|
1- Kasa hesabının
alacak bakiyesi vermesi halinde kasa işlemlerinin yeniden gözden geçirilmesi
gerekir. Kasa sayımı sonucu kasa fazlası çıkması halinde, bu fark vergi
uygulaması açısından matraha ilave edilmekle birlikte, kasa sayım
noksanlığının çıkması halinde, bu farklılık mali karın tespiti açısından
gider kabul edilmemektedir. Bu nedenle kasa sayım farklılığının nedeni
bulunana kadar ilgili cari hesapta bekletilmesi gerekir. Ancak dönem sonuna
kadar farklılığın nedeni bulunmazsa olağandışı gelir ve gider olarak
kayıtlara alınması gerekir. Kasa hesabı ile ilgili diğer bir konuda dönem
sonu kasa bakiyesinin ne olması gerektiğidir. Dönem sonu kasa bakiyesinin
çok büyük meblağlarda olması halinde bu paranın kasada olamayacağı
ortakları tarafından kullanılmış olduğu gerekçesiyle örtülü kazanç değişimi
sayılarak cezalı tarhiyata muhatap olunabilir. Bu nedenle dönem sonu kasa
bakiyesinin işletmenin büyüklüğüne iş hacmine ve kasa işlemlerinin
yoğunluğuna uygun bir rakam olması gerekir.
2- Yabancı
para mevcutlarının Maliye Bakanlığı'nca belirlenecek döviz alış kurları
ile değerlenmesi gerekir. Maliye Bakanlığı'nca belirleme yapılmaması
halinde T.C. Merkez Bankası'nın döviz alış kurlarının esas alınması
gerektiği konusu 130 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde açıklanmıştır.
3-
"Alınan çekler" hesabı ve "verilen çekler ve ödeme
emirleri" hesabında yer alan vadesi sonraki yıllara isabet eden
tutarların dönem sonunda mutlaka 4 seri no'lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel
Tebliği'nde yapılan açıklamaya uygun olarak "Alacak senetleri" ve
"Borç senetleri" hesabına aktarılması gerekir. Bu yapılmadığı
taktirde bilançonun hazır değerler toplamı gerçeği yansıtmadığı gibi
eksi bakiye vermesi gibi fiilen mümkün olmayan bir sonuçla karşılaşılır.
4- Bankalar
hesabının envanteri yapılırken öncelikle bankalar hesabı ile ilgili
yanlış ve eksik kayıtların düzeltilmesi yapılarak muhasebe kayıtlarının
banka ekstreleri ile uyumu sağlanır. Bankalar hesabının envanterinde dikkat
edilecek konu, bankanın bizim adımıza kesmiş bulunduğu vergi ve fon
paylarının (GVK 94 md.) mahsup edilecek vergi ve fonlar olarak 193
"PEŞİN ÖDENEN VERGİ FONLARI" hesabına doğru olarak aktarılması
gerekir. Mevduat faizlerinde eskiden beri vergi kesintisi uygulanmakla beraber
repo işlemlerinde vergi kesintisi 1998 yılında başlamıştır. Bazı
bankalar tahakkuk ettirdikleri faizin kesinti sonrası kalan net tutarını cari
hesaba geçmekte, kestikleri vergi ve fon payı için dekont düzenledikleri
gibi cari hesaba da giriş- çıkış yapmaktadırlar. Bu nedenle banka faiz ve
repo gelirleri üzerinden kesilen vergilerin defter kayıtlar ile
karşılaştırılması için bankalardan kesinti yoluyla ödenen vergileri
gösteren bilgi alınarak karşılaştırma yapılmasında fayda vardır.
5- Bankalarda
bulunan yabancı para mevcutlarının dönem sonunda mutlaka değerleme işlemi
yapılarak oluşan kur farklarının ilgili hesaplara alınması gerekir. Kur
farklarının muhasebeleştirilmesinde bütün kur farklarının doğrudan
"KAMBİYO KARLARI veya ZARARLARI" hesabına aktarılması doğru
olmayıp, kur farkının özelliğine göre işlem yapmak gerekir. İhracatla
ilgili kur farklarının "601 YURTDIŞI SATIŞLAR" hesabına, kredi
faizleri ile ilgili kur farklarının "780 FİNANSMAN
GİDERLERİ"hesabına maliyet unsuru niteliğindeki kur farklarının ise
ilgili yatırım veya sabit kıymet maliyetine aktarılması bunun dışındaki
kur farklarının ise "KAMBİYO KARLARI ve ZARARLARI" hesabına
aktarılması gerekir.
