Bilindiği üzere, Borçlar
Kanununun 520 nci maddesinin 2 nci fıkrasına göre bir ortaklık ticaret kanununda
tarif edilen ortaklıkların mümeyyiz vasıflarını haiz değil ise adi ortaklık
sayılır.
Bu durum karşısında,
1. Tapu kayıtlarına göre
müşterek mülkiyet halinde işletilen Zirai işletmelerde küçük çiftçi muaflığı
:
Türk Medenî Kanununun 623 üncü
maddesinin birinci fıkrasında "Birden ziyade kimseler şaiyan bir şeye malik olur
ve hisseleri bilfiil taksim edilmemiş bulunursa onlar, o şeyin hissedarıdırlar"
denilmek suretiyle müşterek mülkiyetin tarifi yapılmıştır. Mezkûr hükmün
incelenmesinden de anlaşılacağı üzere; müşterek mülkiyeti karakterize eden, onun
hususiyetini teşkil eden nokta, gayrimenkulün hukuki bir surette taksim edilmiş
olmasıdır. Başka bir deyimle hisse miktarı malum ve fakat şeyin hangi şahsa ait
bulunduğu gayrimalûmdur. Sadece her malikin ideal ve hukukî hissesi malûmdur.
Onun içindir ki; ister kanundan
isterse alelûmum hukuk münasebet ve tasarruflarından doğmuş bulunsun müşterek
mülkiyete konu teşkil eden arazi üzerinde ziraat yapanların bu faaliyetlerinin
ortaklık olarak kabul edilmesi ve gerek işletme büyüklüğü ve gerekse satış
tutarı ölçüsünün topluca nazara alınması mecburi bulunmaktadır.
Bu takdirde ortaklardan
herbirinin mükellef huzuru ile düzenlenecek inceleme raporları veya yoklama
fişleriyle gerçek hisse miktarlarının tesbiti ve ona göre vergilendirme işlemine
tevessül olunması gerekir.
2. Tapuda ana veya baba
veyahut da her ikisi adına kayıtlı olup ana, baba ve reşit çocuklar tarafından
birlikte işletilen ziraî işletmelerde küçük çiftçi muaflığı :
Bilindiği üzere; kanunlarımızda
çocukların ana veya baba veyahut her ikisi ile ortak olarak ziraî işletme
işletmelerini engelliyen bir hüküm bulunmamaktadır Gelir Vergisi Kanununun 202
sayılı Kanunla değişik 10 ncu maddesinin ikinci fıkrasında; aile reisi beyanına
tabi ziraî gelirlerde işletme büyüklüğü ve yıllık satış tutarlarının; aile
reisi, eş ve küçük çocuklar için topluca nazara alınacağı açıklanmış, üçüncü
fıkrasında da, ortaklıklarda küçük çiftçi muaflığının, ortaklığın işletme
büyüklüğü ve yıllık satış tutarı ölçülerine göre tayin edileceği hükme bağlanmış
bulunmaktadır.
Bu itibarla, ortaklık halinde
yürütülen ziraî faaliyete ait eşin ziraî geliri aile reisi beyanına tabi olmakla
beraber reşit çocukların herbirinin işletmenin ortağı olarak kabul edilmeleri ve
hasılattan hisselerine isabet eden miktar üzerinden vergilendirilmeleri
lâzımdır.
Ancak tatbikatta mükelleflerin
vergiden kaçınmak ve müterakki nisbetten kurtulmak amacıyla işletme ile ilgisi
bulunmayan reşit çocukları adına da mahsul satışları göstermek suretiyle
muvazaalı yollara baş vurdukları görülmektedir. Onun içindir ki bu şekilde
ortaklık tesis eden mükelleflerin durumlarının inceleme raporu veya yoklama
fişleriyle tesbit edilmesi ve ondan sonra vergilendirme işlemine tevessül
olunması halinde yersiz uyuşmazlıklar önlenmiş olacaktır.
3. Veraset tarikiyle, intikal
edip varisler tarafından tapuda ifraz muamelesi yapılmayan ziraî işletmelerde
küçük çiftçi muaflığı:
Bilindiği üzere; 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 202 sayılı Kanunla değişik 10 uncu maddesinin 3 üncü
fıkrasında "Ortaklıklarda küçük çiftçi muaflığı, ortaklığın işletme büyüklüğü ve
yıllık satış tutarı ölçülerine göre tayin edilir. Ortaklığın birden fazla
işletmeye taallûk etmesi veya işletmelerin ayrı ayrı mahallerde hazırlanması
durumu değiştirmez" denilmektedir. Bu hükme nazaran küçük çiftçi muaflığının
tayininde mirasçıların miras yolu ile tesahüp eyledikleri iştirak halindeki
mülkiyete dahil araziyi kısımlara ayırarak müstakilen işletmeyip topluca
işletmeleri halinde gerek işletme büyüklüğü gerekse satış tutarı ölçülerinin
toplu olarak nazara alınması icap eder
Medenî Kanunun 581 inci maddesine
göre mirasçı birden ziyade ise tereke mirasçıların mülkü olup mirasçılar bunun
üzerinde müşterek tasarruf ederler. Aynı maddede mirasçıların intikaller
dolayısiyle bir miras şirketi meydana getirdikleri ayrıca 629 uncu madde
mucibince mirasçıların intikal eden mallar üzerinde iştirak halinde mülkiyet
hakkına sahip oldukları ve her birinin hakkının o şeyin tamamına sari olacağı
belirtilmiştir.
Bu hükümler muvacehesinde,
veraset yolu ile intikallerde ziraî kazançlara ait ölçülerin, iştirakin zevali
veya ifraza kadar toplu olarak nazara alınması icap eder. Görülüyor ki Medenî
Kanun irsen vaki intikalleri müşterek mülkiyet değil, iştirak halinde mülkiyet
olarak kabul etmektedir. Diğer taraftan ölen bir kimsenin kanunî veya mansup
mirasçılarına intikal eden her hangi bir ziraî işletme üzerindeki iştirak
halindeki mülkiyetin, mirasçılar arasında taksim edilerek her mirasçıya ait
hissenin tapu siciline ayrı ayrı tescil edilmemesi halinde hissedarların mezkûr
ziraî işletmeyi ortaklık halinde devam ettirdiklerinin kabulü zaruridir.
Bu duruma göre küçük çiftçi
muaflığının tayininde irsen intikal eden ziraî işletmenin tamamının yüz ölçümü
ile bu işletmeden ayni takvim yılında elde edilen mahsulâtın satış bedellerinin
toplu olarak nazara alınmak suretiyle varislerin vergilendirilmesi icap eder.
Bilgi edinilmesi ve gereğinin
buna göre yapılması rica olunur.