Gelir Vergisi
Kanununun 40 ıncı maddesinin l numaralı bendine 4108 sayılı Kanunun 19 uncu
maddesiyle eklenen hükümle, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık
faaliyetlerinde bulunan mükelleflere, bu işlerle ilgili belgelendiremedikleri
giderlerine karşılık olmak üzere götürü gider kaydedebilme imkanı getirilmiştir.
Bu Tebliğde, söz konusu götürü gider uygulamasına ilişkin açıklamaların
yanısıra, teminat aranmaksızın ve inceleme yapılmaksızın iade edilecek
vergilerin miktarları ve iadede teminat olarak kabul edilecek kıymetler ile
vergi alacağı, üzerinden hesaplanan fon payının mahsubu hakkında açıklamalara
yer verilmektedir.
I – GÖTÜRÜ GİDER UYGULAMASI
Gelir Vergisi Kanununun
"İndirilecek Giderler" başlığı altında yeralan 40 ıncı maddesinin l numaralı
bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel
giderler, düzenlenmiştir. Bu giderlerin, Vergi Usul Kanununun 227 ve müteakip
maddeleri hükümlerinde belirtilen şekilde tevsiki zorunlu olup, bu hükümler
çerçevesinde tevsik edilemeyen giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim
konusu yapılması mümkün değildir.
Ancak, 4108 sayılı Kanunla Gelir
Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin 1 numaralı bendine eklenen bir hükümle,
bazı giderlerin Vergi Usul Kanununun ilgili hükümlerine göre tevsik edilemediği,
hallerde de ticari kazancın tespitinde indirimine müsaade edilmiştir. Söz konusu
hüküm aşağıdaki gibidir:
"(İhracat, yurt dışında inşaat,
onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte
yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri
hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili
giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de
indirebilirler.)"
Götürü gider uygulaması olarak
adlandırılabilecek bu düzenlemeye ilişkin çeşitli hususlar, aşağıda
açıklanmıştır.
1. Götürü Gider Uygulamasından
Yararlanabilecek Olan Mükellefler
Götürü, gider uygulamasından
ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve teknik, hizmetler, ile
taşımacılık faaliyetinde bulunan, dar mukellefiyet esasında, vergilendirilenler
de dahil olmak üzere gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri
yararlanabileceklerdir. Bu tür faaliyetleri bulunmayan mükelleflerin Gelir
Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi hükmüne göre götürü gider kaydı ve bu
giderleri kazancın tespitinde indirim konusu yapmaları mümkün değildir.
Dar mükellefiyete tabi olanların
Türkiye ile yabancı memleketler arasında yaptıkları ulaştırma işlerinden elde
ettikleri kazançlar, Türkiye'de elde edilen hasılata Maliye, Bakanlığınca,
belirlenen ortalama emsal nispetlerinin uygulanması suretiyle hesaplandığından,
bunların vergiye tabi kazançlarının tespitinde ayrıca, götürü gider
uygulamasından yararlanmaları söz konusu olmayacaktır.
2. Götürü Giderlerin Belgeli Giderlere
İlaveten Uygulanması
Belgelendirilememiş giderlere
karşılık olmak üzere, götürü gider kaydı, mükelleflerin genel esaslara göre
tevsik edilmiş giderlerinin gider kaydına engel teşkil etmemektedir:
3. Götürü Gider Kaydedilebilecek Azami Tutar
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı
maddesinin 1 numaralı bendine 4108 sayılı Kanunla eklenen parentez içi hükme
göre, tevsik edilemeyen giderlere karşılık olmak üzere, götürü olarak gider
kaydedilebilecek tutar, ihracat ve yurt dışında yapılan inşaat, onarma, montaj,
teknik hizmetler ile taşımacılık faaliyetlerinden döviz olarak elde edilen
hasılatın binde beşini aşamayacaktır. Sözü edilen hasılat kavramı içinde
değerlendirilecek dövizlerin, kambiyo mevzuatı gereğince Türkiyeye getirilme
şartı aranılmayacaktır:
4. Götürü Gider Uygulamasında
Hasılat
a) İhracat Hasılatı
Her türlü ihracat ve yurt dışı
taşımacılıktan döviz cinsinden sağlanan hasılat, götürü gider kaydına esas azami
tutarın hesaplanmasında dikkate alınabilecektir. Türk Lirası karşılığı yapılan
ihracat hasılatı azami gider tutarının tespitinde dikkate alınmayacaktır. Ancak,
Kuzey Kıbrıs Türk Cuhmuriyeti'ne Türk Lirası karşılığı yapılmış ihracat, döviz
cinsinden hasılat olarak kabul edilecektir.