6- Vadesi bir
sonraki yıla isabet eden vadeli mevduat hesaplarında 31.12.200_ tarihine kadar
işlemiş faizin hesaplanarak dönem sonuç hesaplarına aktarılması gerekir.
67 Seri Numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile getirilen bu düzenlemenin
iptali için Danıştay'a dava açılmış ve yargı tebliğin bu bölümü
için yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Maliye Bakanlığı'nın yürütmenin
durdurulmasına yaptığı itiraz Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu
tarafından reddedilmiştir. Esas hakkındaki kararın yakın zamanda
yayınlanması beklenmektedir.
Bu nedenle
31.12.200_ tarihi itibariyle vadesi bir sonraki yıla isabet eden mevduat
hesaplarının değerlemesi sonucu ortaya çıkan gelirle ilgili olarak itirazi
kayıtla beyanname verilebilir.
7- Kredi
faizlerinin değerlemesi sırasında ödeme vadesi bir sonraki yıla isabet eden
kredi faizlerinden 31.12.200_ tarihine kadar işlemiş faizin hesaplanarak
ilgili dönem giderlerine aktarılması gerekir. İnceleme elemanları arasında
kredi faizlerinde henüz tahakkuk işlemi gerçekleşmediği için kredi
faizlerinin ödendiği dönemde gider yazılması gerektiği şeklinde görüşler
bulunmaktadır. Bu görüşü destekleyen bir tane de Danıştay Kararı
bulunmaktadır.
Kredi
faizlerinde geri ödeme istenildiği zaman yapılabildiği gibi faiz tutarı günlük
olarak da hesaplanabilir. Bu nedenle dönemsellik ilkesi gereği olarak
31.12.200_ tarihine kadar işlemiş faizin ilgili dönem gider hesaplarına
aktarılması gerekir.
8- 4369
sayılı Kanunla menkul kıymetlerde değerleme ölçüsü değiştirilmiştir.
Bu düzenlemeye göre hisse senetleri ve fon portföyünün %51 hisse
senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri eskiden olduğu gibi
alış bedeliyle değerlenecektir.
Alış bedeli
maliyet bedelinden farklı bir kavram olup alışla ilgili giderler maliyete
aktarılmaz. Aynı şekilde dövizle alınan hisse senetlerinde ödeme vadesine
bağlı olarak ortaya çıkan kur farkları maliyete aktarılmaz. Hisse
senetleri dışındaki diğer menkul kıymetlerde değerleme sonucu oluşum
farklarını sonuç hesaplarında dikkate almak gerekir.
9- Alıcılar
hesabının envanterinde aşağıdaki işlemlerin yapılması gerekir.
- Alıcılar
hesabında izlenen muhtelif cari hesaplardan bilanço günü itibariyle alacak
bakiyesi verenlerin bilançonun pasifinde ilgili borç hesabına aktarılması,
- Aktif ve
pasifte ayrı ayrı hesaplarda yer alan aynı müşteriye ait aynı mahiyetteki
cari hesapların birleştirilmesi,
- Hesap
mutabakatlarına göre cari hesap bakiyelerinin düzeltilmesi,
- Dövizli
alacakların dönem sonu değerleme işlemlerinin yapılması şüpheli alacak
karşılığı ayrılan alacaklardan yapılan tahsilatla ilgili gerekli
kayıtların yapılması,
- Müşterilerden
veya uzun vadeli alacakların bilanço gününde vadeleri bir yıl altına
inmiş olanların 220 no'lu hesaptan 120 no'lu hesaba aktarılması,
10- Alacak
senetleri ile ilgili olarak reeskont uygulaması halinde aynı uygulamanın borç
senetleri içinde yapılması zorunludur. Reeskont uygulaması ile ilgili
esaslar 238 seri no'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde açıklanmıştır.
