AVRUPA BİRLİĞİ TEK PARASI EURO

 

 

           1 Ocak 1993 tarihinde tamamlanan Tek Pazar' ın ardından 1 Ocak 2002 tarihinde tamamlanacak Ekonomik ve Parasal Birlik ile AB ekonomik bütünleşmenin en ileri aşamasına geçmiş olacaktır.

        Üç aşamada tamamlanması öngörülen Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) üçüncü aşaması, 1 Ocak 2002' de sona erecektir.EPB' in üçüncü aşamasında, Ulusal paraların dolaşımından kaldırılarak, euronun katılımcı ülkelerin tek parası haline getirilmesi için gerekli hazırlıklar tamamlanacaktır. 2002 yılı başından itibaren EPB' ye üye 12 ülkenin (İngiltere, Danimarka ve İsveç dışındaki AB üyesi ülkeler) ulusal para birimleri, nakit olmayan ödemelerde kullanılmayacak ve euro banknot ve madeni paralar, en geç Şubat 2002 ' nin sonuna kadar (bazı EBP ülkelerinde daha erken) tümüyle tedavüle girmiş olacaktır. 1 Mart 2001 tarihinden itibaren banknotlar ve madeni paralar, Euro alanında hukuki geçerliliği olan tek para olacaktır.

        EPB ülkeleri arasında ortak bir anlaşma ile özellikle bankacılık ve perakende sektörünün dönüşüm masraflarını azaltmak amacıyla, dönüşüm kısa bir süreye, 2002 yılının ilk 2 ayına yoğunlaştırılmıştır. Bu çerçevede, Ocak ayının ilk 2 haftasının sonuna kadar, nakdi işlemlerin önemli bir kısmının euro cinsinden ödenmesi amaçlanmaktadır

        Toptancı mali piyasalar 1999 yılının başında euroya geçmekle birlikte, perakende mali hizmetlerde euroya nihai dönüşümün önemli bir kısmı henüz gerçekleşmemiştir. Başlangıçta, 3 yıllık geçiş dönemi süresince perakende işlemlerde ve ödemelerde şirketlerin ve kişilerin Euro kullanımında giderek artan bir eğlimi beklenmekteydi. Ancak bu beklenti pratikte özellikle bireyler açısından gerçekleşmemiştir. Euro alanı ülkelerinde şimdiye kadar euroya dönüştürülen ve euro üzerinden açılan hesap sayısının oldukça az olduğu gözlenmektedir. Avrupa Komisyonu' nun en son Mayıs ayında yayamlanan 3 aylık araştırma sonuçları da euronunu halen banka müşterileri tarafından çok düşük seviyede kullanıldığını göstermektedir. Araştırmaya göre, Euro alanında bireysel hesapların ancak, yaklaşık yüzde 2.1' i euro üzerindedir

        Euronun perakende kullanımının son derece az olması şaşırtıcı değildir. Tüm Euro alanı ülkelerinde perakende ödemelerin altyapısı, hesabın cinsine bakılmaksızın ödemelerin ya ulusal para birimi cinsinden ya da euro cinsinden yapılmasına ve alınmasına müsaade etmektedir. Diğer taraftan, euro banknot ve madeni paraların 1 Ocak 2002' de tadavüle girecek olması nedeniyle, küçük şirketeler ve özel müşteriler henüz işlemlerini euro üzerinden yapmamaktadırlar.

        Bu kapsamda, Euro bölgesinde yer alan 12 AB üyesi ülkede, hihai dönüşüme hazırlık ve dönüşüm uygulamaları ile ilgili başlıca alanlar;

        * Bankaların iç sistemlerinin euroya dönüşümü (muhasebe ve ilgili sistemeler9,

        * Bankaların dış hesaplarının euro cinsinden gösterimi,

        * Müşterilerin banka hesaplarınin (mevduat ve krediler euroya dönüşümü) 

        * POS (point of sale) terminallerinin ve ATM' lerin euroya dönüşümü,

        * Ulusal para cinsinden fiziksel ödeme ürünlerinin (çek defterleri gibi) euro   cinsinden ödeme ürünleri ile değişimi,

        * Banka personelinin dönüşüm konusunda eğitilmesi,

        * Banka müşterileri ve bireylerin nihai dönüşüm konusunda bilgilendirilmesi,    olarak gösterilmektedir.

        Bu gelişme, başta Euro bölgesinde yer alan 12 AB üyesi ülke için olmak üzere, uluslararası mali piyasalar, AB üyesi olup Euro bölgesi dışında kalan ülkeler, aday ülkeler ve ticaret ve yatırım faaliyetlerinde AB ile ilişki içinde bulunan ülkeler açısından oldukça önemli sonuçları ortaya çıkaracaktır.

        Euro, sanayici, bankacı, tüccar, yatırımcı, küçük ölçekli girişmiciler ve sokaktaki insalnar açısından, aydınlatılması gereken çok sayıda soru işaretini içermektedir. İyi bilgilendirme, yakın gelercekte günlük yaşanmımıza girecek olan euronunu tatsız sürprizler getirmemesini sağlayacaktır.

        Örneğin, bu gelişme Euro bölgesine komşu ülkeleri somut olarak nasıl etkileyecektir? Yeni kağıt para ve bozuk paralar ne zaman tümüyle tedavüle gererek ulusal paraların yerini alacaktır ve bu paraların dağıtımı nasıl gerçekleşecektir? Eski ulusal para birimleri yeni eurolarla nasıl değiştirilecektir? Bütün bunların, Euro bölgesi dışındaki ülkelerin iş dünyasına etkileri ne olacaktır?

        Türkiye, özellikle Gümrük Birliğinin tamamlandığı 1 Ocak 1996 tarihinden sonra, AB' nin en önemli partnerleri arasında yer almaktadır.

        Tarihsel gelişim

        Uluslararası parasal istikrarı sağlamada, özellikle ilk yıllarda başarılı olan Bretton Woods sisteminin istikrarın sağlanması açısından yeterli olacağı beklentisi, Avrupa Ekonomik Topluluğunu kuran Antlaşmayı hazırlayanların (Roma Antlaşması) parasal politikalarda, sınırlı bir diyalogun ötesinde bir yaklaşıma yer vermemelerine neden olmuştur.

