I – İSTİSNA ve MUAFLIKLAR :
a) Dar Mükelleflere İlişkin Menkul Kıymet
Satış Kazancı, Mevduat Faizi İstisnaları ve İhracat Muaflığı :
Gelir Vergisi Kanununun 6 ncı
maddesinde yer alan, dar mükelleflerin menkul kıymet satışından doğan kazançları
ile mevduat faizlerinin Gelir Vergisi dışında bırakılmasına ilişkin hüküm 2361
Sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile kaldırılmış bulunmaktadır.
Ayrıca, Gelir Vergisi Kanununun
7/1 nci maddesinin parantez içi hükmünde yer alan ve ihraç edilmek üzere
Türkiye'de satın aldıkları veya imal ettikleri malları Türkiye'de satmaksızın
yabancı memleketlere gönderen dar mükelleflerin bu işlerden doğan kazançlarını
vergi dışı bırakan hüküm de 2361 Sayılı Kanunun 3 ncü maddesiyle
kaldırılmıştır.
Değişikliğin yürürlüğe girdiği 1
Ocak 1981 tarihinden itibaren elde edilecek söz konusu kazanç ve iratlar, Gelir
Vergisi Kanununun ilgili hükümleri gereğince vergiye tabi tutulacaktır.
b) Esnaf Muaflığı :
Gelir Vergisi Kanunun vergiden
muaf esnafa ilişkin 9 ncu maddesinde yapılan değişiklikle;
1. Gıda maddelerinin pazar takibi
suretiyle satışını yapanlar,
2. Köylerde bir işyeri açmak
suretiyle perakende ticaret işiyle uğraşanlar,
3. 60 yaşını doldurmuş küçük
sanat ve gezici perakende ticaret erbabı,
esnaf muaflığı kapsamından
çıkarılmışlardır.
Yukarıda sayılan işlerle
uğraşanlar 1 Ocak 1981 tarihinden itibaren götürü usule tabi olmanın diğer
şartlarını taşımaları kaydıyla götürü usulde Gelir Vergisi mükellefi olarak
vergiye tabi tutulacaklardır.
Ayrıca, ticaret ve sanat
erbabının esnaf muaflığından yararlanabilmeleri için 9 ncu maddenin ilgili
bentlerinde yazılı şekil ve surette çalışmaları yanında yıllık alış, satış veya
hasılat tutarlarının, götürü usule tabi olmanın özel şartlarını belirleyen 193
Sayılı Gelir Vergisi Kanununun değişik 48 nci maddesinde yazılı hadlerin
yarısını aşmaması gerekir. Buna göre, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun değişik
9 ncu maddesindeki şartları taşısalar bile; yıllık alış, satış veya hasılat
tutarları 48 nci maddedeki hadlerin yarısını aşanlar esnaf muaflığından
faydalanamayacaklar ve götürü usulde vergilendirileceklerdir. Şu kadar ki 9 ncu
maddede yazılı şekil ve surette çalışan ticaret ve sanat erbabının yıllık alış,
satış veya hasılat tutarlarının 48 nci maddede yazılı hadlerin iki katını aşması
durumunda bu mükellefler gerçek usulde vergilendirileceklerdir.
Öte yandan, Gelir Vergisi
Kanununa 2361 sayılı Kanunla eklenen Geçici 2 nci madde hükmü gereğince; 1980
takvim yılında esnaf muaflığından yararlanmakla birlikte alış, satış veya
hasılat tutarları değişik 48 nci maddede yazılı hadlerin yarısını aşmayan
ticaret ve sanat erbabı; esnaf muaflığına ilişkin şartları taşımaları kaydiyle
1981 yılında da muafiyetten yararlanabileceklerdir. 1980 yılı içindeki alış,
satış veya hasılat tutarları mezkûr hadlerin yarısını aşmakla birlikte iki
katını aşmayan ticaret ve sanat erbabı 1981 yılında götürü usulde, iki katını
aşanlar ise gerçek usulde vergilendirileceklerdir.
Diğer taraftan, 9 ncu maddede
sayılan şartları haiz olduğu halde Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine
devamlılık ve bağlılık arz edecek şekilde faaliyette bulunanlar da esnaf
muaflığından istifade edemeyeceklerdir.
Yapılan değişiklikle esnaf
muaflığının kapsamı dışında bırakılan bu mükellefler Gelir Vergisi Kanunu
hükümlerine göre yukarıdaki açıklamalar gereğince götürü veya gerçek usulde
mükellefiyetlerini tesis ettireceklerdir. Ancak, bu mükellefler, Gelir Vergisi
Kanununun değişik 117 ve Mükerrer 117 nci maddelerinin uygulanması bakımından
takvim yılı içinde işe başlamış kabul edileceklerdir.
c) Küçük Çiftçi Muaflığı :
Bilindiği üzere; 193 Sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 11 nci maddesine göre ticari ve mesleki kazançları dolayısıyla
gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olanlar 12 ve 13 ncü maddelerde yazılı
muaflık ölçülerinin yarısını aşmamak şartı ile küçük çiftçi muaflığından
yararlanabilmekte idiler. 2361 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle getirilen yeni
hüküm gereğince bu mükellefler 1.1.1981 den itibaren küçük çiftçi muaflığından
faydalanamayacaklardır.
Aynı maddede yapılan bir diğer
değişiklik uyarınca bir biçerdöver veya benzeri mahiyetteki bir motorlu araca
veya 25 beygir gücünden fazla bir adet traktöre yahut toplam güçleri 25 beygir
gücünü aşan birden fazla traktöre sahip olan çiftçiler de küçük çiftçi
muaflığından faydalanamayacaklardır. Bu şekilde küçük çiftçi muaflığı kapsamı
dışında kalan çiftçiler 1981 yılında götürü gider usulünde veya diledikleri
takdirde, gerçek usulde Gelir Vergisine tabi tutulacaklardır.
Öte yandan, Gelir Vergisi
Kanununun küçük çiftçi muaflığında İşletme büyüklüğü ölçülerini belirleyen 12
nci maddesinde yapılan düzenleme ile 1.1.1981 tarihinden itibaren zirai mahsul
grup sayıları artırılmış ve büyüklükler yeniden tespit edilmiş; satış hasılatı
ölçüsünü düzenleyen 13 ncü maddede yapılan değişiklikle de daha önce balıkçılar
için 75.000 lira, diğerleri için 60.000 lira olan satış tutarı ölçüsü 250.000
lira olarak belirlenmiştir.
Bilindiği gibi, muaflık
şartlarını kaybedenler, müteakip takvim yılından itibaren Gelir Vergisine tabi
olmaktaydılar. Ancak, Gelir Vergisi Kanununun muaflıktan mükellefliğe geçişle
ilgili 14 ncü maddesinde yapılan değişikliğe göre yıl içinde satış hasılatı veya
işletme büyüklüğü yönünden muaflık sınırını aşanlar, o takvim yılı başından
itibaren mükellefiyete gireceklerdir. Dolayısıyle 1.1.1981 tarihinden itibaren
250.000 liraya yükseltilmiş bulunan satış tutarı ölçüsünü ve tesbit edilen yeni
işletme büyüklüğü ölçülerini aşmayanlar 1981 yılında küçük çiftçi muaflığından
faydalanacaklardır. Çiftçilerin gelir vergisi karşısında küçük çiftçi olup
olmadıkları Gelir Vergisi Kanununun değişik 12 ve 13 ncü maddelerinde yazılı
işletme büyüklüğü ve yıllık satış tutarı ölçüleri ayrı ayrı nazara alınarak
tayin edilecektir. Bu ölçülerden herhangi birini aşanlar küçük çiftçi
muaflığından faydalanamayacaklardır.
Diğer taraftan Gelir Vergisi
Kanununun 11 nci maddesine eklenen son fıkra hükmüne göre küçük çiftçi muaflığı,
aynı Kanunun 94 ncü maddesi uyarınca Zirai ürünlerin alış bedelleri üzerinden
yapılacak tevkifata şamil bulunmadığından, küçük çiftçi muaflığından faydalanan
çiftçilerin sattıkları zirai ürünlerin bedellerinden de sözkonusu tevkifat
yapılacaktır.
d) Göçmen ve Mülteci Muaflığı
:
Gelir Vergisi Kanununun 17 nci
maddesinde yer alan göçmen ve mülteci muaflığında yapılan değişiklik, yalnızca
6.000 liralık haddin 60.000 liraya yükseltilmesine ilişkin olup, bunun dışında
daha önce yayınlanmış Tebliğlerde yer alan esaslar gereğince işlem
yapılacaktır.
e) Serbest Meslek Erbabında Yaşlılık
Muaflığı, Zirai Kazançlarda ve Maden Suları Kazançlarında İstisna
:
1. Serbest Meslek Erbabında Yaşlılık Muaflığı
:
2361 Sayılı Kanunla Gelir Vergisi
Kanununun Mükerrer 17 nci maddesinde yer alan serbest meslek erbabında yaşlılık
muaflığına ilişkin hüküm, yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle, 60 yaşını
doldurmuş serbest meslek erbabı, götürü usule tabi olmanın şartlarını taşımaları
kaydıyla, 1.1.1981 tarihinden itibaren götürü usulde
vergilendirilecektir.
2. Zirai Kazançlarda İstisna :
2361 Sayılı Kanunla Gelir Vergisi
Kanununun zirai kazançlarda istisnayı düzenleyen 19 uncu maddesi hükmü
yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle 10.000 lirayı aşmayan safi zirai kazanca
uygulanan 2.500 liralık istisna, 1981 ve takip eden takvim yıllarına ilişkin
zirai kazançlara uygulanmayacaktır.
3. Maden Suları Kazançları İstisnası
:
2361 Sayılı Kanunla Gelir Vergisi
Kanununun 20 nci maddesinde yer alan maden suları kazançlarına ilişkin istisna
hükmü, kaldırılmıştır. Bu nedenle, maden suları kazançları istisnasından
yararlananlar, 1.1.1981 tarihinden itibaren mükellefiyetle ilgili ödevlerini
yerine getirmek zorundadırlar.
f) Serbest Meslek Kazançlarında İstisna
:
Gelir Vergisi Kanununun serbest
meslek kazançlarında istisnayı düzenleyen 18 nci maddesinde yapılan
değişiklikle, istisna kapsamına mucitlerin ihtira beratları ve müelliflerinde
fakülte, akademi ve yüksek okullarda yayınlanan bilimsel mahiyetteki makaleleri
karşılığında elde ettikleri hasılat eklenmiş; ayrıca istisna edilecek hasılat
miktarı, yurt içinde elde edilenler için 10.000 liradan 200.000 liraya; yurt
dışında elde edilenler için de 40.000 liradan 400.000 liraya yükseltilmiştir.
Yapılan diğer bir değişikliklede, maddede sayılan kazançların arızi olarak elde
edilmesi halinde mezkûr istisnadan faydalanılacağı hususuna açıklık
getirilmiştir.
g) Gayrimenkul Sermaye İratlarında İstisna
:
Gelir Vergisi Kanunu'nun 21.
maddesinde 2361 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle binaların mesken olarak
kiraya verilmelerinden bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı 120.000
lirayı aşmayan gayrisafi hasılatın, 40.000 lirası gelir vergisinden istisna
edilmiştir. Ancak elde edilen gayrisafi hasılatın 120.000 lirayı aşması halinde
tamamı vergiye tabi tutulacaktır.
