|
06
Nisan 2005
Dr. Ersan ÖZ
(
İsmail IŞIK
(
Gecikme Zam ve Faizinin Belirlenmesi ve Vergilendirmede Kanunilik İlkesi
Giriş
Kamu giderlerinin finansmanına katkıda bulunmak üzere mükelleflerden mali
güçleriyle orantılı olarak karşılıksız talep edilen vergilerin, Anayasa ve kanunlara
uygun salınması kadar, kamu yararı açısından zamanında alınması da büyük önem
arzetmektedir. Vergilerin zamanında alınmasını garanti etmek üzere vergi
mevzuatımızda vergi cezaları öngörülmektedir. Vergi cezası, verginin temel
öğelerinden biridir. Anayasa’nın 73. maddesinin dördüncü bendinde Bakanlar
Kurulu’na tanınan bağlı yetkinin içeriğinde her ne kadar “ceza” dan
bahsedilmemiş olsa bile, Anayasa Mahkemesi farklı zamanlarda vermiş olduğu
kararlarında, vergi cezalarının da aynen muafiyet, istisna, indirim ve
oranlarda olduğu gibi alt-üst sınırlar dahilinde Bakanlar Kurulu tarafından
belirlenebileceğine hükmetmiştir. Fakat Bakanlar Kurulu söz konusu düzenleme
yetkisini sadece ve sadece alt ve üst sınırlar dahilinde kullanabilecek ve
verginin temel bir öğesi sayılan cezalara ilişkin salt kendi iradesiyle
belirleme yapamayacaktır. Fakat Bakanlar Kurulu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 25/12/2003 tarihli ve 5035 sayılı Kanunla değişik 51 inci maddesinin
dördüncü fıkrası ile kendisine tanınan yetkiye istinaden aynı maddenin birinci
fıkrasında yer alan gecikme zammı oranını (gecikme faizi oranı da aynıdır) her
ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere % 3 olarak belirlemiştir
.
1. Gecikme Zammı ve
Gecikme Faizi
Gecikme Zammı; 6183 sayılı
AATUHK’nun 51. maddesine göre “(5035 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değişen
madde;Yürürlük:02.01.2004) Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen
kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 4 oranında
gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük
olarak hesap edilir.
Gecikme zammı bir
Yeni Türk Lirasından az olamaz.
Gecikme zammı; 213
sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde
uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde
olan amme alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunların
dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez.
Bakanlar Kurulu,
gecikme zammı oranlarını aylar itibarıyla topluca veya her ay için ayrı ayrı,
yüzde onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari
tutarını iki katına kadar artırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar
itibarıyla farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileşik faiz usulüyle
aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir”.
Görüldüğü gibi
gecikme zammı vadesinde ödenmemiş amme alacakları ve ödeme vadesi dolmuş olan
vergi ziyaı cezası durumları için sözkonusudur. Gecikme zammı, genelde ikmalen
veya re’sen salınan vergi aslına bağlı olarak kesilmektedir.
Gecikme Faizi; VUK.’nun 112.
maddesinin 3. bendinde düzenlenmiştir. Sözkonusu madde hükmüne göre “Vergi
mahkemesinde dava açma dolayısıyla (4444 sayılı Kanunun 13/C-2 maddesiyle
değişen ibare) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinin
3 numaralı fıkrası(*) gereğince tahsili durdurulan vergilerden taksit
süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait
ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Ayrıca ikmalen,
re'sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda:
a) Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen
vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu
döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, son yapılan tarhiyatın tahakkuk
tarihine kadar;
b) Dava konusu yapılan vergilerin ödeme
yapılmamış kısmına, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili
bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, yargı organı
kararının tebliğ tarihine kadar;
Geçen süreler için 6183 sayılı Kanuna göre
tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi de
aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara
alınmaz.
Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi;
uzlaşılan vergi miktarına, (a) fıkrasında belirtilen tarihten itibaren uzlaşma
tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için uygulanır.
