FON PAYINA İLİŞKİN YAPILAN DÜZENLEMELER     

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

16 Ağustos 2004

 

Bülent AK

Yeminli Mali Müşavir

Eski Hesap Uzmanı, Eski Ankara Defterder Yrd.

bulentak@akymm.com.tr  

 

 

FON PAYINA İLİŞKİN YAPILAN DÜZENLEMELER

 

 

1. Fon Payı Kesintisi Uygulamasına İlişkin Açıklamalar :

 

Bilindiği üzere, 11.07.1992 gün ve 21281 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3824 sayılı Kanun’un 18, 19 ve 20. maddeleriyle yapılan ve 01.01.1993 tarihinden itibaren yürürlüğe giren düzenlemeyle, kazanç ve iratlarını yıllık beyanname ile beyan eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, gelir veya kurumlar vergilerinin % 10'u oranında Fon Payı ödemeleri öngörülmüştü.

 

Ayrıca, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde sayılan ödemelerden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan sorumluların; yaptıkları tevkifat tutarı üzerinden % 10 fon payı keserek, hesapladıkları fon payını muhtasar beyannameyle beyan edecekleri ve tevkif edilen vergilerle birlikte ödeyecekleri hükme bağlanmıştı.

 

Diğer taraftan, yıllık beyanname veren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, beyannamelerinde hesaplayacakları fon payını ilgili gelir veya kurumlar vergilerinin ödeme süreleri içinde ödeyecekleri, ancak beyannameye dahil kazanç ve iratlar üzerinden daha önce tevkif suretiyle alınan fon payının, beyanname üzerinden hesaplanan fon payına mahsup edileceği belirtilmişti.

 

Mükellef ve sorumlularca hesaplanacak fon payının beyan, tarh, tahakkuk ve ödenmesi ile red ve iadesine ilişkin usul ve esaslar hakkında, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları ile Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmişti.

 

Bu çerçevede, yıllık beyanname veren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin ilgili yıl faaliyetlerinin zararla sonuçlanması durumunda ise, beyannameye dahil kazanç ve iratlar üzerinden daha önce tevkif suretiyle alınan fon payları, Gelir Vergisi Kanunu’nun 121 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 44. maddesi hükümlerine göre mükelleflere red ve iade edilmekteydi.

 

Diğer taraftan, mükellef ve sorumlularca ödenen fon payının, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider yazılması, gelir ve kurumlar vergilerine mahsup edilmesi mümkün değildi.

 

1.1. Yıllara Sari İnşaat İşleriyle Uğraşan Mükelleflerin Durumu :

 

Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanunu’nun 42. maddesi kapsamında yıllara sari inşaat ve taahhüt işleri yapanlara (kurumlar dahil) ödenen istihkak bedelleri üzerinden, aynı Kanunun 94. maddesinin 3 numaralı bendi uyarınca % 5 oranında gelir vergisi kesintisi yapılmaktadır.       

 

3824 sayılı Kanun ile Fon Payına ilişkin düzenleme 1.1.1993 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. 3824 sayılı Kanunun 18. maddesinin (d) bendine göre, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde sayılan ödemelerden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan sorumluların, bu tevkifat üzerinden ayrıca % 10 fon payı kesip, kesinti yapılan adına yatırmak zorundaydı.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesine göre, birden fazla takvim yılına sirayet eden İnşaat ve onarma işlerinde kar veya zarar, işin bittiği yıl kati olarak tespit edilmekte ve tamamı o yılın geliri sayılarak vergilendirilmektedir.

 

Biten işlerle ilgili olarak bu şekilde yapılacak vergilendirmede, söz konusu işler nedeniyle alınan istihkaklardan kesilen fon paylarının, beyanname üzerinden hesaplanan fon payından mahsubu sonucu arta kalan bir tutarın bulunması halinde; bu tutarın, Gelir Vergisi Kanununun 121 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 44 üncü maddesi hükümlerine göre mükelleflere red ve iadesi gerekmekteydi.

 

Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesi kapsamına giren birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri dolayısıyla alınan istihkak bedellerinden kesilen fon paylarının, yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilen gelire dahil kazançlara ilişkin gelir veya kurumlar vergisi üzerinden hesaplanan fon payından mahsubu neticesinde, mükellefe iadesi gereken fon payının kalması halinde, bu vergilerin ilgili tebliğ hükümleri çerçevesinde nakden ve/veya diğer vergi borçlarına mahsup edilmek suretiyle iade edilmesi gerekmekteydi.

