|
13 Nisan 2005 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 25785
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas
Sayısı :
2004/118
Karar
Sayısı : 2005/8
Karar
Günü : 18.1.2005
İPTAL DAVASINI AÇAN :
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Üyeleri Ali TOPUZ, Haluk KOÇ ve 139
Milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU
:
7.12.2004 günlü, 5272 sayılı Belediye Kanunu’nun, Anayasa’nın 2., 11., 88. ve
148. maddelerine aykırılığı savıyla şekil yönünden iptali ve yürürlüğünün
durdurulması istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
İptal ve yürürlüğün durdurulması
istemlerini içeren 31.12.2004 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü
şöyledir:
“Yukarıda
da
açıklandığı gibi, Cumhurbaşkanınca Anayasanın 89 ve
104 üncü maddelerine göre bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderilen
09.07.2004 tarih ve 5215 sayılı Belediye Kanununun Plan ve Bütçe Komisyonunda
görüşülmesi sırasında, Geçici Madde 4, Kanun metninden
çıkarılmıştır.
Genel Kurulda, 669 sıra sayısı
almış bulunan söz konusu Kanun üzerinde yapılan görüşmelerde ise, yeni bir
Geçici Madde 4’ün bu Kanuna eklenmesi için önerge verilmiştir. Eklenmesi
istenen Geçici Madde
4’ün, Plan ve
Bütçe Komisyonunun Kanun metninden çıkardığı Geçici Madde 4’ün bir
benzeri olduğu görülmektedir. Kanuna yeni Geçici Madde 4 olarak eklenmesi
önerilen hüküm af içerdiğinden, Anayasanın 87 ve TBMM İçtüzüğü’nün 92 nci maddelerine göre TBMM üye tamsayısının
en az 3/5’ine
ulaşan bir çoğunlukla kabul
edilebilmektedir. Elektronik cihazla yapılan oylamada çıkan 330 kabul
oyuyla, yeni Geçici Madde 4’ün kabul edilerek Kanuna eklendiği açıklanmıştır.
Daha sonra, eklenen yeni Geçici Madde
4’le birlikte, Kanunun
tümü oylanmıştır. Anayasanın
87 ve TBMM İçtüzüğü’nün 92 nci maddesine göre af içeren kanun tasan ve tekliflerinin
tümünün Genel Kurulda kabulü de TBMM üye tamsayısının 3/5 çoğunluğunun kararı
ile mümkündür. Bu nedenle Başkan, Kanunun tümü üzerindeki oylamada 330 kabul oyu
arayacağını açıklamıştır.
Ancak söz konusu Belediye
Kanununun tümü hakkındaki oylamada 330 kabul oyu çıkmamış ve Kanunun durumunu
açıklamak üzere oturuma ara verilmiştir. Verilen arada, yapılmış olan itirazlar
üzerine, eklenen Geçici Madde 4’le ilgili oylama sonuçları tekrar incelenmiş ve
mükerrer kabul oyları belirlenmiş; kabul oylarının 323’te kalması nedeniyle,
önergenin aslında reddedilmiş olduğu anlaşılmıştır. Eklenen Geçici Madde 4
metinden çıkartılmıştır. Af içeren hüküm düştüğü için de son oylamada nitelikli
çoğunluk aranmayacağı sonucuna ulaşılmış ve Kanunun kabul edilmiş olduğu ve
kanunlaştığı açıklanmıştır. (Ek 1)
Halbuki eklenen Geçici Madde 4’ün
Kanun metninden çıkarılmasından sonra, Geçici Madde 4’süz metnin de tümü
hakkında yeni bir oylama yapılması gerekmektedir.
Çünkü Geçici Madde 4’lü metin ile
Geçici Madde 4’süz metin bir ve aynı şey değildir. Kimi milletvekillerinin
Geçici Madde 4 eklendiği için Kanuna kabul oyu vermeleri; Geçici Madde 4
metinden çıkarılınca da red oyu kullanmaları
mümkündür. Bir başka deyişle milletvekillerinin Geçici Madde 4’ü içermesi veya
içermemesi durumlarına bakarak Kanunun tümü hakkındaki oylamada, oylarının
rengini değiştirmeleri söz konusu olabilir. Ancak olayda, milletvekillerine
eklenen Geçici 4 üncü maddenin çıkması ile değişen Kanun metninin tümü hakkında
yeni bir değerlendirme yapma olanağı tanınmamıştır.
Bir kanun metninin tümü için
yapılan bir oylamayı, başka ve farklı bir metnin tümü için yapılması gereken bir
oylamanın yerine geçirmek söz konusu olamaz.
Belediye Kanununun tümü hakkındaki
oylama ise Resmi Gazete’de yayınlanan ve yeni eklenen Geçici Madde 4’ü içermeyen
ve Geçici Maddeleri bu duruma göre teselsül ettirilmiş olan metin hakkında
değil, içeren metin hakkında yapılmış ve Geçici Madde 4’ü çıkartılarak, bu
duruma göre geçici madde numaralan teselsül ettirilmiş metin için geçerli
kılınmıştır. Yani aslında Belediye Kanunu, tümü hakkında oylama yapılmadan
kanunlaşmıştır. Bu, Anayasaya aykırıdır.
Anayasanın 88 inci maddesinin
ikinci fıkrasında kanun tasarı ve tekliflerinin TBMM’nde görüşülme usul ve
esaslarının İçtüzükle düzenleneceği açıklanmıştır.
