullanmaları mümkün değildir. Örneğin 4 yıl
süren kuruluş devresinde birinci yıl ilk tesis ve taazzuv giderlerinin
amortisman yolu ile itfa edilmesi yolu seçildiğinde 2. veya 3. yılda bu
giderlerin tamamı zarar yazılamaz. Amortisman yolu ile itfaya devam edilmesi
gerekir.
13 - Genel Heyet Toplantı Giderleri,
Birleşme, Fesih ve Tasfiye Giderleri
Kurumlar Vergisi Kanununun 14/3. maddesi ile;
genel heyet toplantıları için yapılan giderlerle birleşme, fesih ve tasfiye
giderlerinin, indirimi mümkün kılınmaktadır. Genel heyet (genel kurul)
toplantıları hesap dönemini takip eden ilk üç ay içerisinde yapılır. Bu
toplantılar için yapılan ilan ve posta giderleri ile toplantı salonu kira
giderleri vs. hasılattan indirilebilir. Hissedarların toplantıya katılmak için
yaptıkları giderler, matrahın tespitinde dikkate alınamaz. Bu madde uyarınca
matrahtan düşülecek olan birleşme ve devir (K.V.K. madde 36-39) giderleri,
birleşme ve devir dolayısıyla infisah edecek kurumlardaki giderleri kapsar.
Birleşilen veya devir alan kurum bünyesinde yapılan bu tür giderler ise bu bent
kapsamında değerlendirilmeyip ilk tesis ve taazzuv gideri mahiyetinde
olduğundan Kurumlar Vergisi Kanununun 14/2. madde uyarınca giderlere intikal
ettirilir.
14 - Sigorta Teknik İhtiyatları
Sigorta teknik
ihtiyatları yalnızca sigorta şirketlerince kazanç tespiti sırasında dikkate
alınabilecek bir gider türüdür. Bir başka deyişle sigorta şirketleri dışında
kalan kurumlar vergisi mükellefleri bu giderleri kazancın tespitinde dikkate
almayacaklardır. Kurumlar Vergisi Kanununun 14/4. maddesine göre; sigorta
şirketlerinde bilanço gününde hükmü devam eden sigorta mukavelelerinin (poliçe
veya geçici ilmühaber) istilzam ettiği (gerektirdiği) teknik ihtiyatlar bilanço
gününde geçici pasif hesaplara alınmak suretiyle hasılattan indirilir.
Sigorta
teknik ihtiyatları şunlardan oluşur.
a - Muallak hasarlara
mahsus tazminat karşılıkları,
b - Cari muhataralara
mahsus ihtiyatlar, (bunlar sigortalılardan peşin alınan primlerden, hükmü
ertesi seneye sirayet eden sözleşmeler için hesap dönemi sonlarında ayrılan
karşılıklardır)
c - Hayat sigortaları
riyazi ihtiyatları
Teknik ihtiyatlar,
bilanço gününde geçici pasif hesaplara geçirilmek suretiyle aşağıdaki esaslara
göre hasılattan indirilir.
Muallak hasarlara mahsus
tazminat karşılığı, (Bu karşılıklar hayat sigortası hariç, yangın, nakliye,
kaza, gibi sigorta dallarında uygulanır) tahakkuk etmiş ve hesaben tespit
edilmiş fiili tazminat bedellerinden veya bu hesap yapılmamışsa, muhammen
değerlerinden müteşekkildir.
Cari muhataralar için
ayrılan ihtiyatlar, ulaştırma sigortalarında beyannamenin taalluk ettiği yıl
içinde prim hasılatının % 25'inden, diğer sigortalarda % 33,5 undan fazla
olamaz.
Bu giderlerle ilgili
olarak hayat sigortalarında riyazi ihtiyatların her mukavele üzerinden ayrı
ayrı hesaplanması ve bir yıl ayrılan sigorta teknik ihtiyatlarının ertesi yıl
başında aynen kâra nakledilmesi hususlarının nazara alınması gerekmektedir.