 

2. 4842 Sayılı Kanunla, Fon Payına İlişkin Yükümlülükler Yürürlükten Kaldırılmıştır :

 

24.04.2003 tarih ve 25088 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4842 sayılı Kanunun 37/3 maddesiyle, 3824 sayılı Kanun’un 18 - 22. maddeleri yürürlükten kaldırılarak, 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere fon payına ilişkin yükümlülüklere son verilmiştir.

 

2.1. Fon Paylarının Mahsup ve İade Edilmeyeceği Yönünde Yasal Düzenleme Yapılmıştır :

 

4842 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinde, “2003 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak 1.1.2004 tarihinden sonra verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarından ayrıca fon payı hesaplanmaz, bu kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon payları mahsup ve iadeye konu olmaz.” denilerek, geçiş döneminde uygulamaya ne şekilde yön verileceği ortaya konulmuştur.

 

Yapılan bu düzenleme, 2003 hesap dönemine ilişkin beyanlarında ödenecek gelir veya kurumlar vergisi çıkan mükelleflerin lehine, dönem faaliyetleri zararla sonuçlanan mükelleflerin ise aleyhine olmuştur. Konuya aşağıda örneklerle açıklığa kavuşturalım.

 

Örnek 1 - Mükellef kurumun 2003 hesap dönemi hesaplanan kurumlar vergisi 100 milyar lira olduğunu, vergilendirme dönemi içinde ödenen stopajın 50 milyar lira ve fon payı tutarının ise 5 milyar lira olduğunu kabul edelim.

 

Bu durumda, mükellef kurum hesaplanan 100 milyar liralık kurumlar vergisinden, 50 milyar lira tutarındaki dönem içinde stopaj yoluyla ödenen vergileri mahsup edecek, bunun sonucunda sadece 50 milyar lira kurumlar vergisi ödemesi gerekecektir. Oysa, söz konusu düzenleme yapılmamış olsaydı, mükellef kurum hesapladığı 100 milyar liralık kurum kazancı üzerinden 10 milyar lira fon payı hesaplayacak, bundan dönem içinde ödediği 5 milyar liralık fon payını düşecek ve 5 milyar lira tutarında daha fon payı ödemesi gerekecekti.

 

Örnek 2 - Mükellef kurumun 2003 hesap dönemi matrahının 20 milyar lira zararla sonuçlandığını, vergilendirme dönemi içinde ödenen stopajın 50 milyar lira ve fon payı tutarının ise 5 milyar lira olduğunu kabul edelim.

 

Bu durumda, mükellef kurum hesaplanan kurumlar vergisi bulunmadığı için, 50 milyar lira tutarındaki dönem içinde stopaj yoluyla ödenen vergileri nakten veya mahsuben iade alacak, dönem içinde ödediği 5 milyar liralık fon payının ise mahsup edilmesi olanağı bulunmadığı gibi iadesi de söz konusu olmayacaktır. Oysa, söz konusu düzenleme yapılmamış olsaydı, mükellef kurum dönem kazancı zararla sonuçlandığı için, dönem içinde ödediği 5 milyar liralık fon payını nakten veya mahsuben iade alacaktı.

 

2.2. Vergi İdaresi, Mahsup ve İade Edilmeyen Fon Paylarının Gider Yazılmasını da Kabul Etmemiştir :

 

Diğer taraftan, 4842 sayılı Kanunun 37/3 maddesiyle yürürlükten kaldırılan, 3824 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 4. fıkrasına göre, mükellef ve sorumlularca ödenen fon payının, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider yazılması, gelir ve kurumlar vergilerine mahsup edilmesi mümkün değildi.

 

Vergi idaresi söz konusu fıkra hükmü uyarınca verdiği görüşlerde, 2003 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde, beyannameye dahil edilen kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon paylarını mahsup ve iadeye konu etmediği gibi, söz konusu fon paylarının gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider yazılmasını da kabul etmemiştir.

 

2.3. Yapılan Yasal Düzenlemenin, Kanunların Geriye Yürümezliği İlkesine Aykırılığı Gerekçesiyle Davalar Açılmıştır :

 

Kanunların Geriye Yürümezliği İlkesi, vergi yasalarının geçmişte meydana gelen olaylara uygulanmamasını gerektirir. Kişiler gelecek dönemlere ilişkin planlarını yürürlükteki vergi yasalara göre yaparlar. Sonradan çıkartılan yasalarla geçmiş dönemler için vergi yükünün artırılması, yükümlülerin Devlete ve hukuk düzenine olan güvenlerini sarsar; ekonomik ve ticari hayatta bulunması gereken belirlilik ve istikrar bozulur.

