|
26 Ekim 2005 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 25978
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas
Sayısı :
2004/61
Karar Sayısı : 2004/123
Karar Günü : 8.12.2004
İPTAL DAVASINI
AÇAN: Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri Haluk KOÇ, Oya ARASLI ve
117 Milletvekili
İPTAL
DAVASININ KONUSU: 2.3.1984 günlü,
2985 sayılı Toplu Konut
Kanunu’nun 5162 sayılı
Yasa ile değiştirilen 4.
maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın 2., 11., 90. ve
127. maddelerine aykırılığı
savıyla iptal ve yürürlüğün
durdurulması
istemidir.
I - İPTAL VE
YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
İptal ve yürürlüğün
durdurulması istemini içeren
8.7.2004 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü
şöyledir:
“I. OLAY
12.05.2004 tarih ve 25460 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan 05.05.2004 tarih ve 5162 sayılı Toplu Konut Kanununda ve Genel Kadro
ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Toplu Konut
idaresi Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesi ile değiştirilen 2.03.1984 tarih ve 2985 sayılı Toplu
Konut Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü ile; gecekondu dönüşüm
projesi uygulayacağı alanlarda veya mülkiyeti Toplu Konut idaresi Başkanlığı’na
ait arsa ve arazilerden konut uygulama alanı olarak belirlediği alanlarda veya
valiliklerce toplu konut iskan sahası olarak belirlenen alanlarda çevre ve imar
bütünlüğünü bozmayacak şekilde her tür ve ölçekteki imar planlarını yapma,
yaptırma ve tadil etme yetkisi belediyelerden alınarak Toplu Konut idaresi
Başkanlığına verilmiştir.
Yapılan bu düzenleme, Anayasanın 127 nci maddesine aykırı olduğu gibi “Avrupa Yerel Yönetimler
Özerklik Şartı” ile de uyumlu değildir.
Yerel yönetimlerin özerkliği ilkesine aykırı olan bu
düzenleme uyarınca, Toplu Konut idaresi tarafından yapılıp uygulanacak imar
planları, hem yerel yönetimlerle idare arasında sorunlar yaratabilecek, hem de
klasik imar tekniği ile hazırlanacak imar planlarında, koruma - kullanma dengesi
ile yerel nüfusun çıkarları göz ardı edilebileceğinden kentsel ve çevresel
sorunlara da yol açabilecektir. Anayasaya açıkça aykırı olduğundan ve
uygulanması halinde de giderilmesi olanaksız zararlar oluşacağı için, bu hüküm
hakkında, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulması da
istenerek Anayasa Mahkemesine iptal davası açılmıştır.
Aşağıda önce 5162 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile değişik 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun
iptali istenilen hükmüne yer verildikten sonra iptali istenilen hükümle ilgili
olarak Anayasaya ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na aykırılık
gerekçeleri açıklanmıştır.
II. İPTALİ İSTENEN HÜKÜM
05.05.2004 tarih ve 5162 sayılı Toplu Konut Kanununda ve
Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Toplu
Konut idaresi Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2
nci maddesinin değiştirdiği 02.03.1984 tarih ve 2985
sayılı Toplu Konut Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası aynen
şöyledir:
“Başkanlık, gecekondu dönüşüm projesi uygulayacağı
alanlarda veya mülkiyeti kendisine ait arsa ve arazilerden konut uygulama alanı
olarak belirlediği alanlarda veya valiliklerce toplu konut iskan sahası olarak
belirlenen alanlarda çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde her tür ve
ölçekteki imar planlarını yapmaya, yaptırmaya ve tadil etmeye yetkilidir. Bu
planlar, büyükşehir belediye sınırları içerisinde
kalan alanlar için büyükşehir belediye meclisi
tarafından, il ve ilçe belediye sınırları ile mücavir alanları içerisinde kalan
alanlar için ilgili belediye meclisleri tarafından, beldelerde ve diğer yerlerde
ilgili valilik tarafından, planların belediyelere veya valiliğe intikal ettiği
tarihten itibaren üç ay içerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanması
suretiyle yürürlüğe girer. Üç ay içerisinde onaylanmayan planlar Başkanlık
tarafından re’sen yürürlüğe
konur”.