Vergi Usul Kanununun 156 ncı
maddesinde; ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; bu faaliyetlerin
icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yer olarak
tanımlanmıştır.
Bu itibarla, mesken olarak kiraya
verilen gayrimenkuller için kabul edilmiş bulunan 40 bin liralık istisnanın aynı
zamanda işyeri olarak kiralanan binalar için uygulanması mümkün
bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, bu istisna 1 Ocak
1981 tarihinden itibaren elde edilecek gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin
olup, 1980 yılında ilde edilen gayrimenkul sermaye iratlarına Gelir Vergisi
Kanununa 2361 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8 nci madde hükmü saklı kalması
kaydıyla değişiklikten önce mevcut eski hükümler uygulanacaktır.
h) Menkul Sermaye İratlarında istisna :
Daha önce Gelir Vergisi
Kanunu'nun 22 nci maddesinde tasarruf mevduat faizlerine tanınmış olan yılda 500
liralık istisna yeni düzenleme ile kaldırılmış bulunmaktadır. Bu nedenle
tasarruf mevduatlarına 1.1.1981 tarihinden itibaren tahakkuk ettirilecek
faizlerin tamamı vergi tevkifatına tabi tutulacak ve anılan istisna
uygulanmıyacaktır.
Öte yandan, Döviz Tevdiat
Hesapları için ödenecek faizlerin tamamı mezkûr madde ile vergiden istisna
edilmiş olup, 1.1.1981 tarihinden sonraki dönemler için bu hesaplara yürütülecek
faizlerden vergi tevkifatı yapılmayacaktır.
i) Ücretlerde İstisnalar
1. Halı ve Kilim İmal Eden İşletmelerde
Çalışan İşçilerin Ücretleri :
Gelir Vergisi Kanununun 23/1 nci
maddesinde 2361 sayılı kanunla yapılan değişiklikle, "Köylerde veya son nüfus
sayımına göre belediye içi nüfusu 5000'i aşmayan yerlerde faaliyet gösteren ve
münhasıran el ile dokunan halı ve kilim imal eden işletmelerde çalışan işçilerin
ücretlerinin" Gelir Vergisinden müstesna tutulması öngörülmüş ve daha önce bu
bentte yer alan sakatlık istisnasına ilişkin hüküm kaldırılmıştir.
Öte yandan, Danıştay'ın müstekar
hâl alan kararları ile benimsendiği üzere Gelir Vergisi Kanununda ücret geliri
elde eden hizmet erbabından yalnızca bedenen çalışanlara işçi denilmektedir.
Bu durum ve yukarıda belirtilen
düzenleme uyarınca 442 sayılı kanuna gere köy sayılan veya son nüfus sayımına
göre belediye içi nüfusu 5000'i aşmayan yerlerde münhasıran el ile dokunan
halı,ve kilim imal eden işletmelerde ve sadece halı ve kilim dokuyan işçilerin
ücretleri Gelir Vergisinden müstesna tutulacaktır. Belirtilen şekilde faaliyet
gösteren işletmelerde halı ve kilim dokuma işinde fiilen çalışmayan işçiler ile
Gelir Vergisi Kanununu açısından işçi sayılmayan yönetici, müdür, müdür
yardımcısı, şef, ressam, muhasebeci, memur ve sair hizmetlerde bulunanlara
ödenen ücretler, bu istisnadan yararlandırılmayacaktır.
Öteyandan, bir işletmede el ile
dokunan halı ve kilim imalatı yanında makina ile halı ve kilim imalatı da
yapılmakta ise, bu tür işletmelerde çalışan işçilerin ücretlerinin (fiilen el
ile dokunan halı ve kilim imalatında çalışan işçilerin ücretleride dahil) anılan
istisnadan yararlandırılmayarak vergiye tabi tutulması gerekmektedir,
2. Çiftçilerin Yanında Çalışan İşçilerin
Ücretleri :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
Sayılı Kanunla değişik 23/2 nci maddesi uyarınca, "Gelir vergisinden muaf veya
götürü gider usulünde vergiye tabi çiftçilerin ziraat işlerinde bilfiil çalışan
işçilerin ücretleri (Bekçi ve çoban ücretleri dahil)" Gelir Vergisinden istisna
edilmiştir.
Bu bent hükmüne göre, sözkonusu
işçi ücretlerinin Gelir Vergisinden müstesna tutulabilmesi için, işçinin Gelir
Vergisinden muaf veya götürü gider usulüne göre vergiye tabi olan çiftçinin
yanında, fiilen tarım işinde çalışması ve işçi niteliğinde olması şarttır.
Fiilen tarım içinde çalışmayan bekçi ve çoban ücretleri de, anılan maddede yer
alan parantez içi hükümle istisnaya dahil edilmiştir.
Gelir vergisinden muaf veya
götürü gider usulüne göre vergiye tabi çiftçilerin fiilen tarım işinde
çalışmayan işçilerinin ücretleri ile şoför ve makinist ücretleri ve işçi
niteliğinde olmayan teknisyen, yönetici, kâhya gibi hizmet erbabının ücretleri
Gelir Vergisi Kanununun 64/5 nci maddesi uyarınca götürü usulde vergiye tabi
tutulacaktır.
Diğer taraftan yapılan
düzenlemeye göre gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olan, yani defter tutmak
zorunda olan çiftçilerin yanında çalışan hizmet erbabının tamamının ücretleri,
ücretlerin gerçek usulde vergilendirilmesine ilişkin genel esaslara göre vergiye
tabi tutulacaktır.
3. Toprak Altı Maden İşletmelerinde
Çalışanların Ücretleri :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
Sayılı Kanunla değişik 23/3 ncü maddesinde, "Toprak altı işletmesi halinde
bulunan madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili diğer bütün işlerde
çalışanların münhasıran yer altında çalıştıkları zamanlara ait ücretleri"nin
Gelir Vergisinden müstesna tutulması öngörülmüştür.
Bu bent hükmü uyarınca, toprak
altı işletmesi halinde bulunan madenlerde, cevher istihsali ve bununla ilgili
diğer işlerde çalışan işçi, mühendis, topoğraf, jeolog gibi hizmet erbabının
münhasıran yer altında çalıştıkları zamanlara ait ücretleri ile bu tür hizmet
erbabına yıllık dönemler itibariyle yapılan ikramiye veya benzeri nitelikteki
ödemelerin, yer altında çalışılan süreye isabet eden kısımların Gelir
Vergisinden müstesna tutulacaktır. 1.1.1981 tarihinden önceki dönemlere ait bu
tür ücretlere ise 105 seri sayılı Tebliğ esasları uygulanacaktır.
4. Hizmetçilerin Ücretleri :
Gelir Vergisi Kanununun, hizmetçi
ücretlerinin Gelir Vergisinden istisnasına ilişkin 23/6 ncı maddesinde 2361
Sayılı Kanunla yapılan değişiklik, daha önce istisna kapsamına dahil olan
mürebbiye ücretlerinin vergi kapsamına alınmasından ibarettir. Bu tür hizmet
erbabının ücretleri 1.3.1981 tarihinden itibaren götürü usulde vergiye tabi
tutulacaktır.
5. Hizmet Erbabına Ayın Olarak Yemek
Verilmesi Suretiyle Sağlanan Menfaatler :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 23/8 inci maddesinde, "Hizmet erbabına işyerinde veya
müştemilatında bedava yemek vermek suretiyle sağlanan menfaatlerin (Bu amaçla da
olsa hizmet erbabına nakit ve ayın olarak yapılan ödemeler vergiye tabi
tutulur.)" Gelir Vergisinden müstesna tutulması
öngörülmüştür. Yapılan değişiklikle, hizmet erbabına verilecek yemeğin işveren
tarafından hazırlatılması şartı kaldırılmış ve işyerinin müştemilatında
verilecek yemekler de istisna kapsamına alınmıştır. Bu hükme göre, hizmet
erbabına işyerinde veya işyerinin müştemilatında, ayın olarak yemek vermek
suretiyle sağlanan menfaatler Gelir Vergisinden müstesna tutlacak, ancak aynı
amaçla dahi olsa nakit olarak veya erzak vermek suretiyle ayın olarak sağlanan
menfaatler vergilendirilecektir.
6. Emekli, Dul ve Yetim Aylıkları
:
Gelir Vergisi Kanunun 2361 sayılı
Kanunla değişik 23/11 nci madesinde, "Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz
bulunan emekli sandıkları tarafından ödenen emekli, maluliyet, dul ve yetim
aylıklarının (Tüzel kişiliği haiz muhtelif emekli sandıkları tarafından ödenen
aylıklar toplamı; hizmet süresi ve aylık seviyesi aynı olan Devlet memurlarına
ödenen miktardan fazla ise, aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur.)
(Genel, katma ve özel bütçelerden ödenen bu nevi aylıklar dahil) "Gelir
Vergisinden müstesna tutulması öngörülmüştür.
Bu madde hükmüne göre, kanunla
kurulmuş bulunan T.C. Emekli Sandığınca, Devlet memurlarına ödenen emekli,
maluliyet, dul ve yetim aylıkları eskiden olduğu gibi Gelir Vergisinden müstesna
tutlacaktır. Diğer taraftan, tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları tarafından
ödenen emekli, maluliyet, dul ve yetim aylıklarının hizmet süresi ve aylık
seviyesi aynı olan Devlet memurlarına ödenen emekli, maluliyet, dul ve yetim
aylıkları tutarını aşmayan kısmının vergiden müstesna tutulması; aşan kısmın
ise, ücret olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Bu ödemeler vergi tevkifatına
tabi tutulmayacak, ancak istisna haddini aşan kısımları, Gelir Vergisi Kanununun
95/3 üncü maddesi uyarınca elde edenler tarafından verilecek yıllık
beyannamelerde gösterilecek vergilendirilecektir.
7. Çıraklara Yapılan Ücret Ödemeleri
:
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 23/12 nci maddesinde, "2089 sayılı Çırak, Kalfa ve
Ustalık Kanunu hükümlerine tabi çırakların asgari ücreti aşmayan ücretleri"
Gelir Vergisinden müstesna tutulmuştur.
