|
04
Şubat 2005
Altar Ömer ARPACI
Maliye Bakanlığı
Gelirler Kontrolörü
altararpaci@yahoo.com
VERGİ DENETİMİ ÜZERİNE
I – GİRİŞ
Genel olarak
denetim “boyutları veya biçimleri normalin dışında olan parçaları çıkarıp atmak
amacıyla yapılan işlemdir”. Türk Dil Kurumu tarafından “denetleme”, “bir işin
doğru ve yönetime uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek,
teftiş etmek, kontrol etmek” şeklinde tanımlanmaktadır. Konuşma dilinde denetim
anlamını taşıyan ve/veya aynı anlamda kullanılan “araştırma, kovuşturma,
soruşturma, inceleme, revizyon, kontrol, teftiş, murakabe vb.” birçok sözcük
vardır. Türkiye’de denetleme kavramı, daha çok ağırlıklı olarak revizyon,
kontrol, murakabe ve teftiş sözcüklerinde kendisini bulmaktadır.
Denetim, bir
kuruluşun ekonomik faaliyetlerine ve olaylarına ilişkin açıklanan bilgilerin,
önceden belirlenmiş kriterlere uygunluk derecesini belirlemek ve raporlamak
amacıyla bu ekonomik faaliyetlere ve olaylara ilişkin bilgilerle ilgili
kanıtların tarafsızca toplanması, değerlendirilmesi ve sonucun bilgi
kullanıcılarına raporlanması şeklinde tanımlanabilir.
Teftiş,
denetim (murakabe) (Arapça), revizyon, auditing (İngilizce), expertise
(Fransızca) terimlerinin tümünün içeriğinde kontrol anlamı bulunmaktadır.
Kontrol, yalnız araştırma ve inceleme ile yetinmez, denetime esas olacak
ölçütleri ve fiili sonuçların bu ölçütlerden sapmalarını ile bu sapmaların
düzeltilmesi için mümkün olan önlemleri de saptar ve gösterir. Kontrol işini
yapan kişiye denetçi (murakıp), kontrolör, auditör, exper, revizör vb.
denilmektedir. (Ayrıntılı bilgi için bkz.
KENGER Erdal, Başdenetçi (YMM, MBA), DENETÇİ YARDIMCILARI EĞİTİM NOTU, Şubat
2001)
Türk vergi sisteminde kaynakta kesilenler dışında, vergilerde beyan
esası geçerlidir. İşte bu noktada mükellef beyanlarının doğruluğunun
denetlenmesi gereği ortaya çıkmaktadır.
Geniş
anlamıyla vergi denetimi kavramı, vergi mükelleflerinin beyanlarının
doğruluğunun incelenmesini (vergi incelemesi) ve vergi idaresinin merkez ve
taşra teşkilatının iç denetime tabi tutulması (teftiş) ile vergi idaresi
personelinin gerektiğinde soruşturmalarının yapılmasını kapsamaktadır. (Vergi denetimi ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı
bünyesinde denetim birimleri teşkil edilmiş olup, Gelirler Kontrolörleri Maliye
Müfettişleri ve Vergi Denetmenleri “vergi incelemesi” “teftiş” ve “soruşturma”
yetkilerini haizdirler. Hesap Uzmanları ise yalnız “vergi incelemesi” yetkisini
haizdirler.)
Vergi denetiminin amacı
(nedenleri);
1- Vergi
kaçırılmasının önlenmesi
2- Mali
nedenler (Bütçeye kaynak)
3- Sosyal
nedenler (Gelir dağılımında adaletin sağlanması)
4- Hukuki
nedenler(Yürürlüğe giren bir verginin gereği gibi uygulanması devletin gücünü
saygınlığını temsil eder. Başka bir neden olmasa dahi vergi kanununun hiçbir
kuşkuya yer bırakmayacak şekilde uygulanması için denetim gereklidir.)
Vergi denetiminin mükellefleri etkilemesi bakımından daha öncelikli bir
yere sahip olan vergi incelemesi boyutudur. Vergi incelemesinden amaç, ödenmesi
gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.(Vergi
Usul Kanunu Md. 134) Bu hüküm uyarınca vergi incelemesi yapmaya yetkili
kişilerin öncelikli sorumlulukları, ödenmesi gereken vergi tutarını
saptamaktır. Bu bağlamda, inceleme sonucu mükellefe ilave bir vergi tarhiyatı
yapılabileceği gibi, tersine mükellefe iadesi gereken vergi de saptanabilir.