        1969 yılında yayımlanan Barre Raporu önemlidir. Rapor, üye ülkelerin ekonomi politikalarında daha fazla işbirliğini ve daha yakın parasal işbirliğini önermiştir. Aralık 1969' daki Lahey Zirvesinde, üye devlet liderleri, Ekonomik ve Parasal Birliği Avrupa entegrasyonunun resmi hedefi haline getirmeyi kararlaştırmıştır. O dönemin Lükbemburg Başbakanı Pierre Werner başkanlığında oluşturulan bir gruba, Ekonomik ve Parasal Birlik hedefine ilişkin bir Rapor hazırlama görevi verilmiştir.

        Werner Grubu nihai raporunu Ekim 1970' de tamamlamıştır. Rapor, tam bir ekonomik ve parasal birliğin, 3 aşamalı bir plan dahilinde 10 yıl içinde gerçekleştirilmesini tasarlamıştır. Rapor ayrıca, ekonomi politikalarının koordinasyonunun güçlendirilmesi ve ulusal bütçe politikaları konusunda temel ilkelerin belirlenmesini tavsiye etmiştir.

        Mart 1971' de Werner Raporunda tavsiye edilen bazı temel hususlarda uzlaşma sağlanamamasına rağmen, üye devletlerin tamamı, Ekonomik ve Parasal Birliğin 3 aşamada gerçekleştirilmesini ilke olarak onaylamışlardır. Ulusal paraların dalgalanma marjlarının daraltılmasını içeren birici aşama, sürdürülmesi konusunda herhangi bir bağlayacılık olmadan, denenmek üçere başlatılmıştır.

        Ağustos 1971' de, Bretton Woods sisteminin çöküşü ve ABD Hükümetinin doları dalgalanmaya bırakma kararı, ciddi bir istikrarsızlık dalgası oluşturmuştur. Dolayısıyla, Avrupa paraları arasında  belirlenen paritelerin sürdürülmesinde de ciddi sorunlar yaratmştır. Ekonomik ve Parasal Birlik projesi de aniden duraklama sürecine girmiştir. Mart 1972' de üye devletler, "tüneldeki yılan" kavramını yaratarak parasal bütünleşme girişimlerine taze bir ivme kazandırmışlardır. "Tüneldeki yılan" mekanizması, ulusal paraların ABD Doları karşısında dar bir marj içinde (tünel) dalgalanmasını (yılan) öngörmektedir. Görüldüğü gibi, bu sistemde, dalgalanma yılanı, dalgalanma marjı ise tüneli oluşturmaktadır. Petrol kriziyle birlikte, dolardaki zayıflık ve üye devletlerin ekonomik politikaları arasındaki farklılık  nedeniyle, 2 yıldan daha kısa bir süre içinde, "yılan" uygulaması üyelerinın  çoğunu kaybetmiş ve sonuçta, Almanya, Benelux ülkeleri ve Danimarka' nın yer aldığı bir "Mark" alanına indirgenmiştir.

        1979 yılında, Fransa ve Almanya' nın teşvikiyle, parasal istikrar alanı oluşturma çabaları yenilenmiş ve bir "Avrupa Para Sistemi" kurulmuştur. Sistem, sabit, ancak ayarlanabilir döviz kurları çerçevesine dayandırılmıştır. Birleşik Krallık dışındaki tüm üye devletler, oluşturalan, "döviz kuru mekanizması"na dahil olmuşlardır.

        Döviz kuru mekanizmesinin dayanağı 3 ilke oluşturmuştur: Döviz kurları, "Avrupa Hesap Birimi olan ECU" karışındaki merkezi kurlar üzerine oturtulmuştur. Döviz kurlarındaki dalagalanmanın, ikili kurlarda %2,25' lik marjı geçmemesi öngörülmüştür. İtalyan Lireti için ise %6'lık bir dalgalanma marjı tanınmıştır. ECU, üye ülke paraların belirli ağırlıklarla katıldıkları bir "sepet" şeklinde hesaplanmaktaydı. Sepette bütün Topluluk paraları yer almakta, bu para birimlerinin sapetteki ağırlıkları her ülkenin GSMH' sı, Topluluk ticaretindeki payı, dış ticaret dengesi gibi kriterlerin yanısıra, kredi mekanizmasının bir aracı olan kısa vadeli parasal destekten yararlanma oranı gibi ekonomik kriterler dikate olınarak hesaplanmaktaydı. Örneğin, sepette, Alman Markı' nın ağırlığı, 0.6242 iken, Lüksemburg Frangı 0.130, Yunan Drahmisi 1.440 ve İngiliz Sterlini 0.087 olarak belirlenmişti.

        1985' te İç Pazar programının kabul edilmesiyle, özellikle döviz kurlarındaki değişiklik ve belirsizliğe bağlı olarak oluşan, alış verişlerdeki nisbi olarak yüksek maliyet, parasal birlik sağlanmadan iç pazarın sunduğu potansiyelden tümüyle yararlanılamayacağını giderek bariz şekilde ortaya koymuştur. Bunun ötesinde, bir çok ekonomist, sermayenin serbest dolaşımı, döviz kurunda istikrara ve bağımsız parasal politikaların uzun dönemde uyumlu olmadığı görüşünde ileri sürmüştür.        

        1988 yılının Haziran ayında, Hannover Avrupa Zirvesi, ekonomik ve parasal birlik konusunu incelemek üzere, Avrupa Komisyonu Başkanı Jacques Delors başkanlığında bir komite oluşturmuştur. Komitenin 1989' da sunduğu raporda, ekonomik ve parasal birliğin 3 aşamada tamamlanması önerilmiştir. Rapor, "ekonomik politikalarda daha fazla koordinasyon, ulusal bütçe açıklıklarının büyüklüğü ve finansmanı ve birliğin para politikasından sorumlu yeni ve tamamen bağımsız bir kurum" dan oluşan 3 ihtiyacı vurgulamıştır.

        Delors Raporu temelinde, 1989' daki Madrid Zirvesi' nde, Ekonomik ve Parasal Birliğin ilk aşamasının başlatılması kararlaştırılmıştır. Birinci aşama, 1 Temmuz 1990 tarihine kadar 8 üye develette sermayenin dolaşımının tümüyle serbestleştirilmesini öngörmüştür.

        Aralık 1989 Strazburg Zirvesi' nde, ekonomik ve parasal birlik için Antlaşmada yapılması gereken değişiklikleri belirlemek üzere bir hükümetler-arası konferansın başlatılması kararlaştırılmıştır. Aralık 1990 Roma Zirvesinde açıklanan Hükümetler arası Konferansın çalışmaları, Aralık 1991 Maastricht Zirvesi' nde benimsenerek 7 Şubat 1992 tarihinde imzalanan Avrupa Birliği Antlaşmasını ortaya çıkarmıştır.