Bu madde hükmü uyarınca, yanında
çalıştırdıkları kişilerin Gelir Vergisi karşısındaki durumlarına bakılmaksızın
2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanununda çıraklar için öngörülen
niteliklere sahip olanlara ödenen ve o gün için geçerli asgari ücreti aşmayan
ücretlerin vergiden müstesna tutulması gerekmektedir. Zira 2089 sayılı kanunun
çırakların ücretlerini tesbit eden hükümleri, eğitim amacıyla çalıştırılan
çıraklar ile fiilen üretime katılan işçilere eş düzeyde ücret ödemesinin mümkün
olmadığının Kanun Koyucu tarafından da benimsenmediğini göstermektedir. Başka
bir ifade ile bir kişinin üretime katılmak veya eğitilmek amaçları ile
çalıştırıldığının tesbitinde en geçerli ölçü 1475 sayılı İş Kanununa göre tesbit
edilen asgari ücret tutarıdır. Bu bakımdan, 2089 sayılı Kanunun çıraklar için
öngördüğü tüm niteliklere sahip olmakla beraber, geçerli asgari ücret düzeyinin
üzerinde ücret alan bir kimsenin o iş yerinde iş veya sanat öğrenmek amacıyla
çalıştığı kabul edilemiyeceğinden, çırak sayılması mümkün değildir. Açıklanan
nedenlerle çıraklık niteliğine sahip olmakla beraber asgari ücret düzeyinin
üzerinde ücret alanlara yapılan ödemelerin tamamı ile, 2089 sayılı Kanunun
hükümlerine göre çırak sayılmayanlara yapılan ödemelerin tamamı vergiye tabi
tutulacaktır.
2089 Sayılı Kanunun çıraklar için
öngördüğü niteliklere sahip olmayanlarla, bu niteliklere sahip olmakla beraber
asgari ücretin üzerinde ücret alanlara yapılan ücret ödemelerinin işverenin tabi
olduğu vergilendirme biçimine göre yani işveren gerçek usulde Gelir Vergisine
tabi ise, gerçek usulde, götürü usulde vergiye tabi ise götürü usulde
vergilendirilmesi gerekmektedir.
8. 60 Yaşını Doldurmuş Hizmet Erbabının
Ücretleri
:
Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü
maddesinin 13 numaralı bendinde yer alan ve götürü usulde vergiye tabi ticaret
ve serbest meslek erbabının yanında çalışan 60 yaşını doldurmuş hizmet erbabının
ücretlerinin vergiden istisna edilmesine ilişkin hüküm, 2361 sayılı Kanunla
kaldırılmıştır.
Bu nedenle, söz konusu hizmet
erbabının ücretleri 1.3.1981 tarihinden itibaren götürü usulde vergiye tabi
tutulacaktır.
j) Gider Karşılıklarında İstisnalar
:
1. 6425 Sayılı Kanuna Göre Yapılan Harcırah
Ödemeleri :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 24/1 inci maddesine göre "Harcırah Kanunu hükümleri
uyarınca yapılan ödemeler" Gelir Vergisinden müstesna tutulmuştur.
Bu hüküm uyarınca, 6245 sayılı
Harcırah Kanunu hükümlerine göre "Memur" kapsamına giren hizmet erbabına yapılan
harcırah ödemeleri vergiden müstesna tutulacaktır. 6245 sayılı Kanun hükümlerine
göre, harcamalara mahsup edilmek üzere yapılan avans ödemeleri ise eskiden
olduğu gibi vergi tevkifatına tabi değildir.
2. 6245 Sayılı Harcırah Kanunu Kapsamı
Dışında Kalan Hizmet Erbabına Yapılan Harcırah Ödemeleri :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
Sayılı Kanunla değişik 24/2 ncı maddesine göre; Harcırah Kanunu kapsamına
girmeyen kamu ve özel kuruluşlarda çalışan hizmet erbabı ile Harcırah Kanunu
kapsamına giren sözleşmeli personele verilen harcırah unsurlarından, gerçek yol
giderlerinin tamamı ile yemek ve yatma giderlerine karşılık olarak verilen
gündelikler; her yıl Bütçe Kanunu ile aynı aylık seviyesindeki Devlet
memurlarına verilen miktarı veya aylık seviyesi, en yüksek Devlet memurunun
üstünde olanlar için Devletçe verilen gündeliklerin en yüksek haddini aşmamak
şartı ile vergiden müstesna tutulacaktır. Harcırah gündelikleri, aynı aylık
seviyesindeki Devlet memuruna verilen gündelikleri veya Devletçe verilen
gündeliklerin en yüksek haddini aşarsa, aşan kısmının ücret olarak vergiye tabi
tutulması gerekir.
Bu tür hizmet erbabının
gündelikleri içinde düşünülmesi zorunlu olan, fiili yemek ve yatma giderlerinin;
mesela, otel ve lokântalarda yaptıkları harcamaların doğrudan veya dolaylı
olarak işveren tarafından üstlenilmesi halinde sözkonusu giderler, yukarıda
açıklanan mukayesede esas alınacak gündelik tutarına dahil edilecektir.
3. Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 24/3 ncü maddesine göre yalnızca kazai ve idari kararlara
dayanılarak tanıklara verilen ücretler Gelir Vergisinden istisna edilmiş olup,
daha önce aynı bentle vergiden istisna edilmiş bulunan bilirkişi ücretleri, bu
defa istisna kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu nedenle, 1.1.1981 tarihinden itibaren bilirkişilere
yapılacak ödemeler, Gelir Vergisi Kanunun değişik 61/5 nci maddesine göre ücret
sayılarak indirimsiz olarak vergi tevkifatına tabi tutulacaktır.
4. Aynı maddenin 5 numaralı
bendinde yapılan değişiklikle daha önce bu bentte mevcut olan ve özel Kanunlarla
kurulan komisyonların memur olmayan üyelerine, bu görevleri dolayısiyle yapılan
ödemeleri vergiden istisna eden hüküm kaldırıldığı ve bu ödemeler Gelir Vergisi
Kanununun 61/3 ncü maddesine göre ücret sayıldığı için mezkür ödemelerinde bilirkişi ücretlerine uygulanan
esaslar çerçevesinde vergi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.
Bu bende 2361 sayılı Kanunla
getirilen yeni hükümle, sayım ve seçim işlerinde çalıştırılanlara özel
Kanunlarına göre ve bu görevleri sırasında yapacakları zaruri masraflar için
verilen gider karşılıkları, Gelir Vergisinden istisna edilmiştir.
k) Tazminat ve Yardımlarda İstisna
:
Gelir Vergisi Kanunun 25/3 ncü
maddesinde 2361 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe göre, kamu idare ve
müesseseleri ile Kanunla kurulan (T.C. Emekli Sandığı, Ordu Yardımlaşma Kurumu,
sosyal Sigortalar Kurumu gibi) sosyal güvenlik kurumları dışında kalan tüzel
kişiliği haiz emekli sandıkları tarafından ödenen tazminat ve yardımların
toplamı, aynı aylık seviyesi ve hizmet süresine sahip Devlet memurlarına ödenen
muktardan fazla olduğu takdirde, aradaki farkın ücret olarak vergiye tabi
tutulması öngörülmektedir. Uygulamada kolaylık sağlamak için bu ödemeler vergi
tevkifatına tabi tutulmayacak; ancak elde edenler tarafından Gelir Vergisi
Kanununun 95/3 ncü maddesi uyarınca verilecek yıllık beyannamede gösterilerek
vergilendirilecektir.
1. Teşvik İkramiye ve Mükafatlarında İstisna
:
1. Aynı Kanunun 29 ncu maddesinin
2 numaralı bendinde yapılan değişiklikle, uçuş ve dalış hizmetleri karşılığında
yapılan ödemelere ilişkin istisnanın kapsamı genişletilmiş, daha önce Türk
Silahlı Kuvvetleri dışında yalnızca Türk Hava Yollarında uçuş maksadiyle
görevlendirilenler için öngörülen istisna, Türk Hava Kurumu ile kanuni ve iş
merkezi Türkiye'de bulunan
müesseseler tarafından uçuş maksadıyla görevlendirilenlere uçuş hizmetleri;
deniz altında dalış yapanlara dalış hizmetleri dolayısıyla yapılan ödemelere de
teşmil edilmiştir.
Sözkonusu istisna fiili uçuş ve
dalış hizmetleri karşılığında yapılacak tazminat, gündelik, ikramiye ve zam
ödemelerine münhasır bulunmaktadır.
2. Aynı maddenin 3 numaralı
bendiyle daha önce spor müsabakalarına iştirak eden profesyonel veya amatör tüm
sporculara ödenen ödül ve ikramiyeler için tanınmış olan istisna; 2361 Sayılı
Kanunla daraltılarak yalnızca amatör sporculara inhisar ettirilmiş
bulunmaktadır. Profesyonel sporcuların elde ettikleri kazançlar, niteliklerine
göre genel hükümler çerçevesinde vergiye tabi tutulacaktır.
3. Diğer taraftan, aynı maddenin
4 numaralı bendinde daha önce mevcut spor kulüplerinin kendi mensuplarına gider
karşılığı olmak üzere yaptıkları ödemelere ilişkin istisna hükmü de, 2361 Sayılı
Kanunla kaldırılmış olup, 1.1.1981 tarihinden itibaren bu tür ödemeler, gider
karşılıklarında istisnalara ilişkin 24 ncü madde hükmü gözönüne alınarak vergiye
tabi tutulacaktır.
Aynı bentte yer alan ve sadece
maç hakemlerine ödenen ücretlere ilişkin istisna hükmü ise yapılan değişiklikle
genişletilmiş ve her türlü spor yarışmalarını yöneten hakemlere yapılan ödemeler
61 nci maddeye göre ücret olarak kabul edilmekle birlikte bu bent hükmü ile
1.1.1981 tarihinden itibaren vergiden istisna edilmiştir.
II – İNDİRİMLER
Gelir Vergisi Kanununun 2361
Sayılı Kanunla değişik 31 nci maddesi hükmüne göre, tam mükellefiyete tabi
gerçek kişiler medeni durumlarına göre "Genel İndirim"den yararlanacaklardır.
Gerçek ücretlerin vergilendirilmesinde mükellefler, ayrıca özel indirimden,
sakat hizmet erbabı ise bunlara ek olarak sakatlık indiriminden de
yararlanacaktır. Mükelleflerin durumlarına göre yararlanacakları indirim
tutarları, ekli cetvelde ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
Verginin hesaplanmasında; indirim
tutarları toplamı, kazanç ve iratların safi tutarları toplamından düşülmek
suretiyle vergiye tabi kazanç bulunacak ve bu tutar üzerinden mükellefin
ödeyeceği vergi hesaplanacaktır.
Ayrıca 2361 Sayılı Kanunun Geçici
4 ncü maddesinde de açıklandığı gibi; Gelir Vergisi Kanunu'nun değişik 31 nci
maddesinin 3 ncü bendinde belirtilen sakatlık indirimine ait yönetmelik
yürürlüğe girinceye kadar, daha önce Gelir Vergisi Kanunu'nun 23 ncü maddesinin
bu kanunla değiştirilmesinden önceki 1 numaralı bendi hükmüne göre ücretleri
vergiden müstesna tutulan mükellefler, Gelir Vergisi Kanununu'nun değişik 31 nci
maddesi hükümlerine göre 1 inci derece sakat sayılarak bu dereceye ait
indirimden faydalandırılacaktır.
Diğer taraftan, 32 nci madde
hükmünde yapılan değişiklikle genel indirimin hesabında dikkate alınacak çocuk
sayısı beşten, üçe indirilmiş olduğundan, üçten fazla çocuk sahibi olan
mükellefler, ancak üç çocuk için genel indirimden yararlanabilecektir.
