|
29
Ağustos 2003
Emrah
AYGÜL
SMMM
emrahaygul@yahoo.com
Serbest
Bölgelerden Elde Edilen Kazancın Gelir ve Kurumlar
Vergisinden İstisna Tutulabilmesi İçin Türkiye’
nin Diğer Yerlerine Getirilmesi Şart mıdır?
Serbest
bölge, bir ülkenin siyasi sınırları içinde
ancak, gümrük ve vergi sınırları dışında kalan,
ticari, sınai ve hizmet faaliyetlerinin kolaylaştırılması
amacıyla devlet müdahalesi en aza indirgenmiş,
bir bakıma üçüncü ülke statüsündeki
yer olarak tanımlanmaktadır. (BAĞRIAÇIK, Atilla.
"Türkiye’de Belgelerle Uygulamalı Serbest
Bölgeler ve Avantajları". Bilim Teknik Yayınevi,
Eskişehir-1999, Sayfa:1).
Türkiye’de
serbest bölge kurulması ile ilgili somut ve kalıcı
sonuç veren çalışmalar 1985 yılında çıkarılan
3218 Sayılı Kanunla başlamış olmakla beraber,
bundan önceki çalışmaların tarihi Osmanlı
dönemine kadar uzanmaktadır. Halen yürürlükte
bulunan 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanununun
yürürlük tarihi, 15. Maddesi hükmü
uyarınca, yayım tarihi olan 15.06.1985’tir.
Türkiye’de
3218 Sayılı Kanun uyarınca ticari faaliyette bulunan
serbest bölgelerin sayısı 21’dir. 2003 Yılı Mart
ayı sonu itibariyle serbest bölgelerimizde 497’si
yabancı, 3307 firma faaliyet göstermektedir. Bu
firmalar tarafından aynı tarih itibariyle 28.049
kişiye istihdam olanağı sağlanmıştır.
Bu
yazının konusunu serbest bölgelerden elde edilen
kazancın gelir ve kurumlar vergisinden istisna tutulabilmesi
için, gümrük sınırları içine
getirilmesinin şart olup olmadığının irdelenmesi oluşturmaktadır.
3218
Sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 6. maddesinde
serbest bölgelerde vergi, resim ve harçların
uygulanmayacağı belirtilmiştir. Yine aynı maddede Türkiye'deki
tam ve dar mükellef gerçek ve tüzel
kişilerin serbest bölgedeki faaliyetleri dolayısıyla
elde ettikleri kazanç ve iratların, Türkiye'nin
diğer yerlerine getirildiğinin kambiyo mevzuatına göre
tevsiki halinde de, gelir ve kurumlar vergisinden muaf
olacakları belirtilmiştir.
Serbest
Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinde ise konu
ile ilgili olarak “Türkiye'de yerleşik tam ve dar
mükellef gerçek ve tüzel kişilerin,
Bölgedeki faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri
kazanç ve iratları, Türkiye'nin diğer yerlerine
transfer edildiğinin kambiyo mevzuatına göre tevsiki
halinde, gelir ve kurumlar vergilerinden muaftır.” hükmü
yer almaktadır.
Görüleceği
üzere Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinde
kazancın, gelir ve kurumlar vergisi istisnasından yararlanabilmesi
için Türkiye’nin diğer yerlerine getirilme
şartı getirilmiştir. Yönetmelikle getirilen bu
zorunluluğa ilişkin olarak Kanun metninde herhangi bir
hüküm yer almamaktadır. Şöyle ki Kanunda
kazancın “Türkiye'nin diğer yerlerine getirildiğinin
kambiyo mevzuatına göre tevsiki halinde de” muafiyetin
olacağından bahsedilmesine rağmen yönetmelikte
kazancın ancak “Türkiye'nin diğer yerlerine transfer
edildiğinin kambiyo mevzuatına göre tevsiki halinde”
muafiyetten yararlanacağı anlamı çıkmaktadır.
Uygulamada
konu ile ilgili iki farklı görüş mevcuttur.