Anayasanın 148 inci maddesinin
ikinci fıkrasında da Anayasa Mahkemesinin kanunları şekil bakımından
denetlemesinin son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı hususu ile
sınırlı olduğu ifade edilmiştir.
Anayasanın 148 inci maddesinin
ikinci fıkrası hükmünden, her ne kadar 88 inci maddenin ikinci fıkrasında kanun
tasarı ve tekliflerinin görüşülme esaslarının belirlenmesi İçtüzüğe bırakılmış
ise de, iki hususun Anayasa tarafından olmazsa olmaz nitelikte görüldüğü
anlaşılmaktadır.
Bunlardan birincisi, yasama
sürecinde mutlaka bir son oylamanın yapılmasıdır.
İkinci husus ise, son oylamada
yasa teklif ve tasarılarının ancak öngörülen çoğunlukla kabul
edilebilmesidir.
Burada, son oylamanın öngörülen
çoğunluğa ulaşıp ulaşmadığı hususunun sadece sayısal değerle değil fakat son
oylamadaki oluşuma doğrudan etken olan uygulamalar da dikkate alınarak
belirlenmesi gerektiğini de belirtmeliyiz.
Kuşkusuz 148 inci maddeden
çıkarılan bu hususlara, Anayasanın 88 inci maddesinden çıkarılan bir başka husus
da eklenmelidir. Bu da, kanun teklif ve tasarılarının görüşülmesinin İçtüzüğe
uygun olarak yapılmasıdır. Bu, Anayasal bir emirdir. Eğer görüşme İçtüzüğe uygun
değilse, İçtüzüğe uygunluğu emreden Anayasanın 88 inci maddesi hükmüne aykırılık
var demektir.
Olaya dönüldüğünde, Anayasanın 88
inci maddesine göre, bütün kanun teklifleri gibi Belediye Kanununun da ikinci
görüşmesinde TBMM İçtüzüğü’nun kurallarına uyulacağını
söylememiz gerekmektedir.
TBMM İçtüzüğü’nün 81 inci
maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre, yasama sürecinde Genel Kuruldaki
son aşama, yapılacak son oylama, tasarı veya teklifin tümünün oylanmasıdır. 81
inci maddenin son fıkrasına göre de; TBMM, Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek
üzere geri gönderilen kanunların sadece uygun bulunmayan maddelerinin
görüşülmesine karar verse bile, kanunun tümünün oylamasının yapılması
zorunludur.
Olayda ise, (yukarıda açıklandığı
gibi) Kanunun son oylamasının yani tümünün oylamasının yapılmamış olması, TBMM
İçtüzüğü’nün 81 inci maddesine, dolayısı ile Anayasanın 88 inci maddesinin
ikinci fıkrasına ve son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılması hususunun
yerine getirilmemesi nedeni ile Anayasanın 148 inci maddesinin ikinci fıkrasına
aykırı düşmektedir.
Anayasanın herhangi bir hükmüne
aykırı bir durumun Anayasanın 11 inci maddesinde ifade edilen Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı ve Anayasanın 2 nci
maddesinde yer alan hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşması da mümkün
değildir.
Anayasa Mahkemesinin 27.01.1977
günlü, Esas 1976/43, Karar 1977/4 sayılı kararında,
“Anayasa Mahkemesinin kimi
kararlarında da açıklandığı üzere, hukuk devleti demek, insan haklarına saygılı
ve bu hakları koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk
düzeni kuran ve bu düzeni sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün
davranışlarında hukuk kurallarına ve Anayasaya uyan işlem ve eylemleri yargı
denetimine bağlı olan devlet demektir. Aslında yargı denetimi, hukuk devleti
ilkesinin öteki öğelerinin de güvencesini oluşturan temel öğedir. Çünkü insan
haklarına saygılı olmayan ve davranışlarında hukuka ve Anayasaya uymayan bir
yönetimi, bu tutumundan caydıran ve onu meşruluk ve hukukilik sınırı içinde
kalmak zorunda bırakan güç, yargı denetimi gücü ve
yetkisidir.”
denilmiştir. Anayasa Mahkemesinin
bu kararından da anlaşılacağı üzere, “davranışlarında hukuka ve Anayasaya
uymayan bir yönetimin meşruluk ve hukukilik zeminine çekilmesi yargı denetiminin
görev ve yetkisi içindedir. O halde, kabul edilmediği için düşen madde ile
birlikte yapılan oylamayı, Kanunun son oylaması olarak kabul eden bir yönetimin
de, yargısal denetim yoluyla meşruluk ve hukukilik sınırları içine çekilmesi
açık bir zorunluluktur.
Anayasanın 148 inci maddesine göre
Anayasa Mahkemesinin denetim alanına giren ve yukarıda açıklanan nedenlerle
Anayasanın 2, 11, 88 ve 148 inci maddelerine aykırı bir görünüm taşıyan söz
konusu şekil bozukluğu nedeniyle
07.12.2004 tarih ve 5272 sayılı Belediye Kanununun tüm maddelerinin iptal
edilmesi gerekmektedir.
(…)
Yasalaşma sürecinin son oylama
aşamasında noksan bulunan 5272 sayılı Belediye Kanununun, gerçek anlamıyla
yasalaşmamış olduğu, bir başka deyişle hukuken varlık kazanamamış bulunduğu
açıktır.