İlgili mevzuat çerçevesinde
yapılan serbest ihracat, kredili ihracat, konsinyasyon ve müşterek hesap yoluyla
ihracat, prefinansman yoluyla ihracat, bedelli ticari numune ihracatı, serbest
bölgelere yapılan ihracat ile sınır ve kıyı ticareti yoluyla yapılan ihracattan
sağlanan hasılat götürü gider hesaplanmasına konu olabilecektir. Yurt dışında
ortak olunan firmalara ayni sermaye olarak mal gönderilmesi şeklinde yapılan
ihracat ile müteahhitlerin yurt dışındaki şantiyelerine şube, büro, temsilcilik
ve acentalık gibi yerlere mal gönderilmesi durumunda da anılan mal bedelleri
ihracat hasılatı kapsamında değerlendirilecektir.
Ancak, gümrük hattı dışındaki
mağaza ve işletmelere yapılan mal teslimleri, yabancı gemi ve uçaklara ve
uluslararası taşımacılık yapanlara akaryakıt, su, kumanya ve sair malzeme
teslimleri, Türkiye'deki konsolosluklara diplomatik temsilciliklere,
uluslararası kuruluşlara ve askeri tesislere yapılan mal teslimleri, Türkiye'de
ikamet etmeyenlere yurt içinde yapılan mal teslimleri, uluslararası ihaleye
çıkarılan projelere ilişkin olarak Türkiye'de yapılan mal teslimlerinden
sağlanan hasılat ile transit ticaretten sağlanan hasılat götürü gider
kaydedilmesinde ihracat hasılatı olarak dikkate alınmayacaktır. Bu şekilde
satılan malların yurt dışına çıkarılmış olması önem arzetmemektedir.
Döviz olarak elde edilen ihracat
hasılatının Türk Lirası karşılığının tespitinde, hasılatın kanuni defterlere
kaydedildiği tarihte geçerli olan ve T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan
edilmiş döviz alış kurlarının esas alınması gerekmektedir.
Hasılatın kanuni süreden sonra
kayıtlara intikal ettirilmesi halinde, götürü gider uygulamasında dikkate
alınacak hasılat, kayıtlara intikal ettirilmesi gerektiği tarihteki kur
üzerinden hesaplanacaktır. Dövizlerin yurda getirilmesi gerektiği tarihe kadar
doğan kur farklarının ise bu uygulamada dikkate alınamayacağı tabidir.
Bilindiği üzere, ihracat, FOB
teslim şartının yanı sıra CF veya CIF teslim şartı ile de, yapılabilmektedır. CF
satış bedeli, mal bedeli ile birlikte navlun bedelini; CIF, satış bedeli ise
bunlara ilaveten sigorta bedelini kapsamaktadır. İhracatçı taşımayı bizzat
kendisi gerçekleştirebileceği gibi Türk Lirası veya döviz karşılığında diğer
gerçek ve tüzel kişilere de yaptırabilmektedir. İhracatçının, CF veya CIF teslim
şartı ile ihracatta; taşımayı döviz karşılığında başka kurum ve gerçek kişilere
yaptırması halinde, götürü gider uygulamasında gümrük çıkış beyannamesinde yer
alan FOB değerler esas alınacaktır. Başka bir deyişle, taşımanın başkasına döviz
karşılığı yaptırıldığı durumda, ihracatın FOB, CF veya CIF teslim şartı ile
yapılmış olmasına bakılmaksızın azami götürü gider tutarı FOB satış bedeli
üzerinden hesaplanacaktır. Nakliyenin bizzat ihracatçı tarafından yapılması veya
Türk Lirası karşılığında diğer gerçek veya tüzel kişilere yaptırılması durumunda
ise ihracatçı, götürü gider uygulamasında sigorta bedeli hariç CF hasılat
tutarını dikkate alacaktır. Öte yandan, taşımayı Türk Lirası karşılığında
gerçekleştiren nakliyecinin, bu taşımacılık hasılatı dolayısıyla götürü gider
uygulamasından yararlanması söz konusu değildir.