 

Söz konusu ilkeye uyulması durumunda ise, kişisel hak ve özgürlükler güvence altına alındığı gibi, bireylerin hukuka ve hukuk devletine olan güvenleri de sağlanmış olmaktadır. Bu durum, herşeyden önce yasama organına sorumluluk yüklemektedir. Yasama organının, yasa çıkarma faaliyetleri sırasında bu ilkeyi gözönünde tutması gerekir.

 

Ancak, 24.4.2003 tarih ve 25088 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 1.1.2004 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 4842 sayılı kanunun Geçici 1. maddesinde “2003 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak 1.1.2004 tarihinden sonra verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarından ayrıca fon payı hesaplanmaz, bu kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon payları mahsup ve iadeye konu olmaz.” denilerek, fon paylarının mahsup ve iade olanağı ortadan kaldırılmıştır.

 

Oysa, öteden beri yapılan uygulamaya göre, yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyanlarının zararla sonuçlanması durumunda, beyannameye dahil edilen kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon paylarının nakten veya mahsuben iadesi yapılmaktaydı. Söz konusu uygulama, yıllara sari inşaat faaliyetleri sonucu zararla biten mükelleflerde, biten işlere ilişkin olarak yıllardır yapılan fon payı kesintilerinin iadesi açısından da geçerliydi.

 

Bu durum, özellikle yıllara sari inşaat faaliyetleri sonucu zararla biten mükellefleri çok olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Biten işlere ilişkin olarak uygulamanın başından bu yana mahsup ve iade edileceği gerekçesiyle kesilen fon paylarının, uygulamanın başlangıcı itibariyle de hüküm ifade edilecek şekilde ortadan kaldırılmasının, kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğu yönünde görüşler ileri sürülmüştür. Bu çerçevede, konu yargı mercilerinde dava konusu yapılmış olup, henüz sonuçlanmış bir yargı kararı bulunmamaktadır.

 

3. 5228 Sayılı Kanunla, Mahsup ve İade Edilmeyen Fon Paylarının Gider Yazılmasına İlişkin Yasal Düzenleme Yapılmıştır :

 

31.07.2004 tarih ve 25539 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5228 sayılı Kanun’un 40. maddesiyle, 4842 sayılı Kanuna 31.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmek üzere aşağıda yer alan geçici 4. madde eklenmiştir.

 

“GEÇİCİ MADDE 4. - Bu Kanunun geçici 1 inci maddesi uyarınca mahsup ve iadeye konu olmayan fon paylarının 2003 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin 1.1.2004 tarihinden sonra verilen ve 31.12.2004 tarihinden önce sona eren özel hesap dönemlerine ilişkin olarak verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarının % 10'unu aşan kısmı beyannamenin verildiği döneme ilişkin kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınır.

 

Ancak, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinden, kâr veya zararı yukarıda belirtilen vergilendirme dönemlerinden sonra tespit edilerek beyan edileceklerle ilgili fon paylarının, bu işlere ilişkin kâr veya zararın beyan edildiği yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinin % 10'unu aşan kısmı, beyannamenin verildiği dönemin kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınır.”

 

Yapılan düzenleme uyarınca, mahsup ve iadeye konu olmayan fon paylarının; gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarının % 10'unu aşan kısmı, beyannamenin verildiği döneme ilişkin kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınacaktır.

 

Söz konusu hüküm uyarınca, mahsup veya iade edilmeyen fon paylarına ilişkin uygulamalar mükelleflerin beyanlarına göre değişecek olup, konuya ilişkin açıklamalarımıza aşağıda yer verilmiştir.

 

3.1. 2003 Yılına İlişkin Beyanlarında Ödenecek Gelir veya Kurumlar Vergisi Çıkan Mükelleflerin Durumu :

 

5228 sayılı Kanun’un 40. maddesiyle, 4842 sayılı Kanuna eklenen geçici 4. Madde ile yapılan düzenleme; 2003 yılı vergilendirme dönemine ilişkin olarak verilen yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden ödenecek gelir veya kurumlar vergisi çıkan mükellefleri herhangi bir şekilde etkilememektedir. Konuyu bir örnekle açıklığa kavuşturalım.

 

Örnek 3 - Mükellef kurumun 2003 hesap dönemi hesaplanan kurumlar vergisi 100 milyar lira olduğunu, vergilendirme dönemi içinde ödenen stopajın 50 milyar lira ve fon payı tutarının ise 5 milyar lira olduğunu kabul edelim.

