|
05
Şubat 2005
Ayhan
YAMAN
Kocaeli
Defterdarlığı
Vergi
Denetmeni
SAHTE BELGE DÜZENLEMEK AMACIYLA MÜKELLEFİYET
TESİS ETTİRENLERE YÖNELİK TERK İŞLEMLERİ
1-
GİRİŞ:
5228 sayılı Kanunun 6. maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 160. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmiş ve maddenin sonuna yeni
fıkralar eklenmiştir.
Yeni hali ile VUK nun 160. madde hükmü aşağıdaki gibidir.
“İşi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının
tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen
adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair
bilgi edinilememesi veya başkaca bir ticarî, ziraî ve meslekî faaliyeti
olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis
ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit
edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda
belirtilmesi halinde, mükellef (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler
dahil) işi bırakmış addolunur ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin
edilir. Bu durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşu ile kamu kurumu niteliğindeki
meslek üst kuruluşuna da bildirilir.
Mükellefiyet kaydının terkin
edilmesi, mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini
ortadan kaldırmayacağı gibi bu tarihten sonra faaliyette bulunduğunun tespiti
halinde bu dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve sahte belge düzenleme fiilini işleyenler
hakkında kovuşturma yapılmasına ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmez.
Bu madde kapsamında mükellefiyet
kayıtları terkin edilenlerin kimlik bilgileri ile bunların bastırmış veya
tasdik ettirmiş oldukları belgeler ve kullanmış oldukları ödeme kaydedici
cihazlara ilişkin bilgiler Maliye Bakanlığınca belirlenecek araçlarla
duyurulur.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin
usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Madde hükmünde önceki madde hükmüne göre
değişen ve ilave edilen hususlar şu şekildedir.
- Mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edilebileceğine
ilişkin ifade, “terkin edilir” şeklinde değiştirilmiştir.
- Terk işleminin
yapılabilmesi açısından, mükellefin matrahlı veya matrahsız beyanname
vermesinin önemi kalmamıştır.
- Vergi
Usul Kanununun 160 ıncı maddesine 4369 sayılı Kanun ile eklenen fıkra
hükmünde yer alan “İşi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi
bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar
sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste
faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi halinde ...” ibaresi
yeni düzenlemede de aynen muhafaza edilmiş ve bu fıkraya 5228 sayılı
Kanunla sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettiren
mükelleflerin terk işlemlerine yönelik olarak “... başkaca bir
ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge
düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine
yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet
kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi ...” ibaresi
eklenmiştir.
- Şirket
ortağı ve/veya kanuni temsilcisine ulaşılmış olsa dahi, yapılan ve/veya
yapılacak yoklamalarda tüzel kişiliğin faaliyette bulunmadığının tespit
edilmesi halinde, tüzel kişiliğin mükellefiyeti terkin edilebilecektir.
- İşin bırakılmış
addolunması ve terkin durumu, ilgili kamu kurum ve kuruluşu ile kamu
kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşuna bildirilme zorunluluğu
getirilmiştir.
- Mükellefiyet kayıtları
terkin edilenlerin kimlik bilgileri ile bunların bastırmış veya tasdik
ettirmiş oldukları belgeler ve kullanmış oldukları ödeme kaydedici
cihazlara ilişkin bilgilerin duyurulması sağlanmıştır.
Maliye Bakanlığı 160. madde kapsamında aldığı
usulleri belirleme yetkisini, 21.12.2004 tarihinde çıkarmış olduğu 2004/13 seri
numaralı Uygulama İç Genelgesi aracılılığı ile kullanmıştır.
Gerek Kanun metni üzerinden, gerekse açıklayıcı
mahiyetteki iç genelge üzerinden yapılan değerlendirmelerde, terk hallerinde
ikili bir ayrıma gidildiği görülmektedir.
Birincisi, işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir
mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve
yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste
faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi durumudur.
Bu
suretle, işini tamamen terk eden ve vergiye tabi bir faaliyeti tespit
edilemeyen mükellefler hakkında, sadece işi bırakma keyfiyetinin vergi
dairesine bildirilmemiş olması nedeniyle gereksiz tarhiyatlar yapılmasının ve
ihtilaflar yaratılmasının ortaya çıkardığı sakıncaları gidermek mümkün
olmuştur.
İkinci
durum ise, başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde,
münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin
vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve
mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi,
hallerinde mükelleflerin (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi
bırakmış addolunacağı ve mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edilmesi
halidir.
Çalışmamızda
söz konusu madde hükmü ve iç genelgeden hareketle, başkaca
bir ticarî, ziraî ve meslekî faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge
düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettiren mükelleflere yönelik terk
işlemleri üzerinde durulacaktır.
