|
20.10.2004
Arif TEMİR
İş Müfettişi
temr@mynet.com.tr
TAM ZAMANLI VE ESNEK ÇALIŞMA ŞEKİLLERİNE GÖRE HAFTA
TATİLİ, GENEL TATİL VE ULUSAL BAYRAM GÜNLERİNDE ÜCRETE HAK KAZANMA
I. GİRİŞ
Dünyada yeni teknolojilerle birlikte yeni çalışma
türleri hızla yaygınlaşmış, işin düzenlenmesinde yepyeni model ve uygulamalar
ortaya çıkmıştır. Teknolojik gelişmelerin etkisiyle yeni çalışma şekil ve
koşullarının gelişmiş ülkelerde yasalara yansıması gecikmemiştir. Nitekim birçok
batı ülkesinde ulusal mevzuat yeni teknolojinin yarattığı yeni koşullara uyum
çabası içinde olmuş, doğal olarak uluslararası normlar da bu gelişmelerin
dışında kalamamıştır.
Ülkemizde de 4857 sayılı İş Yasası yürürlüğe girmeden
önce kısmi süreli çalışmanın yasal bir dayanağı bulunmamaktaydı. Bu tür iş
sözleşmelerine uygulamada son yıllarda sıkça rastlanılmakla birlikte bu konudaki
yasal boşluk öğreti ve yargı kararları ile doldurulmaktaydı (1).
4857 sayılı Yasa ile birlikte “kısmi süreli çalışma”
yasal bir dayanağa kavuşturulmuştur. Ülkemizde ekonomik kriz dönemlerinde işçi
ve işverenlerin esnek bazı kurallardan yararlanmalarına mülga 1475 sayılı İş
Yasasının katı hükümleri olanak vermemiş, bu yüzden mevcut yasa hükümlerine
aykırı uygulamaların yaygınlaştığı gözlenmiştir. Bu anlamda 4857 sayılı İş
Yasası yasal boşluğu ve uygulamada ki karışıklıkları bir ölçüde gidererek fiili
durumu yasal hale getirmiştir. Bu bağlamda kısmi süreli iş sözleşmeleri, işverenler ile
işçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde çalışma sürelerinin esnek bir
organizasyon çerçevesinde düzenlenmesine katkıda bulunacaktır.
Bu yazıda; kısmi süreli çalışma ve
çağrı üzerine çalışma konuları hakkında kısaca bilgi verildikten sonra tam
zamanlı ve esnek çalışma şekillerine göre ulusal bayram ve genel tatil günleri
ücretleri ile hafta tatili ücretine hak kazanılması ve ödenmesi konuları
açıklanmaya çalışılacaktır.
II. KISMİ SÜRELİ ÇALIŞMA VE ÇAĞRI ÜZERİNE ÇALIŞMA
1-
Kısmi Süreli Çalışma
İLO kısmi süreli çalışmayı işçi ile işveren arasında
karşılıklı anlaşma ile oluşan ve normal iş süresinden daha az olan düzenli
çalışma olarak tanımlamıştır. Türk İş Hukuku öğretisinde kısmi çalışma,
işyerinde tam gün çalışan işçilerin normal çalışma sürelerinden daha kısa süre
ile çalışılması olarak tanımlanmıştır. Kısmi süreli çalışmada üç unsur vardır.
Bunlar; süre, süreklilik ve serbest iradedir (2).
İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş
sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlendiği
sözleşmeye kısmî süreli iş sözleşmesi denir. Örneğin bir işyerinde, tam süreli iş sözleşmesi için
haftalık 45 saat çalışma süresi ön görülmüşse, kısmi süreli çalışma bu
çalışmanın 3, 4 saat gibi daha az çalışılması şeklinde değil, tam süreli
çalışmanın üçte ikisinden daha az olan bir miktar kadar çalışanlar kısmi süreli
olarak istihdam edilen işçiler olarak algılanmalıdır (3).