Yabancı para ile düzenlenen alacak ve borç senetlerinin reeskonta tabi
tutulması 4369 sayılı Kanunla V.U.K.'unun 280.Maddesine eklenen hükümle sağlanmıştır.
Kampanyalı
satışlar nedeniyle peşin alınan alacak senetleri için reeskont
uygulanmayacağı (1993/ 1) sayılı Vergi Usul Kanunu İç Genelgesi'nde ayrıntılı
olarak açıklanmıştır.
Uygulamada
vergi idaresi çekte vade olmayacağı gerekçesiyle vadeli çeklerde reeskont işlemini
kabul etmemektedir. Ancak son yıllarda yayınlanan Danıştay Kararları'nda
çeklerde reeskont işlemi kabul edilmektedir.
11- Dönem
sonunda senetli veya senetsiz alacakların taraması yapılarak tahsili şüpheli
hale gelenler için de mutlaka dava veya icra aşamasına başvurularak şüpheli
alacak karşılığı ayrılmalıdır. Dava ve icra safhasına başvurmadan şüpheli
alacak karşılığı ayrılması halinde vergi uygulaması açısından
karşılık gideri Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak matraha ilave
edilmelidir.
Ancak dava ve
icra takibine değmeyecek derecede küçük olan alacaklardan yapılan
protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen tahsil
edilemeyen küçük alacaklar için de şüpheli alacak karşılığı
ayrılabilir. Kanunu küçük alacağın tanımını yapmamıştır. Dava ve
icra takibine değmeyecek küçük alacağın miktarı, alacağın tutarına,
alacakla işletmenin büyüklüğüne, alacağın işletme için önemine bağlı
olarak değişir. Bu durumda söz konusu küçük alacağın miktarı her
işletme için ayrı ayrı ele alınarak değerlendirilmelidir.
Şüpheli
alacak karşılığı ayrılması sırasında ticari alacakları katma değer
vergisi dahil tutar olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü katma değer
vergisi de alacağın bir unsurudur. Bu konuda farklı görüşler bulunmakla
birlikte uygulamadaki yaygın görüş tahsil edilmeyen Katma Değer Vergisi'ne
de gerekli şartları yerine getirmek şartıyla şüpheli alacak karşılığı
ayrılacağı yönündedir.
12- Genel
olarak stoklar maliyet bedeli ile değerlenir. Maliyet bedeli ise satın alma
maliyeti ile birlikte stokların işletme ambarına girinceye kadar yapılan
masrafları kapsar. Uygulamada işletmenin depo giderlerinin stok maliyetine
dahil edilmesi kabul edilmemektedir.
- Stokların
değerlemesinde 01.01.1996 tarihinden itibaren dileyen mükellefler (LİFO) son
giren ilk çıkar yöntemini de uygulayabilirler. Bu yöntemi seçen
mükellefler 5 yıl süreyle bu yöntemden dönemeyecekleri gibi imalatçılar
hariç finansman gider kısıtlamasına da tabi tutulurlar.
- Kredi
faizlerinden dönem sonunda stokta kalan mallara pay verilmesi konusu 238 no'lu
V.U.K. Genel Tebliği'nde yapılan açıklamayla çözümlenerek finansman
giderlerinden stok maliyetine pay verilmeyeceği kabul edilmiştir.
- Aynı
tebliğde yapılan açıklama ile ithal edilen mallarla ilgili mal depoya
girdikten sonra oluşan kur farklarının istenirse doğrudan gider
yazılacağı kabul edilmiştir.
- 238 no'lu
Tebliğdeki kredi faizleri ve kur farklarının stok maliyetine aktarılmadan
gider yazılması uygulaması stoklarla ilgili vade farkları için kabul
edilmemiştir. Vade farklarının stok maliyetine aktarılması dönem sonunda
stok maliyeti hesaplanırken bunlarla ilgili vade farklarının da dikkate
alınması gerekir.