2-
MÜNHASIRAN SAHTE BELGE DÜZENLEMEK AMACIYLA MÜKELLEFİYET TESİS ETTİRENLERDE TERK İŞLEMLERİ:
2.1. Değişen Madde Metni ve Gerekçesi:
5228
sayılı Kanunla değiştirilen, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 160 ıncı
maddesinin 3 üncü fıkrasında,
“ ... başkaca bir ticari,
zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek
amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca
düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek
görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde, mükellef (matrahlı veya matrahsız
beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunur ve mükellefiyet kaydı vergi
dairesince terkin edilir ...” hükmüne yer verilmiştir.
5228 sayılı Kanunun 6. maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 160. maddesinde yapılan değişikliğin sebebi madde gerekçesinde ve uygulama
iç genelgede şu şekilde kaleme alınmıştır.
“Gerçekte
herhangi bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde, sadece sahte
belge ticareti yapmak üzere, mükellefiyet tesis ettiren kişilerin de
mükellefiyet kayıtlarının silinmesine imkan sağlamak suretiyle, sahte belge
düzenleme faaliyetinden dolayı vergi idaresinin aldatılması ve kamu düzenini
bozucu faaliyetlerin engellenmesi ve sahte belge düzenleyen kişilerin kimlik
bilgileriyle, kullandıkları belgelere ilişkin bilgiler kamuoyuna duyurularak
diğer mükelleflerin mağduriyetinin önlenmesi hedeflenmiştir.”
2.2.Mükellefiyet Terkinin Yapılması:
İlk olarak, münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet
tesis ettirdiği vergi inceleme raporuyla tespit edilen gerçek ve tüzel kişilerin
mükellefiyet kayıtları;
. Bunların matrahlı yada
matrahsız beyanname verip vermediğine bakılmaksızın,
·
Vergi inceleme raporunda
mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin belirtilmi
olması şartıyla,
· Raporda belirtilen tarih itibarıyla terkin
edilecektir.
Esasen
önceki düzenlemenin aksayan yönü bu şekilde giderilmiş olmaktadır. Gerçektende
varlığının sebebi sahte belge düzenlemek olan bir işletme, inceleme elemanın
raporunda durumu işlemiş olmasına rağmen, beyannamelerin verilmeye devam
edildiği gerekçesiyle terk işlemine tabi tutulamıyordu. Terk işleminin
yapılamaması, üstelik beyannamelerde de yüksek miktarlı matrahlar bulunması,
iyi niyetli mükellefler açısından izlenmesi zor koşullar doğuruyordu. Yeni
düzenleme ile bu sakıncalar ortadan kaldırılmış oldu.
·
Yapılan terk işlemi,
mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini
ortadan
kaldırmayacağı gibi bu tarihten sonra faaliyette bulunduğunun tespiti halinde
bu
dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve sahte belge düzenleme fiilini
işleyenler hakkında kovu
turma yapılmasına ve ceza uygulanmasına da engel
teşkil etmeyecektir.
· Münhasıran sahte belge
düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği vergi incelemesine
yetkili
olanlarca düzenlenen raporda tespit edilen ve mükellefiyet kaydının devamına
gerek
görülmediğinin raporda belirtilmesi üzerine mükellefiyet kaydı terkin
edilenlerin, terk
tarihinden sonra göndereceği beyannameler, işleme tabi
tutulmadan dosyasında muhafaza
edilecektir.
Bilindiği
üzere, ilk mükellefiyet tesisinde kişilerin gerçekte hiçbir ticari ve mesleki
faaliyeti olmadığı halde, sadece sahte belge düzenlemek amacıyla kayıt
yaptırdıklarını bilmek ve tespit etmek her zaman mümkün olmadığından,
müracaatları üzerine mükellefiyet tesisi yapılmaktadır. Bu kişilerin sahte
belge düzenlediği hususu daha sonraki tarihlerde vergi inceleme elemanlarının
yaptıkları araştırmalar ve incelemeler sonucunda ortaya çıkarılabilmekte, bu
durumun tespiti halinde ilgililer hakkında vergi inceleme raporu ile birlikte
kaçakçılık suçu raporu da düzenlenerek savcılıklara suç duyurusunda
bulunulmaktadır.
- Vergi
incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporlarda mükellefiyet kaydının
devamına gerek görülmediğinin belirtilmesi halinde, mükellef (matrahlı
veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunacak ve
mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilecektir. Bu tür terk
işlemlerinde mükellefiyet (8) terk türü kodu bilgi girişi yapılarak terk
işlemi gerçekleştirilecektir.[1]
- Sicil
sorgulamasında mükellefiyet terk kodu (8) olan mükelleflerle ilgili olarak
vergi dairelerinde yapılacak iş ve işlemlerde aşağıda belirtilen hususlara
dikkat gösterilecektir.
