|
19 Eylül 2006
Ayhan YAMAN Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Grup Müdür Vekili
2005 YILI ARSA VE ARAZİLERE AİT ASGARÎ BİRİM DEĞERLERİNİN YENİDEN TESPİTİ
Bilindiği gibi emlak vergisi uygulamasına esas olmak üzere, 2005 yılında yapılan arsa ve arazilere ait asgarî ölçüde birim değer tespitlerine ilişkin takdir kararları, uygulama boyutunda, özellikle arsalar için oluşan değerlerin bazı bölgelerde yüksek takdir edilmiş olması münasebetiyle kamuoyunda eleştiri konusu edilmiştir. Sorunun oluşumundaki temel sebep, mükelleflerin bizzat kendilerinin konuyu yargı sürecine taşıyamamaları olarak gösterilebilir. Nitekim kamuoyunda cereyan eden bu uygulama sorunu, Meclisimizin gündemine de taşınması münasebetiyle, 5538 sayılı Kanunun 7. maddesiyle Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 22. madde dahilinde çözümlenmeye çalışılmıştır. ([1])
Yazımızda söz konusu yasa hükmüne ve paralelinde yayınlanan 2006/1 sayılı Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesinde yapılan düzenlemelere, uygulama boyutunda nasıl hayatiyet kazanacağı yönündeki tespitlerimizle birlikte yer verilecektir.
2-YASAL DÜZENLEMELER:
2.1. Kanun Hükmü (Emlak Vergisi Kanunu Geçici 22. Madde)
5538 sayılı Kanunun 7. maddesiyle Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 22. madde hükmüne aşağıda yer verilmiştir.
“Takdir Komisyonlarınca 2005 yılında yapılan arsa ve arazilere ait asgarî ölçüde birim değer tespitlerine ilişkin takdir kararları, anılan komisyonlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde incelenerek, arsa ve arazilerin takdir işleminin yapıldığı tarihteki asgarî ölçüde birim değerlerinde düzeltmeye gerek görülenler yeniden takdir edilmek suretiyle karara bağlanır. Bu kararlar hakkında, büyükşehir belediyesi bulunan illerde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrasının ikinci bendi hükmü uygulanır.
Takdir kararlarından; arsalara ait olanlar, takdirin ilgili bulunduğu il ve ilçe merkezlerindeki ticaret odalarına,ziraat odalarına ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları ile belediyelere, araziye ait olanlar ise il merkezlerindeki ticaret ve ziraat odaları ile belediyelere imza karşılığında verilir. Kendilerine karar tebliğ edilmiş bulunan daire, kurum, teşekkül ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler. Vergi mahkemeleri nezdinde dava açılmasında ve bu dava üzerine verilen kararlar aleyhine Danıştaya başvurulmasında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) ve (c) fıkraları hükümleri uygulanır.
Emlak Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine göre ilgili belediyelerce 2006 yılının Kasım ayı içinde bu maddeye göre hesaplanacak emlak vergisinden, 2005 yılında yapılan asgarî ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri ile 2006 yılına ait bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri dikkate alınarak birinci taksit olarak tahakkuk ettirilen emlak vergisi mahsup edilir ve kalan tutar 2006 yılının Kasım ayı içinde ikinci taksit olarak ödenir. 2006 yılı için hesaplanan emlak vergisinin birinci taksit olarak tahakkuk ettirilen vergiden az olması halinde aradaki fark, verginin ödenmiş olması halinde mükellefin ilgili belediyeye olan 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu kapsamındaki diğer borçlarına mahsup edilir. Borcun bulunmaması halinde ise mükellefe red ve iade olunur. Emlak vergisi ödenmemiş ise tahakkuktan terkin edilir.
Bu maddenin uygulamasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Madde hükmünün bütünlüğü içerisinde tespit edilen temel husus, özelikle takdir kararları sonrasında mağdur duruma düşmüş olan mükelleflerin mağduriyetinin giderilmek istenmesi amacıdır. Bu esastan hareketle, önce takdir komisyonları kararlarını 11.08.2006 tarihine kadar tekrardan gözden geçirecekler, bunun da ötesinde, her ne kadar bu yasa hükmüyle de mükelleflerin doğrudan takdir kararlarını yargı sürecine taşınması mümkün olmamışsa da, hem geçici 22. madde, hem de atıf yaptığı Vergi Usul Kanununun Mükerrer 49. maddesi çerçevesinde kararların bir kez daha ticaret-ziraat odaları, mahalle ve köy muhtarları, belediyelerce yargı sürecine taşınma imkanı yaratılmıştır. Ancak bu noktada, kanun metnindeki “birim değerlerinde düzeltmeye gerek görülenler yeniden takdir edilmek suretiyle karara bağlanır.” ifadesi, takdir komisyonlarının yeni bir karar oluşturulması durumuna bağlı olarak yargı yolunun açılabileceğini gündeme getirmektedir. Dolaysıyla yeni bir karar tesis edilmemesi durumunda, 2005 yılı için belirlenen değerlerin uygulamasına aynı şekilde devam edilmesi gerekecektir.