Hukuken varlık kazanamamış,
yoklukla malül ve Anayasanın 2, 11, 88 ve 148 inci
maddelerine şekil bakımından açıkça aykırı bu yasanın, hele yerel yönetimlerin
yapısı ile ilgili temel birtakım değişiklikler getirdiği gözönünde tutulduğunda, uygulanmaya başlanmasından
giderilmesi imkansız birtakım hukuki durum ve zararların doğacağı
ortadadır.
Bu tür hukuki durum ve zararların
doğmasını önlemek için, Anayasaya şekil ayrılığı nedeniyle iptali istenen 5272
sayılı Belediye Kanununun tüm maddelerinin, iptal davası sonuçlanıncaya kadar
yürürlüğünün de durdurulması gerekmektedir.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa
24.12.2004 günlü, 25680 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan 7.12.2004 günlü, 5272 sayılı Belediye Kanunu’nun
şekil yönünden iptali istenilmiştir.
B- Dayanılan Anayasa
Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasanın 2.,
11., 88. ve 148. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün
8’inci maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ,
Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN,
Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün
katılmalarıyla, 18.1.2005 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar
verilmiştir.
IV- ESASIN
İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin
esasına ilişkin rapor, iptali istenen Yasa, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde, Belediye
Kanunu’nun tümünün oylaması yapıldıktan sonra Geçici 4. maddesiyle ilgili oylama
sonuçlarının Anayasa ve İçtüzük’te öngörülen çoğunluğa ulaşamadığı saptanarak bu
Madde’nin metinden çıkarılması üzerine Yasa’nın tümüne ilişkin yeni bir oylama
yapılmaksızın kabul edildiğinin ve kanunlaştığının açıklanmasının, Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 81. maddesine Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile
88. ve 148. maddelerinin ikinci fıkralarına aykırı olduğu belirtilerek şekil
yönünden iptali istenilmiştir.
Anayasa’nın 148. maddesinin ikinci
fıkrasında, kanunların şekil bakımından denetlenmesinin, son oylamanın öngörülen
çoğunlukla yapılıp yapılmadığı hususu ile sınırlı olduğu, 88. maddesinin ikinci
fıkrasında, kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde
görüşülme usul ve esaslarının İçtüzük’le düzenleneceği belirtilmiş, TBMM
İçtüzüğü’nün 81. maddesinin ilk fıkrasında, tasarı veya teklifin tümünün ve
maddelerinin görüşülmesinin tamamlanmasından sonra tümünün oylanacağı, son
fıkrasında da Cumhurbaşkanı’nca yayımlanması kısmen uygun bulunmayan ve bir daha
görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderilen kanunların sadece uygun bulunmayan
maddelerinin görüşülmesine, kanunun görüşmelerine başlamadan önce Genel Kurul’ca
görüşmesiz karar verilebileceği; bu durumda, sadece uygun bulunmayan maddelerle
ilgili görüşme açılacağı; Kanun’un tümünün görüşülmesine karar verilmesi
durumunda ise Kanun’un yukarıdaki fıkralara göre görüşüleceği; Kanun’un tümünün
oylamasının herhalde yapılacağı öngörülmüştür.
Buna göre, TBMM’nde Kanun’un
tümünün oylamasından sonra kimi maddelerinin kabul edilmediği anlaşılarak, bu
maddelerin metinden çıkarılması halinde, daha önce son oylaması yapılan metinle farklılık oluşacağından önce yapılan
oylamanın, Kanun’un tümünün oylaması olarak kabulü olanaklı değildir. Bu durumda
Kanun’un tümünün oylanmış sayılabilmesi için yeni bir oylamanın yapılması
zorunludur.
Cumhurbaşkanı’nca Anayasa’nın 89.
ve 104. maddelerine göre bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderilen
9.7.2004 günlü, 5215 sayılı Belediye Kanunu’nun TBMM Genel Kurulu’nda sadece
Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanması uygun bulunmayan maddeleri görüşülüp
oylanmış, ayrıca verilen önerge ile Kanun’a Geçici 4. madde eklenip oylandıktan
sonra Kanun’un tümü için son oylama yapılmıştır. Ancak, bu oylamanın ardından
yapılan itirazların değerlendirilmesiyle gerekli sayıda kabul oyu alamayarak
reddedildiği anlaşılan Geçici Madde 4, Kanun metninden çıkarılmış ve diğer
geçici maddeler yeniden sıralanmıştır.
Geçici Madde 4’ün çıkarılmasıyla
içeriği daha önce son oylaması yapılan metinden farklı hale gelen Kanun’un, TBMM
İçtüzüğü’nün 81. maddesinin son fıkrası uyarınca tümünün yeniden oylanması
gerekirken buna uyulmamış, böylece son oylaması
yapılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle 5272 sayılı
Belediye Kanunu, şekil bakımından, TBMM İçtüzüğü’nün 81. maddesine, bu bağlamda
Anayasa’nın 88. ve 148. maddelerine aykırıdır. İptali
gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe
katılmamıştır.
Konunun Anayasa’nın 2. ve 11.
maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
V - İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE
GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde
kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede
yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi
iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,
kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez” denilmektedir. 2949 sayılı Yasa’nın 53.
maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmakta, maddenin beşinci
fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal sonucunda meydana gelecek hukuksal
boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici mahiyette görmesi
halinde, dördüncü fıkradaki hükmü uygulayacağı belirtilmektedir.
