|
13
Mayıs 2004 Tarihli Resmi Gazete
Sayı:
25461
Anayasa Mahkemesi Kararı
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2003/62
Karar Sayısı : 2003/77
Karar Günü : 24.7.2003
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 11. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
: 27.6.1984
günlü, 3030 sayılı “Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun”un 18. maddesinin 4736 sayılı
Yasa ile değiştirilen son fıkrasının Anayasa’nın 10. ve 127. maddelerine
aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması
istemidir.
I- OLAY
3030 sayılı Yasa’nın 18. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
ve son fıkrası uyarınca genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından Büyük Şehir
Belediyesine pay aktarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada,
kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN
GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Davacı Ankara
Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, Devlet Bütçe gelirlerinden 4736
sayılı kanun gereğince Şubat 2003 sonuna kadar toplanan Büyükşehir Belediye
payından kesintiler yapıldıktan sonra geri kalan miktarın belediyeye ödenmesine
ilişkin 10.03.2003 tarih ve 020525 sayılı işlemin iptali istemiyle İller Bankası
Genel Müdürlüğü’ne karşı açılan davada; Uyuşmazlığa esas alınan 4736 sayılı
Kanunu’nun 6. maddesiyle değişik 3030 sayılı yasanın 18. maddesinin son fıkrası
hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu düşünüldüğünden 2949 sayılı yasanın 28.
maddesi uyarınca dava dosyası incelendi:
27.06.1984 gün ve 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi
hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun
genel gerekçesinde, son yıllarda artan bir gelişme gösteren nüfus ve
sanayileşmenin beraberinde Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük yerleşim
merkezlerindeki şehirleşmeyi de hızlandırdığı ve şehirlerdeki bu gelişmenin
belediye sınırları dışına taşmasına yol açtığı, böylece belediye sınırlarına taşan plansız,
kontrolsuz yayılmanın; sosyal yapıda, ekonomide ve yerleşme şeklinde önemli
değişiklikleri de beraberinde getirdiği dolayısıyla plansız ve kontrolsüz
imarın; konut, ulaşım ve çevre sorunlarını ve alt yapı yetersizliğini
artıracağı ancak
sözkonusu sorunların çözümlenmesinde büyükşehirlerin ortaya çıkmasından önceki
dönemden kalma ve o dönemin ihtiyaçları gözönüne alınarak hazırlanan ve
uygulamaya konulan hukuki ve idari düzenlemelerin ihtiyaçlara cevap veremez hale
geldiğinden yeni
bir düzenlemenin yapılması gereğinden bahsedilerek 3030 sayılı kanunla düzenleme
yapılmıştır. Bu kanunun 1. maddesinde ise; amacın hizmetlerin planlı, programlı,
etkin ve uyum içinde yürütülmesinin sağlanması olduğu belirtilmiştir. Bu amacın
gerçekleşmesi
için gerek 3030 sayılı kanunda gerekse aynı kanunun uygulama yönetmeliğinde
Büyükşehir Belediyelerinin yapacakları görevler tek tek sayılmış, bunun dışında
1580 sayılı Belediyeler Kanununda ve diğer özel yasalarda Büyükşehir
Belediyelerine ayrıca yeni yükümlülükler getirilmiştir.
Kanun koyucu Büyükşehir Belediyelerinin yükümlülüklerini başarı
ile yerine getirebilmesi için ona paralel olarak Büyükşehir Belediyelerinin
gelirlerini de düzenlenmiştir.
3030 sayılı Kanunun Büyükşehir Belediye Gelirlerinin düzenlendiği
18. maddesinin (b) fıkrasında; “Büyükşehir belediyesinin bulunduğu il merkezinde
yapılan Genel bütçe Vergi Gelirleri tahsilat toplamı üzerinden gelir
saymanlıklarınca hesaplanıp ertesi ayın sonuna kadar ilgili Büyükşehir
belediyelerine yatırılacak %3 pay” Büyükşehir Belediyelerinin gelirleri arasında sayılmış, son
fıkrasında ise, “(b) fıkrasındaki % 3’lük pay Bakanlar Kurulunca %6 oranına
kadar artırabilir” hükmü yer almıştır.
Sözkonusu düzenlemeye istinaden 27.04.1985 gün ve 18737 sayılı
Bakanlar Kurulu kararı ile bu pay 1985 yılında % 5 olarak belirlenmiştir.
