25 Haziran 2008

 

ULUSLARARASI EKONOMİ BİRLİĞİNİN 15'İNCİ DÜNYA KONGRESİ... -MERKEZ BANKASI BAŞKANI DURMUŞ YILMAZ: (2) ''YÜKSEK ENFLASYONUN OLDUĞU BİR EKONOMİDE, EKONOMİK İSTİKRAR YOKTUR. EKONOMİK İSTİKRAR OLMADAN SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME SAĞLANAMAZ'' -''KISA VADEDE EKONOMİK BÜYÜME İÇİN FİYAT İSTİKRARINDAN ÖDÜN VEREN ÜLKELER, ORTA VADEDE HER İKİSİNDEN DE MAHRUM KALIRLAR'' -''ENFLASYON HEDEFLERİNİN YENİ HEDEFLERİN YUKARISINA ÇIKMASI DURUMUNDA, MERKEZ BANKASI OLARAK DOĞRU ZAMANDA GEREKLİ TEDBİRLERİ ALMAKTAN ÇEKİNMEYECEĞİZ'' -''FİYAT İSTİKRARINA ULAŞMAK İÇİN GEREKEN POLİTİKALARIN KISA VADEDE BİR MALİYETİ OLACAKTIR. ANCAK BU MALİYET SÜRDÜRÜLEBİLİR VE YÜKSEK BİR BÜYÜME HIZINA ULAŞILMASI İÇİN ÖDENMESİ GEREKEN BİR BEDELDİR'' -''ENFLASYONİST BASKILARIN GEREKTİRDİĞİ BEDEL BUGÜN ÖDENMEZ VE FİYAT İSTİKRARI HEDEFİMİZDEN ÖDÜN VERİLİRSE, BU FATURA İLERİDE DAHA AĞIR BİR BEDELLE KARŞIMIZA ÇIKACAKTIR''

İSTANBUL (A.A) - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, yüksek enflasyonun olduğu bir ekonomide ekonomik istikrar olamayacağını, ekonomik istikrar olmadan da sürdürülebilir büyümenin sağlanamayacağını belirterek, kısa vadede ekonomik büyüme için fiyat istikrarından ödün veren ülkelerin, orta vadede her ikisinden de mahrum kalma durumunda olacağını kaydetti.
     Uluslararası Ekonomi Birliğinin 15. Dünya Kongresinde konuşan Durmuş Yılmaz, yüksek gıda ve enerji fiyatlarının bir yandan bu mallara yönelik talebi kısarken, diğer yandan yatırımların artmasını tetikleyerek enerji ve gıda arzını artıracağını belirtti.
     Durmuş Yılmaz, ''merkez bankalarının arz yönlü şokların kendi kendine geçmesini beklemekten başka yapacak bir şey olmadığı standart bir söylemdir. Ancak mevcut ortamda gıda ve enerji fiyatlarındaki yüksek oranlı artışların uzun zamandan beri sürüyor olması, bu söylemin geçerliliğini sorgulanır hale getirmiştir'' dedi.
     Enflasyon hedeflemesi uygulayan pek çok ülkenin, enflasyonun ancak 2009 yılı sonu ile 2010 yılında hedefe yakınsayacağı yönünde tahminlerde bulunduklarını belirten Yılmaz, şunları söyledi:
     ''Yüksek enflasyonlu bir ortamda daha uzun süre yaşanacağına ilişkin beklentilerin yaygınlaşması, fiyat istikrarına yönelik, ekonominin diğer sektörlerinde faaliyet gösteren üretici ve çalışanların kaybettikleri satın alma gücünü geri kazanmak için fiyat ve ücret artışlarına giderek ekonominin fiyat düzeyinin sürekli yukarı kaymasına neden oluyor. Enflasyon beklentilerinin bozulmasıyla birlikte reel faizlerin düşmesi ve kredi kullanımını tetiklemesi gibi risklerin ortaya çıkmasına da neden oluyor. Her iki riskin de ortak yanı, uzun süren arz şoklarının bir süre kendiliğinden talep şoku haline dönüşme tehlikesidir.''
    