5272 sayılı Belediye Kanununun,
şekil yönünden, iptali nedeniyle doğan hukuksal
boşluk, kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte
görüldüğünden, iptal kararının, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından
başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Fazıl SAĞLAM bu görüşe
katılmamıştır.
VI - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMİ
7.12.2004 günlü, 5272 sayılı
Belediye Kanunu’nun koşulları oluşmadığından, yürürlüğünün durdurulması
isteminin reddine, 18.1.2005 gününde oybirliğiyle karar
verilmiştir.
VII -
SONUÇ
A- 7.12.2004 günlü, 5272 sayılı “Belediye Kanunu”nun şekil yönünden
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün karşıoyu ve
OYÇOKLUĞUYLA,
B - İptal hükmünün doğuracağı
hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin
üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı
Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve
beşinci fıkraları gereğince İPTAL
KARARININ, KARARIN RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA
YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, Fazıl SAĞLAM’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
18.1.2005 gününde karar
verildi.
|
Başkan
Mustafa BUMİN |
Başkanvekili
Haşim KILIÇ |
Üye
Sacit
ADALI |
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU |
Üye
Ahmet AKYALÇIN |
Üye
Mehmet
ERTEN |
|
Üye
Mustafa YILDIRIM |
Üye
Cafer ŞAT |
Üye
Fazıl
SAĞLAM |
|
Üye
A. Necmi ÖZLER |
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
KARŞIOY
YAZISI
5272 sayılı Belediyeler Kanunu’nun son oylamanın yapılmamış olması
nedeniyle biçim yönünden Anayasaya aykırılığının dayandığı gerekçe konusunda çoğunluk ile aynı görüşteyim. Ancak
iptal kararının yürürlüğe girişinin altı ay süre ile ertelenmesine ilişkin
karara, aşağıda açıklanacak gerekçeyle
katılmıyorum.
1) İptal kararlarının geçmişe etkili olmaması, Anayasa’nın 153.
maddesinin 5. fıkrasında yer alan bir ilkedir. Oysa idari yargıda iptal karaları
doğası gereği geriye yürür. Yürütmeyi durdurma kararları da bunu sağlamanın bir
yoludur. Öte yandan Anayasa yargısında dahi tüm iptal kararları geriye
yürümezlik ilkesine bağlı değildir. Mahkeme’nin itiraz yoluyla baktığı davalarda
verilen iptal kararları, Anayasa’da
aksini gösteren açık bir hüküm olmamasına ve yukarda anılan 153/5.
maddesindeki geri yürümezlik ilkesindeki kesin ifadeye rağmen, geriye yürür ve
itiraz yoluna başvuran mahkemenin beklettiği dava, Anayasa Mahkemesi’nin
kararına göre çözüme bağlanır.
Keza Anayasa Mahkemesi’nin milletvekili dokunulmazlığı ve
milletvekilliğinin düşmesine ilişkin iptal kararları da geriye
yürür
2) Şu halde Anayasa yargısındaki tüm iptal kararları geriye yürümezlik ilkesine bağlı değildir.
Yukarda geriye yürüyen iptal kararlarına ilişkin olarak verilen örnekler, açık
bir hüküm olmamasına rağmen, işin niteliğine ve doğasına göre yorum yoluyla varılan sonuçlardır. Biçim bozukluğu
nedeniyle verilecek iptal kararları
da doğaları ve hukuksal nitelikleri
gereği geri yürümezlik ilkesine bağlı olmaması gereken
kararlardır.
a) Çünkü herşeyden önce yasaların biçim yönünden denetimi, içerik
denetimine göre tamamıyla farklı
kurallara tabi kılınmıştır.
aa) Bir kere şekil denetimi yalnızca soyut norm
denetimi için öngörülmüştür. İtiraz davalarında biçim denetimi söz konusu
olamaz.(AY m.148/2 son cümlecik, AY m.150/1);
bb) ikinci olarak biçim denetimi, yasanın
yayımlandığı tarihten itibaren 10 günlük bir süreye tabidir. (AY m. 148/2, cümle
3);
cc) üçüncü olarak biçim denetimi, yalnızca
Cumhurbaşkanı veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından
istenebilir. (AY m.148/2, cümle 2);
dd) dördüncü olarak yasaların biçim bakımından
denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı hususu ile
sınırlıdır.(AY m.148/2 cümle 1)
b) Anayasa’nın 149/2. maddesi bu
farklılığı daha da açık bir biçimde vurgulamaktadır. Bu maddeye göre “Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları
Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır.”
3) Bütün bu farklı kurallar, biçim denetiminin doğası ve niteliğinin bir
sonucu olup, biçim bozukluğu nedeniyle verilecek bir iptal kararının da
farklılığını belirler. Bu farklılık,
biçim eksikliği ile sakat olan yasanın henüz Anayasa ve içtüzük anlamında
yürürlüğe girecek bir varlık kazanmamış olmasına dayanır. Usulüne uygun bir
biçimde varlık kazanmamış bulunan bir yasanın yürürlüğe girebilecek maddi bir
içeriği de yoktur. İşte bunun içindir ki
1982 Anayasası, biçim denetiminin
alanını ve dava açma yetkisine sahip olanları olabildiğince daraltılmış, dava
süresini iyice kısaltmış, biçim
bozukluğuna dayalı iptal davalarının bir an önce (öncelikle) karara bağlanmasını
öngörmüştür. Bütün bunların anlamı,
biçim bozukluğu nedeniyle iptal edilen bir yasanın bir an önce Meclis
iradesine uygun olarak varlık kazanmasını
ve o ana kadar da eski yasanın varlığını sürdürmesini sağlamak ve böylece
herhangi bir hukuk boşluğuna meydan vermektir.