II – TİCARİ KAZANÇ :
a) İnşaat ve Onarma İşleri :
Bilindiği üzere; Gelir Vergisi
Kanununun 42 nci maddesine göre, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat
ve onarma işlerinde, kâr ve zarar işin bittiği yıl tesbit edilerek, mükellefin
seçimine göre işin bittiği yılın geliri olarak veya işin devam ettiği yıllara
dağıtılmak suretiyle beyan edilmekteydi. Anılan maddede, 2361 Sayılı Kanunla
yapılan değişiklikle, kâr veya zararın işin devam ettiği yıllara dağıtılması
usulü kaldırılmış ve işin bittiği yıl beyan edilmesi zorunluluğu getirilmiş
bulunmaktadır. Öte yandan, 2361 Sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen
Geçici 6 ncı madde ile, 1.1.1981 tarihinden önce taahhüde bağlanmış ve henüz
bitmemiş veya bu tarihten önce bitmekle birlikte henüz beyan edilmemiş olan bu
tür işlere ait kazançların da işin bittiği yılın geliri olarak beyan edilmesi
hükme bağlandığından, 1980 takvim yılı içinde sona eren senelere sari inşaat ve
onarma işlerine ait kâr veya zararın 1981 yılı Mart ayında verilecek Gelir
Vergisi beyannamelerine 1980 yılı geliri olarak dahil edilmesi ve
vergilendirilmesi gerekmektedir.
b) Götürü Usule Tabi Ticari Kazançlar :
Gelir Vergisi Kanununun götürü
usule tabi olmayan genel ve özel şartlarını düzenleyen 47 ve 48 nci maddelerinde
yapılan değişiklikle 47/2 nci maddesinde mevcut "işyerlerinin gayrisafi
iratlarının 180 Lirayı aşmaması" şartı, "işyerlerinin emlâk vergisi tarhına esas
olan vergi değerleri toplamı 200.000– lirayı vergi değeri bilinmeyen hallerde
yıllık kira bedeli toplamı 12.000– lirayı aşmaması" şeklinde değiştirilmiş ve 48
nci maddede mevcut hadler büyük ölçüde artırılmıştır.
1980 takvim yılı içinde götürü
olarak vergilendirilmekte iken değişiklikten önce mevcut götürü usule ilişkin
genel ve özel şartları ihlal etmekle birlikte 2361 Sayılı Kanunla değişik yeni
genel ve özel şartları taşıyan ticari kazanç sahipleri, Gelir Vergisi Kanununa
eklenen Geçici 3 ncü madde uyarınca, 1981 yılında da götürü usulde
vergilendirileceklerdir Bu
mükelleflerin diledikleri takdirde gerçek usulü seçebilecekleri tabidir.
Götürülük şartlarını daha önce
kaybetmek suretiyle veya kendi talepleri üzerine gerçek usulde
vergilendirilmekte olan yükümlüler aynı işe devam ettikleri sürece, durumları
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2361 Sayılı Kanunla değişik 47 ve 48 nci
maddesinde yazılı şartlara uygun olsa dahi anılan Kanunun 50 nci maddesi
uyarınca götürü usulden yararlanamayacaklar ve gerçek usulde vergilendirilmeye
devam edeceklerdir.
Diğer taraftan, daha önce götürü
usulde vergilendirilen şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığıyla uğraşanlar ile
treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya işleticileri ve maden işletmeleri,
taş ve kireç ocakları kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları
işletenler, 51 nci maddede yapılan değişiklikle götürü usulün dışına çıkarılmış
olup, bu faaliyetlerle uğraşanlar süresi içinde defter tasdik ettirmek ve gerçek
usulde vergilendirmeye ilişkin mükellefiyetlerini yerine getirmek zorundadırlar.
Maddede sözügeçen şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığından kasıt; bir il
dahilinden diğer bir il dahiline yapılan yük ve yolcu taşımacılığı olup, aynı il
sınırları içinde yapılan yük ve yolcu taşımacılığı 51 nci madde hükmünün
uygulanması bakımından şehirler arası taşımacılık sayılmayacaktır.
IV – ZİRAİ KAZANÇLAR :
a) Götürü Gider Esası :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 53 ncü maddesine göre, yıllık satış hasılat tutarı
1.000.000 liradan aşağı olan çiftçilerin kazançları götürü gider esasına,
1.000.000 lira veya daha fazla olan çiftçilerin kazançları ise, gerçek kazanç
esasına (işletme hesabı esası veya dilerlerse bilanço esasına) göre tesbit
edilecektir. 2361 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklerle
çiftçilerin kolay ve basit usullerle vergilendirilmesi amaçlandığından 1980
takvim yılı için götürü gider esasına göre vergilendirilen ve mezkur yıl satış
hasılatları l.000.000 liralık yeni haddi aşmıyan çiftçiler, 1981 yılında da
götürü gider usulüne tabi olmaya devam edeceklerdir.
Ayrıca, Gelir Vergisi
Kanununun 54 ve Vergi Usul Kanununun 46 ncı maddelerinde yapılan
değişikliklerle, götürü gider emsallerinin % 70 (dahil) nisbetinden fazla
olamıyacağı hükme bağlanmış, Gelir Vergisi Kanuna eklenen Geçici 7 nci madde ile
de, 1980 takvim yılında elde edilen ve götürü gider usulüne göre
vergilendirilecek çifçilerin gayrisafi hasılatlarına % 70 götürü gider emsal
nisbetinin uygulanması öngörülmüştür.
b) Gerçek Kazanç Usulü :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 53 ncü maddesi ile, gerçek kazanç usulüne tabi
mükellefler için, bilanço esasına göre defter tutmaları yönünden ihtiyarilik
getirilmiş bulunmaktadır. Bu mükellefler dilerlerse işletme hesabı esasına;
dilerlerse bilanço esasına göre defter tutabileceklerdir.
c) Önceki Yıllardan Devreden Ürünlerin
Değerlemesi :
2361 sayılı Kanunla 193 sayılı
Gelir Vergisi Kanununun 54 ncü maddesinin sonuna eklenen yeni bir fıkrayla
1.1.1981 tarihinden itibaren gerçek usulden götürü gider usulüne geçen
çiftçilerin önceki yıllardan devreden ürünlerinin satış hasılatına götürü
giderin uygulanmaması, devreden ürünlerin maliyet bedelleri ve satıldığı yıl
yapılan gerçek giderlerin tevsik edilmek ve beyannamede gösterilmek şartıyla bu
ürünlere isabet eden satış hasılatından indirilmesi ve bu suretle bulunacak safi kazancın matraha
ilave edilmesi hükme bağlanmıştır
Ayrıca, 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 57 nci maddesinin sonuna eklenen fıkrayla, muafiyetten veya
götürü gider usulünden gerçek usule geçen çifçilerin önceki yıllardan devreden
ürünlerinin, Vergi Usul Kanununun 45 inci maddesinde belirtilen ortalama maliyet
bedeli esasına göre değerlendirilerek gider yazılması öngörülmüştür.
Bu hükümler uyarınca, zirai
kazançlarını işletme hesabı veya bilanço esasına göre tesbit edecek çiftçilerle
gerçek kazanç usulünden götürü gider usulüne; yahut muafiyetten veya götürü
gider usulünden gerçek usule geçecek çiftçiler, önceki yıllardan devreden
ürünlerinin değerlemesinde maliyet bedelini 44 seri sayılı Gelir Vergisi Genel
Tebliğinde yer alan usul ve esaslara göre tesbit edeceklerdir.(*)
V – ÜCRETLER :
a) Ücretin Tanımı :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 61 inci maddesinin 1 nci fıkrasında ücretin genel bir
şekilde tanımı yapılmış; ikinci fıkrasında ise, "ücretin ödenek, tazminat, kasa
tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat zam, avans, aidat, huzur hakkı,
prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." denilmiştir.
Bu hükme göre; muafiyet ve
istisna kapsamına girmeyen ve her ne ad altında yapılırsa yapılsın ücret tanımı
içine giren tüm ödemeler, ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır. Diğer taraftan
ortaklık ilişkisi niteliğinde olmamak şartıyla, kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde yapılan ödemeler de Gelir Vergisi Uygulaması açısından ücret
sayılmıştır.
b) Kasa Tazminatı Veya Bu Amaca Yönelik
Ödemeler :
Bilindiği üzere, kasa tazminatı
veya bu amaca yönelik ödemeler, süreklilik kazanan Danıştay kararlarına paralel
olarak, daha önce yürürlüğe konulan 111, 117, 120 ve 124 seri sayılı Gelir
Vergisi Genel Tebliğlerinde önörülen şartlarla vergiye tabi tutulmamaktaydı.
Bu kez, Gelir Vergisi Kanununun
2361 sayılı Kanunla değişik 61 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kasa
tazminatlarının (mali sorumluluk tazminatları dahil) ücret sayıldığı açıkca
hükme başlanmıştır. Bu nedenle, 2361 sayılı Kanunun hükümlerinin yürürlüğe
girdiği 1.1.1981 tarihinden
itibaren, hizmet erbabına ödenen kasa tazminatları ile, kasa tazminatı sayılan
diğer ödemeler vergiye tabi tutulacaktır.
2361 sayılı Kanun hükümlerinin
yürürlüğe girdiği 1.1.1981 tarihinden itibaren 111 sayılı Tebliğin bu konuya
ilişkin, hükümleri ile 117, 120 ve 124 sayılı Tebliğ hükümleri yürürlükten
kaldırılmıştır. Ancak, 1.1.1981 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak
anılan Tebliğler esaslarına göre işlem yapılacağı tabiidir.
c) Evvelce, Yapılan veya Gelecekte Yapılacak
Hizmetler Karşılığında Yapılan Ödemeler :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 61 nci maddesinin üçüncü fıkrasının 2 numaralı bendinde,
"Evvelce yapılmış veya gelecekte yapılacak hizmetler karşılığında verilen para
ve ayınlarla sağlanan diğer menfaatler"in ücret sayılacağı hükme
bağlanmıştır.
Bu hüküm uyarınca, hizmet
erbabına evvelce yapılan veya gelecekte yapılacak hizmetler karşılığı verilen
veya sağlanan para, ayın ve menfaatler ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.
Ancak, Gelir Vergisi Kanununun
28 nci maddesinin 1 ve 2
numaralı bentleri uyarınca, bu bentlerde yazılı şartla vergiden müstesna tutulan
tahsil ve tatbikat ödemeleri ve bu meyanda burslar; gelecekte yapılacak
hizmetler karşılığını teşkil eden ücret ödemesi sayılmakla birlikte,
sözkonusu istisna hükmü gereğince Gelir Vergisine
tabi tutulmayacaktır.
d) Ücretin Safi Tutarı :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 63 üncü maddesinin 1 numaralı bendi ile Memur Yardımlaşma
kurumu (Meyak), Ordu Yardımlaşma Kurumu (Oyak) ve benzeri kamu kurumları için
yapılan kanuni kesintilerin, ücretin gayri safi tutarından indirilmesi esası
kabul edilmiş olduğundan, 1.1.1981 tarihinden itibaren ücretin vergiye tabi
tutarının tesbitinde, anılan kanuni kesintiler ücretin gayri safi tutarından
indirilecektir.
