Yıllık gelir
vergisi beyannamesinde ücret, serbest meslek kazancı ve/veya gayrimenkul sermaye
iradı beyan eden mükelleflerin, bu gelir unsurlarından tevkif suretiyle kesilen
vergileri yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup
ettikten sonra kalan kısım için ileride doğacak vergi borçlarına mahsup edilmesi
talebinde bulunmaları halinde, bu taleplerinin mahsuben iade olarak
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ile mahsuben iade olarak
değerlendirilmesi durumunda, mahsubun hangi tarih itibariyle yapılacağı
hususları Bakanlığımıza iletilmiş olup, bu sorulara ilişkin yapılan açıklamalar
sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.
2- Vergi Tevkifatının Mahsuben
İadesi ile İlgili Hükümler:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Vergi
tevkifatının mahsubu” başlıklı 121 inci maddesinde, “Yıllık beyannamede gösterilen gelire
dahil kazanç ve iratlardan bu Kanuna göre kesilmiş bulunan vergiler, beyanname
üzerinden hesaplanan Gelir Vergisine mahsup edilir.
Mahsubu yapılan miktar Gelir
Vergisinden fazla olduğu takdirde aradaki fark vergi dairesince mükellefe
bildirilir ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı
üzerine kendisine ret ve iade olunur.” hükmü yer almaktadır.
Söz konusu hükme göre red ve
iadelerin hangi ilke ve esaslara göre yapılacağı Devlet Harcama Belgeleri
Yönetmeliğinin 52 nci maddesi ile 169, 194, 233, 241 ve 248 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğlerinde yer
almaktadır.
Devlet Harcama Belgeleri
Yönetmeliğinin 52 nci maddesinin birinci fıkrasının “Gelir ve Kurumlar Vergisi
Kanunlarına Göre Yapılacak İadelere İlişkin Esaslar”a ait (2) numaralı bendinde,
“Beyannamesinde ücret, serbest meslek kazancı ve/veya gayrimenkul sermaye iradı
bulunan mükelleflerin, sadece bu gelir unsurlarından kesilen vergilerin gelir
vergisi dışındaki vergilere mahsuben iadesinde; kesintiyi yapan vergi
sorumlularının adı, soyadı veya ünvanı, bağlı oldukları vergi dairesi ve hesap
numaraları ile kesintiye esas alınan tutarları, kesilen vergileri ve kesinti
yapılan dönemleri gösteren bir icmal tablosunu yıllık beyannamelerine eklemeleri
yeterlidir. Ancak, belirtilen kesintilerin mahsuben iade sonrasında kalan
kısmının nakden iadesinde, kesilen vergilerin vergi sorumlusu adına tahakkuk
ettirildiğine ilişkin ilgili saymanlığın yazısı ödeme belgesine bağlanır.”
hükmüne yer verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak 01.03.2001
tarih ve 24333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 241 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinde “... 193
sayılı Gelir Vergisi Kanunu gereğince yıllık beyanname veren mükelleflerden,
beyannamelerinde ücret, serbest meslek kazancı ve/veya gayrimenkul sermaye iradı
bulunan mükelleflerin, bu gelir unsurları nedeniyle tevkif suretiyle kesilen
vergileri öncelikle beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisine mahsup
edilecek; bu mahsuplar sonunda kalan kısmının diğer vergi borçlarına mahsubu
talep edildiğinde ise, mükellefler yıllık beyannamelerine;
-Tevkifatı yapan vergi
sorumlularının adı, soyadı veya ünvanın, bağlı oldukları vergi daireleri ve
hesap numaralarının,
-Tevkifata esas alınan brüt
tutarların,
-Tevkif edilen vergi ve varsa fon
payı tutarlarının,
-Tevkifat yapılan vergilendirme
dönemlerinin,
gösterildiği bir icmal tablosunu
imzalayarak ekleyecekler ve mahsuben iade talepleri bu tabloya göre yerine
getirilecektir...” ifadelerine yer verilmiştir.
Tebliğin izleyen bölümlerinde,
belirtilen gelir unsurlarından tevkif suretiyle kesilen vergilerin yıllık
beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisine mahsup edildikten sonra kalan
kısmının nakden iadesi veya bir kısmının mahsuben bir kısmının ise nakden iade
talep edilmesi durumunda yukarıda açıklanan icmal tablosundan başka kesilen
vergilerin tamamı için bu vergilerin vergi sorumlusu adına tahakkuk ettiğini
gösteren ilgili saymanlık yazısının onaylı birer örneğinin aranacağı
açıklanmıştır.
Bu hükümlere göre, ücret, serbest
meslek kazancı ve/veya gayrimenkul sermaye iradı beyan eden mükelleflerin, bu
gelir unsurlarından tevkif edilen vergileri yıllık beyanname üzerinden
hesaplanan gelir vergisinden mahsup ettikten sonra kalan kısım, bu farkın vergi
dairesince mükellefe bildirilmesi ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir
yıllık süre içerisinde yazılı müracaat etmek (Yıllık beyannamenin ilgili
satırında iade edilecek tutarın gösterilmesi de yazılı müracaat sayılır.)
şartıyla kendilerine nakden ve/veya mahsuben iade edilmektedir.
Öte yandan, mükelleflerin muaccel
hale gelmiş vergi borçlarına mahsuben iade talep edebilecekleri gibi ileride
doğacak vergi borçlarına da mahsuben iade talebinde bulunmaları mümkündür. Bu
konuda yasal bir engel bulunmamaktadır.
3- İleride Doğacak Vergi
Borçlarına Mahsup Talebinde Bulunulması:
Mükelleflerin muaccel hale gelmiş
vergi borçlarının yanında ileride doğacak vergi borçlarına da mahsup talebinde
bulunmaları halinde, bu talebin “mahsuben iade” kapsamında değerlendirilmesi ve
mahsup işleminin yukarıda içeriği belirtilen icmal tablosuna göre yerine
getirilmesi, dolayısıyla nakden iadelerde aranan “kesilen vergilerin tahakkuk
ettiğini gösteren ilgili saymanlık yazısı” nın onaylı bir örneğinin ibrazının
istenilmemesi gerekir.
Ancak, mükelleflerin ileride
doğacak vergi borçlarına mahsup talebinde bulunmalarından sonra, mahsup süreci
tamamlanmadan arta kalan tutarla ilgili olarak nakden iade talebinde bulunmaları
halinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı için bu vergilerin vergi
sorumlusu adına tahakkuk ettiğini gösteren ilgili saymanlık yazısının onaylı
birer örneğinin ibraz edilmesi gerektiği tabiidir.
4- Mahsuben İade Talebi
Sonrasında Mahsup İşleminin Yapılacağı Tarih:
Muaccel hale gelmiş veya ileride
doğacak vergi borçları için mahsuben iade talebiyle ilgili mahsup işleminin
hangi tarihte yapılacağı gecikme zammı uygulaması açısından önem arz
etmektedir.
Buna göre, mükellefler tarafından
muaccel hale gelmiş vergi borçlarına mahsup talebinde bulunulması halinde,
mahsup işleminin dilekçe ve eklerinin tamamlanmış olarak verildiği tarih
itibariyle yerine getirilmesi gerekir. Mükelleflerin ileride doğacak vergi
borçlarına mahsup talebinde bulunmaları durumunda ise, bu işlemin bu vergilerin
muaccel hale geldiği tarih itibariyle mahsuben iade hükümlerine göre yerine
getirilmesi gerekmektedir.