13- Üretilen
mamul maliyet saptanırken V.U.K.'unun 275. maddesindeki esasların dikkate
alınarak mamul maliyetinin saptanması gerekir. Özellikle genel üretim ve
genel yönetim giderlerinin ayrımının dikkatli yapılması gerekir. Çünkü
genel üretim ve genel yönetim giderlerinin ayrımının dikkatli yapılması
gerekir. Çünkü genel üretim giderleri maliyete dahil edilmesi zorunlu bir
unsur olmakla birlikte, genel yönetim giderlerinin maliyete eklenmesi
ihtiyaridir. Üretim maliyetlerinin hesaplanmasında fire oranlarının da
dikkate alınması, üretim artıkları ve tali mamullerin değerlemesi gibi
konular da dikkate alınmalıdır.
- Genel yönetim
giderlerinin üretilen mamul maliyetine katılması ihtiyari olmakla birlikte bu
tercihin hesap dönemi boyunca aynı şekilde kullanılması gerekir. Ayrıca
genel yönetim giderlerinin maliyete aktarılması halinde bu tercihin tüm
genel yönetim giderlerini kapsaması gerekir.
14- Yıllara
yaygın inşaat ve onarma işi yapan mükelleflerin inşaatlarla ilgili direk
maliyet unsurları dışında ortak genel giderler ve amortismanların
dağıtımında G.V.K.'unun 42-43. maddelerinde yer alan özel düzenlemeyi
dikkate almaları gerekir. Özellikle ortak amortismanların dağıtımında
amortismana tabi iktisadi kıymetin herhangi bir işte kullanılmadığı dönemlere
ilişkin amortismanların ortak giderler içinde değerlendirilmesi gerekir.
Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde hakedişlerin geç ödenmesinden
kaynaklanan kur farklarının inşaat gelirinin bir unsuru olduğu ve inşaatın
bittiği yıl beyan edilmesi gerektiği şeklinde çok sayıda Danıştay
Kararı bulunmaktadır.
Yap-sat
şeklinde özel inşaat faaliyeti bu özel hükümlere tabi olmayıp, V.U.K.'nun
275.maddesi hükümleri dikkate alınarak maliyet saptanmalıdır. Tamamlanmayan
inşaat maliyetlerinin "151 YARI MAMULLER" hesabına aktarılması
gerekir.
15- Özellikle
yıllara yaygın inşaat ve onarım işi yapan işletmeler ve dövizle işlem
yapan diğer işletmelerin döviz olarak aldıkları ve döviz olarak verdikleri
avansları dönem sonlarında değerlemeye tabi tutmaları gerekir. Bu konuda
aksi yönde bir Danıştay kararı bulunmakla birlikte Danıştay ve vergi
idaresinin uygulaması döviz olarak verilen ve alınan avansların dönem
sonunda değerlemeye tabi tutulacağı şeklindedir.
16- Gelir ve
giderlerin dönemsellik esası gereği dönem sonlarında gerekli aktarma
kayıtlarının yapılması gerekir. Bu hükümlere paralel olarak V.U.K.'nun
aktif ve pasif geçici hesap kıymetleri ile ilgili 283 ve 287. maddelerinin de
dikkate alınması gerekir.
17- Maddi duran
varlıkların ve yatırımların aktife alınması sırasında maddi duran
varlığın ve yatırımının aktife alındığı dönem sonuna kadar işlemiş
bulunan kredi faizleri ve kur farklarının maliyete dahil edilmesi zorunlu
olup, daha sonraki yıllara ait kredi faizleri ve kur farkları istenildiği
taktirde gider yazılabilir. Bu konuda ayrıntılı açıklama 163 seri no'lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde ve 187 no'lu Gelir Vergisi Kanunu Genel
Tebliği'nde yapılmıştır. Yatırım veya sabit kıymet aktife alındıktan
sonraki yıllara ait kredi faizleri ve kur farkları aktifleştirilerek
amortismana tabi tutulsa bile yeniden değerlemeye tabi tutulamaz.
18- Peşin
ödenen vergi ve fonlardan dönem sonunda beyannamede mahsup edilecek vergi ve
fonların ( geçici vergi, kesilen banka stopajları vb. gibi) 371 no'lu dönem
karının peşin ödenen vergi ve yasal yükümlülük karşılıkları
hesabına aktarılmasına dikkat edilmesi gerekir.