Kısmî süreli iş sözleşmesi ile
çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş
sözleşmesinin kısmî süreli olmasından dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı
işleme tâbi tutulamaz. Kısmî süreli
çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli
emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir. Emsal işçi, işyerinde
aynı veya benzeri işte tam süreli çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı durumda, o
işkolunda şartlara uygun işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen ve tam süreli
iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi esas alınır (4857/13.md.).
Kısmi süreli çalışanların, tüm çalışma şartlarından
yararlanmada tam süreli çalışanlarla eşit duruma getirilmeleri söz konusu
değildir. Aksi durumda eşitsizlik ortaya çıkar. Bu açıdan bakıldığında ayrımı
haklı kılan nedenlerin bulunması durumunda, her iki türde sözleşmelerle
çalışanlar arasında farklılıklar olması doğal karşılanacaktır. Örneğin kısmi süreli iş sözleşmesine göre
çalıştırılan bir işçi, işyerinde haftanın üç iş günü iş görmeyi üstlendiğinde bu
çalışma düzeni itibariyle hafta tatili ücretine hak kazanamayacağı gibi, öğleden
sonra çalışmaya başlayan işçinin, işverenin sabahları işe başlamak üzere tahsis
ettiği servis aracından veya öğle yemeğinden yararlanması da mümkün değildir. Bu
durum bir ayırım yapıldığı anlamına gelmez (4).
Kısmi süreli iş sözleşmesine göre
çalışan işçi, bölünebilir haklardan çalıştığı süreye orantılı olarak
yararlanacaktır. Örneğin her yıl verilen yakacak yardımından haftalık çalışma
süresi 45 saat olan tam süreli çalışan işçi yılda 90 milyon yakacak yardımı
alıyorsa, haftada 15 saat kısmi süreli çalışan işçiye aynı yardım 30 milyon
olarak ödenecektir. Buna karşılık bölünmeyen bir haktan, yararlanma koşulları
bulunduğunda, her iki türdeki sözleşmeler arasında bir farklılık söz konusu
olmayacaktır. Örneğin belirsiz süreli ve kısmi süreli iş sözleşmelerinde
bildirim süresi, tam süreliden farklı olamaz.
Kısmi süreli çalışmanın işsizlik oranlarını artırıp
artırmadığı konusunda bugüne kadar değişik ülkelerde bir çok araştırmalar
yapılmıştır. Bu konuda, altı Avrupa ülkesinde kısmi çalışma ile işsizlik
arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilmek amacıyla bir araştırma yapılmıştır. Kısmi
çalışma oranı ile işsizlik oranı konusunda yapılan araştırmanın sonucuna göre
aşağıdaki bulgular elde edilmiştir (5).
İngiltere, Hollanda, İtalya, İspanya,
Fransa, Almanya
Kısmi çalışma oranı (%) 24.9 38.0 7.1 8.2 16.8
17.5
İşsizlik oranı (%) 6 3.2 12.0 16.1 11.2 10.5
Tablo incelendiğinde kısmi çalışmanın en yoğun olduğu
İngiltere ve Hollanda da işsizlik oranının en düşük olduğu görülmektedir.
Kısmi çalışma biçimlerinin
yaratılmasında esnekliğin ekonomik yarar sağladığı ve istihdam artışı ile çok
fazla ilintili olduğu kesin bir gerçektir (6).
2-
Çağrı Üzerine Çalışma
Yazılı sözleşme ile işçinin yapmayı
üstlendiği işle ilgili olarak kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme
ediminin yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı iş ilişkisi, çağrı üzerine
çalışmaya dayalı kısmi süreli bir iş sözleşmesidir. Çağrı üzerine çalışma iş sözleşmesinin yazılı olarak
yapılması zorunludur.
İşçiden iş görme borcunu yerine
getirmesini çağrı yoluyla talep hakkına sahip olan işveren, bu çağrıyı, aksi
kararlaştırılmadıkça, işçinin çalışacağı zamandan en az dört gün önce yapmak zorundadır. İşveren tarafından süreye uygun
olarak yapılan çağrı üzerine, işçi iş görme edimini yerine getirmekle
yükümlüdür. Sözleşmede günlük çalışma süresi kararlaştırılmamış ise, işveren her
çağrıda işçiyi günde en az dört saat
üst üste çalıştırmak zorundadır. Hafta, ay
veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar süreyle çalışacağını
taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresi yirmi saat kararlaştırılmış sayılır. Çağrı üzerine çalıştırılmak
için belirlenen sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak
kazanır (4857/14.md.).