4) Anayasa Mahkemesi’nin biçim bozukluğu nedeniyle verdiği iptal kararı,
yasanın usulüne göre varlık kazanmadığının tespiti niteliğindedir. Bu tespite
göre, önceki yasa yürürlükte kalmaya devam edeceğinden, iptal kararı ile ilgili
olarak ayrıca bir de yürürlüğü durdurma kararının verilmesi anlamsız ve
gereksizdir. Çünkü şekil bozukluğu ile iptal edilmiş bir yasanın yürürlüğe
girmiş ya da girebilecek bir içeriği yoktur. Böyle bir yasanın yürürlüğe girişi de aynı
nedenle ertelenemez.
Açıklanan nedenlerle şekil
bozukluğu nedeniyle varlık kazanmamış bir yasaya altı aylık yapay bir varlık ve yürürlük
kazandıran çoğunluk görüşüne
katılmıyorum.
Üye
Fazıl SAĞLAM
KARŞIOY
GEREKÇESİ
1 - Anayasa’nın 88. maddesinin
ikinci fıkrasında “Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde
görüşülme usul ve esasları İçtüzükle
düzenlenir.” denilmekte; 95. maddesinin birinci fıkrasında da “Türkiye Büyük
Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi
yaptığı İçtüzük hükümlerine
göre yürütür.” hükmü yer
almaktadır.
Yine, Anayasa’nın 148. maddesinin
ikinci fıkrasında “Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla
yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna
ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile
sınırlıdır...” denilmektedir.
Anayasa’nın “Kanunların
Cumhurbaşkanınca yayımlanması” başlıklı 89. maddesinin 3.10.2001 günlü, 4709
sayılı Kanunla değişik ikinci fıkrasında “(Cumhurbaşkanı)... Yayımlanmasını
kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları, bir daha görüşülmek üzere, bu
hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde, Türkiye Büyük Millet
Meclisine geri gönderir. Cumhurbaşkanınca, kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun
bulunmayan maddeleri görüşebilir...” hükmü yer
almaktadır.
2001 Anayasa değişikliği sonrası
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün “Kanun tasarı ve tekliflerinin Genel
Kurulda görüşülmesi” başlıklı 81. maddesi 10.4.2003 tarih ve 766 sayılı kararla
değiştirilerek, Anayasa’nın 89/2. maddesinin ışığında son fıkra şu hale
dönüştürülmüştür: “Cumhurbaşkanınca yayımlanması kısmen uygun bulunmayan ve bir
daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilen kanunların
sadece uygun bulunmayan maddelerinin görüşülmesine kanunun görüşmelerine
başlamadan önce Genel Kurulca görüşmesiz karar
verilebilir. Bu durumda, sadece uygun bulunmayan maddelerle ilgili görüşme açılır. Kanunun
tümünün görüşülmesine karar verilmesi durumunda ise kanun yukarıdaki fıkralara
göre görüşülür. Kanunun tümünün oylaması
her halde yapılır.”
2 - Anayasa’nın 148. maddesinin
ikinci fıkrasındaki “Kanunların şekil
bakımından denetlenmesi” hususunda, Anayasakoyucu
tarafından getirilen gerekçe şu şekildedir: “...Getirilen ikinci bir yenilik,
son oylamadan önce yapılan şekil bozukluklarının iptale neden olamayacağıdır.
Son oylama Genel Kurul tarafından yapılır. Daha önce vücut bulan şekil
bozukluklarını Genel Kurulun bildiği veya bilmesi gerektiği varsayılır. Çünkü
onun kararı, yapılan bir incelemeye,
tartışmaya ve açıklamaya dayanır. Genel Kurulun oylama yapıp kanunu kabul
etmesi, şekil bozukluğunu, o kanunu kabul etmemek için yeterli neden saymadığı yolunda bir irade
tecellisidir. En büyük organ Genel Kuruldur. Onun iradesi hilafına bir sonuç
çıkarmak hukukun ana esaslarına aykırı düşer. Bu nedenle, son oylamadan önceki
şekil bozuklukları, iptal sebebi sayılmamıştır...” (Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nın Yorumu, C. II, Ömer İZGİ - Prof. Dr. Zafer GÖREN, TBMM. Yayınları,
Ankara 2002, s.1297)
Kanunların şekil bakımından
denetlenmesinde önem taşıyan “son
oylama” konusuna bir Anayasa
Mahkemesi kararında temas edildiği görülmektedir. Bütçe Kanununa yönelik bir
başvuruya ait sözkonusu kararda, konuya ilişkin şu saptamalarda
bulunulmaktadır: “... Anayasanın 148 inci maddesinin ikinci fıkrası yasaların
biçim yönünden denetlenmesini, son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp
yapılmadığı hususuyla sınırlamıştır. Bu nedenle, yasaların biçim yönünden
