193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun 1137 sayılı Kanunla değişik 96 ncı maddesinin 2 numaralı fıkrasında,
vergi tevkifatına tabi tutulmuş bulunan dağıtılmayan kazançların, sonradan tam
mükellefiyete tabi ortaklara nakden veya hesaben ödenmesi halinde, tüzel
kişilere ait olan kâr paylarından bu fıkra hükmüne istinaden evvelce tevkif
edilmiş olan vergilerin, mahsup hükümleri dairesinde tevkifatı yapan kuruma red
ve iade olunacağı hükme bağlanmıştır.
Söz konusu fıkra hükmünde,
"mahsup hükümleri dairesinde" denilmekle birlikte, aynı kanunun 121. maddesi ile
tam bir uyuşma bulunmamasından, bu hükümle özel bir mahsup müessesesinin
getirilmek istenildiği ve 91 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin konuya
ilişkin kısmında vergilerin iadesine ait talep süresinin anılan 121. madde
hük-müne uygun olarak vergi dairesi tarafından yapılmış bir bildiri
bulunmamasına rağmen bir yılla sınırlandırılmış olmasının yerinde olmadığı
sonucuna varılmıştır.
Buna göre;
1. Tüzel kişi ortağa nakden veya
hesaben ödenen kâr payından, evvelce dağıtılmıyan kurum kazancı olarak kesilmiş
bulunan vergilerin, tevkifatı yapan kurumca, dağıtımın yapıldığı yılla ilgili
olarak verilen muhtasar beyanname üzerinden hesaplanan stopaj gelir vergisine
mahsup edilmesi, mahsubu yapılan miktar bu kerre hesaplanan vergiden fazla
olduğu takdirde, aradaki
farkın vergi dairesi tarafından kuruma bildirilerek şirketçe, vergi dairesi
yazısının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde vergilerin geri
alınmak üzere vergi dairesine müracaat olunması, bir yıllık süre içinde müracaat
edilmemesi halinde; şirketin iade edilecek vergilere ilişkin hakkının düşmesi,
2. Dağıtımın yapıldığı yılla
ilgili olarak muhtasar beyanname verilmesinin söz konusu olmadığı, yani mahsup
imkânının bulunmadığı hallerde, evvelce belirtilen şekilde kesilmiş olan
vergilerin, Vergi Usul Kanununun düzeltmeye ilişkin hükümleri dairesinde red ve
iade olunması,
Uygun bulunmuştur.
Bilgi edinilmesi ve gereğinin
buna göre yapılması rica olunur.