        Antlaşma, EBP' nin, somut bir takvim dahilinde, birbirini takip eden 3 aşamada, yüzyılın sonunda tamamlanmasını öngörmüştür. Buna göre:

        * İlk aşama Temmuz 1990' da başlamıştır. Konsey, ekonomik ve parasal yakınlaşma konusunda saglanan başarıyı değerlendirirken, üye devletler de Antlaşmada yer alan belli yasaklamalara uyum sağlamak üzere gerekli düzenlemeleri gerçekleştirmek yükümlülüğü altına girmiştir. Burada sözü edilen yasaklamalar, sermayenin dolaşımının engellenmesinin yasalmanması; ulusal merkez bankalarının kamu mercilerine ve kamu işletmelerine, overdarft (bankadaki hesap mevcudundan fazla çekme) uygulamalarının yasaklanması: kamu işletlerinin mali kurumlardan ayrıcalıklı şekilde yararlanmasına ilişkin düzenlemelerin yasaklamasından oluşmaktadır.

        12 Mart 1990 tarih ve 90/141/EEC numaralı Konsey kararıyla, ekonomik ve parasal birliğin ilk aşamasında ekonomi palitikalarının ve performansların aşamalı olarak yakınlaştırılmasının sağlanmasına ilişkin kurallar ortaya konmuştur.

        * İkinci aşamaya 1 Ocak 1994 tarihinde geçilmiştir. Üye devletler, ekonomi politikalarının yakınlaştırılması konusunda önemli gelişme sağlamak durumundaydı. Kamu finansmanı konusunda, somut fakat bağlayıcı olmayan kurallar kabul edilmiştir; kamu maliyesi konusunda yeni bir izleme mekanizması getirilmiştir ve bu izleme sistemi Komisyon tarafından yürütülmüştür. Parasal politikaların koordinasyonu Avrupa Para Enstitüsünün karulmasıyla kurumsallaştırılmıştır. Enstitü' nün görevi, ulusal merkez bankaları arasında koordinasyonun güçlendirilmesi ve tek bir paranın piyasalara tanıtılması süreci için gerekli hazırlıkların gerçekleştirilmesi olarak kararlaştırılmıştır.

        * Ekonomik ve Parasal Birliği işaret ettiği için, üçüncü aşamaya geçiş, Antlaşma ile ortaya konan objektif kriterlere dayalı bir dizi üst düzey ve sürekli nitelikli yakınlaşma düzenlemelerinin başarılmasını gerektirmektedir. Bütçe kuralları, bağlayıcı olup, bu kurallara uymayan üye devletler için yaptırımlar söz konusudur. Bu aşamada, tek bir parasal politika söz konusu olup, parasal politikalar, ulusal merkez bankaları ile Avrupa Merkez Bankasının oluşturduğu Avrupa Merkez Bankaları Sistemine (ESCB) bırakılmıştır. ESCB, Avrupa Para Enstitüsü'nün yerini almıştır.

        Masstricht Antlaşması' nın onaylanması sürecinde, Danimarka'da 1992'de gerçekleştirilen ilk referandumdan çıkan olumsuz sonuç ve yine, 1992' de Fransa' daki referandum öncesinde oluşan belirsizlik, para piyasalarında ciddi bir türbulansa neden olmuştur. Bu süreçte, İngiltere ve İtalya, ulusal paralarının Avrupa Döviz Kuru Mekanizması'ndan çıkarmıştır. 1993 yılı yazında Fıransız Frangı da, güçlü bir baskı altına girmiştir. Bütün bu gelişmeler soncu, 2 Ağustos 1993' de, Döviz Kuru Mekanizması' nda öngörülen dalgalanma marjı %15'e genişletilmiştir. Bu gelişme, Ekonomik ve Parasal Birliğin geleceğine ilişkin şüphereli bir kez daha, ekonomik ve mali piyasalar ile kamuoyunun gündemine getirmiştir. Zira, bu çevreler, zaten işsizlik oranındaki artış ve ekonomik durgunluk konusunda oldukça hassas durmadaydı.

        Maastricht Antlaşması' nın 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe girmesiyle, üye devletler Ekonomik ve Parasal Birliğin gerçekleştirilmesi konusundaki kararlılıklarını bir kez daha teyit etmişlerdir. Bu tarihte, Danimarka ve Birleşik Krallık Ekonomik ve Parasal Birliğin dışında kalma hakkı (optout) almışlardır.

        Sürecin ilk aşaması, sermayenen dolaşımınını serbestleştirilmesiyle başlamış olmakla birlikte, 1 Kasım 1993 tarihinde Avrupa Birliği Antlaşması' nın yürürlüğe girmesi, Ekonomik ve Parasal Birlik hazırlıklarında asıl başlama noktasını oluşturmuştur.

        Antlaşma doğrultusunda, ikinci aşama 1 Ocak 1994' te özellikle, Avrupa Para Enstitüsü'nün oluşturulmasıyla başlamıştır. Enstitünün 2 görevi vardır:

        * Ulusal merkez bankalar arasında işbirliğini güçlendirmek ve üye devletlerin   ulasal para politikalarını koordine etmek

        * Üçüncü aşamadan itibaren, tek bir para politikasını yürütecek ve      tam bir paranın         piyasalara sunulmasını gerçekleştirecek olan Avrupa     Merkez Bankaları Sistemi' nin kurulması için gerekli hazırlık çalışmalarını     yürütmek.

        İkinci aşama süresince, üye devletler, mevzuatlarının Anlaşma ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi' nin statüsü ile uyumlu hale getirilmesini sağlamalıdır. Bu aşamada, ulusal merkez bankalarının bağımsızlığına özel önem verilmelidir. Ayrıca, üçüncü aşamaya geçiş, Anlaşmada yer alan 4 uyum kriterinin gereklerini yerine getirmekle doğrudan bağlantılı olduğu için, ekonomilerinin yakınlaştırılması yönünde ciddi başarı sağlanmalıdır.

        1995 yılında yaşanan kargaşa, büyük ölçüde ABD Dolarının değerinden kaynaklanmıştır. Ancak, bu gelişme Ekonomik ve Parasal Birliğin gerçekleştirilmesi yönünde siyasi kararlılıklarının güçlenmesine neden olmuştur. Bu kararlılık Aralık 1995 Madrid Zirvesi' nde kendini gösterimiş ve bu Zirvede, üşe ülkeler devlet ve hükümet başkanları, Antlaşmada yer alan takvime uygun olarak, 1 Ocak 1999 tarihinde üçüncü aşamaya geçişi teyit etmişlerdir. Komisyon tarafından hazırlanan Mavi Kitap temel alınarak, 15 üye devlet başkanı, euro olarak isimlendirilen tek paranın piyasaya sürülmesine ilişkin takvim ve senaryoyu ayrıntılı olarak açıklamışlardır.