2.2. Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesi (2006/1)
Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 22. maddesinin son paragrafı gereği, Maliye Bakanlığı Kanun mucibince almış olduğu usul ve esasları belirleme yetkisini 2006/1 seri numaralı Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesi ile kullanmıştır. ([2])
Çalışmamızın bu bölümünde, söz konusu Genelgeye önceki düzenlemelerle de bağlantı kurmak suretiyle, uygulama başlıkları itibarıyla yer verilmiştir.
2.2.1- Komisyonların Kuruluşu
Arsa ve arazilere ait asgari ölçüde birim değerlerinin tespiti 2005/1 seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesinde ([3]) açıklandığı şekilde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 72 nci maddesine göre yeniden oluşturulacak arsa ve arazilere ait takdir komisyonları ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde aynı Kanunun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrası uyarınca kurulacak merkez komisyonunca yapılacaktır. Söz konusu genelgeye göre Komisyonların oluşumu aşağıdaki gibidir.
Arsalara ait takdir komisyonu,
a) Belediye başkanı veya tevkil edeceği bir memur (Başkan), b) İlgili belediyeden yetkili bir memur, c) Tapu sicil müdürü veya tevkil edeceği bir memur, d) Ticaret odasınca seçilmiş bir üye, e) İlgili mahalle veya köy muhtarından kurulur.
Arazilere ait Takdir Komisyonu,
a) Vali (Başkan), b) Defterdar, c) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı il müdürü, d) İl merkezlerindeki ticaret odasından seçilmiş bir üye, e) İl merkezlerindeki ziraat odasından seçilmiş bir üyeden kurulur.
Merkez Komisyonu:
a) Vali veya vekalet vereceği memurun başkanlığında, b) Defterdar veya vekalet vereceği memur, c) Vali tarafından görevlendirilecek tapu sicil müdürü, d) Ticaret odasınca görevlendirilecek bir üye, e) Serbest muhasebeci mali müşavirler odasınca görevlendirilecek bir üye, f) Esnaf ve sanatkarlar odaları birliğince görevlendirilecek bir üyeden kurulur
2.2.2. Yeniden Takdirde Uyulacak Esaslar
2.2.3. Takdir Komisyonlarınca Yapılacak İşlemler
2.2.4. Merkez Komisyonu Kararları ve Bağlayıcılığı:
4751 sayılı Yasa ile değişik mükerrer 49. maddenin (b) bendinin ikinci fıkrasının son cümlesi; “Merkez komisyonunca farklı değer belirlenmesi halinde bu değerler ilgili takdir komisyonlarınca yeniden takdir yapılmak suretiyle dikkate alınır…” şeklindedir. Bu noktada;
İlk defa uygulanan bu sistemde çoğunlukla merkez komisyonlarının takdir ettiği değerler, takdir komisyonlarının belirlediği değerlerin oldukça altında kalmakta ve takdir komisyonlarının belirlediği değerlerin beşte birine kadar düşürülebilmektedir. Bu durum emlak vergisini toplamakla görevli belediyeden iki üyenin bulunduğu ve başkanı aynı zamanda belediye başkanı olan takdir komisyonlarını, merkez komisyonunun belirlediği bu denli düşürülmüş değerleri nasıl ve hangi ölçüde dikkate alacağı konusunda tereddüde düşürmektedir. Yine bazı takdir komisyonları ise 4751 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önceki uygulama kapsamında takdir komisyonlarınca belirlenen değerlerin dava konusu olması sebebiyle vergi mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişi heyetince belirlenen ve mahkemelerce benimsenen (bu kararların bazıları Danıştay’da onanmıştır) değerleri esas almakta ve çoğunlukla bu değerler yeni yasa kapsamında merkez komisyonlarının belirlediği değerlerden yüksek olduğu gibi takdir komisyonlarının belirlediği ilk değerlerin de üzerinde kalmaktadır.([4])
Sorunun yargıya taşınması süreci ile ilgili olarak Danıştay 9. Dairesince verilen karar özeti ise aşağıdaki gibidir.([5])
“…merkez komisyonunun teşekkülünde kanun koyucunun güttüğü amaç, özellikle üç adet mesleki teşekkül temsilcisi üyeyi komisyona dahil ederek emlak vergisi mükelleflerinin durumları hakkında merkez komisyonu vasıtasıyla takdir komisyonlarını bilgilendirmek, yol göstermek ve tavsiyede bulunmaktır. Merkez komisyonlarının belirlediği değerlerin kesin olduğu ve takdir komisyonları açısından bağlayıcı olacağı şeklinde yapılan yorum Vergi Usul Kanunu’nun sistematiğine uygun olmayacağı gibi, Büyükşehir Belediyelerinin bulunduğu illerdeki takdir komisyonlarını da sistemin dışına çıkarır ki bu da yasanın genel amacına aykırı olacaktır.
