|
01
Aralık 2005
Muharrem ÖZDEMİR
Gelir İdaresi
Başkanlığı
Vergi Denetmeni
Denetmen47@yahoo.com
ÇİFTÇİLER DİKKAT:
TAPU SİCİLİ ve CİNS
TASHİHİ İŞLEMLERİ İKİ YIL SÜRE İLE VERGİ
ve HARÇLARDAN MUAF
Gelir Vergisi
Kanununun 2’inci maddesine göre Zirai Kazançlar Gelir Vergisine tabidir.
Zirai
kazançların vergilendirilmesine dönük asli düzenlemeler aynı kanununun 52, 53
ve 54’üncü maddelerinde yapılmıştır. Zirai faaliyetlerden doğan kazancın zirai
kazanç olduğu belirtilmiştir (GVK Md.52). Çiftçi ise, zirai faaliyette bulunan
gerçek kişilere denir. Yürülükteki vergi kanunları zirai kazancın
vergilendirilmesine dönük olmaktan ziyade
tolaranslı hükümler içermektedir.
Bu tolaranslı hükümler nedeniyle tevkif
suretiyle vergilendirme yolu seçilmiştir. Gelir vergisi kanununun 54’üncü
maddesinde “İşletme Büyüklükleri Ölçüsü” tek tek sayılmış bu ölçüler dışında
kalan zirai faaliyetlerin vergilendirilmeyeceği öngörülmüştür. Örneğin;
150 adet
büyükbaş hayvan veya 750 adet küçükbaş hayvan sahibi olmayan çiftçiler
vergilendirilmeyecektir. Bu da gösteriyor ki vergi kanunları ülkemizde kırsal
kesimde yaşayarak çiftçilikle geçinen ve sayıları 20 milyonu bulan çiftçi
insanımıza vergisel kolaylıklar sağlamaktadır.
Ülkemizde, devlet uzun yıllar Tarımsal
Destekleme Politikaları adı altında pazara tüketici olarak girerek destekleme
alımları yapmıştır. Bu yöntem ile devlet tarım sektöründeki arz/talep dengesini
gözetmeyen alımlarla stokları olumsuz etkilemiş fiyatlar üzerinde müdaheleci olmuştur.
Uzun
yıllar uygulanan bu yöntem Dünya Bankası, OECD ve IMF tarafından eleştirilmiş
ve bu nedenle tarım sektöründe ürün fiyatlarının belirlenmesinde destekleme
alımlarının kaldırılması, çiftçiye doğrudan gelir desteğinin sağlanması
önerilmiştir([1]).
Bu yöntemin
önerilmesindeki en önemli faktör diğer desteklemelerin aksine sadece tarımsal
üretim yapan çiftçi/üreticiye ödenen, aracısız ve şeffaf bir destekleme şekli
olmasındandır. Ülkemizde de uygulamaya geçilen bu yöntemle gerçek çiftçilere tarımsal
arazileri baz alınarak DGD ödenmekte ve üretici desteklenmektedir.
Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı tarafından oluşturulan bilgi ambarı çerçevesinde çiftçiler
kayıt altına alınmakta ve çiftçilere ait bu bilgiler Çiftçi Kayıt Sisteminde
denetlenerek takip edilmektedir. Bu ÇKS yöntemi sayesinde DGD'nin ve diğer tarımsal desteklerin doğrudan
üretim yapan çiftçinin eline geçmesi garanti altına alınmaktadır.
Bizim gibi gelişmekte
olan ülkelerde en önemli sıkıntıların başında tarımsal arazi kayıtlarının ve buna
ilişkin istatistiki bilgi ambarının yeterli olmayışı gelir. Bugüne kadar bu tür
güncel bir tarım envanterinin eksikliği, tarımın temel sorunlarına etkili
çözümler geliştirilememesinde önemli rol oynamıştır. Oluşturulmaya çalışılan
Çiftçi Kayıt Sistemi ile tarıma yapılacak desteğin hedef kitleye doğrudan ulaşması
sağlanmaktadır([2]).
Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı sağlıklı tarım politikalarının oluşturulması için kurulan
Çiftçi Kayıt Sisteminin güncellenmesi, geliştirilmesi ve tarımsal
desteklemelerin denetlenebilir, izlenebilir bir şekilde yürütülmesini sağlamak,
çiftçilerin
envanterini çıkarmak ve kaynakların doğru çiftçiye aktarılması amacıyla “Çiftçi Kayıt
Sistemi Yönetmeliği([3])”
yayınlamıştır. Buna göre çifçilerin Doğrudan Gelir Desteği
alabilmesi Çiftçi kayıt sistemine kayıt olması gerekir. Doğrudan Gelir Desteğinden
faydalanmak için Çiftçi Kayıt Yönetmeliği ve aynı zamanda 237 sayılı Gelir
Vergisi Genel Tebliği([4])
uyarınca da çiftçi belgesi alması şarttır. Çiftçi Belgesi alınmaması halinde çiftçilerin kredi, sübvansiyon,
prim gibi destekleme unsurlarından yararlanması mümkün değildir. Bunun yanında haksız
yere destekleme priminden yararlanıldığının tespit edilmesi halinde, haksız
yere ödenen destekleme primi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü
Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde haksız ödemeyi sağlayan belge veya
belgeleri kullanan gerçek kişilerden, belge veya belgeleri düzenleyen
gerçek/tüzel kişilerden, kooperatifler, birlikler, çırçır işletmeleri, yem
fabrikaları, yağ fabrikaları, gıda fabrikaları, zeytin sıkma tesisleri ve diğer
ilgililerden müteselsilen geri alınacak, ayrıca, destekleme priminden
yararlanmak üzere sahte ve içeriği itibariyle gerçek dışı belge düzenleyen ve
kullananlar ile borsada gerçek dışı fiyatla alım satım tescili yaptırdığı
anlaşılan üreticiler bu karar ile öngörülen uygulamadan
yararlandırılmayacaklardır([5]).