Anayasaya uygunluk denetimi yapılırken, Anayasanın 148 inci maddesinin ikinci
fıkrasının gözönünde bulundurulması gerekir. Anayasa
genelde yasaları, özelde bütçe yasalarının oylama yöntemini kurala bağlamamış;
buna karşılık TBMM’nin çalışmalarını kendi yapacağı İçtüzük hükümlerine göre
yürüteceği (md.95), yasa öneri ve tasarılarının TBMM’de görüşülme usul ve
esaslarının İçtüzükle düzenleneceği belirtilmiştir. (md.88) Bu kurallara uygun
olarak TBMM’nin çalışmalarında uyulacak oylama yöntemlerine İçtüzüğün 115 -125
inci maddelerinde yer verilmiştir. İçtüzüğün 82 nci
maddesinde (fıkra 2) yasanın tümünün ya da
maddelerinin oylanmasının, onbeş üye tarafından açık
oy istenmişse işaretle yapılacağı belirtilmiş; 118 inci maddesinde ise, genel ve
katma bütçe yasa tasarılarının tümünün açık oylama yöntemiyle oya sunulacağı
kurala bağlanmıştır. İçtüzüğün 116 ncı maddesinde,
Anayasada, yasalarda ya da İçtüzükte açık ya da gizli oylama yapılmasının zorunlu olduğunun
belirtilmediği bütün durumlarda, kural olarak
işaret oyuna başvurulacağı,
İçtüzükte işaret oyuyla yapılacağı belirtilen oylamaların ise mutlaka bu
yöntemle sonuçlandırılacağı açıklanmıştır... İşaretle oylamada sayı
belirtilmeden ‘kabul edilmiştir’ ya da ‘kabul
edilmemiştir’ biçiminde sonuç tutanağa geçirilmekte; açık oylamada ise sayısal
sonuç tutanakta yer almaktadır...” (Any. Mah.nin 17.9.1992 tarih ve
E.1992/26, K.1992/48 sayılı kararı; AMKD., Sayı : 28, C.2, s.546 -
548)
3 - Anayasa’nın yukarıda metnine
yer verilen 148/2. maddesi 1982’den beri değişikliğe uğramamış orijinal metin
olup, Anayasa’nın 89. maddesinin
3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Kanun’la değişiklik yapılmadan önceki orijinal
metninde ise Cumhurbaşkanı’nın “kanunları kısmen uygun bulma” yetkisi mevcut
değildi. Bu durumda, Cumhurbaşkanı’nın “yayımlanmasını uygun bulmadığı”
kanunları bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri
göndermesinden sonra, kanunun bütününün
yeniden görüşüleceği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün,
yukarıdaki Anayasa Mahkemesi kararında işaret edilen hükümlere uygun şekilde
(yapılan değişiklikler sonucu halen TBMM İçtüzüğü’nün 139 - 149. maddeleri
oylama şekillerini düzenlemektedir.) ve özellikle 81. maddesi uyarınca tümünün
oylanacağı tabii idi. Ancak, Anayasa’nın 89. maddesinde 3.10.2001 günlü, 4709
sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonucu Cumhurbaşkanı’na “Kanunları kısmen
uygun bulmama” yetkisi verilmiş ve bu yetkinin kullanılmasından sonra Türkiye
Büyük Millet Meclisi’nin nasıl görüşme yapacağı hususu şu anayasal hükümle çok
açık biçimde netleştirilmiştir: “...Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama
durumunda, Türkiye Büyük Millet meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri
görüşebilir...” Bu durumda, Anayasa’nın 148/2. maddesindeki “Kanunların şekil
bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp
yapılmadığı... hususları ile sınırlıdır...” hükmünün, salt
Cumhurbaşkanı’nca tamamen uygun
bulunmayan kanunlar bakımından ifade ettiği mana ile kısmen uygun bulunmayan
kanun hükümleri bakımından ifade edeceği mana farklı olacaktır. Çünkü, sonradan
yürürlüğe giren Anayasa’nın 89/2. maddesi gereğince, kısmen uygun bulmama
halinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin artık uygun bulunan diğer kanun
hükümlerini yeniden ele alma yetkisi
kalmamıştır ve sadece uygun
bulunmayan maddeleri görüşebilir. Anayasakoyucu bu
konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne herhangi bir takdir yetkisi tanımamış,
kısmen uygun bulunmayan maddeler dışında, uygun görülen diğer kanun hükümlerinin
yeniden ele alınmasını men yasağı öngörmüştür. Nitekim, anılan 89/2. madde
değişiklik gerekçesinde “Cumhurbaşkanının kısmen veya tamamen uygun bulmadığı
kanunları bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri
gönderebileceği öngörülmektedir. Bu durumda Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece
geri gönderilen maddeleri görüşebilir hükmü maddeye eklenmiştir.” denilmektedir.