III. GEREKÇE
1) Anayasanın 127 nci Maddesine
Aykırılık
İptali istenilen 4 üncü maddenin birinci fıkrasındaki tüm
cümlelerde, gecekondu dönüşüm projesi uygulanacak alanlarda veya mülkiyeti Toplu
Konut idaresi Başkanlığına ait arsa ve arazilerden Başkanlığın konut uygulama
alanı olarak belirlediği alanlarda veya valiliklerce toplu konut iskan sahası
olarak belirlenen alanlarda Toplu Konut idaresi Başkanlığına her tür ve
ölçekteki imar planını yapma yetkisi verilmekte ve bu yetkinin kullanımına
ilişkin esaslar gösterilmektedir.
Anayasanın 127 nci maddesinin
birinci fıkrasında, mahalli idarelerin mahalli müşterek ihtiyaçları karşılamak
üzere oluşturulan kamu tüzelkişileri olduğu, ikinci
fıkrasında, kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin,
yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği; beşinci fıkrasında
ise, merkezi idarenin, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin
bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin
sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi
karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari
vesayet yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.
Maddede belirtilen yerinden yönetim ilkesi yerel
yönetimlerin özerkliğini vurgulamakta, “mahalli müşterek ihtiyaç kavramı” da herhangi bir yerel yönetim
biriminin sınırları içinde yaşayan kişi, aile, zümre ya da sınıfın özel çıkarlarını değil, aynı yörede birlikte
yaşamaktan doğan eylemli durumların yarattığı, yoğunlaştırdığı ve
güncelleştirdiği, özünde yerel ve kamusal hizmet karakterinin ağır bastığı ortak
ihtiyaç ve beklentileri ifade etmektedir. (Anayasa Mahkemesi, 26.06.2002 Tarih
ve E.2001/377, K.2002/59).
Bu hükümden de anlaşılacağı gibi, Anayasamıza göre
“mahalli müşterek ihtiyaçlar’ yerel yönetimlerce karşılanır. Yerleşme ve konut
politikaları ile buna ilişkin imar planlarının Anayasa Mahkemesince tanımlanan
mahalli müşterek ihtiyaçlardan olduğu kuşkusuzdur. Nitekim bu husus, Anayasa
Mahkemesinin 26.09.1991 tarih ve E.1990/38, K.26.09.1991 sayılı kararında açıkça
belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararında aynen şöyle
denilmiştir:
“İtiraz konusu kural ise, merkezi yönetimin gerekli
gördüğü hallerde yerel yönetimlerin yerine geçerek
planlamayı parsel düzeyine kadar düzenleme yetkisi vermektedir. Böylece yerel
yönetimlerin yasa ile kendilerine verilen planlama yetkilerini yerel
gereksinimlere göre kullanmalarını olanaksız duruma getirmektedir. Yasada yerel
yönetimlere ait olan yetkilerin geçici olarak alınabileceği belirtilmekle
birlikte bunun için bir sınırlama - getirilmediğinden bu yetkilerin merkezi
yönetimce çok uzun süre kullanılması olanağını getirmektedir. Bu durum, yerel
yönetimlerin özerkliğine idarî vesayet yetkisinin kullanılması dışında bir
müdahale olanağı tanımayan Anayasanın 127 nci maddesi
ile bağdaşmamaktadır. itiraz konusu düzenlemede bir idarî vesayet ilişkisinin
varlığından değil, merkezi yönetimin yerel yönetimlerin planlama yetkilerine
yukarıda özetlenen nedenler dışında ve sınırı belirsiz biçimde gelişigüzel el
atmasından söz edilebilir.
Yerel planların ülke ve bölge düzeyindeki planlarla,
çevresel ve varsa metropoliten alan planlamalarıyla uyum içinde olması gerekir.