     -''MERKEZ BANKALARI ENFLASYON ARTIŞINA NEREYE KADAR TAHAMMÜL EDECEKLERİNE KARAR VERMELİ''-
    
     Merkez Bankalarının bir noktada enflasyondaki artışa nereye kadar tahammül edecekleri konusunda bir karar vermeleri gerektiğine işaret eden Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, arz yönlü şoklara tepki vermeyerek şokun geçmesini beklemeleri halinde enflasyondaki yükseliş süreci devam ederken, arz şoklarının ne zaman yerini talep kaynaklı fiyat artışlarına bırakacağı hususunun açık olmadığını, bu durumda beklentileri aşan bir enflasyon gerçekleşmesi ya da enflasyon tahminlerinde yapılan her revizyonun, arz yönlü nedenlerle açıklandığını aktardı.
     Yılmaz, Türkiye'deki para politikası uygulamalarına da değindiği konuşmasında, 2006 yılı Mayıs ayında yaşanan dalgalanma döneminde Merkez Bankası olarak bu gelişmelere hızlı ve sert bir parasal sıkılaştırma uygulayarak tepki verdiklerini, parasal sıkılaştırmanın güçlü bir şekilde yapılmasının, enflasyonun orta vadede tekrar hedefe yakınsaması için gerekli bir politika olduğunu söyledi.
     Alınan bu tedbirlerin kısa sürede etkilerini gösterdiğini dile getiren Yılmaz, ancak 2007 yılının aynı zamanda gıda ve enerji fiyatlarındaki olumsuz gelişmelerin etkisinin hissedildiği bir dönem olduğunu belirterek, ''Buna rağmen arz yönlü şokların kalıcılığına dair belirsizliklerin olması ve temel enflasyon göstergelerinde gerçekleşen belirgin yavaşlama, para politikasındaki sıkılaştırmanın kademeli olarak azaltılabilmesi için elverişli ortam sağladı. Bu çerçevede Merkez Bankası 2007 Eylül ayından itibaren kontrollü bir faiz indirim sürecini başlattı'' diye konuştu.
     Yılmaz, 2008 yılında beklentilerin aksine gıda ve enerji fiyatlarının yükselmeye devam ettiğini, arz şoklarının neden olduğu olumsuz etkilerin olağan dışı boyutlara ulaştığını ifade ederek, şöyle devam etti:
     ''Birden fazla arz şokunun aynı anda ortaya çıkması ve uzun süredir devam ediyor olması, gelinen noktada fiyatlama davranışlarına dair risklerin göz ardı edilemeyecek bir noktaya getirmiştir. Nitekim Merkez Bankası bünyesinde yapılan çalışmalar, iktisadi birimlerin enflasyon beklentilerini oluştururken giderek artan oranda geçmiş enflasyona ağırlık verdiğine işaret etmiştir. Yaşanan bu gelişmeleri değerlendiren Merkez Bankası, gıda ve enerji fiyatlarında son yıllarda gözlenen artışların küresel eğilimlerden kaynaklanan yapısal bir değişimi yansıttığını, diğer bir deyişle bu şokların başlangıçtaki tahminlerin tersine uzun müddet sürmesi ihtimalinin olduğu sonucuna varmıştır. Enflasyondaki düşüşün gecikmesine neden olan bu etkenlerin yakın bir gelecekte tersine döneceğine dair belirgin bir işaret gözlenmemektedir. Nitekim güncellenen tahminler para politikasının sıkı duruşunun uzunca bir süre korunduğu durumda dahi enflasyonun yüzde 4 hedefine ulaşmasının oldukça uzun süre alabileceğine işaret etmektedir.''
     Bu durumda enflasyon hedefini değiştirmeden, bu hedefle uyumlu bir para politikası uygulamaktan kaçınarak arz şoklarının geçmesini beklemek ya da enflasyon hedeflerini ulaşılabilir bir düzeye revize edilerek, yeni hedefe uygun bir para politikasının uygulanması olduğunu söyleyen Yılmaz, bu seçeneğin tercih edilmesi durumunda ekonomideki belirsizliklerin kontrol altına alınacağını ve karar alıcılar için yeni bir çıpa yaratılacağını dile getirdi.
     Yılmaz, bu değerlendirmeler ışığında enflasyon hedeflemesinin değiştirilerek, ulaşılabilir bir enflasyon patikası oluşturulmasının amaçlandığını belirterek, şöyle konuştu:
     ''2006-2007 yıllarında enflasyon hedeflerinin son dönemde karşılaşılan arz şokları nedeniyle tutturulamaması, bu hedeflerin yakın dönemde ulaşılmasının mümkün olmadığına yönelik kanaatlerin katılaşmasına neden olmuştur. Açıklanan enflasyon hedefleri iktisadi birimlerin referans alacakları yeni bir çıpa ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. Bu noktada yeni hedeflerin 2006-2008 yılına kıyasla önemli bir farklılık arz ettiğini kesinlikle vurgulamak istiyorum. Merkez Bankası söz konusu hedeflerden sapmalara karşı simetrik olmayan bir yaklaşım sergileyecektir. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde enflasyonun hedeflerin altında kalması, üzerinde kalmasına tercih edilecektir.''
     Yılmaz, gıda ve enerji fiyatlarında olumlu gelişmeler durumunda enflasyonun hedeflenenin altında kalmasına izin verileceğini, daha olumsuz gelişmesi halinde ise yenilenmiş hedeflerden sapmanın mümkün olan en düşük düzeyde kalmasını sağlayacak politikalara başvurulacağını dile getirdi.
     Hedef revizyonunun ancak gerekli politika dönüşümüyle sonuç vereceğini belirten Yılmaz, para politikasında sıkılaştırmanın önemine dikkat çekti.
     Yılmaz, enflasyon hedeflerinin yeni hedeflerin yukarısına çıkması durumunda, Merkez Bankası olarak doğru zamanda gerekli tedbirleri almaktan çekinmeyeceklerini aktardı.
    