…4751 sayılı Yasa ile getirilmek istenen amaç emlakın vergiye tabi gerçek kıymetinin belirlenmesidir. Bu amaçla merkez komisyonları kurulmak suretiyle takdir komisyonlarının yaptıkları takdirlerin bir kez daha incelenmesi sistemi getirilmiştir. Ayrıca merkez komisyonlarının sadece Büyükşehir Belediyesi bulunan illerde kurulması ile Büyükşehir Belediyesi bulunan illerdeki arsaların (özellikle Ankara, İstanbul, İzmir) aşırı değerlenmesine bağlı olarak ilçeler, sokaklar ve caddelerin birbiri ile karşılaştırılarak uyumlu ve adil bir değerleme sisteminin getirilmesi hususunda merkez komisyonlarına bir koordinasyon görevi verilmesi ve takdir komisyonlarının bilgilendirilmesi amacı güdülmüştür.
Bununla birlikte Vergi Usul Kanunu’nun 72. ve ilerleyen maddelerinde takdir komisyonlarının kuruluşu, görevleri, yetkileri açıklanmış ve buna göre arsalara ait asgari ölçüde metrekare birim değerlerinin tespitinde asli görev takdir komisyonlarına verilmiştir. Esasen yasa koyucu merkez komisyonlarının yaptığı değer tespitinden sonra bu iki komisyonun tespit ettiği değerler arasında farklılık bulunması halinde takdir komisyonuna yeniden bir takdir yapma yetkisi vererek takdir komisyonlarının bu konuda asli görevli ve tam yetkili komisyonlar olduğunu vurgulamıştır.”
Kanaatimiz, hem takdir komisyonlarının oluşum süreci, hem de VUK sistematiği içersinde Merkez Komisyonunu kararlarının yol gösterici, bilgilendirici olması yönündedir.
2.2.5 Belediyelerce Yapılacak İşlemler
Belediyeler, yetki alanları içinde yer alan mahalle ve köylerin alfabetik sıraya göre liste halinde eksiksiz ve beş örnek olarak düzenleyeceklerdir. Ek:1 Liste Örneği
Bu listelerden bir örneği ilgili muhtarlığa gönderilecek, bir örneği belediyenin ilana mahsus yerine asılacak (Listeler 2006 yılı Kasım ayı sonuna kadar asılı kalacaktır.), diğer bir örneği ise ilgili belediyede muhafaza edilecektir. Diğer iki örnek ise, dava açma süresinin bitimini takip eden 15 gün içinde defterdarlığa veya vergi dairesi başkanlığı bulunan illerde vergi dairesi başkanlığına gönderilecektir.
Dava dilekçelerinin belediyelere gelmesinde gecikme olabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, takdir komisyonu kararlarına karşı dava açılıp açılmadığı hususu araştırılacaktır.
Söz konusu listeler muhtarlıklara, “muhtarlıklarda uygun bir yere asılmak suretiyle ilan edilmesi ve asılan listelerin 2006 yılı Kasım ayı sonuna kadar asılı kalması” hususunu belirten bir yazı ekinde gönderilecektir.
2.2.6. Vergi Dairesi Başkanlıklarınca (Defterdarlıklarca) Yapılacak İşlemler
Vergi Dairesi Başkanlıkları, bulunmayan yerlerde Defterdarlıklar, yeniden takdir edilmek suretiyle kendilerine gönderilen listeleri bir araya getirmek suretiyle elektronik ortamda en geç 8 Eylül 2006 tarihine kadar Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na göndereceklerdir.
2.2.7. Takdir Komisyonu Kararlarının Dava Konusu Olması
213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrası gereğince, takdir komisyonu kararlarına karşı onbeş günlük süre içinde ilgili daire, kuruluş ve muhtarlıklarca vergi mahkemeleri nezdinde dava açılabilecek, vergi mahkemesi kararlarına karşı da onbeş gün içinde Danıştaya başvurulabilecektir. Tek savunma ile dosyası tekemmül edecek olan bu davalar, Danıştay ve vergi mahkemelerince dosyanın tekemmül tarihinden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanacaktır.
