|
20 Aralık 2005
Talha APAK
Yeminli Mali Müşavir
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Görevlisi
t.apak@ttnet.net.tr
t.apak@superonline.com
MALİ DİSİPLİN - VERGİ İLİŞKİSİ VE BAĞLI SORUNLAR
I. GİRİŞ:
2006 yılına
girmekte olduğumuz şu sıralar vergi konusunu gündemde tutmak, mali disiplin ve
vergi ilişkisi konusunda eleştiri ve öneriler sunmak yazımız konusunu teşkil
etmektedir. Ülkemizde genellikle yılın sonlarında ve gelecek yılın başlarında
vergi konusu önemli gündem maddesi olmakta, vergi kanunlarında değişiklikler
yapılmakta, yeni vergiler ihdas edilmekte, bazı vergiler de kaldırılmaktadır. Burada değişiklikler kadar,
bu değişikliklerden beklentiler de o kadar önem taşır.
Günümüzde kamu harcamalarının
azaltılması yönündeki yoğun gayretlere rağmen, GSMH içindeki payı hala
yüksektir. Artan kamu harcamaları finansmanının temini ise, hükümetlerin
çözmesi gereken en önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Kamu harcamalarının
finansmanında ise en büyük payı şüphesiz vergi gelirleri oluşturmaktadır. Ülkemiz
kamu maliyesinde yaşanan temel sorunlar; kısaca kamu kesiminin borçlanma gereği
kamu harcamaları ve kamu gelirleri cephesinde yaşanan disiplinsizlik olarak öne
çıkmaktadır.
Mali disiplin; kamu gelirleri ve kamu giderlerinin birbirine denk
olmasını ifade etmektedir. Burada kastedilen sadece konsolide bütçe denkliği
değil, bütçe gelir ve giderlerinin birbirine denk olması dışında sosyal
güvenlik kuruluşları, yerel yönetimler, fonlar, döner sermaye ve KİT’lerin
bütçelerini de içine alan tüm kamu gelir ve giderlerinin denkliğidir.
Şüphesiz mali disiplinsizliğin farklı nedenleri
vardır. Mali disiplin ve disiplinsizliğin tarihsel gelişimi dünyanın bir çok
ülkesinde aynı seviyelerde seyretmiş olup, ülkemizdeki durum da dünyadaki bir
çok ülkesindeki gelişmelerden çok farklı olmamıştır. Ülkemizde mali
politikaların tarihsel gelişimi özetle; durgunluk dönemlerinde artırılan kamu
harcamalarının ekonomik canlanma ile birlikte kısılmadığı ve bu dönemlerde
azalan vergi gelirlerinin, vergi oranları artırılarak ve yeni vergiler
konularak giderilmeye çalışıldığı gözlenmiştir. Bu sürecin temel sebebi politiktir.
Seçim öncesinde oylarını arttırmak kaygısıyla
vergi oranlarını indirip kamu harcamalarını artıran siyasi iktidarlar,
seçim sonrasında artan kamu açıklarını finanse etmek için vergi oranlarını tekrar
artırmaya başlamışlardır.
Maliye politikası; devletin, ekonomik ve sosyal amaçlara
ulaşılmasını sağlamak üzere, vergi alma ve harcama yapmak suretiyle ekonomik
yaşama yaptığı müdahalelerdir. Maliye politikasının uygulanmasındaki temel
unsurlar;
- Devlet Harcamaları
- Devlet Borçları
-
Vergiler
olmak üzere üç önemli başlıkta toplanmakla
birlikte;
- Gelir dağılımını etkileyen politikalar,
- Yatırım harcamalarında izlenen politikalar,
- Sosyal amaçlı harcamalarda izlenen politikalar
olmak üzere devlet harcamaları da üç önemli başlık
olarak öne çıkmaktadır.
II. TÜRK VERGİ SİSTEMİNİN SORUNLARI, BEKLENTİLER VE
ÖNERİLER:
Ülkemizde uzun yıllardır yaşanan mali disiplin,
kayıt dışı ekonomi ve vergi sorunu, 21. yüzyılın 2006’sına girilirken önemli
gündem maddesi olarak yerini ve geçerliliğini korumaktadır. Yukarıda yazımız
girişinde de belirtildiği gibi, vergi sorunu mali disiplinin doğal sonucudur. Bu
yazımızla mali disiplin konusunu bütün boyutlarıyla ele almak yerine, mali
disipline katkısı olması düşüncesiyle vergi konusunda bazı görüş ve
önerilerimizi dile getirmemiz mümkündür.
İdeal bir vergi sisteminin taşıması gereken
özelliklerinin başında vergileme ilkeleri gelmektedir. Tarih boyunca çeşitli
iktisatçı ve maliyeciler tarafından birtakım vergileme ilkeleri ortaya konulmuştur.