     -ARZ ŞOKLARININ UZUN SÜRMESİ...--
    
     Durmuş Yılmaz, ''Faiz kararları gıda ve enerji piyasası fiyatlarındaki artışı referans alarak alınmamaktadır. Para politikası araçlarıyla arz yönlü şokların doğrudan etkilerini kontrol etmek mümkün değildir. Merkez Bankası gıda ve enerji fiyatlarındaki yükselişin ikincil etkilerinin önüne geçmek amacıyla sıkı para politikası uygulamaktadır'' dedi.
     Arz şoklarının uzun süredir devam ediyor olması ve doğrudan etkilerinin oldukça yüksek düzeye ulaşmış olmasının enflasyon beklentilerini olumsuz yönde etkilediğine işaret eden Yılmaz, genel fiyatlama davranışlarının bozulması halinde para politikasının kayıtsız kalmasının söz konusu olamayacağını aktardı.
     Yılmaz, arz şoklarının uzun sürmesi durumunda, arz şoklarının talep şokuna dönüşünü önlemek için daha sıkı bir duruş almak gerektiğini ifade ederek, ''Eğer para politikası, enflasyon dinamiklerinde meydana gelen bozulmaya tepki vermezse, bir noktadan sonra arz yönlü fiyat artışları bir noktadan sonra kendi kendini besleyip büyüten enflasyon sarmalı haline dönüşebilecektir'' diye konuştu.
    
     -''YÜKSEK ENFLASYONUN OLDUĞU BİR EKONOMİDE EKONOMİK İSTİKRAR YOKTUR''-
    
     Merkez Bankasının 2006 yılındaki gibi sıkı para politikası yerine ölçülü ve kademeli bir faiz artışı tercih etmesine ilişkin olarak, iki dönemdeki şartlar arasında farklar bulunduğunu belirten Durmuş Yılmaz, ''Merkez Bankası tahminleri, para politikasının sıkı duruşunun uzun bir süre korunduğu durumda dahi enflasyonun kısa vadede yüzde 4 hedefine ulaşmasının mümkün olmadığını göstermektedir. Bu durumda 2006 yılında olduğu gibi para politikasının sert bir tepki vermesi, enflasyonun yüzde 4 düzeyine inmesini sağlayamayacağı gibi, iktisadi faaliyette ve göreli fiyatlarda da arzu edilmeyen dalgalanmalara yol açabilecektir'' diye konuştu.
     Mevcut durumda arz şoklarının ekonominin geneline yayılma riski bulunması nedeniyle para politikasında ölçülü ve kademeli bir sıkılaştırma yapılmasını gerekli kıldığını aktaran Yılmaz, ekonomik istikrarın önemine işaret etti.
     Durmuş Yılmaz, şunları kaydetti:
     ''Yüksek enflasyonun olduğu bir ekonomide ekonomik istikrar yoktur. Ekonomik istikrar olmadan sürdürülebilir büyüme sağlanamaz. Kısa vadede ekonomik büyüme için fiyat istikrarından ödün veren ülkeler, orta vadede her ikisinden de mahrum kalırlar. Fiyat istikrarına ulaşmak için gereken politikaların kısa vadede bir maliyeti olacaktır. Ancak bu maliyet sürdürülebilir ve yüksek bir büyüme hızına ulaşılması için ödenmesi gereken bir bedeldir. Enflasyonist baskıların gerektirdiği bedel bugün ödenmez ve fiyat istikrarı hedefimizden ödün verilirse, bu fatura ileride daha ağır bir bedelle karşımıza çıkacaktır.''
     İngiltere Merkez Bankası eski Başkanı Charles Stamp'ın ''Sorumluluklarımızı yerine getirmekten kaçınabiliriz ama bunun doğuracağı sonuçlardan kaçınamayız'' sözünden alıntı yapan Yılmaz, konuşmasını, ''Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruluş kanununun kendisine verdiği görev ve sorumlulukların farkındadır. Açıkladığımız yeni enflasyon hedeflerini, içinde bulunduğumuz zorlu küresel ortamda ulaşılabilir olarak görmekteyiz. Bu hedeflerin tutturulması ve nihai hedefimiz olan fiyat istikrarına ulaşılması için eldeki tüm politika araçlarını kararlılıkla kullanacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum'' diyerek tamamladı.

 

 

Bu Haberimizin Tüm Hakları AA.'ya aittir. Hiç bir şekilde iktibas edilemez.

 

 

© www.alomaliye.com

 

 

 

 

 

 

 

...............................

:. Alohaber, Anında Haber

:. Kurumlar Vergisi Prog.

:. İş Kanunu Programı

...............................