|
28
Ağustos 2003
Bülent
Gölgeli
SMMM
b.golgeli@gama-boiler.com.tr
Dar
Mükellef, Türkiye’ de yerleşmiş olmayan gerçek
kişiler sadece Türkiye’ de elde ettikleri kazanç
ve iratlar üzerinden vergilendirilirler. ( GVK.md.6
)
Dar
Mükellefiyete tabi kimseler bakımından kazanç
ve iradın Türkiye’ de elde edildiği aşağıdaki şartlara
gore tayin olunur;
1.
Ticari Kazançlarda; kazanç sahibinin Türkiye'
de işyerinin olması veya daimi temsilci bulundurması
ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla
sağlanması (Bu şartları haiz olsalar dahi iş merkezi
Türkiye' de bulunmayanlardan, ihraç
edilmek üzere Türkiye'de satın aldıkları veya
imal ettikleri malları Türkiye'de satmaksızın yabancı
memleketlere gönderenlerin bu işlerden doğan
kazançları Türkiye’ de elde edilmiş
sayılmaz )
2.
Zirai Kazançlarda; Zirai Faaliyetlerin Türkiye’
de icra edilmesi;
3.
Ücretlerde;
a)
Hizmetin Türkiye' de ifa edilmiş veya edilmekte
olması veya Türkiye' de değerlendirilmesi
b)
Türkiye' de kain müesseselerin idare
meclisi başkan ve üyelerine, denetçilerine,
tasfiye memurlarına ait huzur hakkı, aidat, ikramiye
ve benzerlerinin Türkiye' de değerlendirilmesi;
4.
Serbest Meslek Kazançlarında; Serbest Meslek
faaliyetlerinin Türkiye’de icra edilmesi veya Türkiye’
de değerlendirilmesi;
5.
Gayrimenkul Sermaye İratlarında; Gayrimenkulün
Türkiye’ de bulunması ve bu mahiyetteki mal ve
hakların Türkiye’ de kullanılması veya
Türkiye’ de değerlendirilmesi;
6.
Menkul Sermaye İratlarında; Sermayenin Türkiye’
de yatırılmış olması;
7.
Diğer Kazanç ve İratlarda, Bu kazanç veya
iratları doğuran işin veya muamelenin Türkiye’de
ifa edilmesi veya Türkiye’ de değerlemesi ( GVK.md.7
)
Bilindiği
üzere, G.V.K’ nun gayrimenkul sermaye iradını tanımlayan
70/1. maddesi,
" Aşağıda
yazılı mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri,
irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından
kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul
sermaye iradıdır."
…
"Arama,
İşletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı,
alameti farika, marka, ticaret ünvanı, her türlü
teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon
filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi
ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye
ait bilgilerle gizli bir formül veya imalat usulü
üzerindeki kullanma hakkı ve kullanma imtiyazları
gibi haklar…" şeklindedir.
Dar
Mükellef statüsünde bulunan firmalarla
yapılan teknik lisans sözleşmelerinde know how
ve patent anlaşması kapsamında yapılacak mühendislik,
tasarım, üretim, montaj, satış, servis vb.için
yapılacak ödemelerin, yukarıda yer alan madde hükmü
gereğince Gayrimenkul Sermaye İradı olarak
kabul edilmesi gerekmektedir.
Dar
Mükelleflerde gayrimenkul sermaye iradının Türkiye’
de elde edilmesi, G.V.K.’ nun 7. maddesinin 5. bendinde
"Gayrimenkulun Türkiye’ de bulunması ve bu
mahiyetteki mal ve hakların Türkiye’ de kullanılması
veya Türkiye’ de kullanılması veya Türkiyede
değerlendirilmesi" şeklinde tanımlanmıştır.
Know
– How ve Patentin Sorumlu Sıfatıyla KDV karşısındaki
durumu
Katma
Değer Vergisi, Türkiye’ de yapılan ve Katma Değer
Vergisi Kanunu’ nun
( KDVK
) 1. maddesinde sayılan teslim ve hizmetlerin
tedavülü üzerinden alınan bir vergidir.
Vergilendirme yapılması için yapılan işlemlerin
bu kanun kapsamında olup olmadığına dikkat edilmelidir.
Kanunun 1/1 md.’de Türkiye ‘ de yapılan ve maddede
sayılan işlemlerin KDV’ ye tabi olduğu ifade edilmiştir.
Söz konusu maddenin 3/ f bendi ise , "Gelir
Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinde belirtilen mal
ve hakların kiralanması" şeklindedir.
KDV
Kanunu’nun konusuna Türkiye’ de yapılan işlemler
girmektedir. Yani; Kanunun 6. maddesi;
Malların
teslim anında Türkiye’ de bulunması
Hizmetin
Türkiye’ de yapılması veya hizmetten Türkiye’de
faydalanılmasını, ifade eder.
Dolayısıyla
Türkiye’ de ikametgahı işyeri, kanuni ve iş merkezi
bulunmayan yabancı kişi ve kuruluşlardan sağlanan hizmetlerde,
bu işlemlere taraf olan gerçek veya tüzel
kişinin vergi mükellifi olup olmadığına bakılmaksızın
Sorumlu Sıfatıyla KDV Hesaplanıp beyan edilecektir.
Gayrimenkul
sermaye iradı olarak tanımlanan Know –How ve patent
gibi gayri maddi hak ve unurlarının bilgilerinden Türkiye’
de faydalanıldığının açık olması durumunda, söz
konusu ödemeler KDV’ ye tabi olmalı ve yine
aynı kanunun 9/1. maddesine gore sorumlu sıfatıyla ödenmesi
gerekir.
