|
Danıştay
Dördüncü Daire
Esas No: 1999/4482
Karar No: 1999/4894
KONU: Bayilere ve sürekli mal alımında bulunanlara belli bir ciroyu
aşmaları halinde ödenen ciro primlerinin gider olarak indirilebileceği
hk.
İstemin Özeti: Davacı şirketin 1993 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu,
aktife kayıtlı arsanın satış bedelinin düşük gösterildiği, grup
şirketi olan ....Limited Şirketine ödenen ciro priminin gider olark kabulünün
mümkün olmadığı, kaydi envanter farkı bulunduğu, örtülü
kazanç dağıtımı yaptığı ileri sürülerek saptanan matrah farkı
üzerinden adına ikmalen ve re'sen kurumlar vergisi salınmış. Fon payı hesaplanıp,
kaçakçılık cezası kesilmiştir.... Vergi mahkemesinin 12.7.1999
günlü ve E: 1998/989, K: 1999/815 sayılı kararıyla 5.8.1998 tarihinde
satın alınarak aktife kaydedilen arsanın 29.12.1993 tarihinde satışından dolayı
kayıtlara intikal ettirilen değerin düşük olması nedeniyle... Vergi
Dairesi taktir komisyonunca taktir olunan değer esas alınarak tarhiyat yapılmış
olup, davacı iddialarının karşılanması amacıyla mahkemelerince yaptırılan bilirkişi
incelemesi ve söz konusu arsanın 1/3 ünün belediye tarafından
park, yeşil alan ve okul yeri olarak ayrıldığı yolundaki iddiası ile bu hususu
doğrulayan ara kararı cevabı olan... Belediyesi yazısı üzerine satışa konu
arsanın m2 sinin değeri 70.000 lira dikkate alınarak saptanan bedel üzerinden
tarhiyat yapılması gerektiği, davacı şirketin ürettiği ihraç ve
satış imkanı kalmayan malların satışını yapa grup şirketi... Limited şirketine
bu nedenle verilen ciro priminin gider olarak kabul edilmemesinin mümkün
olmadığı yolunda ileri sürdüğü iddialarla ilgili olarak yasal
yönden geçerli herhangi bir belge ibraz etmediği gibi bu malların
ihraç imkanı kalmayan ve 1. sınıf mamül olmadığı yolundaki iddialarında
da isabet görülmediği, zira ödenen ciro primi ile ilgili olarak
taraflar arasında bir anlaşma mevcut olmayıp verilen karın dışında ödenen
ciro primi dönem kazancının azalmasına sebebiyet verildiğinden bu tutarın
dönem kazancına ilavesinin yasal olduğu, imal edilen emtiadan dolayı yapılan
kaydi envanter sonucu bununan matrah farkının yerinde olmadığı ve hazır giyim
eşyasından % 1-2 nisbetinde kayıp olacağı yolundaki iddialar üzerine mahkemelerince
verilen ara kararı üzerine gönderilen İstanbul Ticaret Odası yazısında
belirtilen zayiat oranının uygulanması sonucu saptanan tutarın matrah farkına
esas alınması gerektiği, davacı şirketin... Limited şirketine örtülü
kazanç dağıttığı ileri sürülerek saptanan matrah farkının ticari,
ekonomik ve sosyal dayanağının bulunmadığı yolundaki iddialarının yerinde olamdığı,
zira davacı şirketin ilgili yılda ödediğivade farkı giderinin yanısıra
mal alımında bankalar aracılığıyla kullandığı krediler nedeniyle faiz ve komisyon
gideri ödemesi söz konusu olamıyacağı, elde mevcut likiditeyi grup
şirketine aktararak kendisine banka kredisi kullanması yasa gereği örtülü
kazanç sağladığını ortaya çıkarmakta olduğu, bu şekli ile genel
giderlerin yükseldiği, öte yandan örtülü kazançla
kendi grup şirketine menfaat sağlaladığı, bu nedenle yapılan tarhiyatın yerinde
olduğu, matrah farkı defter ve belgelerin incelenmesi sonucu bulunduğundan olaya
kusur cezası uygulanması ve fon hesaplanmaması gerektiği gerekçesiyle
davanın kısmen reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket, aktife kayıtlı arsanın satış tarihindeki bedelinin emsal,
piyasa ve rayiç değeri araştırılmasının gerektiğini, alıcı firma nezdinde
inceleme yapılmadığını, arsa satış bedelini taktir komisyonunun yetkili takdir
komisyonu olmadığını, grup şirketi... Limited Şirketine ödenen ciro primi
satış hizmeti karşılığı verildiğinin ve bu konuda aralarında yapılmış bir anlaşma
bulunduğunu, örtülü kazanç dağıtımı yapıldığı iddiasının
hiçbir ticari, ekonomik ve yasal dayanağı bulunmadığını, davalı idare,
arsa satışı ve kaydi envanter sonucu bulunan matrah farkının ve kiselen kaçakçılık
cezası ile cezalı fonun yerinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını
istemektedirler.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince belirlenen
günde davacı şirket vekilinin gelmediği görülerek, gelen Hazine
Avukatı... dinlenip ve Danıştay Savcısının düşüncesi alınıp dosyadaki
belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
Davacı şirketin 1993 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu, aktife kayıtlı
arsa satış bedelinin düşük gösterildiği, ciro priminin gider
olarak kabul edilemeyeceği iddiasıylaikmalen, kaydi envanter sonucu saptanan
matrah farkı ile örtülü kazanç dağıtıldığı iddiasıyla
re'sen saptanan matrah farkı üzerinden tarhiyat yapılmıştır.