19- Binek
otomobillerinin satın alındığı yıl için kıst amortisman ayrılması
zorunlu olup, bu uygulama 4369 sayılı kanunla değiştirilmemiştir. Ayrıca
binek otomobillerinin satın alınmasında ödenen Katma Değer Vergisi'nin
taşıt maliyetine ilave edilmesi gerekir.
20- Özel
maliyet bedellerinin itfası kira süresi içinde yapılmalıdır. Kira süresinin
belli olmaması halinde ise normal amortisman süresi gibi 5 yıllık sürede
özel maliyet bedellerinin itfası gerekir. 55 seri no'lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği'nde yapılan açıklama bu doğrultudadır. Tekdüzen Muhasebe
Sistemi Uygulama Genel Tebliği'nde özel maliyet bedellerinin kira süresi ile
paralellik kurulmadan 5 yılda itfa edilmesi şeklindeki hükmün V.U.K.'nun
yürürlükteki hükümleri karşısında uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
4369 sayılı
kanunla V.U.K'nun mükerrer 298.maddesi'nde yapılan değişiklikle özel
maliyet bedelleri de yeniden değerleme kapsamına alınmış olup, yeniden
değerleme işlemi 31.12.1998 tarihi itibariyle aktifleştirilen özel maliyet
bedelleri için 1999 yılından itibaren yeniden değerleme uygulanacaktır. Geçmiş
yıllardan devreden özel maliyet bedelleri yeniden değerlemeye tabi
tutulmayacaktır.
21- İştirak
hisseleri gayri menkuller ve diğer amortismana tabi sabit kıymetlerin
satılması halinde G.V.K'nun 38.maddesi'nde yer alan maliyet bedeli artırımı
uygulanabilir. Maliyet bedeli artırımı uygulanacak sabit kıymetlerin iki tam
yıl aktifte yer alması gerekir. Buradaki yıl tabiri 365 günlük bir yıllık
süreyi kapsamaktadır. Sonuç olarak işletme aktifine alındıktan itibaren
730 günü geçen sabit varlıkların satışında maliyet bedeli artırımı
uygulanabilir. Maliyet bedeli artırımı uygulaması sonucu zarar doğması mümkün
olmayıp, fona ayrılacak miktar maliyet bedeli ile artırılmış bedel
arasındaki fark olacaktır.
Maliyet bedeli
artırımı uygulamasında, gayri menkullerle ilgili sermayeye ilave edilen
yeniden değerleme değer artış fonlarının, satış kazancının tespitinde
dikkate alınması gerekir.
22- Yenileme
fonu uygulamasında üç yıllık sürenin başlangıcı olarak sabit
kıymetlerin satıldığı yılın esas alınmasına dikkat edilmesi gerekir.
Ayrıca satılan sabit kıymetlerin yerine yenisinin alınması halinde, yeni
alınan sabit kıymet amortismanının fondaki miktar sona erene kadar fondan
karşılanması gerekir. Maliyet bedeli artırımı uygulandıktan sonra bile
sabit kıymet satışında bir kar doğmuşsa diğer şartların varlığı
halinde ortaya çıkan kar yenileme fonu hesabına aktarılabilir.
23- Yeniden
değerleme yapan veya stok değerlemesinde (LİFO) son giren ilk çıkar yöntemini
kullanan mükellefler (Sanayi sicil belgesine kayıtlı imalatçılar hariç)
finansman giderlerinin bir bölümünü kanunen kabul edilmeyen gider olarak
matraha ilave edeceklerdir. Finansman giderleri kısıtlamasının uygulama
esasları 54 ve 55 seri no'lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği'inde açıklanmıştır.
Ancak, bu tebliğlerin bazı bölümleri Danıştay 4. Dairesi'nin 20.03.1997
tarih E. 1997/ 847, 771 ve K. 1997/ 636 sayılı kararları ile iptal
edilmiştir. Ancak finansman gelirlerin finansman giderlerinden mahsubuna imkan
veren hüküm Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından iptal
edildiği için finansman gider kısıtlaması uygulamasında finansman
giderlerini, finansman gelirlerinden mahsup etmeden uygulama yapmak gerekir.