Dava açılması nedeniyle tahsili duran vergi
ve cezalar mükellefler tarafından istenildiği takdirde davanın devamı sırasında
da kısmen veya tamamen ödenebilir”.
Özetle; gecikme faizinin uygulanabilmesi
için ikmalen, re’sen ve idarece vergi tarhiyatı olması gerekmektedir.
mükelleflerin kendi beyanlarına göre tarhedilen vergilere gecikme faizi
uygulanmamaktadır.
Tablo1: Yıllar İtibariyle Gecikme Zammı
Oranları ve Uygulama Süreleri
|
GENEL TEBLİĞ/BKK
|
UYGULAMA TARİHLERİ
|
ORANI
|
|
|
359
|
01/01/1981 - 29/02/1984 Tarihleri arasında
|
1.Ay
|
10%
|
|
Diğer Aylar için Aylık
|
3%
|
|
367
|
01/03/1984 - 31/08/1985 Tarihleri arasında
|
1.Ay
|
10%
|
|
Diğer Aylar için Aylık
|
4%
|
|
370
|
01/09/1985 - 31/05/1988 Tarihleri arasında
|
1.Ay
|
10%
|
|
Takip Eden 5 Ay için Aylık
|
7%
|
|
Diğer Aylar için Aylık
|
5%
|
|
372
|
01/06/1988 - 31/12/1988 Tarihleri arasında
|
İlk 3 Ay
|
10%
|
|
Takip Eden 3 Ay için Aylık
|
8%
|
|
Diğer Aylar için Aylık
|
6%
|
|
375
|
01/01/1989 - 31/12/1989 Tarihleri arasında
|
İlk 4 Ay için Aylık
|
10%
|
|
Diğer Aylar için Aylık
|
7%
|
|
378
|
01/01/1990 - 29/12/1993 Tarihleri arasında
|
Tüm Aylar için Aylık
|
7%
|
|
381
|
30/12/1993 - 07/03/1994 Tarihleri arasında
|
Tüm Aylar için Aylık
|
9%
|
|
383
|
08/03/1994 - 30/08/1995 Tarihleri arasında
|
Tüm Aylar için Aylık
|
12%
|
|
389
|
31/08/1995 - 31/01/1996 Tarihleri arasında
|
Tüm Aylar için Aylık
|
10%
|
|
391,
96/7798 BKK
|
01/02/1996 - 08/07/1998 Tarihleri arasında
|
Tüm Aylar için Aylık
|
15%
|
|
403,
98/11331 BKK
|
09/07/1998 - 19/01/2000 Tarihleri arasında
|
Tüm Aylar için Aylık
|
12%
|
|
408,
2000/7 BKK
|
20/01/2000 - 01/12/2000 Tarihleri arasında
|
Her Ay için
|
6%
|
|
411,
2000/1555 BKK
|
02/12/2000 - 28/03/2001 Tarihleri arasında
|
Her Ay için
|
5%
|
|
415,
2001/2175 BKK
|
29/03/2001 - 30/01/2002 Tarihleri arasında
|
Her Ay için
|
10%
|
|
422,
2002/3550 BKK
|
31/01/2002 - 11/11/2003 Tarihleri arasında
|
Her Ay için
|
7%
|
|
429,
2003/6345 BKK
|
12/11/2003 - 23/02/2005 Tarihleri arasında
|
Her Ay için
|
4%
|
|
2005/8551 BKK
|
23/02/2005-
|
Her Ay İçin
|
%3
|
Kaynak: www.gelirler.gov.tr , Erişim: 08.03.2005
2. Genel Olarak Kanunilik
Kanunilik ilkesi, birey-devlet
ilişkisine dayalı işlemlerin hem kanuni bir dayanağı olduğu, hem de hukuka
uygun bulunduğu varsayımını ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Hukuk
devletinin bir sonucu ve hukuk devletinin temel ilkesidir
.
Latincede “praesumptio iuris tantum” olarak ifade edilen ilke, aksi belirlenip
ispat edilinceye kadar hukuksal geçerliliği varsayılan bir durumu ifade eder
.
