|
19
Ocak 2006 Tarihli Resmi Gazete
Sayı:
26054
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas
Sayısı :
2001/383
Karar
Sayısı : 2003/92
Karar
Günü :
16.10.2003
İPTAL DAVASINI AÇAN :
Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet SEZER
İPTAL DAVASININ KONUSU :
26.6.2001 günlü,
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun 4. maddesinin üçüncü
fıkrasının üçüncü tümcesi ile 5. maddesinin beşinci fıkrasının birinci
tümcesinin Anayasa’nın 128. ve 46. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve
yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I - İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ
İptal ve yürürlüğün durdurulması
istemlerini içeren 30.07.2001 günlü dava dilekçesinin gerekçesi
şöyledir:
“l- 4691
sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası’nın 4. maddesinin üçüncü fıkrasının
üçüncü tümcesinde, “Arazi kullanımı, yapı ve tesislerin projelendirilmesi,
inşası ve
kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler yönetici şirket tarafından verilir ve
denetlenir”
kuralı getirilmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesinin birinci fıkrasında,
Devlet’in, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin
genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği
aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle
yürütüleceği belirtilmiştir.
3194
sayılı İmar Yasası’na ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 11.12.1986 günlü,
E.1985/11,
K.1986/29 sayılı kararında da belirtildiği gibi, ister “bağlı yetki”, ister
“takdir
yetkisi” biçiminde kullanılsın “yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verme” ve
“denetleme”
görev ve yetkisi, idarenin kolluk etkinlikleri içinde yer almaktadır. Bu
nedenle, yapı ruhsatı
ve yapı kullanma izni vermenin ve bu konuda yapılacak denetimin aslî ve sürekli bir kamu görevi
olduğunda duraksamaya yer yoktur.
Bu durum
karşısında, kolluk etkinlikleri içinde yer alan yapı ruhsatı ve yapı
kullanma
izni verme ve bu konuda yapılacak denetim hizmetinin, ancak memurlar ve
diğer
kamu görevlileri eliyle yürütülmesi gerekmektedir.
4691 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin
üçüncü fıkrasının üçüncü tümcesinde, arazi
kullanımı, yapı ve tesislerin projelendirilmesi, yapımı ve kullanımıyla ilgili
ruhsat ve izinlerin yönetici şirket
tarafından verileceği ve denetleneceği kurala bağlanmıştır.
Aynı
Yasa’nın 3. maddesinin (k) bendinde, yönetici şirketin, bu Yasa’ya uygun ve
anonim şirket olarak kurulan, bölgenin yönetimi ve işletmesinden sorumlu
şirket
olduğu belirtilmiş; 5. maddesinin beşinci fıkrasında da, yönetici şirketin bir
özel
hukuk tüzel kişiliği olduğu vurgulanmıştır.
Yine aynı
Yasa’nın 7. maddesinde ise, yönetici şirkette, yürürlükteki iş ve çalışma
mevzuatına göre personel çalıştırılacağı kuralı getirilmiştir. “İş ve çalışma
mevzuatına”
göre çalıştırılan personel, özel hukuk kurallarına göre iş akdine dayalı olarak
çalıştırılan personeldir.
Oysa,
Anayasa’nın 128. maddesinin birinci fıkrasına göre, Devlet’in, kamu iktisadi
teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre
yürütmekle yükümlü
oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri yürütecek memur ve diğer kamu
görevlileri, statü hukukuna bağlı personeldir.
Nitekim,
aynı maddenin ikinci fıkrasında, memurların ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri,
aylık ve
ödenekleri ve diğer özlük işlerinin yasayla düzenleneceği kurala bağlanarak,
memurlarla diğer kamu görevlilerinin statü hukukuna bağlı personel olduğu
açıkça belirtilmiştir.
Bu
durumda, yönetici şirket personelini “kamu görevlisi” olarak nitelemeye
olanak
yoktur.
