1. GENEL VE KATMA BÜTÇELİ
İDARELER İLE DÖNER SERMAYEDEN ÖDENEN ÜCRETLERİN VERGİLENDİRİLMESİ
193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun 61. maddesinde; "İşverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak
çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatler" ücret olarak tanımlanmış, 62. maddede ise
"İşverenler, hizmet erbabını
işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir."
hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, ücretlerin ne şekilde vergilendirileceği
31/1/1981 gün ve 17237 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 128 Seri
No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde
açıklanmıştır.
Buna göre, bir hizmet erbabının
birden fazla işverenden ücret alması halinde, her bir işverenin ödediği
ücretler, ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla vergi tarifesi, her bir
işverenin ödediği ücrete, diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle
ilgilendirilmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır. Ancak, söz konusu ücretlerin
gayrisafi tutarları toplamının, Gelir Vergisi Kanununun 86. maddesinde
belirtilen haddi aşması halinde, bu ücretlerin yıllık beyanname ile beyan
edilmesi gcrekmektedir. Bu konuda 18/3/1986 gün ve 19051 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanan 149 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar
yapılmıştır:
Öte yandan, döner sermaye
işletmeleri, 3046 sayılı Kanunun 40. ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 58.
maddeleri uyarınca Bakanlıklar ile bağlı kuruluşlar ve üniversiteler bünyesinde
kurulabilmektedir.
Döner sermaye işletmelerinin
bağlı olduğu kurumlardan ayrı bütçe ve muhasebe sistemleri ve ayrıca, tahakkuk
birimleri bulunmaktadır. Ayrıca, bazı kuruluşlar bünyesinde birden fazla döner
sermaye işletmesi kurulması da mümkün bulunabilmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
bugüne kadar yapılan uygulamada bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversiteler
bünyesinde kurulan döner sermaye işletmeleri, bağlı oldukları kurumlardan ayrı
bir işveren olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, ayrı işverenler olarak kabul
edilen döner sermaye işletmeleri tarafından ödenen ücretler, döner sermaye
işletmelerinin bağlı olduğu kurumlar tarafından ödenen ücretlerle
ilgilendirilmeksizin, ayrı ayrı vergilendirilmiştir.
Ancak, bu konuda verilen ve
müstakâr hâl alan Danıştay kararlarında, döner sermaye işletmeleri, bünyesinde
bulunduğu kurumdan ayrı bir işveren olarak kabul edilmemiştir.
Müstakâr hâl alan Danıştay
kararları karşısında; bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversiteler ile bu
kuruluşlar bünyesindeki döner sermaye işletmelerinin, 1/1/1990 tarihinden
geçerli olmak üzere, tek işveren olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür.
Bu çerçevede;
a) Bakanlıklar, bağlı kuruluşlar
ve üniversitelerde bulunan tahakkuk birimlerinin, bu kuruluşlar bünyesinde
kurulmuş olan döner sermaye işletmelerindeki tahakkuk birimleri ile koordineli
olarak çalışmaları,
b) Bu kuruluşlar tarafından bir
ay içinde yapılan ücret ödemeleri ile döner sermaye işletmeleri tarafından
yapılan ücret ödemelerinin toplanarak, 128 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğinde yer alan esaslar çerçevesinde vergilendirilmesi,
gerekmektedir.
Öte yandan, Gelir Vergisi
Kanununun 104. maddesinde, yıllık gelir vergisinin, vergiye tabi gelirlerin
yıllık toplamından 31. maddedeki indirimler düşüldükten sonra 103. maddedeki
nispetler uygulanmak suretiyle hesaplanacağı hükme baglanmıştır. Bu hüküm ve 128
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalara göre, aynı
işveren tarafından aynı vergilendirme dönemi içinde yapılan ücret ödemelerinin
toplamı, yürürlükte olan gelir vergisi tarifesinin aynı gelir dilimi içinde
kaldığı sürece, bu dilime ait vergi nispeti bu gelir dilimini aşması halinde ise
aşan kısmın vergisi bir üst dilime ait vergi nispeti esas alınarak
hesaplanacaktır.
ÖRNEK :
Katma Bütçeli bir idare olan (A)
Üniversitesinde görevli bulunan bir doktora, Üniversiteden ve Üniversite
bünyesinde kurulu döner sermaye işletmesinden ayrı ayrı ücret
ödenmektedir.
Aynı işveren olarak kabul edilen
üniversite ve döner sermayeden ödenen ücretlerin vergi matrahları, üniversite
tahakkuk biriminde toplanacak ve bu matrahların toplamı yürürlükte olan vergi
tarifesinin aynı gelir dilimi içinde kaldığı sürece bu dilime ait vergi nispeti,
aşması halinde, aşan kısmın vergisi, bir üst dilime ait vergi nispeti esas
alınarak hesaplanacaktır.
