KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİNDE “DİĞER İNDİRİMLER” SATIRI KULLANIMI ÖRNEĞİ 2 : ALINAN ÇEKLERLE İLGİLİ OLARAK BİR ÖNCEKİ DÖNEM AYRILAN REESKONT      

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

14 Haziran 2005

 

Altar Ömer ARPACI

 

Maliye Bakanlığı

Gelirler Kontrolörü

altararpaci@yahoo.com

 

KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİNDE “DİĞER İNDİRİMLER” SATIRI KULLANIMI ÖRNEĞİ 2 : ALINAN ÇEKLERLE İLGİLİ OLARAK BİR ÖNCEKİ DÖNEM AYRILAN REESKONT

 

I – GİRİŞ

 

Kurum kazancının tespitinde giderler üç gruptan oluşur. Birinci grubu Gelir Vergisi Kanununun 40’ıncı maddesinde 10 bent halinde sayılan giderler oluşturmaktadır. Kurum kazancı, ticari kazancın hesaplanmasıyla ilgili esaslara göre saptanacağından öncelikle bu giderler indirilir. İkinci grubu ise kurumlara has giderler oluşturur ki bunlarda Kurumlar Vergisi Kanununun 14’üncü maddesinde 8 bent olarak sayılmıştır. Üçüncü grubu ise diğer kanunlarda yer alan giderler teşkil etmektedir.

 

Kurumlar vergisi beyannamesinin “diğer indirimler” satırında, ise ilgili dönemin gideri olmakla beraber özel durumlar gereği ticari bilanço kârı tespitinde uygulanamayan fakat mali kârın tespitinde dikkate alınması gerekli giderler indirim unsuru olarak yer alır. Bu yazımızın konusunu sözkonusu indirim örneklerinden Alınan Çeklerle İlgili Olarak Bir Önceki Dönem Ayrılan Reeskont” teşkil etmektedir.

 

II – Alınan Çeklerle İlgili Olarak Bir Önceki Dönem Ayrılan Reeskont

 

Vergi Usul Kanunu’nun 261’inci maddesinde iktisadi kıymetlerin değerleme ölçüleri belirtilmiştir. İktisadi kıymetler nevi ve mahiyetlerine göre; maliyet bedeli, borsa rayici, tasarruf değeri, mukayyet değer, itibari değer, vergi değeri, rayiç bedel, emsal bedeli ve ücreti değerleme ölçülerinden birisiyle değerlenecektir.

 

Alacaklar ve borçlar mukayyet değerleriyle değerlenir. (Vergi Usul Kanunu md. 281 ve 285) Mukayyet değer, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir. (Vergi Usul Kanunu md.265) Genel kural böyle olmakla birlikte mükellefler isterlerle vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacak ve borçlarını reeskonta tabi tutmak suretiyle tasarruf değeri ile değerleyebilirler.

 

İktisadi işlemlere dahil senetli borç ve alacakların reeskonta tabi tutulma işlemleri Vergi Usul Kanunu’nun 281 ve 285’inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacaklar ve borçlar değerleme günün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde, senette faiz nispeti açıklanmış ise bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi uygulanır. Banka ve bankerler ile sigorta şirketleri alacak ve borçlarını Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi veya muamelelerinde uyguladıkları faiz haddiyle, değerleme günü kıymetine irca ederler. Alacak senetlerini değerleme gününün kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadırlar. (Reeskont ayrılması işlemi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. 238 seri no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 2 Mart 1995 tarih ve 22218 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.)

 

Bahsi geçen hukuki düzenlemeler gereğince, bir alacağın veya borcun reeskont işlemine tabi tutulabilmesi için aşağıdaki şartların tamamının gerçekleşmesi gerekmektedir:

 

- Alacak veya borç senede bağlı olmalıdır.

 

- Alacak veya borcun vadeli olması gerekmektedir.

- Değerleme gününde alacak veya borcun vadesinin gelmemiş olması gerekmektedir.

 

- Alacak ve borcun değerleme gününde kayıtlı olması gerekmektedir.

 

- Alacağın gelir yaratıcı veya hasılat unsuru, borcun gider veya maliyet unsuru olması gerekmektedir.

