Gelir Vergisi Kanununun geçici
32. maddesinin son fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, hayat
standardı uygulamasına ilişkin usul ve esaslar tespit edilerek, aşağıda
açıklanmıştır.
1. HAYAT STANDARDI ESASI :
3505 sayılı Kanunla GelirVergisi
Kanununa eklenen geçici 32. madde ile 1.1.1988-31.12.1997 tarihleri arasında,
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 116. maddesinin birinci fıkrasında yer alan
temel gösterge ve hayat standardı gösterge tutarları dört kat artırılmış ve aynı
maddenin birinci fıkrası (eki tablonun hayat standardı göstergeleri ile ilgili
bölümünde yer alan hükümler hariç) ile ikinci, üçüncü, dördüncü ve yedinci
fıkraları yerine, geçici madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Buna göre, l.1.1988-31.12.1997
tarihleri arasında, mükerrer 116. maddenin birinci fıkrası (bu fıkrada yer alan
hayat standardı göstergeleri ile ilgili hükümler hariç) ile ikinci, üçüncü,
dördüncü ve yedinci fıkraları yerine, geçici madde ile getirilen yeni hükümler
uygulanacak ve ayrıca bir dönemde de anılan maddenin diğer hükümlerinin
uygulanmasına devam edilecektir.
2. HAYAT STANDARDI ESASlNA TABİ OLAN
MÜKELLEFLER :
Gelir Vergisi Kanununun geçici
32. maddesinin ikinci fıkrasına göre, 1.1.1988-31.12.1997 tarihleri arasında,
kazançları gerçek usulde tespit edilen ticari kazanç sahipleri ve serbest meslek
erbabı, bu Tebliğde açıklanan esaslara göre, hayat standardı esasına tabi
olacaktır.
3. HAYAT STANDARDI ESASINA TABİ OLMAYAN
MÜKELLEFLER :
Kazançları gerçek usulde tespit
edilen çiftçiler, daha önce hayat standardı esasına tabi oldukları halde,
1.1.1988-31.12.1997 tarihleri arasında, hayat standardı esasına tabi
tutulmayacaklardır.
Ayrıca, öteden beri
uygulanageldiği üzere, ücretliler, menkul ve gayrimenkul sermaye iradı
sahipleri, götürü usulde vergiye tabi ticari ve mesleki kazanç sahipleri, götürü
gider usulünde vergiye tabi çiftçiler, sair kazanç ve irat elde edenler, hayat
standardı esasına tabi olmayacaklardır.
4. YENİDEN TESPİT EDİLEN TEMEL VE HAYAT
STANDARDI GÖSTERGE TUTARLARI :
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer
116. maddesinde, hayat standardı temel gösterge tutarları, gerçek usulde gelir
vergisine tabi zirai kazanç sahipleri ile ikinci sınıf tacirler için 450.000
lira, birinci sınıf tacirler ile kazançları gerçek usulde tesbit edilen serbest
meslek erbabı için 800.000 lira olarak hükme bağlanmıştı. Bu tutarlar, anılan
maddenin verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca yıllar itibariyle
artırılmış ve son olarak 1907 yılına ait olup, 1988 yılı Mart ayında beyan
edilen gelirlere;
– 450.000 liralık tutar 1.575.000
lira,
– 800.000 liralık tutar da
2.800.000 lira,
olarak uygulanmıştır. Ayrıca;
1987 yılına ait olup 1988 yılı Mart ayında beyan edilen gelirlere uygulanmak
üzere ilk defa "1988 Mali Yılı Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar
Devlet Harcamalarının Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki
Verimesine Dair" 3405 sayılı Kanunun 2. maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği
yetkiye dayanılarak bu tutarlar, kalkınmada öncelikli yöreler için daha düşük
olarak tespit edilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununa 3505
sayılı Kanunla eklenen geçici 32. madde ile de;
– Birinci sınıf tacirler (bilanço
esasına göre defter tutanlar) ile gerçek usulde vergilendirilen serbest meslek
erbabına ait temel gösterge tutarı 3.200.000 lira olarak,
– İkinci sınıf tacirlere (işletme
hesabı esasına göre defter tutanlara) ait temel gösterge tutarı l.800.000 lira
olarak,
– Hayat standardı gösterge
tutarları da bu tutarlara paralel olarak artırılmak suretiyle,
yeniden tespit edilmiştir.