Bu nedenle imar planlamasının mutlaka ve yalnızca yerel bir gereksinim olarak
nitelendirilmesi zordur. imar planlarının bu çok yönlü durumu nedeniyle Yasakoyucu, yetkileri merkezi yönetim ile yerel yönetim
arasında paylaştırmıştır. Merkezi yönetime bırakılan yetkilerin kamu yararı ve
ülke geneli ile ilgileri nedeniyle sayılan özellikleri taşıyan somut yerlerle
sınırlı makro düzeyde yetkiler olduğu görülmektedir. Anayasada imar planı
yapılması yetkisinin kime ilişkin olduğu her ne kadar açıklanmamış ise de, yerel
imar planlarının düzenlenmesinin her aşamasında insan ve yerel ortak
gereksinimlerin ön planda yer aldığı gözardı edilemez.
Buna göre yerel ortak gereksinimleri karşılamakla görevli yerel yönetimleri,
yerel imar planlarının, yapılmasında parsel düzeyine kadar ii... gerekli görülen hallerde ...” gibi takdire göre bir
uygulamaya yol açan soyut bir anlatımla, karar süreci dışında bırakan itiraz
konusu kuralı, genel ve makro düzeydeki imar planlaması işinin bir bölümünü
re’sen merkezi yönetime bırakan düzenlemelerin kapsamı
içinde düşünmek de olanaksızdır.
Böylece, itiraz konusu kuralın Anayasanın 127 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan yerel yönetimlerin
görevlerinin kanunla düzenleneceği ilkesine ve aynı maddenin beşinci fıkrasına
aykırı olduğu kanısına varılmıştır”
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesine göre; Anayasada imar
planı yapma yetkisinin kime ait olduğunun açıklanmamış olmasına karşın, yerel
imar planlarının düzenlenmesinin her aşamasında insan ve yerel ortak
gereksinimlerin ön planda yer aldığı göz ardı edilemeyeceğinden ve yerel ortak
gereksinimleri karşılamakla da yerel yönetimler görevli olduğundan, yerel
ölçekteki planların yapılmasında yerel yönetimlerin devre dışı bırakılması
mümkün bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesi söz konusu kararı alırken imar
planlamasının yerel hizmet olduğu noktasından hareket etmiş, yerel hizmetin
yerel yönetim tarafından yürütülmesi ilkesi üzerinde durmuş, merkezi yönetimin
vesayet denetimini aşan müdahalesini önlemeyi amaçlamıştır. Böylece 3194 sayılı
Kanunun 7 ve 8 inci maddeleri ile imar planlaması konusunda yetkilendirilen
yerel yönetimlerin, Anayasa Mahkemesinin bu kararı ile de imar planlamasının
asıl sahibi oldukları tespit edilerek yetkilerine vesayet denetimini aşan tarzda
müdahale edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Açıklanan nedenlerle, imar planlarına ilişkin yetkinin
Anayasaya göre mahalli idarelerde bulunması gerekir. Her ne kadar 3194 sayılı
imar Kanununun 9 uncu maddesinde sınırlı bazı hallerde ve bu bağlamda toplu
konut alanlarında imar planı yapılmasına ilişkin olarak Bayındırlık ve iskan
Bakanlığına yetki veren hükümler bulunmaktaysa da, Anayasa Mahkemesine göre,
merkezi yönetime bırakılan bu yetkiler, kamu yararı ve ülke geneli ile ilgileri
nedeniyle sayılan özellikleri taşıyan somut yerlerle sınırlı makro düzeyde
yetkilerdir. Bunun genişletilerek diğer alanları da kapsayacak şekilde imar
planı yapma yetkisinin idareye verilmesine Anayasa karşısında olanak
bulunmamaktadır.
Bundan dolayı da söz konusu birinci fıkranın birinci
cümlesinde Toplu Konut idaresi Başkanlığına verilen yetki, Anayasaya aykırıdır.
Birinci fıkranın ikinci ve üçüncü cümleleri de Anayasaya aykırı bir yetkinin
kullanımına ilişkin esasları düzenlemeleri bakımından, aynı nedenlerle Anayasa
ile çelişmektedir.
Anayasaya aykırı bir hükmün, Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ve 11 inci
maddesinde ifade edilen Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle
bağdaşması da düşünülemez. Bu yüzden söz konusu düzenleme Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine de
aykırıdır.
