24 Eylül 2005
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak. Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
Eğitimde Vergi Avantajı…
(*)
Özel öğretim ile ilgili
olarak yakında Meclise sunulacak yasa tasarısı, belkide en önemli sorunumuz
olan “eğitim”in tekrar gündeme gelmesine ve her boyutu ile tartışılmasına yol
açtı. Tasarı, çocuğunu özel okula gönderecek olanlara düşük faizle kredi
verilmesi, ödenen özel okul ücretlerinin ücretlinin gelir vergisi matrahından
düşülmesi ve özel okulların su ve elektrik faturalarının devlet okullarıyla
aynı tarifeden tahsil edilmesi gibi bir çok yeniliği içeriyor.
2004 Türkiye İstatistik
Yıllığı’nda yer alan verilere göre, eğitim harcamalarının “Gayri Safi Yurt İçi Hasıla” içersindeki
payı ABD’de %7, Almanya da %5.2, Norveç de %6 ve Arjantin de %5.9
seviyelerindeyken Türkiye de %3.4. Eğitim sorununun çözümünde, devletin
bu alanda almış olduğu tedbirlerin ve yapmış olduğu yatırımların yeterli olması
mümkün değil. Bizim gibi genç nüfusu yoğun olan bir ülkede, eğitim sorunu
sadece devlet bütçesi imkanları ile
giderilemez. Bu noktada, gerçek ve tüzel kişiler tarafından işletilen özel
okulların devletin eğitim alanındaki açığını gidermede önemli bir katkısı söz
konusu. Ancak, özel eğitim kurumları tüm öğrencilerin sadece % 2’sine hizmet
verebilmektedir.
Türkiye çapında sayıları 1630’e ulaşan özel okullarda okuyan öğrenci sayısının tüm öğrencilerin %20’sine yakın seviyeye
gelmesi durumunda, devletin eğitim yükünün azalması yanında daha kaliteli
eğitim verilmesi mümkün. Bunun için alınan önlemlerden en önemlisini vergisel
açıdan özel okullara ve özel okulda öğrenci okutanlara sağlanan teşvikler oluşturmaktadır.
Getirilmesi
düşünülen yeni teşvikleri yasallaşınca ele almak üzere, halen uygulanmakta olan
vergi avantajlarına değinelim.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 89
uncu maddesi uyarınca,
yıllık beyanname veren mükellefler yıllık gelir veya kazançlarının %10’unu
aşmamak şartı ile, çocuklarına ilişkin özel okul ücretlerini beyan tabi gelir
veya kazançlarından indirebilmekte. Buna göre, yıllık vergiye tabi kazancı
100.000 YTL olan bir tüccar 10.000 YTL yi aşmamak şartı ile özel okul
ücretlerini matrahından indirebilir. İndirim sonucu 90.000 YTL üzerinden vergi
hesaplanacağından, %30 vergi oranı varsayımı ile tüccarın vergi avantajı 3.000
YTL olmaktadır.
Beyanname vermeyen ücretliler, çocukları ile ilgili
olarak özel okullara ödedikleri okul ücretlerini gelirlerinden düşme imkânına
sahip olmayıp sadece bu ödemeleri vergi iadesinin hesabında dikkate almakta.
Yasalaşması beklenen yeni tasarı ile, bu alanda da bir adım atılarak, beyanname
veren mükelleflerin yararlandığı indirimden ücretlilerin de yararlanması amaçlanmaktadır.
Eğitim ve öğretim işletmelerine sağlan teşvik ise,
bunların belli bir süre gelir ve kurumlar vergisi ödememeleri esasına
dayanmaktadır. Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen maddeler ile,
1.1.2004 tarihinden itibaren kurulan özel okullardan
elde edilen kazançlar için 5 yıl süre ile vergi ödenmemesi sağlanmıştır. Eğitim
ve öğretim işletmelerine tanınan vergi istisnası, ticari kazanç mükellefleri
ile kurumlar vergisi mükellefleri tarafından işletilen okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta
öğretim özel okulları ile Bakanlar Kurulu’nca vergi muafiyeti tanınan vakıflar
veya kamu yararına çalışan derneklere bağlı rehabilitasyon merkezlerinden elde
edilen kazançları kapsar.
Özel okullara
ilişkin istisna, okullarda eğitim-öğretim, rehabilitasyon merkezlerinde ise
tedavi-iyileştirme faaliyetlerinden elde edilen kazançlara uygulanacaktır.
Dolayısıyla, eğitim tesisleri ile rehabilitasyon merkezlerinde yer alan kantin,
büfe, kafeterya, kitap satış yeri gibi tesislerin gerek bizzat işletilmesinden
gerekse kiraya verilmesinden elde edilen kazançlar üzerinden vergi ödenecektir.
Ancak, yemek ve konaklama hizmetlerinin de okul bünyesinde verildiği ve yemek
ve yatma bedelinin okul ücretine dahil olduğu durumlarda, herhangi bir ayrıma
tabi tutulmaksızın elde edilen kazancın tamamı için 5 yıl süre ile gelir veya
kurumlar vergisi ödenmeyecektir.
01.01.2004 tarihinden sonra faaliyete geçen özel
okulun başka bir kişi/kuruma devredilmesi halinde, devralan kişi veya kurum,
devredenin faydalanmadığı dönem kadar vergi avantajına sahip olacaktır.
Örneğin; (X) Anonim şirketi 2004 yılı içinde faaliyete
geçirdiği bir özel okulu, 10.03.2006 tarihinde (Y) Limited Şirketi’ne
devretmiştir. Bu durumda (Y) Limited Şirketi’nce istisnaya ilişkin şartların
yerine getirilmesi halinde, bu özel okul işletmesinden 2006, 2007 ve 2008
yıllarında elde ettiği kazançlar kurumlar vergisinden istisna edilecektir.
Devreden kurum ise, söz konusu okuldan devir tarihine kadar elde ettiği
kazançlar için istisnadan yararlandırılacaktır.
Özel okullar için vergisel
açıdan getirilen bir başka düzenleme ise KDV ile ilgilidir. Özel okullarda verilen
eğitim ve öğretim hizmetleri için uygulanan KDV oranı % 8’e düşürülerek, önemli bir maliyet
avantajı sağlanmıştır. Diğer taraftan, yemek hizmetinin bizzat okul tarafından
verilmesi halinde, söz konusu yemek hizmetleri eğitim ve öğretim hizmetleri
kapsamı içerisinde bir bütün olarak değerlendirilerek % 8 oranında katma değer
vergisine tabi tutulmaktadır.
(*)
Gözlem Gazetesi,22-28 Ekim 2005
|