Geçici, kabul, rejimi
çerçevesinde ithal edilen, ham ve yarı mamül maddelerin Türkiyede bir işlem
gördükten sonra ihracatından sağlanan döviz hasılatı da diğer ihracat
şekillerinde olduğu gibi götürü gider uygulamasına konu olabilecektir.
b) İhraç Kaydıyla Mal Tesliminde
Hasılat
İhraç kaydıyla yapılan mal
teslimlerinde, bu ihracat hasılatı dolayısıyla götürü gider uygulaması ihracatçı
ve ihracatçıya ihraç kaydıyla mal tesliminde bulunan işletmenin ihracattaki
katkıları oranında yapılacaktır.
Buna göre, 3065 sayılı Katma
Değer Vergisi Kanununun ll/ 1-c maddesi hükmü uyarınca, ihraç edilmek şartı ile
ihracatçıya yapılan mal teslimlerinden elde edilen hasılat, döviz olarak elde
edilmiş hasılat olarak kabul edilerek götürü gider uygulamasında dikkate
alınabilecektir. İhracatçılar ise elde ettikleri ihracat hasılatından ihraç
kaydıyla satın aldıkları malın alış bedelini indirecekler ve kalan tutarı götürü
gider uygulamasında dikkate alacaklardır. İhraç kaydıyla teslim edilen malların
ihraç edildiği, Katma Değer Vergisi Kanunu uygulamasına ilişkin olarak
yayınlanmış bulunan genel tebliğlerde belirtilen açıklamalar çerçevesinde tevsik
edilecektir. İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihracatının aynı yılda
gerçekleşmemesi, bu malı ihracatçıya teslim eden mükellefin bu teslimden elde
ettiği hasılat dolayısıyla götürü gider uygulamasına engel teşkil etmemektedir.
Başka bir ifade ile ihraç kaydıyla mal teslim eden mükellef ile ihracatçı için
götürü gider uygulaması farklı dönemlerde olabilecektir. Ancak ihraç kaydıyla
yapılan teslimden doğan hasılat dolayısıyla bu uygulamanın yapılabilmesi için
sözkonusu malın Katma Değer Vergisi Kanununda öngörülen süresi içinde ihraç
edilmesi gerektiği şüphesizdir.
ÖRNEK
(A) Kollektif Şirketinin 1995
Aralık ayında ihraç kaydıyla (B) Anonim Şirketine teslim ettiği 100 ton konserve
halinde su ürünü bu şirket tarafından 1996 Şubat ayında ihraç edilmiştir. Döviz
karşılığı yapılan bu ihracattan (B) Anonim Şirketi 25.000.000.000.– lira hasılat
sağlamıştır. (A) Kollektif Şirketinin, (B) Anonim Şirketine ihraç kaydıyla
yaptığı bu satıştan sağladığı hasılat ise 20.000.000.000.–liradır. Buna göre,
1996 yılında yapılan bu ihracat dolayısıyla (A) kollektif şirketinin 1995, (B)
anonim şirketinin ise 1996 yılı için hesaplayacakları götürü gider tutarı
aşağıdaki gibi olacaktır.
(A) Kollektif
Şirketi
20.000.000.000 x % 0,5 =
100.000.000 .–TL.
(B) Anonim
Şirketi
5.000.000.000 x % 0,5 =
25.000.000.–TL
Bu örnekte, anılan şirketlerin
belgesiz genel giderlerinin yukarıda hesaplanan azami tutarların üzerinde olduğu
farzedilmiştir.(*)
c) Yurt Dışı Taşımacılık Hasılatı
Her türlü yurt dışı taşımacılık
faaliyetinden döviz olarak sağlanan hasılat götürü gider uygulamasına konu
olabilecektir "Yurt dışı taşımacılık" ifadesinden başlangıç veya bitiş
noktasından herhangi biri veya her ikisi yurt dışında bulunan taşımacılık
işlerinin anlaşılması gerekir. Yük taşımacılığının yanısıra yolcu
taşımacılığından sağlanan hasılat da götürü gider uygulamasına konu
olabilecektir.
Döviz olarak elde edilen yurt
dışı taşımacılık hasılatının Türk Lirası karşılığının tespitinde, hasılatın
kanuni defterlere kaydedildiği tarihte geçerli olan ve T.C. Merkez Bankasınca
tespit ve ilan edilmiş döviz alış kurları esas alınacaktır. Hasılatın kanuni
süreden sonra kayıtlara intikal ettirilmesi halinde götürü gider uygulamasında
dikkate alınacak hasılat, kayıtlara intikal ettirilmesi gerektiği tarihteki kur
üzerinden hesaplanacaktır. Dövizlerin yurda getirilmesi gerektiği tarihe kadar
doğan kur farklarının ise bu uygulamada dikkate alınmayacağı tabiidir.