Çerçevesi en üst yasa olan anayasalarda çizilen kanunilik ilkesinin; suç ve
cezaların kanuniliği, idarenin eylem ve işlemlerinin kanuniliği ve konumuz
itibariyle vergilendirmenin kanuniliği gibi çeşitli konumlarda karşımıza
çıkması muhtemeldir. Aslına bakılırsa bu ifadeler kanunilik ilkesinin konumunu
açıklamakta yetersiz kalabilir. Çünkü hukukun olduğu her yerde kanunilik ilkesi
vardır ve olmak zorundadır.
3. Vergilendirmede
Kanunilik İlkesi
Vergi, tarih boyunca değişik adlar
ve biçimlerde de olsa uygarlıkların ve ülkelerin hemen hepsinde gerek
geleneksel kamu giderlerinin finanse edilmesinde gerekse siyasi, ekonomik ve
sosyal politikaların yönlendirilmesinde kullanılan en temel mali enstrüman
olarak önemini korumuştur. Verginin öneminin ve beşeri hayat üzerindeki siyasi,
ekonomik, sosyal ve diğer etkilerinin farkedilmesi, verginin bir politika aracı
olarak kullanılırken, bu politikalara uygun çeşitli vergilendirme ilkeleriyle
hareket edilmesi zorunluluğunu doğurmuştur. Günümüzde ise verginin en önemli
niteliklerinden biri “yasal” (kanuni) olması
,
W. Gerloff ve F. Neumark tarafından bir vergilendirme ilkesi olarak
sınıflamalarda yer almıştır .
Vergilendirme yetkisi hemen hemen
bütün çağdaş devletlerde münhasıran Yasama Organına aittir. Vergilendirmede
kanunilik ya da yasallık ilkesi, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin ancak
Yasama Organı tarafından ve kanunla konulabileceğini, değiştirilebileceğini ve
kaldırılabileceğini ifade etmektedir. Bu anlamda kanun dışındaki hukuki
düzenlemelerle olağanüstü hal ve durumlar dışında vergi ve benzeri mali
yükümlülükler ihdas edilemez ve bunlar üzerinde düzenleme yapılamaz. İlkenin
burada ulaşmak istediği yegâne hedef, keyfi ve takdire dayalı eylem ve
işlemlerin önlenmesidir. Kanunilik ilkesi, vergi ve benzeri mali
mükellefiyetlerle ilgili düzenlemelerin halkın rızasına uygun tarzda, halkın
temsilcilerinden oluşan yasama organı tarafından belirgin, kesin, açık ve
anlaşılır bir şekilde gerçekleştirilmesini öngörerek hukukun üstünlüğü
güvencesini hissettirir. Bu noktada kanunilik ilkesinin iki önemli fonksiyonu
belirmektedir :
1. Her
türlü mali yükümlülüğün keyfilikten çıkarılarak kanunlara dayandırılması,
2. Kanunlara
dayandırılan bu mali yükümlülüklerin temel ilkelerinin Anayasal hüküm olma
zorunluluğu.
Hükümranının Yasama Organı olduğu
kanunilik ilkesi, yürütme ve yargı organlarını da bağlayıcıdır. Montesquieu
kuvvetler ayrımı ilkesini
ortaya koyarak yasama, yürütme ve yargının görev alanını belirlemiştir. Fakat
günümüzde vergilendirme alanında yasama ve yürütme alanındaki yetkileri tayin
etmek zorlaşmıştır. Genelde vergilendirmenin temel öğelerini ve hükümlerini
yasama organının, usule ilişkin hükümleri de yürütme organının düzenlemesi
uygun görülmektedir. Fakat yasama organının gücünü temsil eden yürütme
organının temel öğeler üzerinde de zaman zaman yeni norm koyan hukuksal
düzenlemeler yapma eğilimine girmesi, çağdaş demokratik gelişme sürecinde
yasama-yürütme dengesini yürütme lehine yumuşatmış ve kurumlar dengesi yürütme
organı yararına bozulmuştur .