Bu
mükelleflerin terk tarihinden sonra;
-
Vergi
dairelerine mükellefiyet tesisi, vergi beyannamesi verilmesi vb. işlemler için
müracaat etmeleri halinde,
-
Türk
Ticaret Kanununa göre yeni kurulmuş bir sermaye veya şahıs şirketinin
mükellefiyet tesisi sırasında bu şirketin kanuni temsilcileri yada ortakları
arasında (8) terk kodu ile mükellefiyetleri terkin edilenlerin yer alması
halinde, bu kişiler adına daha önce vergi inceleme raporu ile birlikte
kaçakçılık suçu raporu da düzenlendiği ve savcılıklara suç duyurusunda
bulunulduğu hususu dikkate alınarak, vergi dairesine ibraz edilen
belgelerden tespit edilecek adresleri derhal (8) terk kodu ile terk işlemini
yapan vergi dairesine yazı ile bildirilecektir.
- Bu İç
Genelge kapsamında mükellefin terk işlemini (8) terk kodu ile yapan vergi
dairesi; hakkında suç duyurusunda bulunulan mükellefin yeni tespit edilen
adresini adli makamlara bildirmek için davanın safahatı hakkında gerekli
araştırmayı yapacak ve alınacak neticeye göre gereğini yerine
getirecektir.
- Ayrıca,
mükellefiyet tesisi talep eden gerçek ya da tüzel kişilik nezdinde derhal
yoklama yapılacak ve yoklama fişindeki sorular gerçek kişilerde mükellef,
tüzel kişilerde ise kanuni temsilciler tarafından eksiksiz olarak
cevaplandırılarak yoklama memurlarınca da tespit edilecektir.
- Bu
kapsamdaki mükellefiyet tesisleri için talepte bulunan kişilerden, aynı
zamanda faaliyetiyle ilgili Sanayi Odası, Ticaret Odası veya Esnaf ve
Sanatkarlar Odasında kayıtlı bulunmasının yanı sıra telefon, elektrik, su,
doğal gaz aboneliğinin (bulunan yerlerde) adlarına kayıtlı olması şartı
aranılacak ve işlem yönergesinde belirtilen hususlar doğrultusunda
mükellefiyet tesisi yapılacaktır.
- Gerçek
kişiler ile sermaye veya şahıs şirketinin kanuni temsilcileri ya da
ortakları arasında daha önce (8) terk kodu ile mükellefiyet kayıtları
terkin edilen kişilerin yer alması halinde, mükellefiyeti tesis edilen
gerçek kişiler ile sermaye veya şahıs şirketleri vergi dairesince yakın
takibe alınacak, iş yerinde belirli aralıklarla yoklamalar yapılacak ve
bunların vermiş olduğu beyannameler öncelikle kontrol edilecek, gerçek bir
faaliyeti olmadığına dair herhangi bir tespit yapılması halinde
gerekçeleri ile birlikte derhal incelemeye sevk edilecektir.
- Vergi
inceleme elemanlarınca hazırlanan raporlarda, mükellefiyetin devamına
gerek görülmediğinin belirtilmesi halinde, “Kayıtları Silinen Mükelleflere
İlişkin Bilgi Formu” na, mükellef tarafından bastırılan ve iptal
ettirilmeyen belgelere ilişkin bilgiler, kullanılan ödeme kaydedici
cihazların marka, model ve sicil numaralarının (fişin sonunda
"MF" nin yanında yer alan harf ve numaralar) yanı sıra vergi
inceleme raporunu düzenleyenin adı, soyadı ve unvanı, raporun tarih ve
numarasının bilgi girişi yapılması suretiyle mükellefiyet kayıtları terkin
edilecektir.
3-SONUÇ:
Kayıtdışı ekonomi, sahte belge
ticareti, gayrifaal mükellef şeklinde sıralanan kavramlar, esasen neden/sonuç ilişkisi içersinde
değerlendirildiğinde bir birleri ile yakın temasa işaret eden kavramlar olarak
karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla sıralamayı tersine yaptığımızda, gayrifaal
mükellefi sahte belge ticaretinin kaynağı, sahte belge ticaretini de kayıtdışı
ekonominin kaynaklarından biri olarak gösterebiliriz.
Yukarıda yapılan açıklama ışığında,
VUK nun 160. maddesinde mükellefiyetin terki ile ilgili olarak yapılan kanuni
düzenleme ve paralelinde Maliye Bakanlığınca yapılan açıklamalar çerçevesinde
gayrifaal mükelleflerin tespiti ile başlayan, sahte belge ticaretinin önüne
geçilmesi yönüyle de anlam kazanan mahiyette büyük adımlar atılması
sağlanmıştır.
Madde (VUK 160) ve genelge (2004/13
Uygulama İç Genelgesi) neler getirmiştir?