Her ne kadar, 4691 sayılı Yasa’nın
7. maddesinin ikinci fıkrasında, kamu kurum ve kuruluşları ile üniversite
personelinden bölgede gerçekleştirilecek etkinliklerde araştırmacı olarak hizmetine
gereksinme duyulanların, bağlı oldukları kurum ya da
kuruluşların izni ile, yönetici şirketlerde sürekli ya
da yarı zamanlı çalışabilecekleri
öngörülmüş ise de, bu durumun, şirketin ve asli çalışanların hukuksal statüsü karşısında sonuca etkili olduğu
söylenemez.
Buna göre,
yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni vermenin ve denetlemenin, genel idare
esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli kamu hizmeti olduğu açık
bulunduğundan, 4691 sayılı
Yasa’nın 4. maddesinin
üçüncü fıkrasının, arazi kullanımı,
yapı ve tesislerin projelendirilmesi, yapımı ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve
izinlerin,
bir özel hukuk tüzel
kişisi olan yönetici şirket tarafından verilip
denetleneceğini
öngören üçüncü tümcesi, Anayasa’nın 128.
maddesine aykırılık
oluşturmaktadır.
2 - 4691
sayılı Yasa’nın 5. maddesinin beşinci fıkrasının birinci tümcesinde,
“Yönetici
şirket, kamu yararı gerekçesi ile adına kamulaştırma yapan veya yaptıran
bir özel
hukuk tüzel kişiliğidir” kuralına yer verilmiştir.
Kamulaştırma,
öz yönünden devlet ve kamu tüzel kişileri yararına tanınmış bir yetkidir.
Ancak, genel yararın gerektirdiği durumlarda gerçek kişilerle özel hukuk
tüzel
kişileri yararına da kamulaştırma yapılabileceği kabul
edilmektedir.
Anayasa’nın
46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu
yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel
mülkiyette
bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen
esas ve
usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya
yetkilidir”
kuralına yer verilerek, kamulaştırma yapma yetkisi yalnızca Devlet’e ve
kamu
tüzel kişilerine tanınmıştır.
Maddenin
diğer fıkralarında gerçek kişiler ya da özel hukuk
kişileri yararına kamulaştırmadan
sözedilmemiştir. Ne var ki, Anayasakoyucu tarafından bu konuda engelleyici
ya da yasaklayıcı bir kural da öngörülmemiştir.
Yalnızca, Devlet ve kamu tüzel
kişilerinin yasayla gösterilen ilke ve yöntemlere göre kamulaştırma yapmaya
yetkili oldukları belirtilip, gerekli öteki düzenlemeler yasaya bırakılmıştır.
Nitekim, 2942
sayılı Kamulaştırma Yasası’nda, kamulaştırmaya ilişkin ilke ve yöntemlere
ayrıntılı
biçimde yer verilmiştir.
Kamu
yararının gerektirdiği durumlarda gerçek kişi ya da
özel hukuk tüzel kişileri adına kamulaştırma yapabilme olanağı 2942 sayılı
Yasa’nın 1. maddesinin ikinci
fıkrasından kaynaklanmaktadır. Bu fıkrada, “Özel kanunlarına dayanılarak
gerçek ve
özel hukuk tüzel kişileri adına yapılacak kamulaştırmalarda da bu Kanun
hükümleri uygulanır” kuralı bulunmaktadır. Bu kuralda yer verilen “adına
yapılacak” anlatımıyla, kamulaştırmanın, gerçek ya da
özel hukuk tüzel kişilerince değil, onların adına
Devlet ya da kamu tüzel kişilerince yapılması
öngörülmektedir.
Oysa, 4691
sayılı Yasa’nın 5. maddesinin beşinci fıkrasının birinci tümcesindeki
kuralla, yönetici şirkete kendi adına kamulaştırma yapma yetkisi verilmektedir.
Aynı Yasa’nın 5. maddesinin
beşinci fıkrasında, yönetici şirketin bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu
belirtilmiştir.
Böylece,
4691 sayılı Yasa’nın 5. maddesinin beşinci fıkrasının birinci tümcesi
ile, bir
özel hukuk tüzel kişisi olan yönetici şirkete, kendi adına doğrudan kamulaştırma
yapma yetkisi verilmiş olmaktadır.