CF veya CIF teslim şartı ile
yapılan ihracatta, ihracatçının nakliyeyi döviz karşılığında başka gerçek veya
tüzel kişilere yaptırması halinde, ihracatçı götürü gider uygulamasından nakliye
ve sigorta bedeli hariç ihracat bedeli (FOB satış bedeli) üzerinden
yararlanabileceğinden, taşıma işini döviz karşılığı yapan nakliyeciler söz
konusu döviz cinsinden taşımacılık hasılatını götürü gider uygulamasında dikkate
alabileceklerdir. Yurt dışı taşımacılığın Türk Lirası karşılığı yapılması
durumunda ise nakliyecilerin bu taşımacılık hasılatı dolayısıyla götürü gider
uygulamaları mümkün olmayacaktır.
d) Yurt Dışında Yapılan İnşaat, Onarma,
Montaj ve Teknik Hizmetlerden Sağlanan Hasılat
Kurumlar Vergisi Kanununun 9 uncu
maddesine göre, kanuni veya iş merkezlerinden herhangi birisi Türkiye'de bulunan
kurumlar gerek Türkiye'de gerekse yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve
iratların tamamı üzerinden vergilendirilmektedir. Bununla birlikte, yabancı
memleketlerde elde edilerek Türkiye'de genel netice hesaplarına intikal
ettirilen kazançlardan mahallinde ödenen benzeri vergiler, aynı Kanunun 43 üncü
maddesi hükmü uyarınca Türkiye'de tarh olunan kurumlar vergisinden
indirilebilmektedir.
Yurt dışında inşaat, onarma,
montaj ve teknik hizmet faaliyetlerinde bulunan kurumlar, bu işlerden elde
ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla götürü olarak hesapladıkları
giderleri, söz konusu yurt dışı faaliyetlerden sağlanan kazançlardan düşecekler
ve kalan kısmı Türkiye'de genel netice hesaplarına intikal
ettireceklerdir.
İnşaat, onarma, montaj ve teknik
hizmet faaliyetlerinde götürü gider uygulamasına esas alınacak hasılat,
mükelleflerin bu faaliyetlerinden elde edilen ve genel esaslar çerçevesinde
tevsik edilen döviz cinsinden yurt dışı hasılatı ifade etmektedir. Azami götürü
gider tutarının hesaplanmasında, kazancın Türkiye'de genel netice hesaplarına
intikal ettirildiği tarihte geçerli olan T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru
esas alınacaktır. Buna göre, azami götürü gider tutarı, mükellefin döviz
cinsinden inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmet hasılatına söz konusu
tarihteki döviz kurunun uygulanması suretiyle tespit edilecektir.
Kurumlar Vergisi Kanununun 14
üncü maddesinin 7 numaralı bendine 3380 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkra
hükmüne göre, tam mükellefiyete tabi kurumların yurt dışı faaliyetlerden elde
ettikleri zararlar gider olarak hasılattan indirilebilmektedir. Bu zararların
indirimine ilişkin uygulama esasları 1.2.1986 tarih ve 49651 sayılı Resmi
Gazete'de yayınlanan 34 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde
açıklanmıştır.
Buna göre, yurt dışında inşaat,
onarma, montaj ve teknik hizmetlere ilişkin faaliyetlerin zararla sonuçlanmış
olması götürü gider hesaplanmasına engel teşkil etmemektedir. Bu durumda, götürü
olarak hesaplanan giderler, bu zararları artırıcı bir unsur olacak ve genel
hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacaktır.
Öte yandan, yurtdışında yapılan
inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetlerden sağlanan kazançlar hakkında
Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 24 üncü maddesine göre istisna uygulayan
mükellefler de söz konusu faaliyetlerine karşılık olmak üzere götürü gider
hesaplayabileceklerdir.
Bu mükellefler, yurt dışındaki bu
işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları
giderleri, söz konusu yurt dışı faaliyetlerden sağlanan kazançlardan düşecekler
ve kalan kısmı Türkiye'deki genel netice hesaplarına intikal ettireceklerdir.
Böylece Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 24 üncü maddesine göre kurumlar
vergisinden müstesna tutulacak kazanç tutarı hesaplanan götürü gider tutarı
kadar azalmış olacaktır.