Bu ilkelerden yola çıkarak 21. yüzyılda Türkiye’de dünyadaki gelişmeler
ışığında vergi sisteminin uyması gereken
temel ilkeleri şu şekilde sıralayabiliriz;
- Açık ve anlaşılır olmalıdır.
- Uygulaması basit olmalıdır.
- Adil olmalıdır.
- Etkinlik ilkesine uygun olmalıdır.
- Kimseye ayrıcalık sağlamamalıdır.
- Tarafsız olmalıdır.
Vergi sistemimiz gelir, servet, tüketim ve dış
ticaret üzerinden alınan vergilerden oluşmaktadır. Türk vergi sisteminin
temelini gelir üzerinden alınan vergiler oluşturmaktadır. Vergi sistemimizde
çok sayıda vergi, fon ve harç adı altında getirilmiş yükümlülükler
bulunmaktadır. Bu durum, sistemin hem karmaşık olmasına hem de vergi yükünün
ağırlaşmasına neden olmaktadır. Vergi oranları yüksektir ve mükellefler
üzerindeki vergi yükü ağırdır. Vergi yükünün dağılımı da adaletsizdir. Bu yük
özellikle ücretliler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ağır vergi yükü vergi kaçakçılığına,
vergiden kaçınma olaylarına diğer bir ifade ile kayıt dışı ekonomiye neden
olmaktadır. Ağır vergi yükünün tasarrufları, yatırımları ve istihdamı olumsuz
yönde etkilediği unutulmamalıdır.
Vergi sistemimizde dolaylı vergiler ağırlıktadır.
Bu durum vergi sisteminde adaletsizliğe neden olmaktadır. Türkiye'de 1985
yılına kadar vergi sisteminde dolaysız vergiler ağırlıkta iken, 1985 sonrasında
uygulamaya konulan KDV'nin, dolaylı vergilerin payını artırdığı gözlenmiştir.
Vergi sistemimizde en sık karşılaşılan olaylardan
biri de vergi kanunlarının sık sık değişmesidir. Vergi, resim, harç ve benzeri
mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle ayrıcalık
yaratılmaktadır. Aynı şekilde vergi mükelleflerinin vermek zorunda oldukları
beyanname sayısı fazla ve beyannameler çok karmaşıktır. Mevcut vergi sistemi ve
bürokratik işlemlerle birlikte ülkemizde vergi dairelerinde de önemli sorunlar
yaşanmaktadır.
Türk vergi sisteminde yaşanan bu sorunlar, vergi
sistemimizin yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Türk
vergi sisteminde yapılacak bir reformun vergi oranlarını, vergi kaynağını,
vergi türünü ve vergi kanunlarını hedef alması gerekir.
Bazı Öneriler:
Tüm vergi kanunları günün koşullarına göre yeniden
gözden geçirilmeli, sadeleştirilmeli ve aşağıdaki hususlar kapsamında ciddi
değişiklik ve düzenlemelere gidilmelidir.
-
Sağlıklı beyanların yapılması, meslek mensuplarının
iş yükünün azaltılması amacıyla, vergi beyannameleri basitleştirilmeli, bazıları
birleştirilmeli, dönemleri yeniden belirlenmeli, başta KDV beyannameleri olmak
üzere sorumlu sıfatıyla verilen tüm beyannameler üçer aylık dönemler halinde
beyan edilmeli, Gelir ve Kurum Geçici Vergi beyannameleri ise altışar aylık
dönemler halinde yılda iki kez beyan edilmelidir.
-
Vatandaşlık kimlik numarası esas alınarak, 18 yaş
ve üzeri tüm vatandaşların yıllık gelir vergisi beyanında bulunmaları
sağlanmalıdır. Kanunların suç saydığı harcamalar dışındaki tüm harcamaların
vergi beyanlarında dikkate alınarak vergi matrahlarından indirim hakkı
tanınmalıdır. Servet ve harcamaların kaynağının açıklanması için gereken alt
yapı ve düzenleme yapılmalıdır.
- Gelir ve Kurumlar vergisi oranları düşürülmeli,
muafiyet ve istisnalar azaltılmalı ve zamanla kaldırılmalıdır. Ücretliler
üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Belge düzeninin yerleştirilmesi, sahte
veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesini önlemek için
özellikle genel KDV oranı indirilmelidir.
- Katma Değer Vergisinde indirim ve iade esasları
yeniden düzenlenmeli. Özellikle, indirilemeyen, iadesi ve mahsubu gereken KDV esasları günün
koşullarına uyarlanmalıdır. Sonraki dönemlere devreden yüksek tutarlardaki KDV
nin belli miktarı aşan kısmı için yıl sonlarında YMM raporları veya inceleme
elemanı raporları ile diğer vergi borçlarına mahsup hakkı tanınmalıdır.