4. Gecikme Zammı ve Gecikme Faizi
Oranının Belirlenmesinde Kanunilik
Anayasa Mahkemesi kararlarında da
defalarca belirtildiği üzere, yasama organınca bir verginin konulmuş
sayılabilmesi için, sadece konusunun kanunla belirlenmesi yeterli
sayılmamaktadır. Vergi tüm temel öğeleri (konu, mükellef, matrah, oran,
tarh-tahakkuk ve tahsil usulleri, zamanaşımı, gecikme zammı vd.)
itibariyle kanunla düzenlenmelidir. İşte vergilendirmede kanunilik ilkesi;
vergilendirme işlem ve eylemlerinde kanunlar arasında atıf uygulamasına da
müsaade etmek suretiyle, vergilendirmede usul ve tekniğe ilişkin konularda
Vergi Usul Kanunu’ndan ve Tahsil Usulleri ve cezai müeyyidelerle ilgili
durumlara ilişkin konularda AATUHK’nundan yararlanılmasına cevaz vermektedir.
Dolayısıyla bir vergi kanununun konusunda diğer bir vergi kanununa atıf
yapılabilmekte ve kanunlararası bir nev’i paslaşma sağlanmaktadır. Böylece her
vergi kanununda usul ve tekniğe ilişkin bazı konuların ayrıca düzenlenmesine
gerek kalmadan diğer ilgili kanunlardan atıf yoluyla yardım alınmaktadır.
Örneğin vergi Ziyaı cezası, ziyaa uğratılan
verginin bir katı ve kaçakçılık suçları ile vergi ziyaına sebebiyet verilmesi
halinde ise üç katıdır. Ayrıca kesilen bir kat veya üç kat vergi ziyaı
cezasına, ziyaa uğratılan verginin kendi kanununda belirtilen normal vade
tarihinden cezaya ilişkin ihbarnamenin düzenlendiği tarihe kadar geçen süre için,
ziyaa uğratılan vergi tutarı üzerinden hesaplanan gecikme faizinin yarısı
eklenmektedir. VUK.’nun 112. maddesinde düzenlenen gecikme faizi
ile 6183
sayılı AATUHK.’un 51. maddesinde düzenlenen gecikme zammı oranları
5035 sayılı kanun’un 51. maddesinin
yaptığı değişiklik uyarınca Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenmektedir. Ancak
Bakanlar Kurulu’nun verginin en temel öğelerinden biri olan vergi cezasını
belirleme yetkisi bulunmamaktadır. Yani vergi suç ve cezaların hiçbir unsuru
idare tarafından belirlenemez, suç ve cezaların türleri ve ölçüleri ancak yasa
koyucu tarafından kanunla kurala bağlanabilir. 51. maddeyle öngörülen kuralda
Bakanlar Kurulu Anayasal olarak böyle bir yetkisi olmamasına rağmen vergi
mükelleflerinin subjektif haklarını etkileyen bir kural koyma yoluna gitmiştir
ve anılan hüküm vergi suç ve cezalarının kanuniliği ilkesine (Anayasa Md. 38,
73/3 ve TCK. Md.1) ve doğal olarak yasama yetkisinin devredilemeyeceğini
düzenleyen Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
Sonuç
Görüldüğü üzere Bakanlar Kurulu, Gecikme zammı
ve faizi oranını belirlemek suretiyle Yasama Organı hüviyetine bürünmektedir.
Söz konusu işlem Anayasa’ya aykırıdır. Bakanlar Kurulu’nun gecikme zammı ve
faizi oranını belirleyebilmesinin meşrulaştırılabilmesi için öncelikle
Anayasa’nın 73. maddesinin dördüncü bendinde “… muafiyet, istisna, oran,
indirim ve cezalarda …”
eklentisinin yapılması ve ayrıca 6183 sayılı kanunun 51. maddesine gecikme
zamlarına ilişkin olarak alt ve üst sınır (rakamsal anlamda) belirlemesinin
yapılması gerekmektedir.
|