VI – SERBEST MESLEK KAZANÇLARI :
a) Mesleki Giderler :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 68 inci maddesinin 10 numaralı bendi ile, daha önce
sayılan bentler dışında kalan işle ilgili şehir dahili nakil vasıtaları
ücretleri ile posta, telgraf ve odabaşı ücreti gibi müteferrik giderlerin gerçek
tutarları veya bu giderlere karşılık olmak üzere 20.000 liradan fazla olmamak ve
gayrisafi hasılatın % 10'unu aşmamak üzere tesbit edilecek giderin, mesleki
kazancın tesbitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmaktadır.
b) Götürü Usul Kapsamından Çıkarılanlar :
Gelir Vergisi Kanununun 69 uncu
maddesinde yapılan değişiklikle diş protezcileri götürü usulün kapsamından
çıkarılarak gerçek usulde vergiye tabi tutulmuşlardır. Bu nedenle, söz konusu
serbest meslek erbabının 1981 takvim yılı ile ilgili olarak gerçek usulde
vergilendirilmeye ilişkin her türlü mükellefiyetlerini yerine getirmeleri
gerekmektedir
Diğer taraftan, bu maddenin
sonuna 2361 sayılı kanunla eklenen fıkra hükmü gereğince götürü usule tabi
serbest meslek erbabının safi kazançlarının tesbit ve vergilendirilmesi ticari
kazançların götürü usulde vergilendirilmesine ilişkin 46 ncı maddede yer alan
esaslara göre yapılacaktır.
c) Amortismana Tabi İktisadi Kıymetlerin
Satışı :
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı Kanunla değişik 67 ve 68/7 nci maddelerine göre, mesleki faaliyette
kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymetlerin 1.1.1981 tarihinden itibaren
elden çıkarılması halinde, Vergi Usul Kanununun 328 inci maddesine göre
hesaplanacak kâr veya, zararın, matrahın tesbitinde dikkate alınması
gerekmektedir.
VII – GAYRİMENKUL SERMAYE İRATLARI :
a) Gayrimenkul Sermaye İradının Kapsamı:
Gelir Vergisi Kanununun
gayrimenkul sermaye iradını tanımlayan ve kapsamını belirleyen 70 nci maddesinin
5 numaralı bendince, 2361 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, bent kapsamına
giren maddi haklara açıklık getirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre; arama, işletme
ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı, alameti farika, marka, ticaret
ünvanı, her türlü teknik resim, desen, model plân
ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve
bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül
veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi
hakların kiraya verilmesinden elde edilen iratlar ile bu hakların kullanılması
için gerekli malzeme ve teçhizat bedelleri gayrimenkul sermaye iradı
sayılmıştır.
Diğer taraftan; zirai faaliyete
bilfiil iştirak etmeksizin sadece üründen pay alan arazi sahiplerinin
gelirlerinin gayrimenkul sermaye iradı olarak vergilendirileceği konusuna
açıklık getirilmiştir.
b) Emlâk Vergisinin Gider Yazılması ve Götürü
Gider Nisbeti :
Bilindiği üzere; Gelir Vergisi
Kanununun 74/5 ve Mükerrer 122 inci maddelerine göre, gayrimenkul sermaye iradı
elde edilen bina ve arazilerin Emlâk Vergileri, bu iratlara tekabül eden Gelir
Vergisinden mahsup edilmekteydi. 2361 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu,
Emlâk Vergisinin Gelir Vergisinden mahsubu esası kaldırılmış ve gayrimenkul
sermaye iradının safi tutarının gerçek gider usulüne göre tesbitinde gider
olarak indirilmesi esası getirilmiştir. Diğer taraftan 74 ncü Maddede yapılan
diğer bu değişikliklede götürü gider usulünü seçtikleri için ödedikleri Emlâk
Vergisini gider yazmaları imkânı bulunmayan gayrimenkul sermaye iradı
sahiplerinin safi iradın tesbitinde indirecekleri götürü gider oranı % 20 den %
25'e yükseltilmiştir. Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 8 inci madde hükmü
ile de, 1980 takvim yılında elde edilen gayrîmenkul sermaye iratlarının
vergilendirilmesinde; Emlâk Vergisinin Gelir Vergisinden mahsup edilmemesi,
ancak, safi iradın gerçek gider usulüne göre tesbitinde gider olarak indirilmesi
hükme bağlanmıştır. Aynı Geçici madde hükmü gereğince, götürü gider usulunü
seçmiş olan gayrimenkul sermaye iradı sahipleri de 1980 takvim yılında
ödedikleri Emlâk Vergisini Gelir Vergisinden mahsup edemeyecekler; ancak elde
ettikleri gayrimenkul sermaye iradının safi tutarının tesbitinde % 25 nisbetinde
götürü gider indirebileceklerdir.
VIII – MENKUL SERMAYE İRATLARI :
Gelir Vergisi Kanununun menkul
sermaye iradının tanımına ilişkin 75 inci maddesinde 2361 sayılı Kanunla yapılan
değişikliklere göre :
a) Maddenin ikinci fıkrasının
birinci bendi hükmü, "her nev'i hisse senetlerinin kâr payları (kurucu hisse
senetleri ve diğer intifa hisse senetlerine verilen kâr payları ve pay
sahiplerine hazırlık dönemi için faiz olarak veya başka adlarla yapılan her
türlü ödemeler dahil)" şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre kurucu hisse
senetlerine ve intifa hisse senetlerine ödenen kâr payları ile ortaklara
hazırlık döneminde ödenen faizler veya başkaca adlar altında yapılan her türlü
ödemeler menkul sermaye iradı kabul edilerek vergilendirilecektir.
b) Maddenin ikinci fıkrasının 2
numaralı bendi, daha önce 3 numaralı bent olarak mevcut hükme ilaveten, adi
komandit şirketlerde komanditerlerin kâr paylarının, şirket kârının ilişkin
bulunduğu takvim yılında elde edilmiş sayılacağı hususuna açıklık
getirmektedir.
c) Maddenin 2 nci fıkrasının 3
numaralı bendinde yer alan hüküm, bilindiği üzere, daha önce ücretin tarifi ile
ilgili 61 nci maddesinin 3 numaralı bendinde yer almakta ve ücret sayılmaları
nedeniyle de Kurumlar tarafından kurum kazancının tesbiti sırasında gider olarak
düşülmekte idi. Maddeye ilave edilen bu bent hükmü ile: kurumların idare meclisi
başkan ve üyelerine verilen kâr payları, menkul sermaye iradı kabul
edilmektedir. Diğer taraftan 2361 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununa eklenen
Geçici 9 uncu maddenin (a) bendi uyarınca; kurumların, 1980 yılı kârlarından
ayırarak, idare meclisi başkan ve üyelerine ücretlerinden ayrı olarak
verecekleri kâr payları, mezkür hükme göre menkul sermaye iradı sayılacak ve
safi kurum kazancının tesbitinde gider olarak indirilmeyecektir.
d) Maddenin ikinci fıkrasına 4
numaralı bent olarak getirilen hükümle Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yıllık
ve özel (münferit) beyanname veren dar mükellefiyete tabi kurumların ticari
bilançolarına göre doğan kârdan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısım,
menkul sermaye iradı kabul edilmekte ve Gelir Vergisi Kanununun değişik 94/7 ve
105 nci maddeleri uyarınca da Gelir Vergisi tevkifatına tabi tutulmaktadır.
Gelir Vergisi Kanununa 2361 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 9 ncu maddenin (b)
fıkrası uyarınca bu hüküm dar mükellefiyete tabi Kurumların 1980 takvim yılı
kazançları hakkında da uygulanacak ve mezkür kazançlarda tevkifata tabi
tutulacaktır.
e) Gelir Vergisi Kanununun 75/5
nci maddesinde yer alan mevduat faizleri ile ilgili hüküm, 7 numaralı bend
olarak daha açık bir şekilde yeniden düzenlenmiş olup, bu meyanda bankalara,
bankerlere, tasarruf sandıklarına, tevdiat kabul eden diğer müesseselere
yatırılan vadeli, vadesiz paralara ödenen faizler yanında, devamlı olarak para
toplama işiyle uğraşan kişi ve kuruluşların topladıkları paralara sağladıkları
gelir ve menfaatler de mevduat faizi kabul edilerek tevkifat kapsamına dahil
edilmiştir.
f) Daha önce 193 Sayılı Gelir
Vergisi Kanununun 76 ncı maddesinde yer alan ve menkul sermaye iradı olarak
kabul edilen;
– Esham ve tahvilatın vadesi
gelmemiş kuponlarının satışı,
– İştirak hisselerinin sahibi
namına henüz tahakkuk etmemiş olan kâr hisselerinin devir ve temliki,
– Her türlü senetlerin iskonto
edilmesi karşılığında alınan paralar ve iskonto bedelleri yapılan yeni düzenleme
ile menkul sermaye iradını tanımlayan 75 nci madde içine alınmıştır.
g) Daha önce 96 ncı madde
gereğince vergi tevkifatına tabi tutulan kâr paylarında tevkifat usulü
kaldırılarak kurumlar tarafından ödenen kurumlar vergisinin yarısının
kurumlardan kâr payı alan ve 77 nci maddede sayılan kişi ve kuruluşların vergi
alacağını teşkil etmesi esası getirilmiş ve 75 nci maddede yapılan
değişikliklede vergi alacağının menkul sermaye iradı sayılacağı hükme
bağlanmıştır. Esasen Vergi alacağı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı kanunla değişmeden önceki 96 ncı maddesinde yer alan vergi tevkifatının
yerini almaktadır. Bu nedenle Kurumlardan kâr payı alan gerçek kişiler bu kâr
paylarına nakten tahsil etmemiş olmakla birlikte menkul sermaye iradı sayılan
vergi alacağını da ekleyerek elde ettikleri menkul sermaye iradının brüt
tutarlarını bulacaklar (veri alacağı dahil) ve bu suretle bulunacak brüt
tutarların Gelir Vergisi Kanununun değişik 86 ve 87 nci maddelerine göre diğer
gelirleriyle birlikte toplamı 2.000.000 lirayı aştığı takdirde yıllık Gelir
Vergisi beyannamesi verecekler ve vergi alacağınıda bu beyannameye dahil
edeceklerdir. Mükellefler bu takdirde, beyan ettikleri gelire isabet ederek
vergiden vergi alacaklarını mahsup edeceklerdir.
h) Diğer taraftan, maddenin 12
numaralı bendi ile, faizsiz olarak kredi veren kişi ve kuruluşlara, kâr payı adı
altında yapılacak ödemeler menkul sermaye iradı sayılmış ve 94 ncü madde ile de
tevkifat kapsamına alınmış bulunmaktadır.
