EN BÜYÜK TEFE'Cİ KİM?     

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

08 Şubat 2005

 

Doç. Dr. Aydın Karapınar

Gazi Üniversitesi, İ.İ.B.F. Öğretim Üyesi

aydink@gazi.edu.tr

 

EN BÜYÜK TEFE’Cİ KİM?

 

Devlete borcunu zamanında ödemeyenlere, gecikme zammı uygulanmaktadır. Gecikme zammı, tahakkuk ettirilmiş amme alacağının ödenmemesi durumunda ortaya çıkmaktadır. Devletin uyguladığı oran aylık % 4, yıllık ise % 48’dir. Amme alacağının zamanında tahakkuk etmemesinden dolayı uygulanan gecikme faizlerinde de oran aynıdır.

 

Gecikme zammı iki temel unsurdan oluşur. Bunlar, 

 

- Mahrum kalınan nakdin karşılığı (bir başka ifade ile fiyatı) ve

- Mükellefinin ödevlerini yerine getirmemesinin cezasıdır.

 

Dolayısıyla, gecikme zammı oranı bu iki unsur dikkate alınarak belirlenmelidir.

 

Bu unsurlardan ilki olan nakitten uzak kalmanın bedeli acaba şu anda ne kadardır? Bunun için faiz oranları esas alınabilir. Örneğin, devletin iç borçlanma faiz oranları bunun bir ölçüsü olarak kullanılabilir. Hazinenin, Ocak 2005’de açtığı ihalede gerçekleşen ortalama faiz oranı yıllık % 19,43’dir.

 

Yıllık gecikme zammının % 48 olduğu düşünüldüğünde, devletin alacağını zamanında ödemeyen mükelleflerini cezalandırmak için yıllık % 28,57 (% 48-%19,43) oranında ceza talep ettiği ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla devlet asıl unsurdan daha yüksek oranda ceza talep etmektedir.

 

Yıllar itibariyle, iç borçlanma faiz oranları ve gecikme zammı oranları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

YILI

Gecikme Zammı Oranı

İç Borçlanma Faiz Oranı

1997

180

124,5

1998

180-144

115,5

1999

144

109,6

2000

144-72-60

38,2

2001

60-120

99,9

2002

120-84

63,5

2003

84-48

44,1

2004

48

24,7

2005

48

19,43

 

Tablodan da anlaşılacağı üzere, gecikme zammı oranları, oldukça gecikmeli olarak düzeltilmektedir. Gecikme zammı oranı ile iç borçlanma faiz oranı arasındaki farkta oldukça önemli boyutlardadır. Gecikme zammı oranlarının yıllık ortalamalarını hesaplarsak, farkların boyutu daha belirgin olarak ortaya çıkacaktır. Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi en önemli fark % 55,5’la 1997 yılında yaşanmıştır. Bu yılı 2002 ve 1998 yılları takip etmiştir. Enflasyon oranı ve dolayısıyla iç borçlanma faiz oranı son yıllarda düştüğü için, bize göre farklardan hareket etmek doğru değildir. İki oran arasındaki farkı, iç borçlanma faiz oranına oranladığımızda, en önemli uçurumun 2000 yılından sonra, 2004 yılında yaşandığı görülmektedir. Buna göre, gecikme zammı oranı, iç borçlanma faiz oranından % 94 daha yüksektir. Hatta 2005 yılındaki ilk ihale sonuçlarına bakıldığında, 2005 yılında tarihi bir rekor kırılmıştır, % 147’lar düzeyine çıkılmıştır.

 

 

(I)

Gecikme Zammı Oranı

 

(II)

Yıllık Ortalama Gecikme Zammı Oranı

(III)

İç Borçlanma Faiz Oranı

(IV)

Fark

(Tutar)

(II-III)

(V)

Fark

(Yüzde)

(IV/III)

1997

180

180

124,5

55,5

0,44

1998

180-144

163

115,5

47,5

0,41

1999

144

144

109,6

34,4

0,31

2000

144-72-60

75

38,2

36,8

0,96

2001

60-120

107

99,9

7,1

0,07

2002

120-84

117

63,5

53,5

0,84

2003

84-48

50

44,1

5,9

0,13

2004

48

48

24,7

23,3

0,94

2005

48

48

19,43

28,57

1,47

 

Devlet halktan kendi borçlanma oranın yaklaşık bir buçuk katı oranında gecikme zammı istemektedir. Aslında bu bir ceza olmaktan çıkmaktadır. Oran, şu anda, tefecilerin uyguladığı faiz oranını geçmiş durumdadır (Gazetelerin para-borsa ilanlarındaki telefonlardan tefecilerin şu anda uyguladığı oranlar rahatlıkla öğrenilebilir). Eğer biraz daha beklenirse, yıllık enflasyon oranı, aylık gecikme zammı oranına eşit hale gelecektir

 

Devletin bir an önce bu konumdan çıkması için gecikme zammı oranlarını düşürmesi gerekmektedir. Bankaları kredi kartlarına uyguladıkları faiz nedeniyle tefecilikte suçlayan ve kredi kartı faiz oranlarına müdahale etmek için yasa çıkarmaya hazırlananlar öncelikle kendilerinin düzeltebilecekleri alanlara yönelmelidirler.

 

Herhangi bir cezanın, ceza verilen kişi üzerinde etkisinin olabilmesi için öncelikle akla uygun olması gereklidir. Akla uygun olmayan ceza, başlangıçta ölü doğar. Kişilerde cezanın uygulanamayacağı yönünde bir beklenti doğurur. Bu beklenti af isteklerini gündeme getirir. Ülkemiz uygulanamayan cezalarla dolup taşmaktadır. (Bunun en bariz örneğini Kurban Bayramında yaşadık zannediyorum).