Ancak, 3030 sayılı kanunun 18. maddesinin son fıkrası, 08.01.2002
gün ve 4736 sayılı kanunun 6. maddesi ile “Bakanlar Kurulu (b) fıkrasındaki %3
pay oranını %6 oranına kadar artırmaya veya kanuni haddine kadar indirmeye
yetkilidir. Bu payın %40’ı bu miktardan düşülerek ilgili belediye hesabına,
kalan %60’ı ise İller bankası nezdindeki büyükşehir belediyeleri hesabına
yatırılır ve büyükşehir belediyelerine nüfuslarına göre dağıtılır”
şeklinde
değiştirilmiştir.
Yukarıda anılan 4736 sayılı kanunun 6. maddesinin
değerlendirilmesinden, Büyükşehir belediyesinin gelirleri arasında yeralan Genel
Bütçe vergi Gelirleri tahsilat toplamı üzerinden büyükşehir belediyesine
ayrılmakta olan %3 lük pay oranıyla ilgili olarak önceki düzenleme de Bakanlar
kuruluna sadece artırma yetkisi verildiği halde sözkonusu yeni düzenlemede
Bakanlar kuruluna pay oranını artırmaya ya da kanuni had olan %3 oranına
indirebilme yönünde yetki verildiği ve bu yetkiye istinaden Bakanlar kurulunun
2002/3548 sayılı kararıyla daha önceki düzenlemeye istinaden % 5 oranına kadar
çıkartılan pay oranının %4.1 indirildiğinin anlaşılması karşısında sözkonusu
düzenlemeyle Büyükşehir Belediye Gelirlerinin azaltıldığı görülmüştür.
Diğer taraftan, aynı düzenlemede, Büyükşehir belediyelerine
verilecek payın %40’ının ilgili belediyeye gönderileceği ve kalan %’60 lık
bölümünün ise İller bankasında açılan hesaba aktarılarak Büyükşehir belediyeleri
arasında nüfuslarına göre bir dağıtıma tabi tutulmuş olduğunun anlaşılması karşısında aynı
şekilde büyükşehir belediyesinin gelirinin 2 kez azaltıldığı görülmektedir.
Yerel idareler içerisinde yer alan büyükşehir belediyelerinin
giderek yeni hizmetler yüklenmeleri modern endüstriyel gelişmeye karşı çevre
koşullarını ve yaşantı niteliğini iyileştirme zorunluluğu ve halka yeni
gereksinimlerine uyan yeni hizmetler sunmak zorunda kalmaları, hizmetlerin
niteliklerini iyileştirmek istemeleri başka bir deyişle kendilerine verilen
görevleri gereği gibi yerine getirebilmeleri için parasal olanaklara sahip olmaları gerekmekte
olup, ancak parasal imkanlar sağlandığı takdirde daha özerk bir yapıya sahip
alacakları ve çağdaş belediyecilik hizmetleri verebilecekleri hususu
açıktır.
TC Anayasasının “Mahalli idareler” başlığını taşıyan 127.
maddesinin son fıkrasında, “Mahalli idarelerin belirli kamu hizmetlerinin
görülmesi amacı ile, kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik
kurmaları, görevleri, yetkileri,maliye ve kolluk işleri ve merkezi idare ile
karşılıklı bağ ve
ilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir
kaynaklan sağlanır” hükmüne yer verilmiştir.
3030 sayılı Yasa ile kanun koyucunun belediye gelirlerini
artırmayı hedeflediği, bu gelirlerde bir azalmanın düşünülmediği anılan yasanın
gerekçesinin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Kaldı ki, günümüz dünyasında yerel
yönetimlerin güçlendirilmeye çalışıldığı da bilinen bir gerçektir. Toplum
yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gerçek anlamda karşılanabilmesi ise
yerel
yönetimlerin mali yapılarının güçsüzleştirilmesi ile değil çağdaş yerel yönetim
anlayışına uygun olarak gelirlerinin artırılması ile mümkün olabilecektir.
Nitekim, Anayasanın 127. maddesinde de bu husus vurgulanmıştır. Bu açıdan, yerel
yönetimlerin görevleri ile orantılı gelir kaynaklarından yoksun bırakılmaması gerektiği,
aksine bir düşünüşün devamlı büyüyen ve büyüdükçe de ihtiyaçları artan
Büyükşehir belediyelerinin gerekli hizmeti vermede zorlanmalarına sebep
olacakları, bundan da en büyük zararı halkımızın göreceği, kaldı ki, yerel yönetim
gelirlerinin düşürülmesinin bilinen Avrupa Birliği kriterlerine de aykırılık
teşkil ettiği düşünülmektedir.
