|
30
Aralık 2004 Tarihli Resmi Gazete
Sayı:
25686
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:
ASGARİ ÜCRET TESPİT
KOMİSYONU KARARI
Karar Tarihi : 28/12/2004
Karar No : 2004/2
22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 39 uncu maddesi gereğince, iş
sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü
işçinin asgari ücretini tespit etmekle görevli Asgari Ücret Tespit Komisyonu,
18/11/2004 tarihinde başladığı çalışmalarını 28/12/2004 tarihine kadar sürdürmüş
ve yaptığı dört toplantı sonucunda;
1) Milli seviyede tek asgari ücret tespitine oybirliğiyle,
2) 16 yaşını doldurmuş işçilerin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari
ücretlerinin 1/1/2005-31/12/2005 tarihleri arasında 16,29 (onaltıyirmidokuz)
Yeni Türk Lirası olarak tespitine, işçi temsilcilerinin muhalefetine karşılık
oyçokluğuyla,
3) 16 yaşını doldurmamış işçilerin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari
ücretlerinin 1/1/2005-31/12/2005 tarihleri arasında 13,86 (onüçseksenaltı) Yeni
Türk Lirası olarak tespitine, işçi temsilcilerinin muhalefetine karşılık
oyçokluğuyla,
4) İş bu Kararın, 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine dayanılarak hazırlanan
Asgari Ücret Yönetmeliği'nin 11 inci maddesi gereğince Resmî Gazete'de
yayımlanmasına oybirliğiyle,
karar verilmiştir.
GEREKÇE
Asgari ücret, bilindiği gibi ödenmesi zorunlu olan en az ücrettir.
Asgari ücretin belirlenmesini düzenleyen Asgari Ücret Yönetmeliği uyarınca,
asgari ücret, pazarlık ücreti değildir.
Asgari ücretin belirlenmesi sırasında, Komisyonumuz, bu çerçevede bir karar
alınması için çalışmış, işçilerin geçim şartları ve 2005 yılı enflasyon hedefi
gibi faktörleri değerlendirmiştir.
İşte bu çerçevede hareket eden Komisyonumuz; 16 yaşını doldurmuş işçiler için,
1/1/2005-31/12/2005 tarihleri arasında uygulanmak üzere günlük asgari ücreti
16,29 (onaltıyirmidokuz) Yeni Türk Lirası olarak belirlemiştir.
16 yaşını doldurmamış işçiler için, 1/1/2005-31/12/2005 tarihleri arasında
uygulanmak üzere günlük asgari ücretin 13,86 (onüçseksenaltı) Yeni Türk Lirası
olarak belirlenmesi Komisyonca kabul edilmiştir.
Asgari Ücret Yönetmeliği’nin 11 inci maddesi gereğince, Asgari Ücret Tespit
Komisyonu'nca belirlenen asgari ücretler, Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihi
izleyen ayın ilk gününden itibaren yürürlüğe girecektir.
İŞÇİ
TEMSİLCİLERİNİN KARŞI OY GEREKÇESİ
İnsanın, insan olma özelliğinden dolayı sahip olduğu temel haklara kavuşması ve
kendi onuruna sahip çıkması uzun mücadeleler gerektirmiş, bu çerçevede,
kendileri ve aileleri için insanca bir yaşam düzeyi sağlayacak bir ücret düzeni
sağlanması uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmıştır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Anayasasının girişinde de, evrensel ve kalıcı
barışın ancak sosyal adalet temeline dayalı olması nedeniyle, içinde yoksulluk
ve yoksunluk bulunan çalışma şartlarının iyileştirilmesi gereğine işaret
edilmektedir.
Avrupa Birliği (AB), insan haklarının ve temel özgürlüklerinin gözetilmesi ve
daha ileri düzeyde gerçekleştirilmesi yoluyla sosyal ve ekonomik gelişmenin
sağlanması olduğunu göz önüne alarak Avrupa Sosyal Şartı'nı imzalamış ve "tüm
çalışanların, kendilerine ve ailelerine yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak için
adil ücret alma hakkı" bulunduğunu kabul etmiştir.
