|
29
Eylül 2005
Muharrem ÖZDEMİR
Gelir
İdaresi Başkanlığı
Vergi
Denetmeni
denetmen47@yahoo.com
İHTİRAZİ
KAYIT
Tüm çağdaş
ülkelerde olduğu gibi türk vergi sisteminde de ilke olarak beyan esası
geçerlidir. Katma Değer Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi gibi ana
temel kanunlar bu usulle beyan edilir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun
83’üncü maddesinde " Hilafına hüküm olmadıkça, Gelir Vergisi mükellefin veya
vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur" hükmü bulunmaktadır. Bu usulde
tarh işlemi ile tahakkuk işlemi birlikte tekemmül eder. Beyan usulünde vergiler
tahakkuk fişi tarh ve tahakkuk eder (VUK Md.25). Vergi beyannamesini ilgili vergi
dairesine tevdi eden kimsenin vergi tahakkuku tahakkuk fişi ile kesinleşir (Md.27).
Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergilerin büyük kısmını beyan üzerine alınan
vergiler oluşturmaktadır. Mükelleflerin kendi iradeleri ile vergi dairelerine
tevdi ettikleri beyannameleri ihtilaf konusu yapıp yargıya taşımaları esas
olarak mümkün değildir. Bu yaklaşım yani
beyan üzerine yapılan tarh ve tahakkuka karşı dava açılamayacağı kuralı
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 378’inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre
yükümlüler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen
vergilere karşı dava açamayacaklardır. Madde hükmüne göre; “vergi mahkemesinde
dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve
takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması;tevkif yoluyla alınan
vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından
verginin kesilmiş olması lazımdır. Mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu
matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Bu kanunun
vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur”demektedir. Ancak bu kuralın iki istisnası vardır.
Bunlardan ilki vergi
hatasının bulunması, ikincisi ise beyannamenin ihtirazi kayıtla verilmiş
olmasıdır [1].
Vergi hataları Vergi Usul kanununun 116’ncı maddesinde
açıklanmıştır. Buna göre vergi hatası vergiye müteallik hesaplarda veya
vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi
istenmesi veya alınmasıdır. Vergi hatalarına dair düzenleme vergi mevzuatında
yer almış iken mükelleflerin ihtirazi
kayıtla beyanname vermeleri ile ilgili olarak türk vergi mevzuatında yasal
düzenleme bulunmamaktadır.Ancak dolaylı da olsa ihtirazi kayıt lafzı Vergi Usul
Kanunun 112/5 fıkrasında telaffuz edilmiştir[2].
Bununla birlikte, ihtirazi kayıtla beyan müessesesi ihtiyaçtan doğmuş ve
uygulamada yer bulmuştur. İhtirazi kayıt, mükelleflerin kendi beyanlarına göre
yapılan işlemler aleyhine dava açamayacakları şeklindeki kurala karşı
geliştirilen ve bu işlemlere de yargı denetimi sağlayan bir yargılama usulü
müessesesidir[3].
Bu müessese danıştay kararları ve müktezalarla desteklenerek uygulamada hayat
bulmuştur. Bu uygulamanın asli dayanağını ise Anayasanın 125’ inci maddesindeki
“Yargı Yolu” başlıklı hükmünden almaktadır. Bu düzenlemede “İdarenin hertürlü
eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” demektedir. Bu Anayasal hüküm
yanında asli dayanağını 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanununun
[4]
27/3 fıkrasından almaktadır. Buna göre;” Vergi mahkemelerinde, vergi
uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve
harçlar ile benzeri malî yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu
edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü
fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi
devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması
ile ihtirazi kayıtla verilen
beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan
davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması
istenebilir” demektedir. Görüleceği üzere ihtirazi kayıt, idare ile mükellef
arasındaki yorum ve düşünce farklılığından kaynaklanan ve mükellefin dava
hakkını saklı tutmak kaydı ile düşülen bir şerh anlamı taşır. İhtirazı kayıtla
verilen bu beyanlara karşı dava açılabilmesi için;
- Mükellefin beyanname ile birlikte dilekçe yazması
veya beyannamenin herhangi bir yerine ihtirazi kayıt düşmesi
gerekir.Tahakkuk işlemi tekemmül ettikten sonra ihtirazi kayıt talebi
kabul edilmeyecektir.
- Verilen beyannameye karşı Vergi Usul Kanunu’nun 377
ve İYUK’nun 7’nci maddesi gereğince vergi mahkemelerinde 30 gün içerisinde
dava açılmalıdır.İhtirazi kayıt dilekçeleri ancak vergi mahkemelerine dava
açmaları ile hukuksal nitelik arzeder. Bu süreçte mükellefin dava açmaması
idarenin eylemini kabul etmiş sayılır ki bu nedenle ihtirazi kayıtla
verilen beyanname bir anlam ifade etmez.
Mükelleflerin elden verdikleri
beyannamelerin ihtirazi kayıtla verilmesinin mümkün olduğunu anlatmış olduk. Bu
bağlamda konumuzla bağlantılı olarak e-beyanname ortamında ihtirazı kayıtla
beyanname verilebilir mi sorusu akla gelmektedir. Elektronik ortamda verilen
beyannamelerde de ihtirazi kayıtla beyan mümkündür. Vergi Beyannamelerinin
postayla veya elektronik ortamda gönderilmesi Vergi Usul Kanunun 28’nci
maddesinin ikinci fıkrasında [5]
düzenlenmiştir. Buna göre “Beyannamenin elektronik ortamda gönderilmesi halinde
tahakkuk fişi elektronik ortamda düzenlenir ve mükellef veya elektronik ortamda
beyanname gönderme yetkisi verilmiş gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda
iletilir. Bu ileti, tahakkuk fişinin mükellefe tebliği yerine geçer”demektedir.
Bu konuda Gelir İdaresi Başkanlığı e-beyanname sitesinden İhtirazi Kayıtla
Beyanname verme uygulamasına 01.07.2005 tarihinde başlamıştır [6].
Kullanıcılar
bu tarihten sonra e-beyanname ortamında beyannamelerini ihtirazi kayıtla verebileceklerdir.
İhtirazı Kayıtın bir başka boyutu da
vergi incelemelerinde tutulan tutanaklarda karşımıza çıkmaktadır.Vergi inceleme
elamanları yaptıkları incelemelerde tespit ettikleri hertürlü bilgi ve
bulguları tutanaklara bağlamakta ve bu tespitler mükellefler ile birlikte imza
altına alınmaktadır. Bu aşamada mükelleflerin ihtirazi kayıtla tutanakları
imzalama imkanlarının bulunup bulunmadığı hususunda ise Danıştayın verdiği
kararlar ışığında yaklaşım geliştirebiliriz. Bu bağlamda Danıştay 3. Dairesinin
2000/2778 Esas No, 2003/3288 No’lu Kararları ile Danıştay Yedinci Dairesinin
2000/5255 Esas No ve 2001/595 No’lu Kararlarında görüleceği üzere tutanaklara
ihtirazi kayıt konmadan imza atan mükellefin tutanakta yer alan ifadeleri
kabullendiği anlamı taşıdığına hükmetmiş ve tutanaklara açılan davalardaki
itirazları reddederek mükellefler aleyhine kararlar vermiştir. Bu kararlar
ışığında, mükelleflerin tutanaklara ihtirazi kayıt koymadan imzalaması yapılan
tespitleri kabullendiği anlamı taşıdığı bu nedenle ihtilaf konusu yapılacak
tutanakların ihtirazi kayıtla imzalanmasının daha doğru olacağı yaklaşımı
ortaya çıkmaktadır.
|