5162 sayılı Kanunun 2 nci
maddesiyle değiştirilen 2985 sayılı Toplu Kanununun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının tümüyle, yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 127 nci
maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
2) Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na
Aykırılık
5162 sayılı Kanunun 2 nci
maddesiyle yapılan düzenleme, Türkiye tarafından 1988 yılında imzalanıp 1991
yılında 3723 sayılı Kanun ile TBMM tarafından onaylanması uygun görülen ve 1992
yılında da 92/3398 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Avrupa Yerel
Yönetimler Özerklik Şartı’na da aykırılık teşkil
etmektedir.
Şart’ın 2 nci maddesinde “Özerk
yerel yönetim ilkesi ulusal mevzuatla ve uygun olduğu durumlarda Anayasa ile
tanınacaktır” denilmiş; 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında
da,
“Özerk yönetim kavramı yerel makamların, kanunlarla
belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi
sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve
yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşır”
hükmüne yer verilmiştir.
Anayasanın 127 nci maddesinin
ikinci fıkrasında belirtilen “yerinden yönetim ilkesi” yerel yönetimlerin
özerkliğini vurgulamaktadır (Anayasa Mahkemesi, 26.06.2002 Tarih ve E.2001/377,
K.2002/59). O halde Anayasamıza göre, karar organları halk tarafından seçilen
kamu tüzel kişileri olan yerel yönetimler, özerk kuruluşlar olup merkezi
yönetimin hiyerarşik denetimi dışında faaliyetlerini
sürdürürler. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın yukarıda açıklanan 3
üncü maddesinin birinci fıkrasında da, özerk yerel yönetim kavramının;
kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde kamu işlerinin önemli bir bölümünü
kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme
ve yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşıyacağı
belirtilmiştir.
Bu açıklamalar bağlamında, Toplu Konut idaresi
Başkanlığı’na verilen imar planı yapma yetkisi, özerk mahalli idarelerin; özünde
yerel ve kamusal hizmet karakterinin ağır bastığı mahalli müşterek ihtiyaçlardan
olan yerleşme ve konut politikaları ile buna ilişkin imar planlarını, kendi
sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme
yetkisine açık bir müdahale olup Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na da
aykırılık teşkil etmektedir.
Anayasanın 90 ıncı maddesinde,
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir” denildikten sonra, bunların
Anayasaya aykırılığının iddia edilemeyeceği
belirtilmiştir.
Anayasada yer alan bu düzenleme, kurallar hiyerarşisinde
andlaşmaların ulusal yasalardan daha üstün olduğu
görüşüne dayanak oluşturmuştur.
Anayasaya aykırılığı ileri sürülemediği için,
uluslararası andlaşmalar ulusal yasaların üstünde ve
Anayasal normlara yakın konumda görülmüştür. Bu düşünce, uluslararası andlaşmalardan doğan yükümlülüklere de Anayasal bir üstünlük
tanındığının öne sürülmesine yol açmış ve bu üstünlük, “ahde vefa” ilkesinin bir
gereği olarak tanımlanmıştır.
Yukarıda etraflıca arz ve izah olunan nedenlerle, 5162
sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle değiştirilen 2985
sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, gerek
mahalli müşterek ihtiyaçlardan olan imar planı yapma yetkisini bir kısım alan,
arazi ve arsalar yönünden mahalli idarelerden aldığı, gerek yerel yönetimlerin
özerklik ilkesine aykırı olduğu için Anayasanın 127 nci maddesine;
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na ve dolayısıyla
“ahde vefa” ilkesine aykırı olduğu için Anayasanın 90 ıncı maddesine; bu hükümlere aykırı olduğu için “hukuk
devleti” ve “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle de
bağdaşamayacağından Anayasanın 2 ve 11 inci maddelerine aykırıdır. Birinci
fıkranın ikinci ve üçüncü cümleleri ise, Anayasaya aykırı bir yetkinin
kullanımına ilişkin esasları düzenledikleri için aynı gerekçelerle Anayasanın 2,
11, 90 ve 127 nci maddelerine aykırıdır. Bu nedenle
söz konusu birinci fıkranın tümüyle iptali gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN
GEREKÇESİ
Özerk kuruluşların (yerel yönetimlerin) yetkilerini;
yasaların değişik maddeleriyle, sözde nedenlerle (bahanelerle) elinden almak,
özerkliğe atlanamayışın, demokratikleşmeyi benimsemeyişin, yerel yönetimleri
merkezi yönetime mutlak bağlı ve merkezi yönetimi yerel yönetimler üzerinde
egemen kılmak isteyişin sonucu olarak değerlendirilebilir.
