|
22
Temmuz 2005
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER tarafından yayımlanması uygun bulunmayan, 5387
sayılı "Bankacılık Kanunu", 92, 121 ve geçici 23. maddelerinin Türkiye Büyük
Millet Meclisi'nce bir kez daha görüşülmesi için, Anayasa'nın değişik 89. ve
104. maddeleri uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na geri
gönderilmiştir.
Söz konusu Yasa'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na geri
gönderilme gerekçeleri aşağıda sunulmaktadır:
T.C.
CUMHURBAŞKANLIĞI
SAYI : B.01.0.KKB.01-18/A-14-2005-611 22 / 07 / 2005
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İLGİ: 07.07.2005 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-10376/31448 sayılı yazınız.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca 02.07.2005 gününde kabul edilen
5387 sayılı "Bankacılık Kanunu" incelenmiştir:
1- İncelenen Yasa'nın,
a- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'na ilişkin kurallar içeren onuncu
kısmında yer verilen "Kurum personeli" başlıklı 92. maddesinde,
- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na verilen görevlerin gerektirdiği
sürekli görev ve hizmetlerin, bankalar yeminli murakıpları ve yardımcıları,
bankacılık uzman ve yardımcıları, hukuk uzman ve yardımcıları ile bilişim uzman
ve yardımcılarından oluşan meslek personeli ve yönetim personeli eliyle
yürütüleceği,
- Kurum'un her türlü personelinin, Yasa'nın 84. maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendi dışında, diğer bentlerindeki nitelikleri taşımalarının zorunlu olduğu,
- Başkan yardımcıları, daire başkanları, müdürler, başkanlık müşavirleri ve
meslek personelinin kadro karşılığı sözleşmeli statüde çalıştırılacağı,
- Kadro karşılığı sözleşmeli çalışan Kurum personelinin ücret, mali ve sosyal
haklar dışında, diğer personelin ise, her türlü hak ve yükümlülükleri yönünden
657 sayılı Devlet Memurları Yasası'na bağlı bulunduğu,
- Kurum'un anahizmet birimlerinde uzmanlık gerektiren işlerde meslek
personeli çalıştırılmasının esas olduğu,
- Anahizmet, danışma ve yardımcı hizmet birimlerinde çalıştırılacak
personelin niteliklerinin Başkan'ın önerisi üzerine Kurul'ca belirleneceği,
- Bankacılık, hukuk ve bilişim uzman yardımcılığı ile bankalar yeminli
murakıp yardımcılığına atanacakların merkezi yarışma sınavıyla belirlenenler
arasından seçileceği,
- Kurum'un meslek ve yönetim personelinin yeterlik ve yarışma sınavları,
nitelikleri, çalışma yöntem ve ilkeleri ile ilgili diğer konuların Kurum'ca
çıkarılacak bir yönetmelikle belirleneceği,
b-Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na ilişkin kurallar içeren onikinci kısmında
yer verilen "Fon personeli" başlıklı 121. maddesinde de,
- Bu Yasa ile Fon'a verilen görevlerin gerektirdiği hizmetlerin, Fon
avukatları, Fon denetçisi ve denetçi yardımcıları, Fon uzmanı ve uzman
yardımcılarından oluşan meslek personeli ile yönetim personeli eliyle
yürütüleceği,
- Fon'un her türlü personelinin bu Yasa'nın 113. maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendi dışında, diğer bentlerindeki nitelikleri taşımalarının
zorunlu olduğu,
- Başkan yardımcıları, daire başkanları, müdürler, başkanlık müşavirleri ve
meslek personelinin kadro karşılığı sözleşmeli statüde çalıştırılacağı,
- Fon'un kadro karşılığı sözleşmeli çalışan meslek personelinin ücret, mali
ve sosyal haklar dışında her türlü hak ve yükümlülükleri yönünden 657 sayılı
Devlet Memurları Yasası'na bağlı bulunduğu,
- Fon'un anahizmet birimlerinde uzmanlık gerektiren işlerde meslek personeli
çalıştırılmasının esas olduğu,
- Fon denetçi yardımcılığı ile Fon uzman yardımcılığına atanacakların merkezi
yarışma sınavıyla belirlenenler arasından seçileceği,
- Fon'un meslek ve yönetim personelinin yeterlik ve yarışma sınavları,
nitelikleri, çalışma yöntem ve ilkeleri ile ilgili diğer konuların Fon
tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği,
belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi, incelenen Yasa'nın 92 ve 121. maddelerinde, Kurum'un ve
Fon'un sürekli görev ve hizmetlerinin meslek ve yönetim personeli eliyle
yürütüleceği vurgulanmış; tüm personelin, Yasa'nın 84 ve 113. maddelerinin
birinci fıkralarının (d) bentleri dışında, diğer bentlerindeki nitelikleri
taşımalarının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Söz konusu 84 ve 113. maddelerin birinci fıkralarında Kurul üyeliklerine
atanacaklarda aranacak koşullara yer verilmiştir. Aynı fıkraların ayrık tutulan
(d) bentlerinde ise, Kurul üyelerinin hangi öğrenim dallarında eğitim görenler
arasından atanabileceği açıklanmaktadır.