IX – SAİR KAZANÇ VE İRATLAR :
A – Değer Artışı Kazançları :
Daha önce Gelir Vergisi Kanununun
81 nci maddesinde düzenlenmiş olan gayrimenkullerin ve hakların, menkul
kıymetlerin satışından, ortaklık hisselerinin devir ve temlikinden doğan
kazançlar, 2361 sayılı Kanunla Mükerrer 80 nci maddede değer artışı kazançları
olarak yeniden düzenlenmiştir. Buna göre;
1. İvazsız olarak iktisap
edilenler dışında iktisap şekli ne olursa olsun, Gelir Vergisi Kanununun değişik
70 nci maddesinin 1, 2, 4 ve 7 numaralı bentlerinde yazılı mal ve hakların,
iktisap tarihinden başlayarak dört yıl içinde elden çıkarılmasından doğan
kazançlar Gelir Vergisine tabi bulunmaktadır. Bu mal ve hakların iktisap
tarihinden itibaren bir yıl içinde elden çıkarılması halinde, elde edilen değer
artışı kazancına istisna
uygulanmıyacak ve tamamı vergilendirilecektir. İktisap tarihinden itibaren bir
tam yıl geçtikten sonra binalar dışındaki mal ve hakların satılması halinde,
elde edilen değer artış kazancının 125.000 lirayı aşan kısmı vergiye tabi
tutulacaktır. Binaların satılmasında sözkonusu istisna, iktisap tarihinden
sonraki yılı takibeden her tam yıl için ayrı ayrı uygulanacaktır. Meselâ iktisap
edildiği tarihten 3 tam yıl geçtikten sonra satılan bir binadan elde edilen
değer artış kazancına, her tam yıl için ayrı ayrı 125.000 lira istisna
uygulanarak kazancın 375.000 lirayı aşan kısmı vergiye tabi tutulacaktır.
2. Her ne şekilde olursa olsun
edinilen menkul kıymetlerin, edinme tarihinden önce veya sonra elden
çıkarılmasından sağlanan ve bir takvim yılındaki tutarı 50.000 lirayı aşmayan
kazançlar, vergi dışı bırakılmıştır.Anılan kazançların bir takvim yılındaki
tutarının 50.000 lirayı aşması halinde, aşan kısım değer artışı kazancı olarak
vergiye tabi tutulacaktır. Diğer taraftan, maddenin 2 numaralı bendinin
parantez içi hükmü ile,
kurucu hisse senetleri ile diğer her türlü intifa hisse senetlerinin elden
çıkarılmasından sağlanan kazançların da değer artışı kazancı olarak
vergilendirileceği hükme bağlanmıştır.
3. Gelir Vergisi Kanununun 70 nci
maddesinin değişik 5 numaralı bendinde yer alan hakların elden çıkarılmasından
doğan kazançların 50.000 lirası vergi dışı bırakılacak, aşan kısmı ise, değer
artışı kazancı olarak vergiye tabi tutulacaktır.
4. Telif haklarının ve ihtira
beratlarının müellifleri, mucitleri ve bunların kanuni mirascıları dışında kalan
kimseler tarafından elden çıkarılmasından doğan kazançların 50.000 liralık kısmı
vergi dışı bırakılacak, aşan kısmı ise değer artışı kazancı olarak vergiye tabi
tutulacaktır.
5. Ortaklık haklarının ve
hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların tamamı, değer artışı
kazancı olarak vergiye tabi tutulacaktır.
6. Faaliyeti durdurulan bir
işletmenin kısmen veya tamamen elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer
artışı kazancı sayılarak, vergilendirilecektir.
7. 2361 Sayılı Kanunla Gelir
Vergisi Kanununa Mükerrer 80 nci madde olarak getirilen maddenin son fıkrasına
göre, faaliyetine devam eden ticari bir işletmenin kısmen veya tamamen
satılmasından veya ticari işletmeye dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerle,
70 nci maddenin 1, 2, 4 ve 7 numaralı bentlerinde sayılan mal ve hakların elden
çıkarılmasından doğan kazançlar, ticari kazanç olarak vergiye tabi
tutulacaktır.
Anılan madde ile ayrıca, elden
çıkarma deyimine açıklık getirilerek, bu maddede yer alan mal ve hakların
satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası,
kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak
konulması elden çıkarma sayılmıştır.
b) Safi Değer Artışı :
2361 sayılı Kanunla Gelir Vergisi
Kanununa Mükerrer 81 nci madde olarak yeni getirilen hükme göre, vergiye tabi
tutulacak değer artışında safi kazanç, elden çıkarılan mal ve hakların iktisap
bedeli ile elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para
ile temsil edilebilen her
türlü menfaatlerin tutarı arasındaki müsbet farktır. Hasılatın ayın veya menfaat
olarak sağlanan kısmı, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümlerine göre
tayin ve tesbit edilecektir.
Anılan mal ve hakların iktisap
bedeli ise, bu mal ve hakların iktisap edilmesi için yapılan her türlü ödemeler,
giderler ve ödenen vergi, resim ve harçların toplamıdır. Ancak, bazı hallerde,
bu iktisap bedeli yerine, aşağıdaki açıklanan iktisap bedelleri esas
alınacaktır.
– Gayrimenkullerde iktisap
bedeli; bina ve arazinin Emlâk Alım Vergisine esas olan değerine, yapılan
giderlerle, ödenen ayni vergi, resim ve harçların ilavesi suretiyle
hesaplanacaktır.
– Menkul kıymetlerin elden
çıkarılmasında; iktisap bedelinin tevsik edilememesi halinde, Vergi Usul
Kanununun 266 ncı maddesine göre saptanacak itibari değer iktisap bedeli kabul
edilir. Menkul kıymetlerin ivazsız olarak iktisap edilmesi halinde, Veraset ve
İntikal Vergisi tarhına esas olan matraha, bu tür iktisap nedeniyle ödenen
vergilerin eklenmesi suretiyle bulunan miktar, iktisap bedeli olacaktır.
Menkul kıymetlerin iktisap
tarihinden sonra elden çıkarılması halinde, vergiye tabi değer artışı kazancı,
iktisap tarihinden elden çıkarma tarihine kadar geçen ilk tam yıldan sonraki her
tam yıl için istisna tutarı düşüldükten sonra kalan safi kazancın % 40'ı ayrıca
indirilerek hesaplanacaktır. Ancak, bu şekilde her tam yıl için indirilecek
miktar, istisna düşüldükten sonra kalan safi kazancın % 80'ini geçemiyecektir.
İktisap tarihinden elden çıkarma tarihine kadar geçen sürenin hesabında yıl
kesirleri nazara alınmayacak ve elden çıkarılan menkul kıymetlerin iktisap
tarihleri tevsik edilemediği takdirde, bu menkul kıymetler satışın yapıldığı yıl
iktisap edilmiş sayılacaktır.
c) Vergilendirilmeyecek Değer Artışı
Kazançları :
Gelir Vergisi Kanununun
gayrimenkullerin ve hakların, menkul kıymetlerin satışından, ortaklık
hisselerinin devir ve temlikinden doğan kazançların vergilendirilmesine ilişkin
81 nci maddesi, 2361 sayılı Kanunla, vergilendirilmeyecek değer artışı
kazançları olarak yeniden düzenlenmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun 2361
sayılı kanunla değişik 81 nci maddesine göre, vergilendirilmeyecek değer artışı
kazançları aşağıda açıklanmıştır.
1. Ferdi bir işletmenin sahibinin
ölümü halinde kanuni mirasçıları tarafından işletmenin faaliyetine devam
olunması ve mirasçılar tarafından işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin kayıtlı
değeri ile, bilânço esasına göre defter tutulmakta ise, bilânçonun aktif ve
pasifi ile aynen bütün halinde devir alınması halinde, bu devir işleminden
dolayı değer artışı kazancı
hesaplanmayacaktır.
2. Kazancı bilânço esasına göre
tesbit edilen ferdi bir işletmenin bilânçosunun bir sermaye şirketine, aktif ve
pasifi ile bütün halinde devir edilmesi, devralan şirketin bilânçosuna aynen
geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten
devir bilânçosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması ve
ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şartıyla değer
artışı kazancı hesaplanmayacaktır.
3. Kollektif veya adi komandit şirketlerin nevi değiştirerek,
sermaye şirketi haline dönüşmesi; yeni oluşan sermaye şirketinin bilânçosuna
eski şirketin bilânçosunun aynen geçirilmesi ve şekil değiştiren şirket
bilânçosuna göre hesaplanan öz sermaye tutarında ortaklara ortaklık payı
verilmesi halinde de değer artışı kazancı hesaplanmaz. Ancak, Anonim şirkete
dönüşme halinde ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı
olması şarttır.
d) Arızi Kazançlar :
Gelir Vergisi Kanununun arızi
kazançların tanımını yapan ve vergilendirilme biçimini belirleyen 82 nci maddesi
2361 Sayılı Kanunla değiştirilerek arızi kazançların kapsamı genişletilmiş ve
istisna hadleri yeniden düzenlenmiştir.
Buna göre ;
1. Yeni düzenlemede daha önce 2
numaralı bent hükmünde yer alan ticari bir faaliyetin durdurulmasından elde
edilen kazançların yanısıra, zirai bir işletmenin faaliyeti ile serbest meslek
faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi, henüz başlanılmamış ticari, zirai
veya mesleki faaliyete hiç girişilmemesi, ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi
karşılığında elde edilen hasılat arızi kazanç olarak vergi kapsamına alınmıştır.
Ancak, ticari veya zirai bir işletmenin veya serbest meslek faaliyetinin
durdurulması karşılığında elde edilen hasılatın 10.000 lirası vergi dışı bırakılmış olup, bu miktarı aşan kısım
vergiye tabi tutulacaktır. (Henüz başlamamış olan ticari, zirai veya mesleki bir
faaliyete hiç girişilmemesi ile ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak
edilmemesi karşılığında elde edilen hasılatın tamamı vergiye tabidir.)
2. 3 numaralı bent hükmüne yeni
getirilen parantez için hükümle, kiracıya ait tesisat ve malların tahliye ve
devri sırasında kiralayana veya yeni kiracıya devrinden doğan kazançların, bu
bentte yer alan diğer hasılatla birlikte toplamı 10.000 lirayı aşan kısmı, arızi
kazanç sayılarak vergilendirilecektir.
3. Yeni getirilen 5 numaralı bent
hükmü ile, gerçek usulde vergiye tabi mükelleflerin terk ettikleri işleriyle
ilgili olarak sonradan elde ettikleri kazançlar ile daha önce gider yazılan
değersiz alacaklar ve karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsil edilmesi
halinde, bu kazançların tamamı arızi kazanç olarak vergiye tabi
tutulacaktır.
4. Dar mükellefiyete tabi
olanların 45 inci maddede yazılı ulaştırma ve ihracat işlerini arızi olarak
yapmalarından doğan kazancın tamamı arızi kazanç olarak vergiye tabi
tutulacaktır.
Diğer taraftan, arızi kazançların
safi miktarlarının saptanması sırasında aşağıdaki hususlar gözönünde
bulundurulacaktır.
1. Maddenin birinci fıkrasının 1
numaralı bendine giren alım satım işlerinde safi kazanç, satış bedelinden,
maliyet bedeli ve satış dolayısiyle yapılan giderler indirilmek suretiyle tesbit
edilecektir. Bu bentte sözü geçen tavassut işinden sağlanan kazanç ise tavassut
ve hizmet karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan menfaatlerin toplamından, bu iş dolayısiyle
yapılan giderler indirilmek suretiyle esaplanacaktır.