Çiftçilerin kayıt altına alınması ve
doğrudan gelir gelir sağlanması,
toprağın doğal veya yapay yollarla kaybını ve niteliklerini yitirmesini
engelleyerek korunmasını, geliştirilmesini ve çevre öncelikli sürdürülebilir
kalkınma ilkesine uygun olarak,
plânlı arazi kullanımını sağlayacak amacıyla 03.07.2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi
Kullanımı Kanunu([6])
yürürlüğe
girmiştir. Bu kanunun geçici 2’nci maddesinde; Çiftçi Kayıt Sistemi
oluşturulması amacıyla, ilgililerin isteği üzerine tarım arazilerinin veraset
intikal ve cins tashihi işlemleri için; Veraset İntikal Vergisi, tapu harcı,
döner sermaye ücreti ve her türlü vergi ve kesintilerin iki yıllık süre için alınmayacağı hükmü yer almaktadır. Buna göre
çiftçilerin doğrudan gelir desteğinden yararlanabilmesi için tarım arazisinin Kadastro
geçmiş birimlerde tapu kaydı, kadastro geçmemiş birimlerde ise tespit komisyonu
keşif raporlarında, tarım arazisi vasfı bulunan, gerçek ve tüzel kişilerin
tarımsal üretim kaynaklarını kullanarak üzerinde tarımsal faaliyet yürüttüğü
taşınmaz olması gerekir. Kadastro geçmiş tarım arazilerinin tapu sicil
müdürlüğüne tescil edilmesi gerekir. Bu tescil işlemlerini çeşitli
sebeplerle (emlak vergisi, tapu harçarının yüksekliği vs.) üzerlerine alamayan
çiftçilere bir vergisel olanak getirilmektedir. Bu bağlamda, Çiftçi Kayıt
Sistemine kayıt olmak için tapu sicilinde yapılması gerekli olan veraset
intikal ve cins tashihi işlemleri sırasında daha önce çiftçilerden tahsil
edilen vergi ve kesintiler iki yıllığına tahsil edilmeyecektir. 5403 sayılı
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa göre Veraset ve İntikal Vergisi ile
Harçlar Kanunu Uygulaması ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığı 2 No’lu
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Sirkülerinde gerekli açıklamalar yapmıştır([7]).
Buna
göre; 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun geçici 2’nci
maddesinde yer alan hükme göre, çiftçi kayıt sisteminin oluşturulması amacı ile
söz konusu Kanun maddesinin yürürlüğe girdiği 19.07.2005 tarihinden itibaren
iki yıllık süre içinde;
i. İlgililerin
isteği üzerine tarım arazilerinin veraset intikal ve cins tashihi işlemleri
için veraset ve intikal vergisi alınmayacağından, tapu sicil müdürlükleri
tarafından mirasçılar adına devir işleminin yapılması esnasında ilişik kesme
belgesinin aranılmaması,
ii. Söz konusu
Kanunda tanımı yapılan tarım arazisi olan gayrimenkullere ilişkin ilgililerin
isteği üzerine yapılacak cins tashihi işlemleri ile veraseten intikal eden
gayrimenkullerin tapuya tescili işlemlerinde, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre
alınması gereken tapu harcı ile her türlü vergi ve kesintilerin aranılmaması,
gerekmektedir.
Tüm bu değerlendirme ve bilgiler ışığında
Çitfçilerin Doğrudan Gelir Desteği ve benzeri muhtelif tarımsal desteklerden
faydalanabilmeleri için kullanmakta oldukları tarımsal arazilerini tapu
müdürlüklerine kendi adlarına tescil işlemlerini yaptırmaları gerekmektedir.
Bu
işlemler sırasında Tapu müdürlükleri ve Vergi daireleri tanınan bu imkânlar
çervesinde hiçbir vergisel işlem yapmayacaktır. Çiftçilerin bahsi geçen vergisel
olanaklardan faydalanabilmeleri için 19.07.2005 tarihinde itibaren 2 yıllık
süre içerisinde işlemlere başlamaları gerekmektedir. Belirtilen sürelerde
işlemleri yaptıran çiftçiler rahatlıkla Çiftçi Kayıt Sistemine kayıt olabilecek
doğrudan gelir desteğinden istifade edebilecek ve aynı zamanda veraset ve
intikal vergisi, tapu harcı ile hertürlü vergi ve kesintilerden muaf tutulacaktır.
|