Bunlardan ilki, kazancın Yönetmelikte belirtildiği
gibi kambiyo mevzuatına uygun olarak Türkiye’nin
diğer yerlerine getirilmesinin, istisna uygulaması için,
zorunlu olduğu şeklinde ifade edilebilir.
Bu
görüşe göre muafiyetin uygulanabilmesi
için kazancın serbest bölgelerde icra edilen
faaliyetlerden kaynaklanması, elde edilen kazancın Kambiyo
Mevzuatına göre Türkiye’nin diğer yerlerine
getirildiğinin tevsiki şarttır. Bu tevsik getirilen
dövizin bozdurulması sırasında düzenlenen
döviz alım belgesi veya transferin yapıldığı banka
şubesince düzenlenen dekontun üzerine yazılacak
olan “serbest bölge kazancına ilişkindir” ibaresine
yer verilerek yapılmalıdır. (ÇELİK, Abdullah;
“Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kurum Kazancı”,
Vergici ve Muhasebeciyle Diyalog Dergisi,
Sayı:167, Sayfa:41).
Bizim
de katıldığımız ikinci görüşe göre ise
Serbest Bölgeler Kanununda belirtilen “de” bağlacı
,ilave bir koşul olmayıp, serbest bölge faaliyetinden
elde edilen kazanç ve iradın mutlak olarak serbest
bölge içinde gelir ve kurumlar vergisinden
istisna olduğu, bu kazanç ve iratların
Türkiye’nin diğer yerlerine getirilmesi halinde
de aynı istisnanın geçerli olacağını ifade etmek
için kullanılmıştır. Serbest Bölgeler Uygulama
Yönetmeliğinin 29. maddesinde söz konusu “de”
bağlacının bulunmaması bilinçli olarak mı, yoksa
baskı hatasından mı kaynaklandığı bilinmemektedir. Kanun
metninde yer alan ve önemli bir anlamı bulunan
bu kelimenin yönetmelikle atılması düşünülemez.
Aksi taktirde Yasa ile konulan istisna Yönetmelikle
daraltılmış olacaktır ki bu durum da Anayasanın 73.
Maddesine aykırıdır. Nitekim Anayasanın 73. maddesinde
vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin
kanunla konulup, değiştirilebileceği veya kaldırılabileceği
belirtilmiştir. Yine aynı maddenin devamında “Vergi,
resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin
muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin
hükümlerinde Kanunun belirttiği yukarı ve
aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi
Bakanlar Kuruluna verilebilir.” hükmü yer
almaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin diğer yerlerine
getirilmeyen serbest bölge kazanç ve iratlarının
istisnadan yararlandırılmaması düşünülemez.
Yasanın
kayıtsız şartsız tanıdığı bu istisnayı Yönetmelikle
sınırlamak yukarıda belirtildiği üzere hukuken
mümkün değildir. Bu nedenle, serbest bölge
kazançlarının, yasaya göre, Türkiye’nin
diğer yerlerine kambiyo mevzuatına göre getirilse
de, getirilmese de vergiden müstesna olduğu sonucuna
ulaşabiliriz. (Bu görüş için
bkz. 1- ŞEKER, Sakıp. “Türkiye’de Serbest Bölge
Uygulamaları”. Maliye Gelirler Kontrolörleri Derneği
Yayını, Vergi Sorunları Dergisi Ağustos Sayısı Eki,
Ankara-2001, Sayfa:59, 2-“Serbest Bölgelerde Faaliyette
Bulunan Kurumlardan Alınan Kar Paylarının Vergilendirilmesi”,
İstanbul YMM Odası, 15 Aralık 2000 Tarihli Sirküler,
Sayfa: 7, 3- KARADAĞ, H.; “Serbest
Bölgeler ve Bazı Vergisel Sorunlar”, Vergi Dünyası
Dergisi, Sayı:247, Sayfa:107, 4- AYGÜL, Emrah;
“Serbest Bölgelerde Uygulanan Vergisel Özendirmelerin
Değerlendirilmesi” Vergici ve Muhasebeciyle Diyalog
Dergisi, Mayıs-2002
|