15 - Eshamlı Komandit Şirketlerde
Komandite Ortakların Kâr Hissesi
Kurumlar Vergisi
Kanununun 14/5. maddesinde; eshamlı komandit şirketlerde komandite
ortakların kâr payı matrahtan indirilecek unsurlardan biri olarak sayılmıştır.
Eshamlı komandit şirketlerde komandite ortakların şirket kârından aldıkları
pay, Gelir Vergisi kanunu’nun 37. maddesi uyarınca şahsi ticari kazanç
sayılmaktadır. Bu nedenle bu ortaklara düşen kâr payının matrahtan
indirilebileceği Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14/5. maddesinde belirtilerek
mükerrer vergilemenin önüne geçilmiştir.
16 - Faizsiz Olarak Kredi Verenlere
Ödenen Kâr Payları ile Özel Finans Kurumlarınca ödenen Kâr payları
2362 sayılı Kanunla
Kurumlar Vergisi Kanununa 14/8. bent olarak getirilen ve daha sonra 3239 sayılı
Kanunla değişiklik yapılan hükmün getiriliş gerekçesi aşağıya alınmıştır.
“İslam ülkelerinin
kurduğu İslam kalkınma Bankası ülkelere sağladığı krediler için faiz tahakkuk
ettirmemekte olup banka faaliyetini sürdürebilmesi için açılan kredi
karşılığında belli bir nispete göre kâr payı almaktadır. Faizsiz olarak alınan
krediler için ödenen söz konusu kâr payları G.V.K. 75. Madde 12 numaralı bendi
uyarınca menkul sermaye iradı kapsamına alınmıştır. Maddeye eklenen 8 numaralı
bend ile kurumların faizsiz olarak kredi veren kuruluşlardan sağladıkları
krediler için bu kurumlar adına tahakkuk ettirdikleri kâr paylarını vergi
matrahından gider olarak indirebilmeleri öngörülmektedir.
Özellikle son gelişmeler
muvacehesinde önem kazanan bu faizsiz kredi mekanizması ile sağlanan kâr
paylarının böylece vergilendirilmesi ve diğer taraftan ilgili kuruluşlarca
gider yazılması sağlanmış olmaktadır.”
17 – Fakirlere Yardım Amacıyla Gıda
Bankacılığı Faaliyetinde Bulunan Dernek Ve Vakıflara Yapılacak Bağış
5035 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 40 ve
89’uncu maddelerinde, Katma Değer Vergisi Kanununun ise 17’nci maddesinde
yapılan değişikliklerle Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar
çerçevesinde gıda bankacılığı kapsamında bağışlanan gıda maddelerinin maliyet
bedellerinin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu
yapılması ve bu teslimlerin katma değer vergisinden istisna edilmesine yönelik
düzenlemelere yer verilmiştir.
5281 sayılı Kanunla (43’üncü madde 8/a bendi)
Gelir Vergisi Kanununun 40’ıncı maddesine 5035 sayılı Kanun’la eklenen 10.
bendindeki;
“ Fakirlere yardım
amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara, Maliye
Bakanlığı’nca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda
maddelerinin maliyet bedeli ”
ibaresinin
“ Fakirlere yardım
amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara, Maliye
Bakanlığı’nca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda,
temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli ”
şeklinde değiştirilmesi suretiyle, 01.01.2005 tarihinden
geçerli olmak üzere, anılan kurumlara bağışlanacak temizlik, giyim ve yakacak
maddeleri de kapsama alınmış ve bunların maliyet bedellerinin de gelir
vergisi matrahının hesaplanması sırasında hasılattan indirilmesi veya yıllık
gelir vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılmasına izin verilmiştir.
Yine aynı Kanun’la (43’üncü madde 14/a bendi), Katma Değer
Vergisi Kanununun 17’nci maddesinin 2 numaralı fıkrasında (b bendi) yapılan
değişiklikle de, uygulama kapsamına yeni alınan temizlik, giyecek ve yakacak
maddelerin teslimleri, katma değer vergisinden istisna edilmiştir.
251
seri no’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, Maliye Bakanlığına verilen yetki
çerçevesinde gıda bankacılığı kapsamında yapılacak bağışlara ilişkin usul ve esasları
düzenlemiştir.
|