|
16
Aralık 2003 Tarihli Resmi Gazete
Sayı:
25318
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2002/55
Karar Sayısı : 2003/8
Karar Günü : 11.3.2003
İTİRAZ YOLUNA
BAŞVURAN : Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
: 4.1.1961 günlü, 213 sayılı
Vergi Usul Kanunu’nun 4369 sayılı Kanun ile değiştirilen 359. maddesinin (a)
bendinin 2 sayılı alt bendinin “...altı aydan üç yıla kadar hapis cezası
hükmolunur.” bölümünün, “Defter, kayıt ve belgeleri gizleyenler...” yönünden
Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali
istemidir.
I- OLAY
Sanığın, vergi kanunlarına göre tutulması, düzenlenmesi,
saklanması ve ibrazı mecbur kılınan defter, kayıt ve belgeleri vergi
incelemesine yetkili kimselere ibraz etmemesi nedeniyle kaçakçılık suçundan
cezalandırılması için açılan kamu davasında, 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin
(a) bendinin 2 sayılı alt bendinin itiraz konusu bölümünün, Anayasa’ya aykırı olduğu
kanısına varan Mahkeme, iptali için doğrudan başvurmuştur.
II- İTİRAZIN
GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Anayasanın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru milli
dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı Atatürk
Milliyetçiliğine bağlı başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik,
laik ve sosyal bir Hukuk devleti şeklindedir.
Gerek başlangıç hükümlerinde gerekse 2. maddede belirtildiği gibi
Egemenlik Kayıtsız Şartsız Türk Milletine ait olup, bunu millet adına kullanan
hiç bir kişi ve kuruluşun bu Anayasada gösterilen Hürriyetçi Demokrasi ve bunun
icapları ile belirlenmiş Hukuk düzeninin dışına çıkamaz.
Kuvvetler ayrılığı gereği üstünlük ancak Anayasa ve Kanunlarda
bulunur. Uygulamada ulusal yasalar ile uluslararası sözleşmeler arasında birlik
bulunması şarttır.
Devlet organları ve idare makamları Anayasanın 2. maddesinde
belirtilen Hukuk Devleti ilkesinin Devletin tüm organları üstünde Hukukun mutlak
egemenliğinin bulunması ve yasakoyucusunun da her zaman Anayasanın ve Hukukun
üstün kuralları ile kendisini bağlı saymasını gerektirir.
Devlet her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmak
zorunluluğundadır.
Anayasanın 90. maddesi gereğince Türk hukuk sistemi içerisinde
uygulanması gereken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek olarak düzenlenen 4
numaralı protokol ayrı bir kanunla kabul edilmiş ve Türk Ceza Yargılamasında
yerini almıştır.
Yine bu 4 numaralı protokol paralelinde 03.10.2001 tarih ve 3709
sayılı Yasanın 15. maddesi ile Anayasamızın 38. maddesi değiştirilmiş ve “idare
kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz”
hükmünü getirmiştir.
Bir başka anlatımla sözleşmenin temel ilkesi ekonomik suça
ekonomik ceza verilmesini kabul etmiştir.
Kaynağını yine
Anayasadan alan Vergi Kanunları ile mükellef ile idare arasında yapılan
sözleşmeler ile mükellef vergi vermekle, Devletin devamlılığını sağlamaktadır.
Bu vergi tüm devletlerde temel ilkedir. Devletin vatandaş ile yaptığı bu
sözleşme gereği mükellef yine yasada belirtilen şartlar ile bu vergi işleminin düzenini
sağlamak için gerekli olan defterleri noterde tasdik ettirip bunu kullanmak yine
bu defterleri talep halinde vergi memurlarına ibraz etmek zorundadır.
Vergi memurları tarafından istenilen defter ve belgeleri ibraz
etmeyen kişiler hakkında Yasa 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasını
gerektirmektedir.
Bu aşamada mükellefi üç ayrı ceza beklemektedir.
a-) Vergi suçu sanığı olarak idarece para cezasına
çarptırılabilmektedir.
b-) İdare defter ve belgelerini ibraz etmeyen
mükellefin KDV indirimlerini kabul etmeyerek resen KDV tahakkuk ettirip bunu
icra yoluyla alabilmektedir.
c-) Son olarak konumuzu teşkil eden davada olduğu gibi mükellef
hakkında C. Savcılığına suç duyurusunda bulunulabilmektedir.
Bir suça iki ayrı ceza verilmesi Hukukun Temel İlkesine
aykırıdır.
Kaynağını Anayasanın 73. maddesinden alan vergi toplumsal bir
sözleşmedir.
Yukarıda açıklandığı gibi hukukun temel ilkeleri ve Anayasanın
eşitlik ilkesi ile 38. maddede belirtilen kişi hürriyetinin idarece kısıtlanması
hükümlerine aykırılık olması, sanık hakkında uygulanan ve ekonomik bir sözleşme
olan 213 sayılı Yasanın karşısında cezanın da ekonomik olması gerekir.
4 numaralı protokolün 1. maddesinde belirtilen “bir borcun ifa
edilmemesinden dolayı hürriyeti bağlayıcı ceza verilemez” hükmü Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti tarafından ayrı bir Kanunla kabul edilmiştir.
Diğer bir ifade ile toplumsal bir sözleşme olan verginin alınması
için belge ve defterlerin istenmesi sonucunda bunların ibraz edilmemesinden
dolayı hapis cezası hükmedilmesi Anayasa’ya aykırıdır.