Yukarıda bahsedilen olgular karşısında, 27.06.1984 tarih ve 3030
sayılı Büyükşehir belediyelerinin Yönetimi hakkında kanun hükmünde kararnamenin
değiştirilerek kabulü hakkında kanunun 18/b maddesi ile getirilen “%3’lük pay
Bakanlar Kurulunca %6 oranına kadar arttırılabilir” hükmünün Kamu Kurum ve
Kuruluşlarının ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında 4736 sayılı Kanunun 6. maddesi ile “Bakanlar Kurulu (b)
fıkrasındaki %3 pay oranını %6 oranına kadar artırmaya veya kanuni haddine kadar
indirmeye yetkilidir” şeklinde değiştirilmesinin yerel yönetimlerinin
gelirlerini
arttırmaktan ziyade bu hususu siyasi iradenin yetkisine bırakmakla bir yerde
belediye paylarının azaltılmasını amaçladığı, aksine bir düşünüşün kabulü
halinde zaten ayrıca bir kanun değişikliği yapılmasına gerek bulunmadığı bununda
Anayasanın 127. maddesine ayrılık içerdiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 2380 sayılı kanun uyarınca belediyelere genel bütçe
vergi gelirlerinden nüfus esasına göre bakanlar kurulu kararma göre belirlenecek
olanlar dahilinde pay verildiğinden, dolayısıyla büyükşehir belediyeleri Türkiye
genelinde nüfusuna göre zaten bu yasa uyarınca hissesini aldığından ve anılan
yasa ile iller arasında istisna yapılmayıp nüfus sayısı kıstas alındığından,
4736 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 3030 sayılı Yasanın 18. maddesinin
son fıkrası hükmü
ile genel bütçe vergi gelirleri tahsilatının %40’nın ilgili belediyenin hesabına
yatırılması geriye kalan %60 payın ise İller Bankası nezdinde bir havuzda
toplandığı bu payın Büyükşehirlerin nüfuslarına göre dağıtılması şeklindeki
düzenlemenin, esas alındığı kriterler itibariyle, tüm belediyeler arasında ve
nüfuslarına göre bir dağıtımı içermemesi açısından aynı zamanda Anayasanın
eşitlik ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, Büyükşehir belediyelerinin gittikçe artan görevleri ve
vermiş oldukları hizmetlerin çeşitliliği karşısında, TC Anayasasının 127.
maddesi hükmü uyarınca görevleri ile orantılı gelir kaynaklarından
yararlandırılmaları gerekirken 4736 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değiştirilen
3030 sayılı kanunun 18. maddesinin son fıkrası hükmü ile Büyükşehir
Belediyelerinin gelirlerinde hizmetin aksamasına sebebiyet verecek bir tarzda
azalmaya imkan tanıyan bir düzenlemenin TC Anayasasının 127. maddesine aykırılık
içerdiği sonucuna varılmakla 3030 sayılı Yasanın değişik 4736 sayılı Yasanın 6. maddesi
ile değişik 18. maddesinin son fıkrası hükmünün Anayasaya aykırılığı kanaati ile
bu fıkranın iptali ve bakılan dava açısından bu fıkranın uygulanmasından doğacak
sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi için iptali istenen
fıkranın yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa mahkemesine başvurulmasına
ve dosyadaki belgelerin onaylı birer örneklerinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığına
gönderilmesine 04.06.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA
METİNLERİ
A- İtiraz Konusu
Yasa Kuralı
27.6.1984 günlü, 3030 sayılı “Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun”un 18.
maddesinin 4736 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile değiştirilen son fıkrası
şöyledir:
“Bakanlar Kurulu, (b) fıkrasındaki % 3 pay oranını % 6 oranına
kadar artırmaya veya kanuni haddine kadar indirmeye yetkilidir. Bu payın % 40’ı
bu miktardan düşülerek ilgili belediye hesabına, kalan % 60’ı ise İller Bankası
nezdindeki büyük şehir belediyeleri hesabına yatırılır ve büyük şehir
belediyelerine nüfuslarına göre dağıtılır.”