II - VERGİ DENETİM ELEMANININ HUKUKİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Vergi İncelemesinde denetim elemanının en
önemli yükümlülüğü Vergi Usul Kanununda yer alan “vergi mahremiyeti” kuralına
uymaktır. Vergi mahremiyeti Vergi Usul Kanununun 5’inci maddesinde düzenlenmiş olup madde hükmü aşağıdaki
şekildedir.
“Aşağıda yazılı kimseler görevleri dolayısıyle,
mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap
durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine müteallik
olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazım gelen diğer hususları
ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef'ine kullanamazlar;
1 - Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan
memurlar;
2 - Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve
Danıştayda görevli olanlar;
3 - Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara
iştirak edenler;
4 - Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler.
Bu yasak, yukarıda yazılı kimseler, bu
görevlerinden ayrılsalar dahi devam eder.
...”
Vergi mahremiyetinin ihlali ise Vergi Usul Kanununun
362’nci maddesinde düzenlenmiştir. Sözkonusu madde hükmü şu şekildedir.
“Bu Kanunda yazılı vergi mahremiyetine uymağa
mecbur olan kimselerden bu mahremiyeti ihlal edenlere Türk Ceza Kanununun 198
inci maddesinde yazılı cezanın iki katı hükmolunur. Bu ceza iki aydan az
olamaz.
Suçları tekerrür edenler bir daha Devlet
hizmetinde kullanılmazlar.”
Yine denetim elemanlarına düşen bir yükümlülük de
vergi denetim elemanlarının Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ettikleri
kaçakçılık veya iştirak suçlarını yetkili Cumhuriyet Savcılığına bildirmeleri
gerekmektedir. Konu ile ilgili Vergi Usul Kanununun 367’nci maddesi aşağıdaki
şekildedir.
“Yaptıkları inceleme
sırasında 359 ve 360'ıncı maddelerde yazılı kaçakçılık veya iştirak suçlarını
tespit eden maliye müfettişleri, hesap uzmanları ile bunların muavinleri ve
gelirler kontrolörleri ile stajyer gelirler kontrolörleri tarafından doğrudan
doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili
vergi dairesinin bağlı bulunduğu defterdarlığın
veya gelirler bölge müdürlüğünün mütalaasıyla,keyfiyetin yetkili Cumhuriyet
Savcılığına bildirilmesi mecburidir.
...”
III - VERGİ DENETİM ELEMANININ AHLAKİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Mükelleflerin vergisel
yükümlülüklerini basit ve düşük maliyetle yerine getirebilmelerini
sağlamak, yasalara gönüllü uyumunu
artırmak, vergi kayıp ve kaçağını azaltmak, idare içindeki iş ve işlemlerin
daha etkin ve verimli yapılmasını sağlamak için teknoloji kullanımına olan
ihtiyaç her geçen gün daha da artmaktadır. Sadece vergi idaresinde değil,
devletin tüm kurumları için gerekli olan bu ihtiyaç beraberinde sağlam ve
devletin en sağlıklı finansman kaynağı
Gelir idaresince sağlanacak vergi gelirleridir. Temel finansman kaynağı
durumunda olan vergilerin ortaya çıkışından günümüze kadar değişmeyen birinci
amacı, daima kamu hizmetlerinin gerçekleştirilebilmesi için yeterli finansman
kaynaklarını sağlamak olmuştur. Toplam borç yükünün çevrilme zorluğunun
yanısıra doğurduğu ekonomik maliyetlerin ağırlığı, vergiyle finansmanın önemini
daha da artırmaktadır. Bu açıdan vergi kanunlarının adil ve verimli olmasının
yanısıra, vergileme ile ilgili tüm idari faaliyetleri yürütmekte olan vergi
idaresinin güçlü ve etkin olma gereği de ön plana çıkmaktadır. Bu ihtiyaç
çerçevesinde, kariyer bir meslek olarak gelir idaresinin her türlü faaliyet ve
işlemlerine ilişkin teftiş, soruşturma ve vergi inceleme işleriyle, kanunlar ve
idari mevzuatta kendilerine verilen görevleri yürüten Gelirler Kontrolörleri
vergilendirmeden beklenen amaçlara yönelik denetimlerini gerçekleştirmektedirler.