Bu
durumda, söz konusu düzenleme, Anayasa’nın 46. maddesine açıkça aykırı
düşmektedir.”
II - YASA
METİNLERİ
A - İptali İstenen Yasa
Kuralları
1) 4691 sayılı Teknoloji
Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun 4. maddesinin
dava konusu tümceyi de içeren üçüncü fıkrası
şöyledir:
“Arazi kullanımı, yapı ve
tesislerin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler
yönetici şirket tarafından verilir ve denetlenir.”
2) Yasa’nın dava konusu tümcesini
de içeren 5. maddesinin beşinci fıkrası şöyledir:
“Yönetici şirket, kamu yararı
gerekçesi ile adına kamulaştırma yapan veya yaptıran bir özel hukuk tüzel
kişiliğidir...” denilmektedir.
B - Dayanılan Anayasa
Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın
128. ve 46. maddelerine dayanılmıştır.
III - İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ,
Ertuğrul ERSOY, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA’nın
katılımlarıyla 12.9.2001 günü yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun
hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına, oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV - ESASIN
İNCELENMESİ
Dava dilekçesi, işin esasına
ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleriyle diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A - 4. Maddenin Üçüncü Fıkrasının
Üçüncü Tümcesinin İncelenmesi
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme
Bölgeleri Kanunu’nun 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü tümcesinde, “Arazi kullanımı, yapı ve tesislerin
projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler yönetici
şirket tarafından verilir ve denetlenir”
denilmektedir.
Dava dilekçesinde, yapı ruhsatı ve
kullanma izni vermenin ve denetlemenin genel idare esaslarına göre yürütülmesi
gereken asli ve sürekli kamu hizmeti olduğu, dava konusu tümcede ise, arazi
kullanımı, yapı ve tesislerin projelendirilmesi, yapımı ve kullanımıyla ilgili
ruhsat ve izinlerin bir özel hukuk tüzel kişisi olan yönetici şirket tarafından
verilip denetleneceğinin öngörüldüğü,
dava konusu kuralın bu nedenle Anayasa’nın 128. maddesine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
İptali istenilen tümceye göre
yönetici şirket, arazi kullanımını
belirleyecek, yapı ve tesisleri projelendirecek, yapı ve tesislerin inşası ve
kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinleri verecek ve
denetleyecektir.
Arazinin maddi alt yapısını
oluşturacak olan tüm etkinlikler ve yatırımları yönlendirecek yöresel ve
bölgesel planlamalar, arazi kullanımının belirlenmesi anlamına
gelmektedir.
Yapı ve tesislerin
projelendirilmesi ise; inşasına karar verilen yapılar için ruhsat
alınabilmesinin ön koşulu olarak, yapı ile ilgili projelerin, kanuna, plâna,
ilgili yönetmelik hükümlerine ve imar durumuna uygun olarak hazırlanmasıdır.
Sözü geçen arazi kullanımı ile yapı ve tesislerin projelendirilmesi, ruhsat
öncesi, aşamalar olup, yapı sahipleri tarafından hazırlanıp ilgili birimlere
sunulması gereken evrelerdir.
Yapı ve tesislerin inşası,
kullanımı ile ilgili ruhsat ve izinlerin verilmesi ve denetlenmesi ise, yapı ve
tesislere ruhsat verilmesi ve yapım sırası ve sonrasındaki denetim ve
sorumlulukları kapsamaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 11.12.1986
günlü, E.1985/11, K.1986/29 sayılı kararında da belirtildiği gibi, ister bağlı
yetki ister takdir yetkisi biçiminde kullanılsın “yapı ruhsatı ve yapı kullanma
izni verme” ve “denetleme” görev ve yetkisi idarenin kolluk etkinlikleri içinde
yer almakta olup, bu konuda yapılacak denetim de asli ve sürekli bir kamu
hizmetidir. Başka bir anlatımla yapı ruhsatı ve buna bağlı olarak yapı kullanma
izni vermek, genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken kamu hizmeti olup, idarenin asli ve sürekli
görevlerindendir. Anayasa’nın 128. maddesine göre de, belirtilen nitelikteki
görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi
zorunludur.