B- İlgili Yasa Kuralı
3030 sayılı
Yasa’nın 18. maddesinin birinci fıkrasının ilgili görülen (b) bendi
şöyledir:
“b) Büyük şehir belediyesinin bulunduğu il merkezinde yapılan
Genel Bütçe Vergi Gelirleri Tahsilat toplamı üzerinden gelir saymanlarınca
hesaplanıp, ertesi ayın sonuna kadar ilgili büyük şehir belediyesine yatırılacak
%3 pay,”
C- Dayanılan Anayasa
Kuralları
İtiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 10. ve 127. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
IV- İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN,
Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Mehmet ERTEN’in
katılımlarıyla 2.7.2003 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğün durdurulma
isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz
konusu ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu yasa kuralı ile büyükşehir
belediyelerinin gelirlerinin, hem genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan payın
azaltılması yolunda Bakanlar Kurulu’na yetki verilmesi, hem de ayrılan bu payın
belli bir oranının büyük şehir belediyelerine nüfusları oranında dağıtılması
sonucunda azaltıldığı, oysa, Anayasa’nın 127. maddesinin son fıkrasına göre
yerel yönetimlere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanması gerektiği, toplum
yararının yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile sağlanabileceği, bu nedenlerle
itiraz konusu yasa kuralının Anayasa’nın 10. ve 127. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
A- Fıkranın Birinci
Tümcesinin İncelenmesi
3030 sayılı Yasa’nın
18. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, büyük şehir belediyesinin
bulunduğu il merkezinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamının
% 3’ü ilgili belediyenin gelirleri arasında sayılmaktadır. Aynı maddenin itiraz
konusu son
fıkrasının ilk tümcesi ile %3’lük pay oranını %6’ya kadar artırma veya kanuni
haddine kadar indirme konusunda Bakanlar Kurulu’na yetki verilmektedir.
Anayasa’nın 127. maddesinde, mahalli ortak ihtiyaçların
karşılanabilmesi için kurulan mahalli idarelerin, kuruluş, görev ve yetkilerinin
yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği ve bu idarelere
görevleri ile orantılı gelir kaynaklarının sağlanacağı öngörülmüştür. 3030
sayılı Yasa’nın 18. maddesinin son fıkrasında öngörülen genel bütçe vergi gelirlerinden
yapılacak dağıtımın alt ve üst sınırları gösterilmek suretiyle Bakanlar
Kurulu’na yetki verilmiştir. Buna göre, yürütme organı %3’ün altında bir oran
tesbit edemeyeceği gibi %6’nın üzerine de çıkamayacaktır. Genel Bütçe gelirleri
tahsilat oranları
ya da vergi gelirlerindeki artış ve azalışlar gözetilerek mahalli idarelere
aktarılacak kaynakların miktarlarının belirtilen oranlar içinde dağıtılması ve
mali kaynakların ekonomik dengelerin gerektirdiği biçimde kullanılması amacıyla
Bakanlar
Kurulu’na belediye gelirlerinde arttırma ve azaltma yetkisi verilmesinde
Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, yapılan düzenleme ile aynı konumda olan büyük şehir
belediyeleri arasında herhangi bir ayırım gözetilmediğinden Anayasa’nın 10.
maddesinde belirtilen eşitlik ilkesine aykırılıktan da söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu fıkranın birinci tümcesi
Anayasa’ya aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Samia AKBULUT ve Yalçın ACARGÜN bu görüşlere
katılmamışlardır.
B- Fıkranın
İkinci Tümcesinin İncelenmesi
1- Anayasa’nın 127. maddesi Yönünden İnceleme
3030 sayılı Yasa’nın 18. maddesinin son fıkrasının ikinci
tümcesinde, büyük şehir il merkezinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri
tahsilat toplamından büyük şehir belediyesine verilen payın ne şekilde
dağıtılacağı konusu düzenlenmektedir. Bu payın %40’ı doğrudan ilgili büyük şehir
belediyesi hesabına aktarılırken, kalan % 60’lık kısım İller Bankası aracılığı
ile tüm büyük şehir belediyeleri arasında pay edilmektedir.
Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan payın bu şekilde
dağıtımının gerekçesi, özetle, büyük şehir belediyelerinin illerde toplanan
vergilerden aldıkları payın büyük şehirler arasında gerçek bir adaletsizliğe yol
açtığı, Anadolu’daki büyük şehir belediyelerine haksızlık yapıldığı, illerde
toplanan vergilerin büyük bir bölümünün, holdinglerin, bankaların genel
merkezlerinin bulunduğu İstanbul, Ankara ve Kocaeli illerine yatırıldığı, kendi
illerinde vergi rekortmenleri olan vergi mükelleflerinin işyeri merkezlerini İstanbul ve
Ankara gibi büyük şehirlere taşıdıkları ve vergilerini de o ile yatırdıkları,
Anadolu’nun büyük şehirlerinde çalıştırdıkları işçilerin, gecekondu, ulaşım,
yol, eğitim gibi sorunların o illere ek hizmetler ve malî yük getirmekte
olmasına rağmen,
vergi gelirlerinin İstanbul, Ankara ve Kocaeli gibi büyük şehirlere haksız
olarak verildiği yolundadır.
