1982 Anayasasında geçtiğimiz yıl yapılan değişikliklerden birisi de
asgari ücrete ilişkindir. Anayasasının 55'inci maddesinde yapılan değişikliğe
göre, asgari ücretin tespitinde "ülkenin ekonomik durumunun yanında çalışanların
geçim şartlarının da" göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
TÜRK-İŞ Araştırma Merkezi -yıllardır- açlık ve yoksulluk sınırını
hesaplamakta ve ülkemizdeki geçim şartlarını ortaya koymaktadır.
2002 Aralık ayı itibariyle yapılan araştırmanın sonucuna göre, dört
kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması
gereken asgari gıda harcaması tutarı 380 milyon lirayı aşmıştır. Bu tutar açlık
sınırı olarak tanımlanabilmektedir. Kuşkusuz günde yaklaşık onüç milyon liralık
gıda harcaması yanı sıra konut, ulaşım, giyim, sağlık, eğitim gibi ihtiyaçlar
için de harcama yapmak gerekmektedir. Böylece insan onurunun gerektirdiği
yaşantıyı sürdürebilmek için gerekli harcama tutarına ulaşılmaktadır. Yoksulluk
sınırı olarak tanımlanan bu tutar 1 milyar 155 milyon lira olarak
hesaplanmaktadır. Bu tutar, haneye girmesi gereken toplam gelirin alt sınırını
ortaya koymaktadır.
2003 yılında uygulanacak asgari ücret belirleme çalışmalarında göz
önünde tutulması gereken bir husus çalışanların içinde bulundukları bu geçim
koşullarıdır.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, hesaplama yapılması için Devlet
İstatistik Enstitüsü (DİE)'ye görev vermiş, DİE'nin tek işçi için hesapladığı
tutar Aralık 2002 itibariyle 326.602.029.-lira olmuştur.
Ancak, Komisyon, işveren-hükümet oy çokluğuyla asgari ücret brüt
306.000.000.- lira brüt ve net 223.749.000.- lira olarak açıklanmıştır. Halen 30
milyon lira olarak uygulanmakta olan özel indirim tutarının 2003 yılında 50
milyon liraya yükseltilmesi durumunda, net asgari ücret 3 milyon lira daha fazla
olacaktır.
DİE'nin perakende fiyatları kullanarak tek işçi için belirlediği ve
net olarak işçinin eline geçmesi gereken tutar bile kabul edilmek bir yana,
belirlenen tutar daha da aşağıya çekilmekte ve brüt olarak
açıklanmaktadır.
Böylece, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, Komisyonun işveren-hükümet oy
çokluğu asgari ücreti pazarlık konusu etmiş, işçinin geçimini sağlamaktan uzak
sefalet ücreti düzeyinde belirleme yapmıştır. Asgari ücret, bilimsel, objektif
ve güvenilir verilerle tespit yerine, dayatmalar sonucu oy çokluğuyla kabul
edilmiş, çalışanların ekonomik ve sosyal şartlarını daha da kötüleştiren, gelir
dağılımını daha da bozan ve yoksulluğu arttıran özellikte olmuştur.
Asgari ücretlinin cebinden milyonlarca lira, bu keyfi, haksız ve
insafsız uygulama sonucu alınmıştır. Bu eksik belirlemeden dolayı işçinin kaybı
vardır ve asgari ücretli her ay eksik ücret almaya devam ettirilmektedir.
Asgari ücretin vergi dışı bırakılması konusunda Hükümetin yetkisi
bulunmaktadır. Nitekim 11.7.1992 gün ve 3824 sayılı yasa ile Bakanlar Kurulu
"... özel indirim tutarlarını, sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük
işçiler için uygulanan asgari ücret tutarına kadar arttırmaya" yetkili
kılınmıştır. Ancak siyasal iktidar bu yetkisini, sosyal kesimler arasında bu
konuda görüş birliği de oluşmasına rağmen kullanmamıştır.
Aslında asgari ücret kadar gelirin vergi dışı bırakılması, meselenin
sadece bir boyutunun çözüme kavuşturulması anlamını taşımaktadır. Asgari ücret
vergi dışı bırakılsa bile, devam eden diğer kesintiler nedeniyle asgari ücretin
eksik ödenmesi sürecektir.
En düşük devlet memuru maaşının 1 Ocak 2003 tarihinden geçerli olmak
üzere net 424 milyon lira düzeyinde olacağı da dikkate alındığında, bu hususun
asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında dikkate alınmaması ciddi bir çelişki
olmuştur. İşin bir diğer çarpıcı ve çelişkili yönü, halen çalışmakta olan bir
asgari, ücretlinin, çalışırken alamadığı ücret düzeyini emekli olduğunda
yakalayabilmesidir.
İşçi kesimi temsilcileri olarak Komisyon çalışmalarında;
- Asgari ücretin, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal
koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla
bağdaşacak bir düzeyde belirlenmesi;
- Belirlenen tutarın işçinin eline net geçecek biçimde
düzenlenmesi;
- Belirleme yapılırken, işçinin ailesiyle birlikte tüketim
harcamalarının esas alınması;
- Asgari ücretin ulusal düzeyde, sanayi⁄tarım ve yaş, cinsiyet
ayırımı yapılmadan belirlenmesi;
- İşçinin satın alma gücünün ileriye dönük olarak korunabilmesi
için gerekli bir iyileştirmenin ayrıca ilave edilmesi;
- Belirlenen asgari ücretin adil gelir dağılımını sağlamaya
yönelik olması ve refahtan pay içermesi;
ilkelerinin uygulanabilmesi için çaba gösterdik.
Savunduğumuz bu görüşlerin büyük bir bölümü Komisyon çalışmalarında
dikkate alınmamıştır. Bunun sonucu, belirlenen asgari ücret düzeyi yetersiz ve
ülkenin bugünkü koşullarında "insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi"
sağlamaktan uzak kalmıştır. Görülen odur ki, asgari ücret belirleme
çalışmalarına geçmiş dönemde yansıyan Uluslararası Para Fonu-Dünya Bankası
politikaları devam etmektedir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun işveren-hükümet kesimi temsilcileri
oy çoğunluğuyla belirlenen asgari ücrete, gerek miktar ve gerek belirleme
yöntemi açısından katılmadığımızdan işçi kesimi olarak muhalif kalıyoruz.