5. Götürü Olarak Hesaplanan Giderlerin
Muhasebeleştirilmesi
Götürü gider uygulaması,
mükelleflerin yurt dışındaki işleri ile ilgili olarak yapmış oldukları
giderlerden belgesi temin edilemeyenlerin, anılan faaliyetlerden sağlanan
hasılatın belli bir oranını aşmamak şartıyla ticari kazançtan indirilmesini
öngören bir müessesedir. Dolayısıyla götürü gider hesaplanabilmesi için
harcamanın yapılmış ve işletmenin malvarlığında bir azalma meydana gelmiş olması
gerekir.
Bilindiği üzere, Tekdüzen
Muhasebe Sistemi ticari kazancın tespitine yönelik olarak hazırlanmıştır. Bu
nedenle mali tablolarda ve hesap planında vergi yasalarınca ticari kazançtan
indirimi kabul edilmeyen giderlerin nasıl muhasebeleştirileceği konusunda
açıklama yapılmamıştır. Muhasebe sisteminde, işletmenin faaliyetleri sonucunda
doğan tüm giderlerin, vergi yasalarınca ticari kazançtan indirilmesi kabul
edilmiş olsun veya olmasın doğrudan ilgili oldukları gider hesaplarında
muhasebeleştirilmesi gerekmektedir. Muhasebe düzeninden sağlanan bilgilerle
dönem sonunda vergi matrahına ulaşılmaktadır.
Buna göre, işletmenin yurt dışı
faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan belgesiz giderlerin de Tekdüzen Muhasebe
Sisteminde ilgili gider hesaplarında izlenmesi ve dönem sonunda "690 Dönem
Kar-Zarar" hesabına aktarılması gerekir. Belgesi temin edilemeyen giderlerin, bu
Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde hesaplanacak götürü gider tutarını
aşan kısmı, kanunen kabul edilmeyen gider olarak Tekdüzen Muhasebe sistemine
göre belirlenen ticari kâra ilave olacaktır. Dolayısıyla, belgesiz giderlere
karşılık olmak üzere götürü olarak hesaplanan giderler, ticari kâra eklenmemiş
olduğundan vergi matrahına da dahil edilmemiş olacaktır.
ÖRNEK
(A) Kollektif Şirketi, 1995
yılında döviz karşılığı yapılan ihracattan 600.000.000.000.– lira hasılat elde
etmiştir. Şirketin anılan yılda ihracat faaliyeti ile ilgili Gelir Vergisi
Kanununun 40/1 inci maddesi kapsamına giren 7.000.000.000.– lira gideri
bulunmaktadır. Bu giderlerin 4.500.000.000.– lirasının belgesi temin
edilememiştir. Bu durumda ticari kazançtan indirilebilecek götürü gider tutarı
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
6. Yürürlük
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı
maddesinin 1 numaralı bendine 4108 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle eklenen
parentez içi hüküm, 1.1.1995 tarihinden geçerli olmak üzere 2.6.1995 tarihinde
yürürlüğe girmiştir. Buna göre mükellefler, 1995 takvim yılına ilişkin ticari
kazancın tespitinde bu Tebliğdeki açıklamalar çerçevesinde götürü olarak
hesapladıkları giderleri de indirebileceklerdir.
Öte yandan özel hesap dönemi
tayin olunan kurumlardan, hesap dönemi 1995 yılının Şubat ve müteakip aylarında
sona erenler de anılan yıl için götürü gider uygulayabileceklerdir.
II – TEMİNAT ARANMAKSIZIN VE İNCELEME
YAPILMAKSIZIN İADE EDİLECEK VERGİLERİN MİKTARLARI İLE İADEDE TEMİNAT OLARAK
KABUL EDİLECEK KIYMETLER
Gelir veya kurumlar vergisi
beyannamelerine göre hesaplanan gelir veya kurumlar vergilerinden, beyannameye
dahil kazançlar üzerinden daha önce tevkif suretiyle kesilen vergiler mahsup
edilmekte, artan kısmı mükellefe iade edilmektedir. Bu vergilerin iadesine
ilişkin işlemler 169 ve 177 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinde yer
alan usul ve esaslar çerçevesinde yürütülmektedir.
177 Seri No.lu Gelir Vergisi
Genel Tebliğinde yer alan 100.000.000.– liralık tutar bu Genel Tebliğin yayımı
tarihinden itibaren 200.000.000.– liraya yükseltilmiştir.