        AB' nin tüm kurumlarınca gerçekleştirilen yoğun çalışma sunucu, Aralık 1996 Dublin Zirvesi' nde, üye ülke devlet ve hükümet başkanları, tek bir paranın piyasaya sürülmesi konusundaki tüm gereklerin yerine getirilmesi konusunda siyasi bir uzlaşma olduğuna işaret etmiştir. Bu çerçevede aşağıdaki konular açıklığa kavuşturulmuştur:

        * Euro' nun kullanımının yasal çerçevesi,

        * Katı bütçe disiplininin sağlanması açısından İstikrar ve Büyüme Paktı,

        * Euro bölgesine katılmayan üye devletler için yeni döviz kuru mekanizmasının   yapısı.

        Avrupa Para Enstitüsü aynı zamanda, 1 Ocak 2002 tarihi itibari ile dolaşıma sunulacak Euro banknotların dizaynını da gerçekleştirmiştir.

        1996 ve 1997 süresince ekonomide yaşanan iyileşme, faiz enflasyon oranlarındaki beklenmedik düşük düzeyler ve istikrarlı döviz kuru (Fin Markkası Ekim 1996' da Avrupa Döviz Kuru Mekanizması' na dahil olmuştur ve İtalyan Lireti' de Kasım ayında tekrar Döviz Kuru Mekanizması'na dönmüştür), kamu maliyesinde genel bir iyileşmeye olanak sağlamıştır ve üye devletlerin çoğunun 1999 yılında euroya geçişlerini kolaylaştırmıştır.

        Üçüncü aşamaya geçiş için gerekli hazırlık çalışmasının çoğu 1997' de tamamlanmıştır. Dublin' de siyasi uzlaşma sağlanan düzenlemeler, Haziran 1997 Amsterdam Zirvesi' ni müteakip kabul edilmiştir. Aynı Zirvede, üye ülke hükümet başkanları "Yeni Döviz Kuru Mekanizması üzerine İstikrar ve Büyüme Paktı" nı da kabul etmiştir. Aralık 1997 tarihli Lüksemburg Zirvesi de bu yasal çatıyı, Ekonomik ve Parasal Birliğin üçüncü aşaması süresince daha sıkı ekonomik işbirliği prosedür ve ilkelerini açıklamıştır. Euro' nun piyasalara sunulmasına yönelik teknik detaylar ve uygulamaya ilişkin konularda, Komisyon değişik uzman grupları oluşturan ciddi mesafe katetmiştir.

        1, 2 ve 3 Mayıs 1998 tarihleri, Ekonomik ve Parasal Birlik yolunda tarihi bir önem taşımaktadır. Avrupa Birliği Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi tarafından kabul edilen bir tavsiye kararına dayanarak ve Avrupa Parlementosu' yla istişare sonucu, üye ülkeler devlet ve hükümet başkanları düzeyindeki bir toplantıda, 1Ocak 1999 tarihi itibariyle 11 ülkenin gerekli kriterleri sağladığına karar vermiştir. Bu ülkeler; Belçika, Almanya, İspanya, Fransa, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Holland, Avusturya, Portekiz ve Finlandiya.

        Bu aşamada Yunanistan gerekli kriterleri yerine getiremediği için, İngiltere, İsveç ve Danimarka ise dışarıda kalma haklarını kullanarak sistem dışında kalmışlardır.

        Ayrıca, 3 Mayıs' taki söz konusu toplantıda aşağıdaki hususlar da kabul edilmiştir:

        * 1 Ocak 1999 tarihinde ulusal paraların euroya dönüşümünde kullanılmak  üzere, bir daha değişmemek kaydıyla sabitlenmesine ilişkin bir bildiri kabul    edilmiştir,

        * Euro cinsinden madeni paraların teknik özelliklerinin belirlenmesine ilişkin  bir tüzük,

        * 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren katılımcı ülkelerin paralarının yerini alacak  euroya ilişkin kuralları ortaya koyan bir tüzük.

        Mayıs 1998' de Avrupa Merkez Bankası Başkanlığına Wim Disenberg, Başkan yardımcılığına da Cristian Noyer' in atanması teyit edilmiştir. Avrupa Merkez Bankası 1 Haziran 1998' de kurulmuştur ve Avrupa Para Enstitüsü' nün yerini almıştır. Bankanın Merkezi Frankfurt' dadır. 1 Ocak 1999' da çalışmaların başlamıştır. Ve aynı tarihte euro, kaydi para olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu tarihte, Yunanistan gerekli kriterleri yerine getirince, Haziran 2000' den itibaren euroya dahil olmuştur.

        Euro dönüşüm hazırlık çalışmaları

        1 Ocak 2002' den itibaren euro cinsi paralarla piyasalar tanışmış olacaktır.Ve ilk 2 hafta içinde, Euro bölgesindeki nakit para ile yapılan alışverişlerin çoğunluğunun euro cinsi paraların kullanılarak yapılacağı tahmin edilmektedir.

        Birçok insanın kafasında euro soru işareti olarak varlığını korumaktadır. Bu nedenle AB euronun piyasaya sokulmasının başarısına çok önem vermektedir. Zira, parasal birlik, bütünleşme hedefini simgelemektedir. Euro artık Avrupa bütünleşmesinin bir parçası olarak ortaya çıkmaktadır.

        14 milyar üzerinde banknot ve 50 milyar madeni paranın, 12 ülkedeki 300 milyona yakın insanın kullanımına sunulması ve aynı anda, eski ulusal paraların piyasalardan toplanması, tarihte eşi görülmemiş bir lojistik ve stratejik hazırlığı gerektirmektedir.

        Ağustos sonu itibariyle, 11 milyar banknot üretilmiştir. Ulaşılan rakamsal büyüklük, 1 Ocak 2002 için öngörülen hedefle uyumlu bir şekilde yürümektedir.

        Tüm euro üyesi ülkeler ayrıntılı ulusal euro dönüşüm planlarını hazırlamışlardır. Bazı AB üyesi ülkelerde bankalara banknot ve madeni paraların önceden dağıtımı başlamıştır. Bu amaçla ön dağıtım yapılan Bankalardan teminat alınmaktadır.            

        EPB üyesi 12 ülkeden dokuzunda, 1 Eylül 2001' den itibaren madeni paraların kredi kurumlarına dağıtılmasına başlanmıştır. 1 Ocak 2002' den önce, bazı EPB üyesi ülkeler, perakende sektörüne de euro madeni paralar ve küçük küpürlü banknotlar temin edeceklerdir. 1   Ocak 2002' den itibaren ATM makinelerinin %85 ila %100' ünden banka müşterileri euro çekebilecektir. Yapılan simulasyonlar, nüfusun büyük bir çoğunluğunun 5 Ocak' tan itibaren euro banknotlarını almaya başlayacaklarını göstermektedir. Bu simulasyona, perakendecilerin 1 Ocak 2001' den itibaren sadece euro cinsinden bozuk para (alışverişlerde para üzeri) verecekleri gerçeği eklenince, nakit alışverişlerin büyük bölümünün 2002'nin ilk 2 haftası içinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

        Hedeflenen tarih yaklaştıkça, hazırlıklarda, nakit paranın depolanması, transferi ve euro üzerinden fiyatlandınma gibi çok sayıda teknik konu ön plana çıkmaktadır. Bu konulardan aşağıda bazıları belirtilenler, euro dönüşüm çalışmalarının başarısını doğrudan etkiliyecek niteliktedir.

        İlk olarak bankalarla birlikte, perakendeciler euronun dolaşımında anahtar rol aynayacaklardır. Ulusal para ile euronun birlikte dolaşında oldukları "ikili dolaşım" (dual circulation) döneminde nakit akış ihtiyaçlarını belirlemede dikkatli hareket edilmelidir.

        Ülke ve sektöre göre farlılık göstermekle birlikte, nakit akımının 2 ila 10 misli daha büyük olması gerekecektir. Bu nedenle, ön dağıtım işlemlerine iştirak etmeleri perakende sektörünün menfaatine olacaktır. Ön dağıtım işlemlerine iştirak etmek, ödemelerde kaşılaşılacak, çok uzun kuyruklar gibi sorunları azaltmakta önleyici bir düzenlemedir. Bu konuda, perakende sektörünün de ön dağıtım işlemlerinde yer alması için bilgilendirilmeleri konusu Komisyon tarafından üye ülkelerin görüşlerine sunulmuştur.

        Ayrıca, tüketicilerin, euro dönüşüm işlemlerinin fiyatlardaki olası artış konusunda endişeleri söz konusudur. Fiyatların ulusal paralar cinsinden euroya dönüştürülmesine ilişkin olarak açık kurallar bulunmaktadır. Komisyon, dönüşüm işlemlerinden kaynaklanan fiyat artışlarının minimize edilmesi amacıyla aşağıdaki eylem önerilerini ve eylemleri geliştirmiştir:

        1) İkili fiyatlandırmanın gerek ikili sirkülasyon döneminde ve gerekse  öncesinde olabildiğince yaygın şekilde uygulanması;

        2) Komisyon' un öncülüğünde, Avrupa Perakendeciler Birliği KOBİ' ler ve  tüketiciler dönüşüm döneminde fiyatların sabit tutulmasının sağlanması  konusunda bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşma, bir çok üye ülkede ulusal  uygulama haline getirilmiştir;

        3) Komisyonun bir önerisi üzerine, bir çok EPB üyesi devlet, idari harç ve  benzeri yükümlülüklerin miktarının korunması  veya tüketiciler lehine   azaltılması konusunda taahhütte bulunmuştur;

        4) 2002 yılının ilk haftalarında, tüketicilerin ikna edilmesi amacıyla,  fiyatlardaki gelişmelerin ilgili bakanlar tarafından izlenmesi

        Bu konuda, Komisyonun beklentisi, euro dönüşüm sürecinin fiyatlar üzerinde artırıcı etkisi olmayacağı yönündedir. Ayrıca, orta vadede, euronon rekabeti güçlendirmesi ve dolayısıyla da fiyatlarda düşüşlerin olacağı düşünülmektedir.

        AB Komisyonu ve üye ülke hükümetleri tarafından teknik düzenlemeler yanında, bilgilendirme faaliyetleri de sürdürülmektedir. Eylül 2001 başlarında Avrupa Merkez Bankası, aşağıda da  görüleceği gibi, Euro banknotlarının sahteciliğini önlemek amacıyla, daha önce geliştirdiği güvenlik önlemlerinin yanında spesifik bir dizayn ve güvenlik özellikleri geliştirmiştir. Bu sayede, Euro' yu elinde bulunduranların sahteciliğe karşı korunması amaçlanmıştır. Komisyon ve üye ülkeler tarafından gerçekleştirilecek bilgilendirme kampanyalarının Aralık ayında zirveye çıkması beklenmektedir.

        Euro banknot ve madeni paraların dolaşıma sunulması bir Avrupa etkinliğidir. Aynı zamanda, bu gelişme dünyanın geri kalanı için de çok önemlidir. Özellikle, AB üyesi ülkelerden Euro üyesi olmayanlar ve aday ülkeler bu gelşimelerden doğrudan etkileneceklerdir.

        Euronun uluslararası bir para birimi olarak ortaya çıkması, AB ile özellikle ticari ve  yatırım ilişkisi içinde bulunan bir çok ülkenin kendi ticaretini, euro cinsinden yeniden ele almasına yol açmıştır.

        Gerçekte bu dönüşüm kanalları daha ziyade, yakın ilişki içinde bulunulan ülkeler ve bu bölgedeki aday ülkeler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle, euro dönüşümü aday ülkelerin  günlük yaşamlarını da büyük ölçüde etkileyecek bir rol oynayacaktır. Bu çerçevede, Komisyon, aday ülkelerde  de euro dönüşüm çalışmalarına bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirmektedir.

        Komisyonun aday ülkelerde yer alan temsilciliklerine, yazılı ve audiovisual materyal temin ederek, aday ülkelerdeki ilgili çevrelerin bilgilendirilmesi için çalışmalar gerçekleştirmektedir. Komisyon, toplam 32 milyonluk euro-komünikasyon bütçesinin 1 milyon euroluk bölümünü aday ülkelerdeki bilgilendirme faaliyetlerine tahsis etmiştir.

        Sahtecilik ve kara para aklama düzenlemeleri

        Euroya dönüşümle ilgili olarak kısa sürede çok fazla nakit paranın değiştirilecek olması ve euro paraların henüz çok iyi tanınmaması nedeniyle bu paralara yönelik suç riski normalden daha fazladır. Yüksek değerli euor bonknotlar daha fazla para taşınmasına imkan vermesi nedeniyle sınır ötesi finansal suçları kolaşlaştırabilir. Bu nedenle Euro alanı yetkilileri ve ulusal otoriteler konuya ilişkin riskleri ve önlemleri gözden geçirmektedirler.

        AMB sahteciliğine karşı önlem olarak, AMB bünyesinde banknotlar için bir analiz merkezi kurmuştur. Madeni paralar için analiz merkezi ise Paris' tedir. Sahtecilikle ile bilgileri toplamak üzere ayrıca Ulusal Analiz Merkezleri kurulacatır. Euro banknotlarının tasarımında, ikame edeceği ulusal banknotların birçoğuna göre daha fazla sayıda güvenlik unsuru yer almaktadır ve Euro banknotlarının güvenlik unsurları hakkında banka personeli, perakendeciler ve bireyler bilgilendirileceklerdir. Euro banknot ve madeni paraların özellikleri ve güvenlik önlemleri AMB tarafından açıklanacaktır.

        Para aklama ve finansal suçlarla mücadele için Europol erken uyarı sistemi olarak merkezi bir yol oynayacaktır.

        Tüm Euro alanı ülkelerinde para aklamayı önleme kanunları aynen kalacaktır. Sözkonusu kanun çerçevesinde, kişilerin bankalarda bir defada değiştirdikleri nakit tutarı limite tabidir. Limit üstü tutarlar için haber verilmeli ve ilgili otoriteler bilgilendirilmelidir. Ancak nakit değişim döneminde para aklama ile ilgili olarak normal zamana göre daha fazla risk vardır. Özellikle Euro alanı sınırları risk taşımaktadır, örneğin Almanya ve Yunanistan' ın Alman Markı ve Yunan Drahmisi' nin tedavül ettiği Doğu Avrupa ülkeleri ile geniş sınırları bulunmaktadır.

        Fransa' da bankalarda 50.000 Fransız Frangı üstü ödemeler için sözkonusu olan bildirim zorunluluğu ile ilgili  kanunlar geçici bir süre için (6 ay) hafifletilecektir. Ancak sözkonusu uygulama, hesaba ödemelerden çok, müşteriler tarafından ulusal paranın euro ile değişmini etkileyecek ve mali sahtecilikle ilgili olacaktır. (para aklama konusundaki zorunluluklarda herhangi bir hafifletici uygulama söz konusu değildir).

        Euro ve genişleme

        AB' ye gelecekte gerçekleşecek yeni katılımlar kaçınılmaz olarak Euro bölgesinin de zaman içinde genişlemesine işaret edecektir. Mevcut 12 ülkeli Euro bölgesi sadece ilk aşamayı oluşturmaktadır.

        AB üyeliği ile Euro bölgesine üyelik aynı şey değildir. AB üyeliği, EPB' nin bir anlamda ön koşulu olup, üyelikten sonra, ilave koşulları gerektirmektedir. Maastricht Kriterleri' nin gereklerinin yerine getirilmesi ve bu durumun sürdürülebilirliği EPB' ne katılımın diğer koşullarıdır.

        AB' nin genişlemesinden Euro bölgesinin genişlemesine nasıl geçilecektir? Bu konuda, aday ülkeler ve AB kurumları birlikte çalışmaktadır. Bu konuda Komisyon tarafından aşağıdaki çalışmalar gerçekleştirilmektedir:

        1) Aday ülkeleri nihai olarak Euro üyeliğine götürecek yol açık ve ayrıntılı şekilde ortaya konmuştur. Böylelikle belirsizlik ortadan kalkmış ve aday ülkeler EPB' ye katılım için gerekli hazırlıkları başlatmışlardır. Bu konuda yoğun şekilde üzerinde tartışılan husus, katılım öncesinde izlenecek döviz kuru sistemidir. Katılım öncesinde, aday ülekerin izleyecekleri döviz kuru politikası konusunda AB tarafından herhangi bir sınırlama getirilmemektedir. Ancak, aday ülkeler kendi ekonomik koşullarına uygun ve diğer ana politikalarıyla uyumlu bir ekonomi politikasını kabul etmelidir. Bu yaklaşım, Nice Zirvesi' nde üye devlet hükümet başkanları tarafından kabul edilmiştir.

        Katılımla birlikte, yeni üye devletler, euroyu kabul etme konusunun dışında kalacak şekilde Ekonomik ve Parasal Birliğe dahil olacaktır. Bu Yunanistan' ın 2000 yılı Haziran ayına kadarki statüsünün aynısıdır. Bu statü katılım anlaşmalarında yer alacaktır. Bu aşamada yeni üyeler için bazı yükümlülükler olacaktır. Yeni üyelerin, kendi döviz kuru politikalarına ortak menfaat çerçevesinde yaklaşmaları gerekecek ve kendilerinden Avrupa Döviz Kuru Mekanizması-2 (ERM2)' ye katılmaları beklenmektedir.

        Yeni bir üye devlet, sürdürülebilir nominal yakınlaşma kriterine ulaşınca, yani sürdürülebilir nitelikte ERM-2'ye asgari 2 yıl katılabilmek de dahil, Antlaşmada yer alan yakınlaşma kriterini yerine getirebilince, bu aşamada euroyu kabul edebilecektir. Eşit muamele prensibi, tam olarak, bütün aday ülkelere uygulanacaktır.

        2)Komisyon, ekonomik ve parasal birliğe gidiş yönündeki sıralamanın doğru olmasını sağlamak durumundadır. Bu amaçla Komisyon, Kopenhag ekonomik kriterlerine uyumun sağlanmasını teşvik ederek izlemektedir. Bu kriter, aday ülkelerin, katılım aşamasında, AB içinde rekabet baskısı ve pazar güçleriyle baş edebilecek işleyen bir pazar ekonomisine sahip olmalarını gerçekleştirebilmelidir.

        Geçiş dönemi ekonomilerinde, EPB' ye hazırlanmanın en elverişli yöntemi, katılım için gerekli olan reformların tamamlanmasıdır.

        Aday ülkeler, yeterince olgunlaşmadan yakınlaşma kriterlerini kabul etmeyi denememelidir. Katılıma hazırlık döneminde, aday ülkelerin esas olarak, iyi işleyen piyasa ekonomisine geçiş için gerekli olan yapısal ve ekonomik reformların gerçekleştirilmesine ağırlık verilmelidir. Bu tespit aynı zamanda gerekli idari ve kurumsal kapasitenin oluşturulmasını da gerektirmektedir. Bu şekilde hareket etmekle aday ülkeler, gelecekteki büyüme kapasitelerini ve mevcut üye devletlerle aralarındaki gelir düzeyi farklılığını gidermede tek yol olan, AB ortalamasının üzerinde bir büyümeyi gerçekleştirmek durumundadır.

        3) Komisyon, aday ülkeleri, Ekonomik ve Parasal Birlik içindeki "ekonomi politikası koordinasyonu"na hazırlamak üzere, AB ile geniş, çok taraflı ekonomik politika diyaloguna aktif şekilde yer almalarını sağlamaya çalışmaktadır.

        Aday ülkeler, üye ülkelere berzer şekilde, "katılım öncesi mali izleme" sistemine iştirak etmektedir. Aday ülkeler Komisyon' a orta vadeli katılım öncesi ekonomi programlarını sunmaktadır. Bu mekanizma, aday ülkelerle üye ülkeler arasındaki ekonomi politikası diyalogunun temelini oluşturmaktadır. Komisyon, önümüzdeki dönemde, aday ülkelerin makro-ekonomi ve mali istirkarıyla ilgili bir rapor hazırlayarak, Ekonomi Bakanları Konseyi (ECOFIN)' e sunacaktır.

        Merkez Bankası'ndan kamu oyuna açıklama

        "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, gerçek ve tüzel  kişilerin, bankalar nezdindeki döviz tevdiat hesaplarında,özel finans kurumları nezdindeki cari ve katılım hesaplarında ve nakit olarak ellerinde önemli miktarda söz konusu 12 ülke ulusal parası cinsinden varlık tuttutlarını gözönünde bulundurarak, 12 ülke ulusal paraların euroya dönüşümü konusunda aşağıda açıklanan düzenlemeleri yapmaktadır. İşlemlerin sorunsuz ve ekonomimize en düşük maliyetle en yüksek fayda sağlayacak biçimde  sonuçlanabilmesi için kamuoyunun aşağıdaki hususlarda bilgilendirilmesi uygun görülmüştür.

        1) Ulusal paraların dönüşümünde, hiçbir aksamaya yer vermeden süratle taleplerinin karşılanabilmesi için gerçek ve tüzel kişiler, her yerde kolayca ulaşabilecekleri bankalar, özel finans kurumları ve yetkili müesseseler ile genel esaslar çerçevesinde işlem yapabileceklerdir.

       2) Türkiye Cumuhuriyet Merkez Bankası yalnız bankalar, özel finans kurumları ve yetkili müesseseler ile işlem yapacaktır.

        3) Adı geçen 12 ülke ulusal paralarırın euroya dönüşümü, bir daha değişmemek üzere 31 Aralık 1998 tarihinde sabitlenen kurlar üzerinden gerçekleştirilecektir. Ancak, navlun, sigorta ve kasada bekletilmesinden dolayı faiz işletilmemesi gibi, kaydi paraya göre daha yüksek maliyet getiren etkenler nedeniyle, sözkonusu maliyetler banknot değişimlerine masraf ve komisyon şeklinde yansıtılabilecektir.

        4)Gerçek ve tüzel kişilerin, sözkonusu komisyon ve masraf uygulamasından kaçınabilmeleri bonknot değişimini döviz tevdiat hesapları, cari ve katılım hesapları üzerinden yapmaları ile mümkün olabilecektir. Buna göre; 

        a) Hesap sahiplerinin farklı bir talimatları yoksa, bankalar ve özel finans kurumları nezdlerindeki 12 ülke ulusal para birimleri cinsinden halen açılmış olan döviz tevdiat hesaplarını, cari  ve katılım hesaplarını en geç 31 Aralık 2001 tarihinde euroya dönüştürecekler ve hesap sahiplerine hesaplarında ne kadar euro olduğunu bildireceklerdir. Hesap sahipleri, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren, önceden olduğu gibi, vade ve ihbar süreleri saklı kalmak kaydıyla masraf ve komisyon ödemeden hesaplarından euro banknot çekebileceklerdir. Gerek yukarıda sözü edilen hesaplar, gerekse ulusal paralara atıf yapan sözleşmeler ve diğer hukuki işlemler ile bunlara ilişkin taraflarca kabul edilmiş faiz oranları, 24 Şubat 2000 tarih 4538 sayılı Euro' nun Hukuki Araçlara Etkisi Hakkında Kanun' un 5. Maddesi uyarınca para birimi değişikliğinden etkilenmeden aynen devam edecektir.

        b)Gerçek ve tüzel kişiler, nakit olarak bulundurdukları 12 ülke ulusal paralarını herhangi bir masraf ve komisyon ödemeden dönüştürebilmek için bir barka veya özel finans kurumu nezdinde müşteri banka ilişkileri çerçevesinde uygun gördükleri bir döviz tevdiat hesabı veya cari ve katılım hesabı açtırabileceklerdir.

        5) 1 Ocak 2002 tarihinden sonra ise, 12 ülke ulusal paraları cinsinden banknotların euro banknot ile değiştirilmek üzere bankalar, özel finans kurumları ve yetkili müesseselere getirilmesi durumunda uygulanacak masraf ve komisyon tutarı bu kuruluşlarca serbestç belirlenecektir.

        6) Bankalar ve özel finans kurumları ihtayaç duydukları euro banknotları, kendi imkanları ile yurtdışı muhabirlerinden veya uluslararası kuruluşlardan sağlayabilecekleri gibi, isterlerse Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan da temin edebileceklerdir. Yetkili müesseseler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve/veya bankalardan euro banknot temin edebilirler.

        7) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 1 Aralık 2001 tarihinden itibaren yurtdışından euro banknot ithal etmeye başlayacak ve 1 Ocak 2002' den itibaren sunulmak üzere kendi şubelerinde hazır bulunduracaktır. 10 Aralık 2001-31 Aralık 2001 tarihleri arasında, Türkiye Cumhuriyet Merkez  Bankası'ndan banknot almak isteyen bankalara, 3 Ocak 2002 tarihine kadar geçerli olacak şekilde verecekleri teminat karşılığında ve 2 Ocak 2002 tarihinde hesabımızı alacaklandırmaları koşuluya önceden euro banknot verilecektir. İstekli bankalar banknotlarını:

        a) İstanbul ve Ankara Şubelerimizden teslim alınması durumunda 1 euro için TL.2,000.00,

        b) Diğer şubelerimizden teslim alınması durumunda ise 1 euro için TL.2,500.00, masraf ödeyeceklerdir. Kabul edilecek teminatların nitelikleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile ön yüklemeyi yapacak olan Parasal Birliğe üye ülke merkez bankası arasında imzalanacak olan anlaşmayı takiben, anılan anlaaşmada belirlenen koşullar çerçevesinde saptanarak 1 Aralık 2001 tarihinden önce ilgili kuruluşlara duyurulacaktır.

        8) 1 Ocak 2002 tarihinden sonra, bankalar, özel finans kurumları ve yetkili müesseseler euro banknotları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan, gerek döviz ve efektif piyasaları işlemleri yoluyla, gerek gişe işlemleriyle edinebileceklerdir. döviz/efektif (euro) ve 12 ülke ulusal paraları üzerinden yapılacak olan efektif (ulusal para)/efektif(euro) işlemlerinde geçerli olacak iskonto oranları Ruters CBTS, Telerate 15882 sayfalarında ilan edilecektir. Gişe işlemlerinde ise 6-7 maddede belirtilen masraflar geçerli olacaktır.

        9) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 12 ülke ulusal paraları ile ilgili gösterge niteliğinde kur yayımlamaya aşağıda belirtilen tarihlere kadar devam edecek, sözkonusu tarihlerden sonra ulusal paralarla ilgili kurlar yayımlanmayacaktır.

        10) Tedavülden kaldırılacak ulusal paraların ulusal merkez bankaları tarafından kabul edilecek son geçerlilik tarihleri ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Bu çerçevede, Finlandiya, Fransa, İtalya ve Yunanistan merkez bankaları kendi ulusal paralarının tedavülden kaldırılmasından sonra 10 yıl, Portekiz Merkez Bankası 20 yıl, Hollanda Merkez Bankası 1 Ocak 2032 tarihine kadar, diger ülkelerin merkez bankaları ise süresiz olarak ulusal paralarını euro ile değiştireceklerdir.

        Söz konusu ulusal paraların tedavülden kalkmasından sonra da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bankalar, özel finans kurumları  ve yetkili müesseselerden gelecek değişim taleplerini 31 Aralık 2003 tarihine kadar karşılayacaktır. Değişim işleminin kısa sürede tamamlanmasının ve ileri tarihlere sarkmamasının hem vatandaşlarımızın hem de ülkemizin yararına olduğu düşünülmektedir."

        Sonuç-değerlendirme

        Euro, 1952 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu' nun  kurulmasıyla Batı Avrupa' da başlayan ekonomik bütünleşme hareketinin son aşaması olan Ekonomik ve Parasal Birliğin ortak parasıdır. 1 Ocak 1999 tarihinden beri kaydi olarak kullanılmaya başlanan euro, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren, 28 Şubat 2002 tarihine kadar ki geçiş döneminden sonra, artık Ekonomik ve Parasal Birliğe üye 12 AB üyesi ülkenin ulusul para birimlerinin yerini alacaktır.

        AB üyesi İngiltere, Danimarka  ve İsveç Ekonomik ve Parasal Birliğin Ortak Para uygulaması dışında kalmış olmakla birlikte, özelllikle İngiltere'de euronun kabul edilmesi konusu, hükümet ve iş dünyası tarafından ciddi şekilde gündeme getirilmektedir.

        AB ile bütünleşme çabası içindeki aday ülkenin AB üyeliği için ortaya konulan Kopenhağ Kriterleri, euronun ulusal para birimi olarak kabul edilmesi koşulunu içermemektedir. Euroya katılım için belirlenen Maastricht kriterlerine uyumda aday ülkelere esneklik tanınmaktadır. Bir başka anlatımla, üyeliğin ilk günü euronun kabulü söz konusu değildir.

        Euronun ulusal paranın yerini almasında zamanlama açısından aday ülkelere esneklik tanınmayla birlikte, AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası tarafından yürütülmekte olan Euro Dönüşüm süreci çalışmaları, aday ülkeleri de içerecek şekilde uygulanmaktadır. Özellikle, adaylık sürecinde söz konusu ülkelerin AB ile dış ticaretlerinin toplam dış ticaretleri içindeki paylarının önemli ölçüde yükselmesi, (Macaristan için bu oran %80 Polonya için ise, %70'dir), AB üyesi ülkelerden aday ülkelere yönelik sermaye akışı ve AB ile bütünleşme sürecinde geride bırakılan mesafe, euronun aday ülkeler tarafından önemini daha fazla artırmaktadır. Bu nedenle aday üye ülke para piyasaları, iş dünyası ve vatandaşların Euro Dönüşüm süreci konusunda, AB Komisyonu ile işbirliğinde bilgilendirilmeleri yönünde ciddi çalışmalar yapmaktadır.

        Uluslararası piyasalarda ABD Doları' nın ulaştığı hakim durumun (dünya parasal rezervlerinin %50'si, uluslararası kredi işlemlerinin ezici bir büyüklüğü ve alışverişlerin de %85'i ABD Doları cinsinden yapılmaktadır) euronun yürürlüğe girmesinden ne ölçüde etkileneceği sorusunun cevabı, AB çevrelerinde de zamana bırakılmaktadır.

        Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler, Türk mali sistemi içinde yer alan ve/veya sistemin dışında olan üye ülke ulusal paraları cinsinden birikimler, AB ile ticaret, turizm ve yatırım ilişkileri, Türkiye'nin dış borçlarının kompazisyonu gibi faktörler, Euro Dönüşüm sürecini Türkiye açısından önemli hale getirmiştir. Piyasaların ve tasarruf sahiplerinin bilgilendirilmesi dönüşüm sürecinin ülkemiz açısından rahat olmasını sağlayacaktır. Bilgilendirme çalışmalarında Merkez Bankası'nın duyuruları ve Bankalar Birliği'nin kendi üyelerine yönelik çalışmaları çok önemli olmakla birlikte, özellikle Küçük ve Orta Ölçekli işletmeler açısından yeterince yaygın ve erişebilir olduğunu söylemek zordur. Özellikle, KOBİ' lerin ve Türk Oda Siteminin bilgilendirilmeleri konusunda Birliğimize de çok önemli görevler düşmektedir.

MUSTAFA BAYBURTLU, TOBB Dış Ekonomik İlişkiler Müdürlüğü, Uzman / Ekonomik Forum, Aralık 2001  dergisinden iktibas edilmiştir