Öte yandan, sözü edilen geçici
32. maddenin dördüncü fıkrası ile Bakanlar Kuruluna, yeniden tesiıit edilen
temel ve hayat standardı gösterge tutarlarını 10 katına kadar artırma ve
yarısına kadar indirme yetkisi verilmiştir. Ayrıca hu yetkinin, kazanç ve
faaliyet konuları ile birinci ve ikinci derecede kalkınmada öncelikli yörelerde
farklı miktarlar tespit edilmek suretiyle de kullanılabileceği, hükme
bağlanmıştır.
Bu hükme dayanılarak çıkartılan
28.12.1988 tarih ve 83/13642 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1988 yılına ait
olup, 1989 yılı Mart ayında verilecek gelir vergisi beyannameleri ile beyan
olunacak gelirlere uygulanmak üzere, temel ve hayat standardı gösterge tutarları yeniden tespit edilmiştir. Bu tutarlar,
birinci ve ikinci derecede kalkınmada öncelikli yöreler ile diğer yöreler için
ayrı ayrı hazırlanan ve Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin eki olan
"Hayat Standardı Esası
Bildirimi" föylerinde yer
almıştır.
88/13642 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile tespit edilen ve 1988 yılına ait olup, 1989 yılı Mart ayında beyan
edilen ticari ve mesleki kazançlara uygulanacak temel gösterge tutarları
şunlardır:
|
Mükellefin
Niteliği |
Kalkınmada Öncelikli
Yöreler Dışında Kalan Yöreler |
Kalkınmada İkinci
Derecede Öncelikli Yöreler |
Kalkınmada Birinci
Derecede Öncelikli Yöreler |
|
– Birinci sınıf
tacirler ile serbest meslek erbabı için |
|
|
|
|
– İkinci sınıf
tacirler için |
|
|
|
(Noter bulunmayan yerlerde noterlik
görevini ifa ile mükellef olanlar ile dava vekillerinin münhasıran bu işlerden
elde ettikleri serbest meslek kazançlarına yöreler itibariyle, sırasıyla
aşayıdaki temel gösterge tutarları uygulanacaktır.
5. HAYAT STANDARDI ESASINA GÖRE TİCARİ VE
MESLEKİ KAZANCIN TESPİTİ :
Geçici 32. maddenin ikinci
fıkrasında, gerçek usulde gelir vergisine tabi ticari kazanç sahipleri ile
serbest meslek erbabının, zarar beyanı da dahil bu faaliyetlerinin herbiri ile
ilgili olarak beyan ettikleri kazançlarının, temel göstergelerine göre
belirlenen ilavelerin yapılması suretiyle bulunacak tutardan düşük olması
halinde, hayat standardı esasına göre bulunan tutarın, ilgili kazanç tutarı
olarak vergi tarhına esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
Hayat standardı esasına göre
ticari ve mesleki kazançlar, aşağıda yapılan açıklamalar uyarınca tespit
edilecektir.
a) Temel Gösterge Tutarlarının Uygulanması
:
Gerçek usulde gelir vergisine
tabi ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabının, hayat standardı
esasına göre kazançlarının tespitinde, temel gösterge tutarları, ticari ve
mesleki kazançları için ayrı ayrı uygulanacaktır. Ancak, bir mükellefin ticari
kazanç veya mesleki kazanç kapsamına giren birden fazla faaliyetinin bulunması
halinde, temel gösterge tutarı, herbir faaliyet için ayrı ayrı değil, kazancın
tamamı için bir defa uygulanacaktır.
ÖRNEK :
Ticari kazancı gerçek usulde
tespit edilen mükellef (A)'nın, lokantacılık, kasaplık ve tuhafiyecilik olmak
üzere aynı zamanda yürüttüğü üç ayrı faaliyeti bulunmaktadır. Bu mükellefin söz
konusu faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar, ticari kazanç sayıldığından üç
ayrı nitelikte faaliyette bulunmasına rağmen, hayat standardı temel gösterge
tutarı bir defa dikkate alınacaktır. Bu mükellefin ayrıca gerçek usulde tespit
edilen serbest meslek kazancının da bulunması halinde, bu kazanç için ayrı bir
temel gösterge tutarının uygulanacağı tabiidir.