(İZGİ - GÖREN, age., s.841) Yazarları arasında,
3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliklerini
gerçekleştiren Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Başkanını’nda yer aldığı bir bilimsel eserde de, Anayasa’nın
89/2. maddesinin anılan değişikliğiyle ilgili olarak şu değerlendirmede
bulunulduğu görülmektedir: “... Ayrıca fıkraya aşağıdaki cümle ek olarak
getirilmiştir: ‘Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye Büyük
Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir.’ Böylece, Cumhurbaşkanınca kısmen uygun
bulmama halinde kanunun bütününün yeniden görüşülmesi ve oylanması zorunluluğu
ortadan kalkmış, uygun bulunmayan kısım dışında milletvekillerince yeniden
değişiklik önergeleri verilmesi önlenmiş ve zamandan tasarruf edilmesi sağlanmış
olacaktır...” (İZGİ - GÖREN, age.,
s.847
4 - Yukarıdaki somut tespit ve
açıklama ışığında, Cumhurbaşkanı’nca kısmen uygun bulunmayan bir kanunun “tümünün” yeniden görüşülebilmesine
hukuken imkân olmadığı halde, eldeki somut işte Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurulu’nda 5272 sayılı Kanun’un tümünün oylamasının yapıldığı
anlaşılmaktadır. Bu oylamanın nedeninin ise 10.12.2002 tarih ve 750 sayılı
kararla değişik Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 81. maddesinin
yukarıda metnine işaret edilen son fıkrasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 89. maddesinin ikinci fıkrasında 3.10.2001 günlü, 4709 sayılı
Kanun’la yapılan değişiklik sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün
81. maddesinde yapılan değişiklikle, anılan İçtüzük düzenlemesinin Anayasa’nın
belirtilen hükmüne uygun hale getirilmesi gerekirken; İçtüzük değişikliğiyle
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na Anayasa’nın öngörmediği bazı
yetkiler verildiği görülmektedir. Gerçekten, Anayasa’nın 89. maddesinin değişik
ikinci fıkrasında “Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye
Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir.” denilmesine
karşın; anılan İçtüzük değişikliğiyle, bu anayasal direktif Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulu’nun takdirine bırakılmış ve eğer isterse Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulu’nun alacağı bir kararla bu yönde bir görüşme usulü benimsenebileceği; ancak Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulu’nun isterse kanunun tümünün görüşülmesine karar
verebileceği, her iki durumda da kanunun
tümünün oylanmasının her halde yapılacağı hükmü öngörülmüştür. Anayasakoyucunun açık iradesine aykırı düşen bu
düzenlemenin, iptal davasına konu yasalaştırma faaliyetinde olduğu gibi, bir
takım karışıklıklara yol açtığı
anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 88/2.
maddesindeki “Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde
görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.” şeklindeki hüküm ile 95/1.
maddesindeki “Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük
hükümlerine göre yürütür.” şeklindeki hüküm uyarınca çıkarılan Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğü’nün, kanunlaştırma çalışmalarında belli usul ve esaslar
öngörmesi doğal ve gerekli ise de; bu belirleme esnasında öncelikle Anayasa’daki
özel ve ayrık düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği izahtan varestedir.
Nitekim, yukarıda metnine yer verilen Anayasa’nın 89/2. maddesindeki düzenleme
buna bir örnek olup, “...Cumhurbaşkanınca, kısmen uygun bulunmama durumunda,
Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir...”
hükmünün, İçtüzükte evleviyetle dikkate alınması
gerektiği halde, Anayasa’nın anılan
hükmüyle uyarlı düşmeyen, onu aşan bir düzenlemeyle Genel Kurul’a birtakım
yetkiler verildiği görülmektedir.
Oysa, Anayasa Mahkemesi’nin bir
kararında “...İçtüzük hükümleri ancak
Anayasa kuralları ile sınırlı olarak ve o kurallara uyarlılıkları
oranında bir uygulama yeri bulabilirler.
İçtüzükte öngörülmemiş (Anayasa’nın getirdiği yeniliklere ilişkin)
konularda veya İçtüzüğün Anayasa ile
çelişen hükümlerine Anayasaya uyar bir uygulama yolunun tutulması
gereklidir. Aksine bir görüş, İçtüzüğü Anayasaya eşit, hatta Anayasadan
üstün tutmak olur. Böyle bir görüşün sakatlığı ise tartışılmayacak kadar
ortadadır... Esasen İçtüzük konusunda şimdiye kadarki uygulamalar, hep İçtüzüğün öngörmediği veya
Anayasa ile çelişmeye düştüğü hususlarda Anayasaya uygun bir yön izlemiştir...” (Any.Mah.nin 2.8.1967 tarih ve E.1967/22, K.1967/22 sayılı kararı;
AMKD., Sayı: 5, s. 161) Bu kararı irdeleyen öğreti de, Anayasa Mahkemesi’nin bu
kararıyla, İçtüzük hükümlerinin anayasal kurallara uygunluğu ölçüsünde tatbik
edileceğini gösterdiğine işaret etmektedir. (İçtüzüklerin Hukuki Niteliği ve
Anayasa Yargısındaki Yeri, M. Şükrü ALPASLAN, İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası,
C.XLII, Sayı: 1-4, İstanbul 1977, s.77)
İçtüzüklerle ilgili özgün bir monografik çalışmada da,
konuya dair şu somut gözlemlerde bulunulmaktadır: “...Bazı müellifler,
İçtüzüklerin bir devletin hayatındaki ehemmiyetini, onu ‘ikinci derecede Anayasa
Hukuku’, ‘arka safa itilmiş Anayasa Hukuku’
ve ‘tamamlanmamış ikinci derecede Anayasa Hukuku’ terimleri ile ifade
ettikleri gibi, İçtüzükler için ‘sessiz Anayasa’ diyenler de bulunmaktadır...
İçtüzüklerin ehemmiyeti değiştirilmelerinde daha iyi ortaya çıkar. Yapılan
değişiklik, bazen, Anayasanın menettiği neticelere götürdüğü gibi, bazen de, yapılan küçük bir
değişikliğin arkasından, çok büyük neticelerin meydana geldiği görülür...