Anayasa’nın 127. maddesinin son fıkrasının son tümcesine göre,
yerel yönetimlere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanması
gerekmektedir. Gelir kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle büyük şehirlere
tahsis edilen genel bütçe vergi payının belediyeler arasında dağıtımı önem
taşımaktadır.
Büyük şehir belediyelerinin görevleri yasalarda belirlenirken
herhangi bir ayırım gözetilmemişse de, her büyük şehir belediyesinin yerine
getirmek durumunda olduğu hizmetlerin nitelik ve nicelik itibarıyla farklılık
göstereceği kuşkusuzdur. Herhangi bir büyük şehir belediyesinin nüfusu yanında
yöredeki sanayi yoğunluğu, eğitim kurumlarının sayısı, gelişme hızı, üretim ve tüketim kapasitesi,
kültür ve eğitim seviyesi ile ekonomik faktörler mahalli hizmetlerin niteliğini
ve maliyetini doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu etkenler gözetildiğinde
belediyelerin hizmet maliyetlerinin her zaman nüfusla doğru orantılı olarak
artmadığı bir gerçektir. Büyük şehir belediyelerinin il merkezlerinde toplanan
genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan %60’lık payın, itiraz konusu kuralda
olduğu gibi nüfus baz alınarak Anayasa’nın 127. maddesinde öngörülen
biçimde
belediyelere görevleriyle orantılı adil bir dağıtımının sağlanamayacağı
açıktır.
Kaldı ki, Yasa’nın gerekçesinde belirtildiği gibi işyerlerinin
üretim yeri ile merkezlerinin farklı yerde bulunması nedeniyle vergilerinin tarh
ve tahsilatının da farklılık göstermesi sorunu, itiraz konusu kuralda
öngörüldüğü gibi adil olmayan bir paylaşım sistemiyle değil, çeşitli yasalarda
yapılacak düzenlemelerle aşılabilecek konulardandır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu fıkranın ikinci tümcesi
Anayasa’nın 127. maddesine aykırıdır.
Bu görüşe Yalçın ACARGÜN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY,
Ahmet AKYALÇIN ve Mehmet ERTEN katılmamışlardır.
2- Anayasa’nın 10.
Maddesi Yönünden İnceleme
Mahkeme, iptalini
istediği kuralla % 40 ve % 60’lık vergi gelirleri payının tüm belediyeler
arasında ve nüfuslarına göre dağıtımı içermediğinden, Anayasa’nın eşitlik
ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Aynı hukuksal durumda bulunanların aynı kurallara, ayrı hukuksal
durumda bulunanların da ayrı kurallara tabi tutulması eşitlik ilkesine aykırılık
oluşturmaz.
Bu nedenle, 3030 sayılı Yasa’nın uygulandığı büyük şehir
belediyeleri ile bu Yasa’nın uygulanmadığı diğer belediyeler aynı hukuksal durum
ve statüde olmadığından kural Anayasa’nın 10. maddesine aykırı değildir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İSTEMİ
İtiraz konusu yasa hükmünün yürürlüğünün durdurulması istemi
24.7.2003 günlü, E.2003/62, K.2003/10 (Yürürlüğü Durdurma) sayılı kararla
reddedilmiştir.
VII- SONUÇ
27.6.1984 günlü,
3030 sayılı “Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun”un 18. maddesinin 4736 sayılı
Yasa ile değiştirilen son fıkrasının;
A- Birinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
itirazın REDDİNE, Samia AKBULUT ile Yalçın ACARGÜN’ün karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
B- İkinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE, Yalçın ACARGÜN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Ahmet AKYALÇIN ile
Mehmet ERTEN’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
24.7.2003 gününde karar verildi.
|
Başkan
Mustafa BUMİN |
Başkanvekili
Haşim KILIÇ |
Üye
Samia AKBULUT |
|
Üye
Yalçın ACARGÜN |
Üye
Sacit ADALI |
Üye
Ali HÜNER |
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU |
Üye
Aysel PEKİNER |
Üye
Ertuğrul ERSOY |
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN |
Üye
Mehmet ERTEN |
Esas Sayısı :
2003/62
Karar Sayısı :
2003/77
KARŞIOY
Anayasa’nın 127. maddesi, Mahalli İdarelerin il, belediye ve köy
halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları
kanunla belirlenen ve kararı organları gene kanunla gösterilen, seçmenler
tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileri olduğunu, kuruluş ve
görevleri ile yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla
düzenleneceğini amirdir.