Aile reisi beyanlarında da aile
reisi beyanına dahil herbir mükellefin ticari ve mesleki kazançlarının herbiri
için, durumuna uyan temel gösterge tutarları ayrı ayrı dikkate
alınacaktır.
b) Hayat Standardı Gösterge
Tutarlarının Uygulanması :
Geçici 32. maddenin ikinci
fıkrası uyarınca, hayat standardı esasına göre ticari ve mesleki kazancın
tespitinde, temel gösterge tutarları herbir kazanç için ayrı ayrı ancak, hayat
standardı gösterge tutarları ise sadece bir defa uygulanacaktır.
Diğer bir ifade ile herbir
kazancın tespitinde, temel gösterge tutarına hayat standardı gösterge tutarı
ayrı ayrı ilave edilmeyecek, temel göstergeler toplamına, hayat standardı
göstergeleri toplamı bir kez eklenecektir.
Ayrıca, eş ve çocukların gerçek
usulde tespit edilen ticari ve mesleki kazançlarının olması halinde, bu
kazançlar aile reisi tarafından beyan edileceğinden, temel gösterge, beyannameye
dahil geliri bulunan herbir mükellefin ticari ve mesleki kazancının herbiri için
ayrı ayrı uygulanacaktır. Ancak temel göstergeler toplamına hayat standardı
göstergeleri bir defa ilave edilecektir.
ÖRNEK 1:
Kalkınmada öncelikli yöreler
dışında kalan bir ilde, işletme hesabı esasına göre defter tutmak suretiyle
kazancı tespit edilen mükellef (A)'nın, l988 takvim yılına ilişkin ticari
kazancına ait bilgiler aşağıdaki gibidir.
|
Beyan edilen ticari
kazancın safi tutarı |
|
|
Mükellefin durumuna
uyan temel gösterge tutarı |
|
Bu mükellefin ticari kazanç
beyanı, hayat standardı esasına göre tespit edilen tutardan düşük olduğu için,
mükellef hakkında, hayat standardı esasına göre bulunan 2.800.000 lira, ilgili
kazanç tutarı olarak vergi tarhına esas alınacaktır. (Mükellefin, hayat
standardı göstergeleri bulunmadığından, hayat standardı esasına göre kazancın
tespitinde, sadece temel gösterge tutarı dikkate alınacaktır.)
Buna göre;
|
Temel ve hayat
standardı göstergeler toplamı |
|
|
Vergiye tabi gelir
(matrah) |
|
olacaktır.
ÖRNEK 2 :
Örnek (1)'de yer alan mükellefin
ticari kazanç beyanı, 1.400.000 lira değil de, zarar olsa idi, bu mükellef
hakkında da yine örnek (1)'de belirtilen şekilde hayat standardı esasına göre
tarhiyat yapılacaktı.
ÖRNEK 3:
Örnek (1)'de yer alan mükellefin
ticari kazanç beyanı, 1.400.000 lira değil de, 3.600.000 lira olsa idi, bu
mükellef hakkında, hayat standardı esasına göre değil, kendi beyanına göre vergi
tarhiyatı yapılacaktı.
ÖRNEK 4:
Kalkınmada öncelikli yöreler
dışında kalan bir ilde, ikinci sınıf tacir olarak faaliyet gösteren mükellef
(B)'nin, 1988 yılı için beyan ettiği ticari kazancın safi tutarı 1.200.000
liradır. Bu mükellef, ayrıca serbest meslek faaliyeti nedeniyle 2.500.000 lira
safi kazanç beyanında bulunmuştur. Mükellefin 1600 cc motor silindir hacminde
bir özel binek otomobili bulunmaktadır.
Bu mükellefin 1988 yılına ait
ticari ve mesleki kazancı, hayat standardı esasına göre aşağıdaki şekilde tespit
edilecektir.
|
Beyan edilen ticari ve
mesleki kazancın safi tutarı |
|
|
(1.200.000 + 2.500.000
=) |

|
|
Ticari kazanca ait
temel gösterge tutarı |
|
|
Serbest meslek
kazancına ait temel gösterge tutarı |
|
|
Otomobile ait hayat
standardı gösterge tutarı |
|
|
Temel ve hayat
standardı göstergeler toplamı |
|
|
(2.800.000 + 5.00.000
+ 750.000=) |

|
|
Vergiye tabi gelir
(matrah) |
|
Mükellefin ticari ve mesleki
faaliyetine ait 3.700.000 lira tutarındaki kazanç beyanı, hayat standardı
esasına göre bulunan 8.550.000 lira tutarındaki kazançtan düşük olduğundan,
hayat standardı esasına göre bulunan 8.550.000 lira tutarındaki bu kazanç, vergi
tarhına esas alınacaktır. Ayrıca, örnekten de görüleceği üzere, temel
göstergeleri (2.800.000.-TL. + 5.000.000.-TL.) toplamına hayat standardı
göstergeleri (750.000.-TL. tutarındaki otomobile ait hayat standardı göstergesi)
bir defa ilave edilecektir (2.800.000.-TL. + 5.000.000.-TL. + 750.000.-TL. =
8.550.000.-TL.).
6. HESAP DÖNEMİ İÇİNDE İŞE BAŞLAYAN VEYA İŞİ
BIRAKAN MÜKELLEFLERDE HAYAT STANDARDI ESASININ UYGULAMASI :
Geçici 32.maddenin üçüncü
fıkrasına göre, yıl içinde işe başlayan veya işi bırakan mükelleflerin, hayat
standardı esasına göre ticari ve mesleki kazançlarının tespitinde, faaliyette
bulunulan süreler gözönünde tutulacaktır. Ayrıca, yıl içinde işe başlayan
mükelleflerin hayat standardı esasına göre kazançlarının tespitinde, temel
gösterge tutarlarının yarısı uygulanacaktır.
Buna göre, yıl içinde işe
başlayan mükelleflerin durumlarına uyan hayat standardı temel gösterge tutarının
yarısı esas alınacak ve bu tutara, varsa hayat standardı göstergelerine ait
tutarları tam olarak eklenmek suretiyle yıllık kazançları tespit edilecektir.
Öte yandan, yıl içinde işi
bırakan mükelleflerin, durumlarına uyan temel gösterge tutarı tam olarak dikkate
alınacak ve bu tutara, hayat standardı gösterge tutarları tam olarak eklenerek,
hayat standardı esasına göre yıllık kazançları tespit edilecektir.
Ancak, yıl içinde işe başlayan
veya işi bırakan mükelleflerin, hayat standardı esasına göre kazançlarının
tespitinde, faaliyette bulunulan süreler dikkate alınacaktır. Bu nedenle, hayat
standardı esasına göre yıllık olarak tespit edilen ticari ve mesleki kazanç
12'ye bölünecek ve bu tutar, faaliyette bulunulan tam ay sayısı ile çarpılmak
suretiyle, bu esasa göre kıst dönemin kazancı tespit edilecektir.Bu hesaplamada
ay kesirleri dikkate alınmayacak, hesaplamaya dahil edilmeyecektir.
ÖRNEK :
Kalkınmada öncelikli yöreler
dışında kalan bir ilde 3.9.1988 tarihinde yeni işe başlayan mükellefler (A)'nın,
ikinci sınıf defter tutmak suretiyle tespit ederek beyan ettiği ticari
kazancının safi tutarı 218.440 liradır.
Bu mükellefin 1988 yılına ait
ticari kazancı, hayat standardı esasına göre aşağıdaki şekilde tespit
edilecektir. (Mükellefin hayat standardı göstergeleri bulunmadığından, hayat standardı esasına göre kazancın
tespitinde, sadece temel gösterge tutarı dikkate alınacaktır.)
|
Beyan edilen ticari
kazancın safi tutarı |
|
|
Mükellefin durumuna
uyan hayat standardı temel gösterge tutarı |
|
|
Temel gösterge
tutarının yarısı |
|
|
(2.800.000 /
2=) |

|
|
Temel göstergenin
yarısının bir aylık tutarı |
|
|
(1.400.000 /
2=) |

|
|
Mükellefin faaliyette
bulunduğu tam ay sayısı |
|
|
(Ekim, Kasım, Aralık
1988) |

|
|
Mükellefe uygulanacak
hayat standardı temel gösterge tutarı |
|
|
(116.666 x
3=) |

|
Mükellefin beyan ettiği 218.440
lira tutarındaki ticari kazanç, hayat standardı esasına göre tespit edilen
kazanç tutarından düşük olduğundan, hayat standardı esasına göre tespit edilen
349.998 lira, vergi tarhına esas alınacaktır.
7. HAYAT STANDARDI ESASINA GÖRE TESPİT EDİLEN
KAZANCIN, DİĞER GELİRLERLE İZAHININ KABİL EDİLMESİ :
a) Beyannameye Dahil Edilmeyen Diğer
Gelirlerin Bulunması:
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer
116. maddesinde yer alan ve mükelleflerin kendilerine, eşlerine, çocuklarına ve
bakmakla yükümlü oldukları diğer kişilere ait olup, yıllık beyannamede
toplanmayan vergiye tabi gelirlerinin bulunması halinde, hayat standardı esasına
göre yapılan tarhiyatın düzeltilmesini öngören yedinci fıkra hükmü, 3505 sayılı
Kanunun 34. maddesinin (b) fıkrası ile 1.1.1989 tarihinden itibaren yürürlükten
kaldırılmıştır. Ayrıca, geçici 32. maddenin birinci fıkrası ile de söz konusu
fıkra hükmünün, 1988 yılında da uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, mükelleflerin
kendilerine, eşlerine ve çocuklarına ait olup, yıllık beyannamede yer almayan
gelirleri bulunsa dahi, bu gelirler esas alınarak hayat standardı esasına göre
tespit edilen ticari ve mesleki kazançlar üzerinden yapılan gelir vergisi
tarhiyatının düzeltilmesi mümkün değildir.
ÖRNEK :
Kalkınmada 1. derecede öncelikli
bir ilde ikinci sınıf tacir olarak faaliyet gösteren mükellef (E)'nin, 1988 yılı
için beyan ettiği ticari kazancın safi tutarı 1.150.000 liradır. Bu mükellefin
ayrıca, ticari kazancı nedeniyle verdiği yıllık beyannamede toplamak zorunda
olmadığı kendisine ait 600.000 liralık mevduat faizi ile 1.700.000 liralık
emekli aylığı ve yıllık tutarı 2.300.000 lira olan eşine ait ücret geliri
bulunmaktadır.
Bu mükellefin 1988 yılına ait
ticari kazancı, hayat standardı esasına göre aşağıdaki şekilde tespit
edilecektir.
|
Beyan edilen ticari
kazancın safi tutarı |
1.150.000.-TL. |
|
Ticari kazanca ait
temel gösterge tutarı |
1.350.000.-TL. |
|
Vergiye tabi gelir
(matrah) |
1.350.000.-TL. |
Örnekten de görüleceği üzere,
mükellefin beyan ettiği 1.150.000 lira tutarındaki ticari kazanç, hayat
standardı esasına göre tespit edilen 1.350.000 lira tutarındaki rakamdan düşük
olduğundan, hayat standardı esasına göre bulunan kazanç tutarı, vergi tarhına
esas alınacaktır. Mükellefin yıllık beyanname ile beyanı gerekmeyen kendisine ve
eşine ait söz konusu gelirleri, hayat standardı esasına göre düşük beyan edilen
ticari kazanç için, izah nedeni gelirler olarak dikkate alınmayacaktır.
b) Beyannameye Dahil Edilen Diğer Gelirler
:
Gerçek usulde tespit edilen
ticari ve mesleki kazancın, hayat standardı esasına göre tespit edilen kazanç
tutarından düşük olması halinde, bu düşüklüğün, mükellefin kendisine, eşine ve
küçük çocuklarına ait yıllık beyannameye dahil vergiye tabi diğer gelirlerle de
izahı mümkün bulunmaktadır.
Buna göre, mükellefin kendisine,
eşine ve küçük çocuklarına ait ticari ve mesleki kazancı, hayat standardı
esasına göre tespit edilen kazançtan düşük, ancak beyannameye dahil edilen
vergiye tabi diğer gelirlerle birlikte toplam gelir beyanı, hayat standardı
esasına göre tespit edilen gelirden yüksek olsa dahi, beyan edilen ticari ve
mesleki kazanç tutarlarının herbiri yerine, hayat standardı esasına göre tespit
edilen kazanç tutarı vergi tarhına esas alınacaktır. Böylece, hayat standardı
esasına göre tespit edilen ticari ve mesleki kazanç tutarına, diğer gelirlerin
de eklenmesi suretiyle vergiye tabi toplam gelir tespit edilecektir.
ÖRNEK :
Kalkınmada 2. derecede öncelikli
bir ilde defter tutmak suretiyle kazancı tespit edilen serbest meslek erbabı
(A)'nın, 1988 yılına ait safi mesleki kazanç beyanı 1.600.000 liradan gereken
tevkif suretiyle vergilendirilmemiş gayrimenkul sermaye iradının safi tutarı da
3.400.000 liradır.
Bu mükellefin, 1600 cc motor
silindir hacminde bir özel binek otomobili bulunmaktadır.
Hayat standardı esası da dikkate
alınarak, bu mükellefin gelir beyanı aşağıdaki şekilde olacaktır.
|
Beyan edilen mesleki
kazancın safi tutarı |
|
|
Temel ve hayat
standardı göstergeler toplamı |
|
|
Temel gösterge tutarı
|
|
|
Otomobil için hayat
standardı gösterge tutarı |
|
|
Hayat standardı
esasına göre tespit edilen serbest meslek kazancı |
|
|
Eşine ait gayrimenkul
sermaye iradının safi tutarı |
|
|
Vergiye tabi
gelir |
|
|
(3.450.000 +
3.400.000=) |

|
Bu örnekte, aile reisi beyanında
yer alan gelir toplamı (1.600.000.-TL. serbest meslek kazancı + 3.400.000.-TL.
eşe ait gayrimenkul sermaye iradı olmak (üzere=) 5.000.000 liradır. Bu tutar,
hayat standardı esasına göre tespit edilen serbest meslek kazancından fazla
olmasına rağmen, mükellefin beyan ettiği 1.600.000 lira tutarındaki serbest
meslek kazancı, hayat standardı esasına göre tespit edilen 3.450.000 lira
tutarındaki kazançtan düşük olduğu için hayat standardı esasına göre tespit
edilen 3.450.000 lira tutarındaki kazanç, serbest meslek kazancı olarak vergi
tarhına esas alınacaktır.
Bu durumda, aile reisi beyanında
tarhiyata esas alınacak gelir; hayat standardı esasına göre tespit edilen
3.450.000 lira serbest meslek kazancı ile eşe ait 3.400.000 lira gayrimenkul
sermaye iradının toplamından oluşacaktır (3.450.000.-TL. + 3.400.000.-TL.=
6.850.000.-TL.).
8. HAYAT STANDARDI ESASINA GÖRE İNDİRİMLER VE
ZARAR MAHSUBU :
Hayat standardı esası, gelirlerin
toplanmasında, gelir kaynaklarının bir kısmından doğan zararların diğer gelir
unsurlarından mahsubunu engellemediği gibi, geçmiş yıl zararlarının mahsubu
imkanını da ortadan kaldırmamaktadır.
Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 88. maddesine göre
yapılacak zarar mahsubu ile 89. maddesine göre yapılacak indirimler, temel ve
hayat standardı göstergeleri toplamını aşan bir kazanç beyan edilmesi halinde
mümkün bulunmaktadır.
Zira, yapılacak zarar mahsubu ve indirimler, beyan edilecek ticari ve mesleki
kazancın, temel ve hayat standardı göstergeler toplamını aşan kısmına inhisar
edecektir.
Ayrıca, mükelleflerin yıllık
beyannameye dahil edilen diğer gelirlerinin de bulunması halinde, bu gelirleri
üzerinden zarar mahsubu ve indirimlerin yapılacağı tabiidir. Öte yandan, ödenen
sigorta primleri ile yapılan bağış ve yardımların ödendikleri yıla ait gelirden
indirilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu bakımdan, beyan edilen kazanç ve iratlardan
öncelikle bu tür ödemelerin indirilmesi ve kalan miktarın bulunması halinde de
bu miktar üzerinden varsa geçmiş beş yıla ait zararların mahsup edilmesi
gerekmektedir.
ÖRNEK 1:
İşletme hesabı esasına göre
defter tutan ve kalkınmada 2. derecede öncelikli bir ilde mükellefiyeti bulunan
tacir (A)'nın, 1988 yılına ilişkin olarak 1989 yılı Mart ayında beyan ettiği
ticari kazancın safi tutarı 1.500.000 liradır. Mükellef, hayat standardı
bildiriminde motor silindir hacmi 1700 cc olan bir otomobili olduğunu beyan
etmiştir. Mükellefin 1987 yılına ait mahsup edilemeyen 800.000 lira tutarında
zararı bulunmaktadır.
|
Beyan edilen ticari
kazancın safi tutarı |
|
|
Temel ve hayat
standardı göstergeleri toplamı |
|
|
Temel gösterge
tutarı |
|
|
Otomobil için hayat
standardı gösterge tutarı |
|
|
Hayat standardı
esasına göre bulunan ticari kazanç tutarı |
|
|
Ticari kazançtan zarar
ve indirimlere esas tutar |
|
|
Geçmiş yıl zararı
|
|
|
Gelecek yıllara
devreden zarar |
|
Örnekten de görüldüğü gibi, bu
mükellef geçmiş yıl zararını; beyan ettiği geliri "hayat standardı esasına göre
bulunan ticari kazanç"tan düşük olduğu için, bu seviyeye yükseltilen gelirden
mahsup edemeyecek ve bu zararı gelecek yıllara devredecektir.