Konuyu
daha basitleştirmek gerekirse ;
Yabancı
firmalardan sağlanan;
Serbest
Meslek,
Telif,
patent, know-how,
Komisyon
Kira
ve
benzeri hizmetler, bu hizmetten yararlananlara KDV sorumluluğu
getirmektedir.
KNOW-HOW
ve PATENTİN STOPAJ KARŞISINDAKİ DURUMU
K.V.K.’nun
24/1 maddesinde ;
"Dar
Mükellefiyete tabi kurumların ticari, zirai ve
diğer kazanç ve iratları dışında kalan kazanç
ve iratlar ile telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret
ünvanı, alameti farika ve benzeri gayri maddi hakların
satışı, devir ve temliki mukabilinde alınan bedellerin
% 25 nispetinde kurumlar vergisi tevkifatına tabi olduğu"
hüküm altına alınmıştır. (30.11.1999 tarih
ve 99/13646 sayılı B.K.K. uyarınca % 20 olarak
belirlenmiştir. )
Bu
noktada önemli olan husus şudur.Normal kaide
yukarıda anlattığımız üzere olmakla birlikte çifte
vergilendirmeyi önleme anlaşmaları doğrultusunda
her ülke ile farklı oranlarda vergilendirme sözkonusudur.
Örneğin ABD de bir şirketle yapılan anlaşma doğrultusunda
O firmanın isim hakkını Türkiye’ de kullanmak üzere
anlaşılmış ve karşılığında firma bize fatura kesmiş
olsun. Bu durumda ABD ile aramızda yapılan çifte
vergilendirmeyi önleme anlaşmasının 12. maddesine
gore, alınacak vergi gayrisafi tutarının % 10 ( fon
dahil ) aşmayacaktır. Bu nedenle ülkelerle yapılan
çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının
da iyi bilinmesinde yarar olacaktır.
Dar
mükellef kurumlardan sağlanan hizmet ve isim hakkı,
patent , know-how durumlarında özellikli ve önemli
olan bir diğer durumsa aşşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
DAR
MÜKELLEF KURUM / KİŞİ
|
Patent-Know-How
|
Proje
Çizim-Mühendislik (hizmet)
|
|
Nerde
olursa olsun stopaj var.
|
Yurt
dışında ise stopaj yok.
|
Yurt
içinde ise stopaj var.
|
Yukarıdaki
tabloda da görüleceği üzere bu ince nokta
çok önemlidir. Dar mükellef kurumdan
yararlanacağımız bir isim hakkı ise o zaman bu isim
hakkından ister yurt dışı ister yurt içinde anlaşılsın
her durumda stopaj doğar. Ancak isim hakkı değil de
örneğin proje çizimi için yurt dışındaki
bir firma ile anlaşma yapılmış olsun. Bu firma söz
konusu projeyi Türkiye'de kullanarak bir yapı inşa
etmişse, dar mükellefe yapılan ödemede
hizmetten Türkiye’ de yararlanılmış olması nedeniyle
KDV doğar ancak bu durumda Stopaj açısından farklı
bir durum vardır.Eğer projeyi çizdirdiğimiz firma
Kendi ülkesinde
Yapmış
hazırlamışsa Türkiye’ de de yararlanıyor olsak
dahi stopaj olmayacaktır. Eğer firma Türkiye’ ye
gelip çalışmalarını Türkiye’ de sürdürürse
ve projeyi burda hazırlarsa o zaman stopaj doğacaktır.
Sorumlu sıfatı ile KDV ise her halde olacaktır.
YURTDIŞINDA
DÜZENLENEN SÖZLEŞMENİN DAMGA VERGİSİ KARŞISINDAKİ
DURUMU
Genel
olarak yurt dışında düzenlenen kağıtlar damga vergisine
konu olmamakla beraber,
Kanunda
öngörülen ve aşağıda belirtilen
durumlardan birinin gerçekleşmesi halinde damga
vergisine tabi olabilmektedir;
Öncelikle
yurt dışında düzenlenen kağıtların Türkiye’
ye getirilmiş olmaları vergilendirm için zorunluluk
taşıyan bir unsurdur. Diğer bir ifade ile kağıdın Türkiye’
ye getirilmediği hallerde, özellikle hükmünden
yararlanıldığı gerekçesine dayanılarak vergilendirme
yapılmasına imkan bulunmamaktadır.
Yurt
dışında düzenlenen bir kağıdın damga vergisine
tabi tutulmasını gerektiren ikinci hal, söz konusu
kağıdın Türkiye' deki resmi dairelere ibraz edilmesi
halidir. İbrazın nedeni vergilendirme açısından
bir önem taşımamakta, kağıtların yasal zorunluluklara
bağlı olaak resmi dairelere ibraz edilmesi vergilendirme
açısından yeterli olmaktadır. Kağıda ilişkin
damga vergisi, söz konusu kağıdın resmi makamlara
ibraz edildiği an oluşmaktadır.
Yurt
dışında düzenlenen kağıtların damga vergisine tabi
tutulmasını gerektiren diğer bir durum ise , bu
kağıtların üzerinde devir ve ciro işlemlerinin
yapıldığı durumlara yönelik bulunmaktadır.
Kısaca
buraya kadar anlattıklarımızı özetlersek; Örneğin
ABD ile imzalanmış olan teknik lisans sözleşmesi
yurt dışında düzenlenmiş olduğundan damga vergisine
tabi değildir. Ancak yukarıda da açıklandığı
üzere; söz konusu sözleşme, Türkiye'ye
getirildiği ve resmi makamlara ibraz edildiği an, bir
hüküm ifade etmesi şartı ile damga vergisinin
konusuna girecektir.
|