Bu madde de söz edilen yerinden yönetim ilkesi yerel yönetimlerin
tüzel kişiliğe sahip olması, görevli organlarını seçme hakkının verilmesi ve bu
organlara karar verme yetkisinin tanınması, özerklik kurumunun anayasal bir
temele oturtulmasıdır.
Genel anlamda özerklik, sosyal bir topluluğun ya da tüzel
kişiliğin kendilerini yöneten kuralların tümünü ya da bir bölümünü bizzat
saptayabilmeleri veya Anayasa ve Yasaların çizdiği sınırlar içinde hareket
edebilme özgürlüğü ve yetisidir. Yerel yönetimler açısından özerklik ile Anayasa
ve yasaların belirlediği kanun hizmetlerinin önemli bir bölümünün yurttaşların
yararına olarak
yerel yönetimlerin sorumluluğu altında yerine getirilmesi yetkisidir.
127. maddenin beşinci fıkrasında öngörülen idari vesayet,
merkezden yönetimin yerel yönetimler üzerinde yapabileceği ve yasa ile
düzenlenmesi gereken bir denetim yetkisidir. Ancak bu yetki, sınırsız ve takdire
bağlı olmayıp, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde
yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması
ve mahalli ihtiyaçlarının gereği gibi karşılanması amaçlarına yöneliktir. İdari vesayet, merkezi
yönetimin, yerel yönetimlerin icrai kararlarını onama, geri çevirme ve kimi
durumlarda değiştirerek onama yetkisidir. Merkezden yönetimin elinde sadece salt
ve biçimsel bir denetim ve otorite aracı olmadığı gibi yerel
yönetimlerin
yetkisini ortadan kaldıracak, etkisiz kılacak biçimde kullanılamaz.
Yerel yönetimlerin kuruluş esasları, karar organlarının oluşumu,
görev ve yetkilerinin belirlenmesi, merkezi yönetimle bağ ve ilgileri, bunların
üzerinde uygulanacak idari vesayet yetkisi, yasal düzenlemeyi gerektirir. Pekçok
kararımızda yasallık, temel ilkelerin hepsinin yasakoyucu tarafından konulması
ve ancak yasakoyucunun uygun göreceği ayrıntıların yürütmece düzenlenmesi
şeklinde tarif edilmektedir.
İtiraz konusu 18. maddenin son fıkrasının birinci cümlesinde,
Bakanlar Kurulu’na (b) fıkrasındaki %3 pay oranını %6 oranına kadar artırma veya
kanuni haddine kadar indirme yetkisi verilmektedir.
%3-%6 pay oranları arasında tesbit yetkisi verilmesi ile Bakanlar
Kuruluna, genel, sınırsız, takdire bağlı, zaman içinde sık sık değişebilen,
hiyerarşi benzeri, ölçütleri belirsiz yetki tanınmaktadır.
Bu da, merkezden yönetimin yerel yönetimler üzerinde yapabileceği
ve yasa ile düzenlenmesi gereken bir denetim yetkisi olan ve sınırsız ve takdire
bağlı olmayan idari vesayet ilkesine, yasakoyucunun Anayasa ile kendisine
verilmiş olan düzenleme görevinin merkezi idareye devretmek suretiyle,
Anayasa’nın 7. maddesindeki yasama yetkisinin devredilemeyeceği kuralına
aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne
katılmıyoruz.
|
Üye |
Üye |
|
Samia AKBULUT |
Yalçın ACARGÜN |
Esas Sayısı :
2003/62
Karar Sayısı :
2003/77
KARŞIOY GEREKÇESİ
3030 Sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un 18. maddesinin
8.1.2002 günlü 4736 sayılı Yasa ile değiştirilen itiraz konusu son fıkrasında
“Bakanlar Kurulu (b) fıkrasındaki % 3 pay oranını % 6 oranına kadar artırmaya
veya kanuni haddine kadar indirmeye yetkilidir. Bu payın % 40’ı bu miktardan
düşülerek ilgili belediye hesabına kalan % 60’ı ise İller Bankası nezdindeki
büyük şehir belediyeleri hesabına yatırılır ve büyük şehir belediyelerine
nüfuslarına göre dağıtılır.” denilmekte, bu fıkra ile göndermede bulunulan
(b) fıkrasında
da, “Büyük şehir belediyesinin bulunduğu il merkezinde yapılan Genel Bütçe Vergi
Gelirleri Tahsilât toplamı üzerinden gelir saymanlarınca hesaplanıp, ertesi ayın
sonuna kadar ilgili büyük şehir belediyesine yatırılacak % 3 pay”, büyük şehir
belediyesinin
gelirleri arasında sayılmaktadır.
