YENİ GÜÇLER, YENİ ŞOKLAR   

Uludağ Üniversitesi, İ.İ.B.F.,Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü - II   

 

Yeni Güçler, Yeni Şoklar. Alvin Toffler bu kitabında güç dengelerinden, gücün değişiminden, hızlı bir şekilde yayılışından, bilgi, şiddet ve servetin oynadıkları etkin rolden bahsetmektedir.

Güç her alanda, her yerde karşılaşılan bir kavramdır. Tüm insani ilişkilerimizde, evde, radyoda, alışverişte ya da kullandığımız arabada gücün etkileri görülür. Büyük ya da küçük bütün iş kuruluşlarında bir güç alanı kurulmakta. Bu alanda temel yapı taşı olarak;şiddet, servet ve bilgi yer almaktadır. Bilgi; şiddet ve servetten daha esnek ve demokrattır. Çünkü bilgiyi kullanmak, şiddet ve servete oranla daha serbesttir. Bilgiyi zayıf ve yoksul insanlar kullanabilirler ama; şiddet ve servet zengin ve güçlülerin elindedir. Güç insan için önemli bir kavram olmasına rağmen, hayatımızın tüm yönleri arasında en az anlaşılanıdır. Çünkü güçte birtakım değişmeler meydana gelmektedir. Sosyal hayatta, okulda, ofiste, hastanede gücün değişimini gözlemleyebiliriz.

1989 yılında Sovyetler Birliğindeki dağılmalar tüm dünyayı etkilemiştir. Bilgisayarda yirmi yıl öncesine kadar rakip tanımayan IBM’in bugün birçok rakibi ortaya çıkmıştır. (Nec, Fujıtsu,Hitachi)

Konuya başka bir boyuttan bakıldığında başarının bile bazı güç dengelerini değişime uğrattığını görebiliriz. Örneğin Japonya’nın ekonomik gücü hızlı bir şekilde tırmanışa geçmişken, bunu sağlayan LDP, MITI ve KELDONRAN’da değişim rüzgârları esmektedir. Avrupa’da ise durum biraz daha çarpıcıdır. Güç; Londra, Paris, Roma’dan Almanya üzerine kaymaktadır. Bu, bir bakıma normal bir süreç olarak karşılansa da, gücün bu denli kendi yapısı içinde devrim geçirmesi tarihte karşılaşılan ender olaylardandır.

Tarım toplumlarında fiziksel güç etkili iken, sanayi toplumuna gelindiğinde para önem kazanmıştır. Sanayileşmiş ulus-devletin doğuşu, şiddetin tekelleşip daha sonrada yasalar ardına sığınarak, paraya olan bağımlılığın artmasına neden olmuştur. Güç servete doğru kaymıştır. Tarım toplumunda değiş-tokuş sistemi egemen iken, sanayi toplumunda kağıt para, günümüzde ise elektronik para kullanılır olmuştur.

Günümüz elektronik sistemlerinde bilgi, egemen değer haline gelmektedir. Bilgi ve zekâ ön plana çıkmakta ve tüm alanlara yayılmaktadır. Bilgi ve zekâ ön plana çıkınca da fiziksel istihdam konusu ortaya çıkmaktadır. Bu alanda da yoğun değişimler yaşanmaktadır.

Bilgi süper sembolik ekonomilerde kaçınılmaz bir gerçektir. Çünkü hem zamanda hem mekanda, hem de hammaddede tasarrufu sağlamaktadır.

Bilgi bu denli önem kazanırken diğer yandan da gücün imgesi durumuna gelmiştir. Bilgi, gücün el değiştirmesine ve servetten enformasyona kaymasına neden olmuştur. Artık zekâ önem kazanmış, onu iyi değerlendirenler söz sahibi olmuşlardır.

Bu hızlı değişimler sonucunda elektronik savaşlar başlamıştır. Bu savaşlarda silah olarak bilgi ve bilginin organizasyonu kullanılmaktadır. Bilginin organizasyonu ise en alt seviyede çalışanından en üst düzeyde çalışana kadar her birimin uyumlu ve koordineli şekilde çalışmasıdır. Bu da enformasyonun kontrolüdür. Bu yenilikler geleneksel yapıyı ve bürokrasiyi ciddi şekilde tehdit etmektedir.

Bilgi organizasyonu, günümüzde bürokrasiye yöneltilen saldırıların kaynağıdır. Çünkü bürokrasi birtakım kuralları da beraberinde getirir. İş ortamları kurumlaşmayı gerektirirken, bürokrasi ise mekanikleşmeyi gerektirir. Yeni pazarların oluşması, yeni ürünlerin yaratılması, teknolojik tasarımlar için birtakım kuralların çiğnenmesi gerekmektedir. Bu da yeni sarsıntılara ve güç değerlerinin değişmesine neden olmaktadır. Bilgi ile üretim arasındaki ilişki değişirse siyasi hayatın temelleri de sarsılmış olur.

Esnek firma kavramı da bir bakıma bürokrasinin kuralcılığından sıyrılıp, soluk alınan bir yapı olarak nitelendirilebilir. Fakat esnekleşmeyi de tamamen kuralsızlık olarak ele almamak gerekir. Esnek üretimde; kalite, yetenekli eleman, vasıflı işçilere ve eğitime önem verilir. Esneklik, firmaların hızlı piyasa değişimlerine uyum için organizasyon yapılarını esnetmeleridir. Bunun iki boyutu vardır; sayısal (dış esneklik) ve fonksiyonel (iç esneklik). Birinci boyutta firmalar işçilerini piyasa taleplerine göre arttırırlar ya da azaltırlar. İkinci boyutta ise işçilerin bilgi ile donatılmaları ve daha çok iş yapmaları sağlanır.

Tüm bu değişim süreci içerisinde hız kavramı da kendini hissedilir ölçüde göstermeye başlamıştır. Hızlı ekonomiler de güçte değişimi beraberinde getirmektedir. Örneğin “Express Pak” sipariş sistemiyle zamandan tasarruf edilmiştir. Müşteri hamburger, cola ve patates kızartması yerine bu kelimeyi kullanmakta; böylece her şey biraz daha hız kazanmış olmaktadır.

Kısacası bilgi önem kazanırken, onu nasıl kullanacağımızı bilmezsek, ne gücün haksız kullanımına karşı koyabilir, ne de yarının teknolojisinin vaat ettiği demokrat topluma ulaşabiliriz.

Emel Arslan

emelarslan24@hotmail.com