Davacı şirketin 5.8.1988 tarihinde satın alarak aktife kaydettiği arsanın
29.12.1993 tarihinde satışı üzerinde kayıtlara intikal ettirilen satış
değerinin inceleme elemanınca düşük gösterildiği kanaatine varılarak
gerçek satış bedelinin tesbit edilmesini istemesi üzerine taktir
komisyonunca takdir edilen bedel ikmal tarhiyata konu edilmiştir.
İnceleme elemanınca davacı şirketce kayıtlara intikal ettirilen arsa satış
değerinin gerçek satış bedelini yansıtmadığı kanaatine varılmış ise de,
olayda arsa gerçek satış bedelinin belirlenmesi zorunlu olduğuna ve söz
konusu arsayı satın alan şirket kurumlar vergisi mükellefi olduğuna göre,
bu şirket kayıtları üzerinde karşıt inceleme yapılarak gerçek satış
bedelinin tesbiti mümkün bulunmaktadır. Bu yönüyle eksik
olan inceleme sonucu saptanan matrah farkına göre yapılan tarhiyatı, belediye
tasarrufundaki kısma ait bedelin tenzili suretiyle tadil eden mahkeme kararında
isabet görülmemiştir.
Ciro primi, bayilere ve sürekli mal alımında bulunanlara belli bir ciroyu
aştıkları için satıcı firmalarca verilen hizmet karşılığı olup, faliyette
bulunulan sektörün özelliğinden ve rekabet şartlarından kaynaklanmakta
ve ticari teamüllere uygun bulunmaktadır. Bu nednele 193 sayılı Gelir olarak
kabulü gereken bir ödemedir ve uygulanacak oran itibariyle her işletmenin
yapısına, piyasa koşullarına göre farklılık göstereceği tabiidir.
Olayda davacı şirket ile grup şirketi olan... Limited Şirketi arasında düzenlenen
2.1.1993 tarihli protokol ile belirlenen limittetlerde ve oranlarda ciro primi
tahakkuk ettirileceği belirlenmiştir. Davacı şirketin imal etiği ihraç
ve satış kabiliyeti olmayan, ikinci kalite malların satışı için kurulan
şirkete verilen ciro primi... Limited Şirketinin verdiği pazarlama ve satış
hizmeti karşılığı olduğundan, düzenlenen protokol gereğince ödenen
bu primin gider olarak kabulü gerekeceğinden buna ilişkin fatura tutarının
kabul edilmeyeceği matraha ilavesi suretiyle yapılan tarhiyatı onayan mahkeme
kararında isabet görülmemiştir.
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 1. bendinde; şirket
kendi ortakları, ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek ve tüzel kişiler,
idaresi, murakabesi veya sermayesi bakımlarından vasıtalı vesıtasız olarak bağlı
bulunduğu veya nüfuzu altında bulundurduğu gerçek ve tüzel
kişiler ile olan münasebetlerinde emsaline göre göze çarpacak
derecede yüksek veya düşük fiyat veya bedeller üzerinden
yahut bedelsiz olarak alım, satım, imalat, inşaat muamelelerinde ve hizmet ilişkilerinde
bulunursa, bu yolla sağlanan menfaat örtülü kazanç dağıtımı
olarak tanımlanmıştır. Aynı kanunun 15. maddesinde örtülü kazanç
olarak dağıtıldığı kabul edilen tutarın kurum kazancının tesbitinde indirilmesinin
mümkün olmadığı kuralına yer verilmiştir.
Tarhiyata dayanak alınan inceleme raporunun incelenmesinden, davacı şirketin
imal ettiği tekstil ürünlerinin ikinci kalite olanlarının pazarlama
ve satışını yapmak üzere davacı şirketin ortaklarından ikisi ile kurulan
grup şirketi... Limited şirketine peşin fiyatına 4 ay vadeli mal sattığı ve
karşılığında herhangi bir vade farkı tahsil etmediği, bu satışlarla ilgili
olarak... Limited şirketince yapılan ödemelerin ve iadelerin söz konusu
şirketin cari hesabında izlendiği, böylece davacı şirket... Limited şirketine
devamlı surette vadeli mamül satmak ve karşılığında vade farkı almamak
suretiyle grup şirketine örtülü yoldan kazanç dağıttığı
ileri sürülerek... Limited şirketi cari hesabını adatlandırmak ve
% 73 faiz oranı uygulanmak suretiyle farkı saptandığı, anlaşılmıştır.
Davacı şirketi imal ettiği, ihraç ve satış imkanı bulunmayan ikinci
kalite mamüllerin, pazarlamasını ve satışını sağlamak üzere sağlamak
bir organizasyon çevçevesinde Pragraf Limited Şirketini kurması
ticari hayatın bir gereği olup, iktisadi icaplara uygundur. Davacı şirketin
grup şirketine yaptığı satışlarda uygunladığı fiyatın, piyasa fiyatına göre
bariz farklılık gösterdiği yoluyla bir tesbitin de yapılmadığı dosyadan
anlaşılmakta olup, olayda emsaline göre göze çarpacak derecede
düşük veya yüksek fiyat uygulandığından söz etmek mümkün
değildir. bu nedenle vadeli satış işleminden dolayı örtülü kazanç
dağıtımı yapıldığından söz edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Aksi
yönde verilen kararda isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı temyiz isteminin kısmen kabulüyle.....
6. Vergi Mahkemesinin 12.7.1999 günlü ve E: 1998/989, K: 1999/815
sayılı kararının arsa satış bedeli, ciro primi ve örtülü kazanca
ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, tarafların diğer temyiz iddialarının
reddine, 22.12.1999 günüde oybirliğiyle karar verildi.
|