Anayasa’nın “Mahalli İdareler”e ilişkin 127. maddesinin son
fıkrasında, mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynakları
sağlanacağı belirtilmektedir. Mahalli idarelerin görevlerinin belirlenmesinde,
belediye sınırları içinde hizmet verdikleri nüfus sayısının önemi yadsınamaz.
Bunun yanında, yörelerin sosyo ekonomik özellikleri, gelişme düzeyleri gibi
faktörlerin de büyük şehir belediyelerinin görevlerini etkileyebileceği
düşünülebilirse de, gereksinimleri birbirinden çok farklı olan büyük şehir
statüsündeki belediyelerin görevlerinin saptanmasında objektif bir ölçü bularak
buna göre pay dağıtımı yapmanın zorluğu da gözardı edilemez. Nitekim,
Anayasa’nın 127. maddesinde belediyelerin yaptıkları hizmetlerin büyüklüğünün hangi ölçüye
göre saptanacağı konusuna açıklık getirilmemiş, bu husus yasa koyucunun
takdirine bırakılmıştır. Bu nedenle yasakoyucu, 18. maddenin (b) fıkrası ile
öngörülen payın % 40’ının ilgili belediyelere verilmesini, kalan % 60’ının
da büyük şehir
belediyelerine nüfuslarına göre dağıtılmasını uygun görmüştür.
İptal kararının gerekçesini oluşturan çoğunluğun görüşü de %
60’lık bölümün büyük şehir belediyeleri arasında dağıtılmaması yönünde değil, bu
dağıtımın nüfusa göre yapılmaması gerektiği yolundadır. Ancak, Anayasa’da
mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir sağlama konusunda yasakoyucunun,
anayasal ilkelere bağlı kalmak koşuluyla nüfusu ölçü almasını engelleyen bir
kural yer almadığından böyle bir gerekçenin anayasal dayanağı
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın son tümcesine ilişkin
istemin reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne
katılmıyoruz.
|
Üye |
Üye |
|
Fulya KANTARCIOĞLU |
Ertuğrul ERSOY |
Esas Sayısı :
2003/62
Karar Sayısı :
2003/77
KARŞIOY YAZISI
İtiraz konusu 3030 sayılı “Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun”un 18.
maddesinin 4736 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasının ikinci tümcesinde, büyük
şehir belediyesinin bulunduğu il merkezinde yapılan Genel Bütçe Vergi Gelirleri
Tahsilat toplamı üzerinden Bakanlar Kurulu’nun tesbit ettiği payın %40’ının
paydan düşülerek doğrudan ilgili belediye hesabına, kalan %60’ının ise İller
Bankası nezdindeki büyük şehir belediyeleri hesabına yatırılarak bu belediyelerin
nüfuslarına göre dağıtılacağı öngörülmüştür.
Anayasa’nın 127. maddesinin ikinci fıkrasında, mahalli idarelerin
kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak
kanunla düzenleneceği; beşinci fıkrasında, merkezi idarenin, mahalli idareler
üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde
yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması
ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller
dairesinde idari vesayet yetkisine sahip olduğu; altıncı fıkrasında, mahalli
idarelere görevleriyle orantılı gelir kaynakları sağlanacağı belirtilmiştir.
Mahalli idarelere ilişkin 127. maddede, mahalli idarelerin
görevlerinin belirlenmesi yasakoyucunun takdirine bırakılmış ve mahalli
hizmetlerde belirgin bir ölçü getirilmemiştir. Yasakoyucu da itiraz konusu
kuralda %60 payın büyük şehir belediyelerine, nüfuslarına göre dağılımını uygun
görmüştür. Kaldı ki, bunu engelleyen bir durumda söz konusu değildir.
3030 sayılı Yasa’nın 6. maddesinde de büyük şehir belediyelerinin
görevleri sayılmıştır.
Özgün yapıyı taşıyan büyük şehir belediyelerinin bu görevlerinin
yoğunluk derecesinin, orada yaşayan insanların sayısına göre değişkenlik
göstereceği kuşkusuzdur. Her ne kadar nüfusun yanında diğer faktörlerin,
hizmetin yürütülmesindeki etkinliği gözardı edilemez ise de bu ölçünün
yasakoyucu tarafından belirlenmesindeki güçlük inkâr edilemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın son tümcesinin
Anayasa’ya aykırılığından söz edilemez. İstemin reddi gerektiği düşüncesiyle
çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Esas Sayısı :
2003/62
Karar Sayısı :
2003/77
KARŞIOY YAZISI
3030 sayılı Yasa’nın
18. maddesinin son fıkrasının itiraz konusu ikinci tümcesinde, büyük şehir il
merkezinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından büyük şehir
belediyelerine verilen payın ne şekilde dağıtılacağı konusu düzenlenmiştir.
