1. GÖÇMEN VE MÜLTECİ MUAFLIĞI
YÖNÜNDEN :
Bilindiği üzere 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 17 nci maddesinde "İskân Kanunu hükümlerine göre göçmen ve
mülteci sayılanlarla, yerleştirilenlerin, mezkûr kanunda kazanç vergisi muaflığı
için konulan kayıt, şart ve sürelerle bir takvim yılı içinde elde ettikleri
kazanç ve iratların 6000 lirası gelir vergisinden müstesnadır.
Bu istisnanın menkul sermaye
iradı üzerinden alınacak verginin tevkif yoluyla kesilen kısmına şümulü yoktur."
denilmiştir.
Görüldüğü gibi, madde hükmünde,
menkul sermaye iradı üzerinden alınacak verginin tevkif yoluyla kesilen kısmı
hariç olmak kaydıyla, kazanç ve iratların 6000 lirasının gelir vergisinden
müstesna olduğu açık ve kesin bir şekilde hükme bağlanmıştır.
G. V. K. nun birinci maddesi
hükmüne göre, bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratlarının sâfi
tutarı, gerçek kişilerin gelirleri ifade etmektedir.
Aynı kanunun ikinci maddesinde
de, gelire giren kazanç ve iratlar tadadi bir, şekilde açıklanmış, bunlar
arasında, ücret de yer almıştır.
Şu hale göre, göçmen ve mülteci
muaflığı şartlarını haiz olan hizmet erbabının bir takvim yılı içinde aldığı
ücretlerin 6000 lirasının da, gelir vergisinden istisna edilmesi lâzım
geldiğinde hiç bir şekilde tereddüd varid olmamak gerekir.
Diğer taraftan, 2510 sayılı iskân
Kanununun 5098 sayılı kanunla değişik 37 nci maddesinde, hükümetçe iskân
edilenler için bunların yurda geldiği, serbest iskâna tabi olanlar için ise,
muhacir kâğıdının verildiği yılı takip eden yılın muafiyet başlangıcı olarak
alınacağı açıklanmıştır.
Ancak, kanunda, muhacirler
haricinde kalanların muafiyetlerinin hangi tarihte başlıyacağı açıkça
gösterilmemişse de, mezkûr kanunun 8 inci maddesinde yer alan (muhacirlerin
hududdan girdiği, mültecilerin yerleşme talebinde bulundukları, göçebelerin ve
içerde yerleştirilenlerin iskânına başlandığı tarihten muafiyet başlangıcına
kadar geçecek zaman zarfında mezkür vergiler aranmaz) şeklindeki hükme nazaran,
muhacirler haricinde kalanların muaflıklarının, mültecilerde yerleşme talebinde
bulundukları, göçebelerle, içerde bir yerden diğer bir yere yerleştirilenlerde
de, bunların iskânlarına başlandığı tarihi takip eden yıl başından başlaması,
kanun koyucunun maksadına uygun düşmektedir.
Belirtilen bu durum
muvacehesinde, göçmen ve mültecilerle yerleştirilenlerin, durumlarını tevsik
etmeleri kaydıyla, yukarda işaret edilen tarihten itibaren beş yıl süre ile bir
takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratlarının 6000 lirasının gelir
vergisinden istisna edilmesi icap eder.
Göçmen ve mülteci muaflığının
kazanç ve iratlara ne suretle tatbik edileceği hususuna gelince :
a) Ücretlerde :
1. Geliri münhasıran vergisi
tevkif suretiyle alınan ücretlerden ibaret olanlarda, hizmet erbabının bir
takvim yılı içinde aldığı ücretlerden -sigorta primi veya emekli aidatı hariç-
bu ücretler, 6000 liraya baliğ oluncaya kadar gelir vergisi tevkifatı
yapılmaması, 6000 lirayı aşmasını müteakip vergi tevkif edilmeye başlanılması
lâzım gelir.
2. Ücretlerin, G. V. K. nun 87/4
maddesi gereğince yıllık beyanname ile bildirilmesi halinde, beyan olunan toplam
sâfi ücretten 6000 liranın tenzil edilmesi ve kalan miktar üzerinden vergi
hesaplanması icap eder.
3. Gelirin, ücretle birlikte
diğer gelir unsurlarından teşekkül etmesi ve ücretin yıllık beyanname ile
bildirilmesi gerekli olan hallerde, takvim yılı içinde alınan ücretlerin
tutarının, 6000 lirayı aşıp aşmadığına bakılmaksızın, bu ücretlerden vergi
tevkif olunması, 6000 liralık istisnanın, beyan olunan toplam sâfi gelire
uygulanması gerekir.