T.C. Anayasası'nın "Ücrette Adalet Sağlanması" başlıklı 55'inci maddesinde
"ücret emeğin karşılığıdır" denilmekte ve devlete "çalışanların yaptıkları işe
uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan
yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma" görevi vermektedir. Ayrıca, asgari
ücretin tespitinde "çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da
göz önünde bulundurulur" denilerek; insanın yaşaması, varlığını sürdürmesi için
gerekli asgari gelirin sağlanması gereği vurgulanmaktadır.
Asgari Ücret Yönetmeliği, asgari ücreti "İşçilere normal bir çalışma günü
karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür
gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya
yetecek ücret" biçiminde tanımlamaktadır.
Asgari ücret, çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesine
yönelik etkin bir sosyal politika aracıdır. Asgari ücretin belirlenmesi
çalışmalarında, çalışanların düşük ücretlere karşı korunması ve çağdaş bir
toplum içinde yaşayan işçinin, ailesi ile birlikte olağan ihtiyaçlarının
karşılanması esastır.
Ancak, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun oy çokluğu ile belirlenen asgari ücret,
işçinin ailesiyle birlikte geçimini sağlayacak yeterlilikte olmamıştır. İnsanca
bir yaşama düzeyi sağlamaktan uzak "yoksulluk ücreti" düzeyindedir.
2005 yılında uygulanacak asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında göz önünde
tutulması gereken temel husus, çalışanların karşı karşıya bulundukları geçim
koşullarıdır.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, geçim koşullarını
hesaplaması için Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE)'ye görev vermiş ve DİE tek
işçi için bu tutarı Aralık 2004 itibariyle net 422.059.064.- lira olarak tespit
etmiştir.
Asgari ücret pazarlık ücreti değildir.
Ancak 2005 yılının başında yürürlüğe girecek asgari ücret - önceki yıllarda
olduğu gibi-işveren
ve hükümet tarafından yine pazarlık konusu yapılmıştır, daha da aşağıya
çekilmiştir. Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından net 422.- YTL olarak
hesaplanmasına karşılık asgari ücret net 350.- YTL olarak ilan
edilmiştir.
Komisyonun işveren-hükümet oy çoğunluğu, devletin resmi rakamlarına itibar etmek
yerine "ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum" gerekçe gösterilerek çok daha
düşük bir asgari ücret tutarını kabul ve ilan etmiştir. Böylece asgari ücret,
tespit edildiği andan itibaren yetersiz, çelişkili ve tutarsız
olmaktadır.
Asgari ücret ile en düşük kamu çalışanının maaşı arasında yapılacak kıyaslama,
bu alanda yıllardır sürdürülen haksız ve yanlış uygulamaları ortaya
koymaktadır.
Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre, en düşük devlet memuru maaşı Ocak 2005'den
geçerli olmak üzere net 509,49 YTL olmaktadır. Bu tutarın asgari ücretin
belirlenmesi çalışmalarında dikkate alınmaması ciddi bir çelişki
olmaktadır.
Asgari ücret belirlenmesi çalışmalarında, işveren-hükümet kesimi temsilcileri
ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu öncelikle değerlendirmiş ve fakat
çalışanların içinde bulunduğu durum ve yaşama şartları göz ardı
edilmiştir.
Türkiye'de rekabet şartları düşük ücret temelinde olmamalıdır. Ekonomide
istikrar, çalışan kesimlerin yoksulluğu pahasına sürdürülemez. Asgari ücreti
belirlerken "ekonomik dengeleri" ön planda tutan yaklaşım "sosyal dengeleri"
yerle bir etmekte, yoksulluğu artırmaktadır.
İşçinin ailesinin asgari ücret hesaplamalarında dikkate alınmaması bir
eksikliktir ve ülkenin sosyal şartlarıyla bağdaşmamaktadır.