Başvuru kararında, büyük şehir belediyelerine modern endüstriyel
gelişmelere karşı çevre koşullarını ve yaşantı niteliğini iyileştirme, yeni
gereksinmelere uyan yeni hizmetler sunma gibi yeni görevler
yüklenmesinin, onların parasal
olanaklara sahip olmalarını gerektirdiği halde, itiraz konusu düzenlemenin
ikinci tümcesiyle büyük şehir belediye gelirlerinin ikinci kez azaltıldığı,
sağlanan gelirin yüklenen görevlerle orantılı olmadığı ve bu durumun Anayasa’nın
127. maddesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 73. maddesinde yer alan, herkesin, kamu giderlerini
karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğuna ilişkin
düzenleme ile belli gelirlerin belli giderlere tahsis
edilmeyerek devlet maliyesinin bir
bütün olacak şekilde ele alınması yönündeki genellik ilkesi birlikte nazara
alındığında, genel bütçe vergi gelirlerinin belli bir yerdeki veya bölgedeki
hizmeti görmek için toplanmadığını, Anayasa’daki tanımı ile kamu giderlerini
karşılamak üzere toplandığını göstermekte, toplandığı yerde
harcanması gerektiği yolunda da bir
kural bulunmamaktadır. Buna göre, büyük şehir belediyelerinin il merkezlerinde
toplanan genel bütçe vergi gelirlerinin, büyük şehir belediyelerine dağıtımı
olanaklı bulunmaktadır.
Öte yandan, Ülkemizin önde gelen bir çok hizmet ve sanayi
kuruluşunun, Anadolu’nun değişik
büyük şehir belediyeleri içerisinde faaliyet gösterdikleri
ve bu belediyelerin bir çok konudaki görevlerini nitelik ve nicelik olarak artırdıkları halde, üretimleri sonucu elde
edilen gelirler, genel merkezlerinin, dolayısı ile de vergi mükellefiyet kayıtlarının bulunduğu
Ankara, İstanbul gibi belli başlı büyük şehirlerin vergi dairelerine ödenmekte
ve anılan illerin genel bütçe vergi gelirleri içinde yer almaktadır. Bu durumun
ise, toplanan
genel bütçe vergi gelirlerinin, büyük şehir il merkezlerinde bizzat yapılan
faaliyetler sonucunda elde edilmediğini göstermektedir.
Diğer taraftan, gelişmiş bölgelerdeki büyük şehir belediyelerinin
gelir düzeyi daha yüksek, gelişmemiş bölgelerdeki büyük şehir belediyelerinin
gelir düzeyi ise daha düşüktür. Herhangi bir büyük şehir belediyesinde toplanan
genel bütçe vergi gelirlerinin nüfusa oranı ne olursa olsun, 3030 ve 1580 sayılı
Yasa’lar, tüm büyük şehir belediyelerine ayırımsız aynı görev ve sorumluluğu
yüklemektedir. Bunların yerine getirilebilmesi ise aynı düzeyde gelir elde
edilmesine bağlıdır. İşte söz konusu düzenleme ile daha çok gelişmiş bölgelerde
yer alan büyük şehir belediyelerinin il merkezlerinde toplanan genel bütçe vergi
gelirlerinden ayrılan pay nüfusa göre dağıtım sonucunda fazla gelişmemiş olan büyük
şehir belediyelerine aktarılabilmekte ve böylece fazla gelişmemiş bölgelerde
bulunan büyük şehir belediyelerinin görevlerini yerine getirebilmesi sağlanarak
bölgeler arasındaki eşitsizlik giderilmek
istenmektedir.
Yukarda yer verilen açıklamalar, itiraza konu edilen Yasa hükmünün
Anayasa’nın Başlangıç’ında belirtilen sosyal adalet, 5. maddesinde açıklanan
sosyal hukuk devleti ve adalet ilkelerine, Devletin iktisadi
ve sosyal ödevlerinin sınırlarını
belirleyen 65. maddesine, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın yurt
düzeyinde dengeli gelişmesini öngören 166. maddesine başvurunun ve çoğunluk
görüşünün aksine mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynağı
sağlanmasını öngören 127. maddesine uygun bir düzenleme olduğunu göstermektedir.
Bu nedenlerle, Anayasa’ya aykırı olmayan kuralın iptali yönündeki
çoğunluk düşüncesine katılmıyorum.
Üye
Mehmet ERTEN
|