4691 sayılı Kanun’un 4. maddesinin
üçüncü fıkrasının üçüncü tümcesinde, belirtilen ruhsat ve izinlerin yönetici
şirket tarafından verileceği öngörülmüştür.
Aynı Yasa’nın 3. maddesinin (k)
bendinde, yönetici şirketin bir anonim şirket, 5. maddesinin beşinci fıkrasında
da bu şirketin özel hukuk tüzel kişisi olduğu, 7. maddesinde ise, yönetici
şirkette, yürürlükteki iş ve çalışma mevzuatına göre personel çalıştırılacağı
belirtilmiştir.
Buna göre iş ve çalışma mevzuatı
uyarınca çalıştırılan personel özel hukuk kurallarına tabi olarak hizmet
sözleşmesi ile çalıştırılacağından, yönetici şirket personelini kamu görevlisi
olarak nitelemek hukuken
olanaksızdır. Bu bağlamda Yasa’nın 7. maddesinin ikinci fıkrasına
göre sözkonusu
şirkette, kamu personelinin de çalıştırılabilmesi, bu şirketin özel hukuk
tüzelkişisi olma niteliğini
etkilemez.
Bu durumda, yapı ruhsatı ve yapı
kullanma izni verilmesi ve denetlenmesinin genel idare esaslarına göre
yürütülmesi gereken asli ve sürekli bir kamu hizmeti olması nedeniyle memurlar
ve diğer kamu görevlileri eliyle gerçekleştirilmesi gerekirken, dava konusu
kuralla, ruhsat ve izinlerin bir özel hukuk tüzel kişisi olan yönetici şirket
tarafından verilip denetleneceğinin öngörülmesi, Anayasa’nın 128. maddesine
aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, 4691 sayılı
Yasa’nın 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü tümcesinin iptali
gerekir.
Haşim KILIÇ bu görüşe
katılmamıştır.
B - 5. Maddenin Beşinci Fıkrasının Birinci Tümcesinin İncelenmesi
4691 sayılı Kanun’un 5. maddesinin
beşinci fıkrasının iptali istenen birinci tümcesinde “Yönetici şirket, kamu yararı gerekçesi ile
adına kamulaştırma yapan veya yaptıran bir özel hukuk tüzel kişisidir.”
denilmektedir.
Dava dilekçesinde; kamulaştırmanın
öz yönünden devlet ve kamu tüzel kişileri yararına tanınmış bir yetki olduğu,
ancak genel yararın gerektirdiği durumlarda gerçek kişilerle özel hukuk tüzel
kişileri yararına da kamulaştırma yapılabileceği, Anayasa’nın 46. maddesinde
kamulaştırma yetkisinin yalnızca Devlet’e ve kamu tüzel kişilerine tanındığı,
maddede gerçek ya da özel hukuk tüzelkişileri yararına
kamulaştırmadan söz edilmemekle birlikte bu konuda engelleyici ya da yasaklayıcı bir kural da öngörülmediği, gerekli
düzenlemeleri yapma yetkisinin yasaya bırakıldığı, öte yandan, 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu’nun 1. maddesinde gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına
yapılacak kamulaştırmaların da Devlet ya da kamu
tüzelkişilerince yapılacağının öngörüldüğü, buna karşılık dava konusu tümceyle
yönetici şirkete kendi adına kamulaştırma yapma yetkisinin verildiği öne
sürülmektedir.
Anayasa’nın “kamulaştırma”yı düzenleyen 46. maddesinin birinci
fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel
kişileri kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek karşılıklarını peşin ödemek
şartıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını,
kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde
idari irtifaklar
kurmaya yetkilidir.” denilmektedir. Maddenin
gerekçesinde de belirtildiği gibi, kamulaştırma, kamu yararının gerektirdiği
hallerde Devletin ve kamu tüzelkişilerinin, malikinin rızası olmaksızın özel
mülkiyete son verebilmesi anlamını taşımaktadır.