- Öncelikle gayrifaal
mükelleflerin tespitine yönelik olarak sistemli ve performans ölçümüne
dayalı bir adım atılmasına vesile olmuştur.
- 1998/6 ve 2000/12
seri numaralı genelgelerdeki mükellefiyetin terk ettirilmesine yönelik
eksiklikleri ortadan kaldırmıştır.
- Terk işlemlerini tek
çatı altında toplamıştır.
- Gereksiz
tarhiyatların yapılması engellenmiş, gerçek olmayan tahakkukların
yaratılmasının da önüne geçilmiştir.
- Gayrifaal
mükelleflerin tespiti ile başlayan adımlar, hakkında henüz rapor yazılmamış
olması sebebi ile vergi dairesinin bilgi alanına girmeyen sahte belge
ticareti yapan, yapma niyetinde olan mükellefler üzerinde engelleyici bir
etki yaratmıştır.
- Sahte belge ticareti
yapanların kamu kurum ve kuruluşlarına ve kamu kurumu niteliğindeki meslek
üst kuruluşlarına bildirilmesi ile iyi niyetli mükelleflerin korunması
açısından olumlu sonuçlar
doğurmuştur.
- Yersiz beyana çağrı,
takdire sevk ve fiktif tahakkuk gibi zaman ve işgüçü kayıplarının önüne
geçilmiştir.
Neler yapılabilir ?
- Öncelikle gayrifaal
durumdaki tüm mükellefler dairelerce ayrıntılı olarak tespit edildikten
sonra, müteakiben tespit edilen listeler üzerinden, VUK’nun 160.
maddesindeki hükümlere ve bu madde kapsamında Bakanlığımızın aldığı
yetkiye binaen düzenlenen 2004/13 seri no’lu Uygulama İç Genelgelerine
belirtilen açıklamalara bağlı olarak bir eylem planı hazırlanmalıdır. Eylem planının esasını, gayrifaal durumdaki
mükelleflerin yukarıda belirtilen yasal dayanaklar dahilinde re’sen terk
ettirilmesi oluşturacaktır.
- Yapılan çalışmalar
sonucu ulaşılan değerler neden/sonuç ilişkisi içersinde istatiksel olarak
dökümlenmelidir.
- Yeni mükellefiyet
tesis edildiği halde belli bir limitin üzerinde Katma Değer Vergisi
Matrahı beyan eden mükelleflerin durumu, öncelikle diğer beyanları ile
karşılaştırılma yapmak suretiyle değerlendirme altına alınmalıdır. Değerlendirme
kriteri olarak ilk yoklama bilgileri, tahakkuk eden vergilerin ödenme
düzeni, Katma Değer Vergisi matrahının büyüklüğüne rağmen Ödenecek Katma
Değer Vergisinin düşük olması veya hiç çıkmaması, makine parkı, enerji
harcaması, muhtasar beyannamesindeki
işçi, kira ve diğer kesinti tutarları gibi işletme kapasitesi
konusunda veri oluşturabilecek bilgiler kullanılabilir. Beyan değerleri
ile işletme kapasitesi arasında bariz uyumsuzlukların tespit edilmesi
durumunda mükellefin durumu bu kez adresinde yapılacak yoklama fişi ile
tekrardan fiili olarak tespit edilmelidir.
- Hisse devrini
müteakiben devir öncesi Katma Değer Vergisi Matrahlarının çok üzerinde
beyanda bulunan mükellefler, öncelikle Noterlerden gelen “Hisse Satış
Sözleşmesi”ne dayanılarak, yukarıda belirtilen açıklamalar ve hisse
devrinin Ticaret Sicilinde tescil edilmesi konusunda izlenip, müteakiben
yeni ortaklar nezdinde yoklamalar yapılmalıdır.
- Ötedenberi mükellef
olmakla beraber, beyanlarından aniden büyük tutarlarda artış gözüken
mükellefler içinde yine yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda
hareket edilmelidir.
Tespitlerdeki ana amaç, mükellefiyet
tesis ettirmesindeki gayesi herhangi bir mal ve hizmet hareketine dayanmadan,
sahte fatura düzenleyerek haksız kazanç elde etmek isteyen kişi ve kurumların
en kısa sürede tespit edilmesidir. Bu sayede hem daireler üzerindeki yersiz iş
yükü engellenirken, hem de kayıtdışı ekonomi ile mücadelede ve fiktif
tahakkukların önüne geçilmesinde olumlu adımlar atılmış olunacaktır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
- 5228 sayılı Kanun ve Gerekçesi
- 21.12.2004 Tarih 2004/13 seri numaralı Uygulama İç Genelgesi
- Mustafa TÜRKKOT, Yaklaşım
Dergisi/Kasım2004/Sayı:143
|