Diğer taraftan, 1989 yılı içinde
ayrı ayrı işveren olarak kabul edilen genel ve katma bütçeli idareler ile bu
idareler bünyesinde kurulan döner sermaye işletmelerinden ücret alan ve bu
ücretlerin gayrisafi tutarları toplamı 18 milyon lirayı aşan hizmet erbabının bu
ücretlerini, 1990 yılı Mart ayında beyan edecekleri tabiidir.
2. GENEL VE KATMA BÜTÇELİ
İDARELER BÜNYESİNDE KURULAN FONLARDAN YAPILAN ÜCRET ÖDEMELERİNİN
VERGİLENDİRİLMESİ
Bakanlığımıza intikal eden
olaylardan, genel ve katma bütçeli idareler bünyesinde kurulan fon idarelerinin
ayrı bir işveren olarak kabul edilerek, fonlardan yapılan ücret ödemelerinin,
genel ve katma bütçelerden yapılan ödemelerden ayrı olarak kendi başına
vergilendirilip vergilendirilmeyeceği konusunda tereddüte düşüldüğü
anlaşılmıştır.
Genel ve katma bütçeli idarelerde
çalışan personele, bu idarelerin bütçelerinden yapılan ücret ödemelerine ek
olarak, bu idareler bünyesindeki sandıklar, fonlar vb. yerlerden de ücret
ödenmesi halinde (sandık, fon ve benzeri. yerlerdeki yönetim ve denetim
kurullarında görev alan personelden aynı kurumda çalışanlara ödenen ücretler
dahil), bu ücretlerin de aynı işveren tarafından ödendiğinin kabul edilerek,
verginin bu ücretler toplamı üzerinden hesaplanması gerekmektedir.
ÖRNEK :
Genel Bütçe'ye dahil olan
(B).Bakanlığında çalışan personele, genel bütçeden ödenen ücret dışında ayrıca,
bu Bakanlık bünyesinde kurulu bir fondan da ücret ödemesi yapılmaktadır.
Ayrı işveren olan (B) Bakanlığı
ile bu Bakanlık bünyesindeki fon'dan yapılan ücret ödemeleri toplanacak ve
toplam ücret üzerinden gelir vergisi hesaplanacaktır.
3. TANIKLARA ÖDENEN ÜCRETLER
Gelir Vergisi Kanununun 24/3.
maddesinde, "Kazaî veya idari kararlara dayanılarak tanıklara, bilirkişilere ve
resmi arabuluculara bu sıfatları dolayısıyla ödenen ve yıllık tutarı 360.000
lirayı aşmayan ücretler"in gelir vergisinden istisna edildiği hükme
bağlanmıştır. Ayrıca, 9/2/1986 tarih ve 19014 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan
147 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde de tanıklara, bilirkişilere ve
resmi arabuluculara yapılan ödemelerden tevkifat yapılmayacağı; ancak, bu
kişilere ödeme yapanların yaptıkları ödemelerin tutarlarını her yılın ocak
ayında bir liste halinde il defterdarlıklarına bildirecekleri
açıklanmıştır.
Öte yandan tanıkların,
bilirkişilerin ve resmi arabulucuların, bu sıfatları dolayısıyla almış oldukları
ücretlerin, istisna miktarını aşması halinde, istisna tutarını aşan ücretlerin,
Gelir Vergisi Kanununun 95. maddesi uyarınca yıllık beyanname ile beyan edilmesi
zorunlu bulunmaktadır.
Bugüne kadar yapılan uygulamada,
tanıklara yapılan ücret ödemelerinin yıllık toplamının 360.000 liralık istisna
miktarına ulaşmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle, 147 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliğinin; "tanıklara yapılan ödemelerin il defterdarlıklarına
bildirilmesi" ile ilgili hükmü yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre tanıklara
yapılan ödemelerin, her yılın ocak ayı içinde, tanığın ikametgahının bulunduğu
il defterdarlığına bildirilmesine gerek bulunmamaktadır.
Ancak, tanıkların bu sıfatları
dolayısıyla bir takvim yılı içinde elde edecekleri ücret gelirlerinin toplamının
360.000 liralık istisna miktarını aşması halinde, bu ücretlerin yıllık gelir
vergisi beyannamesi ile beyan edileceği tabiidir.
Öteyandan, bilirkişilere ve resmi
arabuluculara ödeme yapanların, her yılın ocak ayında il defterdarlıklarına
yapacakları bildirime ilişkin zorunluluk devam etmektedir. Ayrıca,
bilirkişilerin ve resmi arabulucuların istisna miktarını aşan gelirlerinin
beyanına ilişkin olarak 147 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan
açıklamalara göre işlem yapılmaya devam edilecektir.
Tebliğ olunur.