III. HAFTA TATİLİ ÜCRETLERİ
A-
Tam Zamanlı Çalışmalarda
1-
Hafta Tatili Ücreti
Hafta tatili 1924 yılında çıkarılan
Hafta Tatili Yasasında düzenlenmiştir. Buna göre nüfusu onbinden fazla olan
şehirlerdeki bütün işyerlerinin haftada bir gün tatil yapmaları zorunludur.
Ayrıca bu yasaya göre haftada altı günden fazla işçi çalıştırmak yasaktır
(7).
4857 sayılı Yasa kapsamına giren
işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş
günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde
kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir. Çalışılmayan
hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün
ücreti tam olarak işçiye ödenir (4857/46.md.).
Toplu iş sözleşmesi veya iş
sözleşmelerine hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan
haklara, ücretli izinlere ve yüzde usulü ile çalışan işçilerin 4857 sayılı Yasa
ile tanınan haklarına aykırı hükümler konulamaz. Bu hususlarda işçilere daha
elverişli hak ve menfaatler sağlayan kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi
veya gelenekten doğan kazanılmış haklar saklıdır (4857/45).
2- Hafta Tatili Ücretinin
Hesabında Çalışılmış Gibi Sayılan Haller
a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma
süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya
sözleşmeden doğan tatil günleri,
b) Evlenmelerde üç güne kadar, ana
veya babanın, eşin, kardeş veya çocukların ölümünde üç güne kadar verilmesi
gereken izin süreleri,
c) Bir haftalık süre içinde kalmak
üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen
hastalık ve dinlenme izinleri, çalışılmış günler gibi hesaba katılır.
Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep
olmadan işyerindeki çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren
tarafından tatil edilmesi halinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta
tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır.
3-
Ücret Şekillerine Göre Hafta
Tatili Ücreti
İşçinin tatil günü ücreti çalıştığı
günlere göre bir güne düşen ücretidir. Parça başına, akort, götürü veya yüzde
usulü ile çalışan işçilerin tatil günü ücreti, ödeme döneminde kazandığı ücretin
aynı süre içinde çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. Saat ücreti
ile çalışan işçilerin tatil günü ücreti saat ücretinin yedibuçuk katıdır. Hasta,
izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak
ödenen aylık ücretli işçilere 46, 47 ve 48 inci maddenin birinci fıkrası
hükümleri uygulanmaz. Ancak bunlardan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde
çalışanlara ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük ücreti ödenir(4857/49.md.).
Bize göre İş Yasasının 49.maddesinde geçen saat ücreti ile çalışan işçilerin
hafta tatili ücreti saat ücretinin yadibuçuk katı uygulaması tam zamanlı olarak
çalışan işçiler için geçerlidir. Dolayısı ile kısmi süreli çalışan işçileri
kapsamamaktadır.Yüzde usülü ile çalışan işçilerin yüzde ücretleri asgari ücretin
altında kalıyorsa asgari ücrete tamamlanır. Aradaki fark işveren tarafından
ödenir.
Bir işyerinde işin bir haftadan
fazla bir süre ile tatil edilmesini gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı
zaman, 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı
sebeplerden ötürü çalışılmayan günler için işçilere ödenen yarım ücret hafta
tatili günü için de ödenir.Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili
ücreti işverence işçiye ödenir. (4857/46.md.).
4-
Hafta tatili Ücretinin
Hesaplanmasına Dahil Edilmeyen Kazançlar
Hafta tatili ücretinin hesaplanmasında çıplak
(asıl)
ücret esas alınır. Aşağıda belirtilen kazançlar ulusal bayram, hafta tatili ve
genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde dikkate alınmaz.
Bunlar;
a) Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler,
b) Primler,
c) İşyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma
saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu
işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlardır.