(Maliye
Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri 2004 Yılı Genel Çalışma Plan ve Programı)
Kamu
Kesimindeki Denetçiler İçin Uluslararası Yüksek Denetim Kurumları Teşkilatı
(INTOSAI), kamu kesimindeki denetçiler için uluslararası nitelikli mesleki
ahlâk kurallarının oluşturulmasını zorunlu görmüştür.
- Mesleki ahlâk
kuralları, denetçilerin günlük çalışmalarını yönlendirmek amacına yönelik
değerleri ve prensipleri içeren kapsamlı bir bildiridir. Kamu kesimi
denetçilerinin sahip oldukları bağımsızlık, yetkiler ve sorumluluklar; Kamu
kesimi denetçileri için mesleki ahlâk kuralları, genelde devlet memurlarına
ilişkin meslek ahlâkı gereklerini ve özelde ise, mesleki yükümlülükleri de
dahil olmak üzere, denetçilerin meslek ahlâki gereklerini dikkate almalıdır.
Üç kademeli bir
yarışma sınavı ile girilen, üç yıl süre ile titiz bir yetişme döneminden
geçilen ve 69 yıldan beri kariyer bir meslek
olarak gelir idaresinin her türlü denetim işlerini yürütmekle görevli olan
Gelirler Kontrolörlüğü, bu etkin merkezi denetim ihtiyacının bir ürünüdür.
Denetçiler
yalnızca denetlenen kurumdan ve diğer ilgili çevrelerden bağımsız olma yönünde
çaba sarfetmekle kalmamalı ve fakat incelemeye tabi tuttukları konuları ele
alışları sırasında da objektif olmaya özen göstermelidirler.
Vergi incelemesinden amaç, ödenmesi gereken
verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. (Vergi Usul Kanunu
Md. 134) Bu hüküm uyarınca vergi incelemesi yapmaya yetkili kişilerin öncelikli
sorumlulukları, ödenmesi gereken vergi tutarını saptamaktır. Bu bağlamda,
inceleme sonucu mükellefe ilave bir vergi tarhiyatı yapılabileceği gibi,
tersine mükellefe iadesi gereken vergi de saptanabilir. Bu konuda sözün özü
vergi denetim elemanının ünlü “Tanrının hakkı Tanrıya Sezarın hakkı Sezara”
anlayışıyla hareket etmesidir.
Denetçiler
tarafından yürütülen her işte, özellikle eksiksiz ve objektif olması gereken
denetçi raporlarında, nesnellik ve yansızlık gereklidir. Bu nedenle, kanaat ve
raporların sonuç bölümlerinin denetim standartları uyarınca toplanmış ve birleştirilmiş
kanıtlara dayanması zorunludur.
Gelirler Kontrolörleri
yaptıkları her türlü çalışmaların sonuçlarını raporla bildirirler. Ödenmesi
gereken vergilerin doğruluğunu araştırmaya, tespit etmeye ve sağlamaya yönelik olarak Vergi Usul Kanunu’na göre
yapılan vergi incelemesinde; vergi matrahının doğruluğu (kabulü), dönem
zararlarının azaltılması, vergi iadesi, vergi tarhı ve bu tarhla birlikte
usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları dahil her türlü vergi cezaları ile vergi kanunlarının şekil ve usule müteallik
hükümlerine uyulmamasından kaynaklanan nedenlerle ceza uygulanması sonucunu
doğuran hususların tespiti halinde “Vergi İnceleme Raporu” düzenlenecektir.
Denetçiler
denetim yaparken, denetime nezaret ederken, denetim raporlarını düzenlerken
gerekli mesleki özeni göstermelidirler.
Gelirler
Kontrolörlerinin gerek grup merkezlerinde, gerekse turne yerlerinde
düzenledikleri raporlar; uygulama birliğini sağlamak, hata ve noksanlıkları
gidermek amacıyla Rapor Okuma Komisyonları tarafından okunmaktadır.
Türkiye de vergi
denetiminin başarısı konusuna gelirsek; vergi incelemesi oranının bu satırlara
yazılması gerekmektedir. Ancak oranın komikliği nedeniyle bu satırlara
yazılmamıştır. Zaten birçok akademisyen ve ekonomist makalelerinde bu oranı
dile getirmişlerdir.