Buna göre, incelenen Yasa'nın 92 ve 121. maddeleri uyarınca, Kurum'un ve
Fon'un meslek ve yönetim personelinin, öğrenim durumuna ilişkin olanlar dışında,
Kurul üyeleri için aranan koşulları taşıması gerekmektedir.
Böylece, Yasa'da, Kurum ve Fon'un meslek personelinin hangi öğrenim düzeyinde
ve hangi alanlarda eğitim görenler arasından seçileceği konusu açıkta
bırakılmıştır.
Yasa'nın 92 ve 121. maddelerinin son fıkralarında ise, Kurum'un ve Fon'un
meslek ve yönetim personelinin niteliklerinin Kurum ve Fon tarafından
çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
Ayrıca, 92. maddenin dördüncü fıkrasında, anahizmet, danışma ve yardımcı
hizmet birimlerinde çalıştırılacak personelin niteliklerinin Başkan'ın önerisi
üzerine Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nca belirleneceği
açıklanmıştır.
Yasa'nın 82 ve 111. maddelerinde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kamu tüzelkişiliğini haiz kurumlar olduğu
belirtilmiş; 92 ve 121. maddelerinde de meslek personelinin ücret, mali ve
sosyal haklar dışında 657 sayılı Yasa kurallarına bağlı bulunduğu
vurgulanmıştır.
Bu durumda, Kurum ve Fon personelinin, Anayasa'nın 128. maddesi bağlamında
kamu görevlisi olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında, kamu görevlilerinin
niteliklerinin yasayla düzenleneceği öngörülmüştür.
Bu nedenle, Kurum ve Fon'un meslek personelinin, görevlerinin önemi ve
özelliği de gözetilerek, yükseköğretimin hangi dallarını bitirenler arasından
seçileceğine Yasa'da yer verilmesi gerekirken, bu konunun yönetmeliğe
bırakılması Anayasa'nın 128. maddesiyle bağdaşmamaktadır.
2- Yasa'nın geçici 23. maddesinde,
"506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve
reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların
teşkil ettikleri birlikler personeli için kurulmuş bulunan sandıkların
iştirakçileri ile malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından aylık veya gelir
bağlanmış olanlar ile bunların hak sahipleri herhangi bir işleme gerek
kalmaksızın bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde Sosyal
Sigortalar Kurumuna devredilerek 506 sayılı Kanun kapsamına alınır. Devir tarihi
itibarıyla sandık iştirakçileri 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı
sayılırlar.
Devre esas olmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye
Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı,
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Sosyal
Sigortalar Kurumu, Sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluş ve sandığı
temsilen birer üyenin katılımıyla oluşturulacak komisyonca her bir sandık için
sandıktan ayrılan iştirakçiler de dahil olmak üzere, devir tarihi itibarıyla
devredilen kişilerle ilgili olarak, sandıkların 506 sayılı Kanun kapsamındaki
gelir ve giderleri dikkate alınarak yükümlülüğünün peşin değeri hesaplanır.
Peşin değerin aktüeryal hesabında kullanılacak teknik faiz oranı olarak
30.6.2005 tarihi itibarıyla en uzun vadeli iskontolu Yeni Türk Lirası cinsinden
ihraç edilmiş Devlet iç borçlanma senedinin ihraç anındaki nominal faiz oranının
Orta Vadeli Programda açıklanan tüketici fiyat indeksi yıl sonu enflasyon hedefi
kullanılarak reel hale getirilen faiz oranı esas alınarak belirlenir.