B-
Esnek Çalışmalarda Hafta Tatili
Ücreti
Esnek çalışma uygulaması 4857
sayılı İş Yasasının yürürlüğe girdiği 10.06.2003 tarihinde yasal dayanağa
kavuşturulmuştur. Esnek çalışma uygulamalarında hafta tatili uygulamasının olup
olmadığı veya varsa nasıl uygulanacağı konusunda işçi, işveren ve toplumun
birçok kesiminde kuşkular vardır.
4857 sayılı
Yasanın 46. maddesine göre işçilere yedi günlük bir zaman dilimi içerisinde en az
24 saat hafta tatili verileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 13. maddesinde ise
kısmi süreli çalışan işçinin ücret ve
paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı
süreye orantılı olarak ödenir, hükmü
yer almaktadır. Yasada bir işçinin hafta tatiline hak kazanabilmesi için hafta
da 45 saatlik çalışmayı tamamlaması gerektiğine ilişkin açık bir hüküm
bulunmamaktadır. Bu hükümler ışığında haftanın yedi günü her gün bir saat
çalışan işçi hafta tatiline hak kazanır. Ancak hafta tatili ücreti hafta tatilin
de de çalıştığı için 2 saatlik ücret olarak ödenir. Eğer işçi haftanın altı günü
çalışıyor, yedinci gün çalışmıyor ise yedinci günün ücreti bir saat olarak
işçiye herhangi bir iş karşılığı olmaksızın ödenir.
Kısmi süreli çalışan işçiler,
haftanın beş ve daha az günlerinde çalışıyorlar ise hafta tatiline hak
kazanamayacaklardır.
İşçi saatlik ücret ile çalışıyorsa
bir saatlik ücreti asgari ücretin bir saatlik miktarından az olmamalıdır. Ayrıca
taraflar, hafta tatilinde çalışılması durumunda daha yüksek ücret ödeneceğine
ilişkin olarak iş sözleşmelerine hüküm koyabilirler.
4857 sayılı Yasa uygulamaları ile
506 sayılı Yasa uygulamalarını birbirine karıştırmamak gerekmektedir. 506 sayılı
Yasa da esnek çalışma düzenlenmemiştir. SSK, işçilerin ay içerisindeki kısmi
çalışmalarını toplayarak günlük ortalama çalışma süresi kabul edilen 7.5 saate
bölerek günlük kazançlarını tesbit etmektedir. SSK bu uygulamayı Yargıtay
kararları doğrultusunda yapmaktadır (8).
Çağrı üzerine çalışmalarda işçi
haftanın altı günü çalıştırılıyorsa hafta tatili ücretine çalıştığı süre ile
orantılı olarak hak kazanır. Örneğin işçi günde 4 saat çalıştırılıyorsa hafta
tatili ücreti bir iş karşılığı olmaksızın dört saat üzerinden ödenir. İşçi hafta
tatilinde de çalışıyor ise ücreti sekiz saat üzerinden ödenecektir. İş sözleşmesinde işçinin hafta ay ve yıl gibi bir
zaman dilimi içerisinde ne kadar süre ile çalıştırılacağı belirtilmemişse
işçinin haftalık çalışma süresi 20 saat olarak kabul edilir. İşçi bu süre içerisinde çalıştırılsın veya
çalıştırılmasın ücrete hak kazanır. Çağrı üzerine çalışmalarda işçinin iş
sözleşmesinde ne kadar süre çalıştırılacağına ilişkin hüküm yoksa ve işçide
çalışmamış ise işçinin haftalık 20 saatlik ücreti ödeneceğinden dolayısı ile
hafta tatili ücreti de söz konusu olmayacaktır.
IV. ULUSAL
BAYRAM VE GENEL TATİL GÜNLERİ ÜCRETLERİ
A-
Tam Süreli Çalışmalarda
1- Ulusal Bayram Ve Genel Tatil Günleri
Bir takvim yılı içerisinde 13.5 gün ulusal bayram ve genel tatil günü vardır. Ulusal bayram
günü 29 Ekim’dir. Ulusal bayram 28 Ekim saat 13.00’dan itibaren başlar ve 1.5
gün’dür. Genel tatil günleri ise, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 3.5 gün ramazan
bayramı, 4.5 gün kurban bayramı ve 1 Ocak olmak üzere toplam 12 gün’dür
(9).