 

Bu durumda, mükellef kurum hesaplanan 100 milyar liralık kurumlar vergisinden, 50 milyar lira tutarındaki dönem içinde stopaj yoluyla ödenen vergileri mahsup edecek, bunun sonucunda sadece 50 milyar lira kurumlar vergisi ödemesi gerekecektir.

 

Yapılan düzenleme uyarınca, mahsup ve iadeye konu olmayan fon paylarının gider yazılacak kısmı; beyannamede hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarının % 10'unu aşan kısmıdır. Mükellef kurumun hesapladığı kurumlar vergisi tutarı 100 milyar lira olduğuna göre, bu tutarın % 10’u olan 10 milyar lirayı aşan tutarda mahsup veya iade edilemeyen fon payının bulunması halinde, aşan kısım 2004 yılı kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınacaktır.

 

Oysa, mükellef kurumun dönem içinde ödediği, mahsup veya iadesi yapılmayan fon payının tutarı 5 milyar liradır. Buna göre, mükellef kurumun 2004 yılı kazancının tespitinde gider olarak dikkate alabileceği herhangi bir fon payı tutarı bulunmamaktadır. Bu durumda, mahsup edilemeyen 5 milyarlık fon payının tamamının kanunen kabul edilmeyen giderlere atılması gerekecektir.

 

3.2. 2003 Yılına İlişkin Beyanlarında Hesaplanan Gelir veya Kurumlar Vergisi Bulunan, Ancak Ödenecek Vergisi Çıkmayan Mükelleflerin Durumu :

 

2003 yılına ilişkin beyanlarında hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi bulunmakla birlikte, beyana dahil edilen gelirlere ilişkin dönem içinde tevkif suretiyle ödenen vergilerin mahsubu neticesinde, ödenecek gelir veya kurumlar vergisi çıkmayan mükelleflerin durumunu ise yine bir örnek vererek açıklamaya çalışalım.

 

Örnek 4 - Mükellef kurumun 2003 hesap dönemi hesaplanan kurumlar vergisinin 10 milyar lira olduğunu, vergilendirme dönemi içinde ödenen stopajın 50 milyar lira ve fon payı tutarının ise 5 milyar lira olduğunu kabul edelim.

 

Bu durumda, mükellef kurum hesaplanan 10 milyar liralık kurumlar vergisinden, dönem içinde stopaj yoluyla ödenen 10 milyar liralık vergi mahsup edilecek, mahsup olanağı bulunmayan 40 milyar lira ise mükellef kuruma nakten veya mahsuben iade edilecektir.

 

Yapılan düzenleme uyarınca, mahsup ve iadeye konu olmayan fon paylarının gider yazılacak kısmı; beyannamede hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarının % 10'unu aşan kısmıdır. Mükellef kurumun hesapladığı kurumlar vergisi tutarı 10 milyar lira olduğuna göre, bu tutarın % 10’u olan 1 milyar lirayı aşan tutarda mahsup veya iade edilemeyen fon payının bulunması halinde, aşan kısım 2004 yılı kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınacaktır.

 

Mükellef kurumun dönem içinde ödediği, mahsup veya iadesi yapılmayan fon payının tutarı 5 milyar liradır. Buna göre, mükellef kurumun 2004 yılı kazancının tespitinde gider olarak dikkate alabileceği fon payı tutarı 4 milyar lira olmaktadır. Bu durumda, mahsup edilemeyen 1 milyarlık fon payının ise, kanunen kabul edilmeyen giderlere atılması gerekecektir.

 

3.3. 2003 Yılı Faaliyetleri Zararla Sonuçlanan Mükelleflerin Durumu :

 

2003 yılı faaliyetleri zararla sonuçlanan, beyana dahil edilen gelirlere ilişkin dönem içinde tevkif suretiyle ödenen vergileri bulunan mükelleflerin durumunu yine bir örnek vererek açıklamaya çalışalım.

 

Örnek 5 - Mükellef kurumun 2003 hesap dönemi matrahının 20 milyar lira zararla sonuçlandığını, vergilendirme dönemi içinde yapılan stopajın 50 milyar lira ve fon payı tutarının ise 5 milyar lira olduğunu kabul edelim.

 

Bu durumda, mükellef kurum hesaplanan kurumlar vergisi bulunmadığı için, 50 milyar lira tutarındaki dönem içinde stopaj yoluyla ödenen vergiler ise mükellef kuruma nakten veya mahsuben iade edilecektir.