- Vergi denetim mekanizması etkin ve yaygın bir
şekilde çalıştırılmalıdır. Özellikle, denetimin bazı kademelerinde Yeminli Mali
Müşavirlerden yararlanılmalıdır. Vergi, muhasebe ve denetim sahasında önemli
görev ve fonksiyonlar üstlenen 3568 sayılı SM, SMMM, YMM yasası yeniden gözden
geçirilerek günün koşullarına göre gerekli değişiklikler bir an önce
yapılmalıdır. Özellikle, vergi yasalarının ilgili maddelerinde 3568 sayılı yasa
gereği görev yapan meslek mensuplarının fonksiyonları yeniden düzenlenmelidir.
- Belge düzenlenmesi ve tüm muhasebe kayıtlarının
elektronik ortamda ve entegre paket programlar aracılığı ile yapılması
sağlanmalı, ilgili bilgisayarlı muhasebe programlarının kullanım usul ve
esasları Maliye Bakanlığı’nca takip ve denetime tabi tutulmalı, ayrıca bu
programların kullanım ve denetimine yönelik yetki ve şifrelerinin, belli
sorumluluklar dahilinde ilgili mükellefin sözleşmeli Serbest Muhasebeci,
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir’ine de verilmelidir.
III.SONUÇ:
Ülkemizde mali disiplinsizliğin önemli boyutlarda
olduğu görülmekte ve kabul edilmektedir. Bu konuda önemli bir kesim, yıllardır
ortak sorunu ortak dil ile ifade etmektedirler. Ancak, kalıcı ve uygulanabilir
çözümlerin hayata geçirilmesi noktasında farklı uygulamalar ve görüşler
günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Ortak dil ve ortak sorun ise, kamu gelir
ve giderlerinin disiplin altına alınmasıdır.
Yakın bir zamanda yapılan yasal
düzenlemeler çerçevesinde Sayıştay’a verilen performans denetimi yetkisi ile
vergi alanında yapılacak bu tür denetimler, vergi kayıp ve kaçakların önlenmesi
konusunda etkili olabilecektir. Nitekim, “Vergi Kayıp ve Kaçaklarının Önlenmesinde
Sayıştay’ın Rolu” isimli Sayıştay raporlarında; etkin bir vergi idaresini
aşağıdaki önemli başlıklar ile dile getirmektedir.
- Vergi maliyetinin düşürülmesi
- Vergi idaresinde sunulan hizmetlerin kalitesinin
arttırılması
- Mükelleflerin vergi yasalarına uyumunun sağlanması
Hedeflerinin gerçekleştirilmesi
gerekmektedir.
Mali disiplinin sağlanması, kamu harcamaları ile
kamu gelirlerinin disiplin altına alınmasını zorunlu kılmaktadır. Aynı zamanda
ülkemizde yıllardır “vergi reformu”
adı altında yapılan bir çok düzenlemenin vergi sistemimizin iyileştirilmesi
yönünde yeterli olmadığı açıktır. Bu nedenle vergi sistemimizin ideal bir vergi
sisteminde olması gereken açıklık, basitlik, adalet, etkinlik ve tarafsızlık
ilkeleri çerçevesinde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.
Öte yandan, AB ilerleme
raporunda da; Türkiye, vergi idaresini modernize etmeye ve vergi toplama kapasitesini
güçlendirme çabalarına devam etmelidir
ifadesi yer almaktadır.
Mevcut hükümetin katkılarıyla
son yıllarda bir çok yasada yapılan değişiklik ve düzenlemeler ile bunun sonucu
olarak sağlanan ekonomik istikrarın sağlıklı sonuç vermesi açısından başta
vergi kanunları ve buna bağlı diğer mevzuatta ciddi ve köklü değişikliklerin
yapılması gereklidir. 2006 yılına girilirken, gerek hükümetin beyanları ve
gerekse kamuoyuna yansıyan, 2006
yılı gelirlerine uygulanmak üzere, gelir
vergisi oranında 5 puan, kurumlar vergisi oranında 10 puan düşürülmesinin beyanatları ve bu
doğrultuda yapılacak yasal düzenlemeler yerinde ve olumlu adımlardır. Ancak
bugünün mevcut durumu için yeterli olmayıp, vergi mevzuatı ve uygulamalarında
gerekli alt yapının hazırlanarak köklü bir değişikliğin yapılması halinde,
ülkemizde mali disiplin sağlanacak ve bu da ülkenin sosyal ve ekonomik
sorunlarını çözme noktasında atılmış önemli bir adım olacaktır.
|