2-
Ulusal Bayram Ve Genel Tatil
Günlerinde Çalışma
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde
çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile
kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde
çalışılması için işçinin onayı gereklidir (4857/44.md.). İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde
çalışmaya onay vermemesi durumunda işçi anılan günlerde çalıştırılamaz ve
işçinin ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretleri bir iş karşılığı
olmaksızın ödenir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan birisi de
işçilerin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp müteakip gün izin
kullandırılarak ücretlerinin zamlı olarak ödenmemesi durumudur. Bu tür
uygulamalar yasaya aykırıdır. Yasa koyucu ulusal bayram ve genel tatil
günlerinde çalışan işçilere bir mükafat olsun diye sadece o günler için ek bir
ödeme öngörmüştür (10).
3-
Ulusal Bayram Ve Genel Tatil Günleri Ücreti
İş Yasası kapsamına giren
işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü
olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün
ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün
için bir günlük ücreti ödenir.Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin
ulusal bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir
( 4857/47.md.).
Ulusal bayram ve genel tatil günleri
ücretlerinin hesaplanmasında hafta tatili ücretinin hesaplanmasında olduğu gibi
hafta tatili ücretine dahil olmayan ödemeler ulusal bayram ve genel tatil günü
ücretlerinin hesaplanmasında da dahil edilmez.
Toplu iş sözleşmesi veya iş
sözleşmelerine ulusal bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan haklara aykırı
hükümler konulamaz. Bu hususlarda işçilere daha elverişli hak ve menfaatler
sağlayan kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya gelenekten doğan
kazanılmış haklar saklıdır (4857/45.md.).
B-
Esnek Çalışma Düzeninde
Çağrı üzerine çalışmalarda ve kısmi
çalışmalarda işçinin çalıştığı gün ulusal bayram ve genel tatil günlerine
rastlarsa ve bu günler de de işçi işyerinde çalışırsa işçiye iş sözleşmesine
göre hak etmiş olduğu ücreti bir kat fazlasıyla ödenir.
Örnek: İşçi A haftanın belirli
günlerinde işyerinde çalışacağı ile ilgili işveren ile iş sözleşmesi yapmışsa bu
işçinin işyerinde ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki ücrete hak kazanma
durumları şöyledir:
İşçi iş sözleşmesinde her hafta
Pazartesi Çarşamba ve Perşembe günleri işyerinde çalışacağını iş sözleşmesinde
belirttiğini ve işverene taahhüt ettiğini varsayalım.
İşçinin sözleşmede çalışacağını
belirttiği Perşembe günü ulusal bayram ve genel tatil gününe denk gelmişse ve
işçide Perşembe günü çalışmışsa işçiye sözleşmede belirtilen ücreti bir kat
fazlasıyla ödenir. Eğer Perşembe günü işveren tarafından işyerinde çalışma
yapılmayacağının belirtilmesi ve işçinin de çalışmamış olması durumunda işçiye sözleşmede belirtilen normal ücreti
ödenir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta işçi iş sözleşmesinde ulusal bayram
ve genel tatil günlerinde çalışmayı kabul etmiş ve belirtilen Perşembe günü
çalışmamış ise işçiye Perşembe günü için hiçbir ücret ödenmez. İşçinin iş
sözleşmesinde hüküm bulunmaması ve sonradan onay vermesi durumunda iş
sözleşmesinde hüküm varmış gibi işveren belirtilen
ulusal bayram ve genel tatil günleri işçiyi çalıştırabilir ve çalıştırdığı
günlerin ücretini iş sözleşmesinde belirtilen miktarın bir kat fazlasıyla öder.
