|
29
Nisan 2005
Altar Ömer ARPACI
Maliye Bakanlığı
Gelirler Kontrolörü
altararpaci@yahoo.com
KURUMLAR
VERGİSİ BEYANNAMESİNDE “DİĞER İNDİRİMLER” SATIRI KULLANIMI ÖRNEĞİ 1. TEMETTÜ
İKRAMİYESİ
I – GİRİŞ
Kurum
kazancının tespitinde giderler üç gruptan oluşur. Birinci grubu Gelir Vergisi
Kanununun 40’ıncı maddesinde 10 bent halinde sayılan giderler oluşturmaktadır.
Kurum kazancı, ticari kazancın hesaplanmasıyla ilgili esaslara göre
saptanacağından öncelikle bu giderler indirilir. İkinci grubu ise kurumlara has
giderler oluşturur ki bunlarda Kurumlar Vergisi Kanununun 14’üncü maddesinde 8
bent olarak sayılmıştır. Üçüncü grubu ise diğer kanunlarda yer alan giderler
teşkil etmektedir.
Kurumlar vergisi beyannamesinin “diğer
indirimler” satırında ise ilgili dönemin gideri olmakla beraber özel durumlar
gereği ticari bilanço kârı tespitinde uygulanamayan fakat mali kârın tespitinde
dikkate alınması gerekli giderler indirim unsuru olarak yer alır. Bu yazımızın
konusunu söz konusu indirim örneklerinden “Temettü İkramiyesi” teşkil
etmektedir.
II – TEMETTÜ
İKRAMİYESİ
Şirketler, çalıştırmış
oldukları işçi ve memurları teşvik etmek amacıyla kapanan yılın kârından
personele pay vermektedirler. Uygulamada buna “Temettü İkramiyesi”
denilmektedir. Şirketlerin hesap dönemi kapandıktan sonra ve performansına
göre (veya başka ölçüler dikkate alınarak) personele dönem sonunda oluşan kâr
üzerinden, esas ücretin dışında, pay verilmesi temettü ikramiyesi
sayılmaktadır.
Şirket ortağı
olmayan personelin kârdan aldığı pay Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre
menkul sermaye iradı (kâr payı) sayılmamakta, Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci
maddesi hükmüne göre ücret olarak kabul edilmektedir. (Temettü ikramiyesi bir ücret unsuru olduğu için
Damga Vergisi Kanununa ekli I sayılı tablonun IV-1-ı pozisyonu uyarınca
(99/13142 sayılı bakanlar kurulu kararı ile 16.08.1999 tarihinden itibaren
Binde 7,5 oranında, öncesinde Binde 6 oranında)) damga vergisi stopajına
tabidir.) Dolayısıyla diğer ücret unsurları gibi, ilgili oldukları
ay itibariyle gelir ve damga vergisine tabi tutulmalı, ayrıca sigorta kesintisi de yapılmalıdır. (kâr payının elde edildiği aydaki toplam
ücret SSK tavanını geçmediği takdirde hesaplanacaktır, bu ücret tavanı
geçiyorsa prim, tavan tutarından hesaplanacaktır.) Bu ücretlerin nakden veya hesaben ödenmesi halinde,
kapanan hesap döneminin kârından ayrılmış olması nedeniyle o yıla ait kurumlar
vergisi matrahının tespitinde gider olarak hasılattan indirilmesi mümkün olup,
ancak dönem kapanmış olduğundan dolayı ilgili yılın kanuni defterlerine kayıt
mümkün olmayacaktır. Bu nedenle kurumlar vergisi beyannamesi düzenlenirken
“diğer indirimler” satırında gösterilecektir. (Maliye
Bakanlığı bu konu ile ilgili olarak 5 ve 20 seri no’lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliğlerinde belirleme yapmıştır.)
Ücretlerin ne
zaman tahakkuk ettirileceği konusunda, Maliye Bakanlığı’nın 25.11.1987 tarih ve
KVK/22113-1166 sayılı muktezasında şu ifadeler yer almaktadır.
“ ... Ticari kazancın belirlenmesinde her yılın
gider ve gelirlerinin o yıl hesapları içerisinde yer alması esastır.
Öte yandan,
kurumların hesap dönemi sonunda tahakkuk eden safi kazançlarından muhtelif
nisbetler dahilinde, memur ve müstahdemlerine temettü ikramiyesi olarak veya
aynı mahiyette olup başka bir nam altında tevzi edilen meblağlar, Gelir Vergisi
Kanununun değişik 61. maddesinde ücret olarak sayılmış bulunmaktadır. Bu
nedenle, söz konusu ikramiyelerin kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği
sürenin(Nisan ayı) sonuna kadar şirket yetkili organının dağıtım kararı
uyarınca, nakden veya hesaben ödenmesi halinde, ödenen bu ücretlerin, Gelir
Vergisi Kanununun 40. maddesinin 1 numaralı bendi hükmü uyrınca hangi yılın
kazancından ayrılmış ise o yıla ait kurumlar vergisi matrahının tesbitinde
gider olarak hasılattan indirilmesi mümkündür.”