Buna göre, kamulaştırmanın konusu
salt özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallardır. Devlet ve kamu tüzelkişileri,
kanunla gösterilen esas ve usullere göre özel mülkiyette bulunan taşınmaz
malların tamamını veya bir kısmını kamulaştırmaya ya
da bunların üzerinde idari irtifaklar
kurmaya yetkilidir.
İptali istenilen kuralla,
Anayasa’nın 46. maddesine aykırı olarak özel hukuk tüzel kişisine kamulaştırma
yetkisi tanınmaktadır. Kamulaştırma bir kamu gücünün kullanılmasını gerektirdiği
için özel kişiler tarafından kullanılabilecek bir yetki olamaz. Ancak, gerçek
ya da özel hukuk tüzelkişilerinin başvuruları üzerine
kamu yararı bulunması halinde yürüttükleri hizmet bakımından denetimine bağlı
oldukları kamu tüzelkişileri tarafından kamulaştırma yapılabilir. Nitekim 2942
sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 1. maddesinde, özel kanunlarına dayanılarak
gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri adına kamulaştırma yapılabileceği ve bu
kamulaştırmalarda da anılan yasa hükümlerinin uygulanacağı kurala
bağlanmaktadır.
Belirtilen hukuksal durum
karşısında, Yasa’nın 5. maddesinin beşinci fıkrasında yönetici şirketin bir özel
hukuk tüzel kişisi olduğu belirtildiği halde,
aynı maddenin beşinci fıkrasının dava konusu edilen birinci tümcesi ile
bu şirkete kendi adına doğrudan kamulaştırma yapma yetkisi verilmiş olması
Anayasa’nın 46. maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, 5.
maddenin birinci fıkrasının birinci
tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, Haşim KILIÇ’ın “Tümcenin iptali
isteminin reddi”, Samia AKBULUT’un ise “Tümcenin ... yapan veya ... sözcükleriyle
sınırlı olarak iptali” gerektiği yolundaki karşı oyları ve oy çokluğuyla karar
verildi.
V -
YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
26.6.2001
günlü, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme
Bölgeleri Kanunu’nun 4. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci tümcesi, 16.10.2003
günlü, E. 2001/ 383, K. 2003/92 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu kuralların
uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve
zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı güne
kadar YÜRÜRLÜLÜKLERİNİN DURDURULMASINA, 16.10.2003 gününde oybirliği ile karar
verildi.
VI -
SONUÇ
26.6.2001 günlü,
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun;
1- 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü tümcesinin
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ’ın karşıoyu ve
OYÇOKLUĞUYLA,
2- 5. maddesinin beşinci fıkrasının birinci tümcesinin
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE, Haşim KILIÇ’ın “Tümcenin reddi”, Samia
AKBULUT’un ise “Tümcenin ‘... yapan veya ...’
sözcükleriyle sınırlı olarak iptali” gerektiği yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
16.10.2003 gününde karar
verildi. KARŞIOY
GEREKÇESİ
A - 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme
Bölgeleri Kanunu’nun 4. maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü tümcesinde,
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nin yönetim ve işletmesinden sorumlu “Yönetici
Şirketlere” belirlenen bölgelerle sınırlı olmak üzere arazi kullanımı, yapı ve
tesislerin projelendirilmesi inşaası ve kullanımıyla
ilgili ruhsat ve izinleri verebileceği ve denetleyeceği öngörülmüştür.
Kolluk hizmetlerinden olan inşaat ve
kullanım ruhsat ve izinlerinin ancak kamu görevlileri eliyle görülebileceği
yolundaki çoğunluk görüşü gereğince kural iptal edilmiştir.
Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin
yönetim ve işletmesinden sorumlu olarak kurulan
yönetici şirketlerin kurucuları arasında üniversite, yüksek teknoloji
enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitülerinin
bulunacağı Yasa’nın 5. maddesinde öngörülmekte ancak, hukuksal yapısının da özel
hukuk tüzelkişisi olduğu belirtilmektedir.