Belirlenen peşin değer, onbeş yıldan fazla olmamak üzere, yıllık eşit
taksitlerle her yıl için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak Yeni Türk
Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin yıllık
ortalama nominal faizi üzerinden sandıklardan ve bu sandık iştirakçilerini
istihdam eden kuruluşlardan müteselsilen Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı
Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçilerine sağlanan sosyal
sigorta yardımları ile iştirakçilerin primlerinin tahsiline ilgili sandık
mevzuat hükümlerine göre sandıklarca devam edilir.
Bu madde kapsamındaki yükümlülüklerin devrinden sonra sandıklar, 506 sayılı
Kanunun öngördüğü sosyal haklarının ve ödemelerinin üzerinde sağladıkları sosyal
sigorta haklarına ve ödemelerine devam edebilirler.
Devralınan iştirakçilerin hizmet yılları ve primleri ödemek veya ödemiş olmak
suretiyle 506 sayılı Kanuna göre emsallerine uygun olarak intibaklarının
yapılması da dahil olmak üzere, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar, Komisyonun önerisi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenir.
Söz konusu sandıklar ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlar ile
kurum bu madde uygulamasına ilişkin tüm işlemler nedeniyle doğacak her türlü
vergi, resim ve harçtan muaftır."
düzenlemesine yer verilmiştir.
Düzenlemede,
- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın geçici 20. maddesi kapsamındaki
kurumların personeli için kurulmuş bulunan özel sosyal güvenlik sandıkları
iştirakçileri ile bu sandıkların malullük, yaşlılık, ölüm sigortalarından aylık
alanların ve bunların hak sahiplerinin, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın üç
yıl içinde Sosyal Sigortalar Kurumu'na devredilerek 506 sayılı Yasa kapsamına
alınacakları,
- Özel sandık iştirakçilerinin, devir günü itibariyle 506 sayılı Yasa
kapsamında sigortalı sayılacakları,
- Devredilecek her bir sandığın yükümlülüğünün hesaplanacak peşin değerinin,
onbeş yıl içinde, yıllık eşit taksitlerle sandıklardan ve bu sandıkların
iştirakçilerini çalıştıran kuruluşlardan "müteselsilen" tahsil edileceği,
- Sosyal Sigortalar Yasası kapsamına alınan özel sandık iştirakçilerinin 506
sayılı Yasa kapsamındaki emsallerine uygun olarak intibaklarının yapılacağı,
- Devir işlemleri tamamlanıncaya kadar, iştirakçilere özel sandıktan sağlanan
sosyal sigorta yardımlarının sürdürüleceği,
- Devirden sonra, özel sandıkların, 506 sayılı Yasa'da öngörülenin üzerinde
sağladıkları sosyal sigorta haklarını ve ödemelerini sürdürebilecekleri,
öngörülmüştür.
Böylece, geçici 23. madde düzenlemesi ile,
- 506 sayılı Yasa kapsamında bulunmayan özel sosyal güvenlik sandıklarının
iştirakçilerinin, bu kuruluşlardan aylık alanlarla gelir bağlanmış olanların ve
bunların hak sahiplerinin özel hukuktan doğan sigorta ilişkileri sona
erdirilmekte,
- Bu gibiler 506 sayılı Yasa kapsamına alınarak özel hukuk kurallarına göre
elde ettikleri aylık ve diğer sosyal hakları kısmen de olsa ellerinden
alınmakta,
- Buna karşılık özel sosyal güvenlik sandıkları ve bu gibileri çalıştıran
kuruluşlar Sosyal Sigortalar Kurumu'na borçlandırılmakta,
- Özel sandıkların, mali güçleri kalmayacağı için, sosyal sigorta
yardımlarını sürdürmeleri eylemli olarak olanaksız kılınmaktadır.
11.05.1976 günlü, 1992 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasa'ya eklenen,
- 506 sayılı Yasa'nın geçici 20. maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve
reasürans şirketleri, ticaret ve sanayi odaları, borsalar ya da bunların
oluşturdukları birliklerde yeni işe girecek personeli 506 sayılı Yasa kapsamına
alan,
- Çalışmakta olanların, özel sandıkların ve bu sandıklardan aylık alan ya da
gelir elde edenlerin Sosyal Sigortalar Kurumu'na devrini öngören,
ek 1. maddesi, Anayasa Mahkemesi'nin 25.01.1977 günlü, E.1976/36, K.1977/2
sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı 1961
Anayasası döneminde alınmıştır. Ancak, karara dayanak oluşturan kurallara 1982
Anayasası'nda da yer verilmiştir.