İşçinin iş sözleşmesinde ulusal
bayram ve genel tatil günlerinde çalışılıp çalışılmayacağı belirtilmemişse işçi
de sonradan ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışacağına dair işverene onay
vermemişse işçi örneğimizde olduğu gibi Perşembe günü çalışmayabilir. Ancak
Perşembe günü ücreti bir iş karşılığı olmaksızın işçiye sözleşmede belirtildiği
miktar üzerinden ödenir. Burada işçinin Perşembe günü çalışmamış olmasına karşın
ücretinin işverence ödenmesinin nedeni işçinin belirtilen günlerde çalışması
için onayının alınacağına ilişkin yasa hükmünün olmasıdır.
Örneğimizde ki işçi, saat üzerinden işyerinde
çalışıyorsa yapılacak ücret ödemeleri de işçinin çalışıp çalışmamasına göre yine
saat üzerinden yukarıda belirtilen esaslar dikkate alınarak yapılacaktır.
Görüldüğü üzere esnek çalışma düzeninde de tam süreli çalışmada
olduğu gibi koşulların gerçekleşmesi durumunda işçi herhangi bir çalışma
karşılığı olmaksızın ücrete hak kazanır.
V. SONUÇ
Çalışma süreleri bir ülkenin
uluslar arası rekabet gücünde siyasi-sosyal ayırt edici, iç ve dış yatırımcılar
için çekici bir unsur olarak görülmektedir. Bu açıdan hem çalışma süresinin
uzunluğu ve hem de çalışma süresinin esnekliği rekabeti etkileyen faktördür
(11).
Ülkemizde kısmi çalışma 4857 sayılı
İş Yasası ile yasal dayanağa kavuşturulmuştur. Anılan yasa da kısmi çalışma ile
ilgili bir çok konu net bir şekilde düzenlenmediği için uygulamada bazı
karışıklıkların olması kaçınılmazdır. Ancak bu karışıklıkların yargı kararları
ile zaman içinde çözülerek, uygulamaya yön verileceği kanısındayım.
Kısmi çalışmada işçiler ücret ve
paraya ilişkin bölünebilir haklardan çalışma sürelerine uygun olarak
yararlanacaklardır. Bu nedenle işçilerin çalışma süreleri önem kazanmaktadır.
İşçi ve işverenlerin çalışma süreleri ile ilgili uyuşmazlıklarında mağdur
olmamaları için ayrıca idari ve adli merciler önünde delil olması bakımından iş
sözleşmelerini yazılı yapmaları gerekmektedir.
Tam zamanlı ve kısmi çalışma
düzeninde, çalışma günlerinin ulusal bayram ve genel tatil günlerine rastlaması
durumunda anılan günlerde çalışılıp çalışılmayacağı hususu iş sözleşmelerinde
açıkça belirtilmelidir.
KAYNAKÇA
1-
|
Arif Temir, İş Sözleşmesi, Yaklaşım ,
Sayı 124, Ankara 2003, s.249.
|
2-
|
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu,
Çalışma Hayatında Esneklik
, Yayın No:190, Kasım 1999
|
3-
|
4857 sayılı Yasanın gerekçesi.
|
4-
|
4857 sayılı Yasanın gerekçesi.
|
5-
|
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu,
Avrupa da Esneklik Uygulamaları(İngiliz
Sanayi Konfederasyonunun Araştırması), Yayın No:204, Şubat 2001, s.30.
|
6-
|
A.k
. s.30.
|
7-
|
Fevzi Şahlanan, Soru Ve Cevaplarla Çalışma Hayatı Ve İlgili
Kanunlar , Bank-Si-Sen Eğitim Ve Kültür
Yayınları, No:1, İstanbul 2000, s.109.
|
8-
|
Bakınız. Yılmaz Topcuk, Kanunen Ücret Alındığı halde
Fiilen Çalışılmayan Sürelerde Sigortalılık Durumu, Yaklaşım ,
Sayı 131, Kasım 2003, s.228.
|
9-
|
Ayrıntılı bilgi için bkz. Arif TEMİR, Hafta Tatili,
Bayram ve Genel Tatil Günlerinde Çalışma, Yaklaşım ,
Sayı 117, Eylül 2002, s.182-183.
|
10-
|
Arif Temir, a.g.m .
s.183.
|
|
11-
|
Münir Ekonomi, Çalışma Hayatında Esneklik , Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı Yayını, İzmir 1994, s.59.
|
|