Asgari ücret seviyesinde gelir elde eden işçiden yapılan kesintilerin makul bir
oranda olmasını işçi kesimi yıllardır savunmaktadır. Türkiye, ücretten yapılan
kesintilerin yüksekliği bakımından OECD üyesi ülkelerin başında gelmektedir.
Bugün ücretliler üzerinde taşınmaz boyutlarda vergi yükü bulunmaktadır. Aynı
şekilde, sosyal güvenlik için kesilen prim asgari ücretli için yüksektir ve
mutlaka devletin, sosyal devlet olma gereğinin bir sonucu olarak, katkısı
gerekmektedir. İşgücü maliyetindeki artış, diğer şartlarla birlikte kayıtdışı
istihdamın yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Bu olumsuz ve çarpık yapı asgari
ücreti belirleme çalışmalarına da olumsuz yansımaktadır.
Ülkemizde, istihdam vergisine dönüşen ücretler üzerindeki ilave yükler elbette
düşürülmeli ve AB ülkeleri düzeyine getirilmelidir. Ancak kıyaslama yapılırken,
gerek milli gelir içindeki ücretlilerin payı ve gerek toplam satış hasılatı
içinde işgücü maliyetinin oransal ağırlığı ile ücret düzeyi de dikkate
alınmalıdır.
Hükümet geçtiğimiz yıl ücretlilere özel indirim uygulamasını, yaptığı düzenleme
ile ortadan kaldırmış ve çalışana yaklaşımını ortaya koymuştur. Asgari ücretten
vergi alınmaması yönünde sosyal kesimler arasında görüş birliği oluşmasına
rağmen bu konuda bir düzenleme yapılmamış, çalışanların vergi yükü azaltılmamış
ve fakat 155 milyar lirayı aşan gelire uygulanan vergi oranını 5 puan indirmek
doğrultusunda yasa tasarısı hazırlamıştır.
TÜRK-İŞ asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında bazı temel ilkelerin çıkış
noktası yapılması gerçeğini savunmuş ve bunu ilk toplantıda kamuoyuna
açıklamıştır. İşçi kesimi asgari ücretin:
• Anayasa'da yer alan "geçim şartları" dikkate alınarak belirlenmesi;
• işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca
yaşamasını
mümkün
kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir düzeyde olması;
• işçinin ve ailesinin harcama kalıbının esas alınması ve hesaplamalarda
Devlet
İstatistik
Enstitüsü verilerinin kullanılması;
• belirlenen tutarın işçinin eline net geçmesinin sağlanması;
• sanayi/tarım ve yaş, cinsiyet ayırımı yapılmadan ulusal düzeyde tek
olması;
• işçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı
değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınması, ekonomik ölçülerin
ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmesi;
• işçinin satın alma gücünün ileriye dönük olarak korunabilmesi için gerekli bir
iyileştirmenin ayrıca ilave edilmesi;
• en düşük devlet memuru maaşının dikkate alınması;
• adil gelir dağılımını sağlamaya yönelik olarak refahtan pay
içermesi;
gereğini çalışmalarında ileri sürmüş ve görüşünü gerekçeleriyle ortaya
koymuştur.
Savunduğumuz bu görüşlerin büyük bir bölümü Komisyon çalışmalarında dikkate
alınmamıştır. Bunun sonucu, belirlenen asgari ücret düzeyi yetersiz ve ülkenin
bugünkü koşullarında "insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi" sağlamaktan uzak
kalmıştır.
Görülen odur ki, asgari ücret belirleme çalışmalarına geçmiş ekonomik kriz
döneminde yansıyan Uluslararası Para Fonu-Dünya Bankası politikaları, ekonomide
düzelmenin ifade edildiği dönemde de devam ettirilmek istenmektedir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun işveren-hükümet kesimi temsilcileri oy
çoğunluğuyla belirlenen asgari ücrete, gerek miktar ve gerek belirleme yöntemi
açısından katılmadığımızdan işçi kesimi olarak muhalif kalıyoruz.
|