 

Yapılan düzenleme uyarınca, mahsup ve iadeye konu olmayan fon paylarının gider yazılacak kısmı; beyannamede hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarının % 10'unu aşan kısmıdır. Mükellef kurumun dönem matrahı zararla sonuçlandığı için, beyanname üzerinde hesaplanan kurumlar vergisi bulunmadığından, mahsup veya iade edilemeyen fon payı tutarının tamamı herhangi bir kısıtlama olmaksızın 2004 yılı kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınacaktır.

 

Mükellef kurumun dönem içinde ödediği, mahsup veya iadesi yapılmayan fon payının tutarı 5 milyar liradır. Buna göre, söz konusu 5 milyarlık fon payının tamamı, mükellef kurumun 2004 yılı kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınacaktır.

 

3.4. Yıllara Sari İnşaat İşleriyle Uğraşan Mükelleflerin Durumu :

 

Yıllara sari inşaat işleriyle uğraşan ve üzerinden fon payı kesintisi yapılan işlerini 2003 hesap döneminden sonra bitiren mükelleflerin durumuna ise, 5228 sayılı Kanun’un 40. maddesiyle, 4842 sayılı Kanuna eklenen geçici 4. maddenin 2. fıkrası ile açıklık getirilmiş olup, söz konusu fıkra hükmü aynen aşağıda yer aldığı gibidir.

 

“Ancak, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinden, kâr veya zararı yukarıda belirtilen vergilendirme dönemlerinden sonra tespit edilerek beyan edileceklerle ilgili fon paylarının, bu işlere ilişkin kâr veya zararın beyan edildiği yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinin % 10'unu aşan kısmı, beyannamenin verildiği dönemin kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınır.”

 

Yapılan düzenleme uyarınca, yıllara sari işlere ilişkin olarak kesilen, mahsup ve iadeye konu olmayan fon paylarının; gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarının % 10'unu aşan kısmı, beyannamenin verildiği döneme ilişkin kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınacaktır.

 

Dolayısıyla, söz konusu hükmün uygulanması açısından, yukarıda yapılan açıklamalar geçerli olup, aynı çerçevede işlem yapılacaktır.

 

3.5. Yapılan Yasal Düzenlemenin Değerlendirilmesi :

 

Yapılan bu düzenleme, 2003 hesap dönemine ilişkin beyanlarında ödenecek gelir veya kurumlar vergisi çıkan mükelleflerin lehine yapılan düzenlemede herhangi bir değişikliğe yol açmamış, ancak dönem faaliyetleri zararla sonuçlanan mükelleflerin ise aleyhine yapılan düzenlemeyle yaratılan mağduriyet kısmen de olsa giderilmeye çalışılmıştır.

 

5228 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle, mahsup veya iade edilmeyen fon paylarının 2004 yılı hesaplarına gider olarak intikal ettirilmesi öngörülmektedirki, bunun sağlayacağı vergisel avantaj kurumlar vergisi oranı olan % 33 oranı kadar olacaktır. Diğer bir ifadeyle, 2004 hesap döneminde mahsup edilemeyen fon payı kadar kazanç elde edilmesi ve söz konusu tutarın gider yazılması halinde, fon payına isabet eden vergi tutarı kadar kurumlar vergisi ödenmemiş olacaktır.

 

Ancak, bazı şirketlerin trilyonlarca liralık geçmiş yıl zararlarının bulunduğu dikkate alındığında, söz konusu tutarların gider yazdırılması söz konusu zararları artırmaktan başka bir işe yaramayacak olup, söz konusu faydayı da elde etmek için kar edene kadar bekleme zarureti doğacaktır.

 

Yani yapılan yeni düzenlemeyle % 33 oranında bir yıl gecikmeli sağlanan iyileştirme, ancak 2004 yılında söz konusu gider yazılacak tutar kadar kar eden ve geçmiş yıl zararı veya vergiden istisna edilen diğer indirim kalemleri bulunmayan şirketler açısından geçerli olacak, zarar eden şirketler ise yapılan iyileştirmeden faydalanmak için kar etmeyi bekleyeceklerdir.

 

3.6. Dava Açanların Durumu :

 

4842 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca, 2003 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde, beyannameye dahil edilen kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen, mahsup ve iade ettirilmeyen fon paylarının iadesi için ihtirazi kayıtla beyanname veren ve dava açan mükelleflerin durumu ise, ayrı bir yazı yazılmasını gerektirecek kadar geniş olduğundan konu daha sonra ele alınacaktır.