Yine hali hazırdaki vergi denetiminin başarısını şu
şekilde de belirtebiliriz. Örneğin bir belediye günde 10 ton çöp topladığını
kamuoyuna açıklasa başarısının ölçüsü ne şekilde değerlendirebiliriz. Eğer
topladıklarının haricinde şehirde 10 ton daha çöp kalıyorsa? Aynı durum vergi toplaması açısından da
geçerlidir. Ülkemizin en yetkili ağızları, akademisyenler ve ekonomistler kayıt
dışı ekonominin büyüklüğü açısında çeşitli açıklamalarda bulunmuşlar bu konuda
kitaplar yazılmıştır. Bu satırlarda yeri geldiği halde kayıt dışı ekonominin
büyüklüğüne de yer verilmemiştir. Bunu da vergi denetim elemanı olarak
mahcubiyetime vermenizi diliyorum.
Vergi denetimini bugünlerde ilgilendiren bir
başka konuda doğal olarak gelir idaresinin yeniden yapılandırılması konusudur.
Bakın bu konuda Maliye Müfettişi Ahmet OZANSOY Yaklaşım Dergisinin Şubat 2004
sayısında ne yazmış.
“Vergi dairelerini
tanımayan, sorunlarını bilmeyen, geçmişte yalnızca vergi denetimi ile muhatap
olmuş ya da vergi daireleri ile ilişkisi çok eskilerde kalmış, dolayısıyla
mevcut sorunların teşhisinden uzak idareciler, başka hiçbir kurum ya da
kuruldan ya da bizatihi vergi dairelerinden görüş alma ihtiyacı içerisine
girmeden, sığ bir bakış açısıyla meseleye merkezin örgütlenmesi anlayışıyla bakmakta,
bu da sorunları iyice içinden çıkılamaz hale getirmektedir. Meseleye
kendiliğinden dahil olarak görüş üreten kimi kurul ya da kurumlar ise soruna
vergi dairelerinin etkinliği açısından değil, yeni yapılanma içerisinde
kendilerine edinecekleri yer açısından bakmaktadırlar.”
Gözden uzak
tutulmaması gereken bir husus da vergi denetimi ile vergi idaresi arasındaki
organik bütünlüktür. Bir ülkenin vergilemede başarılı olabilmesi için vergi
kanunlarının rasyonelliği yanında gelir (vergi) idaresinin, kanunları etkin bir
şekilde uygulayacak teknolojik alt yapıya, insan kaynağına ve ayrıca vergi
kaçağını caydırıcı bir vergi denetim mekanizmasına sahip olması gerekliliği
aşikârdır. Son 40-50 yıl vergi kanunlarında önemli yapılandırmalara sahne
olmuştur. Özellikle son 10 yılda hazırlanan vergi kanun tasarıları ise
kamuoyuna “vergi reformu” adı altında sunulmuştur. Bununla birlikte
vergilendirme tabanının genişletilmesi ve elde edilen gelirlerin tam olarak
kavranabilmesi henüz istenen düzeyde değildir. Ayrıca bu amaçları sağlamada
araç olarak kullanılan vergi incelemesi de ne nicelik ne de nitelik olarak
kendisinden beklenen fonksiyonları ifa edebilmektedir. Avrupa Birliğine giriş
süreci ile birlikte bütün kurum ve kuralların gözden geçirildiği ve optimum
faydayı sağlamaya yönelik düzenlemelerin çoğunluk kazandığı ve yeniden
yapılanmanın hızlandığı günümüzde vergi denetim birimlerinin birbirinden kopuk,
etkinlik ve verimliliği ortadan kaldıran bir çalışma düzeni içinde olmaları
izah edilemez bir durumdur.
Sözü tekrar
denetim elemanına getirirsek; vergi denetim elemanı Pamuk Prenses ve Yedi
Cüceler Masalındaki cadı gibi her gün “ayna ayna güzel ayna söyle bana benden
daha büyük denetim elemanı varmı bu dünyada” demek yerine ismini taşıdığım Hz.
Ömer'in sözünü vergi denetim elemanına uyarlarsak her
gün “bugün milletim için
ne yaptım” demelidir. Çünkü, Türk Vergi Sistemi 300-500 kişi için değil MİLLET
için ihdas edilmiştir.
|