VERGİ TARHİYATINA KARŞI MÜKELLEFLERİN TAKİP EDEBİLECEĞİ YOLLAR      

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

19 Ocak 2005

 

Altar Ömer ARPACI

Maliye Bakanlığı

Gelirler Kontrolörü

altararpaci@yahoo.com

 

VERGİ TARHİYATINA KARŞI MÜKELLEFLERİN TAKİP EDEBİLECEĞİ YOLLAR 

I – GİRİŞ

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 20’nci maddesi uyarınca Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.

 

İkmalen, re’sen ve idarece tarh edilen vergiler ihbarname ile ilgililere tebliğ olunur. Nev’i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır. Vergi ve ceza ihbarnamelerinin muhteviyatı Vergi Usul Kanununun 35 ve 366’ncı maddelerinde belirtilmiştir. Vergi ihbarnamelerinde takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re'sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer sureti ihbarnameye eklenir. Ceza ihbarnamelerinde ise; cezayı gerektiren olayın tesbitine dair tutanak sureti ile inceleme raporunun birer örneği ihbarnameye bağlanır.

 

Tarh edilen vergiler ve kesilen cezalara karşı mükelleflerin yasal haklarını ve izleyebileceği başvuru yollarını ana hatları ile izleyen bölümlerde açıklanmıştır.

 

II – VERGİ TARHİYATINA KARŞI MÜKELLEFİN TAKİP EDEBİLECEĞİ YOLLAR

A - Vergi Hatasının Düzeltilmesi Talebi

 

Düzeltme, vergi hatalarının yargı mercilerine gidilmeksizin, hatanın ilgili vergi dairesince ortadan kaldırılmasına yönelik idari bir işlemdir. Düzeltme işlemi ancak bir vergi hatasının tespit edilmesi durumunda gerçekleştirilebilecektir. “vergi hatalarını düzeltme ve reddiyat” Vergi Usul Kanununun Birinci Kitap, Altıncı Kısım, Üçüncü Bölümünde 116-126’ncı maddeleri arasında tanzim edilmiştir. “Vergi hatası”nın tanımı sözkonusu Kanunun 116’ncı maddesinde yer almaktadır. Madde hükmüne göre;

 

Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.

 

Vergi hataları, hesap hataları ve vergilendirme hataları olmak üzere, ikiye ayrılır.

 

Hesap hataları şunlardır:

 

Matrah hataları: Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.

 

Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.

 

Verginin mükerrer olması: Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.

 

Vergilendirme hataları ise şunlardır:

 

Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır;

 

Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmıyan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;

 

Mevzuda hata: Açık olarak vergi mevzuuna girmiyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır;

 

Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

 

Vergi hataları şu yollarla meydana çıkarılabilir :

 

1 - İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile,

2 - Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile,

3 - Mükellefin müracaatı ile,

4 - Hatanın teftiş veya vergi incelemesi sırasında meydana çıkarılması. ( Vergi denetimi ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı bünyesinde denetim birimleri teşkil edilmiş olup, Maliye Müfettişleri, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri “vergi incelemesi” “teftiş” ve “soruşturma” yetkilerini haizdirler. Hesap Uzmanları ise yalnız “vergi incelemesi” yetkisini haizdirler.)

 

İdarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak vergi hataları re'sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur.

 

Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler. Bunların posta ile taahhütlü olarak gönderilmesi de mümkündür.

 

B – Vergi ve Cezanın İtirazsız Ödenmesi

 

İhbarnamelerde vergi mahkemesinde dava açma süresi ve vergi mahkemesinde dava açma şekli belirtilir. Mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde mükellefler tarhiyata karşı dava açmadıkları takdirde, tarhiyat kesinleşir. Bu durumda tarh olunan vergiler Vergi Usul Kanunu’nun 112’nci maddesi uyarınca taksit zamanlarından evvel tahakkuk etmişse taksit süreleri içinde; taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir. Yine Vergi Usul Kanunu’nun 368’inci maddesi uyarınca cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açılmaması halinde ceza, dava açma süresinin bittiği tarihten başlayarak bir ay içinde ödenir.  Mükellefler 30 günlük 376’ncı madde ve uzlaşma süresi ile dava açma süresi içerisinde bu eylemlerden hiçbirini gerçekleştirmezlerse vergi ve ceza ta­hakkuk eder. Bu tahakkuktan ancak vergi hatası mevcut ise kurtulunulabilir. Aksi halde vergi ve cezalarda hiç indirim olmaz. Tamamı ödenmek durumundadır.

 

C - Cezalarda İndirim Talep Etme

 

Vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde, tarhiyata ve cezaya muhatap olanlar (mükellef veya vergi sorumlusu) Vergi Usul Kanunu’nun 376’ncı maddesi uyarınca cezalarda indirim yapılmasını talep edebilir. “vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirme” başlıklı sözkonusu madde aşağıdaki şekildedir.