Gerçekten, 1961 Anayasası'nın 2. maddesindeki sosyal hukuk devleti ilkesine,
42. maddesindeki çalışma hakkı ve ödevine, 48. maddesindeki sosyal güvenlik
hakkına ilişkin düzenlemelere 1982 Anayasası'nın sırasıyla 2, 49 ve 60.
maddelerinde yer verildiği görülmektedir. Bu nedenle, kararın gerekçeleri
geçerliliğini sürdürmektedir.
Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi;
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir "sosyal hukuk devleti"
olduğu belirtilmiş; 49. maddesinde, Devlet'in, çalışanların yaşam düzeyini
yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı
desteklemek ve çalışma barışını sağlamak için gerekli önlemleri alacağı
vurgulanmış; 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu,
Devlet'in, bu güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri alacağı ve örgütü kuracağı
kurala bağlanmış; 65. maddesinde de, Devlet'in, sosyal ve ekonomik alanlarda
Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri
gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği
açıklanmıştır.
Anayasa'nın 49 ve 60. maddelerindeki kurallar, 2. maddesinde vurgulanan
"sosyal hukuk devleti" ilkesini pekiştiren ve bunun gerçekleşmesini sağlayan
düzenlemelerdir.
Kalkınma ve çağdaş uygarlığa ulaşma çabası içinde olan ülkemizde, sosyal
güvenlik örgütlerinin tümünün Devlet'çe kurulamayacağı gerçeğini gözönüne alan
Anayasa koyucu, ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşma ödevi yönünden Devlet'i,
ancak mali kaynaklarının yeterliği ölçüsünde yükümlü saymıştır.
Anayasa'nın anılan kuralları uyarınca, Devlet, mali kaynaklarının gücüne göre
sosyal sigortalar ve sosyal yardım örgütlerini ya kendisi kurmak ya da
kaynakları yeterlilik göstermiyor yahut güvenliğin daha elverişli olarak
sağlanacağı anlaşılıyorsa, kurdurmak ve onu gözetip denetlemek ödevindedir.
Sosyal hukuk devletinin temel amacı, sosyal hakların ve bu bağlamda sosyal
güvenliğin en iyi, en güvenilir ve en etkin biçimde sağlanmasıdır. Bunun için
Devlet ya kendisi bu işi üstlenerek sosyal güvenlik hakkını sağlayacak ya da
kendi dışında bu hakkın sağlanmasına olanak yaratarak kurulan örgütü
denetleyecektir.
506 sayılı Yasa'nın geçici 20. maddesinde, bankalar, sigorta ve reasürans
şirketleri, ticaret ve sanayi odaları, borsalar ve bunların oluşturdukları
birliklerin personeli, maddede saptanan koşulların belirtilen süre içinde yerine
getirilmesi durumunda Sosyal Sigortalar Yasası kapsamı dışında tutulmuş ve bu
kuruluşlar personeli için özel sosyal güvenlik sandıklarını kurmuşlardır.
Yasa koyucu, yine geçici 20. madde ile, özel sosyal güvenlik sandıklarını
Çalışma, Maliye, Sanayi ve Ticaret bakanlıklarının birlikte denetimine bağlı
kılmış ve özel sandıklarla ilgili kuruluşları, bu bakanlıklarca alınması gerekli
görülen önlemleri yerine getirmekle yükümlü tutmuştur.
Böylece, geçici 20. madde kapsamındaki personelin sosyal güvenlik hakkı,
genel sosyal güvenlikten daha iyi durumda olacak biçimde sağlanmış ve güvenceye
alınmıştır.
Özel sosyal güvenlik sandıkları ile bunlardan yararlananların genel sosyal
sigortalar kapsamına alınmaları için, önemli ve haklı nedenlerin olması ve
bunların ortaya konulması gerekir. Yapılan denetimler sonunda bu kuruluşların
sosyal güvenliği sağlayamayacak duruma düştüğünün saptanması, alınacak önlemlere
karşın aktüeryal açıklarının giderilemeyecek düzeye ulaştığının anlaşılması ya
da Devlet'in mali gücünün bu alana da el atacak düzeye yükselmesi gibi nedenler,
böyle bir işlemin haklı dayanağını oluşturabilecektir.
Oysa, 506 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden bu yana, geçici 20. maddede
denetimle görevlendirilen bakanlıklarca, özel sosyal güvenlik sandıklarının,
mensuplarının sosyal güvenlik haklarını sağlayamayacak duruma düşmüş oldukları
saptanmamıştır.