Yukarıda açıklandığı gibi 213 sayılı Yasanın değişik 359/a-2.
maddesindeki “6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası hükmolunur” maddesi Anayasa’nın
2 ve 38. maddelerine aykırı olduğu görüşü ile Anayasa’nın 152. maddesi gereğince
yapılan başvurumuzun kabulü ve itirazen iptaline karar verilmesi saygı ile arz
olunur.”
III- YASA
METİNLERİ
A- İtiraz Konusu
Yasa Kuralı
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 4369 sayılı Kanun ile
değiştirilen itiraz konusu bölümü de içeren 359. maddesinin (a) bendinin 2
sayılı alt bendi şöyledir:
“Madde 359: a) Vergi Kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve
saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
...
2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler
(Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde,
inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin
ibraz edilmemesi gizleme demektir.) veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge
düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar (Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge,
gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu
mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgedir.)
Hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur.
Hükmolunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde, hapis
cezasının her bir günü için sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük
işçiler için hüküm tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüt
tutarının yarısı esas alınır ve hükmolunan bu para cezası
ertelenemez.”
B- Dayanılan Anayasa
Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine
dayanılmıştır.
IV- İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN,
Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Sacit ADALI, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU,
Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA’nın
katılımlarıyla 9.4.2002 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz
konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile
diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
Başvuru kararında, toplumsal bir sözleşme olan verginin alınması
için, defter, kayıt ve belgelerin istenmesi ve bunların ibraz edilmemesi
nedeniyle hapis cezasına hükmedilmesinin, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devleti ilkesi ile 38. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen hiç
kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden
dolayı özgürlüğünden alıkonulamayacağına ve onbirinci fıkrasında yer alan
idarenin kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamayacağına ilişkin
düzenlemelerin aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
213 sayılı Yasa’nın 4369 sayılı Yasa ile değiştirilen 359.
maddesinin (a) bendinin (2) sayılı alt bendinde, vergi denetimine esas defter,
kayıt ve belgeleri gizleyenlere “...altı aydan üç yıla kadar hapis cezası”
öngörülmüştür.
Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasında, “Hiç kimse,
yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı
özgürlüğünden alıkonulamaz.”, onbirinci fıkrasında, “İdare, kişi hürriyetinin
kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz.”; maddenin gerekçesinde
de, “...4 nolu protokol gereği sözleşmeden doğan bir yükümlülük nedeniyle hiç
kimsenin özgürlüğünden alıkonulamayacağı hükmü eklenmiştir.
Sözleşmeden doğan
yükümlülük içinde borçlar da vardır.” denilmektedir.
İtiraz konusu kuralla, vergi kanunlarına göre tutulan veya
düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgelerin
vergi incelemesine yetkili kişilere ibraz edilme yükümlülüğünün yerine
getirilmemesi eylemi müeyyideye bağlanmıştır. Kuralda belirtilen hürriyeti
bağlayıcı ceza, devlet ile vergi mükellefi arasında sözleşmeden doğan bir
yükümlülüğün değil, kanunda belirtilen şartların yerine getirilmemesinden doğan
bir yaptırımdır. Kaldı ki, devlet ile vergi mükellefi arasındaki ilişkiyi
toplumsal sözleşme olarak nitelemek suretiyle Anayasa’nın 38. maddesinin
sekizinci fıkrasında sözü edilen sözleşme kavramıyla bağdaştırmak da mümkün
değildir.
Diğer taraftan iptali istenen kuralla getirilen özgürlüğün
kısıtlanması idarî bir uygulama sonucu olmayıp, kanunda belirtilen şartların
yerine getirilmemesinden dolayı bağımsız yargı kararı ile hükme bağlanacak olan
bir yaptırımdır
. Anayasa’nın, Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı 2. maddesine
göre, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk Devleti, insan haklarına
saygılı ve bu hakları koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir
hukuk düzeni kuran ve bu düzeni sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün
davranışlarında hukuk kurallarına ve Anayasa’ya uyan, işlem ve eylemleri yargı denetimine
bağlı olan devlettir.
Vergi, devletin egemenlik gücüne dayanarak tek taraflı irade ile
herhangi bir karşılığa bağlı olmadan belirli kurallara göre kişi ve kurumlardan
aldığı iktisadi değerlerdir. Anayasa ve yasalarla kamu giderlerinin
karşılanabilmesi için herkese ödev olarak öngörülen vergi ödeme yükümlülüğünün,
zamanında ve eksiksiz yerine getirilmesi durumunda kanunlarla idareye yüklenen
kamu hizmetlerinin aksatılmadan sürdürülmesi mümkün olacaktır. Bunun sağlanması için de
Anayasa’nın 38. maddesi ve ceza hukukunun genel ilkeleri gözetilerek para
cezaları yanında özgürlüğü bağlayıcı cezalar konulmasında hukuk devleti ilkesine
aykırılık yoktur.
İtiraz konusu bölüm, Anayasa’nın 38. ve 2. maddelerine aykırı
değildir. İsteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
4.1.1961 günlü, 213
sayılı “Vergi Usul Kanunu”nun 4369 sayılı Yasa ile değiştirilen 359. maddesinin
(a) bendinin (2) sayılı alt bendinin “... altı aydan üç yıla kadar hapis cezası
hükmolunur.” bölümünün, “Defter, kayıt ve belgeleri gizleyenler” yönünden
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 11.3.2003 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verildi.
|
Başkan
Mustafa BUMİN |
Başkanvekili
Haşim KILIÇ |
Üye
Yalçın ACARGÜN |
|
Üye
Sacit ADALI |
Üye
Ali HÜNER |
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU |
|
Üye
Ertuğrul ERSOY |
Üye
Tülay TUĞCU |
Üye
Ahmet AKYALÇIN |
|
Üye
Enis TUNGA |
Üye
Mehmet ERTEN |
|