Anayasa’nın 128. maddesinde
Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle
yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin
memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği
öngörülmüştür.
Anayasa’nın 128. maddesi
kapsamında bulunan kamu hizmetlerinden devredilebilir nitelikteki bazı kamu
hizmetleri ancak imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri ile özel hukuk sujelerine gördürülebiliyor idi.
Ancak, 13.8.1999 gün ve 4446
sayılı Yasa ile Anayasa’nın 47. maddesine eklenen dördüncü fıkra ile
devredilebilir nitelikteki kimi kamu hizmetlerinin özel kişilere devredilmesi ve
özel hukuk hükümlerine göre yürütülmesi
olanaklı hâle
gelmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesi
kapsamında bulunmakla beraber
devredilebilir nitelikteki kamu
hizmetlerinin saptanabilmesi ancak, devri öngören yasal düzenlemenin kapsamına
ve amacına bakılarak mümkün olabilir. Bu çerçeve içinde değerlendirildiğinde
iptali istenen kuralda yönetici şirketlere
teknoloji bölgeleriyle sınırlı olarak
inşaat ve kullanıma ilişkin ruhsat ve
izin verme yetkisinin idari bir kamu hizmeti niteliği açıktır. Bu tür
idari kamu hizmetleri bir tür kolluk
gücü olarak nitelense de adli kolluk
güçlerinde ya da ulusal güvenlik güçlerinde
olduğu gibi, Devletin egemenliği ile doğrudan bağlantısı olmaması nedeniyle özel
kişilere özel hukuk kuralları ya da imtiyaz
sözleşmeleriyle gördürülmesi mümkündür. Başka bir ifadeyle belirtilen idari kamu
hizmeti, mutlaka kamu görevlileri eliyle yerine getirilmesi gereken hizmet olarak
nitelendirilemez.
Kaldı ki devredilen yetkinin
teknoloji bölgeleriyle sınırlı olması, yönetici şirket içinde kurucu olarak kamu
kurumlarının bulunması Yasa’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen Bakanlığın
yönetici şirket üzerindeki denetim ve gözetim yetkisinin birlikte
değerlendirilmesinden, bu tür hizmetin özel kişilerce görülmesinin hukuken
mümkün olmadığı biçimindeki görüşe ulaşmaya elverişli olmadığı sonucu
çıkmaktadır.
B - Yasa’nın 5. maddesinin beşinci
fıkrasının birinci tümcesinde Yönetici Şirket
kamu yararı gerekçeleriyle adına kamulaştırma yapan veya yaptıran özel
hukuk tüzelkişisi olarak
yetkilendirilmiştir. Ancak, hemen belirtmek gerekir ki, aynı fıkranın
ikinci tümcesinde kamulaştırmanın en önemli aşaması olan “kamu yararı kararının”
yönetici şirketin başvurusu üzerine Bakanlıkça verileceği açıkça belirtilmiştir.
Anayasa’nın 46. maddesinde kamu yararının gerektiği durumlarda özel mülkiyette
bulunan taşınmazların kamulaştırılmasına izin
verilmesinde aranan “kamu yararının gerektirdiği durum” kamu idaresi olan
Bakanlıkça yerine getirilmektedir. Bunun dışında gerçek karşılığının ödenmesinde
uygulamaya dönük esas ve usullerin
yürütülmesi de Kamulaştırma Yasası’na
bağlı olacağı kuşkusuzdur.
Nitekim Teknoloji Bölgeleri de
ihtiyaç duyulan arazilerin sağlanmasında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu
hükümlerinin uygulanacağı Yasa’nın 4. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilmekte, alt ve üst yapılara ilişkin
tüm harcamaların yönetici şirkete ait olacağı aynı madde de açıkça yer
almaktadır.
Belirtilen nedenlerle, Anayasa’ya
aykırı görmediğim kurallara ilişkin, çoğunluğun iptal yolundaki kararına
katılmadım.
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
|