T.İMAR BANKASI TAŞ.'DEN HAZİNE BONOSU ALANLARIN YASAL HAKLARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA   

 

 

 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan:

11.09.2003

BASIN AÇIKLAMASI

Bir kısım basın yayın organlarında T. İmar Bankası T.A.Ş. mudileri ile anılan Bankadan Hazine Bonosu satın alanların 11 Eylül 2003 tarihine kadar BDDK’ya noter marifetiyle ihtarname keşide etmeleri gerektiği yönünde haberler yer almış ve bunun sonucunda gerek Kurumumuza, gerekse Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) yoğun başvurular olmuştur.  Bu nedenle, özellikle bugüne kadar başvuruda bulunmamış olan kişilerin tereddütlerini gidermeye yönelik olarak, aşağıdaki açıklamaların yapılmasında fayda görülmüştür.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; ilgili yasa hükümlerinin farklı yorumlanması mümkün bulunduğundan, aşağıda yer alan açıklamalar, Kurumumuzca iştirak edilen görüşlere dayanmaktadır.

T. İmar Bankası T.A.Ş’den  Hazine Bonosu alan kişilerin hakları esas itibariyle   anılan bankaya yönelik bulunmaktadır. Bu nedenle, bu yöndeki taleplerin T.İmar Bankası T.A.Ş.’nin tasfiye veya iflas işlemlerini yürütecek makamlara yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla bu aşamada, Kurumumuza veya TMSF’ye yapılan başvurulara ilişkin olarak, gerek Kurumumuz gerekse TMSF tarafından yapılabilecek herhangi bir işlem bulunmamaktadır.

Diğer taraftan,  zarara uğradığı ve bu zararın ilgili idarelerin hizmet kusurundan doğduğu iddiasında bulunan yatırımcıların, idari yargı organlarına başvurarak zararlarının giderilmesini talep etmeleri mümkündür. Zararın ve idarelerin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun ise, bağımsız yargı organlarınca değerlendirileceği tabiidir.

Kural olarak bu iddianın idari yargı organları önünde ileri sürülebilmesi için, yatırımcıların, sorumluluğunun bulunduğunu düşündükleri idarelere, zararlarının tazmini talebiyle başvurmaları gerekmektedir. Bu başvuruların, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13 üncü maddesi ve Danıştay içtihatları uyarınca, zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halükarda idari eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde  yapılması gerekmektedir. Ancak, ilgililerin yukarıda belirtilen süreler içerisinde idareye başvuruda bulunmaksızın dava açmaları halinde, görevli mahkemelerce dava reddedilmeyip, dava dilekçesi ilgili idareye gönderildiğinden, idareye başvurmayan yatırımcılar bakımından herhangi bir hak kaybı doğmayacaktır.

Yukarıdaki açıklamamız çerçevesinde, basında yer alan ve 11 Eylül 2003 tarihine kadar Kurumumuza ve diğer idarelere başvuruda bulunulması gerektiği doğrultusundaki haberlerin herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığı düşünülmektedir. 

Mevduat sahiplerinin ise, bankadan bir mevduat alacağı bulunmakta olup, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 16. maddesi 3 numaralı fıkrası uyarınca bu mevduat alacağının TMSF tarafından ödenmesi gerekmektedir. Ancak, 4969 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesi, söz konusu ödemelerin yapılabilmesini, Bakanlar Kurulu’nun ödemeye ilişkin usul ve esasları belirlemesi şartına bağlamıştır. Bu nedenle, mevduat alacağının ödenmesi talebi ile Kurumumuza veya TMSF’ye tebliğ edilen  veya edilecek  başvurulara ilişkin olarak, bu aşamada gerek Kurumumuz gerekse TMSF tarafından yapılabilecek herhangi bir işlem bulunmamaktadır.

Saygılarımızla.