Yapılan veya değiştirilen İçtüzük hükümlerinin Anayasaya uygunluğu kontrol
edilecek, Anayasaya aykırı bir tatbikatın İçtüzükler kanalı ile tesis edilmesine
imkân verilmeyecektir...” (Memleketimizde İçtüzükler, Doç. Dr. Servet ARMAĞAN,
İstanbul Hukuk Fakültesi Yayını, İstanbul 1972, s.14 -16)
Şu halde, Anayasa’nın 89/2.
maddesinin âmir hükmü doğrultusunda, evvelce tümü oylanarak kabul edilmiş, ancak
Cumhurbaşkanı’nca kısmen uygun bulunmayan hükümleri nedeniyle yeniden Türkiye
Büyük Millet Meclisi gündemine gelen bir kanunun, artık sadece uygun bulunmayan
maddeleri ele alınıp görüşülebilecek, evvelce Cumhurbaşkanı’nca uygun görülen
hükümleri (maddeleri) üzerinde herhangi bir görüşme yapılamayacak, uygun
bulunmayan maddeler Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 81. maddesinin
öngördüğü prosedür çerçevesinde (Anayasa’ya uygun düşmeyen son fıkrası ile
birinci fıkrasının (e) bendindeki “Tasarı veya teklifin tümü oylanır” cümlesi
hariç olmak üzere) görüşülecek ve İçtüzüğün 139 - 149 uncu maddelerine uygun
şekilde oylandıktan sonra kabul ya da reddedilecektir. Yani, bu durumda artık kısmen uygun bulunmama nedeniyle geri
gönderilen kanunun tümü yeniden oylanmayacaktır.
5 - Bu durumda, Anayasa
değişiklikleri sırasında maddeler arasındaki uyum ve bağlantının öngörülememesi nedeniyle üzerinde değişiklik yapılamayan Anayasa’nın
148/2. maddesindeki, kanunların şekil
bakımından denetlenmesinin, son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı hususu ile
sınırlı olduğuna dair hükmün,
Cumhurbaşkanı’nca kısmen uygun bulunmayan kanunlar bakımından uygulanması, sadece uygun bulunmayan maddelerin Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülmesi sonucu, bu maddelere ilişkin
son oylamanın, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 139 -149.
maddelerinde öngörülen çoğunlukla
yapılıp yapılmadığının saptanması şeklinde tecelli edecektir. Diğer bir
deyişle, Cumhurbaşkanı’nca kısmen uygun bulunmama nedeniyle geri gönderilen
kanunun tüm hükümlerinin (tümünün) son oylamasının yeniden yapılması gibi
Anayasa’nın öngörmediği bir yönteme başvurulması şeklindeki uygulama Anayasa’ya
uygun düşmeyecektir.
Davanın somutunda, Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nca kabul edilen Belediye Kanunu’nun
bazı maddelerinin (3, 14 ve Geçici 4 üncü maddeler) Cumhurbaşkanı’nca uygun
bulunmadığı ve bir daha görüşülmek üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri gönderildiği madde bir vakıadır. Bu
durumda, 7.10.2004 günlü, 5272 sayılı Belediye Kanunu’nun Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülmesi aşamasında, “sadece” önceki Belediye Kanunu’nun
uygun bulunmayan 3., 14. ve Geçici 4. maddeleri üzerinde görüşme yapılması ve
kanunun tümünün değil, sadece bu
maddelerin “son oylamasının” İçtüzüğün 139 - 149. maddelerine göre
yapılması gerekli bulunmaktadır.
İlgili Türkiye Büyük Millet
Meclisi tutanaklarının incelenmesinde, Cumhurbaşkanı’nca evvelce uygun
bulunmayan 3. ve 14. maddelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda işaret oyuyla ayrı ayrı son oylamalarının yapıldığı ve kabul edildiği, ancak
Geçici 4. maddenin komisyonca kanun metninden çıkarılmasına karşın verilen bir
önerge ile yeniden metne eklenmesinin istendiği, İçtüzüğün 87. maddesi uyarınca
komisyonun salt çoğunluğunun önergeye katılması nedeniyle Geçici 4. madde
üzerinde görüşme açıldığı, bu maddenin af niteliğinde olması nedeniyle yine
İçtüzüğün 92. maddesi uyarınca, kabul için beşte üç çoğunluğun bulunduğunun açık
oylamayla saptanması gerekliliği nedeniyle, elektronik oylama suretiyle
açık oylamaya gidildiği ve sonuçta önce
nitelikli çoğunluk olan 330 oyun olduğunun bildirildiği, akabinde de 5272 sayılı
Kanun’un tümünün (yani tüm maddelerinin)
son oylamasının nitelikli oya (üye tamsayısının beşte üçü - en az 330 oy)
sunulduğu ve elektronik oylama suretiyle yapılan açık oylamada bu nitelikli
çoğunluğa ulaşılmadığı (327 kabul oyu verildiği), Başkanlık Divanı’nca
oylamaların yeniden incelenmesi sonucu Geçici 4. maddenin 330 değil 323 kabul
oyu aldığı için kabul edilmediğinin ilân edildiği, akabinde de yine Başkanlık
Divanı’nca kanunun tümünün oylaması işin nitelikli çoğunluk gerekmediğinden ve
kanunun tümü için verilen oy sayısı (327 kabul oyu) İçtüzüğün 146. maddesinde
öngörülen karar yeter sayısından çok fazla olduğundan, 5272 sayılı Belediye
Kanunu’nun, Geçici 4. madde metninden çıkarılmış şekliyle kabul edildiğinin ilân
edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukar |