|
27
Eylül 2005
Levent
GENÇYÜREK
Maliye Başmüfettişi
9
Eylül Üniversitesi İşletme Fak. Öğretim Görevlisi
gencyurek@yahoo.com
Vergi Kadar Kamu Harcaması mı?
Bazı
iller ile ilgili olarak değişik ortamlarda çok sık dile getirilen görüşlerden birisi de bu illerin devlet yatırım ve hizmetlerinden gereği kadar yararlanmadığı ve
bu nedenle umulan atak ve gelişmeyi gösteremediğidir.
Bu görüşü savunanların ileri sürdükleri en önemli kanıtlayıcı bilgi de toplanan
vergi gelirlerinin çok altında kalan
kamu harcamalarıdır.
Bu görüşün doğruluğu ve
geçerliğini analiz etmeden rakamları hatırlamakta yarar var. Örneğin, 2004
yılında İzmir de tahsil edilen vergi
tutarı 8.561.000.,YTL olurken yapılan kamu harcamaları 2.669.000.,YTL olarak
gerçekleşmiş. Türkiye’de toplanan verginin %8’e
yakınını sağlayan İzmir ilinin kamu harcamalarından aldığı pay ise %2
seviyesinde kalmış. Bir anlamda iş adamı, tüccarı, memuru, işçisi ve esnafı ile
İzmir ili 2004 yılında topladığı verginin sadece 1/4 ünü harcayarak kalan kısmını
ülke ekonomisine aktarmış. Aynı dönemde Hakkari de toplanan verginin 10 katı ,
Van da 6 katı, İsparta da ise 2 katı kadar kamu harcaması yapılmış.
2005 yılının ilk beş
ayında gerçekleşen rakamlar da benzer bir gelişmeyi göstermektedir. Mayıs ayı
sonu itibariyle İzmir’de Toplanan 3.870.790.,YTL vergiye karşılık gerçekleşen
kamu harcamalarının tutarı
1.070.302.,YTL..
“Devletin bütün gelir
ve giderlerinin bir kasada toplanması
ve harcamaların bu kasadan ödenmesi yanında belirli kaynaklardan ve yerlerden elde
edilen gelirlerin belli hizmetlere tahsis edilmeyip bütün kamu hizmetlerine
karşılık tutulmasının Çağdaş Bütçe İlkeleri arasında olduğu”, Üniversitelerde
okutulan “Kamu Maliyesi” dersinin temel konularındandır.
Buna göre, ülkenin belli bölgeleri coğrafi konumları,
iklim ve yeryüzü şekilleri , kültürel geçmişleri, kalifiye insan gücü v.b
sebeplerle ekonomik açıdan daha gelişmiş olabilir. Bu bölgelerde yoğunlaşan
üretim ve ticaret dolaysıyla diğer bölgelere göre daha yüksek bir vergi
potansiyeli ortaya çıkabilir. Bütün bu gelişmelerin ülke ekonomisi ile
bağlantılı olduğunu ve ülke sınırları içersinde yer alan tüm il ve ilçelerin bu
gelişmede payı olduğunu unutarak, her ilin topladığı vergi ile orantılı olarak
kamu harcamalarından yararlanması gerektiğini savunmak, ekonomik olduğu kadar
siyasi ve sosyal gerçeklerleri de göz ardı eden bir yaklaşım olacaktır.
Ülkenin değişik kesimleri arasında ayrımcılığa yol
açacak uygulamalar yerine “zenginliğin
artırılması ve paylaşılması”na yönelik çözümlerin üretilmesi gerekmektedir.
Coğrafi veya kültürel sebepler dolaysıyla gelişememenin faturasını yeteri kadar
gelişmemiş bölgelerde yaşayan insanlara çıkarmak yerine, gelişmiş bölgelerde
elde edilen başarıda gerek insan kaynağı gerekse hammadde ve ara malı açısından
bu bölgelerin de katkısı olduğunu unutmamak gerekir.
Tartışılması gereken bölgeler arası kaynak transferi
değil bunun etkin kullanılıp kullanılmadığıdır. Toplanan vergilerin ülke
ekonomisinin değişik bölgeleri arasındaki farklılıkların azalmasını sağlayacak
şekilde verimli bir biçimde kullanılmasının, pazar genişlemesi ve gelir artması
nedeniyle en çok daha gelişmiş bölgelerin işine yaracağı da unutulmamalıdır.
|