Yeniden
değerleme yapmakla birlikte yeniden değerlemenin vergisel sonuçlarından
yararlanmayan mükellefler finansman gider kısıtlamasına tabi değildir.
24- İhracat,
yurtdışı inşaat onarma, montaj ve teknik hizmetler ile yurtdışı
taşımacılık işi yapan mükelleflerle ilgili götürü gider ( G.V.K.
40.madde parantez içi hüküm) uygulamasının beyanname üzerine değil, gider
hesapları içinde dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Götürü gider
miktarının kanunda belirtilen miktarı aşması halinde, aşan kısmın
kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekir. İhraç kaydıyla
mal teslim eden mükellefler götürü gider uygulamasından
yararlanamayacaktır.
25-
Yararlanılacak yatırım indiriminin ayrıntılı olarak nazım hesaplarda
izlenmesi gerekir. Yatırım indirimi uygulamasında devreden yatırım
indirimine endeksleme uygulaması nedeniyle yıllar itibariyle yararlanılacak
ve endekslemeye tabi tutulacak tutarların ayrıca izlenmesi gerekir. Ayrıca
4369 sayılı kanunla getirilen peşin yatırım indirimi uygulaması nedeniyle
yatırım indirimi tutarlarının izlenmesi ayrı bir önem kazanmıştır.
26- Dönem karı
vergi ve yasal yükümlülük karşılıklarının ayrılmasında Kurumlar
Vergisi, fon payı ve kurumlar vergisinden istisna kazançlarla ilgili stopaj
gelir vergisi için karşılık ayrılması gerekir. Bunun dışında stopaj
uygulaması kar dağıtımına bağlı hale geldiği için bu stopaj kar dağıtımı
sırasında dikkate alınmalıdır.
27- Binalarda
özellikle yeniden değerleme yapan mükellefler açısından amortisman
uygulamasında, amortismanın yeniden değerlemeden önceki değer (Binaların
aktife alındığı değer) üzerinden ayrılmasına dikkat edilmesi gerekir.
Uygulamada
yapılan diğer bir hata ise gayri maddi hakların yeniden değerlemeye tabi
tutulmasıdır. Gayri maddi haklar amortismana tabi tutulmakla birlikte kanun
gereği yeniden değerlemeden yararlanamazlar.
28- Maliyet
hesaplarının kapatılarak gelir tablosu hesaplarına aktarılmasında mutlaka
yansıtma hesapları kullanılmalıdır. Üretilen mamul maliyetinin hesaplanmasında
ise maliyet hesapları yansıtma hesapları aracılığı ile 151 yarı mamuller
hesabına aktarılmalı, yarı mamul stoku dışındaki kalemler 152 mamuller
hesabına aktarılmalı, mamul stoku dışında satılan mamuller maliyeti 620
satılan mamuller maliyeti hesabına aktarılmalıdır.
29- Finansman
kiralama konusu işlemlerde ödenen kira bedeli olayın özelliğine göre
dikkate alınmalıdır. Üretim konusu nedeniyle yapılan makine ve teçhizat
kiralamalarında kira giderleri "GENEL ÜRETİM GİDERLERİ" hesabına
alınmalı, hizmet üretim maliyeti ile ilgili kiralamalarda "740 HİZMET
ÜRETİM MALİYETİ" hesabına aktarılması, bunun dışındaki genel amaçlı
kiralamalarda ise faaliyet giderleri ile ilgili hesaplara aktarılmalıdır.
30- Ortaklar
cari hesabının yüksek olması sonucu şirket ortaklarının şirket
kaynaklarını bedelsiz kullanmaları halinde örtülü kazanç dağıtımı
iddiası ile muhatap olmamak için uzun süreli kullanılan cari hesap
bakiyeleri üzerinden faiz tahakkuk ettirilerek mali karın tespiti açısından
matraha ilave edilmesi gerekir. Ortaklar cari hesabına yürütülecek faiz
üzerinden ayrıca Katma Değer Vergisi hesaplanması gerektiği şeklinde görüş
ve uygulamalar bulunmakla birlikte Danıştay Kararları ortaklar cari hesabına
uygulanacak faiz üzerinden ayrıca Katma Değer Vergisi hesaplanmayacağı
şeklindedir.
|