2.2.8. Mayıs Ayında Ödenen İlk Taksitler ve Mahsubu:
3- SONUÇ:
Emlak Vergisi’nde beyan sisteminin uygulandığı 1972 yılından günümüze kadarki süreçte, mükelleflerin eğilimi, gayri menkullerin değerlerini rayicine nazaran düşük gösterime şeklinde gerçekleşmiştir. Bu durum vergi hasılatını azaltmış ve “vergide adalet ilkesi” ni zayıflatmıştır. Beyan sisteminde görülen aksaklıklar dikkate alınarak emlak vergisinde bina, arsa ve araziler için asgari beyan sistemine geçilmiş ve mükelleflerin bina, arsa ve arazileri için beyan edecekleri değerin idarece tespit edilen miktardan az olmaması sağlanmıştır.
Ancak, bugüne kadar yapılan uygulama göstermiştir ki, genelde mükelleflerin beyan ettikleri rayiç değerler, ilan edilen asgari metrekare değerler ile asgari bina inşaat birim metrekare maliyet bedelleri esas alınarak asgari beyan değeri civarında kalmıştır. ([6])
İşte bu kapsamda, Vergi Usul Kanununun Mük. 49. maddesi, 4751 sayılı Yasa ile değiştirilerek, Takdir komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin dört yılda bir takdir etme olanağı sağlanmıştır.
Öte yandan emlak vergisi uygulamasına esas olmak 2005 yılında yapılan arsa ve arazilere ait asgarî ölçüde birim değer tespitlerine ilişkin takdir kararları, uygulama sürecinde, özellikle arsalar için oluşan değerlerin bazı bölgelerde yüksek takdir edilmiş olması gerçeği ile bizleri karşı karşıya getirmiştir.
Sorunun oluşumundaki temel sebep, arsa komisyonlarının oluşumunda belediyelerin ağırlığı ve/veya belediye gelirlerinin artırılması olarak gözükebilir. Ancak bu noktada mükelleflerin kararın oluşum sürecinde ve sonrasındaki yargı aşamasında her hangi bir tasarruflarının olmaması da önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer yandan Takdir Komisyonlarının belirlemiş olduğu birim değerler, arazi, arsa ve binalar için ödenecek Emlak Vergisini, ayrıca öte yandan da taşınmaz devrinde ödenecek Tapu Harcını etkilediğini de unutulmaması gerekir.
Kamuoyunda cereyan eden bu uygulama sorunu, Meclisimizin gündemine de taşınması suretiyle, 5538 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 22. madde ile sorun çözümlenmeye çalışılmıştır.
Madde hükmünün bütünlüğü içersinde tespit edilen temel husus, özelikle takdir kararları sonrasında mağdur duruma düşmüş olan mükelleflerin mağduriyetinin giderilmek istenmesi amacıdır. Bu esastan hareketle, önce takdir komisyonları kararlarını 11.08.2006 tarihine kadar tekrardan gözden geçireceklerdir. Sonrasında, her ne kadar bu yasa hükmüyle de mükelleflerin doğrudan takdir kararlarını yargı sürecine taşınması mümkün olmamışsa da, hem geçici 22. madde, hem de atıf yaptığı Vergi Usul Kanununun Mükerrer 49. maddesi çerçevesinde kararların bir kez daha ticaret-ziraat odaları, mahalle ve köy muhtarları, belediyelerce kararların yargı sürecine taşınma imkanı oluşacaktır. Ancak bu noktada, kanun metnindeki “birim değerlerinde düzeltmeye gerek görülenler yeniden takdir edilmek suretiyle karara bağlanır.” ifadesi, takdir komisyonlarının yeni bir karar oluşturulması durumuna bağlı olarak yargı yolunun açılabileceğini gündeme getirmektedir. Dolaysıyla yeni bir karar tesis edilmemesi durumunda, 2005 yılı için belirlenen değerlerin uygulamasına aynı şekilde devam edilmesi gerekecektir.
EK:1
[1]) 5538 sayılı Kanun 12.07.2006 tarih, 26226 sayılı RG yayımlanmıştır. [2] ) 2006/1 seri numaralı iç genelge, 14/07/2006 tarih ve B.07.0.GEL.0.66/6650-150/54418 sayı, [3]) 2005/1 seri numaralı iç genelge, 01.03.2005 tarih ve B.07.1GİB.0.66/6650-150/9793 sayı. [4] ) Ömer Faruk ATEŞ, “Arsalara Ait Asgari Ölçüde Metrekare Birim Değerlerinin Tespitinde Takdir Ve Merkez Komisyonlarının Niteliği Ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar” Yaklaşım, Mayıs 2003, 125 Sayı. [5]) Danıştay 9. Daire Kararı, Tarih: 02.04.2003, Esas No: 2002/6234, Karar No: 2003/1083 [6])agm.
|
Her Hakkı Mahfuzdur. İzinsiz Yayımlanamaz
............................... :. Net'ten Brüt'e, Brüt'ten... ...............................
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||