2. Maddenin birinci fıkrasının 2,
3, 4 ve 5 numaralı bentlerinde yazılı işlerde safi kazanç; elde edilen
hasılattan belgeyle tevsik edilen giderler indirilmek suretiyle tesbit edilecektir.
Buradaki elde edilen hasılat
deyimi para ve ayınlar ile diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil
edilebilen menfaatlerin toplamını ihtiva etmektedir.
3. Dar Mükellefiyete tabi gerçek
kişilerin, ulaştırma ve ihracat işlerini arızi olarak yapmalarından sağlamış
oldukları kazançlar ise, Kurumlar Vergisi Kanunun 18, 19 ve mükerrer 19 uncu
maddeleri hükümlerine göre tesbit edilecektir.
X – VERGİ TEVKİFATI VE ESASLARI
:
a) Vergi tevkifatı :
Gelir Vergisi Kanununun vergi
tevkifatına ilişkin 94, 96 ve 105 nci maddeleri, 2361 sayılı Kanunla
değiştirilerek, anılan maddelerde yer alan vergi tevkifatına tabi kazanç ve
iratlar ile tevkifat esasları ve tevkifat nisbetleri yeniden
düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelere göre ;
1. Serbest meslek işleri
dolayısiyle, bu işleri yapan tam mükelleflere yapılan ödemelerden önceden olduğu
gibi % 15 vergi tevkifatı yapılacaktır. Dar mükelleflere yapılan bu tür
ödemelerde ise, vergi tevkifatı nisbeti 1.1.1981 tarihinden itibaren % 30'a
yükseltilmiştir.
2. Senelere sari inşaat ve onarma
işlerini yapanlara (kurumlar dahil) ödenen istihkak bedellerinden yapılacak
vergi tevkifatı nisbeti % 5'e yükseltilmiş olduğundan, 1.1.1981 tarihinden
itibaren yapılan istihkak ödemelerinden % 5 oranında vergi tevkifatı
yapılacaktır.
3. Dar mükellefiyete tabi
olanlara, telif ve patent haklarının satışı dolayısiyle yapılan ödemelerden
yapılacak tevkifatın nisbeti, 1.1.1981 tarihinden itibaren % 35'e
yükseltilmiştir.
4. Gelir Vergisi Kanununun 2361
Sayılı Kanunla değişik 70 nci maddesinde yer alan mal ve hakların 94 ncü maddede
sayılanlar tarafından kiralanması halinde, bunlar tarafından kira bedeli olarak
ödenen ve elde eden yönünden gayrimenkul sermaye iradı sayılan ödemelerden vergi
tevkifatı yapılması esası getirilmiştir. Buna göre, kamu idare ve müesseseleri,
iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, dernekler,
vakıflar, dernek ve vakıflar iktisadi işletmeleri, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,
zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tesbit eden
çiftçiler; yaptıkları kiralamalar nedeniyle, 1.1.1981 tarihinden itibaren kira
sözleşmesinde kira bedeli olarak tesbit edilen tutar üzerinden, kira sözleşmesi
yoksa söz konusu gayrimenkul sermaye iratlarını elde edenlere fiilen ödenen kira
miktarı üzerinden % 25 nisbetinde vergi tevkifatı yapacaklardır.
Anılan 94 ncü madde gereğince
vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan gerçek ve tüzel kişiler aynı zamanda işyeri
olarak kiraladıkları binalar için ödeyecekleri kira miktarının tamamı üzerinden
% 25 nisbetinde vergi tevkif edeceklerdir. Ancak tüccar, serbest meslek erbabı
ve çiftçiler yalnızca ticari, mesleki veya zirai faaliyetlerine ilişkin olarak
kiraladıkları mal ve haklar için ödedikleri kira bedellerinden tevkifat
yapacaklardır. Daha önce Gayrimenkul sermaye iratlarında İstisnalara ilişkin
bölümünde açıklandığı üzere, aynı zamanda hem işyeri hem ikametgah olarak
kiralanan gayrimenkuller vergi mevzuatımız açısından işyeri olarak kabul
edildiğinden bu gayrimenkuller için ödenecek kiraların tamamı üzerinden tevkifat
yapılacaktır. Yapılan ödemenin 1.1.1981 tarihinden önceki veya sonraki bir
döneme ilişkin olması önemli olmayıp, 1.1.1981 tarihinden sonra ödeme yapılması
tevkifat için yeterlidir. Anılan madde hükmü uyarınca tevkifat gerçek kişilerin
gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin gelir vergilerine mahsuben
yapılacağından, bu hükmün kurumlar vergisine tabi mükelleflerle bir ilgisi
bulunmamaktadır. Bu itibarla kurumların elde ettiği bu mahiyetteki iratlardan
ödeme yapanlar tarafından tevkifat yapılmayacaktır. Diğer taraftan herhangi bir
işletmenin aktifinde kayıtlı gayrimenkul veya hakların kiraya verilmesi
karşılığında elde edilen gelir, Gelir Vergisi Kanunu yönünden ticari kazanç
olarak kabul edildiğinden, gayrimenkul sermaye iradı niteliğinde olmayan bu tür
ödemelerden de söz konusu tevkifat yapılmayacaktır.
5. Gelir Vergisi Kanununun 2361
Sayılı Kanunla değişik 75 nci maddesinin 2 nci fıkrasının 4 numaralı bendinde
yer alan ve Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yıllık veya özel beyanname veren
dar mükellefiyete tabi kurumların ticari bilançolarına göre doğan kârdan,
Kurumlar Vergisi düşüldükten sonra kalan kısım (bu hüküm 2361 sayılı Kanunla
Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 9 uncu maddesi uyarınca söz konusu kurumların 1980 takvim yılı
kazançları hakkında da uygulanacaktır.) ve dar mükellefiyete tabi gerçek
kişilerle, Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisi bulunmayan ve Kurumlar
dışında kalan tüzel kişilere ödenen kâr paylarından % 20 vergi tevkifatı
yapılacaktır.
6. 94 ncü maddenin birinci
fıkrasının 8 numaralı bendinde dağıtılsın veya dağıtılmasın, Kurumların yabancı
ülkelerde elde ettikleri kazançlar ile Türkiye'de elde ettikleri iştirak
kazançları dışında kalan Kurumlar Vergisinden muaf veya müstesna kazanç ve
iratlarından % 33.1/3 oranında tevkifat yapılması öngörülmektedir. Kabul edilmiş
bulunan % 50 Kurumlar Vergisi oranı ve "Vergi alacağı" sisteminin işleyişinde
(Kurumlar yönünden vergiden muaf ve müstesna kazanç ve iratlar ortakları yönünden menkul
sermaye iradı olarak vergiye tabi bulunduğundan) ortakların alacakları kâr
paylarının kaynağı ile ilgilenmeyip uygulamada kolaylık sağlamak ve vergi
alacağı mahsubunun aksaksız ve anlaşmazlık yaratmıyacak bir şekilde işlenmesini
sağlamak için, bu hüküm getirilmiştir.
Bilindiği gibi Kurumlar
Vergisinden muaf veya müstesna tutulan kazançlar Kurumlar Vergisi matrahına
dahil edilmemekte ve Kurumlar Vergisine tabi tutulmamaktadır. Ancak, bu
kazançlar daha sonra dağıtıldıkları zaman elde edenler yönünden kâr payı olarak
Gelir Vergisi sistemimize dahil olmakta ve bunlar üzerinden de Kurumlar
Vergisine tabi kazançlarla birlikte vergi alacağı hesaplanmaktadır. Kurumlar
Vergisi alınmadan vergi alacağı fiilen mevcut olamıyacağı için uygulamada bu
aksaklığı önlemek amaciyle, ileride bu ¨har paylarını elde ederek vergi
alacağından yararlanacakları için ödenmemiş verginin mahsubuna imkân vermemek
üzere bu kazançlar üzerinden % 33 1/3 oranında tevkifat yapılması esası
getirilmiştir. mükellefin bu tür kazançlarından doğan kâr paylarına ilişkin
mahsup ve iade işlemleri de Gelir Vergisi Kanununun 2361 Sayılı Kanunla değişik
mükerrer 122 nci maddesi hükümlerine göre yapılacaktır.
Tevkifatın yapılması için
kazancın dağıtılıp dağıtılmaması önem arzetmektedir. Kurumlar, Vergisi
matrahlarını tesbit ettikten sonra, bu matrah dışında kalan ve yukarıda
belirtilen kazanç ve iratlar üzerinden Kurumlar Vergisi beyannamesinin verilme
süresi içinde mezkür tevkifatı yapacaklar ve ertesi ayın 20 nci günü akşamına
kadar muhtasar beyanname ile vergi dairesine yatıracaklardır. söz konusu kazanç
ve iratların dar mükelleflere dağıtılması halinde daha önce yapılan tevkifat %
60 nisbetinde tamamlanacaktır.
Öte yandan, yatırım indiriminden
faydalanan kurumlara tanınmış olan ve ortaklara intikali mümkün bulunmayan
yatırım indirimi istisnası, Kurumlar Vergisinin hesaplanması sırasında kurum
kazancından indirilmesi nedeniyle, indirilen bu kısım, ortaklar bakımından
menkul sermaye iradı vasfını kazanmakta, dolayısiyle kurum kazancından indirilen
söz konusu kâr hisselerinden de % 33 1/3 oranında tevkifat yapılarak vergi
Dairesine yatırılması gerekmektedir.
İştirak kazançlarının bu
tevkifatın dışında bırakılmasının nedeni iştirakçi kurumun elde ettiği bu tür
kazançların daha önce kendisine iştirak olunan kurum tarafından % 50 Kurumlar
Vergisine tabi tutulmuş olması ve vergi alacağının mahsubu açısından hiç bir
aksaklığın mevcut bulunmamasıdır.
Bilindiği üzere, kurumların
yabancı memleketlerde elde ettiği kazançlar Türkiye'de Kurumlar Vergisi
matrahına dahil edilerek üzerinden Kurumlar Vergisi hesaplanmakta ve
ödenmektedir. Ancak, bu kazançların genellikle daha önce elde edildikleri
ülkelerde vergiye tabi tutulmaları nedeniyle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi
Kanununun 43 ncü maddesi uyarınca yabancı memleketlerde Kurumlar Vergisi ve
benzeri vergiler, bu kazançlar üzerinden Türkiye'de alınacak Kurumlar
Vergisinden fazla olmamak şartıyla mahsup edilmektedir. Bunun tek istisnası,
kambiyo mevzuatı gereğince Türkiye'de getirildiğinin tevsik edilmesi kaydıyla
yurtdışında yapılan inşaat, onarma ve montaj işleriyle teknik hizmetlerden
sağlanan kazançlar olmaktadır.
Kurumların, yabancı memleketlerde
yaptığı inşaat, onarma ve montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağladığı ve
kambiyo mevzuatı gereğince döviz olarak Türkiye'ye getirildiği tevsik edilen
kazançlar üzerinden tevkifat yapılmayacaktır.