4. Götürü usulde vergiye tabi
olan ücretlere, söz konusu
istisnanın –hizmetin ifa olunduğu bütçe yılının ikinci ayında– vergilerinin tarh
edilmesi sırasında uygulanması ve beş yıllık muafiyet süresinin de, göçmenlerde,
göçmen belgesinin verildiği; mültecilerde, yerleşme talebinde bulundukları; yurt
içinde bir yerden bir yere yerleştirilenlerde, iskânlarına başlandığı tarihi
takip eden bütçe yılı başından itibaren hesaplanması iktiza eder.
b) Diğer kazanç ve iratlardâ :
Mükelleflerin gelirlerinin ücret
dışındaki kâzanç ve iratlardan oluşması halinde, söz konusu muafiyetin, beyan ve
tarhiyat sırasında nazara alınması lâzım gelir.
c) Aile reisi beyanında
:
G. V. K. nun 93. maddesi
gereğince gelirleri aile reisi tarafından beyan olunan eşlerin de, aynı esaslar
dairesinde göçmen ve mülteci muaflığından faydalandırılmaları yani, eş için de
ayrıca 6000 liralık istisnanın uygulaması icap eder.
II – EN AZ GEÇİM İNDİRİMİ
YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa
göre gelir vergisine tabi mükellefler tam ve dar mükellefiyet esasında olmak
üzere iki şekilde vergilendirilirler. Türkiye'de yerleşmiş olanlar tam
mükellefiyetin (G. V. K. Md. : 3) yerleşmiş olmıyanlar ise, dar mükellefiyetin
(G.V.K. Md. : 6) mevzuuna girerler. Öte yandan, dar mükellefiyete tabi olanlar
en az geçim indiriminden istifade edemezler (G.V.K. Md. :36).
Bu gibilerin, Türkiye'de
gelirleri mevcut olduğu takdirde, bu gelirin vergisi, indirimsiz olararak
hesaplanır.
Buna mukabil, sözü edilen
işçilerin Türkiye'deki eşleri, tam mükellefiyete dahil olduğundan, bunların
Türkiye'de elde ettikleri gelirlerine, en az geçim indirimi uygulanmak lâzım
gelir. Bu takdirde eşin gelirine tatbiki icabeden indirim tutarı, dar
mükellefiyete tabi aile reisine mahsus indirim miktarı hariç, kendisinin ve
varsa çocuklarının istifade edeceği indirim hadleri toplamı olmak gerekir.
III – YILLIK BEYANNAMENİN
VERİLMESİ VE VERGİNİN ÖDENMESİ YÖNÜNDEN:
Gelir Vergisi Kanununun 108 inci
maddesinde, Gelir Vergisinde, takvim yılı içinde mükellefiyetin kalkması
halinde, vergilendirme döneminin takvim yılı başından mükellefiyetin kalkması
tarihine kadar geçen süreye inhisar edeceği hükme bağlanmış, 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun 161 - 164 üncü maddelerinde de, mükellefiyeti sona erdiren
hallerin, işi bırakma, tasfiye ve iflâs, nakil ve ölüm olduğu, buna mukabil
işlerin her hangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulması halinin,
mükellefiyeti sona erdirmiyeceği belirtilmiştir.
Bu hükümler muvacehesinde,
a) Seyahat, tedavi veya vergiye
tabi olmalarını gerektiren iş veya faaliyetlerinin icabı olarak –işlerini terk
etmeleri söz konusu olmaksızın– yurt dışına çıkanların mükellefiyetlerinin sona
erdiği düşünülemiyeceğinden, bu durumda olanların beyannamelerini G. V. K. nun
92. maddesinin birinci fıkrasında yazılı normal beyan süreleri içinde vermeleri,
götürü usule tabi olanların da, aynı kanunun 109. maddesinin 3 numaralı bendinde
yazılı süre içinde vergilerini tarh ettirmeleri, bunlar hakkında 92. maddenin
son fıkrası hükmü ile 109. maddenin sondan bir önceki fıkrası hükmünün
uygulanmaması lâzım gelir.
Şu kadar ki, vergi dairesince bu
gibilerden yabancı asıllı olmaları veya sair sebepler dolayısiyle bir daha
memlekete dönmiyecekleri müşahade ve tahmin olunan kimselerden, memleketin terk
edilmesi sırasında riayet edilmesi gereken hususların, yerine getirilmesinin
isteneceği ve keyfiyetin önemle takip edileceği tabiidir.
b) Çalışmak amacı ile yurt dışına
çıkan işçilerin, yukarıda ikinci bölümde belirtildiği üzere, yurt dışında
yerleşmiş ve dolayısiyle Türkiye'yi terketmiş sayılmaları gerektiğinden, bu
kabil şahısların, mükellefiyetlerinin sona erdiğinin kabulü ile, G. V. K. nun 92
nci maddesinin son bendine göre memleketi terkten önceki 15 gün içinde bağlı
bulundukları vergi dairesine beyanname verip 109 uncu maddede belirtilen süre
içinde vergilerini tarh ettirip ödemeleri, götürü usulde vergiye tabi olan
mükelleflerin de 109 uncu maddenin 2 nci fıkrasına uygun olarak memleketi terke
tekaddüm eden 15 gün içinde vergilerini tarh ettirip ödemeleri icap
eder.
Bilgi edinilmesi
ve gereğince işlem ifası rica olunur.