5162 sayılı Kanunun 2 nci
maddesiyle değiştirilen 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 4 üncü maddesinin
birinci fıkrası; Anayasanın 127 nci maddesinde
öngörülen mahalli müşterek ihtiyaçların mahalli idarelerce karşılanacağı hükmü
ile yerel yönetimlerin özerkliği ilkesine açıkça aykırı olduğundan ve Toplu
Konut idaresi Başkanlığı tarafından klasik imar tekniği ile hazırlanacak imar
planlarında, koruma kullanma dengesi ile yerel nüfusun çıkarlarının göz ardı
edilmesinden kaynaklanabilecek kentsel ve çevresel sorunlar, giderilmesi
olanaksız zararlara neden olabileceğinden, bu hükmün iptal davası sonuçlanıncaya
kadar yürürlüğünün durdurulması gerekmektedir.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
1) 5162 sayılı Kanunun 2 nci
maddesinin değiştirdiği 02.03.1984 tarih ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 4
üncü maddesinin birinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci,
11 inci, 90 ıncı ve 127 nci
maddelerine aykırı olduğu için tümüyle iptaline,
2) 5162
sayılı Kanunun 2 nci maddesinin değiştirdiği
02.03.1984 tarih ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrası açıkça Anayasaya aykırı olduğu ve uygulanması halinde giderilmesi
olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar bu
fıkranın tümünün yürürlüğünün durdurulmasına,
karar verilmesi yolundaki istemimizi saygı ile arz
ederiz.”
II - YASA
KURALLARI
A - İptali
İstenilen Yasa Kuralı
İptali istenilen 2985 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin
birinci fıkrası şöyledir:
“MADDE
4.- Başkanlık,
gecekondu dönüşüm projesi uygulayacağı
alanlarda veya mülkiyeti kendisine ait arsa ve arazilerden konut uygulama alanı
olarak belirlediği alanlarda
veya valiliklerce toplu konut iskan sahası olarak belirlenen alanlarda çevre ve
imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde her
tür ve ölçekteki
imar planlarını yapmaya,
yaptırmaya ve tadil etmeye
yetkilidir. Bu planlar,
Büyükşehir belediye sınırları
içerisinde kalan alanlar için
büyükşehir belediye meclisi tarafından, il ve ilçe
belediye sınırları ile mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için ilgili
belediye meclisleri tarafından, beldelerde ve diğer yerlerde
ilgili valilik tarafından, planların belediyelere veya valiliğe intikal
ettiği tarihten itibaren üç ay
içerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanması suretiyle yürürlüğe
girer. Üç ay içerisinde onaylanmayan
planlar Başkanlık tarafından
re’sen
yürürlüğe konur.”
B - Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava
dilekçesinde Anayasa’nın 2., 11.,
90. ve 127.
maddelerine dayanılmıştır.
C - İlgili
Anayasa Kuralı
Anayasa’nın 57. maddesi ilgili
görülmüştür.
III - İLK
İNCELEME
Anayasa
Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
uyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ,
Sacit
ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul
ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN ,
Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün
katılımlarıyla 15.7.2004 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine,
yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara
bağlanmasına oybirliği ile karar
verilmiştir.