Buna göre:
a) Mahsuplar sonunda kalan ve
tutarı 200.000.000.– lira ve daha az olan vergilerin tamamı teminat aranmaksızın
ve inceleme yapılmaksızın iade edilecektir.
b) 200.000.000.– lirayı aşan
vergilerin ise 200.000.000.– lirası (Birden fazla takvim yılına sirayet eden
inşaat ve onarma işlerine ait istihkaklardan tevkif yoluyla kesilen vergilerde
200.000.00.– liranın tamamı ile fazlasının % 30'u) teminat aranmaksızın ve
inceleme raporu beklenmeksizin red ve iade edilecektir. Bu miktarları aşan
vergilerin iadesi veya bu vergiler için verilen teminatın çözülmesi daha önce
olduğu gibi yine inceleme raporuna dayanılarak yapılacaktır.
Öte yandan, yukarıda belirtilen
tutarların üzerindeki iadeler 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usülü
Hakkında Kanununun 10 uncu maddesine göre (5 numaralı bendinde sayılanlar hariç)
teminat verilmesi karşılığında inceleme raporu beklenmeksizin
yapılacaktır.
Buna göre, tevkif suretiyle
kesilen vergilerin iadesinde mükelleflerce verilecek aşağıda sayılan kıymetler
teminat olarak kabul edilecektir.
– Para,
– Bankalar tarafından verilen
teminat mektupları,
– Hazine tahvil ve
bonoları,
– Hükümetçe belli edilecek milli
esham ve tahvilat. Bu esham ve tahvilat, teminatın kabul edilmesine en yakın
borsa cetvelleri üzerinden % 15 noksanıyla değerlendirilir.
III – VERGİ ALACAĞI ÜZERİNDEN HESAPLANAN FON
PAYININ MAHSUBU
Tam mükellef kurumlardan alınan
kar payları ile bu kar paylarının 1/3'ü olarak hesaplanan vergi alacağının
beyanı ve mahsubuna ilişkin açıklamalar, 19 Ocak 1996 tarih ve 22528 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanan 191 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde
yapılmıştır.
Tam mükellef kurumlardan alınan
kar paylarının menkul sermaye iradı veya başka bir adla yıllık beyanname ile
beyan edildiği durumda, kar payının 1/3'ü oranında bir tutar vergi alacağı
olarak hesaplanmakta ve kar payına ilave edilerek beyan edilmektedir. Vergiye
tabi gelir (matrah) içinde yer alan vergi alacağı, gelir vergisi matrahı
üzerinden hesaplanan toplam gelir vergisinden mahsup edilmektedir.
3824 sayılı Kanunun 18'inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yıllık beyanname ile beyan
edilen vergi matrahı üzerinden hesaplanan gelir vergisinin (beyannameye dahil
ücret geliri varsa bu gelire isabet eden vergi hariç) % 10'u oranında ayrıca fon
payı hesaplanmaktadır.
Vergi alacağı dahil kar
paylarının yıllık beyanname ile beyan edildiği durumda, toplam gelir vergisi
üzerinden hesaplanan fon payından vergi alacağı üzerinden % 10 oranında
hesaplanan fon payı yıllık beyannamedeki XV No'lu Tablonun 133 Mahsup satırında
gösterilmek suretiyle mahsup edilecektir.
Örneğin, vergi alacağı dahil kar
payı toplamı (675.000.000+225.000.000 =) 900.000.000 lira olan bir mükellefin
hesaplanan gelir vergisi 306.000.000 lira olup, vergi alacağı olan 225.000.000.–
liranın mahsubundan sonra ödenecek vergi 81.000.000.– liradır. Hesaplanan gelir
vergisi üzerinden alınacak fon payına ait meblağ ise (306.000.000x%10=)
30.600.000 lira olarak hesaplanacaktır. Buna göre, bu tutardan vergi alacağına
isabet eden (225.000.000x%10=) 22.500.000.– lira fon payı tutarı düşüldükten
sonra kalan 8.100.000 lira ödenecek fon payı tutarı olacaktır.
Vergi alacağı tutarı üzerinden
hesaplanan fon payı tutarının, gelir vergisi üzerinden hesaplanan fon payı
tutarından daha fazla olması halinde artan fon payı ile ilgili olarak mahsup
veya iade yapılmayacağı tabiidir.
Tebliğ olunur.
(*) Danıştay 4. Dairesinin
17.3.1999 tarih E. 1998/594 K: 1999/1152 sayılı Kararı ile I/4-b Bölümü İptal
Edilmiştir.