 

- Banka, banker ve sigorta şirketleri dışındaki mükellefler, alacak ve borç senetlerini reeskonta tabi tutmak zorunda değillerdir. Bu konuda seçimlik hakları vardır. Fakat, alacak senetlerini reeskonta tabi tutan mükelleflerin borç senetlerini de reeskonta tabi tutması zorunlu olup, borç senetlerini reeskonta tabi tutan mükelleflerin alacak senetlerini reeskonta tabi tutması ihtiyaridir.

 

- Mükelleflerce bir kısım senetlerin reeskonta tabi tutulması bir kısmının tabi tutulmaması da mümkün değildir.

 

- Bir yıl reeskont işlemi yapan mükellefler diğer yıllarda alacak ve borç senetlerini reeskonta tabi tutmak zorunda değillerdir. Tercihler her faaliyet dönemi için ayrı ayrı kullanılabilecektir.

 

- Mükelleflerin reeskont hesaplamasında iç iskonto yöntemini kullanmaları gerekmektedir.

 

İç İskonto Formülü:

 

F=A x n x t/ 360+(nxt)

F = Reeskont Tutarı

A = Senedin Nominal Değeri

n = Faiz Oranı

t = Vade (Değerleme günü itibariyle kalan gün sayısı)

 

Türk Ticaret Kanunu uyarınca, çek görüldüğünde ödenmesi gereken ve buna aykırı herhangi bir kayıt varsa yazılmamış sayılan, keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmesi için ibraz edilebilen bir kıymetli evraktır. (Türk Ticaret Kanunu md. 707)

 

Bir başka ifade ile çek bir senet değil bir ödeme aracıdır. Bu nedenle Vergi Usul Kanunu’nun 281’inci maddesi hükmü karşısında vadeli çeklerin reeskont işlemine tabi tutulması Gelir İdaresi’nin görüşüne göre mümkün değildir. Ancak SPK’na tabi firmalarda sadece ilgili mevzuat açısından farklılık mevcuttur.

 

SPK, çeklerin vade konmak suretiyle alacak senedi yerine kullanılmakta olduğu gerçeğinden hareketle, bunların da reeskonta konu edilebileceğini tamim etmiş (Seri XI No:1 SPK Tebliğinin I/A-3 Bölümü), daha sonra aynı tebliğin 14’üncü maddesiyle bunun bir mecburiyet olduğu yolunda uygulama yapmaya başlamıştır. Bu durumda vadeli çek reeskontu SPK’na tabi işletmelerce yapılmaktadır. (SPK tarafından yayımlanan XI seri numaralı 1 no’lu Tebliğ’in I/A-3 bölümünde; çeklerin vade konmak suretiyle alacak senedi yerine kullanılmakta olduğu gerçeğinden hareketle ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinden “özün önceliği kavramı” icabı vadeli çeklerin reeskonta konu edilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.)

 

Vergi Usul Kanunu’nun 281’inci maddesi uyarınca vadesi gelmemiş senede bağlı alacaklar reeskonta tabi tutulabilir. Bir ödeme aracı olarak kullanılması ve görüldüğünde ödenmesi gereken çekin, karşılıklı irade beyanıyla vadeli olarak düzenlenip kabul edilmesi, çeke alacak senedi veya poliçe niteliğini kazandırmaz. Dolayısıyla, vadenin söz konusu olmadığı bu ödeme aracının reeskonta tabi tutularak hesaplanan reeskont tutarının gider yazılması mümkün değildir.

 

Ancak ticari kârın tespiti için reeskont işlemi yapılabilir. Çünkü muhasebe prensipleri açısından biçimden çok özün esas alınması gerekir.  Bu durumda hesaplanıp gider kaydedilen reeskont tutarı vergi matrahının saptanmasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır. Ticari kazancın tespitinde bir önceki dönem gider olarak(kanunen kabul edilmeyen gider) dikkate alınan tutar ertesi yıl açılış kaydında gelir olarak sonuç hesaplarına aktarılacaktır. Ticari bilanço karının tespitinde gelir olarak alınan bu tutar mali karın tespitinde ilgili yıl kurumlar vergisi beyannamesinin diğer indirimler satırında ticari kardan tenzil edilecektir.