Başka bir anlatımla, özel statüde kurulan sosyal sigorta örgütlerinin,
mensuplarının haklarını karşılayamayacak biçimde kötü yönetildiği ve ilgililerin
sosyal güvenlik haklarını tehlikeye düşürdüğü ortaya konulmamıştır.
Tersine, özel sosyal güvenlik kuruluşlarının, mensuplarına, Devlet'in kurduğu
sosyal sigorta örgütünden daha üstün yararlar sağladığı bilinen bir gerçektir.
Açıklarının kapatılması için bundan böyle banka kaynaklarından
yararlanamayacak olan özel sosyal güvenlik sandıklarının mali durumlarının
zayıflayabileceği, dolayısıyla bu sandıkların mensuplarının sosyal güvenlik
haklarını yeterince karşılayamayacakları ve bu sandıklardan yararlananların
zarar göreceği gibi varsayımların haklı neden oluşturmayacağı ortadadır.
Çünkü, ilgili kuruluşa hiçbir mali yükü olmayan, kendi geliriyle
mensuplarının sosyal güvenlik haklarını üst düzeyde sağlamayı sürdüren pekçok
özel sosyal güvenlik sandığının bulunması, yukarıda öne sürülen savı çürütmeye
yeterlidir.
Üstelik, incelenen Yasa kuralında, yalnız bankaların değil, sigorta ve
reasürans şirketlerinin, ticaret ve sanayi odalarının, borsaların ya da bunların
oluşturduğu birliklerin personeli için kurulmuş bulunan özel sosyal güvenlik
sandıklarının iştirakçileri ile bu sandıklardan aylık alanların ve gelir elde
eldenlerin de Sosyal Sigortalar Kurumu'na devredilerek 506 sayılı Yasa kapsamına
alınmaları öngörülmektedir ki, bu da yine yukarıdaki savı geçersiz kılan bir
başka göstergedir.
Sonuç olarak, ilgili kuruluşlara hiçbir mali yükü olmayan, kendi gelirleriyle
mensuplarının sosyal güvenlik haklarını en iyi biçimde karşılamayı sürdüren özel
sandıkları Sosyal Sigortalar Kurumu bünyesine aktaran, incelenen Yasa'nın geçici
23. maddesinin haklı bir gerekçesinin olmadığı açıktır.
Haklı bir neden ortaya konulmaksızın, Devlet'in kurduğu örgütten daha üstün
sosyal güvenlik hakkı sağlayan özel sosyal güvenlik sandıklarına el atılması,
Anayasa'nın 2. maddesindeki sosyal hukuk devleti ilkesi ve 60. maddesiyle
bağdaşmamaktadır.
Her ne kadar, geçici 23. maddenin beşinci fıkrasında,
"Bu madde kapsamındaki yükümlülüklerin devrinden sonra sandıklar, 506 sayılı
Kanunun öngördüğü sosyal haklarının ve ödemelerinin üzerinde sağladıkları sosyal
sigorta haklarına ve ödemelerine devam edebilirler."
düzenlemesine yer verilmiş ise de; devir nedeniyle hesaplanacak borç sonucu
kaynakları büyük ölçüde Sosyal Sigortalar Kurumu'na aktarılan, iştirakçisi
kalmayacağı için prim gelirinden de yoksun kalacak olan özel sandıkların ek
ödeme yapma ya da diğer sosyal hakları sürdürme olanağı bulamayacakları için, bu
kural da yukarıda varılan sonucu etkileyici nitelikte değildir.
Bu nedenlerle, incelenen Yasa'nın, 506 sayılı Yasa'nın geçici 20. maddesi
uyarınca oluşturulan özel sosyal güvenlik sandıkları iştirakçilerinin, bu
sandıklardan aylık alan ve gelir elde edenlerin ve bunların hak sahiplerinin
özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan sosyal güvenlik haklarını büyük ölçüde
kaybetmelerine yol açacak olan geçici 23. maddesi, Anayasa'nın 2. maddesindeki
sosyal hukuk devleti ilkesi ve 60. maddesine uygun düşmemektedir.
Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 5387 sayılı
"Bankacılık Kanunu", 92, 121 ve geçici 23. maddelerinin Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nce bir kez daha görüşülmesi için, Anayasa'nın değişik 89 ve 104.
maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.
Ahmet Necdet SEZER
CUMHURBAŞKANI
|