ÖRNEK 2 :
Bilanço esasına göre defter tutan
ve kalkınmada öncelikli yöreler dışında kalan bir ilde mükellefiyeti bulunan
tacir (B)'nin, 1988 yılına ilişkin olarak beyan ettiği ticari kazancı 10.700.000
liradır. Mükellef yıl içinde 200.000 lira bağışta bulunmuştur. Diğer taraftan,
mükellef anılan yıla ait hayat standardı bildiriminde motor silindir hacmi 2000
cc olan bir otomobili ve ikamet ettiği evi dışında kendisinin kullandığı vergi
değeri 20.000.000 lira olan bir yazlık evi bulunduğunu ve turistik amaçlı bir
yurt dışı seyahat yaptığını beyan etmiştir. Mükellefin 1987 yılından devreden
1.000.000 lira zararı bulunmaktadır.
Bu mükellefin hayat standardı
esasına göre tespit edilen ticari kazancı ile beyan ettiği kazançtan yapacağı
indirim ve mahsup edeceği zarar miktarı aşağıda hesaplanmıştır.
|
Beyan edilen ticari
kazanç |
|
|
Temel gösterge tutarı
|
|
|
Hayat standardı
göstergeler tutarı |
|
|
Otomobil için gösterge
tutarı |
|
|
Emsal kira bedelinin
yarısı |
|
|
(20.000.000 x %
5/2=) |

|
|
Yurtdışı seyahati için
gösterge tutarı |
|
|
Temel ve hayat
standardı göstergeler toplamı |
|
|
Zarar ve indirimlere
esas tutar |
|
|
(10.700.000 -
9.900.000 =) |

|
|
Yapılan bağış ve
yardım |
|
|
Mahsup edilebilecek
geçmiş yıl zararı |
|
|
(800.000 - 200.000
=) |

|
|
Gelecek yıllara
devreden zarar |
|
|
(1.000.000 - 600.000
=) |

|
Bu örnekte mükellef, hayat
standardı esasına göre tespit edilen tutardan daha yüksek ticari kazanç
beyanında bulunduğu için, hayat standardı esasına göre tespit edilen kazanç
tutarını aşan kısım kadar, indirim ve zarar mahsubu yapabilecektir.
Öte yandan, mükelleflerin ilgili
yıllarda indirim konusu yapamadıkları şahıs sigorta primleri ile bağış ve
yardımların gelecek yıllara devredilmesi ve bu yıllarda indirim konusu yapılması
mümkün bulunmamaktadır. Zira, Gelir Vergisi Kanununun 89. maddesine göre, şahıs
sigorta primleri ile bağış ve yardımların, ödendiği yıla ait gelirden
indirilmesi gerekmektedir. Zararların ait olduğu yılda mahsup edilemeyen
kısımlarının ise, Gelir Vergisi Kanununun 88. maddesine göre, 5 yılı aşmamak
kaydıyla takip eden yıllarda da mahsubu mümkün bulunmaktadır.
Bu nedenlerle, yukarıda yer alan
örnekte, zarar ve indirimlere esas olan 800.000 liradan, öncelikle bağış ve
yardımların tutarı olan 200.000 lira indirilmiş ve kalan 600.000 liradan, bu
miktarda zarar mahsubu yapılmıştır. 1.000.000 lira tutarındaki zarardan mahsubu
yapılamayan 400.000 liralık kısım ise, gelecek yıllara devretmiştir.
9. 1.1.1988 - 31.12.1997 DÖNEMİNDE
UYGULANMAYACAK HÜKÜMLER :
Hayat standardı esasının
uygulanmasına ilişkin olarak daha önce 6.2.1983 gün ve 17951 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan 140 Seri No.lu ve 18.3.1986 gün ve 19051 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan 149 Seri No.lu Vergisi Genel Tebliğlerinin, bu Tebliğe
aykırı hükümleri, 1.1.1988 - 31.12.1997 tarihleri arasında
uygulanmayacaktır.
Tebliğ olunur.