Temettü
ikramiyelerinin diğer ücret ödemelerinden en önemli farkı, gelir vergisi
tevkifatı bir sonraki yıl yapılmakla beraber önceki yılın vergi matrahının
tespitinde dikkate alınabilmesidir. Çünkü ücret yönünden vergiyi doğuran olay
gelirin elde edilmesidir. Elde etme gelirin işverenden istenebilir hale
gelmesini ifade eder. Diğer bir ifade ile ücrette vergiyi doğuran olay ekonomik
tasarrufa bağlanmıştır. Buna göre, personel temettüleri hangi yılın kârından
ayrılmışsa, o yılın kurumlar vergisi matrahından indirilecek, ancak nakden veya
hesaben dağıtımı sırasında stopaja tabi
tutulacaktır. İki işlemin farklı yıllarda olması herhangi bir sorun
yaratmayacaktır.
Türk Ticaret
Kanunu’nun 279’uncu maddesinin 5’inci bendinde kuruculara idare meclisi
azalarına ve diğer kimselere şirket kazancından sağlanacak hususi menfaatlerin
ana sözleşmede yazılı olması gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm karşısında,
gerek personele gerekse şirket yönetim kurulu üyelerine kârdan pay verebilmek
için bu konuda ana sözleşmede hüküm bulunması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi şirketlerde dikkat edilmesi gereken husus personele kârdan pay dağıtılabilmesi için
esas sözleşmede hüküm bulunmasının şart olmasıdır. (Sermaye Piyasası Kanunu
madde 15)
SPK ayrıca, bu
konuda bir tebliğ yayımlamıştır. (SPK,
“Sermaye Piyasası Kanunu’na Tabi Olan Halka Açık Anonim Ortaklıkların Temettü
ve Temettü Avansı Dağıtımında Uyacakları Esaslar Tebliği” Seri:IV, No: 27 (13
Kasım 2001 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır).
Temettü ikramiyesi ile
ilgili düzenlemenin temel özellikleri şu şekildedir;
- Temettü
ikramiyesini sadece halka açık anonim ortaklıklar dağıtabilecektir.
- Temettü ikramiyesinin dağılabilmesi için
öncelikle, ana sözleşmelerinde hüküm bulunması ve genel kurul kararıyla ilgili
yılla sınırlı olmak üzere yönetim kuruluna yetki verilmesi gerekmektedir.
- Temettü ikramiyesi, halka açık anonim ortaklıkların,
sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak düzenlenmiş ve bağımsız sınırlı
denetimden geçmiş, üçer aylık ara dönemler itibariyle hazırladıkları, mali
tablolarında yer alan, kârları üzerinden dağıtılabilecektir.
- Dağıtılabilecek temettü ikramiyesinin, ara mali tablo kârlarından,
kanunlara ve esas sözleşmeye göre ayırmak zorunda oldukları yedek akçeler ile
vergi karşılıkları düşüldükten sonra kalan kısmın yarısını geçmemesi
gerekmektedir.
- Her ara dönemde verilecek temettü ikramiyesi, bir önceki yıla ait
bilanço kârının yarısını da aşmayacaktır.
- Önceki dönemde ödenen temettü ikramiyesi mahsup edilmeden, ilave
temettü ikramiyesi verilmesine ve temettü dağıtılmasına karar verilemez
- Dağıtılacak temettü ikramiyesi, ara dönem kârından
kanunlara ve esas sözleşmeye göre ayrılması gereken yedek akçeler ile vergi,
fon ve mali karşılıklar ve varsa geçmiş yıllar zararlarının tamamı düşüldükten
sonra kalan kısmın tamamı düşüldükten sonra kalan kısmın yarısını
geçemeyecektir. Ortaklıklar, temettü avansı dağıtımına ilişkin temettü
ikramiyesi dağıtım tablosu düzenleyeceklerdir.
2361 sayılı
yasayla yapılan değişiklikten önce Gelir Vergisi Kanununun 61/4. maddesi
uyarınca ücret sayılan idare meclisi (yönetim kurulu) üyelerine verilen kâr
payları ücret sayıldığından kurum kazancından düşülebiliyordu. Ancak 2361
sayılı yasa ile idare meclisi başkan ve üyelerine ödenen kâr payları menkul
sermaye iradı sayılmış olup, (Gelir Vergisi Kanunu md. 75/3) söz konusu
ödemelerin gider olarak değerlendirilmesi durumu ortadan kalkmıştır
Yukarıda
yapılan açıklamalar doğrultusunda kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği
tarihe kadar nakden veya hesaben ödenen (idare meclisi başkan ve üyelerine
ödenenler dışında) temettü ikramiyeleri kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde
diğer indirimler satırında kurum kazancından indirim konusu yapılabilmektedir.
|