IV -
ESASIN
İNCELENMESİ
Dava dilekçesi
ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, iptali
istenilen yasa kuralı,
dayanılan Anayasa kuralları
ve bunların gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
İptal başvurusunda, Anayasamızda imar planı yapacak
merciin belirlenmediği, ancak imar planlarının yerleşim ve konut politikalarıyla
ilişkisi nedeniyle yerel gereksinimleri ön plana çıkardığı, bu nedenle imar
planı yapımının Anayasamızda yerel
yönetimlerce karşılanması öngörülen mahalli müşterek ihtiyaçlar kapsamında
bulunduğu, bu nedenle, Toplu Konut İdaresi’nin yetkilendirilmesinin Anayasa’nın
127. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Anayasa’nın 127. maddesinin birinci fıkrasında mahalli
idarelerin; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını
karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları
seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri olduğu, ikinci fıkrasında ise kuruluş
ve görevleri ile yetkileri yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla
düzenleneceği belirtilmiştir.
İmar planlarının düzenlenmesinde yerel ortak gereksinimlerin gözönünde
tutulacağı, ancak gecekondu dönüşüm projesi ve toplu konut uygulamaları
yerel ihtiyaç olmanın yanı sıra ülke
düzeyinde çözümlenmesi gereken bir
sorundur. Yerel yönetimler kendi
olanakları ile bu sorunu çözemediklerinden çoğu kez devletin yardım ve desteğini
istemektedirler.
Anayasa, kişinin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu
sağlamayı Devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır. Nitekim,
Anayasa’nın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler Bölümünün Konut Hakkı ile
ilgili 57. maddesinde Devlete, şehirlerin özellikleri ve şartlarını gözeten bir
planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alma ve toplu
konut teşebbüslerini destekleme görevi verilmiştir. Toplu Konut İdaresi, ülkenin
konut sorununu çözmek için kurulmuştur. Gecekondu dönüşüm projesi de konut
sorununu çözmeye yöneliktir. Birçok belediyenin planlama dairesi ve elemanı
olmadığı gibi yerel planı ihale ile yaptıracak maddi gücünün de bulunmadığı bir
gerçektir.
Ülkenin konut sorununu çözmek üzere kurulan Toplu Konut
İdaresi Başkanlığı’na, gecekondu dönüşüm projesi uygulanacak alanlarla, toplu
konut alanlarında çevre ve imar
bütünlüğünü bozmayacak şekilde imar planı yapma yetkisinin verilmesi sosyal
devlet olmanın gereğidir.
Ayrıca, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na verilen imar
planı yapma yetkisi yerel yönetimleri tamamen devreden çıkarıp dışlamamaktadır.
Yasa, belediye meclislerine veya valiliklere Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca
yapılan/yaptırılan imar planlarını üç ay içerisinde aynen ya da değiştirerek onaylama yetkisini vermektedir. Üç aylık sürenin ise yerel yönetimlerin planı
incelemeleri ve ilgili kuruluş ve
tarafların görüşlerinin de alınmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan
hak ve menfaatleri ihlâl edilen gerçek ve tüzelkişilerin yargı mercilerine
başvurmalarını engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle, 2985 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin
birinci fıkrası Anayasa’nın 127. maddesine aykırı değildir. Kuralın iptaline
ilişkin istemin reddi gerekir.
İptali istenen kuralın Anayasa’nın 2., 11. ve 90. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.
V - YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İSTEMİ
2.3.1984 günlü, 2985 sayılı “Toplu Konut Kanun” un 5162
sayılı Yasa ile değiştirilen 4.
maddesinin birinci fıkrasının YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN
REDDİNE,
8.12.2004
gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
VI -
SONUÇ
5.5.2004 günlü, 5162 sayılı “Toplu Konut Kanununda ve
Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Toplu
Konut İdaresi Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un
2. maddesiyle
değiştirilen 2.3.1984 günlü, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’nun 4.
maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin
REDDİNE, 8.12.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Mustafa
BUMİN |
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ |
Üye
Sacit
ADALI |
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU |
Üye
Tülay TUĞCU |
Üye
Ahmet
AKYALÇIN |
|
Üye
Mehmet ERTEN |
Üye
Mustafa
YILDIRIM |
Üye
Fazıl
SAĞLAM |
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER |
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR |
|