 

“İkmalen re'sen veya idarece tarh edilen vergi veya vergi farkını ve aşağıda gösterilen indirimlerden arta kalan vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnamelerin tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse:

 

1. Vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, müteakiben kesilenlerde üçte biri,

2. Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri,

İndirilir.

Mükellef veya vergi sorumlusu ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını yukarda yazılı süre içinde ödemez veya dava konusu yaparsa bu madde hükmünden faydalandırılmaz.

Yukarıdaki hükümler vergi aslına tabi olmaksızın kesilen usulsüzlük cezaları hakkında da uygulanır.”

 

Sözkonusu hüküm dikkate alındığında ihbarnamenin tebliğini takip eden 30. günden itibaren 4 ay içerisinde ödeme imkanı vardır. Yine madde hükmünden anlaşılacağı üzere 376’ncı madde talebi dava açma hakkını ortadan kaldıramadığı için, mü­kellefler bu talep dilekçesini ver­dikten sonra dava açabilirler. ( Mükellefin 376’ncı madde talep edip buna göre vergi cezasını ödemesi halinde dahi dava açma hakkı saklıdır.)

 

D – Uzlaşma

 

Uzlaşma müessesesi ile ilgili hükümler, Vergi Usul Kanununa, 205 sayılı Kanunla, 1963 yılında eklenmiştir. Zaman içinde, uygulamada, bazı değişiklikler de yapılmıştır.

 

1985 yılında, uzlaşma müessesesi ile ilgili olarak 3239 sayılı Kanunla, önemli bir değişiklik yapılmış ve o güne kadar sadece tarhedilmiş vergi ve cezalar üzerinde yapılabilen uzlaşmanın, henüz tarhedilmemiş vergi ve cezalar için de yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. Halen, vergi mevzuatımızda, “tarhiyat öncesi uzlaşma” ve “tarhiyat sonrası uzlaşma” olarak iki farklı uzlaşma türü mevcuttur. Uzlaşma müessesesi ile ilgili hükümler Vergi Usul Kanunu'nun Ek 1-12’nci maddelerinde yeralmaktadır.

 

Tarhiyat öncesi uzlaşma vergi incelemesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporlarında, tarhı istenen vergi ve kesilmesi istenen cezalar için talep edilebilir. Tarhiyat sonrası uzlaşma ise daha geniş kapsamlıdır. Tarhiyat sonrası uzlaşmanın kapsamına vergi inceleme raporu ile istenen vergi ve cezalar(usulsüzlükler hariç) da girer.

 

Iki uzlaşma arasında kapsam haricinde komisyonların oluşturulmasında farklılıklar görülür. Tarhiyat öncesi uzlaşmada vergi inceleme elemanları tarafından komisyon oluşturulurken, tarhiyat sonrası uzlaşmada, uzlaşılan rakama göre, İlçe Uzlaşma Komisyonu, İl Uzlaşma Komisyonu, Vergi Dairesi Başkanlığı Uzlaşma Komisyonu ve Merkezi Uzlaşma Komisyonu bünyesinde  idari görevliler (vergi dairesi müdürü, müdür yardımcısı, defterdar, vergi dairesi başkanı,gelirler genel müdürü, müsteşar, gibi)   bulunur.

 

E - Dava Açma

 

Vergi incelemesi neticesinde tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalar için mükellef veya vergi sorumluları isterlerse yargı yoluna giderek tarhiyata karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler.

 

Vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması lazımdır.

 

Mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur.

 

Vergi ve ceza ihbarnamelerinin muhataba tebliği tarihinden itibaren 30 gün içerisinde mükellef veya vergi sorumlusu uyuşmazlık konusu vergi ve cezaları tarh ettiren vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesinde doğrudan dava açabilir. Ancak mükellef daha önce uzlaşma yoluna gitmiş ve uzlaşma vaki olamamış ise ve bu arada dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise dava açma süresi; uzlaşmanın vaki olamadığına dair tutanağın mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 15 gün olarak uzar. (Vergi Usul Kanunu Ek Md.7)

 

Davalar, vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dilekçelerin muhteva etmesi gereken hususlar İdari Yargılama Usulü Kanununun 3’üncü maddesinde açıklanmıştır.

 

Dava açılması tarh edilen vergi ve cezaların dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemini durdurur.

 

Dava mükellef lehine sonuçlanırsa, vergi dairesi, vergi mahkemesinin kararına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye mecburdur. Bu süre kararın vergi dairesine tebliğinden itibaren otuz günü geçemez.

 

Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. Mükellef veya vergi sorumlusu vergi aslı ve cezalarını kararın kendisine tebliğinden itibaren 1 ay içinde ödemek zorundadır.

 

Vergi mahkemesi kararlarına karşı tarafların itiraz veya temyiz hakları mevcuttur.