İŞÇİ TEMSİLCİLERİNİN KARŞI OY GEREKÇESİ
Asgari Ücret, çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının
düzenlenmesine yönelik etkin bir sosyal politika aracıdır. Asgari ücretin
belirlenmesi çalışmalarında, çalışanların düşük ücretlere karşı korunması ve
çağdaş bir toplum içinde yaşayan işçinin, ailesi ile birlikte olağan
ihtiyaçlarının karşılanması esastır.
Asgari Ücret Yönetmeliği, asgari ücreti "İşçilere normal bir
çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim,
sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları
üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret" biçiminde
tanımlamaktadır.
1982 Anayasasında geçtiğimiz yıl yapılan değişikliklerden birisi de
asgari ücrete ilişkindir. Anayasasının 55'inci maddesinde yapılan değişikliğe
göre, asgari ücretin tespitinde "ülkenin ekonomik durumunun yanında çalışanların
geçim şartlarının da" göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
TÜRK-İŞ Araştırma Merkezi
-yıllardır- açlık ve yoksulluk sınırını
hesaplamakta ve ülkemizdeki geçim şartlarını ortaya koymaktadır.
2002 Aralık ayı itibariyle yapılan araştırmanın sonucuna göre,
dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli
beslenebilmesi için yapması gereken asgari gıda harcaması tutarı 380 milyon
lirayı aşmıştır. Bu tutar açlık sınırı olarak tanımlanabilmektedir. Kuşkusuz
günde yaklaşık onüç milyon liralık gıda harcaması yanı sıra konut, ulaşım,
giyim, sağlık, eğitim gibi ihtiyaçlar için de harcama yapmak gerekmektedir.
Böylece insan onurunun gerektirdiği yaşantıyı sürdürebilmek için gerekli gerekli
harcama tutarına ulaşılmaktadır. Yoksulluk sınırı olarak tanımlanan bu tutar 1
milyar 155 milyon lira olarak hesaplanmaktadır. Bu tutar, haneye girmesi gereken
toplam gelirin alt sınırını ortaya koymaktadır.
2003 yılında uygulanacak asgari ücret belirleme çalışmalarında göz
önünde tutulması gereken bir husus çalışanların içinde bulundukları bu geçim
koşullarıdır.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, hesaplama yapılması için Devlet
İstatistik Enstitüsü (DİE)'ye görev vermiş, DİE'nin tek işçi için
hesapladığı tutar Aralık 2002 itibariyle 326.602.029.-lira olmuştur.
Ancak,Komisyon işveren-hükümet oy çokluğuyla asgari ücret brüt
306.000.000.- lira brüt ve net 223.749.000.- lira olarak açıklanmıştır. Halen
30 milyon lira olarak uygulanmakta olan özel indirim tutarının 2003 yılında 50
milyon liraya yükseltilmesi durumunda, net asgari ücret 3 milyon lira daha fazla
olacaktır.
DİE'nin perakende fiyatları kullanarak tek işçi için belirlediği ve
net olarak işçinin eline geçmesi gereken tutar bile kabul edilmek bir yana,
belirlenen tutar daha da aşağıya çekilmekte ve brüt olarak
açıklanmaktadır.
Böylece, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, Komisyonun işveren-hükümet oy
çokluğu asgari ücreti pazarlık konusu etmiş, işçinin geçimini sağlamaktan uzak
sefalet ücreti düzeyinde belirleme yapmıştır. Asgari ücret, bilimsel, objektif
ve güvenilir verilerle tespit yerine, dayatmalar sonucu oy çokluğuyla kabul
edilmiş, çalışanların ekonomik ve sosyal şartlarını daha da kötüleştiren, gelir
dağılımını daha da bozan ve yoksulluğu arttıran özellikte olmuştur.
Asgari ücretlinin cebinden milyonlarca lira, bu keyfi, haksız ve
insafsız uygulama sonucu alınmıştır. Bu eksik belirlemeden dolayı işçinin kaybı
vardır ve asgari ücretli her ay eksik ücret almaya devam ettirilmektedir.
Asgari ücretin vergi dışı bırakılması konusunda Hükümetin yetkisi
bulunmaktadır. Nitekim 11.7.1992 gün ve 3824 sayılı yasa ile Bakanlar Kurulu"
... özel indirim tutarlarını, sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler
için uygulanan asgari ücret tutarına kadar arttırmaya" yetkili kılınmıştır.
Ancak siyasal iktidar bu yetkisini, sosyal kesimler arasında bu konuda görüş
birliği de oluşmasına rağmen kullanmamıştır.
Aslında asgari ücret kadar gelirin vergi dışı bırakılması, meselenin
sadece bir boyutunun çözüme kavuşturulması anlamını taşımaktadır. Asgari ücret
vergi dışı bırakılsa bile, devam eden diğer kesintiler nedeniyle asgari ücretin
eksik ödenmesi sürecektir.
En düşük devlet memuru maaşının 1 Ocak 2003 tarihinden geçerli olmak
üzere net 424 milyon lira düzeyinde olacağı da dikkate alındığında, bu hususun
asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında dikkate alınmaması ciddi bir çelişki
olmuştur. İşin bir diğer çarpıcı ve çelişkili yönü, halen çalışmakta olan bir
asgari ücretlinin, çalışırken alamadığı ücret düzeyini emekli olduğunda
yakalayabilmesidir.
İşçi kesimi temsilcileri olarak Komisyon çalışmalarında;
- Asgari ücretin, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal
koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak,
insanlık onuruyla bağdaşacak bir düzeyde belirlenmesi,
- Belirlenen tutarın işçinin eline net geçecek biçimde
düzenlenmesi;
-
Belirleme yapılırken, işçinin ailesiyle birlikte tüketim
harcamalarının esas alınması;
- Asgari ücretin ulusal düzeyde, sanayi⁄tarım ve yaş, cinsiyet
ayırımı yapılmadan belirlenmesi;
- İşçinin satın alma gücünün ileriye dönük olarak korunabilmesi
için gerekli bir iyileştirmenin ayrıca ilave edilmesi;
- Belirlenen asgari ücretin adil gelir dağılımını sağlamaya
yönelik olması ve refahtan pay içermesi;
ilkelerinin uygulanabilmesi için çaba gösterdik.
Savunduğumuz bu görüşlerin büyük bir bölümü Komisyon çalışmalarında
dikkate alınmamıştır. Bunun sonucu, belirlenen asgari ücret düzeyi yetersiz ve
ülkenin bugünkü koşullarında "insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi"
sağlamaktan uzak kalmıştır. Görülen odur ki, asgari ücret belirleme
çalışmalarına geçmiş dönemde yansıyan Uluslararası Para Fonu-Dünya Bankası
politikaları devam etmektedir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun işveren-hükümet kesimi temsilcileri
oy çoğunluğuyla belirlenen asgari ücrete, gerek miktar ve gerek belirleme
yöntemi açısından katılmadığımızdan işçi kesimi olarak muhalif kalıyoruz.