Diğer taraftan, Kurumlar Vergisi
Kanunu'nun 2362 Sayılı Kanunla değişik mükerrer 8 nci maddesinde yer alan,
finansman fonu tamamen Kurumlar Vergisinden istisna edilmiş bir kazanç olmayıp
emanet bir para ve geçici bir istisna olduğu ve kurum kazancından ayrıldığı yılı
takip eden yıl yatırım indirimine dönüşüp tevkifata tabi tutulacağından,
yukarıda yazılı tevkifat finansman fonu olarak kurum kazancından ayrılan bu
kazançlar için de söz konusu değildir.
7. Tahvilat ve mevduat faizleri
ile faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr paylarından yapılacak tevkifat
oranı % 25 dir. Gelir Vergisi Kanununun 2361 sayılı Kanunla değişik 105 inci
maddesinin 7 numaralı bendini parantez içi hükmünde tahvilat ve mevduat faizleri
ile faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr paylarından yapılacak vergi
tevkifatı oranını % 30'a kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmış
olmakla beraber, bu yetki kullanılmadığından, mezkür
ödeneklerden % 25 vergi tevkifatı yapılacaktır.
8. 94 ncü maddeye yeni getirilen
12 numaralı bent hükmü ile zirai kazançlarda ziraii ürünlerin alış bedeli
üzerinden % 5 tevkifat yapılması esası getirilmektedir. Sözkonusu bent hükmüne
göre Gelir Vergisi Kanununun 94 ncü maddesi uyarınca tevkifat yapmak zorunda
olanlar, zirai kazanç ölçülerini tesbit eden kararnamelerde yer alan zirai
mahsülleri çiftçilerden satın aldıkları esnada nakten veya hesaben ödeyecekleri
alış bedelleri üzerinden, bu çiftçilerin Gelir Vergilerine mahsuben % 5 vergi tevkifatı yapmak ve kestikleri
ve vergileri süresi içinde muhtasar beyanname ile vergi dairesine bildirerek
ödemek zorundadır. Gelir Vergisi Kanununun 2361 sayılı Kanunla değişik 11 nci
maddesinin son fıkrası hükmüne göre gerçek usulde veya götürü gider usulde
vergiye tabi zirai ka-zanç sahipleri ile küçük çiftçi muaflığından faydalanan
çiftçilerin sattıkları zirai ürünlerin bedelleri üzerinden de bu tevkifat
yapılacaktır. Söz konusu zirai ürünlerin ticari kazanç sahipleri veya kurumlar
tarafından satılması halinde herhangi bir zirai kazanç mevcut olmadığı için
tevkifat yapılmayacaktır.
Diğer taraftan yaş meyva sebze
komisyonculuğu ile uğraşanlar her ne kadar komisyoncu adı altında faaliyet
göstermekteyseler de müstahsilden aldıkları ürünler için müstahsil makbuzunu
bizzat kendileri düzenledikleri ve satın alan kimseye bu ürünleri kendi
faturaları ile devrettiklerinden, Vergi Kanunları yönünden yaptıkları iş bir
alım-satım faaliyeti niteliğinde bulunmaktadır. Bu nedenle komisyoncu adı
altında çalışmakla beraber faaliyeti alım-satım niteliğinde olan bu şahıslarda
çiftçilerden satın alacakları zirai ürünlerin bedellerinden tevkifat yapmak
zorundadırlar. Vergi Usul Kanununda yapılan değişiklikle vergilemede vergiyi
doğuran olayın gerçek niteliği esas alındığı ve canlı hayvanların müstahsilleri
tarafından kestirilerek et olarak satılması hali gerçek yönüyle canlı hayvan
satışı niteliğinde olduğundan bu halde de tevkifat yapılacaktır.
Diğer taraftan; 1980 ve daha
önceki yıllarda satın alınarak satıcı lehine tahakkuk ettirilmiş, ancak henüz
ödenmemiş olan zirai ürün bedellerinin 1981 ve daha sonraki yıllarda ödenmesi
halinde ödeme sırasında vergi tevkifatı yapılmayacaktır.
Tevkifat yapılacak zirai ürün
türlerini gösteren Zirai Kazanç Ölçülerine ilişkin kararname 16.3.1979 gün ve
16580 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış bulunmaktadır.
b) Vergi Tevkifatı Esasları :
Gelir Vergisi Kanununun iratlarda
vergi tevkifatını düzenleyen 96 ncı maddesi hükmü kaldırılarak, bu hüküm yerine
2361 sayılı Kanunla vergi tevkifatında uyulacak esaslara ilişkin hükümler
getirilmiştir.
1. Yeni hükümle, 94, 104 ve 105
nci maddelere göre yapılacak vergi tevkifatı, nakten veya hesaben yapılacak
ödemelere uygulanacaktır.
2. Hesaben ödeme, vergi
tevkifatına tabi tutulacak kazanç ve iratları ödeyenleri istihkâk sahibine karşı
borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri veya bu istihkâkları
ödeyenlerin hesaplarına gider kaydedilmeyi ifade etmektedir.
3. Ücretler dışında kalan
ödemelerden vergi tevkifatı, ödemenin gayrisafi tutarı üzerinden
yapılacaktır.
Ücretler ve diğer vergi
tevkifatına tabi tutulacak ödemelerde kesilmesi gereken vergiyi ödemeyi yapan
üstlenmiş ise, ödemenin brütü bulunacak ve bulunan brüt üzerinden vergi
tevkifatı yapılacaktır.
4. Diğer taraftan, 94 ncü madde
gereğince tevkifat yapmak zorunda olanların, anılan maddede yazılı ödemelerden
gerekli tevkifatı yapmamaları ve vergi dairesine yatırmamaları halinde, vergi
sorumlusu sıfatiyle tevkif etmeleri gereken verginin ve uygulanacak
cezanın genel hükümler
çerçevesinde öncelikle tevkifat yapmakla yükümlü bu kişilerden aranacağı
tabiidir.
4. Bakanlar Kurulu Kararlarına Dayanılarak
Net Ödenen Ücretler :
Bakanlar Kurulu Kararlarına
dayanılarak, 657 ve 926 Sayılı Kanunlara tabi olanlar aylıklarının % 20 si
oranında ve avans olarak yapılan ödemelerin bu konuda yeni düzenlemeler
yapılıncaya kadar net ödenmesine devam edilecektir.
5. Vergi tevkifatı sırasında,
tevkif edilen verginin lira kesirleri nazara alınmayacaktır.
XI – VERGİNİN HESAPLANMASI :
Gelir Vergisi Kanununun 104 üncü
maddesi 2361 Sayılı Kanunla değiştirilerek, verginin hesaplanmasından cetvel
uygulaması kaldırılmıştır.
Gelir Vergisi Kanununun 2361
Sayılı Kanunla değişik 104 üncü maddesine göre, verginin nasıl hesaplanacağı
aşağıda açıklanmıştır.
a) Yıllık Beyanname Veren veya Götürü Kazanç
ve Ücreti Olan Mükelleflerin Vergilerinin Hesabı :
Yıllık Beyanname ile beyan edilen
kazanç ve iratlar ile götürü usulde tesbit edilen kazanç ve ücretler için yıllık
vergi, matrahtan mükellefin medeni durumuna göre 2361 Sayılı Kanunla
değiştirilen 31 inci maddede öngörülen indirim tutarları toplamı düşülmek
suretiyle bulunacak miktara, Gelir Vergisi Kanununun aynı Kanunla değişik 103
üncü maddesinin yer alan vergi nisbetleri uygulamak suretiyle
hesaplanacaktır.
b) Ücretlerde Verginin Hesaplanması
:
Yukarıda da belirtildiği üzere;
ücretlerin vergilendirilmesinde de, 1.1.1981 tarihinden itibaren vergi cetveli
kullanılmayacaktır.
Vergi, ücretin ödeme dönemine
göre, yıllık, aylık ve günlük ücret matrahından, bu dönemler için öngörülen
genel, özel ve varsa sakatlık indirimleri tutarı düşüldükten sonra, 103 üncü
maddede yer alan vergi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.
Gelir Vergisi Kanununun 2361
Sayılı Kanunla değişik 104 üncü maddesine göre, ücretlerin vergilendirilmesinde
esas prensip, ücretin yıllık tutarının vergisinin hesaplanması ve ödeme
dönemlerine göre, aylık ödemelerde bu vergi 12'ye bölünerek, günlük ödemelerde
ise aylık vergi 30'a bölünerek tevkif edilecek verginin tesbitidir.
Diğer taraftan 36 ncı maddede
belirtildiği üzere, indirimler, aile durumu sual varakasının ibraz edildiği veya
vergi karnesini muhafaza eden işveren tarafından yapılan ödemelere uygulancak,
bunun dışında kalan işverenler tarafından yapılan ödemelere
uygulanmayacaktır.
Aile durumu sual varakası veya
vergi karnesini muhafaza eden işveren tarafından yapılan ücret ödemelerinde;
Gelir Vergisi Kanununun 36 ncı maddesine göre, günlük dönemler itibariyle ücret
ödenmekte ise, günlük olarak belirlenen genel özel ve varsa sakatlık indirimi
ücret matrahından düşülmek suretiyle; aylık dönemler itibariyle ücret ödenmekte
ise, bu dönem için öngörülen genel, özel ve varsa sakatlık indirimi ücret
matrahından düşülmek suretiyle kalan miktar üzerinden vergi tarifesine göre
vergi hesaplanacaktır. İndirimleri uygulayan işverenler tarafından, indirimlerin
uygulandığı dönemin dışında yapılan ödemelere, indirim uygulanmayacaktır.
İşverenler, özel indirimden tam
olarak faydalanacak evli hizmet erbabı kadından, eşinin ücretli olarak
çalışmadığını gösterir, eşi ve kendisi tarafından imzalanmış bir belge almak,
bunları saklamak ve istenildiğinde ibraz etmek zorundadırlar.
Hizmet erbabının bu konudaki
değişiklikleri anında işverene bildirmek zorunda olduğu tabiidir.
Ancak uygulamada hizmet erbabına
çeşitli ödeme dönemleri itibariyle çeşitli adlar altında muayyen ve gayrimuayyen
ücret ödemeleri yapıldığı gözönünde tutularak vergilemede basitlik
sağlanabilmesi için ücretlerde vergi tevkifatı hizmet erbabına takvim yılı
başından itibaren yapılan her türlü ücret ödemelerinin safi tutarları toplamı
değişik 103 ncü maddede yer alan tarifenin aynı gelir dilimi içinde kaldığı
sürece o nisbeti, aştığı anda ise aşan kısım sonra gelen dilimin nisbeti
üzerinden yapılabilecektir.
Bu takdirde işverenlerin ücret
ödemelerine ilişkin olarak, düzenleyecekleri ücret bordrolarında, hizmet
erbabına o takvim yılı içinde daha önce yaptıkları ücret ödemelerinin safi
tutarları toplamına göstermeleri zorunludur.
XII – HİZMET ERBABININ NET ÜCRETLERİNDE GELİR
VERGİSİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER NEDENİYLE MEYDANA GELECEK ARTIŞIN
ÖDENMESİ :